Kimsenin Değil Herkesin Ağacı: Zeytin Ağacı

TGB Muğla İl Sekreteri Naci Önenköprülü yazdı...

Kimsenin Değil Herkesin Ağacı: Zeytin Ağacı
Naci Önenköprülü
Naci Önenköprülü

Anadolu’nun en değerli köy ozanlarından Homeros, büyük İlyada Destanında gölgesine sığındığı heybetli zeytin ağacına soruyor “Senin sahibin kim?” ağaç, cevabı Homeros’un kulağına fısıldıyor; “Ben herkese aidim kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım...”
Zeytin ağacı, güzel ülkemizin olduğu Anadolu topraklarının her yerinden fışkıran zenginliklerden sadece bir tanesi ancak değeri ve anlamı, yeri doldurulamayacak kadar. Mardin’den Çanakkale’ye Ege ve Akdeniz’in baş tacı. Buralarda kime sorarsanız sorun mutlak zeytin ağacının o kucaklayıcı gölgesinde dinlenmiş, güneşin yapraklarını ışıldattığı sırada soluklanmıştır. Binlerce yıldır insanlığın ve doğanın hizmetinde olan bu zenginlik ülkemizin temel geçim kaynaklarından.

Her yıl yüzbinlerde aile geçimini zeytincilikten sağlıyor. Üreten Türk köylüsünün simgesi ve umudu haline gelmiştir. Zeytincilik bu topraklarda bir gelenek. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında bizzat Atatürk tarafından yürürlülüğe konulan Zeytincilik yasası ülkemizin zeytin ağaçlarını korumuş, zeytinciliği geliştirmiştir. Ülkemizi dünyanın en büyük zeytinyağı üreticilerinden biri haline getirmiştir. Ancak bu yasa değiştirilmek istenmektedir. “Zeytinliklerin bulunduğu alanın içinde veya 3 kilometre yakınına kimyasal atık oluşturacak tesis yapılamaz, işletilemez” ibaresinde oynamalarla zeytinliklerimiz yok edilmeye çalışılmaktadır. Bir dönüm alanda 15’ten az zeytin ağacı varsa, o alan zeytinlik kabul edilmez ibareleriyle Anadolu’nun binlerce yıllık zeytin ağaçları tehdit edilmektedir. Yeni yasa tasarısıyla zeytinlikler ateşe atılmakta, rant kapısı haline getirilmeye çalışılmaktadır.


Cumhuriyet Devriminin Parolası: Üreten Türkiye


Cumhuriyet devriminden sonra gerçekleştirilen ekonomik politikaların tamamında üretim esas alınmış, çıkarılan kanunlarla üretim arttırılmaya çalışılmıştır. “Üreten köylü milletin efendisidir” şiarıyla tarım alanında büyük atılımlar gerçekleştirilmiştir. Tarımı, toprağı, üreten köylüyü koruyan kanunlar çıkarılmıştır. Cumhuriyetimizin aydınlanma merkezlerinden Köy Enstitüleri kurulmuştur. Bütün bu politikalar sonunda Türkiye’de ekilen arazi miktarı 1925’te 1.829.000 ton iken,1938’de 6.802.000 tona yükseldi. Zeytincilik bu üretimin önemli bir kesimini oluşturmaktaydı. Bugünde zeytincilik Türkiye’nin önemli bir gelir kaynağını oluşturmaktadır. Ülkemiz yıllardır Atatürk’ün, Cumhuriyetin üretim ekonomisinden kopuşun sonuçlarını yaşamakta, ekonomik olarak büyük bir krize yuvarlanmaktadır. Bu krizden kurtuluşun tek yolu vardır: Üretim! Üretimin, en önemli ayaklarından zeytinciliği yok etmek ise bir intihardır.


Vatan İçin Üretim, Üretim İçin Zeytin
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin

Demiş; şair Nazım Hikmet. Bu topraklar için dikmekten, ekmekten, üretmekten ve çalışmaktan vazgeçmeyen Türk Gençliği olarak Türkiye’nin en güzel yerlerindeki binlerce yıllık tarihin şahidi zeytin ağaçlarımızın, yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Üreten Türkiye’yi kuracağız, dostluğun ve barışın simgesi zeytinimizi, zeytin üreticilerimizi baş tacı edeceğiz. And olsun!

Naci ÖNENKÖPRÜLÜ
TGB MUĞLA İL SEKRETERİ

Tarih:
Diğer Haberler