Bağımsızlığa İltica

GYK Üyemiz Furkan Kaplan Dünya Mülteciler Günü'nde yazdı: Bağımsızlığa İltica

Bağımsızlığa İltica
Furkan Kaplan
Furkan Kaplan

Bugün Dünya Mülteci Günü. Mülteci, dilimize Arapça’dan girmiş olan, iltica eden, sığınan anlamını taşımaktadır. Bu sığınma kitleler halinde gerçekleştiği için içinde bilim insanından dilencisine geniş bir yelpazeyi içinde barındırmaktadır. Bu noktada mülteciler, uygulanan mülteci politikasının doğruluğuna göre göç alan ülke için olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Türkiye’nin mülteci tarihinde bunun örnekleri vardır. İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Nazi zulmünden kaçıp gelen Alman bilim insanları, Bulgaristan ve Makedonya’dan gelen ara elemanlar (teknisyen ve tarımcılar), sanatçılar gibi mülteciler şüphesiz ülkemizin gelişimine de katkıda bulunmuşlardır. Öte yandan yanlış mülteci politikaları ciddi olumsuzluklar doğurabilmektedir. 9 dil bilen profesörün Eskişehir’de tuvalet temizlemesi buna bir örnek. Sorunumuz keşke yetişmiş elemanları doğru yerleştirmek olsa. Yetişmemiş elemanlar, kontrolsüz üreme, sağlık, güvenlik gibi sorunlar mülteci sorununu asıl yakıcı kılanlar.

Mülteci sorunu tüm dünyanın gündeminde. Oysa mülteci sorununun çözümü adında saklı. Mülteciler neden sığınma gereksinimi duymaktadırlar, bir insan neden mülteci olur?

Ülkemiz tarih boyunca mültecilere kapısını açık tutmuştur. Balkanlardan, Kafkaslardan, Batı Asya’dan mülteci almıştır. Coğrafi konumu gereği her konuda köprü olma durumunu bu konuda da korumaktadır. Mülteci cereyanı, ülkemizi siyasi, kültürel, ekonomik değişkenler başta olmak üzere birçok bakımdan etkilemektedir. Bu yazıda esas olarak mülteci politikalarına ve mülteci sorununa değineceğiz.

Emperyalizm için mülteciler, siyasetlerinin önemli bir parçası konumunda. Emperyalizm, bir ülkeyi ya da ülkeleri, kutuplaşma, kamplaşma ve iç savaşa varan süreçlerle yaşanmaz hale getirmektedir. -Katar kriziyle görüldüğü üzere bu süreci ülkenin ötesinde bölgeye de yayabilmektedir.- Bu koşullar içinde sıkışan insan, yaşayabileceği, nefes alabileceği, görece daha iyi olan bir sığınak arayışına girmektedir. Bu noktada mülteciler, bölge ülkeler için bir sorun, sorumluluk haline gelmektedir. Bu sorunları iç ve dış sorunlar olmak üzere iki kanalda ele alacağız.

Yerel Sorunlar

Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliğinin kesin olmadığını ifade ettiği verilere göre ülkemizde 3 milyona yakın Suriyeli mülteci bulunmakta. Dünyada ise bu sayı 5 milyona ulaşmış durumda. (http://data.unhcr.org/syrianrefugees/regional.php adresinden Suriyeli mültecilere ilişkin verileri harita ve grafiklerle görebilirsiniz.) Ülkemize iltica eden 3 milyon Suriyeli mültecinin içinde şüphesiz farklı sosyoekonomik düzeyden insanlar bulunmakta ancak pratikte de gördüğümüz üzere büyük çoğunluğunu yoksul insanlar oluşturmakta. Bu insanlar çürüyen borçlanma ekonomisine ucuz iş gücü sağlamakta. Tek başına nefes aldırmasa da iş gücü piyasasının da düşmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte ağır ve sağlıksız iş koşulları mülteciler için ayrı bir sorun teşkil etmektedir. İş gücü olarak değerlendirilmeyen Suriyeli kadınlar insanlık dışı bir biçimde alınıp satılmaktalar. Organ mafyası, fuhuş ve uyuşturucu ağına değinmeyeceğiz bile. Sağlıksız mülteci alımı, denetimsizlik ve takipsizlik, bu sorunların esas nedeni olmamakla birlikte ikincil nedenler arasında. Bunların sonucu olarak mülteciler maalesef zaman zaman hedef olabilmekte, yerel halk tarafından saldırıya uğrayabilmekte, büyük kavgalar çıkabilmektedir.

Bölgesel Sorunlar

Buraya kadar değindiğimiz sorunlardan da görüldüğü üzere emperyalizm, Suriye’de yaktığı ateşi bölge ülkelere sıçratmaktadır. Bu yolla bölge ülkeleri de Suriye meselesinin bir bileşeni haline getirmektedir. Suriye’deki emperyalist güdümlü savaş, bölge ülkelerin iç işleri haline gelebilmekte. “Stratejik derinliğe” sahip birisi çıkıp da “Zalim Esed gitmeli.” derse, vatandaşın “Bize ne kardeşim?” tepkisini de engellemektedir. Suriye’yi bölme planını bölge ülkelerin de gündemine sokabilmektedir. Aynı durum Körfez Savaşı sırasında Kürt göçüyle gerçekleşmişti. Türkiye, Irak’ı bölme girişiminin bir bileşeni haline getirilmeye çalışılmıştı.

Suriyelilere Vatandaşlık

Ateşi sıçratmanın yanı sıra, Suriye’de göçten boşalan yerlerde nüfus değişimi yaparak İkinci İsrail Koridorunun yolunu yapmak da emperyalizm için ayrı bir fırsat haline gelmektedir. Bu sayede IŞİD’in yürüttüğü görevi “kansız” bir biçimde gerçekleştirebilmektedir. Bu, yukarıda saydığımız meselelerden en yakıcı ve sonuçları en kalıcı olandır. İltica eden Suriyelileri Türkiye’de yerleşik kılmak da bu politikalara çanak tutmaktır.

Çözüm Adında Gizli

Yazımızın başında da değindiğimiz üzere mülteci sorununun çözümü adında gizlidir. İnsanlar bunca zorluğa neden katlanmakta? Ölüm pahasına neden denizlerde boğulmakta? Hepsinden öte vatanlarını neden terk etmektedirler? Neden sığınma gereksinimi duymaktadırlar? Bu soruyu sorduğumuzda sorunun kaynağı Sam Amca, “tek dişi”yle bize sırıtmaktadır. Çözüm Suriye’yi, Irak’ı, Libya’yı yaşanmaz hale getiren, bölge ülkeleri bölmek için çabalayan emperyalizm ve onun işbirlikçileriyle savaşmaktır. Yakın zamanda Suriye Ordusu Halep’i kuşattığında “Yeni bir göç dalgası geliyor.” hezeyanları başlamıştı. Halep kurtarıldığında bir göç dalgası oluştu ancak yönü Türkiye değil Suriye oldu. Gaziantep’ten birçok aile Halep’e göç etti. Sığınmaktan kurtulup vatanlarına kavuştular. Bir başka deyişle Suriye Bayrağının gölgesine iltica ettiler. Görünen o ki mülteci sorunu Birleşmiş Milletler kürsülerinde, Avrupa’da değil; başta Türkiye ve Suriye olmak üzere, İran, Irak, Mısır gibi bölge ülkelerinin iş birliğiyle Batı Asya’nın kalbinde çözülecektir. İşte o zaman herkes, gelecekte büyük insanlık bayrağının altına iltica etmek üzere kendi ulusunun şanlı bayrağının altına seve seve iltica edecektir.

Furkan Kaplan

 

Duyulmayan Gün'ün Şiiri

 

Sabah namazı için teyemmüm abdesti almakta bir baba!

Olmayacak bir güne merhaba!

Memleket kokusunun avuç içindeki toprağa sığdığı

Bazen bir kamyonet kayışının yanığında

Bazen bir tekneye dalga vuruşunda

 

Gâvur silahının patlamasıyla

Yaşanmayacak bir güne davranmak!

Çocukların memleketini "bir seyahat oyunu" sandığı

Bazen bir kamyonet tıkırtısında

Bazen teknede açık hava esintisinde(!)

 

Kayış kokusu, tıkırtı

Bir insana bu kadar yakın

Sözüm ona insanlığa asır

 

Şatolardan gelen demokrasi;

Teknede dalga ve açık hava esintisi(!)

Bu kadar acımasız ve tatsız

 

Kimisinin ailecek ilk yurtdışı tatili(!)

Anne, deniz kızı aramaya çıktı evladı için

Oyuncakları geride bırakarak tutturulan araba yarışı

El ele

Göz kapakları kapandı

Olmayacak bir güne uyanmak için!

 

Böyle olacak ise, bugün olmamalı

Yarınlarda yok bunlar

Her insan vatan toprağında

Kapayacak gözlerini

Ve açtığında o gözlerini!

 

Anne yarın ne zaman gelir?

 

Baba bugün yaşanmadan yarın olmaz mı?

 

Tüm mülteci kayıpların anısına

Bugün Dünya Mülteci günü.

Olmayacak bir gün…

(Şiir:Uğur Kaçar)

Tarih:
Diğer Haberler