Virgülünden Noktasına Gericilik Kokuyor!

Cumhuriyet değerlerini aşağılayan, bilime ket vuran bu köhneleşmiş zihniyetin her zaman karşısında mevzileneceğimizi söyleyerek yazımıza başlayalım.

Virgülünden Noktasına Gericilik Kokuyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,“Zürriyetimizi arttıracağız, neslimizi çoğaltacağız. Nüfus planlamasıymış, doğum kontrolüymüş, hiçbir Müslüman aile böyle bir anlayışın içinde olamaz.” dedi.

 


Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan ve kızı Esra Albayrak’ın yöneticileri olduğu TÜRGEV’de yapmış olduğu konuşma gündeme bomba gibi düştü. Her ne kadar bir siyasinin, bilgisi dahilinde olmayan konularda bu şekilde konuşmasının doğru olmadığını söylesek de; bu söylemlerin altında başka emellerin yattığını görmüyor değiliz. Son yıllarda AKP’li üst düzey yöneticlierden tutun da, devletin en üst kademesinde yer alan bakanlara kadar gericilik ülkenin üzerinde kara bir bulut gibi dolaşmaktadır. Kadına demediklerini bırakmayan, Cumhuriyet değerlerini aşağılayan, bilimsel çalışmalara ket vuran bu köhneleşmiş zihniyetin her zaman karşısında mevzileneceğimizi söyleyerek yazımıza başlayalım.

 


“DOĞUM KONTROLÜ SİZDEN ÖĞRENECEK DEĞİLİZ!”

 


Daha üniversite mezuniyet diplomasının akıbeti bile belli olmayan Tayyip Erdoğan, bu sözleri söylerken acaba bir uzmandan bilgi aldı mı? Böylesine uzmanlık gerektirecek bir konuda yorum yapması hem “her şeyi ben bilirimcilik” hem de yıllarını verip ihtisas yapan Halk Sağlığı, Kadın Doğum uzmanlarını tiye almaktır. Şimdi gelin hep birlikte Tayyip Erdoğan’ın kullandığı “Nüfus(aile) Planlaması” ve “Doğum Kontrolü” ne demekmiş bakalım.

 


Aile Planlaması: Ailelerin istedikleri zaman, istedikleri sayıda çocuk sahibi olmaları için ailelere verilen hizmetlerin tümüdür. Aile planlaması yaygın bilinenin aksine sadece ailelerdeki kişi sayısını sınırlandırma anlamını taşımaz. Amaç anne ve doğacak çocukların sağlıklı olması ve çocuk sahibi olmak istendiğinde gebeliğin oluşmasıdır.

 


Doğum Kontrolü: bir çiftin bakabileceği kadar çocuk sahibi olması demektir. Yine burada da yanlış bilinenin aksine amaç nüfusun azalması değildir. Önemli olan, bir toplumdaki çiftin bakabileceği kadar (yani kendi sosyal ve ekonomik özelliğine göre) çocuk sahibi olmasıdır.

 


VİCDANLI AYDINLAR GÖREV BAŞINA

 


Ben bu yazıyı yazarken Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derniği(TJOD) kendi ilgi alanlarına müdahale edilmesine karşı kamuoyunu güzel bir yazı ile bilgilendirdi. Yazının tamamını en sonda link olarak vereceğim ama beni en çok etkileyen kısmı sizinle paylaşmak istiyorum: “Demokratik bir ülke olan Türkiye’de kadınların en doğal hakları olan üreme hakları istedikleri zaman, istedikleri kadar çocuk sahibi olabilmeleridir. Çocuk sahibi olmak istediklerinde her türlü tedavi ve desteği alma hakları vardır ama çocuk sahibi olmak istemiyorlarsa ya da ideal olan 2 çocuk arasının en az 2 yıl olması için doğum kontrol yöntemlerine de sorun olmadan ulaşmalıdırlar. Dünyada artık sadece doğum kontrolü kavramı yoktur. Üreme sağlığı kavramı mevcuttur. Bu kavram, insanların istedikleri zaman çocuk sahibi olmalarını, çocuk sahibi olamadıklarında infertilite tedavisini, kadın sağlığı ve doğum kontrolünü içine alır.”

 


TAYYİP GİBİ OLMA!

 


Tayyip Erdoğan’ın “en az 3 çocuk” ve “kürtaj bir cinayettir” sözlerinin üzerine bir de böylesine sözler sarf etmesi yukarıda da belirtildiği gibi bir kadının sahip olduğu haklara dil uzatmaktan başka bir şey değildir. Üstelik bu hak insani bir haktır. Devlet tarafından güvence altına alınması gerekirken, devletin en üst kademesi tarafında hiçe sayılmaktadır. Tayyip gibi olmayın.

 


İşin ilginç yanı Tayyip Erdoğan farkında olmadan ‘cinayete’ ikramiye çıkarıyor. Nasıl mı? Bir çift düşünün. İlişkiye giriyorlar ama doğum kontrol yollarından hiçbirini kullanamıyorlar. Henüz çocuk sahibi olmaya da hazır değiller. Bu yüzden karşılarına tek bir yol çıkıyor, kürtaj. Gerçi çocuğu doğurup bakmayabilirler, ne de olsa çiçeği burnunda Sağlık Bakanımız “sen doğur,devlet bakar.” diyor.

 


MUTLU ANNELER, MUTLU AİLELER

 


Sık doğum yapmaktan, erken ve geç yaşlarda olabilecek doğumların komplikasyonlarından, zor doğumların oluşturabileceği tehlikeli operasyonlardan kurtulan kadınlar için değil sadece doğum kontrol yöntemleri. Annenin sağlığı yanında doğacak bebeğin sağlığı açısından da önem taşımaktadır.

 

Preterm(erken) doğan çocuk sayısı azalacak dolayısıyla bağışıklık sistemi daha kuvvetli çocuklar dünyaya gelecek. Bebekler istenen ve beklenen bebekler oldukları için ebeveynden yeterince ilgi, sevgi ve şefkat duyarak ruhsal açıdan da sağlıklı olacaklardır. Ekonomik olarak da daha rahat olacaklar ve daha iyi eğitim alma imkanı bulacaklar. Belki de her şeyden önemlisi mutlu anneler ve tabi ki mutlu aileler olacaktır.

 


Tüm bunların yanında şunu da söylemek isterim ki kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir. Kesinlikle böyle kabul edilmemelidir. Ama Türkiye’de hala birçok kadın kürtajı bir doğum kontrol yöntemi olarak kabul ediyor. Bu kesinlikle hatadır. Kürtaj son çeredir.

 


Türkiye’de aile planlaması hizmetleri; Sağlık Bakanlığı’na bağlı olan Aile Sağlığı Merkezleri, Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezleri ve hastanelerin yanında SSK hastaneleri, üniversite ve diğer kamu kuruluşlarının hastaneleri ve özel sağlık merkezlerinde verilmektedir. Tayyip Erdoğan’ın bu çıkışıyla işe yarar bir bilgiyi de sizinle paylaşmış olayım. Kamu kuruluşlarında, kondom ve doğum kontrol hapları ücretsiz dağıtılmakta, rahim içi araç (RİA) ücretsiz ya da çok düşük bir ücret karşılığında uygulanmaktadır. Unutmayın ki her şeyden önce sağlık gelir. Sağlıcakla...

 

 

http://www.tjod.org/tjod-kamu-aciklamasi/


ATILIM GÜLÇİÇEK


İSTANBUL TIP FAKÜLTESİ

 

TGB Kadın Komisyonu

Tarih:
Diğer Haberler