Emperyalizmin Hedefindeki Kahraman: Talat Paşa

Ezilen dünyanın emperyalizme karşı ayaklanmasının temelinde Türk devrimi vardır. Onun da en büyük önderlerinden biri Talat Paşa'dır.

Emperyalizmin Hedefindeki Kahraman: Talat Paşa

Bugünlerde Ermenistan’ın Şirak kentinde dikilen ve hürriyet kahramanımız Talat Paşa’yı düşmanca hedef alan heykel ve bu heykelin kaldırılması için başlayan mücadele gündemimizde. Tarihin saatinin her zamankinden hızlı işlediği zamanlarda milletlere önderlik etmiş kahramanların mirası, düşmanca ve nefret dolu bu tip eylemlerle karalanamaz ve küçültülemez. Dünyanın yedi ikliminde saygıyla bilinen ve mazlum milletlere örnek oluşturan Jön Türk devrimciliğinin büyük lideri Talat Paşa da bu kahramanlar zincirinin en önemli halkalarından biridir. O nefret heykeli kaldırılana kadar mücadele sürecek ve o heykel elbet kalkacak ama bu süreç Talat Paşa’nın devrimci mirasını tekrar hatırlamak açısından bizlere önemli bir fırsat oldu.

“Vatan büyük bir evladını, inkılap büyük bir teşkilatçısını kaybetti.” (1)

Bu sözler Mustafa Kemal Paşa tarafından, Talat Paşa’ya suikast haberini öğrendiğinde büyük bir hüzünle söyleniyor. 1921’de Kurtuluş Savaşı’nın ateş dolu günlerinde Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’nda vatanın dört bir yanında İngiliz emperyalizmine karşı vatan savunmasına önderlik etmiş İttihat ve Terakki’nin lideri Talat Paşa’yı böyle anıyor. Talat Paşa’nın en ayırıcı ve önemli özelliğine vurgu yaparak: Teşkilatçılık

BİR ÖRGÜT USTASI

Teşkilatçılığı ve vatana ve örgütüne bağlılığı Talat Paşa’nın en önemli özellikleriydi. Daha Edirne’de bir telgrafhane memuruyken “evrak-ı muzırra”ları yaymakla başlayan örgütçülüğü, onu genç yaşta jurnalle ve hapishaneyle tanıştırmıştı. Hapishane döneminden sonra “iktidar hedefi olan teşkilat sahibi olma” konusunda kafası berraklaşan Talat Bey, zorunlu olarak gittiği, imparatorluğun siyasi olarak en hareketli yeri Selanik’te ise ideallerine uygun bir ortamla karşılaştı ve 1906’da Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’nin kuruluşuna önderlik etti. Bu örgüt, önce Mustafa Kemal’in Şam’da kurduğu Vatan ve Hürriyet Cemiyeti ile ardından da Doktor Nazım vasıtasıyla Avrupa’daki Terakki ve İttihat Cemiyeti merkezi ile birleşti. Talat Paşa’nın teşkilatı Rumeli’deki genç subaylar arasında oldukça yayıldı. 1908 Hürriyet Devrimi’nde Talat Paşa’nın etkisi büyüktür çünkü Abdülhamit yönetiminin baskıları nedeniyle Avrupa’ya sıkışmış durumdaki İttihatçıların yeniden yurda açılabilmesi Talat Paşa’nın cemiyetiyle birleşmeleriyle mümkün olmuş ve Talat Paşa da yurtiçindeki teşkilatlanmanın başına geçmişti. Hürriyet Devrimi’nden sonraki yıllarda Talat Paşa’nın üstlendiği görevler de önemlidir. Sadrazamlığına kadar Dahiliye ve Posta Telgraf Nazırlığı yaptı ve buralarda yurt genelinde teşkilatlanma ve haberleşmeyle ilgilendi. Talat Paşa için hayatının her anında girip çıktığı her yer teşkilatını büyütmeye hizmet ediyordu. Buna Bektaşi tekkesinden, kaydolduğu hukuk mektebine, telgrafhaneden hapishaneye hepsi dahildi.

ZOR ZAMANLARIN ÖNDERİ

Kahramanlar, milletlerin zor ve kritik günlerinde ortaya çıkar. Talat Paşa’da da ifadesini bulan bu gelenek, Türk devriminin fedailer geleneğidir. İngiliz destekli 31 Mart gerici isyanınında meclisi Yeşilköy’de toparlayan da, 1912’de Kamil Paşa Hükümeti İttihatçı kıyımına başladığında yapılan “yurtdışına çıkalım” tekliflerine “saklanmaya evet, yurtdışına çıkmaya hayır” tavrı koyarak örgütünü ayakta tutan da Talat Paşa’nın akıllı ve cesur iradesidir. Balkan Savaşları’nda kaybedilen Edirne’yi geri almak için askeri harekat kararı alınmasında, düşman ordularının Çatalca’ya dayandığı koşullarda iktidarın kesin olarak alınması için Bab-ı Ali Baskını’nın yapılmasında, Dünya Savaşı kapıya dayandığında, emperyalist paylaşımın konusu olan Osmanlı İmparatorluğu’nun savaştan uzak kalamayacağını görerek verilen savaşa katılma kararında, savaşın en şiddetli günlerinde cephe gerisini korumak ve düşmanla işbirliğini önlemek için alınan tehcir kararında ve sonrasında İngiliz emperyalizmi kaynaklı saldırılarla “soykırımla” suçlandığı yıllarda, tek başına bile kalsa verdiği mücadele ile Talat Paşa her zaman zor zamanların önderi olmuştur. İttihatçıları yakından tanıyan aydınımız Hüseyin Cahit Yalçın, Talat Paşa için “Eğer Talat Paşa olmasaydı, İttihat ve Terakki olmazdı. O, örgütün kubbe taşı, çimentosu ve temeliydi.” diyor. (2) Talat Paşa’nın İttihatçılar için önemini uzun zamanlar örgütün ideoloğu olarak görülen Ziya Gökalp’in bir şiiriyle özetleyelim:

“Sen candan birleştiren bir ruhsun…
Vicdanını sende görür cemiyet:
Necat teknesidir. Sen Nuhsun,
Sen olmasan öksüz kalır bu millet”

Savaşın son yıllarında sadrazamlık görevini üstlenen Talat Paşa, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nda posta/telgraf memurluğundan, halkın arasından sadrazamlığa gelen ilk kişiydi. Bu da, artık tarih sahnesine çıkmaya hazırlanan, İsmet Paşa’nın deyimiyle bir “köylü hükümeti” olarak tanımlanacak Cumhuriyet’in ilk ışıklarıydı.

YENİLGİNİN DURDURAMADIĞI MÜCADELE

Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilginin kesinleştiği Kasım 1918’de toplanan son İttihat ve Terakki Kongresinde, kendisi hiç istememesine ve direnmesine rağmen örgütün kararıyla, yaklaşan İngiliz işgali göz önüne alınarak Talat, Cemal ve Enver Paşalar yurtdışına geçtiler. Almanya’ya gitmeden önce yeni sadrazam Ahmet İzzet Paşa’ya bıraktığı mektupta “muhakeme olmak istediğini ama arkadaşlarının ısrarıyla bunu geleceğe bıraktığını, memleketin işgalden kurtulduğu gün ilk telgrafla geleceğini ve milletine hesap vereceğini” söyler. (3) Teşkilatı üzerindeki hakimiyetini Berlin yıllarında da sürdüren Talat Paşa, burada da vatanın kurtuluşu için çalışacaktır. Bu dönemde Talat Paşa’nın Ankara Hükümeti ve Mustafa Kemal’le olan ilişkisi tamamen dostluğa dayalıydı. Üstenci bir tavır takınmadan, bütün imkanlarıyla Ankara’ya yardım etmeye çalışmıştır. Panislamist ve Turancı akımlara kapılmadan, Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında İngiliz emperyalizmine ve onun Kafkas Seddi’ne karşı kurulan hayati ittifakın önemini kavramış ve Bolşevik karşıtı politikaları benimsememiştir. Hem Avrupa hem Bolşevikler nezdinde, Ankara hükümeti lehine çalışmalar yürütmüştür. Bu dönemde Mustafa Kemal ile olan mektuplaşmalarında kendisinden de “askerce bir itaat” beklenebileceğini söyleyerek “Bizlere gelince istediğiniz şekle girmek, istediğiniz tarzda çalışmak, arzu ettiğiniz hususi ve umumi türlü fedakârlığı yapmak en büyük emelimizdir. Muvaffakiyetinize bütün kalbimizce duacıyız.” sözlerini sarf etmiştir. Mustafa Kemal Paşa da bu mektuplarda Talat Paşa’ya “kardeşim” diye hitap etmektedir. (4)

SOYKIRIM YALANINA KARŞI

Talat Paşa Berlin’de bulunduğu süreçte aynı zamanda tehcir ve Birinci Dünya Savaşı hakkında ortaya atılan suçlamalar ile ilgili “tarihe not düşmek” amacıyla “Hatıralarım ve Müdafaam” başlığı altında hatıralarını yazdı. Bu kitabında İngiltere, Çarlık Rusyası, Fransız ve Amerika emperyalistlerinin Ermenilerin kışkırtılması ve savaşa sürülmesinde rollerini teşhir eden; emperyalizmin müdahale, himaye ve isyana teşvik yoluyla siyasi, kapitülasyonlar yoluyla da iktisadi bağımsızlığa göz diken amaçlarını ortaya koymuştur. Almanya’da görülen Talat Paşa Suikasti davasında tanık olarak dinlenen Liman von Sanders’in ve bir Rus albayın Talat Paşa’yı soykırım yalanlarına karşı dürüstçe savunan ifadeleri ve o dönemde Malta’da aynı suçlamalarla yargılanan İttihatçıların, İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın hukuki geçerliliği olan hiçbir toplu katliam/kırım delili bulamaması sonucu aklanmaları; yıllar sonra Ermeni Soykırımı emperyalist yalanını sona erdiren Perinçek-İsviçre Davası’nda da önemli tarihi belgeler oluşturdular. (5) Bu dönemde İngilizlerin Talat Paşa’yı Ankara hükümetine karşı kullanma planları vardır ama Talat Paşa, bu emelleri de suya düşürür. İngilizlerin İttihatçılara karşı genel saldırısının artarak devam ettiği bir dönemde Talat Paşa, 15 Mart 1921’de Berlin’de evinin bulunduğu sokakta, Ermeni terörist Soğomon Tehliryan tarafından arkasından kurşunlanarak şehit edildi. Milli Mücadele’nin yayın organı Hakimiyet-i Milliye gazetesinde bu suikast için Ermenilerden bahsetmeden “İngiliz kurşunu” ifadesi kullanılması ve olayın faili olarak İngilizlerin görülmesi anlamlıdır. (6)

NEDEN TALAT PAŞA’YA SALDIRIYORLAR?

Bunun cevabını iki ana eksende verebiliyoruz. Bunlardan ilki Yusuf Akçura’nın demokratik milliyetçilik/emperyalist milliyetçilik karşıtlığıyla açıkladığı; kavimleri birleştirici ve farklı kavimleri bir arada yaşatma birikimine sahip, asıl mücadelesini emperyalizme karşı veren devrimci milliyetçilik ile komşular arası nefret güden, yayılmacı emellere sahip, emperyalizm güdümündeki bölücü milliyetçiliktir. Namık Kemal-Talat Paşa-Atatürk çizgisinin Misak-ı Milli üzerindeki Ermeniler dahil bütün etnisiteleri yurttaşlık bağıyla birleştirerek bir ulus yaratma çizgisine karşı, bu gerici milliyetçiliğin tarihi Ermeni devlet adamı Karinyan’ın ifadesiyle “baştan sona emperyalizmle işbirliği tarihidir.” Bugün bu heykel üzerinden görülen nefret de, bölge milletleri arasına kama sokan bu gericiliğin bir yansımasıdır.

İkinci eksen ise emperyalist-kapitalist sistemin eksenidir. Yeni Dünya Düzeni egemenliğini kabul ettirmek, emperyalizmin sınırsız sömürüsünü gerçekleştirebilmek için yıkılması, ortaçağa döndürülmesi gereken ulusal devletin dayandığı temeller yıkılmalıydı önce. Bunun için de milli tarih ve kültür hedefe kondu. Cumhuriyet’in tarihi katliamcı, soykırımcı, tepeden inmeci gösterilmeliydi ki milli devletin meşruiyeti yıpratılsın. Bunun için İttihatçılar ve Talat Paşa boy hedefi olarak seçildi ve devrim tarihine düşmanlığın zirve yaptığı dönemlerde buna uygun, gerçekleri saptıran ve iğdiş eden, devşirilmiş bir neoliberal tarihçilik yaratıldı. Ama unutuldu ki; Türk devriminin fedailer kuşağının dayandığı en büyük dayanak, gerçeklerin devrimciliğiydi.

GÜNEŞİN DOĞDUĞU TARAFTAN DOĞAN ÜMİTLER

Talat Paşa, 1919’da Cavit Bey’e yazdığı mektubunda “Ben ümidimi artık kâmilen güneşin doğduğu taraflara bağladım. Bütün varlığımla o dairede çalışacağım. Ve cidden pek büyük ümitler besliyorum” cümlelerini yazar. (6) Bu Talat Paşa’nın devrimlerin merkezinin Doğu’ya kaydığı gerçeğini farkederek, Asya’ya yönelmesinin bir ifadesiydi. Ezilen Dünya’nın Asya’da ayağa kalkmasının en önemli halkalarından olan Türk Devrimi’nin temelindeki harçta İttihatçılar vardır ve Talat Paşa o harcı karan büyük devrimcidir. Talat Paşa’nın mirasını savunmak, Türk devrimini savunmaktır. “Bir Talat gider, bin Talat yetişir!"

 

Kayhan Çetin

TGB Ankara İl Yöneticisi

 

Kaynakça:

(1) Doğu Perinçek, “Talat Paşa’nın vicdansız komitacıları” kimlerdi?, Aydınlık, 30 Aralık 2011

(2) Talat Paşa, Hatıralarım ve Müdafaam, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2006

(3) Ahmet Aslan, Türk Basınında Talat Paşa Suikastı ve Yansımaları, İstanbul, 2010

(4) Tevfik Çavdar, Talât Paşa Bir Örgüt Ustasının Yaşamöyküsü, İmge Kitabevi Yayınları, 2001, Ankara

(5) Talat Paşa Cinayeti Davası: Tutanaklar, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2008

(6) Hikmet Çiçek, Türk Jakobeni Talat Paşa, Teori Dergisi, Mart 2006

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler