ABD’nin maşası Almanya’da ifşa edildi!

PKK, Almanya sahasını kaybetmekte. Bunu fark eden bölücü terör örgüt, Almanya’da her geçen gün daha da saldırganlaşıyor.

ABD’nin maşası Almanya’da ifşa edildi!
Can Çakır
Can Çakır

Berlin, PKK’yı çiziyor!

Bir Amerikan tankı, Suriye’nin kuzeyinde bir yolda ilerliyor. İçindeki askerlerin omuzlarında YPG sembolleri var. Yani terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısının işaretleri. Alman Birinci Kanal’ı bilineni gösteriyor: ABD ve PKK ittifak halinde. Nasıl olur da Marksist ve antiemperyalist olduğunu iddia eden bir örgüt, emperyalist deyince ilk akla gelen “Sam Amca” ile ittifak kurabilir? Alman devlet kanalı ARD, 26 Ekim günü yayınladığı Panorama programında bu soruya cevap arıyor.

Bu soru, haberi hazırlayan Stefan Buchen ve Karaman Yavuz’u ABD’ye, Colorado’ya götürüyor. Aspen Enstitüsü’nün düzenlediği bir güvenlik konferansına katılan ABD’nin Suriye’deki işgal güçleri komutanı Raymond Thomas anlatıyor: “PKK’nın yöneticileri ile direkt olarak görüştüm. Dedim ki; Arkadaşlar, tabela isminizi değiştirmelisiniz. Ertesi gün dediler ki: “Artık ismimiz Suriye Demokratik Güçleri.” ‘Demokrasi’ kelimesinin de bir şekilde yeni ismin içine sıkıştırılmasını çok akıllıca bir fikir buldum.”

ARD, PKK’yı ifşa ediyor. Alman devlet televizyonu, terör örgütünün ABD taşeronu olduğunu açıkça anlatıyor ve ekliyor: ABD’nin 15 yılda Ortadoğu’da yürüttüğü müdahale politikası, bölge ülkelerinde daha büyük krizlere ve yeni etnik çatışmalara yol açıyor. PKK da burada taşeron olarak kullanılıyor.

VERFASSUNGSSCHUTZ: ALMANYA İÇİN DE TEHLİKE

Almanya, ABD’den ve PKK’dan çıkan riskin farkında. Nitekim kendi ülkesi için de tehlike arz ediyor. Bu tehlike, Alman iç istihbarat (Verfassungsschutz) raporlarından da belli oluyor; PKK’nın 2016 yılında karıştığı şiddet içerikli eylemlerin kaynağının genel olarak PKK olduğunu ifade ediyor. [1] Bundan dolayı da zaten PKK 1993 yılından beri Almanya’da yasak. Buna rağmen hala faaliyetlerine devam etmesi ve hedefe yönelik saldırıları, daha mart ayında yasaklı PKK sembolleri listesinin Alman İçişleri Bakanlığınca genişletilmesine sebep olmuştu fakat yine de Eylül ayında Köln’deki bir eylemde Abdullah Öcalan posterlerinin açılması, İçişleri Bakanlığı’nın yasaklar listesini yeniden gündeme getirdi. [2]

Almanya’da PKK her ne kadar yasak olsa da sembolleri kullanılmakta ve faaliyetleri devam etmekte. Örgüt burada Nav-Dem isimli dernekler üzerinden çalışıyor. 2016 Verfassungsschutz raporuna göre PKK’nın Almanya’da 14.000 üyesi bulunmakta. [3] Öyle ki 24 Temmuz 2015’te başlatılan vatan savaşından sonra kamuoyunda “Suriye’deki özgürlük savaşçıları” olarak lanse edilen PKK’ya yönelik yasağın kaldırılması bile tartışılmaya başlanmış, PKK terör örgütü Almanya’da salonfähig [4] olmaya başlamış, örgüt kamuoyunda Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanılmaya başlanmıştı. Dolayısıyla son gelişmeleri Almanya’nın siyasetindeki bir değişiklik olarak yorumlayabiliriz.

EN ÇOK İZLENEN PROGRAM

Geçtiğimiz hafta perşembe günü yayınlanan Panorama programı, Almanya’nın o gün en çok izlenen haber programı oldu. Öyle ki üç milyon kişi Alman ekranları başında PKK’nın gerçek yüzünü izledi.

Örgüt bundan memnun değil. Şimdiye kadar kendisine kol kanat geren ülke, örgütü terk etmekte. Bundan dolayı PKK, Almanya’yı da her fırsatta hedef almakta. Bir sonraki eylemleri için yaptıkları çağrının hedefinde de ona göre Alman meclisi var. Öte yandan programın yayınlanmasından üç gün sonra Bielefeld’deki bir dernek lokaline yapılan saldırıyla birlikte Almanya’yı istikrarsızlaştırma politikası yürüteceklerini gösteriyorlar.

PKK, Almanya sahasını kaybetmekte. Bunu fark eden örgüt, Almanya’da her geçen gün daha da saldırganlaşıyor. Almanya da bunun farkında. Öyle ki, örgütün ABD ile olan iş birliğini açığa çıkarıyor. Önümüzdeki günlerde Almanya, PKK’nın daha fazla üstüne gidecekmiş gibi duruyor.

Almanya, ABD’den kopuyor mu?

Yukarıda  değinmiştik: Alman devlet kanalı ARD, ABD taşeronu PKK’yı ifşa etti. Şimdiye kadar terör örgütünün üzerine kol kanat geren Almanya, örgütün ipliğini kamuoyunda pazara çıkarıyor. Bu durum, Almanya’nın politikalarında değişiklik olarak algılanabilir…

ABD’DEN BAĞIMSIZ DIŞ POLİTİKA

Almanya’da Trump Amerikası’na karşı sesler, Donald Trump’ın başkan seçildiği Kasım 2016’dan bu yana yükselişte. Başta önceki dönem Meclis Başkanı Norbert Lammert ve Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier olmak üzere farklı isimlerin, ABD’nin politikalarının belirsizliğine dikkat çekmeleri ve buna paralel olarak yapılan “güçlü Avrupa Birliği” vurgusu, Almanya’nın çokkutupluluğu benimsediğini göstermekte. Son olarak Rusya ile yapılan enerji anlaşmaları ve Almanya’nın Çin ile olan ticaret hacminin diğer ülkeleri geride bırakması bu yönde belirleyici.

Ayrıca Almanya’nın İran ile yakın ilişkiler kurması da ABD yönelişinin karşısında durmakta. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzalanan nükleer anlaşmayı her fırsatta hedef alırken, Almanya’nın İran ile olan ticari ilişkileri 2016 yılında bir önceki yıla göre %22 artış gösterdi. [5] Geçtiğimiz Pazar günü Frankfurter Allgemeine gazetesinde çıkan haberde ise Alman, İngiliz ve Fransız diplomatların Washington’da ABD Kongresi’nin İran’a karşı devreye sokmayı planladığı yaptırım paketine karşı lobi çalışmaları yürüttükleri belirtiliyor. Yeni yaptırım paketinden ise İran ile ticari ilişkiler kuran kurumların ABD ile ilişkileri olumsuz yönde etkilenecek. Bundan dolayı Kasım ayı başında AB Dışişleri Bakanı Mogherini’nin ABD’ye seyahat etmesi gündemde. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump geçtiğimiz hafta Almanya’nın İran ile ilişkilerine karşı saygısını belirtmesi ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile olan dostluğunu vurgulaması, Almanya’nın ABD’ye rağmen siyaset yürüttüğünün son göstergesi. [6]

Türk-Alman İlişkilerinin Seyri

Almanya ve Türkiye ilişkileri Avrasya geleceği için büyük önem taşıyor. İki ülke arasındaki ilişkiler, son zamanlarda zorlu bir süreçten geçmekte. 24 Temmuz 2015’ten beri yürütülen vatan savaşına ilişkin Alman kamuoyundaki yorumlar ve 2 Haziran 2016 günü Alman Meclisi’nce kabul edilen Ermeni Soykırımı yalanı tasarısı, iki ülke arasında gerginliklere yol açmıştı. Özellikle 15 Temmuz darbesinden sonra Almanya’nın FETÖ ve PKK’ya kucak açmış olması, Türkiye’nin ve Almanyalı Türklerin güven kaybına sebep olmuştu. Bunun yanı sıra Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin Almanya’da rahatsızlık uyandıran faaliyetleri de aradaki gerginliği hala devam ettirmekte.

Fakat hiç kuşkusuz, iki ülkenin birbirine ihtiyacı var. Almanya, Türkiye’nin en önemli ticaret ortaklarından. Aynı şekilde Türklerin 50 yıldan fazladır süregelen göç tarihi, iki toplum arasındaki ilişkileri derinden etkilemekte.

Almanya bu durumun farkında. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra harap haldeki ülkenin yeniden inşa edilmesinde Türklerin katkısı inkar edilemez. Aynı zamanda Hitler faşizminden kaçan Yahudi bilim adamlarına Atatürk Türkiye’sinin kucak açması, iki ülke bağlarını koparılamaz bir boyuta getirmiştir.

Almanya, Batı Asya’da etkin olmak istiyorsa başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleriyle de ittifak kurmak zorunda. Kurulduğumuzda bu yana Türkiye Gençlik Birliği olarak Almanya’ya bu gerçeği her fırsatta hatırlattık. Yaptığımız Mehmetçik eylemlerimiz Alman kamuoyunda her zaman büyük yankı uyandırdı. Gerçek yüzlerini ifşa etmemizden rahatsız olan Almanya’daki terör uzantıları ise en yakından gerçek yüzlerini gösterdiler. Yaptıkları saldırılarla Almanya için de barındırdıkları tehlikeyi gösterdiler ve hala da göstermekteler.

İki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesine yönelik işaretleri ise bir süredir Almanya’nın en etkili siyasetçileri ve yayın organlarınca verilmekte. Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’in 30 Haziran günü yaptığı “Türkiye bizi PKK konusunda uyarmakta haklı” açıklaması [7] ve Eylül ayında Frankfurter Allgemeine, Tageszeitung ve Welt gibi birbirinden farklı yayın organlarında çıkan FETÖ ve PKK konusunda Türkiye’nin haklı olduğu tartışmaları, Almanya’nın yönelişine yeni bir ivme kazandırmakta.

GÖREVLERE HAZIRIZ!

Zaman geçiyor. Geçen zamanla birlikte Almanya da olgunlaşıyor. Süreç lehimizde ilerliyor. Almanya, geçmişin hatalarını birer birer fark ediyor.Almanya’da yaşayan Türk gençleri olarak bizler de bu sürecin önemli bir parçasıyız.

Dünyadaki ABD hegemonyasına karşı yükselen yeni çok kutuplu dünya düzeninde Almanya ve Türkiye’ye önemli roller düşüyor. İki ülkenin de çıkarları Avrasya’da yeşeriyor.  Bizler de bu ortak çıkara hizmet edecek ve Avrasya uygarlıklarını yükseltecek olan her türlü göreve hazırız.

 

Can Çakır

TGB Almanya Genel Sekreteri

 

Kaynakça:

1. 2016 Verfassungsschutz raporu.

2. http://www.dw.com/tr/alman-içişleri-bakanlığından-pkk-açıklaması/a-40567795.

3. 2016 Verfassungsschutz raporu, s. 217.

4. Meşrulaştırma.

5. http://www.auswaertiges- amt.de/DE/Aussenpolitik/Laender/Laenderinfos/Iran/Bilateral_node.html#doc337586bodyText2.

6. http://www.faz.net/aktuell/politik/trumps-praesidentschaft/donald-trump-deutschland-soll-ruhig-weiter- geschaefte-mit-iran-machen-15259203.html.

7. http://www.dw.com/tr/gabriel-türkiyeden-defalarca-somut-kanıt-talep-ettik/a-39499341.

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler