"Laiklik İle Gericiliğin Savaşı"

Ankara Kadın Komisyonu'ndan Ezgi Kaya yazdı...

"Laiklik İle Gericiliğin Savaşı"

Çocuğunun sağlıklı bir din eğitimi alması gibi art niyet barındırmayan bir amaçla sizi türevleri arasından Ensar Vakfı'na yerleştirmiş bir ailenin oğlu olduğunuzu düşünün. Daha on yaşında annenizin sıcak kollarından ayrılıp "Erkeklere ilgi duyuyorum, çocuklarla dayanamayıp ilişkiye girdim." diyen bir adamın 'eğitimci' olduğu bir yerde, beş ay boyunca sizinle beraber on çocuğun her gece 'Acaba bu gece bedenime elini sürecek mi' diye korkularla uykuya dalmaya çalıştığını düşünün. Bu trajediden bozma hikaye yüzünden tüyleriniz ürperdi değil mi? Peki bu trajediye sahne olacak evleri tutan, bu cemaatten kırma vakfı kuran ve perde arkasında da olsa, bu iğrenç oyunun sebebi olanlar kimler? Buyurun size vakıf yönetimi ve kurucularından birkaç isim:
İsmail Cenk Dilberoğlu, AKP'nin İstanbul İl Genel Meclisi Üyesi

 

Mehmet Sarımermer, Abdullah Gül'ün damadı


Asım Dinçer, Ömer Dinçer'in oğlu ve Taner Yıldız'ın damadı


Kadir Topbaş


Bu vakıfla ilişkisi olan tüm AKP'li isimleri sıralamaya kalksak buradan bizim köye yol olur. AKP'nin arka bahçesinde kurulan vakıf tabii ki de AKP'nin en büyük hedeflerinden biri olan dindar(!) nesil yetiştirme gayesiyle hareket ediyor. Din, siyasetin kirli ellerinde olduğu sürece ahlaktan söz edilemez. Ülkenin lideri dindar nesil diye bağırdıkça Özgecanlar tecavüze uğrar, matematik öğretmeni kadın öğrencilerine seks objesi olarak yaklaşır, her köşe başına açılan imam hatiplerden gün aşırı yeni bir tecavüz vakası duyarız, öz kardeşiyle yıllarca zorla birlikte olan imamın haberiyle sarsılırız... Tüm bu olgular gösteriyor ki laiklik yoksa ahlaktan ve insanca yaşamaktan söz edilemez. Dindar nesil yetiştirilirken onlara kilometre taşı olarak bırakılacak pek çok şey söylendi; "Bir kereden bir şey olmaz, hamile kadın sokağa çıkmasın, kadın kahkaha atmasın, kız mıdır kadın mıdır bilmem, mini etek giyen tecavüze davetiye çıkarır..."

Yakın tarihimizin en vurucu sözü olan Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanımıza ait "Bir kereden bir şey olmaz" cümlesini ele alalım. Tecavüz zanlısını içinde barındıran bir vakfın, soruşturma kapsamına alınması için daha kaç defa çocuklarımızın tecavüze uğraması gerekiyor? Kaç çocuğun daha gece uykularından çığlıklarla uyanması gerekiyor?! Dünkü bakan "çocuklarınıza çığlık atmayı öğretin" demişti, bugünkü bir kereden bir şey olmaz diyor.

Dün kendi ülkesinin çocuklarının güvenliğini sağlamak için çığlığa sığınan AKP hükümeti; bugün tecavüze, şiddete yataklık ediyor. Ancak yarınlar bizimdir. Türkiye'nin geleceği Ensar Vakfını kurup kendi gençliğini yetiştirmeye çalışarak, çığlık atmayı öğreterek ya da kadını eve hapsederek kurulamaz. Çözüm her zaman olduğu gibi yine Mustafa Kemal'dedir. Mustafa Kemal'in laikliğinde! TGB Kadın Komisyonu kurulurken temel sloganımız "Laiklik kadının güvencesidir" olmuştu. Bugünün şartları gösteriyor ki laiklik Türkiye'de sadece kadınların değil; erkeklerin, çocukların kısaca Anadolu topraklarında nefes alan her insanın güvencesidir. O halde sokaklarda 'Laiklik insanın güvencesidir' diye ağız dolusu haykırmak gerekir. Görevini gençliğe hitabeden alan Atatürk gençleri olarak bu ülkedeki gençliğin mayasının sağlam olduğunu bir kez daha haykırıyoruz dosta düşmana.

Kendi çıkarları uğruna ülkenin geleceği olan gençleri zehirleyen ve kendi ideolojisinin gençliğini yaratmaya çalışan AKP hükümeti başta olmak üzere gerici her güruha son sözümüzdür: Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve tecavüzcüler ülkesi olamaz!

Tarih:
Diğer Haberler