Ya Barbarlık, Ya Laiklik!

Eskişehir Kadın Komisyonu Başkanı Dilek Çınar yazdı...

Ya Barbarlık, Ya Laiklik!

Toplumda yok sayılan, ikinci sınıf insan olarak görülen, pek çok haktan mahrum bırakılan kadınlar, bu düzeni değiştirecek ilk kıvılcımı 1786 Fransız Devrimi’nde, eşitlik ve özgürlük şiarıyla erkeklerle birlikte devrime önderlik ederek yakmış ve kadınlar tarih sahnesine çıkarak yurttaşlık hakları için büyük mücadeleler vermiştir. Aydınlanma devrimleri ve özellikle laiklik ilkesi kadınları erkeklerle birlikte eşit birer yurttaş yapacak olan toplumun temelini atmıştır. Toplumsal mücadeleler sonucunda kazanılan zaferlere rağmen günümüz dünyasında kadınlar hala ayrımcılıkla, baskılarla, şiddetle karşı karşıya kalmaktadırlar.


Türkiye’de de Cumhuriyet Devrimlerinin aydınlamasıyla devlet, hukuk ve toplum ilişkisinin laiklik ilkesi üzerine kurulması laik toplum düzenini oluşturmuş ve eşitsizliğin önündeki en önemli engeli ortadan kaldırmıştır. Laiklik ile dogmaları reddedilerek aklın ve bilimin yol göstericiliği kabul edilmiş ve toplumsal yaşamda her birey yurttaşlık hakkını kazanmıştır. Laiklik kadının ve toplam olarak toplumun özgürlüğünün güvencesi olmuştur.
Türk kadınını doğrudan etkileyen devrimlerin başında 1924 yılında kabul edilen, eğitimi tek sistem altında toplayarak kadınlara erkeklerle eşit eğitim imkânları sağlayan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ve kadınların yasal statüsünü bütünüyle değiştirerek gerek aile içinde gerekse birey olarak eşit haklar sağlayan 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu gelmektedir. Bunların yanı sıra kadınların yasal statülerinin eşitlenmesinde diğer önemli aşama ise siyasi hakların kazanılmasıdır. Türk kadınları 1930’da yerel, 1934’te de genel seçimlerde seçme ve seçilme hakkını birçok Batı ülkesinden önce kazanmıştır. 1936 yılında İş Kanunu ile kadınların çalışma hayatına düzenlemeler getirilmiş, 1966’da erkeklerle eşit ücrette çalışma hakkı kazanılmıştır.
Fakat bugün iktidara sahip olanların gerici politikaları ile kadına yönelik toplumsal ve hukuksal düzenlemeler işlevsiz kalmıştır. Günümüzde kadınlar toplumun her alanında cinsiyetçi yaklaşımlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kadına yönelik şiddetin arttığı, kız çocuklarının evlendirildiği, kadınların eve hapsedilmeye çalışıldığı, metalaştırıldığı ve değersizleştirildiği ülkemizde son on yılda 5406 kadın öldürüldü. Özgecanlar tecavüze uğrayıp canice yakıldı, Canseller öğretmeni tarafından tecavüze uğradı, sesini duyan olmadı, intihar etti.



13 yıldır iktidar koltuğunda oturan AKP, Cumhuriyet düşmanlığına devam ederken kadınları toplumsal yaşamdan, üretimden koparak eve hapsetmeyi ilke edinmiştir. Cumhurbaşkanı ‘’Ben zaten kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’’,’’ Kadına şiddet abartılıyor’’,’’Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum.’’ diyor. AKP’li Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ‘’Anası tecavüze uğruyorsa çocuk neden ölsün ? Anası ölsün.’’ diyerek Tayyip Erdoğan’ı destekliyor. AKP Milletvekili Sefer Üstün ‘’ Tecavüzcü, kürtaj yaptırandan daha masum’’ diye ekliyor. AKP Bakanı Mehmet Şimşek ‘’Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek’’ diyor. Diyanet işleri ‘’Bir babanın kızına şehvet duyması haram değildir.’’ Şeklinde fetvalar veriyor. Cumhuriyetle hesaplaşmaya giren bu iktidar en çok da laikliğin kazanımlarını yok etmeyi gaye edinerek bizleri yeniden yurttaştan kula döndürmeye çalışmaktadır. Bu çürümüş, gerici ve yobaz fikirlerini toplumun her kesimine medya aracılığıyla empoze ederek kadına karşı şiddeti ve her türlü ayrımcılığı meşrulaştırmaktadırlar.
Bu ortaçağ zihniyeti kadınların kahkahalarından tahrik olmakta, kadınların kıyafetlerini fahişe kıyafetine benzetmekte yani kadını cinsel bir obje olarak görmektedir. Cumhuriyete, laikliğe, aydınlanmaya, bilime kasteden AKP iktidarı ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ söylemlerinin içini boşaltarak gerici ve yobaz fikirlerin ifadesini hürriyet olarak görmektedir.

 

Fakat iktidarın tüm bu saldırgan uygulamalarına rağmen kadınlar bugün eşitlik için, adalet için, Cumhuriyet Devrimleri için direnmektedir. Türk kadını emperyalizme ve gericiliğe karşı açtığı savaşa bugün de cepheden devam etmektedir. Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı için canını ortaya koymaktan çekinmeyen kadınlarımız özgürlük mücadelesini kazanana kadar pes etmeyecektir. Vatan topraklarından gericiliği, emperyalizmi ve onun yerli işbirlikçilerini defederek ülkemizi karanlıktan aydınlığa çıkaracağız. Bu köhne düzeni kadın erkek omuz omuza mücadele ederek yıkacak ve laik toplumu yeniden kuracağız.
DİLEK ÇINAR

Tarih:
Diğer Haberler