Kıraç Neden Hedefte?

Posta gazetesinden Oya Çınar ile yaptığı röportaj üzerinden Kıraç’a çokça saldırı geliyor. Peki bu saldırıların sebebi ne? Kıraç neden hedefte?

Kıraç Neden Hedefte?
Naci Önenköprülü
Naci Önenköprülü

Günümüzde insanın insana tepkisinde bir tarz oturdu. Tahammülsüzlük engin dağları aşmış durumda. Özellikle sosyal medyada durum bu şekilde. Seviyeli bir şekilde tartışmak ve “Acaba ne demek istiyor?” diye anlamak boşa harcanan vakit gibi adeta. Hal böyle olunca düşünceler de Twitter’da yapılan eleştiriler gibi “240 karakterden” ibaret kalmakta.

Buna en çok maruz kalan isimlerden bir tanesi de sanatçı Kıraç… Posta gazetesinden Oya Çınar ile yaptığı röportaj üzerinden Kıraç’a çokça saldırı geliyor. Aslında Kıraç’ın o röportajda ne söylediği saldıranlar için önemli değil. Onlar sadece duruşu olan herkese saldırıyorlar.

AYDIN VE SANATÇININ ROLÜ
Aydın, eski dilimizde “münevver” diye geçer. Münevver salt anlamıyla baktığımızda düşünceyi üretebilen/aydınlanmış/seçkin kişidir. Türk toplumunda aydının ve sanatçının saygınlığı büyüktür. Aydın dediğimiz kişi toplumu düşüncenin üretimini sağlar. Ancak ürettikleriyle safını belirler. Aydının sorumluluğu kime karşı? Saflaşmayı da bu soru belirler. Sorumluluğunuz kime karşı?

Basitçe ayırmak gerekirse iki çeşit aydın tipi vardır. Birincisi; meselelere öncül bakar. Yani herkesin ilk bakışta fark edemediğini fark eder ve yapıcı bir eleştiri üretir, olguyu ileriye taşır. Bu özellikleriyle topluma hizmet ederler. Sorumlulukları millete karşıdır.

İkincisi; yıkıcı olandır. Bunlar her meseleye yüzeysel bakarlar. İleriye taşıyacak düşünce yerine var olanın önüne kapan kurarlar. Hasan Yalçın’ın deyimiyle bu tür aydınlar yakalanmış bir deniz canlısıdır.1 Normalde deniz canlılarını zor yakalarsınız. Elinizden kayıp gider. Ama yakaladığınızda tadından yenmez. Her derde devadır. O yüzden herkes tarafından yenir, tavsiye edilir. Bu tip aydınlar yakalan deniz canlısı gibidir. Fenomenlerdir. Her şeyi onlar bilir. Topluma karşı sorumlulukları yoktur. Bol duyar kasarlar, çok yakarlar. Kendilerine ayrı bir özerklik alanı yaratmışlardır. Olguları kendi sırça köşklerinden, pembe pencerelerinden “yorumlarlar”. Bu yüzden de toplumda bir karşılıkları yoktur. Bu özellikleriyle kime hizmet ettiklerini varın siz söyleyin.

SORUNLU SORUMSUZLAR
Aydın/sanatçı kişi bizim onlara yüklediğimiz sorumluluğu üstlenmek zorunda değil. Üstlenmediği durumlarda zaten mefhum durum gerçekleşiyor. Söyledikleriyle ve yaptıklarıyla ben sorumsuzum diye bağırıyor. Bol alkışlı röportajları, üç beş satır köşe yazıları ve bol rt’li tivitleriyle dünyayı kurtardıklarını zannediyorlar. Herkesin duymak istediklerini söylüyorlar. Vicdanlar rahatlıyor. Ama işler gerçekte öyle olmuyor.

Bunlara sorunlu sorumsuzlar diyoruz. Sorunları Türkiye ile. Türkiye’ye sahip çıkan herkesle. Sorumsuzlar diyoruz ama aslında bir sorumlulukları var. Sorumlulukları kitapları çıksın diye fon aldıkları AB’ye. En temel besinleri olan paraya. Vitrinlerine koyacakları ödüllere…

Türkiye, en sert hesaplaşmaların, emperyalizmin yüzyıllar boyunca her zaman hedefinde olan bir coğrafyada. Bizim aydınlarımız böyle topraklarda yetişiyor. Bu toprağın vitaminini, mineralini alan birini mi arıyorsunuz?

KIRAÇ’IN SAFI TÜRKİYE’NİN YANI
Kıraç, kökleri bu topraklara sımsıkı bağlanmış bir sanatçımızdır.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” derler ya Kıraç yaptıklarıyla da söyledikleriyle de kendini ispat etmiştir.

Ülkemizin bölünmez bütünlüğüne saldırılıyor. Türk ordusu terör örgütlerine her vurduğunda bazıları “savaşa hayır” şarkısı söylerken Kıraç Mehmetçiğe kuvvet veriyor.

Türkçemiz yıpratılıyor. Bazıları Türkçeye hakaret sayılacak işler yaparken Kıraç Türkçe’nin ırmağına yeni yataklar açmak için dilimizi savunuyor. Milli seferlik halinde ana sınıflarından itibaren başlayan yabancı dilde eğitime yine o vuruyor.

Edebiyatımız engin birikiminden kopartılıyor. Türkçeyi doğru düzgün kullanamayan, Türklerin Ermenilere soykırım yaptığını söyleyen yere göğe sığdıramadıkları Nobel aşığı “yazar” Orhan Pamuk’u yine o eleştiriyor.

Büyük insanlığın toprağına gölge düşürülüyor. İnsan ilişkileri çürümeye yüz tutuyor. Aile ilişkileri yıpranıyor. Bazıları bunun yalnızlık adı altından “tadını” çıkarırken bir bakıyoruz Kıraç orada da bize Türk kültürünü, insanlığı hatırlatıyor.

BİZİ ÖLDÜRMEYEN DARBE GÜÇLENDİRİR
Aydın toplumun kalkanıdır. Tehlikeye onunla karşı koyarsınız. En fazla hasarı o alır ama arkasındakileri korur. Kıraç da böyle…

Esas soruya gelelim. Kıraç neden mi hedefte? Çünkü Barış Pınarı Harekatı'nda ön cephede. Ve diğer cephelerde en önde. Çünkü Türkiye gemisinde. En fazla darbe yiyenlerden biri ama hala bir çelikten bir kalkan gibi sapasağlam. Çünkü mayası sağlam. Yanında da Türk’ün kılıcı, gençlik var. O yüzden bizi öldürmeyen darbe daha da güçlendirir. Siz vurun ki biz daha güçlü duralım. Siz vurun ki biz doğru safta olduğumuzun bilincine yeniden varalım.

Naci ÖNENKÖPRÜLÜ
TGB AFK BAŞKAN YARDIMCISI/GYK ÜYESİ

Dipnot:

[1] Hasan Yalçın, Aydın Rantı, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2004, s.119

KIRAÇ - VATAN MARŞI

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler