Özgecanlarımızı Ateşlerden Kurtaralım

Çürümüş toplumu yıkmak ancak cumhuriyet kanunları ile mümkün. Cumhuriyet devrimleri ile özgür, çalışkan, üreten, devrimci kadınlar yetişecektir.

Özgecanlarımızı Ateşlerden Kurtaralım
Gizem Şanlı
Gizem Şanlı

11 Şubat 2015: Özgecan Aslan, yirmi yaşında üniversite öğrencisi genç bir kadın, Mersin’in Tarsus ilçesinde minibüs şoförü tarafından tecavüze uğradı, direndiği için bıçaklanarak öldürüldü. Yakarak yok etmek istediler delilleri ancak bir dere kenarında bulundu gencecik bedeni.

Vicdanları yaralayan bu olay, kadın cinayetlerinden yalnızca biri. Özgecan’ın ölümünün ardından geçen dört yılda yüzlerce kadın öldürüldü, tecavüze uğradı, şiddet gördü. Devam eden kadın cinayetleri vicdandan ve insanlıktan yoksun bireylerin sayısının arttığını açıkça gözler önüne seriyor. Ancak bu bireyleri, yetiştikleri aileden, mahalleden, yani kendi sosyal çevresinden ayrı ele alamayız.  Artan kadın sorunları toplumdaki yozlaşmanın göstergesi.

“Eşitsizliğe" Sıkıştırılan Kadın Sorunu

Her sistem hakimiyetinin devamlılığı için kendi insan modelini, bunun için de kendi aile modelini yaratır. Cumhuriyet toplumunda kadın, hayatın içindedir, üretir, memleketini muasır medeniyetler seviyesine çıkarma görevinde erkekle aynı sorumluluktadır. Ancak cumhuriyet devrimleri ve aydınlanmayla hesaplaşan emperyalizm destekli karşı devrimin yarattığı toplumda kadını yalnız doğurganlığı ile yaratan ve üretimin, çalışma hayatının dışına iten aile modeli hakimdir. Kadın ekonomik özgürlüğü ile birlikte diğer bütün özgürlüklerini de kaybetmeye başlamıştır. Eve hapsolan kadının sesi kısılmış, şiddete, istismara susar olmuştur. Böyle bir ailede yetişen erkek çocuktan eğitim ve medya araçlarıyla kadını aşağılayan, yok sayan, toplumun dışına iten anlayışlarıyla yoğurulup katil yaratılmaktadır. Aynı araçlardan söylenenlere göre kadın, yalnızca cinsel yönüyle ve doğurganlığıyla, erkeğe muhtaç olarak var olabilmektedir. Sistem bütün araçlarıyla bireyi kendi cinsiyetine, aile yaşantısına ve topluma yabancılaştırmaktadır. Üstelik artan şiddet ve baskı yalnızca fiziksel olarak karşımıza çıkmıyor. Her gün milyonlarca kadın evde, iş yerinde ve sosyal alanlarda psikolojik şiddete maruz kalıyor ve sindiriliyor. Bugün gelinen noktada yaşanan şiddet olayları, cinayetler bu yabancılaşmanın bir kanıtıdır ve bu yabancılaşma toplumda toptan bir çürümeye sebep olmaktadır.

Pembe Taksi Değil Cumhuriyet Toplumu

Peki çözüm ne? Pembe taksi, kadına özel vagon gibi kadını toplumdan koparan, ayrıştıran cinsiyetçi anlayışlarla çözülemeyeceği açık. Ancak çözümün her yıl Taksim’de atılan, kadını yalnızca cinselliğiyle ortaya koymaya çalışan ve hayatta hiçbir gerçekliği bulunmayan sloganlarda olmadığı da ortada. Bu sloganlar tıpkı sistem gibi kadını toplumsal üretimdeki rolünden soyutlayıp yalnızca cinsel kimliğiyle ele alıyor.  

Çözümler net:

Kadının özgürleşmesi ancak üretimin içinde yer alması ile mümkün. Ekonomik özgürlüğünü eline alması kadın ve erkeğin eşit şartlara sahip olmasını, kadının toplumda kendini gerçekleştirmesini sağlayacaktır.

Kadın mücadelesi ancak hukuki yaptırımlarla da desteklenen kadın erkek omuz omuza mücadele ile mümkün. Kadına şiddetin, ne olursa olsun cezai indirime gidilmeden , ertelemeksizin ve hafifletilmeksizin caydırıcı hukuki uygulamalarla cezalandırılması gerekir.

Çürümüş toplumu yıkmak ancak cumhuriyet kanunları ile mümkün. Cumhuriyet devrimleri ile özgür, çalışkan, üreten, devrimci cumhuriyet kadınları yetişecektir. Özgecanlarımızı ateşlerden kurtarmak için, cumhuriyet toplumunu yeniden kurmak için mücadelemiz sürecek.

 

Gizem Şanlı

TGB İstanbul İl Yöneticisi

TGB İÜ Beyazıt Birim Başkanı

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler