Anadolu'dan Doğan Güneş: Türk Kadını

TGB İzmir Kadın Komisyonundan Buse Gençtürk ve Zeliha Begüm Yıldıran yazdı

Anadolu'dan Doğan Güneş: Türk Kadını
Buse Gençtürk ve Zeliha Begüm Yıldıran
Buse Gençtürk ve Zeliha Begüm Yıldıran

"Ey Türk kadını, sen kollarının üstünde,

yalnız çocuk büyütmek için dünyaya gelmedin,

senin aziz kollarına yarınki Türkiye'nin

istikbale ait bütün ümitleri dayanmıştır."


Demir parmaklıklar arkasındaki camlardan sokağı izleyen, kocasının iki kelimesiyle nikahı düşebilen, peçesiz sokağa çıkamayan, hür olmayan kadınlar... Osmanlı İmparatorluğu'nda kadınlar bu şekilde görünmeyen kafeslerde hapsediliyordu. Kadın bir meta olarak görüldüğü için sarılıp sarmalanıyordu. Nüfus sayımında büyükbaş hayvanlar bile sayılırken kadın sayılmıyordu.

1908 Hürriyet Devrimi ile başlayan süreçte kadın, zincirlerinden kurtulmaya başladı. Kız çocukları eğitim görmeye başlıyor, kadın dergileri çıkıyor, kadınlar derneklerde örgütleniyordu. Ancak bunlar kadınların erkeklerle eşit olabilmesi için yeterli değildi.

Hayat haklarını isteyen kadınlardan birisi olan Ruhsan Nevvare Hanım ise şöyle diyordu:

"...Evet! O kadar çok şey isteyeceğiz, ilerlememizi o kadar ciddi bir dirençle arayacağız ki, görüp işitenler bizlerdeki istek ve hevese hayret edecekleri gibi, şimdiye değin horlanarak ve aşağılanarak yaşadığımıza da şaşacaklar ve Müslüman kadınlardaki sağlam yürek ve bilgiye, sabır ve ağır başlılığa özellikle de söz dinlerliğe bayılacaklardır"

Kurtuluş Savaşı kadınıyla, erkeğiyle kazanıldı

Yurdun dört bir yanını işgalci ülkelerin sarmasıyla Kurtuluş Savaşı başlar. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı Kuvayi Milliye ruhu ile mücadeleye katılır. Kadınları savaşa atılmasına sebep olan şey ise vatan savunmasıdır. Savaş, kadınların üstlendikleri yeni görevlerle toplumsallaşmasına ve özgürleşmesine de zemin oluşturmaktadır. Erkeklerin cepheye gitmesiyle Türk kadını boş durmaz. Üreten eller savaşta da işler. Kadınlar silahlara mermi takar, cephaneye cephe taşır, yaralıları tedavi eder, hatta gönüllü olarak askere yazılırlar, mitinglerde halkı iknaya uğraşır ve kendisi de cephede diğer kardeşleriyle omuz omuza çarpışır.

Kahraman kadınlardan biri de Aydın ilini Yunan işgalinden kurtarılmasına yardım eden ilk kadın efelerden Emire Ayşe’dir. Emire Ayşe, boynundaki altını satıp silah alarak mücadeleye katılır.

”Ülkem düşman işgalindeyken ben nasıl evlenip çocuk sahibi olabilirim.Şimdi düşmanı kovma vakti,sağ kalıp geri dönersem evlenirim çocuklarım olur” diyen nişanlı genç kızlardan biri de Şerife Ali Ayşe’dir. Şerife Ali Ayşe, sevdiğini beki de bir daha göremeyecek olmasına rağmen savaş alanına koşmuştur.

Kadınlar birer cesaret ve fedakarlık timsalidir milli mücadelede. Tayyar Rahime ateş hattında başını kaldıramayan müfrezeye cesaret vermek için ileri atılmış ve karargahın alındığını göremeden şehit olmuştur.

Şerife Bacı cepheye cephane taşıyan cesur kadınlardandır. Cephaneler ıslanmasın diye battaniyesini cephanelerin üstüne örtmüş ve bebeğiyle donarak şehit olmuştur.

Mitinglerde halka seslenen ve onları milli mücadeleye çağıran kadın aydınlarımız da Kurtuluş Savaşı'na önemli katkılar sağlamıştır. Halide Edip, Sultanahmet Meydanında iki yüz bin kişilik bir kalabalığa seslenip onlara bağımsızlık yemini ettirmiştir. Cephede de görev yapan Halide Edip İstiklal Madalyası'na layık görülen kadınlarımızdandır.

Mustafa Kemal ATATÜRK, Türk kadının verdiği vatan mücadelesini şöyle özetler: “Ve dünyada hiçbir ulusun kadını ’Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım. Ulusumu kurtuluşa, zafere, istiklale götürmekte Anadolu kadını kadar fedakârlık yaptım.’diyemez “

Kadınlar Cumhuriyet ile zincirlerinden kurtuldu

Türk devrimimizin önderi Mustafa Kemal daha 1916 yılında savaş sürerken not defterine kadınlara ilişkin haklar tanınması gerektiğini belirten notlar alır. Ayrıca Kurtuluş Savaşı kadınlarının erkeklerle eşit olması gerektiğini belirtir:

"Bilhassa mücadeleler ile geçen üç buçuk seneden beri pekala bilirsiniz ki, erkeklerini orduya gönderdikten sonra sabanını eline alarak tarlalarını süren; bağını temizleyen, sütünü sağan, pazara giden ve en ziyade kağnısı ile vesair vasıtaları ile cephane taşıyan kadınlarımızdır. Dolayısıyla toplumun kuvveti için, kudreti için ve türlü yüksek milli maksatların elde edilmesi için erkeklerle beraber olması ve beraber çalışması lazım gelen, kadınlarımızdır"

Kahraman kadınlar günümüzdeki haklarını elde etmek için de hep mücadele vermiştir. Kadınlar, ne zaman 23 Nisan 1920’de Gazi Meclis kurulmuş, işte o zaman hapsedildikleri kafesten tamamen kurtulmuya başlamıştır. Saltanat rejiminde tahtın ayaklarının dibinde olan kadınlar; Cumhuriyet ile ayaklar altından alınıp göklere yükseltilmiştir. Türk kadınları, Cumhuriyet’in kurulmasıyla peş peşe gelen devrimlerle sadece “kadın” olarak değil, bir “birey” olarak hayatta var olmaya başlamıştır.

Bu devrimlerle Medeni Kanun ile kadın ve erkek eşit hale gelir, kadınlar okuma-yazma öğrenir, kadınlar peçelerini çıkartarak şapkalarını takar, kadınlar iş hayatında yer almaya başlar, gazetelerde kadınlar artık erkek isimleri ile değil; kendi isimleriyle yazar olur, kadınlar Avrupa ülkelerinden bile önce seçme ve seçilme hakkını elde eder. Bunların hepsi Cumhuriyet’ten önce Türk kadınları için sadece birer hayaldi. Cumhuriyet, kadının salt kadın olmadığını, insan olduğunu da keşfetmesidir.

Kadın, hayatın içinde güzeldir

Cumhuriyet Devrimi, kadınların Ortaçağ zihniyetinin zincirlerinden kurtulmasını sağlamıştır. Kadın sanatta, üretimde, mücadelede; hayatın içinde güzeldir.

Biliyoruz ki oturduğumuz üniversite sıralarını, iş hayatında yer alabilmemizi, millet meclisinde halkı temsil edebilmemizi sağlayan kahraman kadınlarımıza borçluyuz. Onlar Kurtuluş Savaşı’nın cephede cephane taşırken donarak ölen Şerife Bacı, Cumhuriyet kurulduktan sonra eğitim ışığını ülkemize taşıyan Fatma Refet Angın, bilimin ilk kadın temsilcilerinden kimyager Remziye Hisar, ülkemizde ilk kazı çalışmalarını yapan ilk kadın arkeoloğumuz Jale İnan, ilk kadın muhtarımız Satı Kadın...

Şimdi ise İkinci İstiklal Savaşı verdiğimiz bu dönemde vatan savunması daha da önem kazanıyor. Hepimizin cephede savaşacak kadar fedai olması gereken bir dönemdeyiz. Kurtuluş Savaşındaki gibi Şerife Bacıların, Kara Fatmaların, Nene Hatunların vatanımızı savunduğu gibi savunacağız. Kadınlarımızın siyasi hakları elde ettiği Gazi Meclis'i korumak için savaşacağız. Kurtuluş Savaşını veren Türkiye Büyük Meclisi Ordularını korumak için savaşacağız. Ve en önemlisi de şehit anaları kadar fedakar olacağız. Bir oğlumuz şehit düşse de diğerini de vatanımız için feda edeceğiz!

 

Buse Gençtürk/Ege Üniversitesi Gazetecilik

Zeliha Begüm Yıldıran/Ege Üniversitesi İşletme

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler