Mustafa Kemal'in Uçakları ve Göklerdeki Gelecek

“Her şeyden evvel milli bir inanç ve teşvik bu yoldaki başarının tek çaresiydi, ben de muvaffak olmak için buna muhtaçtım.” Vecihi Hürkuş

Mustafa Kemal'in Uçakları ve Göklerdeki Gelecek
Çağlar Sönmez
Çağlar Sönmez

“İstikbal Göklerdedir;

Çünkü göklerini koruyamayan milletler yarınlarından asla emin olamazlar…

Ey Türk Genci! Kısa zamanda gökte seni bekleyen yerini alacaksın.”

M. Kemal Atatürk

15 Mayıs 1925 Türk Tayyare Cemiyeti açılış töreni

 

Çağımızın en büyük yarışlarından biri olan havacılıktaki devrim, iki kardeşin insanoğlunun ayaklarını yerden kesme, gökyüzünü tanıma arzusuna verdiği cevapla gerçekleşti. Wright kardeşler 17 Aralık 1903’te havada 12 saniye kalmayı başaran ilk motorlu hava aracını dünyaya tanıttı. Bu 12 saniyelik kıvılcım milletlerin bağımsızlığını, ülkelerin güvenliğini belirleyen ve 115 yıldır süren ateşli bir yarışı başlattı. Milletimiz bu “istikbal” yarışında görevi Atatürk’ün “Kısa zamanda gökte seni bekleyen yeri alacaksın” parolasından alan Vecihi Hürkuş gibi büyük kahramanlar yetiştirdi.

Ülkemiz tarihinin en büyük güvenlik sınavlarından birini verirken milli savunmamızın hayati önemi kendini en kör gözlere bile göstermiş bulunmakta. 1974 Kıbrıs Barış Harekatında ABD’nin ülkemize uyguladığı silah ambargosu bugün teröre karşı verdiğimiz mücadeleye ABD’nin F-35 uçaklarının satışını askıya alarak cevap vermesiyle devam ediyor ve bağımsız bir havacılık geleceği kurmanın güncel bir görev olarak önümüzde durduğunu gösteriyor. Türk gençliği olarak bu sınavdan başarıyla çıkmak için havacılık tarihimizin Vecihi Hürkuş gibi kahramanlarının deneyim ve başarılarını, başarılarının ardındaki motivasyonu keşfetmek zorundayız.

İLK TÜRK TAYYARECİSİ

Vecihi Bey, Soyadı Kanunu’yla beraber ömrü boyunca hakkını vererek taşıyacağı Hürkuş soyadını aldı. Hürkuş soyadı yalnızca çocukluğundan beri göklere duyduğu arzunun değil aynı zamanda karakterindeki büyük hürriyet ve vatan sevgisinin ifadesiydi. Bitip tükenmeyen çalışkanlığı bu vatan sevgisinden geliyordu.

Vecihi Hürkuş, Birinci Dünya Savaşı patlak verince cepheye ilk koşanlardan oldu. Bağdat cephesinde teknisyen olarak uçarken uçağı düştü, yaralı kurtuldu. Buna rağmen göklere küsmedi, pilot olmaya karar verdi. Atandığı Kafkas Cephe’sinde bir Rus uçağı düşürerek Kafkas cephesinde uçak düşüren ilk Türk pilot oldu. 1917 Ekim’inde hava savaşında yaralanarak düşünce esir olarak Hazar Denizinde bir adaya götürüldü. Kararlılığının önünde bekçiler de Hazar Denizi de duramadı ve mücadeleye dönmek için adadan yüzerek kaçtı. İstanbul işgal edildiğinde 24 yaşındaydı, 7 Haziran 1920’de Kuvva-i Havaiyeci arkadaşlarıyla hangara sızarak üç uçak kaçırmaya çalıştı fakat karşısına çıkan çürümeye terkedilmiş uçakları kaldırmayı başaramadı. Anadolu’ya geçti, Kurtuluş Savaşı’nda düşmanın ağır hava üstünlüğüne karşın uçmasına kimsenin imkan vermediği uçaklarla cesurca uçarak önemli görevlerde bulundu. İkinci İnönü muharebesinde tabuttan bozma bir uçakla yaptığı keşif uçuşunda verdiği raporla İsmet Paşa’nın hücuma geçmesini sağlayarak savaşın kaderini değiştirdi.

MUSTAFA KEMAL'İN UÇAKLARI

Özellikle Kurtuluş Savaşında çekilen yokluklar onda neden kendi uçağımızın olmadığı sorusunu uyandırdı ve icatçı kişiliğiyle özgün tasarıma sahip ilk Türk uçağı Vecihi K-VI projesini henüz Cumhuriyet ilan edilmeden tasarladı ve imal etti. Yaptığı test uçuşunda dünya standartlarındaki kriterleri uyguladığı uçak, ilk Türk uçağı, sınavı başarıyla geçti. Yıllar sonra yazdığı kitapta Vecihi K-VI için şöyle yazacaktı: “Herşeyden evvel milli bir inanç ve teşvik bu yoldaki başarının tek çaresiydi, ben de muvaffak olmak için buna muhtaçtım. İzmir’de inşası devam eden projem tam manasıyla ulusal bir enerji ve hakiki bir Türk kafasının mahsülü idi. Vecihi K-VI Avrupalı emsallerinden geri olmamakla beraber, tercihe değer hususiyetlere sahipti” Vecihi Hürkuş başarısının desteklenerek önünün açılacağını umarken izinsiz uçuş yaptığı bahane gösterilerek uçağına el kondu.

Küsüp kendini ülkesinden sakınmadı, genç Cumhuriyete ve Atatürk devrimine inancı tamdı. 1930 yılında, tasarladığı 14’üncü projesi spor-eğitim uçağı Vecihi K-V14’ü gerçekleştirmek için hazırlıklar tamamdı. Kendi imkanlarıyla kurduğu bir atölyede rekor sürede imalatı tamamladı ve başarılı şekilde test uçuşlarını gerçekleştirdi. Ardından gözünü çok daha yüksek bir hedefe dikmişti; bu uçak sertifikalandırılıp ülkede üretilirse Cumhuriyet’in giriştiği sanayi atağına büyük katkıda bulunacaktı. Uçak Çekoslavakya’da Uluslararası Sivil Havacılık Komisyonu (CINA) tarafından “Dünyanın en iyi spor uçaklarından biridir” ibaresiyle sertifikalandırıldı. İmkansızlıklar içerisinde milli bilinçle hareket eden bir adam Türklerin de gökteki yerini alabileceğini ispatlamıştı. Başarı ülkede sevinçle karşılandı, Vecihi Hürkuş başarıyı duyurmak için ülke genelinde turnelere çıkarak şehir şehir uçuşlar yaptı ve havacılığı tanıttı. Ancak Türkiye bu yıllarda Avrupa’dan uçak satın almaktaydı, yabancı şirketler kendi uçaklarını satabilmek için Savunma Bakanlığı koridorlarında cirit atarak bütün mesailerini yerli teşebbüsleri engellemeye ayırıyorlardı. Uçağıyla çıktığı turne sırasında gittiği yerlerden günlük raporlar çekmediği bahanesiyle Vecihi’nin K-V14 uçağı uçuştan men edildi.

Genç Cumhuriyet 1923-1950 yılları arasında Tayyare ve Motor Anonim Şirketi, Kayseri, Eskişehir, Vecihi Faham, Nuri Demirağ, THK Etimesgut Tayyare Fabrikaları ve  Gazi Uçak Motor Fabrikası gibi büyük atılımlar başlatmıştı. Bu fabrikalar o dönem dünya ile boy ölçüşen büyüklüktelerdi. Atatürk 1937’de “Bundan sonrası için bütün tayyarelerimizin ve motorların memleketimizde yapılması ve harp sanayimizin de bu esasa göre inkişaf ettirilmesi iktiza eder” demişti. Ancak Atatürk’ün ölümünden sonra, uyguladığı tam bağımsız ekonomi politikalarından vazgeçildi. Fabrikalarımızda üretilen uçakları kullanarak yerli sanayimiz desteklenmek yerine dışarıdan  satın almak tercih edildi. Amerikan Thornurg ve Baker raporlarında Türkiye’nin bir tarım ülkesi olduğu, tarım ve hayvancılığa yönelmesi, ağır sanayi kolları yerine hafif sanayi kollarında yalnızca montaj çalışmalarına yönelmesi tavsiye edildi. 1947 yılında ise Marshall yardımı adı altında Türkiye’ye eski teknoloji uçaklar hibe edilerek kendi uçağını üretmesinin gereksiz ve pahalı bir macera olduğuna ikna edildi. Bu felsefe önce verdiğini sonra daha büyük alma mantığına dayanmaktaydı. Oysa bu tarihlerde THK Etimesgut Uçak Motor Fabrikası THK-15 eğitim uçağını tamamen yerli motoru dahil imal etmekteydi. Fakat aynı tarihte Amerika’ya T-33 siparişleri verildi. Sipariş alamayan yerli fabrikalar 1950 yılına kadar dayanabildi. Sipariş olmayınca üretim durdu. Türk havacılığının bir dönemi böylece sona eriyordu, Mustafa Kemal’in uçaklarını üreten fabrikalar kapandı.

GÖKLERDEKİ GELECEK UYANIYOR

1964 yılında Amerikan başkanı Johnson, Türkiye başbakanına yazdığı mektupta olası bir Kıbrıs harekatında Türkiye’ye ABD tarafından verilen uçakların kendisinin izni olmadan kullanılamayacağını yazıyordu. 1974 yılında tehditler hayata geçti ve Kıbrıs Barış Harekatı ambargo altında büyük zorluklarla yürütüldü. Oysa Mustafa Kemal daha 1922 yılında şöyle uyarmıştı: “Bütün işleri Avrupanın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleri ile ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!”

Yaşanan olaylardan çıkarılan dersler sonucunda 1973 yılında Türk havacılığına bağımsız bir gelecek yaratmak amacıyla Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş (TAI) kuruldu. Önceleri yoğunlukla ABD projelerine montaj faaliyetleri yürüten TAI yıllar içerisinde elde ettiği deneyim ve bilgi birikimiyle önemli mesafeler katetti. Bugün ürettiği Atak Taarruz Helikopteri ve ANKA insansız hava aracı TSK envanterinde terörle mücadelede önemli başarılar göstermekte. İsmini Türk havacılığının öncüsünden alan HÜRKUŞ projesi kapsamında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin eğitim uçağı ihtiyacına cevap verecek ve dünya pazarında pay sahibi olabilecek özgün bir eğitim uçağı tamamen yerli imkanlarla geliştiriliyor. ABD Senatosunun F35 savaş uçaklarının Türkiye’ye teslimini askıya alma kararından sonra 5. Nesil Savaş Uçağı TF-X projesi de süper teşvik kapsamına alınarak projeye hız kazandırıldı.

Havacılık Sanayimiz ilerlerken geçmişten dersler çıkarmalıyız. Yerli girişimleri desteklemeyerek iç ihtiyaçlar için dışarıya sipariş verme hataları tekrarlanmamalıdır. Yürüttüğümüz yabancı lisanslı projelerde yerlileşme oranlarımız her geçen gün yükselmektedir ancak sanayimizin en kırılgan noktası olan motor üretiminde yürütülen çalışmalar hızlandırılmalıdır.

Türkiye uzun yıllar biriktirdiği tecrübesi ve teknolojisiyle havacılık sektöründe büyük atılımlar yapma kabiliyetindedir. Ancak tasarımda özgünlüğü yaratamadığımız sürece imalatta yerlileşmenin tam bağımsızlığı getirmeyeceği unutulmamalıdır. Bu nedenle ar-ge çalışmalarına hız kazandırılmalıdır.

Yazı boyunca işlediğimiz üzere Amerika ile ortak teknoloji geliştirme çabalarının tamamı tarih boyunca sonuçsuz kalmıştır, havacılık sanayinde işbirliği karşılıklı gelişim taraftarı ortaklarla sürdürülmelidir.

Vecihi Hürkuş’un ismini Wright, Lockheed, Boeing, Sikorsky gibi havacılığın öncü isimlerinin yanına yazdıran başarı kuşkusuz tesadüf değildi. Çalışkanlığı, yaratıcılığı, cesareti ve kararlılığı milletine duyduğu bağlılığın sonucuydu.Hatıralarında şöyle der: “Her şeyden evvel milli bir inanç ve teşvik bu yoldaki başarının tek çaresiydi, ben de muvaffak olmak için buna muhtaçtım.” İhtiyacımız o günden bugüne hiç değişmedi. Türkiyenin güvenlik ve geleceği için havacılıkta yapması gereken atılımı Türk gençliği ancak milli bilince sarılarak gerçekleştirebilir.

 

Ali Çağlar Sönmez

TGB Ankara İl Sekreteri

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği

 

Kaynakça:

1. İsmail Yavuz, Mustafa Kemal’in Uçakları, İş Bankası Kültür Yayınları

2. Vecihi Hürkuş, Bir Teyyarecinin Anıları, Yapı Kredi Yayınları

3. Doğan Avcıoğlu, Türkiye'nin Düzeni, Kırmızı Kedi Yayınevi

4. https://www.tai.com.tr

tgb.gen.tr 

Tarih:
Diğer Haberler