Tıbbiye Geleneği 100 Yıldır Yaşıyor!

100 yıl önce İngiliz işgalini protesto eden gençlik, bugün de Amerikan emperyalizminin bölgedeki insanlık dışı uygulamalarına karşı Mehmetçik olacak.

Tıbbiye Geleneği 100 Yıldır Yaşıyor!
Eren Öztürk
Eren Öztürk

Tıbbiyelilerin vatanseverlik damarı o kadar gür akıyor ki işgal protestosunun yıldönümü bayram ilan ediyor. 14 Mart her ne kadar bağlamından koparılmaya çalışılsa da “Tıp Bayramı” olarak kutlanması sanıldığının aksine 1827 yılının 14 Mart’ında ilk tıp okulu olan Tıbhane-i Amire’nin Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağında açılması değildir. Asıl sebep, 14 Mart 1919’da Mekteb-i Tıbbiye’nin Türkiye’de milli devletin oluşumuna katkıda bulunan Türk Ocağı ile birlikte, İtilaf Devletlerince işgali üzerine, Tıbbiyelilerin Haydarpaşa’daki binalarına bayraklar asıp işgali protesto etmeleridir. Bayramı ertesi yıl da kutlayan Tıbbiyelilerin, işgalin yıl dönümünde eylem sonrası protesto toplantılarını yaptıkları Kadıköy Apollon (Şimdiki Reks) sinemasında, aynı amaçla yeniden toplanması bize “Tıp Bayramı”nın 192. değil de 100. yıl dönümünde olduğumuzu açıkça ortaya koymaktadır.

Bağlamından kopuk bir 14 Mart kutlaması örneği
Bağlamından kopuk bir 14 Mart kutlaması örneği

"SİZİ DE VATAN BATIRICISI İLAN EDERİZ!"

1919’un Mart’ında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane İngilizler tarafından işgal altındadır. İşgalcilere karşı ayaklanmak ve okulu kurtarmak için çareler arayan öğrenciler, okulun kuruluş yıldönümü olan 14 Mart’ı topluca kutlamayı okul yönetimine ve işgalci güçlere kabul ettirirler. Kutlamalar esnasında Tıbbiye 3. Sınıf öğrencisi Hikmet Boran önderliğinde okulun iki kulesine de Türk bayrağı asarlar. İşgal kuvvetleri bu duruma müdahale etseler de gençliği durduramazlar. Olayın yıldönümü olan 14 Mart, tıp camiasının emperyalist güçlerin karşısına resmen çıkışının yıldönümü ve bugünkü Tıp Bayramı'nın sebebini oluşturur. 
Sürdürülen paylaşım savaşı yıllarında elleri kolları bağlı bir şekilde ömrünü cepheye adayan Tıbbiyeliler, Mondros Mütarekesi sonrası Anadolu’da çakan kıvılcımı erken fark ederler ve sine-i millet yolundan gelecek haberleri beklerler. Tam da bugünlerde Amasya Genelgesi’nde belirtilen “Anadolu’nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta hemen milli bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır.” maddesini takiben Sivas’ta milli bir kongre toplanması gündeme gelmiştir. 
Sivas’ta 4 Eylül 1919’da başlayan kongrede 120 kişi olması gerekirken ancak 31 delege vardır. Kongrenin ilk günü Mustafa Kemal 31 oyla reis seçilir. Kongrede Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin birleştirilmesinden İstanbul ile olan haberleşmenin kesilmesine kadar birçok önemli karar alınır. Fakat manda ve himaye konusunda büyük tartışmalar yaşanır. Lehte ve aleyhte birçok konuşma yapılır. 8 Eylül günü İsmail Fazıl Paşa (Ali Fuat Paşa’nın babası), Bekir Sami Bey ve İsmail Hani Danişment’in sundukları ve altında 25 delegenin imzası olan önergede Amerikan mandası istenir. Mandacılık demek bir devletin himayesi altına girmek ve bağımsızlık fikrinden vazgeçmek demektir. Mustafa Kemal, yaptığı konuşmada Amerikalı gazeteci Brown ile görüştüğünü ve Amerika’nın manda istemediğini anlatır. Henüz 18 yaşında bir Askeri Tıbbiye talebesi ve Sivas Kongresi’ne İstanbul delegesi olarak katılan üç kişiden biri olan Tıbbiyeli Hikmet, birdenbire hararetli ve heyecanlı bir şekilde ayağa kalkar.
O, Milli Mücadele için oluşturulan bütün derneklerin “Rumeli ve Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adıyla, bir çatı altında toplanmasını öneren kişidir. Bu kadarla da kalmamış; ABD veya İngiltere’nin güdümüne girmeyi savunan “mandacıların” cesaretle karşısına dikilmiştir. Bu bağlamda, Mustafa Kemal Paşa’ya şunları söyler:
”Paşam, temsilcisi olduğum Tıbbiyeliler beni buraya İstiklal davamızı başarmak için gönderdiler. “Mandayı” kabul edemem… Bunu kabul edecek olanları şiddetle reddederiz. Örneğin “manda” düşüncesini siz bile kabul etseniz, sizi de reddederiz. Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak ilan eder; şiddetle karşı koyarız!”
Bu sözlere Atatürk:
“ Arkadaşlar, gençliğe bakın; Türk millî bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır,’" diyerek Hikmet’e dönmüş ve "Evlat; müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklal, ya ölüm!” diye yanıt verir.

İSTİKLAL KARARLILIĞININ 100. YIL DÖNÜMÜ

İstiklal kararlılığının 100. yıldönümü
Bu yıl, Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresi’nde 19 yaşındaki Tıbbiyeli Hikmet’e;
“Parolamız tektir ve değişmez; Ya istiklal, ya ölüm!” demesinin yüzüncü yılı. Türk milleti için tam bağımsızlığın reddi ölümle eşdeğerdi. 100 yıl önce İngiliz işgalini protesto eden gençlik, bugün de Amerikan emperyalizminin bölgedeki insanlık dışı uygulamalarına karşı Mehmetçik olacak.

Sömürgecilere karşı bağımsızlık bayrağı açan Tıbbiyelilerin 14 Mart 2019 Tıp Bayramı kutlu olsun.

EREN ÖZTÜRK

TGB İSTANBUL İL YÖNETİCİSİ

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ-ÇAPA TIP FAKÜLTESİ

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler