Bu bir Bavul cinayetidir!

Yeniyi bulmak, edebiyatın ve insanın ufkunu açmak yahut kalıpları, putları yıkmak insaniyeti yüceltmekle mümkündür.

Bu bir Bavul cinayetidir!
Gözen Esmer
Gözen Esmer

Ne zaman bir kitaba başlasak bir edebiyat haberi okusak veya bir yazıya başlasak neoliberalizmin edebiyata saldırılarının daha çok farkına varıyoruz. Son birkaç yılda Türk Edebiyatının geldiği nokta insandan ve toplumdan uzak müptezellerin, sözüm ona ötekilerin, yer altının edebiyatı. Büyük şairlerin, yazarların portreleriyle albenili kapaklarla bu piyasa çarklarının dişlilerinde tüketmeyi ve tükenmeyi entelektüel bir marifet sanmaktan, müptezellerin arka sıradakilerin bulantılarını yazmaktan ibaret bu dergilerin ve çevrelerin edebiyat dedikleri.

Bavul, Ot, Kafa ve bir bu kadar daha birbirinin kopyası dergilerden birçok şey gördük. Nazım Hikmet’e bireyci yakıştırmasından tutun da Necip Fazıl’a toplumcu denmesine, her fırsatta mutsuzluktan nasıl mutluluk duyulur tasvirlerini de... Bu çevrelerin Türkiye emperyalistlerle boğuşurken gık dememeleri hatta bozguncu bir anlayışla hareket etmeleri, yine bu çevreler için hiç şaşırtıcı bir tutum değil. Çünkü bu dergilerin ve dergi çevrelerinin ülkemizi, vatanımızı, cumhuriyetimizi savunmalarını da beklemiyoruz. Zira bu çevreler Fransız Edebiyatı’na Fransız Edebiyatı derken Türk Edebiyatına Türkçe Edebiyatı demeyi “uygun” görmektedirler. İstiklal Marşını yadırgarlar.

Aksini beklemek zaten gülünçtür zira bu dergiler kendilerini vatansızlık üzerine inşa etmiş dergiler. Entelektüel gözüken, topluma aykırıyız diyerek kendilerine bir bohem, bir mahalle hiç olmadı bir tekke kuran bu çevreler neoliberalizmi ve emperyalistlerin sanat ve kültür hayatımıza saldırılarını gizleyemiyor.

Yüreklerinin kulakları sağır, vicdanları kör ve ne dertleri halkın dertleriyle bir ne de mutlulukları. Öyle Ahmed Arif’in gülümseyen yüzünü kapak yapıp sözüm ona “devrimcilik” kasmakla bu gerçeği kimse gizleyemez.

Bunlara yazınca fikir hürriyeti duvarı da “özgürlükçü” açıklamalar da sizi kurtarmaz.

En son geldikleri safha zaten bu toplum ve insan düşmanlığının en açık, en çıplak safhasıdır ve yine de utandırıcıdır. Bir ifrad safhasıdır.

Bavul Dergisi’nde yayınlanan #Ben de etiketiyle yazılmış bir metin okuduk bugün. Bir kadın tarafından bir erkeğin ağzından yazılmış bir itiraf “eseri”. Metinde yazılanlar ispat olması için bu yazıya koymaktan dahi utandığımız ne vicdanla ne de insaniyetle bağdaşan sözler.

Ancak sapkınlıkla, utanmazlıkla ve namussuzlukla açıklanacak sözler.

Sözler diyoruz çünkü bu yazılanların edebiyatla en ufak bağdaşıklığı yok. Bu yetmezmiş gibi Bavul Dergisi gelen tepkilere eleştirinizi eser sahibine iletin diye bir açıklamada bulunuyor.

İşte Neoliberalizmin insanı insanlıktan nasıl uzaklaştığının en güzel örneği. Dergi bu sözleri yayınlıyor üstüne sorumluluk sahibi değiliz diyor. Dergiyi çıkartanlar dergilerini dahi sahiplenmiyor. Bu da bir onur ve karakter meselesi. Düşünsenize Yaşar Nabi Nayır’ın Varlık’a yapılan bir eleştiriye yazıyı yazana söyleyin dediğini.
İlkokul çocuğuna yapılmış veya yapıldığı varsayılmış iğrençliği yayınlamaktan utanmayanlar topluma kin gütmek olunca, millete aptal demek olunca hepimizi yaralayan bu iğrençliklere karşı cıvıldayıp (tweet atıp) devleti katillikle, canilikle suçlar.O zaman sözümona vicdanları duyarlıdır, öfkelilerdir.

Konuyu özetleyecek olursak

Neoliberalizm bu dergiler üzerinden bir cinayet işliyor. İnsaniyeti, insancıllığı, vicdanları parçalayıp bu bavula koymak istiyor. Bunu müzikle yapıyor, resimle yapıyor en çok da edebiyatla yapıyor.

Yeniyi bulmak, edebiyatın ve insanın ufkunu açmak yahut kalıpları, putları yıkmak insaniyeti yüceltmekle mümkündür.

Başka türlüsü ihtimal dahilinde bile değildir.

Gözen Esmer
TGB Ankara İl Yöneticisi/Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler