AKP'nin tekerrür seçim paketi sistemi

Daraltılmış bölge seçim sistemi, gazi meclisteki milletin iradesine ket vuracaktır.

AKP'nin tekerrür seçim paketi sistemi
İnci Sedef Karaca
İnci Sedef Karaca

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın tüm dönemlerin milletvekillerine verdiği iftar yemeğinde “dar ve daraltılmış seçenekleri başta olmak üzere tüm alternatiflerin tartışılması” çağrısı yaptı. Daha önce , 2013’te “Demokratikleşme Paketi”(!) adı altında, 2015 genel seçimlerine giderken de bu seçim sistemi değişikliği dillendirilmişti. Dar bölge veya daraltılmış bölge adıyla geçtiğimiz senelerdeki fikirlerini revize ederek meclis gündemine taşınacağı anlaşılan bu iki sistemin Türkiye’nin ihtiyaçlarını ne kadar karşılayacağı tartışılmalıdır.

Peki, nedir dar bölge ve daraltılmış bölge?

DAR BÖLGE-DARALTILMIŞ BÖLGE SEÇİM SİSTEMİ

İngiliz modeli olan dar bölge, çoğunluk seçim sisteminin bir türü. Sözde demokrasinin ileri olduğu ülkeler ABD ve İngiltere’de halen uygulanmaktadır. Fakat halkın tepkilerinden ötürü seçim sistemi değişikliği İngiltere’de de gündeme geliyor zaman zaman.  En çok oyu alan aday milletvekili seçileceği için diğer partilere verilmiş oyların boşa gitmesi söz konusu. Bu nedenle sisteme yönelik eleştirilerin başında partiler arasında temsil eşitliğinin olmadığı geliyor. Büyük partilerin aldıkları oy oranından daha fazla milletvekiliyle mecliste temsil edilmesi, çok parçalı bir siyasi parti yapısına engel olması, küçük partilerin mecliste adil bir şekilde temsiline imkan tanımaması, etnik veya mezhepsel köken ile paranın seçimlerde etken olabilmesi gibi nedenlerden ötürü bu seçim sisteminin kullanılmaması kanaatini yaratıyor.

Bu modelde yönetimde istikrar ön plandadır, seçmen ile milletvekili arasında daha kuvvetli bir bağ olur. Fakat bu sistem demokrasi ve adaletle uyuşmaz.
Dar bölge seçim sistemi barajsız seçim sistemidir. Buna göre Türkiye, seçilecek milletvekili sayısı kadar seçim çevresine ayrılacak ve her bir bölgeden bir milletvekili seçilecek. 2019’da milletvekili sayısı 600 olarak uygulanacağı için, dar bölgeye geçilmesi durumunda Türkiye’de 600 seçim çevresine ayrılmış olacak. Seçim çevresini birinci sırada tamamlayan parti adayı veya bağımsız aday milletvekili olmaya hak kazanmış olacak.

Daraltılmış bölge ise; tüm iller bölgelere ayrılacak. Seçim çevreleri 4-5 veya 6 milletvekili çıkaracak daraltılmış bölgelere ayrılacak, belirlenecek sayıdan az vekil çıkaran iller komşu illerle birleştirilip tek bir seçim bölgesi haline getirilecek, vekil sayısı yüksek olan iller ise birden fazla seçim bölgesine ayrılacak.  Fakat bu sistem de büyük partilerin avantaj kazanması, partiler arasında temsil adaletsizliğine yol açması ve küçük partilerin mecliste temsil şansının azalması anlamına geliyor.  

Bildiğimiz üzere ülkemizde 1961’den itibaren nispi temsil sisteminin farklı türleri uygulanmaktadır. (1991’de Turgut Özal’ın uygulamaya çalıştığı daraltılmış bölge seçim sistemi hariç) Bunlardan en demokratik, adaletli ve hakkaniyetli olanı ise milli bakiye seçim sistemidir. Çünkü milli bakiye seçim sistemi, her parti aldığı oy oranında milletvekili çıkaracak demektir. Örneğin 600 milletvekilinin seçileceği bir oylamada A partisi %40 aldıysa 240 milletvekili, %2 oy alan B partisi ise mecliste 12 milletvekili bulundurabilecek. Hem her partinin söz hakkı olacak mecliste hem de adalete uygun bir şekilde çoğunlukçu yapının dışında bir sistem olacak. Nispi temsil sisteminde dediğimiz gibi adalet  vurgusu ön plandadır. Dar bölge seçim sistemin de evet, istikrar sağlanıyor ama temsil edilme bakımından adaletsizliklere ve mecliste gerilmelere yol açarak meclisin organlarının işlemesine engel olacaktır. Kaldı ki bu sistem uygulandığında, milli meclis dediğimiz yapı bozulacak. Çünkü birlik ve bütünlükten ziyade tamamıyla bölücü, kutuplaştırılmış bir meclis olacak. Şu anda AKP içerisindeki ağırlıklı görüş ise daraltılmış bölge seçim sistemi yönünde.
 
NEDEN DARALTILMIŞ BÖLGE?

AKP’nin daraltılmış bölge seçim sistemi üzerinde yoğunlaşmasının nedenleri; birincisi, baraj tamamen ortadan kaldırılmayacak. İkincisi ,dar bölge seçim sisteminin sonucunda yerel unsurların belirleyiciliği fazla olacağından mikro çıkar siyaseti meclise tamamıyla girmiş olacak. AKP lehine olan bu seçim sistemi aslında HDP ve FETÖ’ye de yarayan bir değişiklik olacaktır.

TÜRKİYE’NİN SİYASİ DURUMU VE ÖNERİLEN SEÇİM SİSTEMİNİN TERÖRLE MÜCADELEYE ETKİLERİ

Bu durumda birde Türkiye’nin mevcut siyasi durumuna bakmak gerekiyor. Şu anda Türkiye’nin içeride PKK, FETÖ ve sınırda PYD/YPG, IŞİD terör örgütleri gibi büyük bir sorunu varken anayasa değişikliğinden sonra seçim sistemi değişikliği gerçekten gerekli midir?

Türkiye’nin terör ve ekonomik sorunları varken yapılan anayasa değişikliği zaten evet-hayır olarak Türk milletini kutuplaştırmışken, bu kutuplaşmadan kurtulmak adına yeni adımların atılması yerine, yine ve yeniden milleti daha da ayrıştırıcı bir hareket olacaktır bu değişiklik.

AKP hükümetinin özellikle TSK içinde yuvalanmış FETÖ mensubu kişileri temizlemesi ile ordu Atatürkçü ve vatansever komutanlara bırakılırken, aynı zamanda milli bir kimliğe de bürünüyor. Bunun yanı sıra AKP’nin TSK ve kolluk kuvvetleriyle yürüttüğü PKK’ya ve FETÖ’ye karşı mücadelede hükümet Türk milletinin refahı ve istikrarı için milli çizgide ilerliyor. Şu anda PKK’nın ve FETÖ’nün arkasında olan kuvvetin bizzat ABD olduğu herkesçe kabul edilmiş ve bu yüzden mevcut hükümet Türkiye’nin sorunlarının çözümünü Atlantik’te değil de milli güçlerde arıyor. FETÖ ise yıllardır biriktirdiği kadroları ve var ettiği çevresi ile özellikle yerellerde hala varlığını sürdürüyor. AKP kendi içindeki ve meclisteki FETÖ üyelerini temizleme konusunda adımlar atarken, bu değişiklik ile  meclis içerisindeki FETÖ’nün yerellerden güçlenerek gelen milletvekilleri ile birlikte ,kendisini meşrulaştırma çabası sonuç verecektir. Böylece mecliste yeni yapılmaya başlanan temizleme operasyonlarına da ket vurmuş olacak.

Tüm bunlara ek olarak AKP’nin TSK ile PKK’ya karşı yürüttüğü operasyonlara; HDP’ye karşı hukuken uyguladığı yaptırımlar da eklenir. 24 Temmuz’dan itibaren TSK’nın yürüttüğü operasyonların sonucu 1 Kasım seçimlerinde AKP’nin oylarının artması ve halkın hükümete karşı güveninin artması  şeklinde yansıdı. Halk gördü ki PKK hendeklere gömüldü, PKK’nın kampları hava harekatları ile vuruldu ve terör örgütü şehir merkezlerinden arındırıldı. Hal bu olunca Güneydoğudaki halk PKK’dan bıkmış bir şekilde haklı olarak seçimde bunun tepkisini gösterdi. Gelelim 2017 halk oylamasına… Seçimlerden yaklaşık 1,5 yıl sonra siyasette gerilimin yükselmesi ve HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş ve milletvekillerinin tutuklanması, belediyelerin neredeyse tamamının kayyuma devredilmesine rağmen bölgede seçmenin tepkisizliği başka bir siyasi okumayı da beraberinde getirdi. 2015 genel seçimlerinde Doğu ve Güneydoğu’da, AKP 860.000 oy; HDP ise 2.200.000 oy aldı fakat 2017 referandumuna gelirsek “EVET” oyları aynı bölgelerden 1.226.000; “HAYIR” oyları ise 1.810.000 oy aldı. Bu durumda halk yine AKP’ye destek verdi ve Güneydoğu’dan her ne kadar hayır çıkmış olsa da, AKP’nin oylarının bir hayli yükseldiğini ve HDP’nin oylarının düştüğünü evet oylarından görüyoruz. Görünen o ki, seçmenin HDP'den vazgeçmediği ancak parti ile arasına mesafe koyduğudur.

Fakat gözden kaçırılmaması gereken bir şey var: Güneydoğu’da HDP’nin hala bir oy potansiyeli var. HDP hala sözde demokratik ve özgürlükçü söylemlerinden vazgeçmeyip, Atlantik sistemini temsil eder. TSK, PKK’ya karşı operasyonlar yürütüp, sınır güvenliğini sağlarken; HDP, mecliste ABD’yi ve kara gücüm dediği, silah yardımlarını açıkça dile getirdiği PKK’yı savunan siyasetler üretip, sınır güvenliğini tehdit eden terör örgütlerine destek oluyor. 15 Temmuz’dan itibaren anti-Amerikanlaşan Türk milleti, terör örgütünü sahiplenen HDP’nin amerikancı tavrını bir kez daha gördü.

İçeride ve sınırda terörle mücadele başarılı bir şekilde devam ederken bu oy potansiyelini yıkmak kolay olacaktır, fakat daraltılmış bölge seçim sistemi uygulandığı takdirde o potansiyel meclise taşınacak ve milli meclis görünümü yok olurken, terörle mücadelenin tam olarak başarılı bir şekilde devam etmesi mümkün olmayacaktır.

Hem terörle mücadele ederken hem de milli meclisi korumak ise milli bakiye seçim sistemi ile mümkün olabilir. 27 Mayıs 1960 devriminden sonra 1965’de kabul edilen yasa ile milli bakiye seçim sistemi uygulanmaya başlanmıştı. Bu sistem temsil edilebilirliği artırırken; FETÖ’den ve PKK’dan temizlenen milli meclis içerisinde milli kuvvetleri hakkaniyetle meclise taşıyacak sistem budur. Bu sistemle milletin iradesinin yansıtılması daha kolay olacaktır.

Türkiye bir vatan savaşı içerisindedir diyoruz. ABD emperyalizmine ve onun piyonları olan PKK ve FETÖ’ye karşı verdiğimiz haklı mücadelenin başarılı bir şekilde sonuca ulaşabilmesi için önceliğimiz birlik ve beraberlik içerisinde, sağ-sol demeden, Türk milleti olarak topyekun mücadeleye katılmaktır. Önceliğimiz bu vatan savaşının başarıya ulaşmasıdır. Bunun için daraltılmış bölge seçim sistemi, bu vatan savaşını zedeleyecek bir adım olacaktır. Aynı zamanda FETÖ’den ve PKK’dan temizlenen meclise, milletin iradesini katmakta önüne ket vuracaktır.  
 
İnci Sedef Karaca

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler