S-400 Nedir Ne Değildir?

Hisar, Siper, Milli Muharip Uçak gibi milli projeler desteklenmeli Türkiye hızla çok katmanlı, caydırıcı hava savunma sistemine kavuşturulmalıdır.

S-400 Nedir Ne Değildir?
Çağlar Sönmez
Çağlar Sönmez

Türkiye’nin 1991 yılında başlayan modern bir yüksek irtifa hava savunma sistemi edinme girişimleri, ABD’nin Patriot sistemleriyle 28 yıl oyalamasının ve çeşitli diğer sistemlere yönelmemizi engellemesinin ardından bugün bir eşik noktasında.

15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi esnasında Türkiye’nin hava savunma alanında eksiklerinin yakinen görülmesinin ardından acil ihtiyaç kapsamında alınmasına karar verilen S-400 yüksek irtifa hava savunma sistemlerinin ilk teslimatına kısa bir süre kaldı.

Bu yazımızda S-400’ler ile ilgili ülkemizde gündeme gelen belli başlı iddialara cevap arayacağız, sıkça telaffuz edilen yanlış bilgilerin doğrularını aktarmaya çalışacağız.

“S-400’ler Sarayı Korumak İçin”

Asılsız iddiaların arasında bir tanesi asılsızlık düzeyiyle dikkat çekiyor. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de katıldığı bir TV programında talihsiz açıklamasıyla gündeme gelen iddia S-400 sistemlerinin yalnızca Cumhurbaşkanı konutunu korumak amacıyla kulllanılacağı yönünde.

Öncelikle S-400 sisteminin içeriğine açıklık getirelim; Türkiye’ye 4 bölükten oluşan S-400 sistemi verilecek. Bu 4 bölük bağımsız bölgelere yerleştiriyor. Her bölük 600 km yarıçapında etkili 9 radar, 9 kontrol merkezi ve 9 adet rampa ile aynı anda etkili 36 füze’ye sahip. Böylece aynı anda toplamda 144 füze ateşleyebilen bir sisteme sahip olacağız.

Menzili 400 kilometre olan S-400’ler, 185 kilometre yükseklikteki hedefleri vurabiliyor.  Sistem, 600 kilometre uzaklıktaki hedefleri algılıyor, 10 saniyeden az sürede hedefe tepki verebiliyor.

O zaman gelin bu 4 bataryanın nasıl bir konuşlandırma planı ile dağıtılması planlanıyor irdeleyelim;

1) Ankara–Mürted (Akıncı) Meydanı:
Daha öncede ilgili makamlar tarafından 1 bataryalık sistemin Ankara’da bulunan Mürted meydanına yerleştirileceği ve başkent Ankara’nın bu şekilde korunacağı açıklanmıştı.

2) Tekirdağ–Çorlu Meydanı:
Metropol İstanbul’un ve Marmara bölgesinin hava hakimiyetini muhafaza etmek için Çorlu meydanı düşünülüyor. Üstelik Yunanistan sınırına yakın olmasından dolayı Yunanistan tarafından gelebilecek tehditlere karşı da sınır güvenliğimizi sağlayabilir.

3) İzmir–Çiğli 2. Ana Jet Üssü:
400 km’lik füze menzili ile Ege denizini boydan boya kaplayan S400’lerden bir batarya bu üsse konuşlandırıldığı takdirde Yunanistan’ın Ege üzerinde yaptığı hareketlere önemli ölçüde kısıtlama gelecektir.

4) Hatay-İskenderun:
Bölgedeki ABD üslerinden ve İsrail’den gelebilecek tehditlere karşı Hatay ilimizde bulunan İskenderun ilçesine yerleştirilecek bir batarya S400 ile Doğu Akdeniz bölgemizdeki hava hakimiyetini iyiden iyiye kontrol altına alabiliriz. Türkiye’nin PYD terör örgütü ile mücadelesinde ABD’nin uçuşa yasak bölge tehditlerine karşı da caydırıcı olacaktır.

“NATO Radar Ağı Olmadan S-400’lerin İşlevi Yok”

Hava savunma sistemlerinin (HSS) çalışma mantığında radar araçları, HSS’lerin beyni olarak çalışıyor. Bu sistemlerin erken uyarı potansiyelini geliştirmek maksadıyla müttefik ülkelerin radar sistemleriyle veri paylaşımı yapılması özellikle NATO üyesi ülkeler tarafından tercih ediliyor. Ülkemizde bu sisteme entegre, İran’a karşı ABD ve İsrail’in konuşlandırdığı Kürecik radarı gibi, radarlar da bulunuyor. Ancak NATO ve ABD tarafından yapılan açıklamalara göre S-400’lerin NATO üyesi ülkelerin radar ağlarıyla eşgüdümlü çalışmasına izin verilmeyecek. Bu durum bazı çevreler tarafından Türk S-400’lerin “kör kalacağı, işlevsiz çalışacağı” iddiasına temel olarak gösteriliyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Çeviköz de katıldığı bir TV programında bu iddiayı “Türkiye’nin S-400’lerle ilgili kararını belki yeniden gözden geçirmesi lazım. Çünkü onların Türkiye toprakları üzerine konuşlanması Türkiye’nin hava savunmasıyla ilgili NATO’nun şimdiye kadar sıralamış olduğu güvenceyi, güvenliği ve uyumluluğu çok ciddi bir şekilde zafiyete uğratacaktır.” sözleriyle desteklemişti.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu stratejik tehditlerin Ege’de Yunanistan, Doğu Akdeniz’de Fransa, Yunanistan, İngiltere ve İsrail, Güneyimizde ABD, İsrail gibi tamamı NATO üyesi ülkeler tarafından geldiğini düşünürsek ihtiyaç halinde NATO radar ağının güvenilirliği tartışma konusu. Peki bu konuda seçeneksiz miyiz?

Konuya teknik açıklık getirmek için ise HSS’lerinin önleme kabiliyeti olan hedefleri ikiye ayırmak gerekiyor. Birinci kısmı hava soluyan hedefler dediğimiz her çeşitten uçak, iha, helikopterler oluşturuyor. İkinci kısım ise çok uzun mesafeler katedebilen ve hipersonik hızlara çıkan balistik füzeleri kapsıyor.

Birinci kısımdaki hedeflere karşı S-400 sistemleri her bataryasına ait toplamda 4 adet 600 km yarıçaplı radarları ile zaten kendi başına çalışma kabiliyetine sahip durumda. İkinci kısımdaki balistik füzeler ise çok yüksek hızları nedeniyle erken tespit edilme ihtiyacı taşıyor ancak erken tespit için Türkiye’nin elindeki tek seçenek NATO radar ağı değil. TSK envanterinde bulunan 7000 km harekat yarıçapına ve 600+ km radar yarı çapına sahip Havadan Erken İhbar ve Kontrol (HİK/HEİK) Uçakları, S-400 sistemleriyle beraber alınacak ek kara radarları ve Akdeniz’de görev yapan TCG Ufuk benzeri istihbarat gemileri aktif şekilde kullanılarak S-400’ler Türkiye’ye göklerden gelecek her türlü tehdite karşı tam kapasite kullanılabilir. Ek olarak Türkiye’nin karşı karşıya olduğu uzun menzilli balistik füze tehditlerinin özellikle İsrail’den ve Doğu Akdeniz’de Amerikan savaş gemilerinden ateşlenebileceği düşünülürse İsrail’e önem olarak İran ve Suriye ile, Doğu Akdenizdeki Amerikan gemilerine önlem olarak KKTC ile radar işbirliği anlaşmaları yapmak S-400’lerin etki alanını artıracaktır.

“S-400’ler Türk ve NATO Uçaklarını Düşman Tanımlayacak”

Söz konusu iddialar arasında en çok dillendirilenlerin başını çeken bu iddiayı İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener de "Şimdi Rusya'dan S-400'ler alıyorsunuz. Yahu sizin uçaklarınız onları tanımıyor. O füzeleri nerede kullanacaksınız kardeş? Senin F-16'ların onları tanımıyor. Onlar, F-16'ları düşman uçağı olarak görüyor. Koyacaksın bir depoya çürüyecekler" sözleriyle gündeme getirmişti. Aynı iddia ABD’li yetkililer tarafından süreç boyunca S-400’lerin NATO uçakları için tehdit oluşturacağı yönünde ileri sürülmüştü.

Ancak bu iddia gerçeği yansıtmıyor, Türkiye’ye teslim edilecek S-400 sistemlerinin Dost Düşman Tanıma Sisteminin (IFF - Identificaition Friend or Foe) Türk mühendisler tarafından geliştirileceği Türk ve Rus yetkililer tarafından pek çok sefer açıklandı. Benzer şekilde TSK envanterindeki F-16 uçakları da halihazırda Türk mühendisleri tarafından geliştirilen özgün dost düşman tanıma sistemini kullanmakta.

Ayrıca Dost Düşman Ayrım Sistemi yalnızca bilgi ve durumsal farkındalığı artırmak amaçlı kullanılan bir sistem. Silah atış sistemleri üzerinde herhangi bir kısıtlayıcılığı yok. Yani TSK envanterindeki herhangi bir sistem dost veya düşman olarak tanımlanan herhangi bir hedefe kilit ve müteakiben mühimmat atışı yapılabiliyor/yapılabilecek.

S-400 ve F-35’lerin olası entegrasyonuna dair kaygıları yorumlayan Rus Kıdemli Orgeneral Leonid İvaşov da “Bu tür sistemler tedarik edildiğinde, dost-düşman tanıma sistemi tanımlanıyor. Türk uzmanlar, bu sistemi Rusya’nın bilmemesi için kendi tanımlayacak. F-35’in yanlışlıkla vurulabileceğinden korkmak gerçekçi değil. Türkiye NATO üyesi ve eğer dost-düşman tanıma sistemi devreye alınırsa, NATO’nun dost-düşman tanıma sistemiyle uyumlu olacak” diyerek konuya açıklık getirmişti.

15 Temmuz’un, Doğu Akdeniz’deki güncel gelişmelerin, teröre karşı yürüttüğümüz operasyonlarda yaşadığımız zorlukların ve daha birçok gelişmenin ışığında milli hava savunmamızın yakıcı ihtiyaçları hangi siyasi görüşten olursak olalım her birimize sorumluluk yüklüyor. Toplumun ve siyasetin her kesiminin S-400 ve geliştirilen Hisar, Siper, Milli Muharip Uçak, Cirit, EİRS Radarı gibi milli projeler desteklenmeli Türkiye hızla çok katmanlı, caydırıcı hava savunma sistemine kavuşturulmalıdır.

Ali Çağlar Sönmez
TGB Ankara İl Sekreteri

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler