Aybüke Öğretmen'in ardından

TGB Marmara Üniversitesi'nden Meltem Şahin yazdı...

Aybüke Öğretmen'in ardından
Meltem Şahin
Meltem Şahin

Dün (9 Haziran 2017) öğle saatlerinde, Batman’dan peşi sıra gelen acı haberlerle sarsıldık. ABD’nin “kara gücüm” dediği PKK, Batman’ın Kozluk ilçesine bağlı Bekirhan Beldesi’nde, jandarma kontrol noktasına saldırı girişiminde bulundu. Teröristlerin bomba yüklü aracı infilak ettirmesi sonucu ikisi asker olmak üzere üç kişi yaralandı. Aynı saatlerde Kozluk ilçe merkezinde PKK’lı terörist, uzun namlulu silahla etrafı tararken, bölgeden geçen öğretmen Şenay Aybüke Yalçın ağır yaralandı. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Aybüke Yalçın’ı yitirişimizin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.  

“SOL” GAZETECİLİĞİN GERÇEKLİKLE İMTİHANI

 Bir buçuk hafta önce “devlete kızıp” PKK kamplarına katılan “kırmızı fularlı kız” olarak bilinen Ayşe Deniz Karacagil’in ölüm haberini okumuştuk. Kendini “sol” zanneden gazetelerin Ayşe Deniz’i adeta bir “özgürlük savaşçısı”, “devrimci bir kahraman” olarak parlattıklarına şahit olduk.

 Aynı “sol” gazeteler Aybüke Yalçın için ne yazdı? Bakalım:

“Batman’da silahlı saldırı: Yoldan geçen öğretmen öldü.”

“Batman'da silahlı saldırı: 1 öğretmen hayatını kaybetti”

Ayşe Deniz’in “IŞİD”e karşı savaştığını vurgulayıp onu “devrim neferi” ilan eden pek solcu gazetelerimiz, gencecik öğretmen için “öldü” demekle yetiniyor; saldırıyı yapanın PKK olduğunu ağzına alamıyor. Hayır, Aybüke yoldan geçerken ölmedi. Aybüke, PKK tarafından öldürüldü.  

DEVRİMCİLİĞİN İLK KOŞULU: ANTİEMPERYALİST DURUŞ

Özellikle 80’lerden itibaren boy göstermeye başlayan “akılsızlaştırma” süreci kavramların içini boşaltmakta, milletimizin ayağında pranga olan her türlü bölücü/gerici faaliyeti özgürlük olarak sunmaktadır. Neoliberalizmle birlikte başlayan akıl tutulmaları silsilesinin günümüzde en çok parlattığı şey “sol maskeli vatansızlık”tır. Bu aslında hastalıklı bir ruh halidir. Öyle ki, yıllarca bu vatanın kanını emen, ABD’nin kara gücü PKK’nın kuyrukçuluğunu yapıp “solcu” olunmaktadır.  

Oysaki devrimciliğin, solculuğun, ilericiliğin, ne derseniz deyin; tek bir kıstası vardır. Emperyalizme karşı cephe almadan istediğiniz kadar kendinizi “ilerici” sayın, etrafınızdaki üç beş yarım akıllının romantik içki masası muhabbetlerinde takdir kazanmaktan “ileri” gidemezsiniz. “Bizi mahvetmek isteyen emperyalizme” karşı milli kurtuluş ve bağımsızlık bayrağını yükseltmeden solcu olamazsınız, devrimci saydığınız kendinizi “karşıdevrimin” ancak bir adım solunda bulabilirsiniz. 

AYBÜKE YALÇIN CUMHURİYETİN ÇİÇEĞİDİR

 Çiçeği burnunda öğretmen Aybüke Yalçın, atanmasından duyduğu mutluluğu sosyal medyada “öğretmen oldum ben” diyerek paylaşmıştı. Henüz 22 yaşındaydı. Mesleğini sevgiyle icra edecekti Batman’da, heyecanlıydı. Kim bilir kaç çocuğu müziğe teşvik edecek, kaç kez İstiklal Marşı ile okulu pazartesileri açıp, Cuma günleri kapayacaktı? Önündeki uzun yolları çaldılar Aybüke’nin, umutlarını, heyecanını çaldılar; notalarını tarumar ettiler!

Aybüke Yalçın, cumhuriyetin çiçeğidir. Cumhuriyetimiz nice Aybüke Yalçınlar, “bayrağımızın dalgalandığı her yere giderim” diyen nice Neşe Altenler yetiştirmektedir. Çiçekleri koparılan Cumhuriyetimiz, ABD silahıyla devrimcilik oynayanlar ve onlara çanak tutan paralı/gönüllü uşaklarla mutlaka hesaplaşacak ve daha fazla çiçek açacaktır.

Tarih:
Diğer Haberler