Sistemin Biçtiği Role Karşı Türk Gençliğinin Tavrı

Gençliğin kimliğine sahip çıkmasında etkili olan sürecin yanında, gençliği birleştiren ve güç haline getiren yegane gençlik teşkilatı TGB'dir.

Sistemin Biçtiği Role Karşı Türk Gençliğinin Tavrı
Aylin Kum
Aylin Kum

Emperyalist sistem, kaynaklara el koymak ve devletleri kendi denetimine sokmak için 19. yüzyıldan itibaren bir sistem kurmaya çalışmaktadır. Yeni pazarlar yaratmak ve dünyaya hakim olabilmek için işe önce ulus devletleri ortadan kendisine bağımlı hale getirmekle başlamıştır. Ulus devletleri yıpratmak, bölmek, için; ekonomik, siyasal, askeri ve kültürel alanlarda saldırılar düzenlemektedir. Serbest piyasa ekonomisi ile üretimin önüne geçip, dışa bağımlı bir ekonomi yaratılmakta, milli kimliği ortadan kaldırmak için de Batı özentiliğini pompalamaktadır. Bütün bunlar ile bağlantılı olarak sistem bilinçli olarak gençliği hedef almaktadır.

Bir ülkenin geleceği gençliktir. Türk gençliği, tarihimizden de öğrendiğimiz üzere her daim devrimlerin tetikleyicisi hatta öncüsü olmuştur. Hürriyet Devrimi’nden, Cumhuriyet’in kuruluşuna, hatta emperyalizmle mücadelenin hat safhada olduğu 68 dönemine gençlik önderlik etmiştir. Gençlik vatanına, geleceğine, emeğe her daim sahip çıkmıştır. İşte bu yüzden emperyalizm, kurduğu hegemonya ile  gençliği milli benliğinden koparmaya, bireyselleştirmeye ve vatansızlaştırmaya çalışmaktadır. Gençlik ülkesinin gerçekliğinden koptuğu anda umutsuzluk ve karamsarlık o ülkeye hakim olur. Peki emperyalizm gençlik üzerindeki tahakkümü nasıl sağlıyor?

EMPERYALİZM GENÇLİĞİ MİLLİ BENLİĞİNDEN KOPARMA POLİTİKASI

Her dönem kendi neslini yaratır. Kemalist Devrim vatansever, cumhuriyetçi, aydınlanmacı bir Cumhuriyet  gençliği yaratmıştır. Bu genç kuşak Cumhuriyetin ilk yıllarındaki bütün gelişmelerin öncüsü ve mirasçısı olarak tarihi bir sorumluluğunda altına girmiştir. Neoliberalizm, Türkiye’de yaşanan Amerikancı 80 Darbesi ile başlayan süreçte bu kuşağı hedef almış ve yeni bir gençlik yaratmak için kolları sıvamıştır. İlk olarak da Kemalist Devrimi tasfiye programı ile işe başlamıştır.  Avrupa Birliği Türkiye Temsilcisi Karen Fogg, "Türk tarihi ile baş edemiyoruz. Türk gençliğini milli kimliğinden koparın" cümlesi ile neden gençliğin hedef alındığı ve ne yapılması gerektiğini açıklanmıştır.

Kemalist devrimi yıpratmak, gençliği değerlerinden uzaklaştırmak için ABD "uzmanları" ve Amerikancı iktidarlar ile birlikte müfredatlara müdahalelerde bulunulmuş ve  Atatürk’ün verdiği mücadelenin içi boşaltılmaya ve yüzeyselleştirilmeye çalışılmıştır. Bu müfredatlarla birlikte Batı’yı ileri kılan bir algı yaratılmış ve "Batı" benimsetilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla gençlik, ilk olarak izlenen eğitim politikasıyla birlikte gelen bir dönüşümün içine girmiştir. Bu dönüşüm ile gençliğe sirayet etme ve bu dönüşümün devamlılığını sağlamak için, FETÖ’nün kurduğu dershaneler, orada verilen eğitimler, açtığı özel yurtlar ile  vatanına düşmanlaşmış kadrolar yaratılmaya çalışılmıştır. İçi boşaltılan özgürlük, barış kavramları adı altında PKK’yı sempatikleştirme politikası izlenmiş ve gençlik Türkiye’nin çıkarları ile örtüşmeyen vatan toprağından kopuk siyasetlerin içine hapsedilmeye, militanlaştırılmaya çalışılmıştır.

NEOLİBERALİZMİN GENÇLİK ÜZERİNDE KURMAYA ÇALIŞTIĞI TÜKETİM KÜLTÜRÜ

Özellikle ülkemize neoliberalizmin girmesi ile birlikte artan yanlış Batı algısı bireysel kaygılarını gidermek için bir çözüm olarak gençliğin önüne konulmuştur. "En iyi okullar Batı’da", "yaşam standartlarının en yüksek olduğu ülkeler batıda" gibi... Kısaca belirtecek olursak; ilerlemenin ve medeniyetin sembolü batı olarak gösterilmiş, özendiriciliği arttırılmıştır. Batı özendiriciliğiyle bağlantılı olarak, tüketim toplumu yaratılmış ve batı tarzı bir tüketim kültürü ortaya çıkmıştır. Çağımızın olmazsa olmazı Youtube kanallarında varolan makyaj kanalları ile bundan 6 yıl önce piyasada olmayan bir sürü makyaj ürünü, artık çantalarımızın vazgeçilmezi haline getirilmiştir. Youtuber Danla Bilic’in takipçileri, çıkarttığı markanın ürünler heyecanla bekler hale geliyor. Ya da televizyonlarda, bilboardlarda gördüğümüz reklamları düşünelim; sürekli yenisi üretilen ve eskisinin hiçbir anlamının kalmadığı telefonlar ya da teknolojik ürünlerin 12 ayda 200 lira taksili diyerek daha ucuzmuş gibi gösterilerek alınması için büyük bir algı yaratılıyor. Hem tüketim çılgınlığı hem batı özendiriciliği birleştiğinde, çalıştığı maaşın tamamını hatta daha fazlasını borçlanarak ihtiyaç dışı mallara yatıran bir sistem oluşturulmuştur.

Sistemin araçlarının yanında, bir de yine bu sistemin devamlılığından kaynaklı karşımıza çıkan bir durum da gençliğin geleceksizleşmesi. Üretime değil, tüketime dayalı olan bu sistem işsizliği, bağlantılı olarak da üretime dayalı olamayan bir eğitim modelini yaratıyor. Eğitimin sadece ezberlememiz gereken bilgilerden oluşmasına yol açıyor. Öğrenim hayatımız boyunca başarımızı sağlayan tek şey sınavlardan iyi not almak olarak karşımıza çıkıyor. İlkokuldan başlayan öğrenim serüvenimiz, statü olarak yüksek olan meslekleri düşünmekle başlıyor. Üniversiteye kadar gelirken girdiğimiz yarışlarla, sıra arkadaşımız da rakibimiz oluyor. Yarışa hazırlanırken, ailelerimiz ve öğretmenlerimiz tarafından “Derslerinden başka hiçbir şey düşünme” deniyor. Bu yarış gençliği bireyselleştiriyor; topluma kazandırabileceklerimiz, yeteneklerimiz yerini kariyer planlarına bırakıyor. Sonuç olarak emperyalist sistem; milletine ve topraklarına yabancılaşmış, topluma dair sorumlulukları ortadan kalkmış, düşünmeyen, üretmeyen bir gençlik modeli yaratmaya çalışıyor.

TÜRK GENÇLİĞİ MİLLİ DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKIYOR

Mustafa Kemal, sistemin yaratmayı hedeflediği gençliğin tam tersi bir gençlik modeli çizmiştir. Vatanı, gençliğe emanet etmiş, gençliğin bir ülkenin geleceği olduğunu dile getirmiştir. Mustafa Kemal’in gençliğe bu kadar önem vermesi normaldir. Gençliğin önemini ve neler yapabileceğini  en başta kendisinden bilmektedir. Çünkü Mustafa Kemal henüz küçük yaşlardayken vatan meselelerini dert edinmiş ve dert etmekle kalmayıp harekete geçmiş ve bununla birlikte toplumu harekete geçirmiştir. Cumhuriyet devrimi ile öyle bir nesil yaratıldı ki Mustafa Kemal, 100 yıldır bu topraklardan silinemedi. Yazımızın başında da söylediğimiz gibi Türk Gençliği, tarihinde her daim  vatanına ve milletine sahip çıkmıştır. Türk milletinin karakteri ile tamamen bütünleşmiş ve vicdanı Türk milletinin vicdanı haline gelmiştir. Türk gençliğinin karakterini değiştirmek, vatansızlaştırmak kolay iş değildir ve başarılamamıştır.

Türk Gençliği, kendisine biçilen rollerin karşısında yer almış ve vatanseverlere kurulan kumpaslara baş kaldırmış, Silivri zindanlarını yıkmıştır. Milli bayramlar yasaklandığında, "T.C." kaldırılmaya çalışıldığında alanlarda, en ön saflarda yer almış, Cumhuriyet’in değerlerine, kültürüne sahip çıkmıştır. Özellikle ülkemizin topyekün içine girdiği terör operasyonları, cemaat ve tarikat operasyonlarıyla beraber gençlik şaha kalkmıştır. Ülkenin bölünme tehditine karşı, Türk ordusunun verdiği mücadelenin yanında omuz omuza emperyalizme karşı birleşmiştir. İçinde bulunulan çetin süreçte ne yapmasının gerektiğinin farkındadır. Atatürk’e, bayrağa, Andımıza milli bütün değerlere sahip çıkmaktadır. Üniversiteler de liseler de, Atatürk’ün izinde Türk bayrağını göndere çekmiş, buraları vatanseverliğin kalesi haline getirmiştir.

Dediğimiz gibi, her dönem kendisine yeni bir nesil yaratır. Türk gençliği hiçbir zaman tam anlamıyla bu topraklardan, benliğinden kopmamıştır fakat yıpratılmıştır. Ama bu sadece belli aşınmalar ile kalmış, amaç gerçekleşememiştir. Çünkü içinde bulunduğumuz süreç, Türkiye’nin emperyalizmle savaştığı bir süreçtir. Bu savaş, gençliği politik olmaya, ülke meselelerini düşünmeye ve tartışmaya itiyor. Sistemin araçları olduğu gibi, bu süreci yönetmenin de araçları var. Vatan savaşının başlamasıyla ortaya çıkan İsimsizler, Söz, Börü gibi askeri dizilerle pekiştirilen duygular, gençliğin bağlılığını arttıyor. İçinde bulunulan durum gençleri Atatürk’e, Atatürk’ün programına itiyor. O nedenle gençlik Atatürk’ü daha iyi anlamaya, yorumlamaya, bunla birlikte mücadele etmeye atılıyor. Milli bütün değerlere önceki yıllara göre çok daha büyük bir kitlesellikle sahip çıkılıyor, gençlik daha da siyasileşiyor. “Atatürk gençliği görev başında” sözü bugün tam anlamıyla yaşatılıyor.

GENÇLİĞİN ÖRGÜTLÜ GÜCÜ: TGB

Gençliğin kimliğine sahip çıkmasında etkili olan sürecin yanında, gençliği birleştiren ve güç haline getiren yegane gençlik teşkilatı Tükiye Gençlik Birliği (TGB)’dir. Türkiye’nin vatansever birikimini üstlenmiş ve Atatürk Türkiyesini kurmayı kendine şiar edinmiş olan TGB 19 Mayıs 2006’dan beri Türkiye siyasetine yön vermiş ve Cumhuriyet Devrimlerini muhafaza ve müdafaa etme rolünü üstüne almıştır. Şehit anmaları, 29 Ekimler, 10 Kasımlar ile politikleşen gençliği, Türk milletinin ortak vicdanı ile buluşturmuştur. TGB, sistemin gençliğe biçtiği bireycileştirmeye karşı, beni değil bizi öne çıkarmış, vatansızlaştırmaya karşı milletin değerlerini öne koymuş,  sorumluluk sahibi, arkadaşlığa, vatanına ve milletine bağlı gençliğin öncülüğünü yapmaktadır. Vatanın bağımsızlığı, milletin bütünlüğü için bugün vatansever gençliğin ilk işi TGB’de örgütlenmektir. Vatansever bütün gençliği Atatürk’e sahip çıkmak, daha iyi bir ülke de yaşayabilmek, geleceksizliği ortadan kaldırmak, üretmek ve mutlu olabilmek için arkadaşlık dünyamıza, benin biz olduğu yere TGB’ye davet ediyoruz.

Gelin bu mücadelenin yükünü hep birlikte omuzlayalım!

Aylin Kum

TGB Genel Yönetim Kurulu Üyesi / İzmir İl Yöneticisi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler