16 Mart İstanbul'un İşgali

"Lozan'ın imzalanmasından sonra İşgal kuvvetleri Dolmabahçe meydanında Türk bayrağını selamladıktan sonra gemilerine binip İstanbul'u terk ettiler..."

16 Mart İstanbul'un İşgali
Elif Beyza Tekin
Elif Beyza Tekin

İstanbul yüzyıllardan beri birçok devlete ev sahipliği yapmış bir şehir.  İlk yerleşimlerden Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti oluşuna dek onlarca devlet, milyonlarca insan gördü. Stratejik konumu dolayısıyla her devletin gözdesi oldu. İstanbul şehri, emperyalist devletlerin her zaman ilgisini çeken bir kent olmuştur. Başkentlik yaptığı Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında ise 1. Dünya Savaşı’na sahne oldu.

1. Dünya Savaşı’nın sonlanması ve 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanması ile 1918-1922 yılları arasındaki dönemi ‘’Mütareke Dönemi’’ olarak adlandırılır. Mütareke terimiyle adlandırılan 1918-1922 dönemi, Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet Türkiyesine geçiş evresidir. Bu süreç, hem siyasi hem toplumsal olayların yer alışı açısından öneme sahiptir.

Mondros Ateşkesi’nin imzalanması ile birlikte emperyalist devletlerin haksız işgallerine şahit oldu. İtilaf devletlerinin 55 parça gemiyle Haydarpaşa’ya demirlemesiyle 13 Kasım 1918’de fiili işgal başlamış oldu. Bunun üzerine de Mustafa Kemal, zihinlere kazınan ‘’Geldikleri gibi giderler.’’ sözünü söylemiştir.


İŞGAL SÜRECİNE GİDEN ADIMLAR

13 Kasım 1918'de İstanbul'un ilk işgali ve Mondros'a dayandırılmaya çalışılan işgallerle de birlikte Anadolu'da kurtuluş yolları aranmaya gidildi. Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a vararak  Anadolu'daki teşkilatlanma girişimi ve milli mücadele süreci etkin olmaya başladı. İstanbul’da hazırlanan, bir İngiliz istihbarat raporunda, Harbiye Bakanı Cemal Paşa’nın, İstanbul’daki Milliyetçi Örgüt’ün başı olduğundan ve Mustafa Kemal ile birlikte Anadolu’daki milliyetçi kuvvetlerin hareketini yönelttiğinden söz edilmektedir.

Halk uzun süreli savaştan yorgun ve fakir halde çıkmış, saltanat ve hilafet ise, devletini ve milletini korumakta aciz kalmıştır” ifadeleriyle özetleyen Mustafa Kemal Paşa, Samsun’dan sonra Amasya, Sivas ve Erzurum’da kongreler düzenleyerek yeni bir devlet kurma planlarına başlamıştır.

12 Ocak 1920’de İtilaf devletlerinin temsilcilerinin katılımıyla Londra Konferansı’nın görüşmeleri başladı.  Savaş sonrası Mondros sonrası Anadolu’da işgaller sürerken Londra Konferansı’nda da görüşmeler devam ediyordu. Özellikle İngilizler İstanbul’un işgalinin gecikmesinden oldukça rahatsızdı. 4 Mart 1920’de de konferansta İstanbul’un işgali kararlaştırıldı.

16 Mart sabahı İngilizler İstanbul'a girdiğinde sabah saatlerinde Şehzadebaşı Karakolundaki 10. Kafkas Tümenine baskın yapıldı. Karargahı koruyan 61 askerin 4'ü bu ani baskın sonucu şehit oldular. Baskın sırasında da şehit olan askerler Edirnekapı Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Yüzlerce yıldır Avrupa'da hakim olan Şark meselesi, emperyalist kuvvetlerin başkenti işgal edip şehre zorbalık, açlık, hastalık getirmesine sebep olmuştur. İtilaf güçleri pek çok binaya el koymuş, işgal sırasında da azınlıkları hareketlendirmekten de geri kalmamışlardır. Doğuda Ermeniler, güneyde Fransızlar ve batıda Yunanlılar olduğu halde, milliyetçi hareket, bunlara rağmen her gün daha da kuvvetlenmekteydi.

Mütareke süreci şehri yalnızca siyasi anlamda değil toplumsal anlamda da kötü etkilemiştir. Uzun süren savaştan dolayı Anadolu’ya çok sayıda kişi göç ettiği gibi birçok kişi de İstanbul’a gelmiştir. İşgal kuvvetleri bazı azınlık çeteleriyle de birlikte özel mülklere el koymuş, haksız tutuklamalarda bulunmuş, pek çok silahlı taşkınlıklara sebebiyet vermiştir. Şehrin bazı bölgelerinde işgalcilerden dolayı halk, birçok haksızlığa uğramıştı. Öte yandan bazı bölgelerde ise emperyalist devletlerin İstanbul’a taşıdığı kültürün izleri görülüyor, saray eşrafı bu gelen yeni modalara ayak uydurmaya çalışıyorlardı.

Osmanlı Devleti'nin idare merkezi olan İstanbul'un İtilaf güçlerinin işgali altında olması üzerine Mustafa Kemal de bu devletin artık bir dayanağının kalmadığını bilerek 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'ni kurarak Ankara hükümetini oluşturmuş ve Lozan görüşmelerine de böylece katılmasını sağlamıştır. Nitekim Büyük Millet Meclisinin açılması ile İstanbul Hükümeti’ne karşı rest çekilmiş, Milli mücadeleyi yöneteceğini gösteren yeni bir devletin adımları atılmıştır. Anadolu’da yapılanan teşkilatlanma artık tek merkezden ve daha kontrollü idare edilecekti. Padişahın ise sırça köşkü etrafında idare edilmek dışında bir işlevi kalmamıştır. Nitekim Mustafa Kemal de 1922'de saltanatı, 1924'de de hilafeti kaldırarak Osmanlı Devleti'nin tamamen ortadan kalktığını göstermiş oldu.

Türklerin Anadolu'da var olmasından Balkanlarda ilerlemesine kadar Şark meselesi denilen sorun hep var olmuştu. 1.Cihan Harbi ile başlayan yakın takipte İstanbul adeta ablukaya alınmış, hem stratejik konumu kullanılmış hem de kültürel anlamda hakimiyet kurulmaya başlanmıştır.

Anadolu'da Kuvayimilliye kuvvetleri yerel başarılar elde ediyordu. Anadolu'nun yavaş yavaş işgallerden temizlenmesi ve Lozan Barışının imzalanmasından sonra 2 Ekim 1923 tarihinde İşgal kuvvetleri Dolmabahçe meydanında Türk bayrağını selamladıktan sonra gemilerine binip, İstanbul'u terk ettiler. Böylece İstanbul'un 13 Kasım 1918'de başlayan işgal devri sona ermiş oldu. 6 Ekim 1923'te TBMM hükümeti ordusu İstanbul'a girdi. Ekim 1923’te TBMM orduları İstanbul’u geri almayı başardılar.

Eskimiş bir devletin elinde tutamadığı, yüzlerce yıldır medeniyetlere ev sahipliği yapmış; yerleşmişler, savaşlar, anlaşmalar görmüş bir şehir olarak İstanbul; her zaman konumunun getirdiği özellikleri barındırması yönüyle herkesin göz bebeği olmaya devam edecektir. Cumhuriyetin kuruluşunda da artık eskiyi temsil ettiği için idare merkezi baştan yaratıldı. Dünyanın her tarafından farklı izler taşıyan, gerek nüfus gerek siyasi gerek kültürel anlamda kozmopolit bir şehirdir İstanbul. Bu özellikleri ile devinimi sağlar. Binlerce yıl öncesinden bugüne onlarca farklı kültüre ev sahipliği yapıp hepsini içinde harmanlamıştır. Ancak yine ‘mütareke döneminde’ yaşandığı gibi yozlaşmış kültürün eline bırakılamayacak kadar değerli bir şehirdir. Şimdi ise İstanbul, tüm dünyanın izlediği, sanat, spor, bilim yuvası bir şehir olarak devam etmelidir.

Elif Beyza Tekin

İstanbul Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü

 

KAYNAKÇA:

Zafer Toprak, Mütareke Dönemi İstanbul, Dinden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi Cilt 6, 1994.

Dr. Zekeriya Türkmen, İstanbul'un İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar.

Nur Bilge Criss, İşgal Altında İstanbul 1918-1923.

Öneri Dergisi, Gürkan Fırat Saylan, Cilt 12, sayı 41, Ocak 2014.

Fahir Armaoğlu İngiliz Belgelerinde (1) İstanbul'un Işgali (16 Mart 1920), Türk Tarih Kurumu.

 

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler