Kartlar kimin elinde?

ABD emperyalizmi, kartların birleşen mazlum ulusların eline geçtiğini kabul edemese yarınlar mazlumlar dünyasının elleriyle inşa ediliyor.

Kartlar kimin elinde?
Fırat Keskin
Fırat Keskin

Başkent semalarında bir helikopter uçuyor. Helikopterden açılan ateş ve atılan el bombaları sonucu ülkenin en üst devlet makamının binalarında ağır hasar meydana geliyor. Bu devletini emperyalist odaklarla bir olarak uluslararası mercilere şikayet ederek uluslararası müdahaleye davetiye çıkaran bildiriye imza atan “aydın” kesimin “başarısı”. Bu tablo bize çok tanıdık gelebilir fakat bahsi geçen durum bir Latin Amerika ülkesinden:Venezuela

VENEZUELA’DA BOLİVARCI DEVRİM

Venezuela on yıllarca ABD emperyalizmine bağlı yönetimlerce idare edilmiş bir Güney Amerika ülkesi. 2 Şubat 1999’da Hugo Chavez’in başkanlık koltuğuna oturmasıyla Venezuela için yeni bir dönem başladı. Comandante işe anayasayı ve ülkenin ismini Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olarak değiştirmekle başladı. Görevi aldığı tarihten ölümüne kadar geçen süre zarfında ABD’nin bütün çabalarına rağmen her seçimden başarıyla çıktı. Emperyalizmin beslemeleri iktidarını sarsmak için kamulaştırılan petrol kuyularına sabotaj düzenledi. 2002 yılında ABD destekli bir darbe ile devrilmek istenen lider 48 saat içinde ordunun ve halkın desteğiyle tekrar görevinin başına getirildi. Belediye, köylü,emekçi,öğrenci konseyleri ve kooperatifler yoluyla halka egemenliği veren Chavez halkın ve Bolivarcı ordunun omuzlarında emperyalizme meydan okuyordu. Bolivarcı devrim artık dünya halklarından kopuk olamazdı. Bundan sonra başta Venezuela’nın diğer Latin Amerika ülkeleriyle entegrasyonu için kollar sıvandı. İlk kez içinde ABD’nin olmadığı bir örgüt olan CELAC ve Bolivarcı ittifak ALBA’yı kurarak sosyalist yönetimlerle dayanışmasını arttırdı. Latin Amerika pazarını ABD’nin arka bahçesi olmaktan kurtarmak adına yerelleştirdi ve canlandırdı. Bölgesel entegrasyon ve dayanışma çabalarının yanı sıra yükselen ve parıldayan Asya’nın devleriyle –Hindistan,Rusya,Çin,İran- ittifaklar kurdu.

CHAVEZ’İN MİRASI

Bolivarcı devrim Venezuela’da hala sürüyor. Chavez’in selefi ve döneminin başkan yardımcısı Nicolas Maduro,Chavez gibi emperyalist baskılara ve onun içerideki iş tutucularına karşı mücadele veriyor. ABD, Chavez’in vefatıyla 15 Nisan 2013’te gerçekleştirilen seçimlerde yüzde 51 oy alarak göreve gelen Başkan Maduro’nun ayağını kaydırmak için ellerini ovuşturmaya başladı. Önce Bolivarcı hükümetin bazı öngörüsüzlüklerinden yararlanarak ekonomik bir saldırı gerçekleştirdi. Bu alanda oluşan boşluktan faydalanarak kendisine bağlı tekeller aracılığıyla Venezuela ekonomisini büyük ölçüde ele geçirdi. Hemen ardından 2014’te bir kalkışma ile Maduro’yu düşürmek isteyen ABD bir kez daha kayaya tosladı. Zira Bolivarcı Silahlı Kuvvetler yaptığı açıklamada 2002 yılında Başkan Chavez’e karşı yapılan darbe girişimini hatırlatarak darbecilerin karşısına dikildi ve “Chavez yaşıyor,mücadele devam ediyor!” sloganlarıyla Bolivarcı hükümete şiddet eylemini kınarken Bolivarcı devrime bağlılığını dile getirdi. Bu ABD’nin Venezuela üzerindeki planları yeniden gözden geçirmesi için bir uyarı oldu. Gerçekten de ABD, Rus menşeili hava savunma füzelerine sahip, Bolivarcı ordunun ve milis güçlerinin desteğini arkasında hisseden ve en önemlisi askeri müdahaleye karşı direnişi yayma potansiyeli oldukça yüksek olan Bolivarcı hükümeti devirmek için kaba kuvvete hemen kolayca başvuramayacağını anladı. Bundan sonra ekonomiyi eline geçirerek başlattığı yıpratma savaşlarına ağırlık verdi. Venezuela ekonomisini kontrol altına aldığı kendine bağlı tekkelerle piyasa arzını düşürerek baş edilmesi güç bir suni kıtlık yarattı. Muhalefet çeteleri aracılığıyla haftalardır tonlarca gıda ve temizlik maddesi yakarak karaborsayı güçlendirdi, halkın bu temel ihtiyaçlarına erişimine engel oldu. Hükümetin sübvanse ettiği ihtiyaçlara yönelik olan bu gıda ve temizlik maddelerine yapılan saldırılar sonucu halkın ulaşamaması neticesinde yine hükümeti suçlu gösterdi. Bu yolla önce toplumsal huzursuzluğu körükledi ve sonra bunu kullanarak muhalefeti ele geçirdi. Bu sayede ABD, parlamento yoluyla Maduro’yu devirmeye çalışıyor. Muhalefetin örgütlemesiyle 2 aydan uzun süredir devam eden sokak protestolarında 70’den fazla kişi hayatını kaybetti. Bunlardan sadece 7’si güvenlik güçlerinin silahından çıkan kurşunla vurulurken buna bağlı olarak 23 polis memuru tutuklandı. Başkent sokaklarını her gün yangın yerine çeviren protestocular da yakarak katlettikleri yurttaşın, Bolivarcı devrimci bir gencin ve diğer onlarca Venezuelalı’nın can kaybında mesul durumdalar. Muhalefet çeteleri toplu taşıma araçlarını, hastane ve okullar gibi kamu binalarını ateşe veriyorlar. Yoldan geçen,yaşantısına devam eden yurttaşları fırsatını bulduklarında kadın-çocuk demeden katlediyorlar. Bu ölümlerden yandaş ve uluslararası medya ya hiç bahsetmiyor ya da bahsederken Bolivarcı hükümeti suçlayıcı ifadeler kullanıyor. Venezuela’da protestocuların tek yaptığı şey terör ortamı oluşturmak. 3 milyona yakın nüfusa sahip başkent Karakas’ta yaptıkları en kalabalık protesto 5 bin kişiyi geçmemesine rağmen yaptıkları kaotik şiddet eylemleriyle uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmeye çalışan protestocuların isteğinin “ABD’nin yardımı” olduğu göze çarpıyor.

(ABD,LÜTFEN BİZE YARDIM ET)*

TÜM DÜNYA’YA “DEMOKRASİ” GÖTÜREN ABD

ABD, yarım asırdan uzun süredir yıkamadığı Küba’ya ambargolarla,ekonomik yaptırımlarla ve seyahat yasaklarıyla saldırmış,yıpratmış ve uluslararası alandan tecrit ederek yalnızlaştırmaya çalışmıştı. Obama döneminde başlatılmaya çalışılan yumuşak ilişkiler dönemi de geçtiğimiz günlerde Trump tarafından feshedildi. Konuşmasında Trump’ın “kartlar bizim elimizde” sözleri dikkat çekti. Bu sözlerin ardından Küba halkına sırtlarını dönmeyeceklerini söyleyen Trump, yasama dahil yönetim işlerine doğrudan katılan Küba halkına “demokrasi” götüreceklerini ilan etti. Venezuela’da yaşanan olaylara ilişkin aralarında ABD’li ve Avrupalı ve Latin Amerikalıların olduğu bir grup “ilerici” bir bildiri yayınlayarak “protestolara karşı hükümet baskısı” konusunda “endişelerini” dile getirdi. Bununla beraber başta ABD olmak üzere emperyalist odaklar baskıyı arttırmaya başladı. ABD etkisi altında tuttuğu Amerika Devletler Örgütü yoluyla Venezuela’yı uluslararası alandan tecrit etmeye çalıştı. Daha sonra dünya uluslarının gözünde meşruiyetini azaltmaya ve devlet başkan yardımcısına ülkeye giriş yasağı koyarak saygınlığını yok etmeye çalıştı.Bunun yanı sıra Venezuela Yüksek Mahkemesi’ne (Anayasa Mahkemesi) düzenlenen saldırılara bir yenisi daha eklendi. Haziran ayının başında bombalı ve molotoflu saldırıların düzenlendiği ve hakimlerin son anda kurtarıldığı Yüksek Mahkeme’ye bu kez eski bir polis memuru ve dublör olduğu açıklanan Oscar Perez ve kimliği belirlenemeyen kişilerce kaçırılan bir helikopterden açılan ateş ve atılan el bombalarıyla saldırı gerçekleştirildi. Ardından yayınlanan bir video mesajda Perez “zorba hükümete” karşı halkı sokak protestolarına çağırırken muhalefet, helikopter saldırısının muhalefeti susturmak niyetiyle fırsat yaratmak için Maduro tarafından tezgahlandığını öne sürdü. Hükümet ise helikopter saldırısından eski iç işleri bakanı ve Maduro’yu yönetimden düşürmek adına ABD ile işbirliği yaptığı bilinen Rodriguez Torres’i suçluyor. Öte yandan bu kriz ortamında içte ve dışta sıkıştırılmaya çalışılan Maduro zekice bir hamleyle 30 Temmuz’a bir referandum çağrısı yaparak halka kurucu meclis oluşturmayı önerdi. Derhal muhalefet karşı çıkarak bunun “Küba tipi bir yönetim” olacağını ve bu referanduma katılmayıp gerçekleşmesini de önleyeceklerini ilan ettiler. Son helikopter saldırısını da Maduro’nun bir “tiyatrosu” olarak nitelendiren muhalefeti korkutan “Küba tipi yönetim” komün konseylerinden oluşan bir komün meclisini öngörüyor. Haliyle şimdiki meclisin feshedileceği ve halkın doğrudan yönetime katılacağı bu durumda komün konseyleri aracılığıyla gevşemiş olan halk-hükümet bağlarının yeniden canlanması bekleniyor.

Uluslararası alandan ve bölgesel birliklerden tecrit edilerek yalnızlaştırılan, yıpratılmaya çalışılan Küba’dan fazla olarak Venezuela yükselen Asya,Afrika ve Latin Amerika uluslarıyla sıkı ittifak bağları içerisinde. Dünyanın her yerinde yıkım ve felaketlere neden olan ve ardı ardına bozguna uğrayan ABD emperyalizmi, kartların birleşen mazlum ulusların eline geçtiğini kabul edemese de bir gerçek güneş gibi parlıyor: Yarınlar mazlumlar dünyasının elleriyle inşa ediliyor.


Fırat Keskin
TGB Uluslararası İlişkiler Bürosu
Latin Amerika ve Karayipler Masası Sorumlusu

 

Dipnot:

http://wp.telesurtv.net/english/news/Maduros-Supporters-Opponents-Rally-in-the-Streets-of-Caracas-20161026-0007.html

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler