Çağımızın Bulaşıcı Hastalığı; Akılsızlaşma!

TGB Muğla İl Yöneticisi Peri Ayhan yazdı:Çağımızın Bulaşıcı Hastalığı; Akılsızlaşma!

Çağımızın Bulaşıcı Hastalığı;  Akılsızlaşma!
Peri Ayhan
Peri Ayhan

Akılsızlaşma, günümüzde insanlığın en bulaşıcı hastalıklarından biri haline gelmeye başladı. Hastalık diyoruz çünkü insanın doğasına aykırı biçimde ortaya çıkıyor. Bu hastalık bazen sınıfımızda bir hocamızda, bazen ailemizin bir üyesinde, bazen en yakın arkadaşımızda bazen de farketmesek bile kendimizde teşhis edilmektedir. Peki, nedir bu akılsızlaşma?
AKILSIZLAŞMA TARİFİ
Kısaca, insanın bağımsız düşünme yetisini kaybetmesi, insan aklının kapitalist- emperyalist sistemin çıkarları doğrultusunda kurgulanmasıdır. Akılsızlaşma sosyal ve kültürel, ikili ilişkilerde veya bireysel, kısaca sosyal hayatın her noktasında sistem çıkarlarının biz insanlara empoze edilme stratejisidir. Akılsızlaşma, kişinin toplumsal olarak tehlike teşkil edecek şekilde bireysel çıkarlarına dönmesi kasıtlı olarak veya olmayarak sistemin fark ettirmeden aşıladığı kaygıları, değerleri yaşaması ve yaşatması durumudur. 
KÜRESELLEŞME SAFSATASI
Liberalizmin şekil değiştirmesi yani neo-liberalizmin insan hayatına etki etmesiyle birlikte küreselleşme artık kaçınılmaz bir hale geldi. Emperyalist ülkelerin, kendi ülkelerindeki artan ürün miktarı ve kitlelerin alım gücü oranı arasındaki uçurum küreselleşmeyi, ezilen dünya ülkelerini sömürme stratejisi haline gelmişti. Ancak bu stratejiyi, yani küreselleşme ile ezilen dünya ülkelerini sömürmeyi, tam anlamıyla sorunsuz bir şekilde uygulamak için bir formül gerekiyordu.
Bu formülde akılsızlaşma olarak karşımıza çıkmaktadır. Akılsızlaşma, tam olarak 1980'li yıllarda emperyalistlerin küreselleşme bahanesi ile akademide ve medyada hâkimiyet kazanarak günümüze kadar birçok olumsuz etkisini gösterdi. Emperyalist ülkeler, sömürmeye çalıştıkları ülkelerdeki insanları akılsızlaştırma virüsü yayarak emellerine ulaşmayı hedeflediler. Biz fark etmeden bilinçaltımıza manipüle mesajlar veren sistem, insan aklının özgürleşmesine ket vurarak kendi başına düşünmesine ve mevcut sisteme karşı çıkmasına ideolojik bir kurguyla engel oldu.
Bunun ana sebebi ise zihnimizdeki ideoloji algısını değiştirmeleridir. Bizlere ideolojilerin temelde insanın bağımsızlık ve mücadele ruhunu yansıtan değil, insanın bencil çıkarlarını ve toplumdan soyutlaşmasını sağlayan sahte dünya görüşleri olduğunu, gizliden gizliye işlediler.
BİLİNÇ OYUNLARI
Peki, toplumlar nasıl oldu da bu oyunun bir parçası haline geldi? Bu sorunun cevabının en bilineni manipülasyon teknikleridir. Manipülasyonun temelinde ihtiyaç yaratma, insanları bu ihtiyaca bağımlı hale getirme ve çözüm üretme vardır. Kapitalizmin temel dayanağı da budur. 
Çağımızda Sömürgeciliğin uygulanış stratejisi silah ve kurşunla değil. Toplumsal değerlerle ve modernleşmenin çarpıtılması ile sindirilmeye çalışılmaktadır. Bu masumane oyunlar kısa vadede fark edilmeyen ancak insan aklını en derinden ele geçiren bir hastalığa benzemektedir. Tedavisi kangrenli dayatmaları tamamen kesip atmak olan bu sistem sorun üretmek ve sahte çözümler sunmak sureti ile bizleri çaresiz ve muhtaç olduğumuz hissine itmektedir.
Günümüzde ürettikleri en bilindik sorunlar ise insanı tam bağımlı bor tüketim toplumu haline getirmek amacı güden pazar anlayışları ve buna karşı bir fikir olarak savunulan milli bağımsızlık fikrini geri kafalılık olarak sunmaları ve sözde yeni dünya düzenini çıkış yolu olarak göstermeleridir.

AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİ
Günümüzde akılsızlaşma ciddi bir sorun olarak tedavi edilmeyi bekliyor. Normal şartlar altında bir oda dolusu insan sadece bir kalabalıktır. Fakat bu insanları doğru yöntemlerle belirli bir biçimde düzenlerseniz bilgelik yaratabilirler. Akıl bireysel faaliyetler içerisinde değil ancak toplumsal pratik içerisinde özgürleşir. Peki, toplumsal pratiği nasıl yaratacağız?
Tabi ki örgütlenerek.
Aklı, teşkilatın aklına ortak ederek, toplumun yararına, toplumu kapitalist sistemin dışına çekecek mücadeleyi vererek aklı özgürleştirebiliriz. Çünkü ortak akıl daha bütünselci, dizgesel ve bağlantısal bir dünya görüşüne aittir. Bu anlamda bizlere sunulan tek tip sosyal yaşam algısından kurtulmalı, hayatı değiştirme ve dönüştürme cesaretini kendimizde bulmalıyız. Kalıplaşmış ve ezberletilmiş kapitalist kurallar yerine özgün ve toplum değerlerini yansıtan yaşam tarzını benimsersek bilinç muğlaklığını engeller ve akılsızlaşmanın önüne geçmiş oluruz.
İpleri elimize almalı ve sermayeyi elinde bulunduran küresel güçlere boyun eğmek yerine, milli sermayemizi güçlendirip yenilenerek onların arasına katılmalıyız. Dünya her zaman, muhtaç olan toplumları acı içinde çırpınırken bulmuştur. Bugün ülkemiz, milletimiz ve geleceğimiz için, buna bir dur demeliyiz. Bizim yapacağımız en doğru hareket ise, bu düzendeki yerimizi kendi çıkarlarımız doğrultusunda tayin etmek ve topluma yönelik değişimler ile her açıdan tam bağımsızlığı hedeflemektir.

 

 

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler