Toprağa ekilen Cumhuriyet aydını: Fikret Otyam

Toprağa gömülmedi Fikret Otyam! Toprağa gömülmez çünkü o, toprağa ekilir…

Toprağa ekilen Cumhuriyet aydını: Fikret Otyam
Oğuzhan Kapçak
Oğuzhan Kapçak

“Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar

ne zaman bir dosta gitsem

evde yoklar.”

Fikret Otyam, sevdiği dostları vefat edince Aydınlık’taki köşesine Metin Altıok’un bu dizeleriyle başlarmış. İki sene oldu; Fikret Otyam dosta gidenler onu da evde bulamıyorlar artık.

Cumhuriyet’ten üç yaş küçüktü sadece Fikret Otyam. Ülkenin başından geçen tüm acıları, hüzünleri, sevinçleri yaşamıştı yani, mütevazilikten kabul etmezdi kendisi ama ayaklı bir bilgeydi.

Fikret Otyam’ı ilk tanıdığımda lise öğrencisiydim, sene 2011. Antalya’da düzenlenen bir yemekte onur konuğuydu. İlk orada dinlemiş, ilk orada hayran kalmıştım. Hemen gittim, tanıştım. Sonra tanışıklığımızın devam edeceği dört sene boyunca bana “moruk” diyecekti.

Ateşli bir devrimciydi. 29 Ekim 2013 günü Antalya’da, onun evinin önünden geçecek yürüyüşte evinin balkonundan pankart sallandırmak istedik, anahtarı verdi bize, o yürüyüşe gitti. “Bizim oğlanları” idik onun, yürüyüş sırasında en öndeydi yine, tekerlekli sandalyesi ve eşi Filiz ablayla birlikte yaş ortalamasını yükseltmiyorlardı hiç. “TGB’lilerle olmaktan zevk alıyorum, ben de TGB’liyim.”

Bir zaman aradık yine, bu sefer sebep başka. “Fikret Ağabey, bizim liseli dergisi TaLeBe’ye röportaj yapsak seninle?” diye sorduk. “Atla gel ya da birilerini gönder moruk. İstediğiniz zaman gelebilirsiniz, kapımız açık TGB’ye.”

İnatçıydı da Fikret Ağabey. Belki de bundandı keçi figürünü bu kadar sevmesinin nedeni. 1997 yılında bir tablosunu, kendi izni olmadan yağlı boyaya aktaran 1980 darbesinin mimarı Kenan Evren’e 1 liralık tazminat davası açıp kazanmıştı. Sonrasında da “bu davanın 1 liralık olduğuna bakmayın, bunun faturası daha ağır. Çünkü ben bu sayede mübaşire defalarca ‘Sanık Ahmet Kenan Evren’ dedirttim.” demiş ve yine ülke gündemine oturmuştu.

Bir yetenek avcısıydı aynı zamanda. Âşık Mahzuni Şerif’i meşhur etmiş, Musa Eroğlu’nun sesini de ilk o kaydetmişti. Ben bu başarıları Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi olmasına bağlıyorum. 

Türkiye’de “aydın” konusu tartışılagelmiştir hep. Ne zaman tartışsam biriyle aydını, hemen Fikret Otyam geliyor aklıma. Aydın başka türlü nasıl olabilirdi? Nasihat ederdi “gidin ülkenin her karışına, derdine derman olamayacağınız yere de vatan demeyin!”Keza Fikret Otyam Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerini karış karış gezmiş, her yeri fotoğraflamış, bölgenin dertlerini yazmış, çözümler bulmuştur. İşte aydın, budur!

Bir röportajında ölüm hakkında şöyle diyor Fikret Otyam;

“Ne kadar otursak oturalım, sonu gitmektir dostlar. Sefa ile uğurlayın bizi.”

İki sene oldu sefa ile uğurlanalı. İki sene oldu 1943’den beri boyalı olan ellerinin bir yere dokunmadığı.

Ancak toprağa gömülmedi Fikret Otyam! Toprağa gömülmez çünkü o, toprağa ekilir…

Oğuzhan Kapçak

TGB GYK üyesi/Denizli İl Sekreteri

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler