Özlenen Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç

Marmara Üniversitesi öğrencisi Cansu Balkaya yazdı...

Özlenen Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç
Cansu Balkaya
Cansu Balkaya

İsmail Hakkı Tonguç, 1893 yılında Bulgaristan’ın Tatar Atmaca köyünde dünyaya geldi. Babası Kırım göçmenlerinden Hacı Velioğlu İdris, annesi ise Dobruca Türklerinden Vesile Hanım’dı. Biri kız olmak üzere sekiz çocuklu çiftçi bir ailenin en büyük çocuğuydu. İlkokul eğitimini kendi köyünde, rüştiye eğitimini ise Silistre’de tamamladı.


Tonguç eğitimine devam etmek için 1914 yılında İstanbul’a geldi. Burada uzun uğraşların sonunda Maarif Bakanı Şükrü Bey ile görüşerek okuma isteğinden ona bahsetti. Şükrü Bey, Tonguç’u Kastamonu Öğretmen Okulu’na parasız yatılı olarak kaydettirdi. Kastamonu'da 1,5 yıl süren eğitiminin ardından 1916 mayısında İstanbul Öğretmen Lisesi’nde eğitimine başladı. Mezuniyetinden sonra 20 öğrenci ile birlikte 1918-1919 yıllarında Almanya'nın Karlsruhe kentindeki Ettlingen Öğretmen Okulu’nda sekiz aylık bir programa devam etti. 1919 Nisan ayında resmi bir yazı ile yurda dönmesi bildirildi.Yurda döndüğünde Eskişehir Erkek Öğretmen Okulu’nda resim-elişi ve beden eğitimi öğretmeni olarak mesleğine başladı. Eskişehir'in yunan saldırısına uğraması nedeniyle aralarında Tonguç'un da bulunduğu bazı öğretmenler yarım kalan eğitimlerini tamamlamaları için tekrar Almanya'ya gönderildi. Dönüşünden sonra Konya, Ankara, Adana gibi yurdun çeşitli bölgelerinde öğretmenlik yaptı. Tonguç "İş İlkesine Dayalı Öğretim Kursu’nda" yabancı öğretim üyeleri ile birlikte çalışmalar yaptı. 1935'te dönemin Kültür Bakanı Saffet Arıkan'a “Köy Enstitülerinin” temelini oluşturacak bir rapor sundu. 1936'da Eskişehir, Mahmudiye'de "Eğitmen Kursunu” açtı. Tonguç yurtdışında ilköğretim kurumları ile ilgili bir çok inceleme yaptı. Dönemi siyasi olayları ve gidişatından dolayı bir çok sıkıntı çekti. 1953 yılında emekli olan Tonguç 24 Haziran 1960 yılında hayata veda etti.


Peki İsmail Hakkı Tonguç’un bize kazandırdığı değerler nelerdi?


İsmail Hakkı Tonguç hayatının tamamını eğitime adamış büyük bir aydındır. O bir eğitim devrimcisidir. Kendi eğitim boyunca hiç durmamış, türk eğitim sistemi nasıl geliştirebilirim diye sürekli araştırmalara, bilimsel çalışmalara katılmıştır. İsmail Hakkı Tonguç Atatürk öldükten sonra bayrağı devralıp Köy Enstitüleri’nin kurucuları arasında yerini almıştır.


Köy Enstitüleri Türkiye’ye özgün, Türk kültürünü içeren bir eğitim sistemidir. Farklı bir eğitimin, okulun olabileceğini gösteren bir çağdaşlaşma tasarımı ve Türkiye’nin 200 yıllık modernleşme hareketinin en önemli kazanımıdır. Vicdanı hür aklı hür aydınlık geleceğe yürüyen gençleri yetiştiren büyük bir eğitim devrimidir. Köy Enstitülerindeki anlayış o dönemde "Eğitim, üretim içindedir" şiarıdır. Hep beraber ülkeyi kalkındırmak için üretmek ve hayata birlikte bakmaktır. Bu kurumlar, Anadolu insanın bağnazlıktan kurtarıldığında nasıl yaratıcı ve üretici yurttaşlar olabileceğinin kanıtıdır. Köy enstitülerinde verilen eğitim sonunda yaşamı değiştiren, dönüştüren, bunu yaparken de kendisi de değişen, insanca değerlerle bezenen, insanca bir dünya yaratmaya kurgulayan yurttaşlar yetiştirmeyi amaçlamıştır ve bunu da başarmıştır. Köy Enstitüleri klasiklerin Türkçeye çevrildiği, ansiklopedilerin yayınlandığı, konservatuarın kurulduğu, özerk üniversite için adımların atıldığı bir dönemin adıdır.


İsmail Hakkı Tonguç böyle bir dönemin başlamasına ışık tutan bir eğitmendir. Tonguç’un çalışmalarının önemli bir sonucu ise Türk köylüsünün düşünsel olarak gelişimine katkıda bulunarak kendine güvenmesini sağlamak ve kişilik kazandırmaktır. İ. Hakkı Tonguç’un çalışmaları aydınlanma hareketine ve köy yaşamının ve Türkiye’nin genel gelişimine büyük katkılarda bulunmuştur.

Neden geçmişimizden örnek alıp eğitimimizi çağdaş seviyelere çıkaramıyoruz?

Kuşkusuz Cumhuriyetin kurulması sürecinde gerçekleşen aydınlanma hareketinin eğitim alanındaki tek mimarı İsmail Hakkı Tonguç değildir. İsmail Hakkı Tonguç’un kişiliğinde ve yaptıklarında somutlaşan “gerçek aydın” özelliği o dönemlerde daha birçok Cumhuriyet kurucusunda da bulunmaktaydı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Kültür ve Milli Eğitim Bakanlarından Mustafa Necati, Saffet Arıkan, Hasan Ali Yücel gibi isimler ilk anda akla gelebilenlerdir. Bu değerli aydınlanmacıları da burada saygı ile anmak onlara olan borcumuzdur. Onların özverili, aydınlık ve yurtsever çalışmalarının ürünleri bugün bile ülkemize ışık tutmaktadır.
Çok uzun sürerlerdir oturtamadığımız eğitim sistemimiz, her değişen yönetimle bozulup tekrar farklı yöntemlerin denendiği bir yapboza dönüşmüştür. Ülke liderleri çıkıp eğitim sistemimizi değiştirmek için uğraşıyoruz ama önümüze engeller çıkaran kendini bilmez bir azınlık bizim tökezlememize sebep veriyor diye açıklamalar yapıyor. Siz eğitim sistemini düzelteceğim diyerek Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü müfredattan çıkarmaya çalışıyorsan, eğitimi laik, bilimsel, çağdaş bir çizgiden uzaklaştırmaya çalışıyorsan önünde vatansever Türk genciyle, Türk halkıyla hep karşı karşıya kalacaksınız. Biz aydın, özgür düşünen, üreten bireylerin yetiştiği bir eğitim sistemi ile ayağa kalkabiliriz. Bizler İsmail Hakkı Tonguç’ların, Hasan Ali Yücel’lerin izinden gidersek onları örnek alırsak ancak bu ülkenin geleceğini bilimselliğe çağdaşlığa, yükseklere taşıyabiliriz.


Cansu Balkaya

Marmara Üniversitesi

Tarih:
Diğer Haberler