98 Yıllık Görev: “KORKMA!”

Batılı emperyalistlerin işgali sürerken milleti bütünleştiren yegane değer, 98 yıl önce üstlendiği görevi bugün de sürdürüyor ve sürdürecektir.

98 Yıllık Görev: “KORKMA!”
Samet Ümit Çilburunoğlu
Samet Ümit Çilburunoğlu


İstiklal Marşı’nın, Büyük Millet Meclisinde kopan coşkun alkışlar eşliğinde kabul edilişinin üzerinden tam 98 yıl geçmiş bulunuyor. Batılı emperyalistlerin işgali sürerken milleti bütünleştiren yegane değer, 98 yıl önce üstlendiği görevi bugün de sürdürüyor ve sürdürecektir. O gün Türk milletinin mücadeleci ruhunu perçinleyen ve ona cesaret veren marşımız, bugün 19 Mayıs’ın 100. yılında zor ama yerine getirilmesi zorunlu bir görev koyuyor önümüze: İstiklal-i Tam Türkiye!

MİLLİ ŞAİR: MEHMET AKİF
1873 yılı Aralık ayında İstanbul’da doğan şairin babası “Temiz” sıfatı ile anılan Fatih Medresesi müderrisi Mehmet Tahir Efendi, annesi Emine Şerife Hanım’dır. Öğrenim hayatı Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde başlayıp ibtidai mektebinde devam ederken yıllar sonra Safahat adlı eserinde ‘Hem babam hem hocamdır, ne biliyorsam kendisinden öğrendim’ diye tanıtacağı babasından Arapça dersleri almıştır. Babasının öğrencileri olan Mühürdar Emin Paşanın oğulları Mahmud Kemal ve Ahmet Tevfik ile arkadaşlık etmiş ve büyük kardeş Mahmud Kemal ile beraber henüz 6 yaşındayken manzumeler yazmaya başlamıştır.
Fatih Merkez Rüşdiyesi, Mülkiye Mektebi, Mülkiye Baytar Mektebi’nde öğrenime devam ederken hem babasını kaybediyor hem de büyük Fatih yangınında evini. Tüm bunlara rağmen mücadele edip Baytar Mektebini birincilikle bitirdikten sonra memuriyetini almıştır. Görev süresi boyunca Anadolu, Rumeli, Şam ve çevresinde bulaşıcı hayvan hastalıkları ile ilgili incelemeler yaptığı sırada halkla teması kuvvetlenmiş ve çeşitli bölgelerde yaşayan halkın dertleri hakkında direkt bilgi sahibi olmuştur. Bundandır şiirlerinde realizmin etkisini çokça görür, isabetli çözümlere rastlarız.
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra şiirlerini ve yazılarını Sırat-ı Mustakim dergisinde başyazarken yayımlamıştır. Edebiyat aracılığı ile Milli Mücadele yıllarında halkı cesaretlendirmiştir. Birçok devlet kurumunda çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 5 Haziran 1920’de Mustafa Kemal Paşa’nın teklifi üzerine Burdur milletvekili seçilmiş ve Anadolu’nun büyük bir kısmına ziyaretlerde bulunup halkı Milli Mücadele’ye teşvik edici konuşmalar yapmıştır. Bunlardan en önemlisi Kastamonu’da yaptığıdır. Bütün dünyanın siyasi durumunu ele alan ve Türk milletini felakete sürükleyecek Sevr Antlaşması’nın fenalığını halka aktaran önemli bir belge niteliğindedir. Bu konuşma ve diğerleri Sebîlürreşâd dergisinin İstanbul ve Ankara’da çıkmış olan dört farklı sayısında yayınlanmıştır.
Burdur milletvekili iken İstiklal Marşı’nın şairi olacak ve Milli Şair olarak anılmaya başlanacaktır. Ama bu Mehmet Akif’in Milli Mücadele’ye ne ilk ne de son katkısı olacaktır.

KAHRAMAN TÜRK ORDUSUNA VE TÜRK MİLLETİNE İTHAFEN

Milli Mücadele’nin en ateşli günleri yaşanıyor. Yunan süngüleri Anadolu içlerine kadar girmiş, Damat Ferit Paşa Hükümeti Sevr Antlaşmasını imzalamış, cephelerden yakıcı haberler geliyorken ve meclis en heyecanlı günlerini yaşıyorken İstiklal Marşı ‘Kahraman Ordumuza’ ithafıyla kaleme alınıyor.
Milli mücadeleler tam inanmışlıkla ve cesaretle boyanmış mücadele ruhuyla kazanılır. İşte vaziyet tam da buyken mecliste dile getiriliyor ve bir milli marşın ihtiyacına karar veriliyor. Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayınlanan bir genelgeyle yarışma yapılacağı duyuruluyor.
Yüzlerce şiir arasından şartlara uyan 6 şiir değerlendirilirken dönemin Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, Mehmet Akif’ten bir şiir yazmasını ister ancak 26 Şubat 1921 tarihli meclis tutanaklarında geçen Hasan Basri’nin ‘’Mehmet Akif o zilleti irtikap etmez, katiyen ona tenezzül etmez.’’ ifadesiyle Mehmet Akif’in yarışma ödülünü doğru bulmadığı için yarışmaya katılmadığı anlaşılır.
‘’…o benim milletimindir ancak’’ sözleri boşuna yazılmamıştır. Mehmet Akif maddi geçim sıkıntıları içindeyken ve 5 çocuğuna bakmak zorundayken bile o mükafata tenezzül etmeyerek Milli Mücadele ruhuna sahip ve millet anlayışını kavramış bir vatanperver olduğunu göstermiştir.
Kazanması durumunda yarışma şartlarının istediği gibi düzenleneceği söylenerek ikna edilmiş ve İstiklal Marşı 1 Mart günü Hasan Basri’nin önergesi üzerine Hamdullah Suphi tarafından okunmuştur. İlk mısradan sonra ve okunan tüm dörtlüklerin ardından mecliste alkışlar kopmuştur. İstiklal Marşı, 12 Mart günü mecliste uzun müzakereler sonucu oy çokluğuyla kabul edilmiş ve bir kez daha –bu kez herkes ayakta- coşkuyla okunmuştur. Hasan Basri Çantay, Akifname adlı eserinde Mustafa Kemal Paşa’nın marş okunurken sıraların önünde ayakta dinlediğini ve sürekli alkışladığını kaydeder.
Halkla devamlı temas halinde bulunan, onun ihtiyaçlarını, inanışlarını, önceliğinin vatan ve hürriyet olduğunu bilen Mehmet Akif şiirindeki manevi kavramları ümmetçilik anlayışından daha fazla millet olmanın önemi üzerine kurmuştur. İstiklâl Marşı, Mehmed Âkif’in de aynı yorgunluk, umutsuzluk, hüzün içinde yaşadığı günlerin mahsulü olmuştur.

VAZİFEYE ATILIYORUZ!

Adı üstünde İstiklal’in marşı. Bir millete ait böylesine hisli, yürekli, uyum içinde değerler ancak o millet can alıcı süreçlerden geçerken inşa ediliyor. İstiklal mücadelesine omuz veren Türk milleti, kendine ithaf edilen bu coşkun mısraların kararlılığı ve inanmışlığıyla zafere yürüyor. Ve aynı Türk milleti bugün yine bir Vatan Savaşı vermekte. Ekonomi, eğitim, kültür-sanat, askeri ve siyasi alanlarda emperyalist saldırılara maruz kalıyor. Türk gencinin önüne düşen görev, bu can alıcı dönemlerde İstiklal Marşı, Öğrenci Andı, Gençliğe Hitabe kararlılığı ve azmi ile Atatürk’ün devrimci programının iktidar olacağı tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye’ye yakışır biçimde, milletin karakterini belirleyen ve o milleti bütünleştiren değerlere yarin elini tutar gibi sımsıkı sarılmaktır. Ve şairin de söylediği gibi KORKMAdan 19 Mayıs’a, zaferlere yürümektir.

Samet Ümit Çilburunoğlu
TGB Ankara İl Yöneticisi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler