Onbeşlik delikanlının bize yüklediği görev

Türk milletine ancak Eren'in ödediği bedele sahip çıkanlar liderlik edebilir vatan savaşında.

Onbeşlik delikanlının bize yüklediği görev
Gökhan Dağtekin
Gökhan Dağtekin

KALBİ TÜRKİYE İÇİN ATAN YİĞİT EREN

PKK'nın geçtiğimiz günlerde şehit ettiği Eren Bülbül'ün öyküsü günlerdir Türkiye'nin gündemine oturmuş bulunuyor. Onbeşlik delikanlı, gözünü kırpmadan Mehmetçiğe etkin destek verdiği için, bölücü teröristlerden korkmayıp bedel ödemeyi göze aldığı için şehit edildi. PKK uzantıları ve onunla ağız birliği halinde bulunan güruhlar ise "Asker küçücük çocuğu yem olarak PKK'nın önüne attı" ve "Ne işi var çocuğun çatışma yerinde?" diyerek Türk halkının zihnini bulandırmak için çaba sarf ediyorlar. Fakat nafile! Bütün Türkiye "İyi ki varsın Eren" haykırışları ile inliyor günlerdir. Eren'in şehit edilişi ders niteliğinde tahlil gerektiren bir olay. Bu olay da göstermiştir ki Türkiye'de tek belirleyici, tek temel ayrılma noktası kalbi Türkiye için çarpanlar ile kalbi Türkiye için çarpmayanları ayrımıdır. Vatan savaşının tunç yasasıdır bu, vatanını müdafaa eden bir millet için her türlü diğer ayrım ikincil konuma düşer.

Eren henüz onbeş yaşındaydı, ama kalbi Türkiye için atıyordu, gözünü kırpmadan tehlikeyi göre göre eli silahlı canilere karşı mücadele etti. Bunun için şehit edildi. Türk milleti bu yüzden Eren'i benimsiyor, sahipleniyor. Eren'in kalp atışı, bizim kalp atışımız aynı, Türk milletinin kalp atışı aynı: hepimizin kalbi bu vatan için atıyor. Türk milleti bölünmeyi kabul etmiyor, esareti kabul etmiyor, ulusal varlığına sonuna kadar sahip çıkıyor.

BİRİNCİ GÖREV: EMPERYALİST YALANLARI TEŞHİR ETMEK

Peki nedir içinde bulunduğumuz vatan savaşının bizlere gün itibariyle yüklediği görevler? Birincisi tespiti doğru yapacağız. Türk milletinin yalanlarla zihnini bulandırmak isteyenlerin propagandalarına geçit vermeyeceğiz.

PKK katilleri ve tüm uzantıları ile mücadele bir Türk-Kürt kavgası değildir. Bu yalan, tüm yalanların anasıdır, emperyalist propagandanın temel direğidir. Türk-Kürt, Alevi-Sünni Türkiye'de bir denizin suları gibi birbirine karışmıştır. Siz bir denizin suyunu, "şu dereden, bu nehirden geldi döküldü denize" diyerek ayırabilir misiniz? Denizlerin, okyanusların suyunu ayırabilir misiniz? Cephelerde, siperlerde kan kardeşi olmuş, uluslaşmış olan Türk milletini ayırabilir misiniz? Denizlerdeki su nasıl ki bir daha nehir suyu olamıyorsa Türk milletini de ulus öncesi evresine geri dönüştüremezsiniz. Buna kimsenin gücü yetmez. İlk görev ve çıkış noktamız bu hakikattir: Nesnel gerçek Türk-Kürt kavgası değildir. Nesnel gerçek, emperyalist merkezlerin Türkiye ve bölge ülkelerini etnik, dinsel ve mezhepsel eksende bölme taarruzudur. Saldırı emperyalist merkezlerin saldırısıdır. Öyleyse ilk görevimiz, bu gerçeği perdeleyenlere, emperyalizmin yalanlarını bizlere pazarlamaya kalkanlara gereken cevabı vermektir. Çıkış noktamız budur.

İKİNCİ GÖREV: İŞGAL KUVVETLERİNİ TOPRAKLARIMIZDAN DEFETMEK

ABD Başkanı Trump, PKK'ya ağır silah verme kararını imzaladı. Çok kısa bir zaman zarfında 1200 tır yardım gitti PKK'ya. ABD subayları ve askerleri Suriye'de PKK ile aynı siperlerde savaşıyor. Delta Force timleri ve çeşitli NATO özel timleri PKK'ya savaş eğitimleri veriyor. Batı'nın istihbarat servisleri PKK'ya tam destek vererek bölgemizde cirit atıyor. Batı emperyalizmi bölücü teröre siyasi destek vermekle kalmıyor, bölücü terörün sahibi, mimarı ve efendiliğini yapıyor.

ABD Muavenet'i batırıyor, Türk askerinin başına çuval geçiriyor, Türk subaylarını ve vatansever önderlerini kumpaslarla hapislere atıyor, 15 Temmuz'da meclisimizi bombalayıp darbeye yelteniyor ve aynı ABD bugün Mehmetçiğe kurşun sıkıyor. Ama Türk milletini esir almak öyle kolay değil, emperyalizmin her hamlesine devrimcilerin de bir "cevabı" vardır.

Mustafa Kemal gençliği o çuvalı alıp ABD ve NATO askerlerinin başına geçirdi mi? Geçirdi. Halkımızla birlikte Silivri duvarlarını yıktık mı, kumpasları tarihe gömdük mü? Gömdük. 15 Temmuz'da alçak saldırıyı püskürttük mü? Püskürttük.

Şimdi de bu emperyalist saldırıya gereken karşılığı vereceğiz. Düşmana "düşman" demeyen hiç kimse savaşamaz, onun için net konuşacağız, zihinlerimiz net olacak. Müttefik değil, düşmanımız olan ABD'nin ve NATO'nun Türkiye'deki üsleri düşman üssüdür, işgal üssüdür. Bu üsler Türkiye ve bölge ülkelerine düşmanlığın ana üsleridir. Terör örgütüne her türlü istihbarat, nakliyat, silah, lojistik destek, personel destek buralardan veriliyor. Eren'in gencecik bedenine sıkılan kurşunlar ABD kurşunudur.

İncirlik ve kaçak Diyarbakır üssü, terör yuvalarıdır, darbe merkezleridir, Türkiye'yi parçalamanın merkezleridir.

Aylardır "İncirlik ABD'ye kapatılsın" kampanyası yürütüyoruz. Eylül başında Adana'da büyük bir eylem yapacağız. Hepimize düşen somut ikinci görev de bu kampanyayı vargücümüzle desteklemektir, bu yönde güçlü bir kamuoyu yaratmaktır.

ANADOLU TOPRAKLARINDAN YİĞİTLİK FIŞKIRIYOR

Türk milletinin ve özellikle gençliğin, milli şuurunu tahrip etmek, yok etmek için emperyalist sistem akla gelebilecek herşeyi yaptı. Bizleri postmodernleştirmek, bireycileştirmek, küreselleştirmek, çıkarcılaştırmak, tüketimin kölesi yapmak, apolitize etmek, yozlaştırmak için sistem akla gelebilecek herşeyi yapmadı mı? Ulusal olan her değer ayaklar altına alınmadı mı?

Ama sene 2017 ve bu milletin bağrından hala Aybüke öğretmenler çıkıyor, Necmettin öğretmenler çıkıyor, Ömer Halisdemirler çıkıyor, Eren Bülbüller çıkıyor.
Tarihinde Kubilaylar olan, Seyyit Onbaşılar olan, Deniz Gezmişler olan bir millet elbette bugün de yiğit kahramanları çıkartacaktır. Tarlada fındık toplayan, fakir halk çocuğu, yetim Eren tereddütsüz düşmana karşı koyuyor, vatanını, emeğini namus sayıp sahip çıkmasını biliyor. Emperyalizm bu millete çirkef pompalasa da, Karadeniz yaylalarında, Anadolu topraklarında deryalar kadar yiğit yetişiyor. Bize düşmanlık eden güçlere nasıl bir millet ile savaştıklarını hatırlatalım arkadaşlar, hesaplarını kitaplarını ona göre yapsınlar. Biz bu düşmanı Çanakkale'de yendik, İzmir'de denize döktük. Yine alçakça saldırıyorlar ama bir kez daha yeneceğiz.

VATAN SAVAŞINDA KARARLI VE NET DURUŞ: "PKK'YA YAKLAŞAN YANACAKTIR" UYARISI (ÜÇÜNCÜ GÖREV)

İçinde bulunduğumuz süreci iyi kavramalıyız. Bugün olağanüstü bir dönem yaşamaktayız. Olağanüstü dönemlerde olağan dönemlerde geçerli olabilen kaideler geçerliliğini yitirir. Türk milleti ABD ve Batı emperyalizmine karşı vatan savaşı veriyor, varoluş mücadelesi veriyor. Tüm siyasilere, kurum ve kuruluşlara ve kanaat önderlerine sesleniyoruz. BU SÜREÇTE PKK'YA YAKLAŞAN YANACAKTIR! PKK'ya yaklaşan Türk milletini karşısına alacaktır. PKK sevicileri ayaklar altında kalacaktır. Bağrından Erenleri çıkartan bu millet, PKK ile yoldaşlık kardaşlık yapmaya kalkanlardan hesap soracaktır.

PKK sevicileri, PKK'yı ve PKK'nın paravan kuruluşlarını Türk halkına meşru muhatap diye pazarlamaya kalkanlar yürekleri varsa Eren'in anasının gözlerine bakıp o zırvalarını söylesinler. Vatan savaşında herkes konumunu belirleyecektir, çağrımız içerideki tüm aktörlere: Atlantik ile değil, Türk milleti ile birleşin!

Vatan savaşında, kararlı ve net bir şekilde vatan cephesinde olmak, tüm iç aktörleri bu cepheye çekmek için baskı oluşturmak üçüncü görevimizdir.

SONUÇ

Tüm siyasi aktörleri Türk milletini ayrıştıran her türlü adımdan uzak durmaya çağırıyoruz. Tüm aktörlere Türk milletine karşı sorumluluklarını kuvvetle hatırlatıyoruz.

Hepimize sorumluluklarımızı bir kere daha hatırlatan Eren Bülbül'ü minnetle anıyoruz ve biliyoruz ki Türk milletine ancak Eren'in ödediği bedele sahip çıkanlar liderlik edebilir vatan savaşında. Çıkmayanlar ise tarihin deliğine süpürülecekler. Hepimiz Ereniz! İyiki varsın Eren!

Gökhan Dağtekin
TGB Frankfurt Başkanı

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler