Doğu Akdeniz'de Zaferin Anahtarı: Etkin Diplomasi

Türkiye önerdiği iki devletli model ile Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının haklarını koruyacak, Türkiye ve KKTC’nin bölgede etkinliğini arttıracaktır.

Doğu Akdeniz'de Zaferin Anahtarı: Etkin Diplomasi
Birkan Yüce
Birkan Yüce

Ülkemizin egemenlik haklarına saldırılar sadece güney sınırlarımızdan gelmiyor. Bugün emperyalizm taşeronlarıyla (PYD/PKK) ülkemizin egemenliğini nasıl tehdit ediyorsa, Mavi Vatanımızı da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan’ı kullanarak tehdit ediyor.

Zengin yer altı kaynaklarıyla ve stratejik konumuyla Kıbrıs’ı da içerisinde bulunduran Doğu Akdeniz, günümüzde emperyalizmin hedefi haline geldi. Amerika son olarak Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’ye karşı bir cephe oluşturma çalışmalarını hızlandırdı. Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır geçtiğimiz ocak ayında Doğu Akdeniz Gaz Forumunu (DAGF) kurduklarını ilan etmişlerdi. Temmuz ayında da Dış İşleri bakanları düzeyinde toplanan DAGF bu toplantıya ABD Enerji Bakanı Rick Perry, AB Komisyonu Enerji Genel Müdürü Dominique Ristori ile Fransa ve Dünya Bankasından temsilcileri de davet etmişti.

ABD, AB ve İsrail’in desteklediği ve körfez ülkelerinin fonladığı koalisyonun asıl amacı; Türkiye ve KKTC’yi gaz yatakları paylaşımının dışında tutmak ve Türkiye’nin bölgedeki faaliyetlerini engellemek.

Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı kurulan koalisyondan sonra ABD bir hamle daha yaptı ve 1987 yılından bu yana ABD’nin GKRY’ye uyguladığı silah ambargosunu kaldırma kararı aldı.

Türkiye ise bu hamlelere karşı Mavi Vatanını korumak ve gaz yataklarından hakkını almak için bölgede büyük bir mücadele veriyor. Mavi Vatan-2019 ve Deniz Kurdu tatbikatları ile emperyalizme ‘’buradayız’’ mesajı veren ülkemiz, bölgede sondaj faaliyetlerine kararlı bir şekilde devam etmekte.  

Bölgede karşımıza kurulan geniş bir cephe olsa da, bu koalisyon içerisinde birçok çelişkiyi de barındırıyor. Türkiye, karşı cephedeki çelişkileri derinleştirerek ve bölgede yeni ortaklar bularak Doğu Akdeniz konusunu etkin bir diplomasi hamlesiyle de çözebilir.

İsrail-Filistin Sorununu Gündemde Tutmak

Türkiye, Arap ülkelerine karşı İsrail’in Filistin üzerinde yıllardır uyguladığı baskı ve zulmü gündemde tutarak Arap ülkelerini İsrail’den uzaklaştırabilir. Ayrıca Filistin, Gazze’nin Doğu Akdeniz’e kıyısı olması sebebiyle gaz yataklarında hak iddia ediyor. Türkiye Filistin’in arkasında durması ve uluslararası toplantılarda bu iddianın sözcülüğünü yapması ile Filistin’i Doğu Akdeniz’de yanına almasını sağlayacak ve DAGF’yi bölecek.

Suriye’yle Barışmak

Suriye’yle barışmak; Güney sınırlarımızın güvenliğini sağlamak, ABD’yi bölgeden yollamak ve terör örgütlerini bitirmek gibi etkilerinin yanı sıra Doğu Akdeniz’de de ülkemizin elini kuvvetlendirecektir. Türkiye, Suriye üzerinden Lübnan ve Filistin’i etkileyebilir. Suriye’yle gerçekleşecek iyi ilişkilerimiz Rusya’yı da bölgede yanımıza almamızı kolaylaştıracaktır. İçerisinde bulunduğumuz koşullar Türkiye ve Suriye hükümetlerinin barışması için önemli bir nedendir.

Mısır ile İş Birliği

Mısır her ne kadar DAGF’nin kurucularından olsa da yanımıza alabileceğimiz bir ülke konumunda bulunuyor. Türk hükümetinin İhvan ısrarının son bulması ve Mısır hükümetiyle ilişkilerini geliştirmesi Doğu Akdeniz’de dengelerin tamamen değişmesi anlamına gelir. Böyle bir gelişmenin sonucunda; Mısır üzerinden bölgeye girmeye çalışan AB’nin planlarının bozulması, DAGF’nin bölünmesi ve Türkiye’nin bölgede güçlü bir ortak kazanmasını sağlayacaktır. Ayrıca Mısır’ı da Amerikancı politikalardan uzaklaştıracak ve bölge ülkeleriyle daha sağlam ilişkiler kurmasını sağlayacaktır.

Rusya ile Gelişen Dostluğu Doğu Akdeniz’e Taşımak

Türk- Rus ilişkileri Atatürk döneminden bu yana en iyi zamanlarını yaşıyor. Astana süreci, S-400’lerin alınması, Rusya’nın bölgede Amerika’ya karşı Türkiye’nin yanında konumlanması ilişkilerimizi geliştiriyor. Fakat Doğu Akdeniz konusunda Rusya şu anda tarafsız bir politika izliyor. Türkiye atılacak birkaç diplomatik adımla Doğu Akdeniz’de Rusya’nın yanında konumlanmasını sağlayabilir. Türkiye Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını tanıması ve buna karşılık Rusya’nın KKTC’yi tanıması şeklinde atılacak karşılıklı adımlar; Rusya’yı Doğu Akdeniz konusunda yanımıza almamızı, bölgede ABD’ye karşı güçlü bir cephe kurmamızı sağlayacak ve emperyalizmin bölgede kurguladığı planları boşa çıkaracaktır.

Çin ile Dostluğumuzu ve İşbirliğimizi Geliştirmek

Ülkemiz Çin ile son yıllarda gelişen ilişkiler içerisinde, iki ülke de Amerikan emperyalizminin hedefi konumunda. Bu süreçte Çin ile ilişkilerimizin kuvvetlenmesi emperyalizme karşı mücadelemizin zafere ulaşması ve Türkiye’nin ekonomik anlamda güçlenmesini sağlıyor. Emperyalizm Türkiye ve Çin ilişkilerinde Uygur meselesini kullanarak iki ülkenin gelişen ilişkilerine zarar vermek istiyor.

Türkiye’nin Uygur meselesinde Çin Devletinin yanında olması, Doğu Türkistan konusunda üretilen yalanlara müsaade etmemesi Çin’in KKTC’yi tanıması ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yanında yer almasını sağlayacaktır.

İran ile İsrail ve ABD’ye Karşı Sağlam İlişkiler Kurmak

ABD ve İsrail’in bölgede hedefi konumunda olan bir diğer ülke de İran. Türkiye’nin birçok konuda kader birlikteliği yaşadığı İran ile Astana süreci ve ABD’nn İran’a uyguladığı ambargoya Türkiye’nin tavır alması konuları iki ülkenin ilişkilerini ileri bir seviyeye taşıdı. Türkiye’nin ve İran’ın güvenlik tehditlerinin aynı emperyalist merkezlerden geliyor olması bu iki ülkenin işbirliği içerisinde olma zorunluluğunu kuvvetlendiriyor. İran ile sağlam bir dostluk kurmak ve bu ilişkileri ittifaklarla güçlendirmek bölgenin de kaderini doğrudan etkileyecektir. Doğu Akdeniz’de İsrail ve ABD’ye büyük bir darbe indirecektir.

Gerçekleştireceğimiz bu diplomatik adımlar ile bahsettiğimiz ülkelere ek olarak Lübnan ve Libya’yı da yanımıza alabilir, Doğu Akdeniz’de emperyalizme karşı güçlü bir cephe inşa edebiliriz. Türkiye’nin böyle bir birlikteliğe öncü olması diğer ülkeleri de emperyalizme karşı cesaretlendirecektir.

Doğu Akdeniz’de gerçekleştireceğimiz diplomatik hamleleri güçlendirecek bir yol da yıllardır devam eden ‘’Kıbrıs sorununu’’ çözüme kavuşturmaktan geçiyor. Türkiye son yıllarda adada Türk halkını yok sayan ve haklarını gasp etme adımları atan ABD, AB ve GKRY’ye karşı kararlı bir duruş sergiliyor. Emperyalistlerin Federasyon planı ve gerçek dışı istekleri çözümün önünü tıkayan en büyük etken. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da tutarsız ve emperyalist merkezlerden yana söylemleri Kıbrıs meselesinin ne kadar kritik bir süreçte olduğunun göstergesi. 2015-2017 yılları arasında Mont Pelerin, Crans Montana ve Cenevre süreçlerinde bu zamana kadar verilmemiş tavizler verildi. Akıncı 59 yıl önce elde ettiğimiz siyasi eşitlikten, adanın yönetime etkin katılımdan, Veto hakkımıza ve ayrı oy çoğunluğu hakkımızdan vazgeçti. Garantörlüğün iptalini görüşmeye hazır olduğunu bildirdi. Akıncı son yaptığı açıklamada İki devletli çözüm modelinin aldatma(!) olduğunu ileri sürdü.

Akıncı’nın bu düşmanca tavırları sonuçsuz kaldı ve bu görüşmeler Kıbrıs sorununu çözemedi. Türkiye Kıbrıs’ta Türk halkının haklarını ve Doğu Akdeniz’deki haklarını koruma konusunda tavizsiz bir politika izliyor. Rumların federasyon teklifi kesin olarak reddedildi ve Kıbrıs’ta çözümün İki Devletli Konfederasyondan başka bir yolunun olmadığını kesin olarak bildirdi. Türkiye önerdiği İki devletli model ile Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının haklarını koruyacak, Türkiye ve KKTC’nin bölgede etkinliğini arttıracaktır. Türk Devleti’nin kararlı duruşu ABD, AB ve GKRY’nin de direncini kıracaktır.

Ülkemizin bağımsızlığına ve bütünlüğüne terör örgütlerini kullanarak saldıran Amerikan emperyalizmine bir yenilgi de Doğu Akdeniz’de yaşatacağız. Mavi Vatanımız üzerinde kurulan emperyalist planlara geçit vermeyeceğiz.

 

Birkan YÜCE

TGB GYK Üyesi ve TGB Ankara İl Başkan Yardımcısı

 

KAYNAKÇA:

1- https://www.aydinlik.com.tr/dogu-akdeniz-tavsiyeleri-cem-gurdeniz-kose-yazilari-haziran-2019

2- https://www.aydinlik.com.tr/dogu-akdeniz-deki-kusatma-diplomasiyle-yarilir-onur-sinan-guzaltan-kose-yazilari-temmuz-2019

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler