Deniz Üslerinin ve MEB İlanının Tarihi Önemi

Emperyalist kuşatma Türk Donanmasının altında ezilecek, zafer Türk halkının olacaktır.

Deniz Üslerinin ve MEB İlanının Tarihi Önemi
Büşra Ezgi
Büşra Ezgi

DOĞU AKDENİZ’DE ENERJİ DENKLEMİ

Türkiye’miz, Doğu Akdeniz’de en geniş kıyı şeridini barındıran ülke. Dolayısıyla bölgede geniş bir kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) alanına sahip. Buradaki zengin petrol, doğalgaz ve (geleceğin en önemli enerji kaynaklarından görülen) hidrokarbon yatakları üzerinde temel çıkarları ve egemenlik hakları var. Fakat ABD ve AB dayatmaları nedeniyle uzun yıllardır bölgedeki haklarımız sahipsiz durumdaydı. Deniz Kuvvetleri’nin ve Özden Örnek gibi efsane amirallerinin dirayeti sayesinde atılan adımlar da Amerikancı Gladyo aygıtı FETÖ operasyonlarıyla akamete uğratılmıştı.

Türkiye nihayet 2018’de haklarına yeniden sahip çıkmaya başladı ve göreve yolladığı Fatih sondaj gemisiyle başlattığı derin sondaj çalışmalarını sadece bir sene içerisinde %41 arttırdı.1 Ayrıca 18 Mart 2019 tarihinde Birlemiş Milletlere yapılan bildirimde “32 derece DOĞU ve 8 derece BATI boylamının arasında Türkiye’nin çıkarları vardır” denildi. Vezir hamlesi diyebileceğimiz bu kararlı adımlar, Türkiye ve KKTC’yi dışlama tutumu içinde bulunan bölgedeki emperyalist güçleri paniğe sürükledi.2

BARBAROS, ORUÇ REİS, YAVUZ: TAŞLAR YERİNDEN OYNADI

Türkiye, 2013 yılında üç boyutlu araştırma yapabilen Sismik Araştırma Gemisi Barbaros Hayrettin Paşa’yı satın alarak bugünlerin işaretini vermişti. Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemimiz 16 Ekim 2018 gecesi yayımlanan bir duyuru ile denize açıldı. Bildiride geminin Kıbrıs’ın batı ve güneybatısında Türkiye’nin iki kez ilan ettiği (2 Mart 2004-12 Mart 2013) ve BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı içinde araştırma faaliyetlerinde bulunacağı belirtildi. 44 bin metrekareyi kapsayan araştırma 1 Şubat 2019 yılına kadar devam etti.

Açık denizlerde iki ve üç boyutlu derin sismik arama yapabilecek kapasitede sevk ve manevra sistemlerine sahip olan MTA Oruç Reis gemisi 15 Nisan 2019’da düzenlenen törenle görevine başladı ve Marmara denizinin tabanını karış karış inceledi.3

İkinci sondaj gemimiz Yavuz’un Karadeniz’de faaliyet göstermesi planlanırken Doğu Akdeniz'deki sıcaklık, önceliği bu bölgeye kaydırmıştı. 20 Haziran 2019'da bölgeye uğurlanan Yavuz, KKTC'den aldığı ruhsat ile arama ve sondaj çalışmalarına devam ediyor. Karpaz-1 kuyusunda ilk sondajını yapan Yavuz’un bu bölgede zengin hidrokarbon rezervleri bulacağı öngörülüyor.

Türkiye’nin hem Marmara’da hem de Doğu Akdeniz’de peş peşe attığı bu kararlı adımlar bölge jeopolitiğinde adeta taşları yerinden oynatmıştır.

TÜRK DONANMASINDAN BATI HAYDUTLUĞUNA AMBARGO

Bilindiği üzere Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) 2003 yılında tek taraflı olarak Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan etmiş ve 13 parsel belirleyerek hidrokarbon araştırması için uluslararası ihale açmıştı. KKTC’nin hak ve çıkarlarını yok sayan bu ilandaki 4-5-6-7 numaralı parseller halen Türkiye’nin kıta sahanlığına tecavüz etmektedir.4 Exxon Mobil-Katar Gaz Ortaklığı, çakışan parsellere göre 10 numaralı (2569 kilometrekare) parsellerin imtiyaz haklarını almıştır.5 Şimdi de Exxon’un 7 numaralı parselde (4559 kilometrekare) yaptığı sismik araştırma gündemdedir.6 Bunun üzerine Total ve ENİ şirketleri Kasım 2018’de 7. parselde hidrokarbon sondajı için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne lisans başvurusunda bulundu. Bu durum eğer tedbir alınmazsa ciddi krizlere gebedir.7 Türkiye’nin haklarını uluslararası hukuku çiğneyerek, bir olup bittiyle gasp etmekten başka bir anlama gelmemektedir. ABD’nin ve koluna aldığı AB ülkelerinin sıkıştığı ya da çaresiz kaldığı durumlarda tavrı bilinmektedir: Söz konusu kendi çıkarları olduğunda uluslararası hukukun hiçbir anlam ve önemi yoktur.

(7 numaralı parsel, Kaynak: BBC)
(7 numaralı parsel, Kaynak: BBC)

Milli Savunma Bakanımız Hulusi Akar’ın kamuoyuyla paylaştığına göre Lübnan’a yönelik ambargoyu denetlemekle görevli BM Deniz Gücü’nde yer alan Yunan firkateyni Nikiforos Fokas, aldığı emirle Barbaros Hayrettin Paşa’yı tehdit ve taciz etmek üzere harekete geçti.8 Bunun üzerine sessiz kalmayan Türkiye öncelikle Yunan fırkateynine kendi deniz sahasına girdiğini bildirdi. Ardından da Giresun fırkateynini bölgeye çekerek karşılık verdi ve Barbaros Hayrettin Paşa’yı emniyete aldı.9 Yunanistan, Türkiye’ye tek başına kafa tutamayacağını anlamış olacak ki parsel ihalelerini yangından mal kaçırır gibi Batılı devletlere vermenin peşine düştü.10

Bu parsellerde kimler var onlara da bakıyoruz. 2.3. ve 9. Sahalarda İtalyan ENİ ve Güney Kore’li Kogas şirketlerinin lisansı bulunuyor. 6. ve 11. Sahalarda Fransız Total ve İtalyan ENİ şirketleri eşit yüzdelere sahip. 8. Blokta ENİ tek başına sözde ruhsat sahibi. 12. Sahada İsrailli Nobel, Delek ve Avner şirketleri ile İngiliz BG grubu bulunuyor. 10. Blokta ABD’li EXXON Mobil-Katar Gaz Ortaklığı,11. Sahada Total ve ENİ ortaklığı sözde ruhsatları elinde bulunduruyor.

ÜÇLÜ ZIRVALAR

Doğu Akdeniz’de 2010 yılında keşfedilen zengin petrol, doğalgaz ve hidrokarbon emperyalist Batı devletlerinin, küresel enerji şirketlerinin ve bölgedeki müttefiklerinin iştahını kabarttı. Ancak bu kaynakları diledikleri gibi sömürebilmeleri için garantör ülke konumunda olan Türkiye’yi bu minderin dışına çıkarmaları gerekiyordu. Bu andan itibaren Yeni Haçlı-Siyonist Şeytan üçgeni (Yunanistan-İsrail-ABD) Türkiye somut olarak hedef tahtasına koyuldu.11

En çarpıcı gösterge, 2011 yılında ABD, İsrail, Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi tarafından Doğu Akdeniz’de birincisi yapılan Noble Dina (Kutsal Dina) Tatbikatıdır.12 Noble Dina tatbikat serisinin farkı arama kurtarma tatbikatı değil, Türkiye’ye karşı bir tehdit ve gözdağı tatbikatı olmasıydı.

Türkiye karşıtı cephe diplomasi alanında da “üçlü zirveler” ile inşa edildi.

Bunların ilki İsrail-Yunanistan ve GKRY devlet başkanlarının buluşmasıyla 15 Haziran 2017’de Selanik’te gerçekleşti. Bu zirveden hemen sonra İsrail, Ege’de devam eden Yunanistan’ın tatbikatına dahil oldu. Daha sonra da Noble Dina tatbikatlarının ikincisi bölgede icra edildi.

İkinci zirve İsrail-Yunanistan ve GKRY katılımıyla Aralık 2018’de İsrail işgali altında bulunan Batı Kudüs’te gerçekleştirildi. Zirvenin gündeminde EAST-MED, yani Doğu Akdeniz’de çıkarılacak olan enerji kaynaklarının Avrupa’ya taşınması için planlanan boru hattı projesi vardı.

Üçüncü zirve de Mart 2019’da Batı Kudüs’te yapıldı. Bu zirveye artık perde arkasındaki konumundan sıyrılıp daha saldırgan bir tavır takınan ABD’yi temsilen Dışişleri Bakanı Mike Pompeo katıldı.
Dördüncü zirve, Yunanistan, GKRY, İsrail ve ABD Enerji Bakanlarının katılımıyla 7 Ağustos 2017’de Atina’da gerçekleşti.

Zirvelerin hepsinden çıkan en önemli ortak sonuç, Doğu Akdeniz’de ortaya çıkacak menfi tehditlere karşı mücadele konusunda mutabakata varılmasıdır. Burada “menfi tehdit” olarak işaret edilen ülke Türkiye’dir. Ayrıca Doğu Akdeniz’den çıkan enerji kaynaklarını Avrupa’ya taşımak için geliştirilen EAST-MED boru hattı projesinin son iki zirvede hızlandırılmaya çalışıldığını görüyoruz.

Fakat üçlü zirvelerin kaderi, Türk donanması gerçeğine göre hareket etmedikleri ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi saf dışı bırakacaklarını düşündükleri müddetçe, üçlü zırvalar olarak kalmaktır.

(SÖZDE EAST-MED BORU HATTI PROJESİ, KAYNAK: BBC)
(SÖZDE EAST-MED BORU HATTI PROJESİ, KAYNAK: BBC)

DOĞU AKDENİZ’DE KARARLI ADIMLAR

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile anlaşıp Türkiye ve KKTC’nin haklarını hiçe sayan bir MEB ilan etmesine karşı KKTC, Ankara ile anlaştı ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) imza attı. Bununla birlikte Türkiye'ye ada açıklarında petrol ve doğalgaz arama yetkisi verdi.

Şubat 2018'de İtalyan enerji şirketi ENI'nin sondaj gemisini durduruldu.

28 Şubat-8 Mart arasında yapılan Mavi Vatan-2019 tatbikatı ile kara, hava ve denizde adeta gövde gösterisi yapıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterine yeni katılan silah ve sistemlerin de kullanıldığı tatbikat, Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz'de aynı anda icra edildi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz tatbikatı olan ve beş denize yayılan Deniz Kurdu-2019 Tatbikatı’nda 131 gemi, 57 uçak, 33 helikopter kullanıldı, 25 bin 900 personelin görev yaptı.

Bu tatbikatlarla birlikte Doğu Akdeniz'de en etkili deniz kuvvetinin, gerek nitelik ve nicelik açısından, bölgede faaliyet gösteren Türk Deniz Kuvvetleri olduğu herkesçe görülmüştür.

TÜRKİYE’NİN SANCAK GEMİSİ: MERSİN

Doğu Akdeniz’deki Mavi Vatan Cephesi kriz zamanlarında lojistik destek ve stratejik yığınak için iki kritik merkeze dayanmaktadır: Marmaris (Aksaz Deniz Üssü) ve Mersin.

Kuzey Kıbrıs’ta bir deniz üssümüz henüz olmadığından bu boşluk Mersin tarafından doldurulmaktadır. Nasıl ki 45 yıl önce Kıbrıs Barış Harekatı'nda deniz ve kara kuvvetlerimiz 16 Temmuz 1974 sabahından itibaren enerjisini Mersin’de toplayıp, 96 saat içinde Kıbrıs’ın siyasi coğrafyasını etkileyecek sonucu yaratmışsa, Mersin bugün de yepyeni bir cephede Mavi Vatan cephesinde farklı görevler için tahkim edilmelidir. Hala Kıbrıs’a çıkışı bulunan tek limanımız olan Mersin, konumu gereği köprü niteliğindedir. Mersin’de bir Deniz Üssü ihtiyacı Türkiye için doğmuştur.

Mersin Deniz Üssü kurulursa bu, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımıza sahip çıkma kararlılığımızın dünya çapında bir nişanesi olacaktır. Hükümetimizin ve ilgili makamların bu bağlamda çalışmalara yoğunluk vermesi gerekmektedir. Mersin hinterlandındaki İskenderun, Hatay, Adana ve Yumurtalık bölgeleri ile birlikte değerlendirildiğinde aslında Türkiye’nin, jeopolitik önemi ve iktisadi potansiyeli tartışmasız en yüksek liman şehirlerinin başındadır. Silifke’den Samandağ’a çizilecek hattın doğusunda kalan mavi vatan ve anavatan alanı, Doğu Akdeniz’in kaderinde belirleyici rol oynayacak ve içinde bulunduğumuz yüzyılın çekim alanlarından birisi olacaktır.

21. yüzyıl Türkler için denizcilik yüzyılı olacaksa bunun köşe taşlarından biri Mersin olmalıdır. Mersin, bölgedeki hakimiyetimizin sancak gemisidir.

KIBRIS SANCAĞI: MARAŞ

KKTC’de göreve yeni gelen Ersin Tatar hükümeti, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan daha milli bir çizgide ilerlemektedir. Yunanistan’ın taze Başbakanı Kiriakos Miçotakis seçilir seçilmez Kıbrıs’a ziyarette bulunup bölgedeki Türk işgalini sonlandıracaklarını açıklamıştı. Bunun üzerine Ersin Tatar, vekil devlet Yunanistan’a “Hep birlikte çalıştık. Çünkü biz Türkiye'ye güvendik, Türkiye de bize güvendi. Doğu Akdeniz'de ulusumuzun Türk milletinin geleceği bakımından çok önemli bir pozisyon yakaladık" sözleriyle ‘Türkiye arkamızdadır’ mesajını verdi.13

Türk Deniz Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ta bir deniz üssü kurulması için Dışişlerine başvuru yapması çok önemli bir adım olmuştur. KKTC’yi yakından korumak, Doğu Akdeniz’deki haklarımızı ve çıkarlarımızı korumak açısından deniz üssünün Maraş’a yapılması stratejik bir adım olacaktır.14 Anavatanın savunması, yavru vatandan başlar.

Maraş’ın açılması ve orada bir deniz üssünün kurulması tarihi önemdedir. Nasıl Mersin bugünün sancak gemisi ise, Maraş da Kıbrıs’ın donanmanın kanatlarından biridir. Donanmada kanatlardan birisi çökerse merkez açıkta kalır. Bu açıdan Maraş en önemli noktadır.

Türk Donanmasının araştırmalarını da dikkate alacak olursak Maraş, lojistik destek sağlamak ve enerji toplamak için önemli bir nokta haline gelecektir. Maraş’ta üssün yeniden açılması için adımlar atıldığını mutlulukla öğreniyoruz.15

BÖLGEDE ÇÖZÜM, EMPERYALİZME ZULÜM

Türkiye, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz siyasetini jeopolitik bir damara dayandırmalıdır. Türkiye, Doğu Akdeniz’de enerji alanlarını keşfederek ve işleterek sonuca ulaşabilir. Asıl mücadele tatamisi (minderi) enerji kaynaklarını bulmak ve işletmektir. Türkiye’nin, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki çıkarları hayat damarlarımızı beslemektedir.

Bölgede atılacak ikinci adım ise, gecikmeden ve taviz vermeden Doğu Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgemizi ilan etmek ve bölgeyi askerî açıdan korumaktır. Verilecek en küçük taviz egemenliğimizi gasp etmeye yönelik girişimlere kapı aralayacaktır. Türkiye ve KKTC ortak bir MEB ilan etmek zorundadır. Etmediği taktirde vekil devlet Yunanistan Meis adası kozunu kullanacak, 7 kilometrekare büyüklüğünde Meis Adası’nı gerekçe gösterecek ve bölgede hak isteyecektir.

Oysa Türkiye Yunanistan’ın Meis Adası kozunu çeşitli uluslararası davalarla çürütmüştür: Kuzey Denizi Davası (1969), İngiltere-Fransa Davası(1977), Gine Bissav Davası (1989), Libya-Malta Davası (1984), Libya-Tunus Davası (1984), Erite Yemen Davası (1999), Romanya-Ukrayna Davası (2009), Bangladeş-Myanmar Davası (2012).

Bu kararlar çerçevesinde Yunanistan’ın çalma girişimi durdurulmuştur. Fakat emperyalist devletlerin kışkırtmalarıyla haydut devletlere yaraşır adımların atılması görülmedik şey değildir.

MÜNHASIR EKONOMİK BÖLGE İLANI: ÇIKIŞ YOLUMUZ

Doğu Akdeniz’in, jeopolitik olarak içinde barındırdığı petrol, doğalgaz ve hidrokarbon rezervleri rahatlıkla Türkiye ve bölge ülkeleri emperyalizme muhtaç etmeden ileriye taşıyabilecek niteliktedir. ABD Jeolojik Araştırmalar merkezi verilerine göre bölgede halen keşfedilmeyi bekleyen 10 trilyon metreküp doğalgaz rezervi bulunmaktadır. Bölgedeki tek zenginlik bu değil elbette. Münhasır Ekonomik Bölge ilanı ile birlikte KKTC’nin yaklaşık 200 milyon Dolar kazancı bulunuyor. Doğu Akdeniz balık potansiyelinin de kota koyulduğunda ciddi miktarda ekonomik girdiye sahip olacaktır.16

Tümamiral Cihat Yaylacı’nın “MEB” kitabında başlıklar altında incelediği Suni Adalar, Balıkçılık Kotası, Çevrenin Korunması gibi incelediği alanlar Münhasır Ekonomik Bölge ilanı ile birlikte Türkiye’nin ciddi ekonomik kazançlar sağlayacağını göstermektedir.17

Bir diğer önemli nokta, bilimsel araştırmadır. Hiç kimse sahildar devletin rızası olmadan bölgede bilimsel araştırma yapamaz, doğalgaz ve türevi çıkaramaz. Sahildar devlet, egemenliğini tehdit ve tecavüz edenlere karşı müdahale hakkını da kullanabilir.

Kaynak: BBC
Kaynak: BBC

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki MEB’İ 157 bin kilometrekare kadardır. GKRY, Yunanistan ve AB’nin dayatmaları kabul edildiği takdirde, Türk MEB’i 64 bin kilometrekareye inecek, 59 kilometrekare Yunanistan’a ve 34 bin kilometrekare GKRY’ye gidecektir.

Türkiye, 2004 ve 2010’da MEB için önemli bir dayanak olan Akdeniz’deki kıta sahanlığının dış sınırlarını bir nota ile BM’ye bildirmiştir.

Türkiye haklı ise bu hakkını somut hale getirecek bir çerçeve ortaya koymalıdır. Bu ilan tek başına elbette çözüm değildir. Ancak düğümü çözmek için başlangıç noktasını bulmak gerekir. İşte o düğümün başlangıç noktası burasıdır. MEB ilanının ardından, egemenlik ve bölgeye hükmetme gücü perçinlenecek ve Türk Donanması başta olmak üzere, Türk milleti ve Kıbrıslı Türklere de cesaret verecektir.

Mavi Vatan sahipsiz değildir. Emperyalist kuşatma Türk Donanmasının altında ezilecek, Zafer Türk ve Kıbrıs halkının olacaktır.

DENİZCİLEŞMEK KADERİMİZDİR

Tarihten bir örnek, Anadolu’da 1071’den sonra ağırlıklarını hissettiren Türkler, sadece dokuz yıl sonra,1080’de Emir Çaka Bey öncülüğünde 50 gemiden oluşan bir filoyla Ege’nin sıcak ve mavi sularına açılıyor. 1090 yılında Sakız kanalında Bizans donanmasına karşı Koyun Adaları Deniz Savaşı’na giriyor ve bu savaşı kazanıyor.

Coğrafya, hiçbir denizcilik deneyimi ve birikimi olmayan bir toplumu, 10-20 yıl gibi kısa bir sürede zorla mavi enginlere yöneltiyor. Denizcileşmek zorunluluk haline geliyor. Türkiye bölgede gardını almış durumda. Şimdi atağa geçme vakti. Öncelik Maraş Deniz üssü ve hakkımız olan MEB ilanını dosta güven, düşmana korku ikliminde ilan etmek ardından Mersin deniz üssü ile zaferi taçlandırmaktır. Emekli Tümamiralimiz Cem Gürdeniz’in deyimi ile “21. yüzyıl Deniz Yüzyılı olacaktır” ve denizcileşen Türkiye, Mavi Vatan’dan başlayarak bu yüzyıla damgasını vuracaktır.

 

Büşra Ezgi Duman

TGB Denizli AFK Başkanı

 

DİPNOTLAR:

1. https://www.aydinlik.com.tr/turkiye-dogu-akdeniz-de-kararliligini-surduruyor-tehdide-yanit-sondaja-devam-turkiye-mayis-2019
2. Z Raporu Dergisi, Türkiye Doğu Akdeniz’de ‘Ben De Varım’ Diyor, http://www.zraporu.com/dosya/turkiye-dogu-akdenizde-ben-de-varim-diyor/
3.https://www.cnnturk.com/ekonomi/ilk-yerli-ve-milli-sismik-arastirma-gemisi-oruc-reis-marmarayi-karis-karis-inceliyor
4. Soner Polat, Barbaros Denizde Türkiye Arkasında, Aydınlık, 22.10.2018
5. http://turksam.org/yunanistan-turk-kita-sahanligini-parselleyip-satisa-cikardi
6. Soner Polat, Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2019, s. 31
7. https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-46531483
8. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın yaptığı açıklamada, BM Deniz Gücü’nde görevli Yunan fırkateyninin görevlendirilerek Türk araştırma gemisini taciz ettiğini duyurdu, Türk Savaş gemilerinin bölgede gerekli güvenliği tesis ettiklerini, bölgede enerji kaynakları arayan Türk gemisine yönelik yeni tacize izin vermeyeceklerini söyledi. Akar, Türkiye’nin bu konuda gerekli her türlü önlemi aldığını ve bu konuda kesinlikle tolerans göstermeyeceğini belirtti.
9. Soner Polat, Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2019, s. 46
10. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/dogu-akdenizde-enerji-denklemi-1/1474137
11. Soner Polat, Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2019, s. 21
12. Adını Tevrat’taki intikam hikayesinden alan ve ABD, İsrail, Yunanistan ile Kıbrıs Rum Kesimi’nce Doğu Akdeniz’de düzenlenen ‘Noble Dina’ tatbikatlarında düşman tarifi, Türkiye’yi işaret ediyor.
13. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/kktc-basbakani-tatar-turkiyenin-yaptigi-fedakarliklar-bize-guc-vermektedir/1562643
14. Soner Polat, Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2019, s. 97
15. https://youtu.be/GJKUBOPlfbw
16. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz'e göre, bu bölgede sadece orkinos avcılığından kaybımız 400 milyon doların üzerinde. Tümamiral Cihat Yaycı’nın MEB Kitabında bahsettiği Balıkçılık Kotası konusunda şu ifadeler yer alıyor, Yaycı, kitabında Suriye, Mısır ve GKRY bayraklı balıkçı teknelerinin karasularımızın hemen dışında avlandıklarına dikkat çekerek, MEB ilan etmediğimiz için caydırıcı müeyyideler uygulayamadığımızı belirtiyor. Cezayir, İspanya, Libya ve Malta'nın balıkçılık koruma bölgesi, GKRY ve Fas'ın da MEB ilanı ile bu alanda düzenlemeler yaptığını belirten Yaycı, Türk balıkçılarının Akdeniz'de yürüttüğü faaliyetlerden dolayı milyonlarca avro para cezası ödediğini hatırlatıyor.
17. Soner Polat, Mavi Vatan İçin Jeopolitik Rota, Kaynak Yayınları, 2019, s. 64-65

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler