Venezuela'da devrim içinde devrim

“Anavatan yahut ölüm!” diyenler emperyalizmin kökünü kazıyacaktır.

Venezuela'da devrim içinde devrim
Fırat Keskin
Fırat Keskin

Geçtiğimiz günlerde Venezuela’da Ulusal Kurucu Meclis seçimleri gerçekleşti. Ülkenin her köşesinden farklı kesimleri temsil eden ve bir potada birleştiren Kurucu Meclis 545 delegesiyle görev başı yaptı bile. Kurucu Meclis uzun süredir devam eden şiddet ortamını istikrara kavuşturmayı, toplumun en geniş kesimleriyle bir uzlaşı sağlamayı hedefliyor.

Büyük Kurtarıcı Simon Bolivar, 6 Eylül 1815 tarihinde sürgündeyken kaleme aldığı “Jamaika Mektubu’nda” Yeni Granada’dan* söz ettiğinden beri tüm sömürgeci ve emperyalistlerin kabusu olmuştur. Uykularında dahi Bolivar’ın kılıcının gırtlaklarına dayalı olduğunu görüp soluk soluğa uyandıklarına şüphe yok. Bundandır ki onun mirasını ve adını yok etmek için –özellikle Venezuela’da- gün aşırı çaba sarf ediyorlar. Chavez iktidara geldiğinde Venezuela, neo-liberalizmin pençelerinde kıvranan bir ülkeydi. Halkın kimlik kartı bile yoktu. 5 Mart 2013 tarihinde ölümsüzlüğe kavuştuğunda ise arkasında haklarından haberdar, özgür ve devrime sadık bir halk vardı. Chavez’in sağlığında dahi ekonomik spekülasyonlardan askeri darbeye kadar her yolu denemiş olan ABD emperyalizmi bundan sonra vitesi yükseltecek ve Bolivarcı devrime tüm imkanlarıyla saldıracaktı. Bolivarcı hükümetin hatalarından faydalanarak ekonomide büyük bir gedik açtı ve bunu piyasa spekülasyonlarını yönetmek için kullandı. 2015 yılında yapılan meclis seçimlerini ABD’ci sağ cephenin kazanmasını sağladı. Hatta aynı yıl Obama tarafında çıkarılan bir kararname ile Venezuela “olağanüstü tehdit” olarak ilan edildi. ABD’ci sağ cephe meclis çoğunluğunu ele geçirir geçirmez bir parlamenter darbe ile seçilmiş Başkan Maduro’yu devirmeye çalıştı ama başarılı olamadı. Meclisi, Bolivarcı Hükümete karşı koz olarak kullanmaya çalışan muhalefet Anayasa Mahkemesi’nin ve hükümetin hiçbir kararını tanımadığı gibi geçerliliği olmayan yeni kararlara da imza attı. En sonunda tüm halkı “Maduro diktatörlüğüne” karşı sokağa isyana çağırdı. ABD’ci sağ cephe ve bölgesel büyük toprak sahipleri tarafından kurulan ve finanse edilen paramiliter çeteler tarafından Venezuela sokakları cehenneme çevrildi. Toplu taşıma araçlarına saldırıldı, siviller ve gençlik önderleri öldürüldü, tonlarca gıda ve ihtiyaç malzemesi yakıldı. İşte tüm bu şiddet ortamının arasında Maduro cesur bir hamleyle “Kurucu Meclis” çağrısı yaptı. Maduro’nun 1 Mayıs günü alanlarda yaptığı bu çağrıya muhalefet derhal karşı çıktı. Böyle bir kararı tanımadıklarını ilan ettiler. Hatta 30 Temmuz’da yapılması planlanan seçimlerden önce kendi düzmece seçimlerini yaptılar. Hiçbir güvenlik önleminin alınmadığı ve otobüslerle insanların bir oy kullanma merkezinden diğerine taşındığı seçimler tam bir fiyaskoydu. Her şeye rağmen 30 Temmuz günü halk Kurucu Meclis için oy vermeye kilometrelerce yol yürüyerek, ABD’ci cephenin her türlü provakasyon ve silahlı tehdidine göğüs gererek gitti. ABD’ci cephenin tüm engellemelerine ve boykot kararına rağmen Kurucu Meclis %42’lik bir katılımla 8 milyonun üzerinde oy aldı. Başkan Maduro’nun son başkanlık seçimlerinde aldığı oyun 7.587.579 olduğuna bakılırsa halkın devrime desteğinin artarak devam ettiği açıktır. Kurucu Meclis, Venezuela halkının bu büyük desteğiyle görev başı yaptı.

Kurucu Meclis Ne İfade Ediyor?

Kurucu Meclis,yeni bir anayasa hazırlamak üzere oluşturulan kuruldur. Venezuela’da 1999 yılında Chavez tarafından oluşturulan Kurucu Meclis’in yaptığı anayasa geçerliydi. Bu anayasaya göre Kurucu Meclis çağrısını Devlet Başkanı, Ulusal Meclis ya da kayıtlı seçmenin belirli bir çoğunluğu yapabiliyor. Kurucu Meclis ülkenin en yetkili organıdır. Yani tüm “diktatör” suçlamalarına karşın Maduro tüm yetkilerini bir üst organa devretmiştir. Bu yolla ABD’ci çetelerin yarattığı şiddet ortamı içinde en geniş kesimler arasında demokratik bir uzlaşı sağlanmaya çalışılıyor.

ABD’nin Cevabı

Kurucu Meclis çağrısı yapıldığı günden itibaren ABD saldırılarını arttırdı. Halkın yönetime daha doğrudan katılacağı bir formülü öngören bu çağrıyı “demokratik olmamakla” suçladı. Venezuela’yı uluslararası alandan ve birliklerden tecrit etmeye çalıştı. Açıktan tehditler savurdu. Hatta askeri müdahaleyi dahi göz ardı etmeyeceğini açıkladı. Buna rağmen Bolivarcı devrim dimdik tüm bu tehditlere göğüs gerdi. Kurucu Meclis görev yaptıktan birkaç gün sonra Valencia şehrindeki Paramacay üssüne bir saldırı düzenlendi. Uluslararası ajanslar bunun bir darbe girişimi olduğunu geçti. Aslında olay daha farklıydı. Olay esnasında yayınlanan videoda kendini Yüzbaşı olarak tanıtan bir kişi arkasındaki asker kıyafetli ve silahlı kişilerle Maduro hükümetine karşı sivil ve askeri bir ayaklanma başlattıklarını iddia etti ve bu başkaldırıya cevap vermeyenleri askeri hedef olacakları hususunda tehdit etti. Sonradan anlaşıldı ki açıklamayı yapan kişi dışındakilerin hepsi sivildi. Hatta açıklamayı yapan kişi de Yüzbaşı değil 3 yıl önce vatana ihanet suçundan hakkında soruşturma açılan ulusal muhafız grubundan bir kaçaktı. Yani olaya karışanlar arasında asker yoktu. Bu paramiliter çetelere silah ve mühimmat kaçırmak için girişilmiş bir operasyondu ancak baştan başarısız olunca askeri ayaklanma süsü verilerek medyaya servis edildi. Bu yolla Bolivarcı ordunun etkisi ve güvenilirliğinin sarsılması planlanıyordu.

Düşman Kim?

Geçtiğimiz günlerde Aydınlık gazetesinden İsmet Özçelik’e ülkesindeki son gelişmelerden bahseden röportajında Venezuela Ankara Büyükelçisi Jose Gregoria Bracho Reyes, Türkiye ile Venezuela’nın düşmanlarının aynı olduğunu belirtti. Yaşanılan süreçlerde kader ortaklığını ve benzerlikleri belirten bu açıklama anlamlıdır. Türkiye’de emperyalizmin piyonlarının ezildiği bu süreci ve milletin anti-emperyalist damarını küçümseyenler Venezuela ile Türkiye’nin kader ortaklığını kabul etmeyedursunlar. Bu arada ABD dünyanın her yerinde askeri müdahaleye zemin hazırlarken diğer yandan bu askeri müdahaleyi başarıya ulaştıracak araçlar geliştiriyor.Ekonomik savaşlar açıyor. Medya aracılığıyla bu ülkelerde bir kaos ortamı olduğu kanısı yaratıyor ve müdahaleyi gerekli gösteriyor. Bunlardan öte milli orduları zayıflatmaya ve etkisizleştirmeye çalışıyor. Ergenekon- Balyoz kumpaslarında Türkiye’nin aydın birikimi ve ordusuna yapılan saldırı başka bir boyutuyla Venezuela’da deneniyor. Ekonomik ve medyatik spekülasyonlarla Venezuela’nın “şefkatli Batı’ya” ihtiyacı olduğu kanısı yaratmaya çalışanlar Bolivarcı ordunun gücünü ve güvenilirliğini kırmak adına işler çeviriyor. Dünya’nın dört bir yanında emperyalizmin karşısına halkıyla bütünleşmiş milli ordular dikiliyor. Bu nedenle Venezuela ve Türkiye’nin yanında Küba’nın da, Suriye’nin de, Irak’ın da, Arjantin’in de düşmanı aynı. Bu kader ortaklığı tüm anti-emperyalist savaşlarda kendini bir slogan altında gösteriyor. “Anavatan yahut ölüm!” diyenler emperyalizmin kökünü kazıyacaktır.

 

Fırat Keskin

TGB Uluslararası İlişkiler Bürosu

Latin Amerika ve Karayipler Masası Sorumlusu

*Bugünkü Venezuela,Kolombiya,Panama ve Ekvador toprakları üzerinde kurulması planlanan birlik. Simon Bolivar tarafından hayata geçirilmiştir fakat çok geçmeden dağılmıştır.

KAYNAKÇA

1. https://en.wikipedia.org/wiki/Venezuelan_presidential_election,_2013#Results

2. 9 Ağustos 2017,Çarşamba, Aydınlık Gazetesi, İsmet Özçelik, Venezuela Ankara Büyükelçisi ile Röportaj

3. www.telesurtv.net

4. Venezuela’da ne oldu (ne oluyor)?, Dr. Fernando Esteche (makale)

5. Venezuela Planı yeni bir aşamada, Özgür Uyanık (makale)

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler