Deniz Oktay yazdı: Büyü de Büyü

TGB Bursa İl Başkanı Deniz Oktay yazdı: Büyü de Büyü

Deniz Oktay yazdı: Büyü de Büyü
Deniz Oktay
Deniz Oktay

2017 yılının 1. çeyreğinin büyüme rakamı açıklandı. Tüm ekonomik problemleri çözmüşçesine bir bayram havasının sunulduğunu gördük. Sanki ekonominin ihtiyaç duyduğu tek şey %5 büyümeymiş. Kıskananlar çatlasın diyelim. Ancak biz görünenle tatmin olmuyoruz. Gerçeği kurcalıyoruz.

 

Ekonomide ters giden şeyler olduğunu düşünenler arasında açıklanan verilerin ve uygulanan hesaplama yönteminin güvenilir olmadığını söyleyen geniş bir kesim var. Bu kadar büyük bir şüphe olması rahatsız edici. Ancak bu konuya değinmeyeceğim.

 

Bir ekonomide çalışma çağında olup(15-64 yaş grubu), iş bulma isteğinde olan ancak bir iş sahibi olmayan kişilere işsiz denir. İşsiz sayısının toplam iş gücüne bölünmesiyle de işsizlik oranı bulunur. Türkiye’de son açıklanan Mart ayı işsizlik oranı %11,7’dir. Şubat ayında %12.6, Ocak ayında ise %13 işsizlik olduğunu biliyoruz. Buradan bakınca işsizlik oranında bir düşüş olduğunu görüyoruz. Oysa işsizlik oranını ancak bir önceki yılın aynı dönemiyle karşılaştırırsak doğru bir karşılaştırma yaparız. Çünkü mevsimsel farklar işsizlik oranında bir dalgalanma yaratıyor. 2016 yılının Mart ayı işsizlik oranına baktığımızda işsizlikte azalış değil artış olduğunu göreceğiz 2016 yılının Mart ayı işsizlik oranı %10,1. Başka bir karşılaştırma daha yapalım. 2016 yılının 1. çeyrek işsizlik oranı %10,7’dir, 2017 yılı oranı ise 12,8’dir. Bu verilere bakıldığında işsizlik oranında bir düşüş göremiyoruz.

 

Ekonomi ile ilgilenen herkes bilir ki büyüme arttıkça işsizlik azalır. Oysa büyüme artmasına karşın işsizlik oranında değil azalma bir artış görüyoruz. Bu bize %5 büyümenin yatırımları arttırıcı bir büyüme olmadığını gösteriyor. Çünkü yatırımları arttırıcı bir büyüme halinde istihdamın artması gerekmektedir. Bu şunu gösterir: Bu büyüme oranı sürdürülebilir değildir.

 

Fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artış oranına enflasyon denir. Düşük enflasyon iyi bir şey değildir. Ekonomide durgunluk yaratır. Ancak Türkiye’de hiç böyle bir sorunla karşılaştık mı bilmiyorum. Yüksek enflasyon da ekonominin belalarından biridir ki Türkiye’de hep bu sorundan yakındık.(Bunun manası artan hayat pahalılığıdır) Tercih edilen ılımlı enflasyondur. 2016 1. çeyrek enflasyon ortalaması %8,61 iken 2017 1. çeyrek enflasyon ortalaması %10,21’dir. Enflasyon artışı büyümeyi zorlayıcı bir etkendir.

 

            Açıklanan verilere göre sanayi büyümesi 2017 1. çeyreğinde %5,3 olarak gerçekleşmiştir. (2016 1. çeyreğinde %8,1) Ancak sanayi üretim endeksi 2,1. Burada bir belirsizlik görüyoruz.

 

            Harcama kaleminden 1. çeyrek büyümesine baktığımızda aşağıdaki tabloyu görüyoruz: 

(http://www.tuik.gov.tr/HbGetirHTML.do?id=24567)

 

            Tabloyu incelediğimizde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla özel tüketim harcamalarında ve ihracatta önemli oranda artış olduğunu gözlemliyoruz.

 

            Özel tüketim harcamalarının artışı çok doğal. Referandum sürecind

e yapılan büyük seçim harcamalarının ve vergi indirimlerinin(harcanabilir gelir arttığından talep artar) sonucu %9,4 oldu.

 

            Büyümeyi etkileyen diğer etken olan ihracatın altında komşulardaki talep artışı yatmaktadır. 2016 yılında TL’nin dolar karşısındaki ortalama değeri 3,02 idi. 2017 ise 3,65. TL’nin Euro karşısındaki ortalama değeri ise 2016 yılında 3,34 iken 2017 yılında 3,94’tür. Yerli paranın değer kaybı ihracatta artışa yol açar. Yani maalesef ihracattaki artış üretim artışından kaynaklanmıyor. Bu yüzden sürdürülebilirliği zor gözüküyor.

           

            %5 büyüme rakamının yanında GSYH’nın dolar bazında düştüğünü de akıllardan çıkarmamak gerekir.

(http://www.tuik.gov.tr/HbGetirHTML.do?id=24567)

 

Sonuç Yerine

 

Veriler nasıl açıklanırsa açıklansın saklanamayan gerçekler vardır. Hayat pahalılığını saklayamazsınız, üstünü örtemezsiniz, gözden kaçıramazsınız. Hayat pahalılığı insanı her anında sıkıştırır. Aynısı işsizlik için de geçerlidir. Bunların etkisi doğrudan halk tarafından hissedilir. İşten atılan bir işçiye istediğiniz kadar istihdam arttı deyin. Kepenk kapatmak zorunda kalan bir esnafa istediğiniz kadar %5 büyüdük deyin. Bu cümleler onlar için bir şey ifade etmez.

 

            Şişirilmiş geçici başarılarla zafer sarhoşluğu yaşayarak ekonomiyi düzeltmek mümkün gözükmüyor. Türkiye ekonomisi için kökten değişiklikler yapmak bir zorunluluktur. Bu zorunluluğu anlayamayanların Türkiye’yi yönetebilmesi mümkün değilidir. Türkiye ekonomik zorlukları üretime dayanan bir sistem kurarak atlatabilir.

 

*Yazıda geçen verilerin tamamı www.tuik.gov.tr’den alınmıştır.

 

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler