Demiri Eritecek Yürek

Liselerden üniversitelerden milyonlarca genç bu topraklarda bölücü ve gerici terörün kökü kazınana dek görevinin başındadır.

Demiri Eritecek Yürek
Eser Keskin
Eser Keskin

Kadına şiddet, kadın cinayetleri, HDP/PKK’ya karşı alınan tavır tartışmaları, Analar İsyanı… Geçtiğimiz günlerde en çok konuşulan, tartışılan canımızı yakan meseleler oldu. Emine Bulut’un kızının gözyaşları önünde ‘Ölmek istemiyorum’ çığlığı hepimizin yüreğini dağladı. Türkiye’de kadınlarımızın şiddet görmesine, öldürülmesine karşı çaresiz kalmadığımızı anlatmaya çalıştık, vicdanımız ayaklandı: Emine Bulut’un çığlıkları şiddet gören öldürülen, tüm sessiz kalan kadınlarımızın çığlığı olacak buna son vereceğiz dedik. Kadın toplum içerisinde ancak toplumsal eşitsizlikleri yararak öne çıkacak. Türkiye’nin milli mücadele ve kuruluş sürecindeki gibi toplumsal mücadelenin hatta kitlenin en önünde zaman zaman yön veren konumda olması kadınlarımızın mücadeleci gücünü en iyi kanıtlayan süreçler olmuştur. Kazanılan toplumsal haklarını, devlet yönetme seçilme haklarını; meclisin yolunu, vekillerin kapılarını aşındıran kadınlarımız dik duruşları ve kazanım ısrarlarıyla elde ettiler. Düşmana karşı korkusuzca cepheye koştular, yeri geldi öncü kuvvet olup ilk temasa girdiler. Vatanı ve varlığı için en önde mücadele eden kadınlarımız, kızlarımız, annelerimiz yeri geldi eylemler örgütlediler, onlarca dergi, makale çıkararak halkı mücadeleye katmak için örgütlendiler, ürettiler, mücadele fitilini ateşlediler. Vatan için çarpan yürekleriyle bugün PKK ile mücadeleyi komuta ettiler, sınırda operasyon yönettiler, FETÖ ile mücadele ettiler, vatan için şehit düştüler. Emperyalizme ve bölücü teröre vatanı için cesurca kafa tutan kadınlarımız tarihe altın harflerle yazıldı. Altın harflerle adlarını yazdıran kararlılık; kadın mücadelesi vatan mücadelesidir bilinci, "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır." kararlılığı oldu.

100 YILLIK İSYAN

100 yıl önceki mücadele tarihe ‘milli mücadelenin kadın önderleri’ olarak yazıldı. Bugün de "Anaların İsyanı" olarak tarihe yazıldı. Doğuda güneydoğuda PKK ile yıllardır mücadele eden aileler şimdi sesini daha gür çıkarabiliyor. Mücadele fitilini yakan, Hacire ananın PKK tarafından dağa kaçırılan çocuğu için HDP kapısına dayanması oldu. Hacire ananın o kararlı cesur duruşu herkesi titretti. Yıllarca Doğu’da PKK’nın çocuklarını kaçırmasına korktuğu ya da çaresiz kaldığı için sesini çıkaramayan ailelere çare oldu, ses oldu, Remziye anaya, Ayşegül anaya, Fevziye anaya ayağa kalkmak için uzanan el oldu o kararlı bakışlar. Devletin PKK’yı besleyen, gençleri kandırıp dağa kaçırtan, eli kanlı şehit katillerini sırtında taşıyan HDP’li Diyarbakır, Mardin, Van belediye başkanlarına kayyım ataması hepimize olduğu gibi Hacire anaya ve nicelerine güven verdi cesaret verdi. Devlet ve milleti yanında gören aileler bir bir HDP’ye bayrak açtılar.

ANALARIN TOKADI

İktidara karşı kör muhalefet edenlerin görmek istemediğini, analar tokat gibi herkesin yüzüne çarptı: HDP = PKK

"Çocuklarımızı PKK’ya Amerikan uşaklığına götürüyor."
"Canımızı yakmak için parti kurmuşlar."
"Başlarım sizin Kürdistan davanıza!"

Bu haykırışlar PKK’ya karşı bir isyanın haykırışı. Bu haykırışlar vatanın birliğine için haykırış. Bu haykırışlar yıllarca terörün kaçırdığı çocuğundan haber alamayan annelerin haykırışı. Devletine bağlı olan Kürt ailelerin devletin güvencesini hissettiğinde nasıl PKK’ya karşı beklenen o en cesur mücadeleyi başlatabileceğinin kanıtı. Hatta bu yaşananlar HDP’nin sözüm ona 6 milyon oya sahip olduğunun, Kürtlerin oyunun sahibi olduğunun, Kürt seçmenini kazanacak bir ‘’dayanak-ittifak’’ olduğu siyasetinin vatanın birliğine bir dinamit olduğunun en somut kanıtı.

"KÜRDİSTAN" DAVASI HDP'NİN SEVDASI

Kürt analar babalar PKK çocuğumu kaçırdı çocuklarımızı geri getirin diye HDP kapılarını yumruklarıyla cesaretleriyle aşındırıyorkenHDP’nin "Kürt seçmeninin" siyasi partisi olduğunu kimse söyleyemez. Vatan için mücadeleyi iktidar karşıtlığına sıkıştıranlar PKK'ya terörist devşiren, Hazar'da sözde eğitim seçilme kamplarından PKK kamplarına giden yolun başladığı yer olan, İstanbul-Ankara-Kayseri ve nice terör saldırısında şehit olan asker ve polislerimizin, insanımızın faillerinin cenazesini sırtlayan, PKK eğitimlerine belediye ve meclis ödeneklerinden bütçe aktaran ABD'nin bölme planının siyasi yıldızı HDP'ye 3 maymunu oynamaktan geri durmamaktalar. AKP karşıtlığı onları teröriste ses çıkaramama noktasına getirmektedir. Çocukları için HDP kapısına dayanan o anaların acısından, çocuğunu bulma umuduyla girdiği yoldan şüphe etme tarafına ne acıdır ki düşürmektedir. HDP yerine devlete neden başvurmadı, çocuğunun peşine düşmek yeni mi aklına geldi gibi vicdansızlığa varan bir propaganda ile esas odak olan HDP'yi çekip kurtarma amacına hizmet etmektedirler. Gerçek vatanseverlik terörist yuvasına giden güzergahın ilk adımı olan HDP kapısına kilit vurmaktır. PKK ile mücadelenin yolunda HDP’yi kapatmak vardır. HDP'yi kapatırsanız 10 yaşındaki çocuklarımız 17 yaşındaki gençlerimiz parti üyeliğiyle başlayıp belediye imkanlarıyla kamplar kurulup uyuşturulamaz. HDP'yi kapatalım PKK'nın beli kırılır. Diyarbakır'da ateşlenen terörle mücadele ateşi HDP’nin kapatılmasıyla harlanır PKK'nın kökünü kurutur.

3 MAYMUN MUHALEFETİ

Anaların bu mücadelesi teröre karşı vatan mücadelesidir. Çocuklarını PKK'dan kurtarmak isteyen anneler HDP kapısında "Başlarım sizin Kürdistan davanıza. Diyarbakır'da genç bırakmadınız ya cezaevinde ya toprağın altında." diye haykırıyor. Bundan rahatsız olanlarsa kaygısı vatan olmayanlar, sırtını HDP’ye yaslayanlardır. Kadın mücadelesine dair sözde mücadele eden, çocuk genç yaşam hakkı sözde savunucularından Türkiye'yi ayağa kaldıran Analar İsyanı'na karşı adeta ölü taklidi yapmaktadır. Geçtiğimiz günlerde Mine Kırıkkanat bunun en tahammül edilemeyen örneği olmuştur. Sözde kadın hakları savunuculuğu yapan Kırıkkanat'ın konu HDP’nin gerçek yüzünün ortaya çıkması olunca söylemleri HDP/PKK'yı korumak adına kadın düşmanlığına varmaktadır. Ancak kadın mücadelesi ne Mine Kırıkkanat'ne ne de teröre sesini çıkaramayan sözde kadın hakları savunucularına kalmayacak. Onlar tarihte rezil olmaya ve yok olmaya mahkumdurlar.

Kadın mücadelesi vatan mücadelesinden ayrı tutulamaz. Diyarbakır'da yakılan teröre karşı mücadele ateşini harlamak birincil görevimizdir. Türk milleti genciyle yaşlısıyla vatan savunmasında, cephede her zaman olacak. Bu görev Mustafa Kemal Atatürk'ün bize verdiği görevdir. Gençlerimiz HDP binalarından PKK'ya gerilla terörist değil, Mehmetçik ocağından, liselerden üniversitelerden yetişen Türkiye’nin aydınlık yüzleri olacak. Diyarbakır'da günlerdir mücadele eden analarımıza sözümüz bu vazifemizin başında olmaktır. Liselerden üniversitelerden milyonlarca genç bu topraklarda bölücü ve gerici terörün kökü kazınana dek görevinin başındadır. Diyarbakır'da açılan mücadele bayrağının sancağını 81 ilde taşıyacak ve yükseltecektir.

Eser Keskin

TGB Genel Yönetim Kurulu Üyesi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler