"Fikir Suçlusu" Nazım

‘’sana düşman, bana düşman/ düşünen insana düşman/ vatan ki bu insanların evidir/ sevgilim, onlar vatana düşman’’

"Fikir Suçlusu" Nazım
Mustafa Şen
Mustafa Şen

Nazım Kadar Olamayanların Nefret Ettiği Nazım

Nazım… Bilinenleri kadar bilinmeyenleri olan, esrarengiz bir vatansever. Mücadelesini hayatının ortasına koyan bir memleket şairi. Aşklarıyla ve en önemlisi vatan aşkıyla akıllarımızda canlanan bir dev. Mavi gözlü dev… Hayatımızda bir tat bırakan, okudukça ağzımı ve beynimizi tatlandıran Nazım nasıl oluyor da bir kesimin en büyük idolüyken başka bir nesilin nefreti oluyor ? Aslında cevap çok basit. Cevap Nazım Hikmet olabilmekte, cevap en azından Nazım Hikmet gibi olabilmekte.

Nazım Hikmet’in Felek Çemberi

Nazım, 1902’de doğuyor Selanik’te. İlk şiirini de 1913 yılında yazıyor. İlk şiirinin ismiyse ‘’Feryad-ı Vatan’’. Zeki ama çalışmayan bir öğrenci aynı zamanda. Asabi ama ahlaki değerleri o denli mükemmel. Sekizinci sırada bitirdiği Bahriye’den de aşırılıkları ve asabiyeti sebebiyle atılıyor. Fakat hala ahlaklı, hala zeki Nazım.

1920’de Kurtuluş mücadelemiz için Anadolu’ya geçiyor ve Bolu’da öğretmenlik yapıyor. Daha sonra ise bu kadar tahsil yetmez diyerek Moskova’ya geçiyor, burada siyaset bilimi ve iktisat okumaya başlıyor. Moskova’da komünizmle tanışıyor, fikirleri oturuyor ve artık aklı başında gerçek bir vatansever olarak Türkiye’ye dönüyor. Aydınlık Dergisi’nde çalışıyor. Fakat Nazım’ın o sert, cesur kalemi korkutuyor birilerini, hapis cezasına çarptırılıyor. Nazım gibi büyük bir şairi kaçırıyoruz ülkeden. Moskova’da ikinci bir maceraya başlıyor. 1924’te Türkiye’ye döndüğü Moskova’ya, 1924’te tekrar yolu düşüyor. 1928 yılında aftan yararlanarak, çıkıp tekrar geliyor, her şeyden çok özlediği memleketine.

1938’de hapse giriyor, 12 yıl tutuklu kalıyor, yine fikir suçundan. Çıktıktan sonra da öldürüleceği ve askere alınacağı haberleri gelince kulağına, Stalin’in yönettiği Sovyetler Birliği’ne gidiyor bu sefer de. 1951’de Türk vatandaşlığından çıkarıyor Nazım’ı, memleketi Nazım kadar sevmeyen insanlar. Büyük dedesinin memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçiyor.

3 Haziran 1963 tarihinde ise, Moskova’da yaşamını yitiriyor mavi gözlü dev.

Buraya kadar Nazım’ın hayatına değindik. Nazım’ın geçtiği feleğin çemberine.. Fikir suçlusu Nazım, düşünen Nazım, kıymetini çok sonra anladığımız Nazım. Anladık evet, bir nebze olsun anladık. Anladık ki, 5 Ocak 2009’da vatandaşlığa geri aldık. Ölümünden 46 yıl sonra…

Yazık !

 

Fikir Suçu Ne Ola Ki ?

 

Ne ya bu fikir suçu ? Binlerce insanın sadece fikirlerini söyledi diye, düşünüyor diye hapislere atıldığı bu suç, niye suç ?

Yine Nazım çok güzel cevap veriyor bu soruya bir şiiriyle;

‘’sana düşman, bana düşman,

düşünen insana düşman,

vatan ki bu insanların evidir,

sevgilim, onlar vatana düşman’’

Ne güzel söylemiş Nazım, henüz 1945’te. Bizim fikrimize suç diyenler, düşünmeye suç diyenler vatana düşman aslında. Fikir suçuysa yapılan, binlerce insan hapislere düştüyse sadece düşündü ve fikrini söyledi diye, bu elbette ki buna suç diyenlerin çekeceği ceza içindir. Nazım’ın da aynı şiirinde dediği gibi;

‘’çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına :

-çürüyen diş, dökülen et-,

bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler’’

Bu fikir suçu aslında, vatana düşman olanların çekeceği cezaymış demek ki…

 

KAYNAKÇA

1. http://nazimhikmet.org.tr/yasam_oykusu.asp

2. Piraye için yazılmış saat 21 şiirleri, http://www.siirdefteri.com/?sayfa=siir&siir_id=113

 

Mustafa ŞEN

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler