Cenneti yeryüzünde yaratacak kuşak

TGB kamplarına katılan arkadaşlarımızın beş gün gibi kısacık bir sürede neler başardığını bir görseniz, gelecekten umutsuz olma lüksünüz kalmaz.

Cenneti yeryüzünde yaratacak kuşak
Cem Dikmen
Cem Dikmen

Başlık; değerli hocamız Yıldırım Koç’un “Cenneti yeryüzünde yaratmak” isimli kitabına ait. Her ne ile uğraşıyorsanız uğraşın, insanı heyecanlandıran ve daha güzel bir dünya için mücadeleye sevk eden bir başlık değil mi? İlk gördüğümde bende uyandırdığı his tam olarak buydu. Bu şiar; yılgın, karamsar dahi olsanız sizi enerjisiyle çevreler ve harekete geçirir. Tıpkı değerli hocamız gibi... Kim yeryüzünde bir cennet istemez ki? Sanırım herkes ister. Ama hangi cennet? ‘Bilmem kaç tane huri vaat eden cennet’ mi? Yoksa insana insanca davranılan, hakça ve ihtiyaca göre paylaşımın yapıldığı, sömürüsüz, sınıfsız ve kaynaşmış bir dünyadaki cennet mi? Bizim istediğimiz ikincisi. Bu iddialı başlığı da, TGB yaz kamplarında bu iddianın gerekliliklerini yerine getirme emaresini gördüğümüz için atıyoruz. Cenneti yeryüzünde yaratmaya aday arkadaşlarımıza duyduğumuz güvenle...

KÖY ENSTİTÜLERİ’NDEN TGB’YE

Ali ve Kerim... Kastamonu’nun dağ köylerinden iki küçük çocuk... Aileden ve komşulardan aldıkları 10 yumurta ile, 20 km ötedeki şehre yürürler. Yumurtaları bir bakkala verip, yerine kalem ve silgi alırlar. O kalem ve silgiyi paylaşarak girdikleri Köy Enstitüsü sınavlarından başarıyla geçerek öğretmen olurlar. Ali ve Kerim, 30 yıl boyunca büyük bir onurla öğretmenlik mesleğini yerine getirirler. Eşten, dosttan toplanan 10 yumurta, iki öğretmen yetiştirmiştir.

İki haftalık yoğun kamp programı sırasında o kadar önemli tecrübeler biriktirdik ki, bu tecrübeleri ve heyecanımızı daha iyi nasıl aktarırız diye düşünmeye başladım. Aklıma takılan ilk şiar “yaşayarak öğrenmek” oldu. Yukarıda bahsi geçen Ali ve Kerim öğretmenleri yetiştiren, büyük fedakârlıklarla bu ülkeye hizmet etmelerini sağlayan bir bilinç vardı. Bu bilinci doğuran ise; yaşayarak öğretmeyi, yani bilgiyi iş üzerinde vermeyi şiar edinen Köy Enstitüleri modeliydi. Oturmasından kalkmasına, matematikten yurttaşlık kültürüne, ziraat öğreniminden resim ve müzik gibi sanat dallarına kadar her şeyi birlikte öğrenen Köy Enstitüleri kuşağı, belki de Cumhuriyet devriminin en önemli direnç noktalarından biri oldu.

ÖRNEK MODEL

Milletin bağrından çıkan ve milletine omuz veren bu kuşak; mütevazılığı, üretkenliği, ahlâkı ve disipliniyle her daim önümüzü aydınlatıyor. Köy Enstitüleri, kapatıldıktan 63 yıl sonra dahi aynı şiarla, aynı duygularla bizleri bir araya getiriyor. İmkânlarımız, zamanımız daha kısıtlı olsa da sırtımızı yasladığımız birikimin zenginliği bizlere güç veriyor. Türkiye Gençlik Birliği (TGB)’nin, kuruluşundan itibaren her sene düzenlediği yaz kampları da bu modeli örnek alıyor. Bu sene gerçekleştirdiğimiz Kuşadası ve Fethiye kamplarına katılan yüzlerce, bundan önceki yıllarda düzenlediğimiz kamplara katılan binlerce genç, Köy Enstitüsü mezunlarının bilincine ortak oluyor ve fedakârca, büyük yüklerin altına gülümseyerek giriyor.

Cesaretle ilân ediyoruz! Türkiye’yi önümüzdeki yıllarda, TGB tedrisatından geçmiş kadrolar yönetecek. Türkiye’nin teminatı bu kamplara katılan gençler olacak. İddiamızın ne kadar büyük olduğunun farkındayız. Bu büyük iddianın altını da ancak ve ancak her anlamda donanımlı, üretken, disiplinli ve ahlâklı kadrolarla doldurabiliriz. TGB bu ölçütlere göre kamplarını kurguluyor, kadrolarını yetiştiriyor.

DİSİPLİNLİ GENÇLİK

TGB kamplarında zaman planı ve disiplin oldukça önemlidir. Örneğin; sabah saat 07.00’de herkes kalkmış olmalıdır. Çünkü saat 07.30’da spor başlar. Ardından kahvaltıya geçilir. 10.00’da başlayan ilk eğitim öğle yemeğine kadar sürer. Ardından atölyelerimiz akşam 18.00’e kadar devam eder. Daha sonra turnuvalar başlar. Her takım iddialıdır. Kendi takımlarına özgü sloganlarıyla sahaya çıkarlar. Daha sonra hep birlikte hazırladığımız akşam yemeğini yer ve günün değerlendirmesine geçeriz. Akabinde serbest zamana giriş yapar birkaç saat muhabbet ederiz. Muhabbet öyle içi boş muhabbetlerden olmaz. Köklü örgütlerimiz yeni kurulan örgütlerimizle ilgilenir, tecrübe aktarımı yapar. Enstrüman çalan arkadaşlarımız hünerlerini sergilerler. Bu sohbetlerde yeni üye olan ile 11 yıldır üye olan arasında sadece yaş farkı kalır. Herkes kendini bu büyük ailenin bir parçası olarak görür. Gece saat 01.00’i gösterdiğinde de kamp alanına sessizlik çöker. Sadece güvenliğimizden sorumlu gece nöbetçilerimiz ayakta kalır. TGB üyeleri için yatma vaktidir. Çünkü her gün, bir önceki günden daha dolu ve yorucu geçer. 6 saatlik uyku zamanına riayet, kampın verimi açısından belirleyicidir.

AHLÂKLI GENÇLİK 

“Cenneti Yeryüzünde Yaratmak” adlı kitapta, Tommaso Campanella’nın Güneş Ülkesi adlı ütopyası anlatılırken şu cümleler öne çıkarılır: “Güneş Kentliler yurtlarına inanılmayacak kadar büyük bir sevgi ile bağlıdırlar. Böyle olmaları da gerekir. Çünkü yurt sevgisi, kişisel çıkardan vazgeçildiği ölçüde artar.” Güneş Kentliler bu yönleriyle TGB üyelerine benzerler. TGB üyeleri de yurtlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Kişisel çıkarları bir kenara bırakmıştır. Her biri üniversite ya da lise öğrencisidir. Ama sistemin dayattığı başarı ölçütlerine göre yaşamazlar hayatlarını. Öncelik ‘bana’ ne olduğu değil, ‘bize’ ne olduğudur. Bu yüzden birbirlerinin sırtına basarak değil, birlikte sırt sırta vererek yükselme erdemini öğrenirler.

Bu seneki kamplarımızda, yaratıcı drama dersini veren değerli Özgürtürk Çalık hocamızın söylediği gibi; “Üç kişi masa taşırken, dördüncü kişi kendiliğinden masaya yardıma koşuyor. Burada yardım istemeye gerek yok. Zaten herkes o özveriyle hareket ediyor.” El ele vermeyi bir zorunluluk olarak gören, koşulsuz şartsız birbirine yardıma koşan bir kuşak yetişiyor ne mutlu!

ÜRETEN DONANIMLI GENÇLİK

Disiplinden, ahlâktan bahsettik. Bu erdemler TGB kuşağının olmazsa olmazıdır. Fakat yeterli değil... Bizim önümüzdeki en önemli görevlerden biri de üreten bir kuşak haline gelmektir. Tüketen topluma karşı üreten kadrolar yetiştirmek, hızla yayılan virüse karşı panzehir icat etmek gibidir. İşte tam da bu yüzden, bu seneki kamplarımıza atölyeleri ekledik. İlk defa denediğimiz bu pratikten öylesine verim aldık ki, bundan sonraki yıllarda da bu uygulamayı şimdiden önümüze koyduk.

Neler mi yaptık? Cuma Çimen hocamız ile halkoyunları ve ritim atölyesini, Özgürtürk Çalık hocamızla yaratıcı drama atölyesini, Hamdi Çevik hocamızla Jeet Kune Do atölyesini oluşturduk. Bu üç atölyenin kamp eğlencesindeki sunumları büyüleyiciydi. İlker Yücel ve Cansu Yiğit ile kurulan gazetecilik atölyesi, mizahi bir dille çıkardıkları gazetelerle kamp yaşamımızı ortaya serdi. Ferhan Bayır hocamız eşliğinde yaratıcı okuma atölyesi edebiyatın derinliklerine indi. Akadur Tölegen ve Olcay Kabaktepe hocalarımızla oluşturduğumuz fotoğrafçılık atölyesi en güzel anlarımızı belgeledi. Müzik ve film atölyelerimiz ise kamp eğlencelerinin en önemli yapı taşlarıydı. İki haftalarını bizimle geçiren birbirinden değerli hocalarımıza teşekkür ediyoruz.

YENİ DÖNEME HAZIRIZ

Atölyeler, turnuvalar, takım oyunları... Bunların hepsini müthiş bir uyum ve disiplin içerisinde gerçekleştirdik. Hedefimizin hakkını vermemiz lazım... Türkiye’yi yönetecek kadroları yetiştireceğiz diyoruz. Bu hedefi gerçekleştirmek için, yeni dönemde aşmamız gereken çok engel var. Kamplarımızın bir diğer özelliği de önümüzdeki döneme, karşımıza çıkacak engellere hazırlıktır. Müfredat değişikliğinden FETÖ ve PKK ile mücadeleye kadar geniş bir yelpazede mücadele yürütmek, iç ve dış tehditlere karşı vatan savunmasının en ön cephesinde yer almak zorundayız.

Bunu gerçekleştirmek için kat etmemiz gereken yol, uzun ve meşakkatli ama enerjimiz tam. Bizi yetiştiren milletimize ve kendimize güvenimiz tam. Fırsat verildiği takdirde Türk gençliğinin neleri başarabileceğini çok iyi biliyoruz.

Beş gün bir insan ömrü için neyi ifade eder? Eğer bizim kamplarımıza katılmamışsanız alt tarafı beş gündür. Ama TGB kamplarına katılan arkadaşlarımızın beş gün gibi kısacık bir sürede neler başardığını bir görseniz, gelecekten umutsuz olma lüksünüz kalmaz. Bunları gördüğümüz için içimiz rahat ve geleceğe umutla bakıyoruz.

Bu satırları okuyan sizlerin de gönlü ferah olsun. Türk gençliğinin örgütlü gücü TGB; dramadan halk oyunlarına, savunma sanatı olan Jeet Kune Do’dan müziğe birçok alanda kurduğu atölyelerle kadrolarını yetiştiriyor. Her yükün altına, Türkiye’yi hak ettiği gibi yönetme hedefiyle giriyor. Böylesine fedakâr, üretken bir gençlik varken Türkiye’nin sırtı yere gelir mi? Gelmeyecek!

Cem Dikmen

TGB Genel Başkanı

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler