<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye Gençlik Birliği</title>
	<atom:link href="https://tgb.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tgb.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 29 Sep 2026 12:36:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.6</generator>

<image>
	<url>https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/02/cropped-Logo-32x32.webp</url>
	<title>Türkiye Gençlik Birliği</title>
	<link>https://tgb.gen.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Müslümanlık Anti Laik, Laiklik Anti İslam Olmak Zorunda Mı?</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/muslumanlik-anti-laik-laiklik-anti-islam-olmak-zorunda-mi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/muslumanlik-anti-laik-laiklik-anti-islam-olmak-zorunda-mi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:36:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80057</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin gündemi, Yer6 Film isimli Youtube kanalında paylaşılmış olan “Şeriat” tartışmasıyla uzun bir süre çalkalandı. Türk kamuoyu, laik anti laik çatışmasında daha da uzlaşılamaz basma kalıplarla itiliyor. Gün geçmiyor ki Türk toplumu suni kamplaşmaların odağı olmasın. Türkiye Cumhuriyeti tarihi, devrim-karşı devrim mücadeleleriyle sürmeye devam etmektedir. Devrimlerin iktidarıyla karşı devrimlerin iktidarı savaşımları yıllardır sürmekte, iktidarı ele [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin gündemi, Yer6 Film isimli Youtube kanalında paylaşılmış olan “Şeriat” tartışmasıyla uzun bir süre çalkalandı. Türk kamuoyu, laik anti laik çatışmasında daha da uzlaşılamaz basma kalıplarla itiliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gün geçmiyor ki Türk toplumu suni kamplaşmaların odağı olmasın. Türkiye Cumhuriyeti tarihi, devrim-karşı devrim mücadeleleriyle sürmeye devam etmektedir. Devrimlerin iktidarıyla karşı devrimlerin iktidarı savaşımları yıllardır sürmekte, iktidarı ele geçiren kuvvetler sürekli değişmektedir. Karşı devrim iktidarlarında da en açık şekilde gözümüze çarpan emperyalizmle orta çağ ideolojisinin sarsılmaz birlikteliğidir. Tüm karşı devrimci süreçlerde, cumhuriyetin kulken yurttaş olma programı ve tam bağımsız Türkiye’nin kolonları hedefe konmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin sarsılmaz laiklik anlayışının sürekli olarak sorgulanmaya açılmasının sebebi, emperyalizmin Türkiye’de tam olarak bitirilmemiş olan orta çağ kuvvetlerini harekete geçirmesidir.&nbsp;Türk toplumunun benimsemekte sorun yaşamadığı laiklik anlayışı yeni bir uç noktaya taşınmış oldu: <strong>Müslümansan anti laik, laiksen anti İslam. </strong>Müslüman olmayı doğrudan laiklik karşıtlığı ve şeriat savunmaya, laik sistemi savunmayı ise doğrudan İslam düşmanı olmaya, Müslümanları inançları dolayısı küçük görmeye ve seçkinci olmaya yani burjuva ateizmine indirgeyen yeni bir kamplaştırma tarzıyla karşı karşıyayız.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Orta Çağ’ın Doğru Temellerde Değerlendirilmesi</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İki kutbun ortak sorunu, anakronizm. Nasıl Orta Çağ’ın gereklerini bugüne dayatmak doğru değilse bugünün gereklilikleriyle o günü değerlendirmeye çalışmak da doğru olmaz. Bu sorunun merkezinde ise iki tarafın değerlendirmelerinin materyalizmden uzak olması bulunuyor. Bilimsel ve tarihsel bakış açısının eksikliği bugün insanlığa, diri diri gömülen kız çocuklarını sırt üstünde taşımaya başlamış Hz. Muhammed’in, Hz. Aişe ile kaç yaşındayken evlendiğini tartıştırıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlkel toplumda büyücülükle üretim arasında sağlam bir bağ vardı. Kabilede yaratılan ortak duygularla doğaya müdahale edebilme, üretimi geliştirebilme insanın en önemli arayışıydı. Toplumların gelişmesi sonucunda üretim fazlası yaratıldı ve büyü ile üretim arasındaki o bağ kopmuş oldu. İlkel toplumdaki büyü sınıflara bölündü. Bilim, sanat ve dine dönüştü. Üretim fazlasının yaratılmasıyla birlikte, üretime katılmadan üretimden pay alan bir sınıf için koşullar oluşmuştu. Boş zamana kavuşmuş olan büyücülük; sanat, bilim ve dini faaliyet yapabilecek imtiyazı elde etmişti. Buradaki en önemli ayrım ise büyücü ve kabile arasındaki ortak paydaşlığı yaratan ve üretime odaklı duygudaşlık yerine üretene el koyan imtiyazlı bir sınıfı yaratmış oldu. Böylece diğer “emek bölüşümünden doğan” ayrıcalıklar gibi din de egemenliğin başat unsuru olmuştu. Din, efendi insanın toplumu belirli bir düzene sokma ve denetim altına alma çabasının kaynağıydı. Sınıfsız toplumda henüz ortaya çıkmamış olan egemenlik, Orta Çağ’da dine yani tanrısal kaynaklara aittir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Din uygarlıkla beraber doğdu ve ilk uygarlığın ideolojisi oldu. Özel mülkiyetle beraber insanın doğayı kontrol altına alma çabası büyük bir atılım yaptı. Din, ticareti yerleştirerek meta uygarlığının gelmişinin ideolojik zeminini hazırladı ve insanlığın büyük atılımına hizmet etti. İlk sanatçılar ve ilk bilim adamları bu uygarlığa borçludurlar. Çünkü onlar da din adamlarıyla birlikte hazır yiyici sistemin bir bakıma aylaklaşmış takımını oluşturuyordu. Sanayi toplumuna kadar bilimsel, sanatsal ve dinsel faaliyetler iç içeyken sanayi toplumu bilim ve sanatı dinin egemenliğinden özgürleştirmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihe bakınca açıkça görüyoruz ki egemenlik kavramının var oluşu, egemenliğin dinlere (efendiliğin din liderlerine) geçmesi üretim ilişkilerine dayalı ve sınıfsaldır. Kuşkusuz olarak bu maddi temellerde Orta Çağ’ın ideolojisi dindir, efendisi tarikattır. Sanayi devrimiyle birlikte üretim ilişkileri değişmiş ve toplumlar ekonomik temellerle birlikte yeni devrimci süreçlere girmiştir. Devrim ise alt üst oluştur. Egemenliğin (iktidarın) değişmesi yani devrimcilerin siyasi aracın başına geçmesedir.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-12.jpeg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-12.jpeg" alt="" class="wp-image-12174"/></a></figure>



<h1 class="wp-block-heading">eriat Tartışmasının Dünü, Bugünü ve Yarını</h1>



<p class="wp-block-paragraph">Çoktan bitmiş olan ama sürekli pişirilip pişirilip önümüze getirilen bu meseleyi bilimsel ve ideolojik olarak tahlil etmemiz gerekmektedir ki meselenin özünü kavrayalım. 2 saat süren tartışmanın özündeki eksikliği bulalım, doğruyu bulmakta önümüzde duran dağların tepesine tırmanalım.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün tarihsel gerçekler ışığında İslam’ı ve Hz. Muhammed’i değerlendirdiğimizde, İslam’ın bir silahlı devrim yaptığını, putları yıktığını, Mekke’yi özgürleştirdiğini; Hz. Muhammed’in ise bu silahlı devrimin önderi olduğunu görüyoruz. İslam putları yıkmıştır, insan olarak nitelendirilmeyen köleleri hukuk sahibi yapmıştır, yaşama hakkına sahip olmayan kadınları hukuk sahibi yapmıştır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putların yıkılması, kabile toplumunun tam anlamıyla son bulmasıdır. Putlar dinsel sembollerdir, kabile toplumunun bölünmüşlüğünü temsil eder. Hz. Muhammed’in önderliğinde putların yıkılması o coğrafyanın ve dünyanın yeni bir tarihsel sürece atılmasıdır. Hem sondur hem de insanlık için yeni bir başlangıç, yeni bir devrimdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hz. Muhammed halkını hakikate yönlendirmiştir. Hristiyanlık, tarihsel olarak İslam’dan öncedir ve İslam’la birlikte eskimiştir. Hristiyanlık inancında, teslis vardır. Hz. İsa, Allah’ın oğlu olarak kabul edilir böylece insana tanrı hüviyeti verilmiştir. Hz. Muhammed ise kulu ve elçisidir diyerek, insanı Allah olarak nitelendiren idealizme karşı kulluğu yani insanın insan olduğu gerçeğini topluma göstermiştir. İslam, Orta Çağ toplumunda bir ticaret devrimi gerçekleştirilmiş, yerleşik hayat ve devlet örgütlenmesi konusunda tarihi bir atılım yapmıştır. Adil paylaşım, hukuki kurallar, örgütlü toplum ve zulme karşı direnen toplumun ilk örnekleri Hz. Muhammed önderliğinde inşa edilmiştir. İslam’ın başarıları, Hz. Muhammed’in ömrüyle sınırlı kalmamış ve Hz. Muhammed’in vefatından sonra dünyanın birçok coğrafyasında İslam adaletle hüküm sürmüştür. Özellikle 9. ve 13. Yüzyıllarda İslam, felsefenin ve bilimin gelişmesine çok önemli katkılar sunmuştur. Türkler de medeniyet havzasına İslam’la birlikte girmiştir. Kuran’ın kendi metodolojisinde ve tevatürlere dayalı islami okumalarda da gördüğümüz gibi İslam’ın zamana uygun yorumlanması adına içtihat kapıları açık bırakılmıştır. Kuran kendi içerisinde nesih-mensuh metoduyla bazı kurallarının zamana uygun şekilde değişebileceğini göstermiştir. (Bu konuya dair Kuran’ın kendi içerisinde bulunan, geçmişte bulunan ve günümüzde bulunan örnekler detaylıca sunulacaktır.)&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İslam Orta Çağ’ın en ileri ideolojisi olmuştur.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-11.jpeg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-11.jpeg" alt="" class="wp-image-12175"/></a></figure>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-10.jpeg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-10.jpeg" alt="" class="wp-image-12176"/></a></figure>



<h1 class="wp-block-heading"><strong>Laiklik hangi tarihsel süreçlerde gelişti</strong></h1>



<p class="wp-block-paragraph">Biz dünya tarihindeki bu gerçekleri Osmanlı’dan bugüne inceleyelim ki ülkemizde bugün tartıştığımız meselenin tarihi seyahatini gözlemleyebilelim.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Baltalimanı Anlaşması’yla beraber Osmanlı iktisadi olarak hegemonyanın boyunduruğu altına girmişken Tanzimat’la beraber kapitalist hegemonyanın iktisadi, askeri ve kültürel gereklilikleri topluma iyice dayatılmıştı. Yazının başında bahsettiğimiz burjuva ateizmi asıl olarak Tanzimatçılıkla birlikte yeşermeye başlamış oldu. Batı modernleşmesi toplumun gerçeklerini küçümsemiş ve kapitalist hegemonyanın boyunduruğunun siyasi hattını oluşturmuştur. Cumhuriyet ise Tanzimat’ın batıcılığının değil çağdaşlığın siyasal sistemidir. Osmanlı’nın bu koşullarını takip eden sürecin sonunda Osmanlı topraklarını bölüşmek adına 1. Dünya savaşı başlamış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Egemenliğini Orta Çağ’dan alan İstanbul Hükümeti zaaflar içerisindeyken ve bu süreçlere önderlik edemezken yeni bir halk hareketi başlamış oldu. Mustafa Kemal bu halk hareketine önderlik etti ve savaşı kendi merkezinden yönetti. Türk halkı bu süreçte emperyalizme karşı büyük zaferler kazandı ve sonucunda ise İstanbul hükümetine karşı olarak Ankara’da yeni bir hükümet kuruldu, cumhuriyet fiilen ilan edildi. Yeni cumhuriyet egemenliğini Orta Çağ’a dayandırmıyordu. Cumhuriyet emperyalizme karşı “Tam Bağımsız Türkiye’nin” teminatı olmuş oldu. Cumhuriyet, öncülerin önderliğinde halkın büyük inisiyatifinin inşa ettiği bir devlettir ve kulken yurttaş olma felsefesinin anlayışıdır. İslam, insanı tanrı seviyesinden kula indirmişken; cumhuriyet kulken yurttaş olmanın örneğidir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihsel değerlendirmeleri yok saymadan derinleştirmeye devam edersek egemenliğin tanrısal kaynaklara dayandırılması üretim ilişkilerin gerekliliklerinden doğmuştur. Egemenlik, üretim ilişkilerin değişmesiyle kaynağını değiştirir çünkü siyasal aracın başına geçen değişmiştir. Esas olarak laiklik, Batı’da feodal güçlerin en büyüğü olan krallara karşı, köylünün iş gücünü özgürleştirebilmek adına burjuvazinin krala karşı halkı kışkırtmasıyla icat edilmiştir ve laiklikle birlikte kilisenin gücü iyice baltalanmıştır. Bu şekilde köylü gücü feodal beylerden ve en büyük feodal güç olan krala karşı özgürleştirilmiştir. O yüzden laiklik burjuva demokratik devrimlerle doğmuştur ve milli egemenlik ve milliyetçilik akımıyla eşgüdümlü doğmuştur o yüzden aynı tarihsel sürecin gerçeklerini ve yeni doğruları taşımaktadır. Bizim toplumumuzda ise tarikatların devlet üzerindeki etkisi kırılmış ve halkına tam bağlı meclis kurulmuştur. Türkiye, laikliği milliyetçilik ve milli egemenlik fikriyle eşgüdümlü keşfetmiştir ve bu olgular birbirlerinin sarsılmaz bağlayıcısıdır, birbirine sımsıkı bağlıdır. Çünkü aynı tarihsel süreçlerin ürünüdür. “Burjuva Demokratik Devrimler” ve “Milli Demokratik Devrimler” sürecinden sonra egemenliği tanrısal kaynaklara dayandırmanın tarihsel koşulları tamamen ortadan kalkmıştır. Artık egemenlik tanrısal kaynaklara değil halka ve millete dayandırılmak durumundadır. Laiklik olgusu ise milliyetçilik fikrinin ve cumhuriyet anlayışının garantörü olmuştur.&nbsp;</p>



<h1 class="wp-block-heading"><strong>“Şeriat- Laiklik” Türkiye Cumhuriyeti’nin neresinde var?&nbsp;</strong></h1>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti tarihinde iktidar mücadelesi devrim- karşı devrim mücadelesi olarak hala sürmeye devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda demokratikleşme süreci şu programla ifade edilmiştir: Türkiye Cumhuriyeti; şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Devrimi’nin kadro sorunu, Atatürk öldükten sonra kendisini çok yalın şekilde göstermiştir. Atatürk’ün vefatından sonra 1945 yılında, Küçük Amerika söylemi üretilmiştir ve bu söylemin partisi olan Demokrat Parti, 1950 yılında iktidar olmuştur. Türk evlatları, Kore’ye ABD rızası için savaşa sokuldu ve 1000’e yakın Türk askerinin şehit olması sonucunda Türkiye, ABD’nin dünyaya jandarmalık etme örgütü olan NATO’ya 1952 yılında üye oldu. NATO, devletimizin içerisinde gladyo yapısını örgütleyerek FETÖ’nün köklerini o yılda atmış oldu ve Orta Çağ kuvvetlerine güç verdi. 12 Eylül Amerikancı darbesi sonrasında ise ABD’nin Türkiye üzerindeki hakimiyeti iyice arttı ve Orta Çağ kuvvetlerinin devlet üzerindeki kuvveti iyice artmış oldu. Vatan Partisi önderliğinde, Devrim Kanunları Uygulansın kampanyası sonrasında 28 Şubat süreci ABD’ye karşı başlamış oldu ve ordu, devlet içerisinde örgütlenen gladyo yapısına karşı sert bir savaşıma girmiş oldu. Türkiye’de orta çağcı ve radikal İslamcı fikirler ABD eliyle kuvvetlendirildi. Cumhuriyet’in kolonları ise bu kuvvetlere karşı dik duruş sergiledi ve Cumhuriyet’e, Laikliğe sahip çıktı. Bu mücadele ve ikilik içerisinde topluma suni bir kutuplaşma dayatıldı: laik- anti laik…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Yer6 Film Youtube kanalında gördüğümüz savaşım ise Türkiye’nin ABD’ye karşı verdiği mücadeleyle bağı olmayan aslı laikliğin ve cumhuriyetin sistemli şekilde savunulmasına dayanan bir tartışma değildir.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-13.jpeg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/07/images-13.jpeg" alt="" class="wp-image-12177"/></a></figure>



<h1 class="wp-block-heading">Laiklik ve İslam birbirine karşıt mıdır?&nbsp;</h1>



<p class="wp-block-paragraph">Laiklik bizi İslam’dan uzaklaştırmalı mıdır? Bu kutuplaşmanın, laik sistemin ve İslam’ın gerçek bir medeniyet devrimi olmasının olumlamasını yapabileceğimiz en önemli soru budur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">İslam bir medeniyet devrimidir ve zamana yenilmeyecektir. Bizim laik sistemi ve İslam’ı yerli yerince değerlendirebilmemiz için İslam’ın kendi içerisindeki o tarihsel özelliğini tespit etmemiz gerekmektedir. İslam’ın içerisinde hep zamana uygun olma mücadelesi vardır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Önce Kur’an-ı Kerim’in içerisindeki örneklendirmelerden bu değerlendirmeye başlamak doğru olacaktır. Nesih- Mensuh olarak nitelendirilen metodu Kur’an-ı Kerim’in içerisinde gözlemleyelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NESH: “Bir hükmü değiştirmek, iptal etmek.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">NASİH: “Hükümsüz bırakan, değiştiren.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">MENSUH: “Hükümsüz bırakılan, değiştirilen.”</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>“Bir âyeti neshettiğimizde veya onu ertelediğimizde / (unutturduğumuzda) ondan daha hayırlısını veya mislini getiririz…” (Bakara, 2/106)</li>



<li>“Bir âyeti başka bir âyetin yerine getirdiğimizde (değiştirdiğimizde) -ki Allah ne indirdiğini gâyet iyi bilir- sen sadece uyduruyorsun derler. Hayır, öyle değil! Ama, onların çoğu bilmez.” (Nahl, 16/101)</li>



<li>“Allah dilediğini siler, dilediğini bırakır. Ümmü’l-Kitab O’nun katındadır.” (Ra’d, 13/39)</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Kur’an-ı Kerim içerisinde de gördüğümüz gibi Kur’an-ı Kerim’in kendi ayetleri dahi kendi sistemi içerisinde yenilenebilir. Yeni bir hüküm eski bir hükmü ortadan kaldırabilir. Bu geleneksel anlayışta Muhkem ve Müteşabih ayetler arasında bir ayrım gözeterek yorumlanırken başka şekillerde de yorumlanmaktadır. Nesih- Mensuh kapısının ise hala kapanmamış olduğu çok bilinen yorumlamalardan biridir. İmam Maturidi bunu şu ifadeyle dillendirmiştir: “ictihadi nesih”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Onun dışında İslam’ın tarihselliği birçok İslam alimi ve düşünülür tarafından dile getirilmiştir: İmam Maturidi ve Ebu Hanife bunun en büyük örneklerindendir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha güncelde ise, Fazlur Rahman, Mısırlı Nasır Hamid Ebu Zeyd, Hasan Hanefi, Muhammed İkbal, Cemaleddin Efgani büyük örneklerdendir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de de İslam’ın zamana uygunlaşması mücadelesine büyük katkılara vermiş Bahriye Üçok, Yaşar Nuri Öztürk gibi örnekler de vardır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">İmam Maturidi ve Ebu Hanife’nin bu konudaki değerlendirmeleri bilhassa Maturidi’nin “içtihadi nesih” olarak nitelendirdiği usul, özellikle de Sünni İslam anlayışı için çok önemlidir. Maturidi ve Ebu Hanife, itikadi ve ameli olarak Sünni anlayışının merkezindeki mezheplerin kurucularıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nde yakın bir örnek ararsak, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın TOKİ’nin sosyal konut projelerine dair verdiği fetvada faize olan yaklaşımında görmüş olduk. Birçok İslami düşünürün de faiz ile riba arasına çizdiği ayrımla İslamı tarihsel olarak yorumladıklarını görüyoruz.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">O yüzden bugünün en yanlış tutumu, İslam ve Laikliği tam karşıt olarak nitelendirmektedir. İslam’ın ve şeri hükümlerin günümüz toplumsal yaşamı için güncel yorumlamalara açıklığı ve her zaman yenilenmesiyle birlikte döneminini hukununu temsil ettiği için günümüzde laik sistemle doğrudan savaşım içerisinde olmak durumunda olmadığını söylemek doğru olacaktır. İslam’ın bu tarihselliği, laik sistemin Türkiye’deki ve dünyadaki konumu günümüzde bulunan suni laik- anti laik kutuplaşmasını bitirecektir. İslam yukarıda belirttiğimiz anlayışlarla zamana yenilmeyecektir, günümüze uygun reformcu atılımlarla içerisindeki medeniyet devrimcisi karakterini yeni toplumsal düzenin içerisinde koruyacaktır. İslam’ın kendi içerisinde bulunan zamana uygun olma mücadelesi, Türkiye’de de İslami anlayışların laiklikle uzlaşabileceği fikrini kuvvetlendirecek ve zamana uygun olmak adına reformcu anlayışlar İslam dünyasında iyice kuvvetlenecektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/muslumanlik-anti-laik-laiklik-anti-islam-olmak-zorunda-mi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğan Avcıoğlu’nu Anlamak, Yaşatmak ve İlerletmek</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/dogan-avcioglunu-anlamak-yasatmak-ve-ilerletmek</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/dogan-avcioglunu-anlamak-yasatmak-ve-ilerletmek#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:33:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80054</guid>

					<description><![CDATA[Doğan Avcıoğlular Nasıl Doğdu? Doğan Avcıoğluların nasıl doğduğunu anlamak istiyorsak 27 Mayıs ve sonrasını anlamlandırmak ve 27 Mayıs’a giden süreci çözümlerken 1945 Atlantik Mutabakatı’nı göz ardı etmemek şu anda resmettiğimiz “Doğan Avcıoğlu Portresi” için en sonunda bizi doğru tabloya ulaştıracaktır. Kemalist Devrimin Yıkım Süreci/ Atlantik Mutabakatı İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Türkiye’nin Atlantik sistemine bağlanma kararıyla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h2 class="wp-block-heading"><strong>Doğan Avcıoğlular Nasıl Doğdu?</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğluların nasıl doğduğunu anlamak istiyorsak 27 Mayıs ve sonrasını anlamlandırmak ve 27 Mayıs’a giden süreci çözümlerken 1945 Atlantik Mutabakatı’nı göz ardı etmemek şu anda resmettiğimiz “Doğan Avcıoğlu Portresi” için en sonunda bizi doğru tabloya ulaştıracaktır.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Dogan-Avcioglu.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Dogan-Avcioglu.jpg" alt="" class="wp-image-12251"/></a></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kemalist Devrimin Yıkım Süreci/ Atlantik Mutabakatı</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Türkiye’nin Atlantik sistemine bağlanma kararıyla birlikte Kemalist Devrim’de kireçlenme de başlamıştır. Çünkü Kemalist Devrimin karakteri, bağımsızlık devrimi olmasıdır. Atlantik sistemi içerisinde yer alma, devrimi tasfiye sürecine giriş demektir. Türkiye, 1945 tarihinde “Küçük Amerika” karanlığına sürüklenmiştir. “Küçük Amerika olacağız.” söylemiyle Atlantik sistemine bağlanma programını ilk açıklayan, CHP Hükümeti’nin Bakanı, Nihat Erim’dir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">CHP, Demokrat Parti’ye iktidarı teslim etmeden önce bu çizgiye girmiştir. 5 yıl sonra 1950’de, Celal Bayar “Türkiye’yi Küçük Amerika yapacağız” programını ilan ederken 1945 yılında ilan edilen programın altını çizmiştir.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Nihat-Erim-Amerikan-Dostlugu-Milli-Bir-Politikadir.-1945-Atlantik-Mutabakati-altina-islenmeli.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Nihat-Erim-Amerikan-Dostlugu-Milli-Bir-Politikadir.-1945-Atlantik-Mutabakati-altina-islenmeli.jpg" alt="" class="wp-image-12252"/></a></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>İkinci Kuvayı Milliyeciliğimiz/ 27 Mayıs Devrimi</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">27 Mayıs Devrimi’ne ilişkin her şeyden önce doğru adlandırmamız gereken şey 27 Mayıs bir askeri darbe değildir, halk hareketinin omzunda yükselmiştir. 1957 yılında Gaziantep’teki halk ayaklanmasına kadar uzanan bir süreçtir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">18 Nisan 1960’ta Demokrat Parti tarafından, yargı yetkilerini gasp ederek kurulmuş olan Tahkikat Komisyonu 15 üyeli olan ve “muhalefet ve basının faaliyetlerini” tahkik etmek maksatlı kurulmuş bir komisyondu. Demokrat Parti Tahkikat Komisyonu’nu kurarak tam anlamıyla halk hareketlerinin pimini çekmiş bulunuyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">28 Nisan’da İstanbul’da, 29 Nisan’da Ankara’da, 5 Mayıs’ta yine Ankara’da gençlik ve halk “Kahrolası Diktatörler” ve “Hürriyet” sloganlarıyla ayaklandı. 21 Mayıs 1960 tarihinde ise Harp Okulu öğrencileri yürüdü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Mayıs Devrimi, halkın doğrudan benimsediği bir devrimdi. Halk hareketine yaslandı ve halkın büyük çoğunluğu devrimi coşkuyla karşıladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Mayıs Devriminin, Türk Devrim tarihinde döşediği önemli kilometre taşları haricinde ise;</p>



<p class="wp-block-paragraph">27 Mayıs Anayasası, emekçi sınıflara çok önemli haklar ve özgürlükler getirdi. Grev ve toplu sözleşme hakkı, meşru olmayan idarelere karşı milletin direnme hakkı, Toprak Reformu, devlete yükümlülükler getiren sosyal ve iktisadi haklar, Devlet Planlama Teşkilatı Türkiye’nin anayasa ve siyaset hayatına girdi ve kurumlaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte tam olarak Doğan Avcıoğluların tevellüdünü bulduğumuz yerdeyiz. 61 Anayasası sonrasında TİP’in kurulması ve mecliste 15 kişilik grup oluşturması, Doğan Avcıoğlu ve Sadun Aren’in Çalışanlar Partisi’ni kurma çalışması, Sosyalist Kültür Derneği’nin kurulması, Yön Dergisinin çıkışı, Fikir Kulüpleri’nin Federasyon halinde örgütlenmeye başlaması, Doğu Perinçek önderliğindeki FKF’nin başlattığı 1968 Gençlik Hareketi, Demokratik Üniversite İşgalleri ve FKF’nin Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (DEV-GENÇ) adını alması. Sosyalist yayınların fazlalaşması ve büyük etki uyandırması gibi etmenlere bakınca 27 Mayıs sonrasında devrimci örgütlenmenin yaygınlaştığını ve sosyalizmin geniş kesimlerde etki sağladığını rahatlıkla görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hiç şüphesiz ki Doğan Avcıoğlu <strong>60 sonrası Türkiye’sinin </strong>en etkin teorisyenlerindendir.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/icerik-7.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/icerik-7.jpg" alt="" class="wp-image-12253"/></a></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yöne Yön Veren Aydın: Doğan Avcıoğlu</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğlu, 20 Aralık 1961 günü ilk sayısı çıkan Yön dergisi, daha sonra 21 Ekim 1969 tarihinde yayın hayatına atılan Devrim dergisi Türkiye şartlarında sosyalizm tartışmaları için belirleyici niteliğe sahip ve Türk Devrim hareketine doğrudan yön veren yayınlardı. Doğan Avcıoğlu’nun kalemine paha biçilemez ve nitekim o kalem hiçbir zaman sisteme satılığa çıkartılamamıştır. Sadece ve sadece emekçi halkın kılavuzluğu yazılmıştır o kalemle.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kitaplıklarımızın başucu kitaplarını Doğan Avcıoğlu yazmıştır. 4 ciltlik <em>Milli Kurtuluş Tarihi, Türkiye’nin Düzeni </em>ve son yıllarında yayımladığı <em>Türklerin Tarihi</em> kitabıyla son yüzyılımıza damga vurmuştur.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Yon-Dergisi.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Yon-Dergisi.jpg" alt="" class="wp-image-12254"/></a></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Türk Devrimi’nin Stratejisinin Belirlenmesi ve Doğan Avcıoğlu</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">1968 Mart Tarihi’nde FKF 2. Kurultay için Ankara’da toplandı. Gençlik hareketinin ve demokratik üniversite işgallerinin öncesine dayanan bu kurultay, Türk Devrimi’nin stratejisinin belirlenmesine ve büyük devrimci atılımların temelinin atılmasına hizmet etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kurultayın eksenini ise Milli Demokratik Devrim ve Sosyalist Devrim tezlerinin karşılaşması belirliyordu. <strong>Doğu Perinçek,</strong> Milli Demokratik Devrim tezini savunan gençliğin lideriydi. TİP Genel Merkezi, Doğu Perinçek’in FKF Başkanı olmasını istemese dahi Kurultay’ın nihayetinde Doğu Perinçek seçimi kazandı ve FKF Başkanı oldu. Doğu Perinçek’in başkanlığı ise Türk Devrimi’nin stratejisinin yerli yerince belli olması anlamına geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Milli Demokratik Devrim- Sosyalist Devrim tartışmasından anlamamız gereken şudur: 27 Mayıs sonrasında her yerde tartışılan, anlamlandırılmaya çalışılan sosyalizmin aşamalarının tespiti ve Türkiye’nin koşullarının anlamlandırılması tartışmasıydı. Dünya tarihinde hiçbir devrim yoktur ki Demokratik Devrim süreci atlanarak oraya varılmıştır. Doğan Avcıoğlu’nun da ifade ettiği gibi “Türkiye yarı sömürge- yarı feodal” bir ülkeydi. Diğer bütün ezilen ve gelişen dünya ülkeleri gibi emperyalizmin tahakkümünden kurtulmak ve kendi demokratik devrimini tamamlamak en önemli aşama olarak tespit edildi. Milli Demokratik Devrim tezi de Türkiye’de emperyalist tahakküme karşı bütün milli ve demokratik kuvvetlerin birliğini gerektiriyordu ve MDD’nin galibiyeti 68 Gençlik Hareketi’nin zemini oluyordu. Sosyalist devrimciler ise, Türkiye’nin önündeki demokratik devrim sürecinin üstünden atlıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">MDD- SD tartışması, Türkiye tarihinin şüphesiz en önemli kırılma noktalarındandır. 1968 yılından bugüne bütün örgütlenmelerin, yayınların, cereyanların ve Türkiye’deki devrim- karşı devrim süreçlerine ilişkin değerlendirmelerin en belirleyici paradigmasıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Türkiye devriminin yolu olan Milli Demokratik Devrim stratejisinde Doğan Avcıoğlu’nun da önemli katkılara sahip olduğunu görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğlu’nun ideolojik olarak doğru cephede bulunması, Türkiye tarihindeki ideolojik köşe taşlarının belirlenmesinde çok büyük bir etkendir. Ne yazık ki tarih yazıcılarımıza baktığımızda Tanzimat batıcılığına dair çok yanlış fikirleri görüyoruz. Devrimci güçlerde dahi görülen Tanzimat’ın yanlış anlamlandırılması zehrine karşı Doğan Avcıoğlu’nun yayınları ve eserleri ecza depomuz olmuştur. Kemalist Devrim’in henüz tamamlanmamış olduğu tespiti Milli Demokratik Devrim stratejisinin Türkiye’ye özgü pratik zemini olmuştur. Demokratik devrimin hangi kuvvetlerin ittifakıyla yapılacağına dair devrimci kuvvetleri <strong>YÖN</strong>lendirmiştir ve koskoca 68 kuşağının teorik zemini oluşturmuştur. Pratikte açmazları olsa da ordu – millet birlikteliğine dair çok önemli saptamalar yapmıştır. Biz o saptamaların ne kadar doğru ve nesnel olduğunu Ergenekon kumpası döneminde de rahatlıkla görebiliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğlu’nun hala günümüz dünyasında ve Türkiye’sinde geçerli olan temel taşlarını Doğu Perinçek şöyle sıralıyor:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir: Emperyalizm çağında dünya Ezen Milletler ve Ezilen Milletler olarak iki kampa ayrılmıştır. Dünyadaki gelişmeleri açıklayan belirleyici çelişme budur. Devrimin coğrafyası, artık gelişmiş kapitalist ülkeler değil, Gelişen ve Ezilen Dünya’dır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İki: Türkiye, Ezilen Dünya’nın öncü ülkelerindendir. Onu öncü kılan, 1876 ve 1908 Devrimleri ile Kemalist Devrimde kendini gösteren yakın geçmiş ve derinlerden gelene tarihsel birikimidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üç: Kemalist Devrim tamamlanmamıştır. 1945’te başlayan karşıdevrim, Atlantik sisteminin dayattığı sahte bir parlamenter sistemle yürütülmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dört: “Filipin tipi demokrasi” diye tanımlanabilecek bu sahte demokrasi içinde hiçbir çözüm yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve bu sağlam köşe taşlarından sonra sallanan taşa geliyoruz:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Beş: Türkiye, sivil-asker aydınların öncülüğünde Ordunun iktidar sistemine aktif müdahalesi ve daha sonra halkın kazanılmasıyla bu döngüyü kırabilir ve Kemalist Devrimi tamamlayabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğlu’nun Kemalist Devrimi sahiplenmesi ve tamamlama ufkuna sahip olması da MDD stratejisinin, coğrafyamıza uygun en doğru tarifidir. Sosyalist Devrimciliğin, Kemalist Devrim’i küçümseme, üstünden atlama ya da hor görme eğilimine karşı olarak da:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kemalist Devrimin, Halkçılık ve Devletçilik ilkelerinin “sosyalizme götürdüğü saptaması” çok önemlidir. Doğan Avcıoğlu, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Prof. Dr. Cahit Tanyol, Kemal Tahir ve Sadun Aren 1962 yılında <em>Yön Dergisi’nde</em> yapılan bir açıkoturumda bu görüşü paylaşıyorlar.[1]</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Dogan-Avcioglu-Kitap-Turklerin-Tarihi-1.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Dogan-Avcioglu-Kitap-Turklerin-Tarihi-1-1024x301.jpg" alt="" class="wp-image-12255"/></a></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Gelgelelim Sallanan Taşa</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>12 Mart faşist darbesi ve aldanmalar…</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğlu, 27 Mayıs sonrası sosyalist hareketin ilk görüş ayrılığı olan tartışmada Yön-Devrim Hareketi’ne önderlik etmesi bakımından bir görüşün lideriydi. Bu tartışma da açıkça: emekçileri örgütlemek ya da “Sivil Asker Aydın Zümreye” bel bağlamak tartışmasıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yön-Devrim çizgisi, belini askere bağlamış ve bir bakımdan emekçi halkı devrimci mücadelenin dışına itmiş bulunuyordu ki nitekim Doğan Avcıoğlu’nun o dönemde kontrol ettiği örgütlere baktığımızda da, o örgütlerin teori ve pratiğinden bulacağımız ve teorik olarak ifade edeceğimiz şekilde öncü örgüt teorisini yanlış anlamlandırılmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aydınlıkçılar, 15-16 Haziran 1970 İşçi Hareketinden sonra gelen sıkıyönetimle beraber faşist bir darbeye doğru gidildiğini tespit etti. PDA Aralık 1970 sayısında şöyle yazdı; “Hâkim sınıflar içinde, halkın mücadelesini faşist bir diktatörlükle bastırma eğilimi güç kazanmaktadır. Halkımızın mücadelesi AP’nin ipliğini pazara çıkarmıştır. Tekelci sermaye, iktidarını AP çerçevesi içinde sürdüremeyeceğini görmekte ve yeni iktidar formüleri aramaktadır… Tekelci sermayenin emrindeki bir kısım yüksek kumanda erkânının faşist bir diktatörlük hazırlıkları içinde olduğu anlaşılmaktadır… Bu eğilimler yanında, CHP’nin ortak olduğu bir koalisyonla tekelci sermayenin iktidarını bir süre daha, parlamenter bir kılıf altında devam ettirmenin çabaları vardır.”[2]</p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğlu da kendi formülüyle ordu içerisindeki devrimci subayların mücadelesine bel bağlamıştı. Devrim Gazetesi üzerinden sürekli, askeri müdahaleyle Atatürkçü bir hükümet kurulacağı ümidini pompaladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O dönemde bir tek Aydınlık hareketi ile TİP yönetimi, Avcıoğlu’nun denetimine girmemişti. Diğer örgütler ise yukarıda da belirttiğim üzere Doğan Avcıoğlu’nun iktidar planının bir parçası olarak “öncü eylemler” yaparak bir ortam oluşturuyorlardı. Halbuki bilmiyorlardı ki onlar devrimin koşullarını değil faşist darbenin koşullarını oluşturuyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Harekete geçmek için 9 Mart tarihi belirlenmişti fakat faşist darbe hazırlığında olanlar da yerleştirdikleri ajanlarla ne yapılacağını ve ne zaman yapılacağını öğrenmişti. Devrimci subaylara göre her şey yerli yerinde gidiyordu ama başlarına ne geleceklerini bilmiyorlardı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">9 Mart sürecinin başında olan Org. Muhsin Batur ve Org. Faruk Gürler çok basit bir şekilde darbecilerin safına geçmişti bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Sıkıyönetim Komutanı Org. Faik Türün’ün yardımcısı Tümg. Memduh Ünlütürk’ün gazeteci Erol Mütercimler’e söylediğine göre, 12 Mart muhtırasını Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Muhsin Batır hazırlamış ve Genel Kurmay Başkanı Tağmaç’a vermiş. Darbeciler bu bildiriyi 12 Mart Muhtırası olarak Başbakan Süleyman Demirel’e gönderdi ve radyodan okuttu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Mart faşist darbesinin en kritik işlerinden birisi de Türk Ordusu’na yaptığı darbedir, 1500’e yakın Atatürkçü subay Ordu’dan tasfiye edilmiştir. 9 Mart bir devrim değil faşist darbenin Atatürkçü kuklası olmuştur ve Amerikancı generallerin elinde, devrimciler, oyuncak gibi oynatılmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Isci-Koylu-Gazetesi-Milli-Demokratik-Devrim.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/Isci-Koylu-Gazetesi-Milli-Demokratik-Devrim.jpg" alt="" class="wp-image-12256"/></a></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Doğan Avcıoğlu’ndan Biz Türk Devrimcilerine Büyük Dersler Var</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Doğan Avcıoğlu’nun iktidar planından şu dersi çıkarıyoruz. Avcıoğlu, biliyordu ki <strong>iktidar silahlı bir güce dayanır.</strong> Sivil iktidar gibi söylemler sadece ve sadece masaldır. Avcıoğlu’nun büyük yanılgısı, iktidarın kazanılması planında halk neredeyse hiçbir yerde yoktu ancak iktidar ele geçirildikten sonra “güdülecek” bir kuvvetti. Avcıoğlu’nun bu yaklaşımından şunu çok yalın bir şekilde öğreniyoruz: Ordusuz halk ezilir! Örgütlü bir halka dayanmayan ve sadece ve sadece ordu içerisindeki devrimci kuvvetlere sırtını yaslayan hareketler ise darbe oyunundan öteye gidemez ve nihayetinde faşist teşebbüslerin eline bir oyuncağa dönüşür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öte yandan Doğan Avcıoğlu’nun Türk Devriminin esas stratejisi olan Milli Demokratik Devrim stratejisine olan teorik ve siyasi katkıları, Türk tarihine bakışındaki devrimci karakter ve bu yazılarını bize ulaştırabilmesi bizim için eşsiz bir şanstır. Doğan Avcıoğlu, birikiminden sorumlu olacak kadar birikim sahibidir. Yaptığı doğrular, yanlışlar ve tercihler bugünümüze ulaşmıştır. Doğan Avcıoğlu’nun birikiminin satın alınamaması ve hiçbir zaman hâkim güçlerin ideologluğunu yapmaması Türk Devrimciliğinin karakter özelliğidir ve Türk Devrimi’nin namuslu ve birikimli olma karakteri Doğan Avcıoğlu’nda vücut bulmuştur.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/6.-Filo-1.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/11/6.-Filo-1.jpg" alt="" class="wp-image-12257"/></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bütün Tarihin En Önemli Meselesi/ İktidar Savaşımı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlık tarihi sınıf mücadeleleriyle yazılmıştır. Doğan Avcıoğlu’na dair bütün yazdıklarım da iktidarı ele geçirme planları yani devrim yapma arayışından başka bir şey değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">12 Eylül Amerikancı Darbesi’nden sonra, Küreselleşmeye yanıt olarak yaşadığımız karşıdevrim/ devrim sürecinde ise iktidar ufku her şeyden önce gelmektedir. Türk Devrimi’nin stratejisi teorik olarak 56 yıl önce belirlendi ve yazımızda onu işledik. Türkiye, Milli Demokratik Devrimi’ni tamamlama yani Kemalist Devrimi tamamlama aşamasına her geçen gün çok daha fazla yaklaşmaktadır. Kapitalizmin en yüksek aşaması Emperyalizm çoktan çöküşe geçmiştir ve çatırdamaktadır. Türkiye de emperyalizmin prangalarından kurtulmanın eşiğine gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, NATO’yla bağını koparma aşamasındadır BRICS’ten Türkiye’ye teklif gelmiştir. Türkiye Atlantik zincirlerinden kurtulmakta ve Avrasya’daki konumuna yerleşmektedir. Dünyada yaşanan altüst oluşlar, Türkiye’deki devrimci süreçlere dair pusları kaldırmakta ve önümüzü görmemizi sağlamaktadır. Türk Devrimi’nin stratejisi ortada, Milli Demokratik Devrim stratejisi başta 1968’de olmak üzere Demokratik Üniversite İşgalleri, 89 İşçi Baharı, 1991 Genel Grevi, Kepenk kapatma eylemleri, tekel direnişleri, Ergenekon tertibinin yıkılması, Pençe-Kilit operasyonları, Karabağ’a girilmesi ve daha nice örnekleriyle Türkiye’de bütün demokratik ve milli kuvvetlerin birlikteliğinin başarılarıdır. Bugün milli sınıfların, iş birliğiyle iktidar olmasının günüdür. Doğan Avcıoğlu’nun iktidar perspektifini milli sınıfların devrim yapması olarak yaşatmak, Doğan Avcıoğlu’nu anlamak, yaşatmak ve ilerletmek demektir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/dogan-avcioglunu-anlamak-yasatmak-ve-ilerletmek/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıvılcımlı’yı Eleştirenler Aynı Eleştirileri Maturidi’ye Yapabilir Mi?</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/kivilcimliyi-elestirenler-ayni-elestirileri-maturidiye-yapabilir-mi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/kivilcimliyi-elestirenler-ayni-elestirileri-maturidiye-yapabilir-mi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:27:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80051</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Hasan Karademir, Mirat Haber bünyesinde “Hikmet Kıvılcımlı’nın Dini Anlayışının Eleştirisi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.[1] Hikmet Kıvılcımlı, İslamiyet içerisinde bugünün toplumuna mücadele hattı çizen ve toplumsal gelişmeyle İslamiyet arasında bir korelasyon kuran bir tarz ortaya koymuştur. Bunu yaparken de Batı’nın, doğunun bütün değerlerini hakir gören anlayışlara karşı da önemli bir tepki geliştirmiştir. Hasan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Geçtiğimiz günlerde Hasan Karademir, Mirat Haber bünyesinde “Hikmet Kıvılcımlı’nın Dini Anlayışının Eleştirisi” başlıklı bir yazı kaleme aldı.<a href="https://oncugenclik.org.tr/kivilcimliyi-elestirenler-ayni-elestirileri-maturidiye-yapabilir-mi/#_ftn1" target="_blank" rel="noopener">[1]</a> Hikmet Kıvılcımlı, İslamiyet içerisinde bugünün toplumuna mücadele hattı çizen ve toplumsal gelişmeyle İslamiyet arasında bir korelasyon kuran bir tarz ortaya koymuştur. Bunu yaparken de Batı’nın, doğunun bütün değerlerini hakir gören anlayışlara karşı da önemli bir tepki geliştirmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hasan Karademir, Kıvılcımlı’nın tutumuna itibar etmenin yanı sıra tarih, sosyoloji ve bilimle İslam’ı beraber değerlendirmesini bir dayatma olarak görmesi de büyük bir hatadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Halbuki İslam dininin temel prensiplerinde tarihin, sosyolojinin dışında olmak gibi bir iddia yoktur. Zaman (Tarih) ve mekândan (maddi koşullar, coğrafya) münezzeh olma Allah’a mahsustur. Hz. Muhammed, Kuran ezcümle İslam dini, tarihin dışında değerlendirilemez. Maddi gerçeklerin dışında İslam’ın değerlendirilmeye çalışılması sadece ve sadece İslam’ın kazanımlarını görmemizi engeller.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>İslamiyet’i Tarih İçerisinde Değerlendirme Çabasını Hor Görmenin Bedelleri</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Acaba, İslamiyet’i tarih dışında değerlendirmek için ortaya koyulan bu çaba; Arap bedevi toplumunda diri diri gömülen kız çocuklarını sırtında taşıyarak devrim yapan Hz. Muhammed’i bugünün yargılarıyla “kadın düşmanı” olarak göstermeye çalışan tarih bilmez, toplum bilmez akımlara ne cevap verecek?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bir başka yönüyle de konuya yaklaşmak gerekirse, büyük Türk alimi İmam Maturidi, ayetlerin gelmesinde nuzül dönemi şartlarının etkisi olduğunu kabul etmektedir. Teʾvîlâtü’l-Kur’ân isimli eserinde bunu çok ciddi düzeyde işlemiştir. Maturidi’nin, Kur’an’ın indiği dönemin kültürünü gözettiği yönünde bir yaklaşıma sahip olduğu kabul edilebilir. Zira onun Kur’an’ı dil bağlamında Arap kültürünün unsurlarını dikkate alan bir kitap veya metin olarak gördüğü söylenebilir. Ona göre Kur’an, dil ve üslup açısından Araplarda ne varsa içermektedir ve mana itibariyle kelimelerin anlamları o dönem Arapların anladığıdır. Onların bilmediği anlamların kelimelere yüklenmesi ve Kur’an’a Arap dili dışında başka yollarla yaklaşmak doğru değildir. Ona göre Kuran’da Arapların dil ve edebiyat geleneğinin dışına çıkacak yeni icat edilmiş yabancı bir ifade yoktur.<a href="https://oncugenclik.org.tr/kivilcimliyi-elestirenler-ayni-elestirileri-maturidiye-yapabilir-mi/#_ftn2" target="_blank" rel="noopener">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Acaba Hikmet Kıvılcımlı’ya bu eleştirileri getirenler, Anadolu’da itikat düzeyinde en önemli belirleyicilerden olmuş ve aynı zamanda da tarih ve toplum gerçekliğiyle İslam’ı anlamlandıran Maturidi’ye aynı eleştirileri getirmeye cesaret edebilecekler mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İslam’ı Neden Tarih İçerisinde Değerlendirmek Zorundayız?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hakiki teori berrak olmak ve somut koşullar ile var olan ilişkiler içinde geliştirilmek zorundadır.” – Friedrich Engels</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün realiteler, toplumsal koşul ve dinamiklerle değerlendirilir. İslam’ın azameti de ancak tarihsel gerçekliklerle barışık olarak ortaya konulabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İslam’ın büyük başarılarından birisi de gerçekçi olmasıdır. Kelime-i Şehadet müslümanlar için bir yönüyle “Muhammeden abdühû ve resûlüh.” diyerek Hz. Muhammed’in kulluk yönüyle diğer tüm insanlarla eşit olduğuna şahitlik etme kaidesidir. Hz. Muhammed, etten kemikten, dünyaya nasıl geldiği belli ve diğer tüm insanlarla insanlık yönüyle eşittir. Kendisini, davasını ulvi bir kalkanla değil kılıcıyla, ordusuyla savunmuştur. Doğa olaylarına ve doğa kanunlarına bağlı şekilde dünyaya gelmiş, yaşamış, savaşmış, başarılı olmuş ve ölmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çarpıcı bir örnek olarak, Hz. Muhammed, oğlu İbrahim’in öldüğü gün güneş tutulması üzerine şöyle demiştir: “Bunlar hiç kimsenin ölümünden veya yaşamasından / doğmasından dolayı tutulmazlar.” (Buhari, Küsuf, 1, 15; Müslim, Küsuf, 5)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cahiliye döneminde güneş ve ayın tutulması kerametli, büyük insanların vefatıyla ilişkilendirilmiştir. Hz. Muhammed ise, bu tutumuyla batıl inanca karşı savaş açmış; doğa olayını, batıl inançlar olarak nitelendirmekten kurtarmıştır. Doğa kanunlarıyla eşgüdümlü şekilde kendini hak dava etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sormak lazım: Doğa olaylarıyla, tarihle bu kadar barışık olan ve dinini böyle tebliğ eden Hz. Muhammed’i ve İslam’ı bu şekilde gerçeklikten, tarihten, maddeden koparma; maddeyle ve maddenin kanunlarıyla açıklama çabasını hakir görme İslamiyet’e zarar dışında ne verir?</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İslam’ın İlerici Rolü Tarihle Açıklanabilir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün tarihsel gerçekler ışığında İslam’ı ve Hz. Muhammed’i değerlendirdiğimizde, İslam’ın bir silahlı devrim yaptığını, putları yıktığını, Mekke’yi özgürleştirdiğini; Hz. Muhammed’in ise bu silahlı devrimin önderi olduğunu görüyoruz. İslam putları yıkmıştır, insan olarak nitelendirilmeyen köleleri hukuk sahibi yapmıştır, yaşama hakkına sahip olmayan kadınları hukuk sahibi yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hakeza tevhit anlayışı da İslam’la birlikte eskimiş olan Hristiyanlık dini gibi teslis vb. idealist, metafizik anlamlandırmaları reddetmiştir. Hz. Muhammed’i Allah’ın kulu olarak bütün insanlıkla eşitlemiştir. Tevhit anlayışı, Putları yıkmıştır. Putlar, kabile toplumunun bölünmüşlüğünün sembolüdür. Kabile toplumu da coğrafyada sermayeyi azınlık bir grubun elinde tuttuğu sosyal sistemdir. Ticaretin çok az olduğu, sosyal adaletsizliğin ayyuka çıktığı Arap toplumunda Hz. Muhammed putları yıkarak kabile toplumunu bitirmiş ve ticaret devrimi yapmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İslam’ı tarihin dışına çıkarıp, transandantal mahiyete(!) hapsettiğimizde İslam’ı bütün bu ilerici yönlerinden koparmış oluyoruz. Yine soruyoruz: Dünyayla, gerçeklikle bağları bu kadar gelişkin olan İslam’ı, Batı’nın mağlup dini gibi batıcı bir teoloji ve metafizikle, İslam’ı dünyevi gerçekliklerden koparma çabası İslam’ın zaferlerini gölgelemekten başka nedir?</p>



<hr class="wp-block-separator has-alpha-channel-opacity"/>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://oncugenclik.org.tr/kivilcimliyi-elestirenler-ayni-elestirileri-maturidiye-yapabilir-mi/#_ftnref1" target="_blank" rel="noopener">[1]</a> Hasan Karademir, Hikmet Kıvılcımlı’nın Dini Anlayışının Eleştirisi, Mirat Haber 22.04.2026</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://oncugenclik.org.tr/kivilcimliyi-elestirenler-ayni-elestirileri-maturidiye-yapabilir-mi/#_ftnref2" target="_blank" rel="noopener">[2]</a> Matüridi, Kitabü’t Tevhid Tercümesi (çev. Bekir Topaloğlu), İstanbul: İSAM Yayınları 2005, s. 243.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/kivilcimliyi-elestirenler-ayni-elestirileri-maturidiye-yapabilir-mi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAFSATAYA KARŞI BİLİM HAREKETİ</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/kultur-sanat/safsataya-karsi-bilim-hareketi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/kultur-sanat/safsataya-karsi-bilim-hareketi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 12:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80048</guid>

					<description><![CDATA[Safsata Yanlış Bilgi Midir? Bilim, maddenin hareketinin ve toplumsal süreçlerin bir dizge içinde açıklanmasıdır. Bilimsel çalışma, maddenin hareketindeki ve çeşitli süreçler arasındaki nedensellik ilişkilerini keşfederek, bilgimizi bir yığın olmaktan kurtarır ve anlamlı bir sisteme kavuşturur. Bilim, bütün evren veya başka deyişle doğa ve o doğanın parçası olan insan toplumları ve insanın kendisi, bilimin konusudur. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>Safsata Yanlış Bilgi Midir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilim, maddenin hareketinin ve toplumsal süreçlerin bir dizge içinde açıklanmasıdır. Bilimsel çalışma, maddenin hareketindeki ve çeşitli süreçler arasındaki nedensellik ilişkilerini keşfederek, bilgimizi bir yığın olmaktan kurtarır ve anlamlı bir sisteme kavuşturur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bilim, bütün evren veya başka deyişle doğa ve o doğanın parçası olan insan toplumları ve insanın kendisi, bilimin konusudur. Bu açıdan, bilim “sonsuz” olarak tanımlanabilecek bir alanla ilgilidir. Bu sonsuzluk içerisinde bilimsel bilgi sürekli değişmektedir ve bilim doğrusal olarak ilerlemektedir. Bu ilerleyişin altında yatan ise sonsuz olan maddenin sürekli keşfedilmesinden gelmektedir o yüzden bilimsel bilgi sürekli yenilenebilir ve yanlışlanabilir. Yanlış, her doğrunun içinde vardır. Yanlış bilimsel bilgiye ulaşmanın formüllerinden biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Safsata ise bir yanlış değil gerçeğin yalanlanmasıdır.&nbsp;Bilim – safsata çatışması, tarihin başlangıcından bu yana felsefe düzleminde sürmekte olan materyalizm ile idealizmin arasındaki mücadelenin toplum düzleminde ete kemiğe bürünmüş halidir. Tarihten bugüne safsataların kaynağı idealizm olmuştur.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0012.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0012-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-12150"/></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Safsata Sömürücü Sınıflarındır</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bilim, sanat ve büyücülük aynı ananın karnından doğdular. Üretim fazlasının üretilmesiyle beraber üretilene el koyan efendiler sınıfı düşün faaliyeti için gerekli boş zamanı kazanmışlardır. Bu tarihsel değerlendirmeler ışığında bakınca aslında bilimin saray çevresinde geliştiğini ve o duvarlar arasına hapsolduğunu görüyoruz. Safsatalar ise her tarihsel süreçte kendisini yeniden üretmekte tıkanan hakim sistemlerin “ayakta kalabilmek” adına ürettikleri ve kamuoyuna pompaladıkları yalanlardır o yüzden safsatanın arkasındaki güç hep sömürücü sınıflardır. Bu sebeple safsataya karşı bilim hareketinin galibiyeti bilimin özgürleşmesinden geçer. Bilim de ancak sınıfsız toplumda özgürleşir.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0013.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0013-1024x577.jpg" alt="" class="wp-image-12151"/></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Bilim Hareketi Devrim Hareketidir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bir uygarlığın yükseliş dönemindeki temel itici güç, yeni bir gelecek arayışıdır. Geleceğe odaklanan bir toplum değiştirmeyi hedeflediği gerçekliğin bilgisine ihtiyaç duyar. Bu koşullarda ise bilim birincil plana yükselirken safsatalar arka plana itilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Marx, toplumların eşit olmayan gelişmesini saptamıştır. O saptamayı günümüz bilgileri ışığında bakınca, safsataya karşı bilim hareketindeki devrimci özü görmüş oluyor. Toplumlar eşit olmayan şekilde gelişmektedir ama insanlık tarihinde gelecek toplum sistemin merkezinden değil çevresinden şekillenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Geleceği kurma istemiyle beraber ortaya çıkmış olan gerçeğin bilgisine olan yöneliş bugün gelişen dünyaya aittir. Dünya’nın önünde Asya’dan yükselen bir yeni çağ vardır. Asya’dan yükselmekte olan bu çağ, bütün insanlığın kaderini ortaklaştırarak her türlü sömürünün bittiği topluma gidişin önemli bir adımı olacaktır. Bu süreçte hem bilimin yol gösterici işlevi eşsiz bir bütünlük kazanacaktır hem de bilim özgürleşecektir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Çökmekte olan uygarlık kabuk bağlamıştır. Kabuk gelişmenin önünü tıkar. Çünkü çökmekte olan uygarlık geçmişin yükselen uygarlığıdır ve yükselen uygarlık artık kendi merkezinde güçlüdür. Yeni tarihsel süreçlerde kendi kabuğunu kıramaz ve kendini yeniden üretemez. Kendini yeniden üretemeyen uygarlıklar bu yüzden safsatalar üretmek durumunda kalırlar. Görece geri olan toplumlar ise kabuğun kırılmasında öncü rol oynarlar ve kabuk bağlamış merkezden üretilen safsatalara karşı bilimin yol göstericiliğinde devrim yaparlar. Bugün kabuk bağlayan sistem emperyalizmdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Safsatalar, bugün emperyalizmin kendi çıkarları doğrultusunda bilime ve tüm mazlum milletlere yönelttiği bir silahtır. Safsataların kaynağı, emperyalizmin ayakta durabilmek adına ürettiği neoliberalizm ve onun ortaçağ ile olan keskin ittifakıdır. Safsataların bugünkü merkezi hegemonyacılıktır. Hegemonyacı anlayışın toplumlara çeşitli ideolojilere bürünerek, kitle araçlarıyla yürüttükleri “algı” operasyonlarıyla bilimsel bilgi kuşatılmıştır.<br><br>Safsatacı anlayış bugün tüm dünyaya, Gazze’de yaşanan emperyalist işgalci saldırıya karşılık olarak: Filistin toprak sattı demeyi öğretir. Hukuki ve tarihsel hiçbir dayanağı olmamasına rağmen, Türk milletine soykırımcı demeyi öğretir. Biyolojik bir bulgu olmamasına rağmen, cinsiyetsizleşmeyi özgürlük adı altında insanlığı dayatır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Safsatacı anlayış, büyük medeniyet birikimlerini yok etmeyi ve batı merkezci oryantalist anlamlandırmayı tüm dünyaya yayar. Safsatacılığın bilimselliği özelleştirilmiştir ve kar merkezlidir. Safsatacılıkta bilgi değil algı önemlidir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Emperyalist planların göbeğinde bulunan safsatalar insanlığın büyük birikimlerinin ve tarihin düşman ögeleridir. Biz üniversite gençliği için ise bilim erdemli olmanın ve cesur olmanın kaynağıdır. Safsatlara karşı mücadele etmek ise cesurların işidir. Hacettepe Üniversitesi’nde düzenlediğimiz ‘’Safsataya Karşı Bilim Hareketi’’ panelinin konuşmacılarından Sayın Dr. Doğu Perinçek’in de söylediği gibi “Safsataya karşı mücadele cesurların işidir, biz de cesur bir milletin evlatlarıyız. Safsata hakikatin karşısında her zaman yenilmiştir ve yenilecektir.”&nbsp; Hacettepe Üniversitesi’nde başlattığımız bu hareketin tarihsel kökleri bizleri hayatla buluşturmuştur. Safsataya karşı bilim hareketinin önemi hayatla iç içe olmasındandır.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0023.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0023-1024x577.jpg" alt="" class="wp-image-12152"/></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Üniversitelerimizi Bilimsizleşmeden ve Vatansızlaşmadan Kurtaracağız</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Üniversite gençliği olarak; kavram sahteciliğinden, bilimin özelleştirilmesinden ve hegemonyacılıktan doğmuş olan safsatalara karşı bilim yol göstericiliğine sarılıyoruz. Bilim, biz üniversite gençliği için erdemlere ulaşma ve cesaretli olma kaynağıdır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bugün üniversitelerimizde bulunan bilimsizleşme ve vatansızlaşma tehlikesi olduğunu açıkça görüyoruz. Bu tehlikelerin kökü aynıdır, emperyalist sistemin ürettiği safsataladır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bilim ve eğitim özelleştirilmiştir. Özel sistem kar hırsıyla çalışır, karın namusu yoktur. Yukarıda aktarmış olduğumuz bilimin devrimle olan sarsılmaz bağı ve bilimin özgürleşmesi özelleştirilmiş bilimle olamaz çünkü bilim yine üretilene el koyan sınıflardan özgürleştirelememiş ve toplumun öncülü olamamıştır. Sömürücü sınıflara mal edilmiştir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özelleştirilmiş bilim sömürücü sınıflara yani safsatalara göbekten bağlıdır. Bugün akademide bulunan yozlaşmanın ve safsataların kaynağı buradadır. Barış İçin Akademisyenler Bildirisi ismiyle yayınlanan bildiride açıkça PKK’yla mücadeleye karşı çıkılması bu kaynağa dayanmaktadır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Akademinin her yerine sirayet etmiş sivil toplumcu anlayışlar ve sivil toplumcu anlayıştan doğan devlet otoritesi düşmanlığı bu kaynağa dayanmaktadır. Akademi içerisinde başta Türk Devrimi’ne ve tüm devrimci süreçlere düşmanlık etme tezlerini oluşturan şeytanın ülkesi nitelendirmesi bu kaynağa dayanmaktadır. Sivil itaatsizlik adı altında milli devlete karşı anarşizmi kışkırtmak ve birçok başka örnek akademiye sızmış safsatalardır ve aynı kaynaktan gelmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Safsataya karşı mücadele toplumsal bir kuvvete dayanmadan verilemez. Dünya çapında bilime karşı yürütülen safsata hareketi son derece örgütlüdür ve orta çağ ile neoliberalizmin birleşmesinden ortaya çıkmıştır. Bugün emperyalist- kapitalist sistemin içinde bulunduğu üretim krizi onları safsata üretmeye mecbur bırakmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; İşte tam bu yüzden yürütülen safsata hareketine karşı verilen mücadelenin örgütlü olması gerekmektedir. Üniversitelerde safsataya karşı bilim hareketine dair düşen paye gençliğin örgütlenmesidir. Üniversitelerin toplumun önünü açıyor olmasının sebebi üniversite içinde yürütülen bilimsel faaliyetin sistemli ve örgütlü olmasından geçmektedir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Türk Devrimi’nin asırlık birikiminde gözlemlediğimiz üzere Türk Gençliği emperyalist işgalci sistemin planlarını hep baş aşağı etmiştir. Türk toplumundaki bu kabiliyetin kaynağı eşsiz tarihindedir. Büyük imparatorluklar kurmak, büyük savaşları kumanda etmek, Orta Asya’dan göç ederek yerleşik hayatı sistemli şekilde inşa etmek büyük örgütçü örneklerdir ve Türk Toplumu’nun örgütlenme konusundaki başarılarını gösterir. Buradaki örgütlenmeci anlayış Türk- İslam Medeniyetinin safsataya karşı bilime sarılmasını, Mustafa Kemallerin ise bilimin (hayatın) yol göstericiliğinde devrimci Türkiye’yi kurmasını sağlamıştır.&nbsp; Günümüzde de sömürücü sınıflar tarafından sürdürülen safsata hareketi gençliğin ve akademinin gayretleriyle çökecektir. Çünkü toplumlar büyük vuslatlarını her zaman önlerinde yürüyen gençlikle gerçekleştirmiştir. Safsata üretmek dışında formüllere sahip olmayan hegemonyacı anlayışın sonu yaklaşmıştır. O sisteme son verecek hareket ise Safsataya Karşı Bilim Hareketidir. Türk toplumu ve tüm mazlum milletler bilimin yol göstericiliğiyle büyük erdemleri inşa edecektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Muasır Medeniyetler isimlendirmesiyle önümüze hedef olarak koyduğu Çağdaş, Devrimci, Tam Bağımsız Türkiye için en önemli görev örgütlenmektir. Safsataya karşı bilim hareketinin örgütlü kuvvetine omuz vermektir. Hacettepe’de başlamış olan bu hareket Türkiye’nin tüm üniversitelerine sıçrayacak ve üniversite gençliği emperyalist planlara karşı örgütlenecektir ve üniversitelerde yaşanan bilimsizleşme ve vatansızlaşma tehdidinin karşısındaki en büyük örgütlü kuvvet olacaktır.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0025.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" src="https://oncugenclik.org.tr/wp-content/uploads/2024/05/IMG-20240523-WA0025-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-12153"/></a></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Kendimize Güveniyoruz</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün bu gerçekler etrafında, bilimin yol göstericiliğiyle edindiğimiz büyük özgüvenle safsataya karşı bilim hareketini Hacettepe Üniversitesi’nden büyük başarılara ulaştırma iradesiyle başlattık. Safsataya karşı bilim hareketi Türkiye’nin dört bir yanından kuvvetlenecek ve toplumumuzun büyük kavuşmalarının en önemli kilit noktalarından birisi olacaktır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Bu mücadelenin başarısının merkezi üniversitelerdir ve üniversite gençliğidir. Örgütlü gençlik, örgütlü toplum bilime karşı yöneltilen safsata silahlarını tarihe gömecektir. Dünyanın en büyük ihtiyaçlarından olan yeniden ve özgün aydınlanma yakın geleceğimizde vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; “Ateşe dayanıklı olan biricik madde hakikatin kendisidir. Hakikate meydan okuyanlar yakılabilir ancak hakikatin kendisi yakılamamıştır.” diyen Dr. Doğu Perinçek’in sözlerini yineliyorum ve ekliyorum:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp; Türk gençliği, safsataya karşı bilim hareketinde hakikatin örgütleyicisi olarak konumlanacaktır. Bilimin yol göstericiliğinde, üniversitelerini, ülkesini ve tüm mazlum milletlerin halklarını koruyacaktır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/kultur-sanat/safsataya-karsi-bilim-hareketi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MAFYOKRASİNİN SİYASİ PARTİ OLİGARŞİLERİ ÇÖKTÜ MÜ?</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 11:08:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80041</guid>

					<description><![CDATA[Sosyal medyayı açalım ister X olsun ister Facebook ister Instagram ister Telegram fark etmez, şöyle bir bakalım. İstediğimiz bülteni alalım, istediğimiz haber sitesini açalım şöyle bir bakalım: her yerde ama her yerde Mutlak Butlan. Uzun süredir maalesef rüşvetler, fuhuş, rantiyecilik vb. birçok skandala şahitlik ediyoruz. Ülkemize ve milletimize yakışmayan yozlaşmaları canlı canlı görüyoruz. En sonunda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyayı açalım ister X olsun ister Facebook ister Instagram ister Telegram fark etmez, şöyle bir bakalım. İstediğimiz bülteni alalım, istediğimiz haber sitesini açalım şöyle bir bakalım: her yerde ama her yerde Mutlak Butlan.<br><br>Uzun süredir maalesef rüşvetler, fuhuş, rantiyecilik vb. birçok skandala şahitlik ediyoruz. Ülkemize ve milletimize yakışmayan yozlaşmaları canlı canlı görüyoruz. En sonunda bütün bu kirli haberlere konu olan CHP Genel Merkezi’ndeki nahoş görüntüleri gördük. Mahkeme kararına uymak, barış ortamı için sorumluluk üstlenmek nerede… Taşlar, sopalar, kavgalar, Türk polisine karşı koymak maalesef gözlerimiz bunları gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki bu kadar televizyonlarda konuşulan, yazılan ve çizilen bu konu skandallardan, magazinlerden mi ibaret yoksa bunun siyasi, toplumsal, iktisadi bir açıklaması var mı? Dünyada var olan her şeyde olduğu gibi tabii ki de var. Şimdi gelelim gelelim bu meselenin siyasi, iktisadi açıklaması nedir, ona hep birlikte bakalım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parti içi demokrasi ülkenin demokrasisi için belirleyicisidir. Çünkü siyasi partiler iktidarı ele geçirmek için kurulmuşlardır ve iktidarı ele geçirdikleri zaman parti idaresi devlet idaresi niteliği kazanacaktır. Günümüz demokrasisinde, yasama ve yürütmenin yönünü parti yöneticileri hatta belki parti liderleri belirlemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün şahitlik ediyoruz ki bu kadar belirleyici ve önemli olan parti demokrasisi hem de Ana Muhalefet partisi düzeyinde satılığa çıkarılmıştır.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Siyasi partilerin oluşumu ve tarih içindeki yeri</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumların sınıflara bölünüp siyasal topluluklar oluşturmalarından bu yana bir iktidar mücadelesi vardır. Ortak çıkarlara sahip insan gruplarının siyasal eylem toplulukları meydana getirmeleri bu mücadelenin tarihi kadar eskidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İktidar mücadelesinin kökü bu kadar eskiye dayanırken siyasi partilerin oluşumu ise o kadar eski bir tarihe uzanmamaktadır. Tarihte görmüş olduğumuz her türlü zümre ve sınıf hareketini, egemenler içerisindeki çeşitli gruplaşmalarını günümüzdeki anlamıyla parti sayamayız. Bunlar bilimsel bir sınıflandırmaya uyacak kadar ortak özelliklere sahip değillerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasi partilerin başlangıcı sayabileceğimiz örgütler asıl olarak Burjuvazinin monarşiyi zayıflatarak onun yerine geçmesiyle oluşmuştur. Başlangıçta parlamentolarda aynı eğilimdeki milletvekillerinin gruplaştıkları görülmektedir. Daha sonra genellikle yalnız seçim zamanlarında faaliyet gösteren ve eşrafın yönettiği bölgesel seçim örgütleri kurulmuştur. Belirli adayları desteklemek ve seçtirmek amacıyla faaliyette bulunan bu “gevşek” örgütler, bir milletvekilleri kulübü görünüşündeki, parlamento hizipleri karşısında zamanla etki alanlarını genişletmişler ve siyasal partileri meydana getirmişlerdir.<a href="https://oncugenclik.org.tr/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu/#_ftn1" target="_blank" rel="noopener">[1]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Siyasi partilerin gelişimlerini anlamak için demokratik devrimleri ve ardından gelen endüstrileşmeyi iyi anlamamız gerekmektedir. Endüstrileşmeyle beraber hızla değişen sınıf ilişkileri partilerin gelişim sürecinde katalizör görevi görmüştür. Feodal bağımlıklardan kurtulan köylüler, kentte ihtiyaç olan kol gücünü karşılayan işçi sınıfı siyasi partilerin gelişmesinde önemli bir rol oynamıştır. Aristokrasiye karşı burjuva sınıfı, genel oy hakkının tanınması için işçi sınıfının desteğini almış ve devleti ele geçirmiştir.<br><br>Toplumun demokratikleşmesi sürecinde esas itici gücü oluşturan işçi sınıfı, bu mücadele içinde siyasal etkisini artırarak genel ve eşit oy hakkı yanında bazı sosyal ve ekonomik haklar da kazanmıştır. Bu gelişme içinde siyasal mücadele, belirli sınıf ve zümrelerin tekelinde olan bir faaliyetken, genel oyun da kabul edilmesiyle geniş kitlelerin sorunu olmuş; toplumdaki bütün sınıflar arasında siyasete katılma konusunda hiç olmazsa hukuki planda bir eşitliğin sağlanması, büyük yığınların partilerde örgütlenmesine yol açmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gelişmelerle birlikte siyasi partiler siyasi düşüncenin ve iradenin oluşumunu teşkil eden bir niteliğe sahip olmuştur. Kitle partileri, bütün ulusu kapsayan, taşradan merkeze her yerde örgütlü olan ve bu geniş yapısı içerisinde kendi hiyerarşik yapısını kuran örgütlerdir. Kitle partisinin bu nitelikleri dolayısıyla ve parti faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi adına; parti içi bürokrasi mecburiyet kesbetmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Partiler İçindeki Oligarşik Eğilimler ve Demokrasinin Mümkünü Tartışması</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda somut tahlilini yapmış olduğumuz üzere kitle partileri içerisinde parti içi bürokrasi mecburidir. Bu parti içi bürokrasi bazı tartışmalara sebep olmuştur. Kitle partilerinde, siyasi iradeyi oluşturmanın bir önder grubun tekelinde olduğu söylemi geliştirilmiştir. Öncelikle dünya ölçeğinde bu tartışmalar nasıl cereyan etmiş onu inceleyelim sonrasında da ülkemizin içine dönelim.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Michels, Modern Demokraside Siyasal Partilerin Sosyolojisi adlı eserinde, partilerdeki oligarşik eğilimlerin teorisini kurmuş ve bu eğilimlerin demokrasi üzerindeki etkilerini araştırmıştır. Bu araştırmada yönetici bir azınlığın ortaya çıkış nedenleri üç noktada toplanmıştır:</p>



<p class="wp-block-paragraph">A) Teknik-idari nedenler: Örgütlenme zorunluluğu, doğrudan halk iktidarının mekanik ve teknik yönden imkansızlığı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">B) Psikolojik nedenler: Seçilen önderin tekrar seçilmesinin olağanlığı; birkaç defa seçilen önderin temsilciliği bir mülkiyet hakkı gibi görmesi; yığının öndere olan ihtiyacı, yığının kendi adına hareket eden, savunucusu ve koruyucusu durumundaki şahsiyetlere minnet ve şükranı; yığının kişileri kutsallaştırma ihtiyacı; önderin hitabet, bedeni güzellik, enerji, şöhret, yaş gibi diğer özellikleri.</p>



<p class="wp-block-paragraph">C) Entelektüel nedenler: İşlevlerin farklılaşması; demokrasinin bürokratlaşması ve kitlenin ehliyetsizliği sonucu, parti yönetiminin seçkin, iyi eğitim görmüş, yetişmiş kişilerin elinde toplanması; meslekten önderliğin ortaya çıkışıyla önder ve yönetilen partililer arasındaki farklılaşmanın keskinleşmesi.<a href="https://oncugenclik.org.tr/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu/#_ftn2" target="_blank" rel="noopener">[2]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Michels’e göre bütün büyük örgütlerde oligarşinin oluşması engellenemez bir gerçekliktir. Michels’in bu görüşleri birçok sosyolog tarafından kabul edilmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Duverger de yukardaki görüşlere paralel olarak parti örgütlerinin demokratik teoriye uymadıklarını, iç yapılarının önemli derecede otokratik ve oligarşik olduğunu, yöneticilerin gözüktüğü gibi üyelerce seçilmeyip esas olarak merkezdeki önderler tarafından belirlendiklerini ileri sürmektedir.<a href="https://oncugenclik.org.tr/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu/#_ftn3" target="_blank" rel="noopener">[3]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Silis, üyelerin pasifliğinin yapısal olarak şartlanmalarından ileri geldiğini düşünmekte; üyelerin pasifliğinden yararlanan parti yöneticilerinin bir oligarşiye doğru geliştiklerini belirtmektedir. Bu oligarşinin üyelerle daha geniş ölçüde birlikte çalışmada bir yararı olmadığından, yönetici gruplar durumlarını kuvvetlendirerek üyeleri daha pasif bir duruma itmektedirler.<a href="https://oncugenclik.org.tr/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu/#_ftn4" target="_blank" rel="noopener">[4]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Günümüzde devam eden siyasi partiler sosyolojisi alanında yapılan çalışmalar hala oligarşik eğilimleri onaylamaktadır. Ancak bu fikirler Michels’in devamcısı gibi olmaktan ziyade, Michels’in demokrasiyi idealistleştirdiğini savunan fikirlerdir. Werner Weber, azınlığın hakimiyetinin demokrasiye engel olmadığını savunur, Eschenburg bütün büyük örgütlerin ancak yönetimin azınlık bir grup elinde olduğunda hareket edebileceğini savunur. <a href="https://oncugenclik.org.tr/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu/#_ftn5" target="_blank" rel="noopener">[5]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün siyasal partilerde kararlar, önemli ölçüde bürokratik bir örgütlenme ile pekiştirilmiş parti önderlerince alınmaktadır. Bununla beraber bu karar mekanizmasının ön şartı, partinin temel siyasal görüşü ve belirli siyasal sorunlardaki tutumu konusunda bir uzlaşma olmasıdır. Her yönetici kadro, parti tabanındaki üyeden en önemli rolleri paylaşanlara kadar herkeste bu uzlaşmayı yaratmak zorundadır. Bu durum siyasal partilerde asgari bir demokrasinin varlığını sağlamakla birlikte siyasal parti oligarşilerine engel olamamıştır. Bunun üzerine partilerin iç işleyişlerini demokratlaştırmak amacıyla bazı hukuki düzenlemelere girişilmiştir.<a href="https://oncugenclik.org.tr/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu/#_ftn6" target="_blank" rel="noopener">[6]</a></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de ise çeşitli fırsat eşitsizlikleri, eğitim eşitsizlikleri dolayısıyla parti içlerinde bu tip oligarşilerin geliştiğini tespit etmek mümkündür. Bunu toplumumuzun incelenmesi, siyasi partiler içerisinde ayrılıklar ve siyasi krizler üzerinden tespit edebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bütün bu teorik tartışmaların yanında Türkiye’de siyasi partiler içi demokrasiyi ve dolayısıyla Türkiye’de demokrasiyi kilide sokan nokta ise 1980 sonrası “Dünya Ekonomisiyle Bütünleşme Programı” adı altında başlatılan süreçte hayatın, ekonominin ve siyasetin mafyalaşmasıdır. Mafyalaşma süreci, siyasi partilerin küçük çıkar gruplarının ellerine düşmesi olmuştur. Siyasi parti yönetici grupları hatta bilhassa iktidar partisi yeraltı ekonomisiyle birleşerek, rüşvetle, yolsuzlukla, banka hortumlayarak, dolar saltanatı altında vurgunculuk yaparak, borsa tefeciliğiyle, arsa ve arazi rantlarıyla, belediye rantlarına pay ederek siyasi yaşamını sürdürmüştür. Dünya Ekonomisiyle Bütünleşme Programı, Türkiye’de siyasi partilerin küçük çıkar çetelerinin eline geçmesine sebebiyet vermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin ABD eliyle AB’nin kapısına kilitlendiği koşullarda ise bu iyice pekişmiştir. Siyaset yapma ve yöneticilik görevleri ABD’ye devredildiği için yöneticilik görevlerinin tek meselesi talan ekonomisini paylaşmak ve paylaştırmak olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Öyle ki birbirini kollayarak zenginleşen yöneticiler, parti tepelerine çökmüş ve parti içi yükselme yollarını tıkamıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte Türkiye siyasi hayatında, parti oligarşilerinin oluşması tam olarak budur. ABD’nin iktidar belirlediği koşullarda, siyasi partiler oligarşilerin elindedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>ABD’nin Türkiye’de İktidar Belirlediği Günler Geride Kalmıştır, Mafyokrasi Çökmüştür</strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ve evet şunun altını çizmek gerekmektedir. ABD’nin Türkiye’de iktidar belirlediği günler geride kalmıştır. Türkiye’de talan ekonomisini yönetmek, pay etmek diye bir iktidar görevi tarifi artık yapılamaz. Brüksel’den, Washington’dan onay alarak, parti tepelerini işgal etmek ve iktidarı ele geçirmek dönemi bitmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çünkü Türkiye’de iktidar belirleyen ABD ve Gladyo kuvvetleri şu anda hapistedir. Türk Silahlı Kuvvetlerinden 24 bin subay, Türk Polis Teşkilatı’ndan 30 bin polis, yargıdan 14 bin savcı ve yargıç, kamu kurumlarından toplam 140 bin FETÖ/Gladyo mensubu temizlenmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu sebeple altını tekrar çiziyoruz, geçmişin kodlarıyla Türkiye’de iktidar olunamaz. Rant, rüşvetle siyasi partilerin tepeleri zapt edilemez. Tarih ve hakikatler gösterdi ki rüşvetlerle, talanlarla, oy satın alarak siyasi partinin tepesini eline geçirenler bırakın Türkiye’yi yönetmeyi kendi partilerini yönetemediler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Gladyoyla iş birliği yapanlar, gladyoya menfaat bölüştürenler, menfaat sarmalıyla parti tepelerini zapt etmeye çalışanlar, Brüksel’den tasdik alanlar, Transatlantik ittifakıyla Türkiye’ye güvenlik ve refah vaat edenler;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne yaparsanız yapın kasedi başa saramazsınız. Mafyokrasi hülyalarıyla, Washington’dan size hükümetin anahtarını vermesini bekleyemezsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Parayla Genel Başkanlık sandalyesi kiraladınız belki ama boşuna uğraşmayın, mafyokrasi hortlağına can veremezsiniz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/mafyokrasinin-siyasi-parti-oligarsileri-coktu-mu/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGB, Lübnan’da Düzenlenen Hasan Nasrallah&#8217;ı Anma Etkinliğine Katıldı!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-lubnanda-duzenlenen-hasan-nasrallahi-anma-etkinligine-katildi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-lubnanda-duzenlenen-hasan-nasrallahi-anma-etkinligine-katildi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 15:48:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80027</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalizme ve siyonizme direnişin sembollerinden, Arap halkının eğilmez başı Hasan Nasrallah, Covenant Youth Union, World Anti-Imperialist Youth Union ve Global Coalition for Resistance’nin ortak düzenleyiciliğinde gerçekleştirilen ‘’Küresel Lider ve Model: Şehit Hasan Nasrallah’’ etkinliğiyle, Lübnan’ın güneyindeki kabrinde anıldı. Konukların bir kısmının çevrimiçi olarak katıldığı, bir kısmının ise salonda hazır bulunduğu etkinliğe, 20’den fazla ülkeden 30’u [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizme ve siyonizme direnişin sembollerinden, Arap halkının eğilmez başı Hasan Nasrallah, Covenant Youth Union, World Anti-Imperialist Youth Union ve Global Coalition for Resistance’nin ortak düzenleyiciliğinde gerçekleştirilen ‘’Küresel Lider ve Model: Şehit Hasan Nasrallah’’ etkinliğiyle, Lübnan’ın güneyindeki kabrinde anıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Konukların bir kısmının çevrimiçi olarak katıldığı, bir kısmının ise salonda hazır bulunduğu etkinliğe, 20’den fazla ülkeden 30’u aşkın konuk katıldı. Venezuela’da iktidar partisi olan Venezuela Birleşik Sosyalist Partisi, Amerikan Komünist Partisi, Basij, Pakistan İşçi Köylü Partisi ve daha birçok ilerici örgütün yer aldığı etkinlikte, Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkanı Mirza Çelik’in video mesajı 3. sırada yayınlandı.</p>



<figure class="wp-block-video"><video height="1080" style="aspect-ratio: 1920 / 1080;" width="1920" controls src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Video-2026-09-28-at-18.15.41.mp4"></video></figure>



<p class="wp-block-paragraph">TGB Genel Başkanı Mirza Çelik konuşmasında, Hasan Nasrallah’ın emperyalizme ve siyonizme karşı verilen mücadelede tüm insanlığın şehidi olduğunu belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hasan Nasrallah’ın şehadetinin direnen ulusların mücadelesini geriletemediğini aksine büyüttüğünü ve çok kutuplu dünyanın kurulmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Beyrut&#8217;ta bombalar patladığında, Hasan Nasrallah şehit olduğunda sadece Lübnan&#8217;da gözyaşları akmadı, sadece Lübnanlılar mücadele yeminlerini tazelemedi. Tüm direniş ekseni o gün mücadele azmini tazeledi, tekrardan mücadele yeminleri etti. Direniş ekseni tekrardan ayağa kalktı. Direniş ekseni, İsrail siyonizmini ve ABD emperyalizmini ezmek için mücadelesini hiç olmadığı kadar daha fazla ateşledi. Hasan Nasrallah şu anda fiziken bizim yanımızda değil belki ama mücadelemizde hala bizim önümüzde, hala bizim yolumuzu aydınlatıyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Hasan Nasrallah&#8217;ın direniş ekseninin her zaferinde yüzünün güldüğünü içten bir şekilde hissediyoruz. Hasan Nasrallah şehit oldu ama Hizbullah hala İsrail&#8217;i ezmeye devam ediyor, Hamas hala özgürlüğü ve toprakları için mücadelesine devam ediyor, ABD Hürmüz Boğazı&#8217;nı geçemiyor İran, Hürmüz&#8217;de bütün insanlığın onurunu korumaya devam ediyor, Ensarullah kazandığı zaferle insanlığın kuracağı paylaşmacı dünyanın kalıcı kazanımlarını edinmeye devam ediyor. Hasan Nasrallah şehit oldu ama direniş bitmedi. ABD ve İsrail galip kazanamadı. Tam tersine onun şehadeti, direnenlerin mücadelesini güçlendirdi. ABD ve İsrail her cephede ezilmeye devam ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Trump ve Netanyahu mutlak mağlubiyetlerine doğru ilerliyor. İkisi de kendi ülkelerindeki seçimlere korka korka hazırlanıyor. Dünya çok kutuplu bir düzene doğru ilerlerken, İsrail ve Amerika’yı yenilgiden başka bir şey beklemiyor. ABD ve İsrail için direnen milletler dünyasında mağlubiyet dışında bir seçenek kalmamıştır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ve İsrail’in dünyada her cephede kaybettiğini belirten Çelik, ABD’nin 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurmuş olduğu dünya düzeninin yıkılmanın eşiğinde olduğunu ifade etti. Yeni dünyanın kuruluşunda Hasan Nasrallah’ın mirasının direnen ulusların mücadelesine ışık tutmaya devam ettiğini vurguladı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türkiye&#8217;de gladyo örgütü olan Fethullahçı Terör Örgütü eliyle silahlı hesaplaşmaya giren ABD, Türk ordusu ve Türk milleti tarafından ezilmiştir. Türkiye, İran, Rusya, Çin, Filistin, Yemen, Irak, Hizbullah tüm bu cephelerde bizim için zaferler vardır. ABD ve İsrail sürekli mağlup olmaya devam etmektedir. ABD&#8217;nin 2. Dünya savaşı sonrasında oluşan koşullarda kurmuş olduğu dolar saltanatı yıkılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İran&#8217;ın ve Enserullah&#8217;ın önemli enerji rezervlerini kontrolü altına almasından sonra ABD ve İsrail&#8217;in çöküşü hızlanmıştır. Bu da demek oluyor ki Direnen Milletlerin silahları ve zaferleri dünyaya barış getirmektir. Bizler Hasan Nasrallah&#8217;tan barış için silaha sarılmayı ve haydutları silahla dize getirmeyi öğrendik. Önümüzdeki dönem direnen milletlerin ittifakı, büyük savaşı önleyecek ve ABD ve İsrail&#8217;i dize getirecektir. Hasan Nasrallah&#8217;ın yolundan gidenler tüm milletlerin kendi topraklarında özgürce yaşadığı, hiçbir milletin başka bir milleti sömürmediği dünyayı elbirliğiyle kuracaktır.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="579" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-18.18.07-1-1024x579.jpeg" alt="" class="wp-image-80032" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-18.18.07-1-1024x579.jpeg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-18.18.07-1-300x170.jpeg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-18.18.07-1-768x434.jpeg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-18.18.07-1-1536x868.jpeg 1536w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-18.18.07-1-2048x1158.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-lubnanda-duzenlenen-hasan-nasrallahi-anma-etkinligine-katildi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Video-2026-09-28-at-18.15.41.mp4" length="75039748" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>DÜŞMANA GÜVEN VEREN &#8220;MİLLİYETÇİLİK&#8221;</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/dusmana-guven-veren-milliyetcilik</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/dusmana-guven-veren-milliyetcilik#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enes Somun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 15:07:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80019</guid>

					<description><![CDATA[HANGİ ZEMİNDE YÜKSELEN MİLLİYETÇİLİK: Milliyetçilik, Avrupa’da feodal düzenin çözülmesiyle birlikte gelişen; eşitlik, yurttaşlık ve milletin siyasi birliği düşüncelerinden beslenen bir anlayıştır. 1789 Fransız Devrimi, feodal ayrıcalıklara karşı “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” anlayışını öne çıkararak bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri oldu. İnsanlar giderek hükümdarın tebaası olmaktan çıkarak milletin yurttaşları olarak görülmeye başlandı. Böylece milliyetçiliğin erken biçimleri, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>HANGİ ZEMİNDE YÜKSELEN MİLLİYETÇİLİK:</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Milliyetçilik, Avrupa’da feodal düzenin çözülmesiyle birlikte gelişen; eşitlik, yurttaşlık ve milletin siyasi birliği düşüncelerinden beslenen bir anlayıştır. 1789 Fransız Devrimi, feodal ayrıcalıklara karşı “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” anlayışını öne çıkararak bu sürecin önemli dönüm noktalarından biri oldu. İnsanlar giderek hükümdarın tebaası olmaktan çıkarak milletin yurttaşları olarak görülmeye başlandı. Böylece milliyetçiliğin erken biçimleri, milletin birliğini ve kendi geleceğini belirleme hakkını savunan demokratik bir zeminde gelişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Avrupa’daki bu gelişmeler sadece o bölgeyle sınırlı kalmadı. Bu fikirler Osmanlı toplumunu da etkiledi. II. Meşrutiyet döneminde hürriyet, eşitlik, adalet ve yurttaşlık tartışmaları güçlenirken, İttihat ve Terakki’nin “Hürriyet, Adalet, Müsavat, Uhuvvet” anlayışı bunun örneklerinden biri oldu. Türk milliyetçiliği de bu tarihsel ortamda milletin birliği ve bağımsızlığı düşünceleriyle şekillendi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak milliyetçiliğin tarihsel olarak hangi ihtiyaçlardan doğduğunu ortaya koymak, onun her dönemde ve her siyasal güç tarafından aynı amaçla kullanıldığı anlamına gelmez. Tam tersine, milliyetçilik ortaya çıktığı tarihsel koşullardan koparıldığında farklı sınıfsal ve siyasal çıkarların taşıyıcısı haline gelebilir. Milletin bağımsızlığı, yurttaşların eşitliği ve ortak bir vatan etrafında birleşme fikri; bir toplumun kendi kaderini kendi eline almasının aracı da olabilir, başka güçlerin çıkarlarına hizmet eden bir siyasal araca da dönüştürülebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özellikle emperyalizm çağında bu ayrım daha da önem kazanmıştır. Çünkü emperyalizm yalnızca ekonomik ve askeri yollarla değil, toplumların kendi içindeki siyasal ve ideolojik fay hatlarını kullanarak da etkisini sürdürür. Milliyetçilik dediğimiz kavram da bundan bağımsız değildir. Bir ülkenin bağımsızlığını savunan milliyetçilik ile başka merkezlerin çıkarları doğrultusunda yönlendirilen milliyetçilik, aynı kavramları kullanabilse de aynı siyasal anlama gelmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla mesele yalnızca “milliyetçi misin, değil misin?” sorusu değildir. Asıl mesele, milliyetçiliğin hangi zeminde yükseldiği, hangi sınıfsal ve siyasal çıkarlarla birleştiği ve nihayetinde kimin bağımsızlığını savunduğudur. İşte burada milliyetçiliğin iki farklı yönü ortaya çıkar: Bir yanda milletin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve kendi geleceğini tayin hakkını savunan milliyetçilik; diğer yanda milli duyguları emperyalist merkezlerin hesaplarına eklemleyen anlayış.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="735" height="410" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101330.jpg" alt="" class="wp-image-80021" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101330.jpg 735w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101330-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 735px) 100vw, 735px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>CIA MİLLİYETÇİLİĞİ</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulusların bağımsızlık için verdiği mücadele, emperyalizmin aygıtı haline getirilmek istenerek vatandaşları gerçek amaçlarından uzaklaştırma hedefi içerisinde yer almıştır. Yani bir tarafta vatan müdafaası veren milliyetçilik, diğer tarafta emperyalist milliyetçilik vardır. Yusuf Akçura da milliyetçilik kavramını bu iki temelde ele almıştır. Bir tarafta vatan için demokratik milliyetçilik yer alırken bir tarafta da ipleri dışarıda olan emperyalist milliyetçilik vardır. Yani milliyetçi söylemlerinin hangi amaca hizmet ettiği bu noktada belirleyicidir. Çünkü emperyalizm, bir ülkenin bağımsızlık isteğini doğrudan karşısına alabileceği gibi, o ülkenin kendi içindeki milli duyguları da yönlendirmeye çalışabilir. Milli kavramların içi boşaltılarak, bağımsızlık hedefinden koparılarak başka merkezlerin çıkarlarıyla birleştirilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin yakın siyasi tarihinde Enver Altaylı üzerinden ortaya çıkan ilişkiler bu açıdan incelenmeye değerdir. Altaylı&#8217;nın 1970&#8217;lerde MHP Genel Başkanlığı hedefinden söz ettiği ve Fethullah Gülen&#8217;e bu konuyla alakalı mektupları bulunmaktadır. Aynı zamanda Altaylı&#8217;nın 2017 yılında İYİ Parti&#8217;nin kuruluş hazırlıkları döneminde Ümit Özdağ ile görüştüğü ve “Sokağa dökülün!” şeklinde talimat verdiği bilinmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Asıl mesele, milliyetçi söylemlerde bulunan kişilerin ya da grupların hangi ilişkiler ağı içerisinde şekillendiği ve bu kişilerin Türkiye&#8217;nin bağımsızlığı açısından nereye oturduğudur. Çünkü bir siyasi kişinin ve grubun kendisini milliyetçi olarak tanımlaması, onun emperyalizme karşı olduğu anlamına gelmez. Milliyetçi söylem ile bağımsızlıkçı siyaset aynı şey değildir. Aradaki farkı belirleyen, Türkiye&#8217;nin çıkarları söz konusu olduğunda alınan tavırdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Altaylı örneğinde tartışmayı önemli hale getiren noktalardan biri de Fethullah Gülen yapılanmasıyla ve ABD gizli servisleri ile kurduğu ilişkiler ve bu ilişkilere ilişkin ortaya çıkan belgelerdir. Aynı zamanda Altaylı’nın Abdullah Gül&#8217;e gönderilen mektupta, Fethullah Gülen hareketinin dershaneleri ve faaliyetleri konusunda taleplerin yer aldığı aktarılmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendisini toplumumuza milliyetçi ve vatansever olarak gösteren İYİ Parti’nin ve Zafer Parti’sinin milliyetçiliği kimlerin milliyetçiliğidir. Milliyetçiliği gerçekliklerden koparıp sahte düşmanlar yaratarak hayal aleminde bir milliyetçilik üretmektir. Peki bu neye hizmet etmektedir? Türkiye&#8217;deki milli güçlerin bölünmesi, birbirine düşürülmesi, bağımsızlık mücadelesinin etkisizleştirilmesi ve asıl düşmanın nerede olduğunu görememe sorunu yaratmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Türkiye&#8217;de milliyetçilik adına yapılan tartışmaların da bu açıdan ele alınması gerekir. Kimin daha fazla milliyetçilik söylemler kullandığı değil, kimin Türkiye&#8217;nin bağımsızlığını savunduğu sorulmalıdır. Çünkü emperyalizm karşısında bağımsızlığını koruyamayan bir milletin yalnızca milli söylemlere sahip olması yeterli değildir. Vatan sevgisi, vatanın kararlarını emperyalist merkezlerden verilmesine karşı olmayı gerektirir. Bu nedenle gerçek milliyetçilik ile emperyalist milliyetçilik arasındaki temel ayrım şudur: Biri Türkiye&#8217;nin kendi gücüne dayanmasını ister, diğeri Türkiye&#8217;yi başka güçlerin hesaplarında kullanılabilecek bir konuma sürükler.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101331-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-80020" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101331-1024x576.jpg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101331-300x169.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101331-768x432.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/101331.jpg 1120w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ </strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Milliyetçilik, aynı bayrağın altında yaşayan milletin bağımsız ve özgür bir şekilde kendi geleceğini belirlemesidir. Üreten Türkiye’den yana olmak, milli ekonomiyi güçlendirmek, dış müdahalelere karşı çıkmak ve milletin kendi kaynaklarına, emeğine ve iradesine sahip çıkmasını savunmaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atatürk’ün milliyetçiliği de böyle bir tarihsel zeminde ortaya çıkmıştır. Türk Devrimi’nin milliyetçilik anlayışı, emperyalizme karşı kazanılmış bir bağımsızlık savaşının içerisinden doğmuştur. Türk milleti, Kurtuluş Savaşı’nda yalnızca topraklarını değil, kendi geleceğini belirleme hakkını da savunmuştur. Bu nedenle Türk milliyetçiliğinin temelinde başka devletlerin himayesi değil, tam bağımsız Türkiye fikri vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün milliyetçilik adına ortaya çıkan her siyasi söylemi bu tarihsel ölçüyle değerlendirmek gerekir. Bir siyasi hareketin bayrağı ne kadar taşıdığına, milli kavramları ne kadar sık kullandığına değil; Türkiye’nin bağımsızlığı karşısındaki tutumuna bakılmalıdır. Çünkü milliyetçilik, yalnızca söylenen sözlerde değil, alınan siyasi tutumlarda kendisini gösterir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin bağımsızlığı söz konusu olduğunda dış güçlerin müdahalesine sessiz kalan, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını başka merkezlerin desteğine bağlayan bir anlayışın milliyetçilikle bağı yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün yapılması gereken, milliyetçiliği emperyalizmin kullanım alanı olmaktan çıkarmaktır. Bunun yolu, milli kavramları kimin daha yüksek sesle söylediğine bakmak değil, o kavramların arkasındaki siyasi çizgiyi incelemektir. Çünkü milliyetçilik, bağımsızlıkla birleştiğinde vatan savunmasıdır. Üretimle, emekle ve halkın iradesiyle birleştiğinde milletin geleceğini kurma mücadelesidir. Bağımsızlıktan koparıldığında ise milli kavramların içi boşaltılarak emperyalizmin kullanabileceği bir araca dönüşmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek milliyetçilik, Türkiye’nin geleceğini başka devletlerin hesaplarına göre değil, Türk milletinin iradesine göre kurmayı savunmaktır. Bunun yolu da bağımsız, üreten ve kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye hedefinden geçmektedi</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/dusmana-guven-veren-milliyetcilik/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP Gençlik Kolları Türkiye Gençlik Birliği (TGB) Genel Merkezini Ziyaret Etti</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/chp-genclik-kollari-turkiye-genclik-birligi-tgb-genel-merkezini-ziyaret-etti</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/chp-genclik-kollari-turkiye-genclik-birligi-tgb-genel-merkezini-ziyaret-etti#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 14:05:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80012</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gençlik Kolları Genel Başkanı Av. Berfin Karan ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gençlik Kolları Genel Sekreteri Diyar Kesebir, bizleri Genel Merkezimizde ziyaret ettiler. Kendilerine 20. yılımıza özel hazırladığımız hediyelerimizi takdim ettik. Nazik ziyaretleri, güzel sohbetleri ve hediyeleri için teşekkür ederiz. Tam Bağımsız Türkiye ve Türk gençliğinin ortak geleceği için mücadelede biriz, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gençlik Kolları Genel Başkanı Av. Berfin Karan ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gençlik Kolları Genel Sekreteri Diyar Kesebir, bizleri Genel Merkezimizde ziyaret ettiler. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendilerine 20. yılımıza özel hazırladığımız hediyelerimizi takdim ettik. Nazik ziyaretleri, güzel sohbetleri ve hediyeleri için teşekkür ederiz. Tam Bağımsız Türkiye ve Türk gençliğinin ortak geleceği için mücadelede biriz, beraberiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk gençliği, Türkiye&#8217;nin yarınlarındaki güzel günleri örgütleyecek kuvvettir. Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Cumhuriyet&#8217;i emanet ettiği bizler vatan görevlerimizde biriz ve beraberiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tam Bağımsız Türkiye&#8217;yi, Milli Dış Politikayı, Üreten Türkiye&#8217;yi gençlik enerjimizle bizler yaratacağız.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-14.28.38-1-1024x682.jpeg" alt="" class="wp-image-80015" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-14.28.38-1-1024x682.jpeg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-14.28.38-1-300x200.jpeg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-14.28.38-1-768x512.jpeg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-14.28.38-1-1536x1023.jpeg 1536w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-28-at-14.28.38-1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/chp-genclik-kollari-turkiye-genclik-birligi-tgb-genel-merkezini-ziyaret-etti/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emperyalizmin İki Cepheli Kuşatmasına Karşı Cumhuriyet Kalkanı</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-iki-cepheli-kusatmasina-karsi-cumhuriyet-kalkani</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-iki-cepheli-kusatmasina-karsi-cumhuriyet-kalkani#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yağızhan Onat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 08:26:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=80000</guid>

					<description><![CDATA[Türk gençliği, bugün tarihin en kapsamlı, en sinsi ve çok cepheli ideolojik taarruzlarından biriyle karşı karşıyadır. Bir yanda &#8220;özgürlük ve bireysel haklar&#8221; maskesiyle sunulan, kaynağını doğrudan Batılı emperyalist merkezlerden alan LGBT dayatması ve kültürel yozlaşma; diğer yanda ise &#8220;muhafazakârlık ve yerlilik&#8221; kılıfına bürünmüş, ancak Avrupa Birliği (AB) fonlarıyla beslenen tarikat ve cemaat eksenli feodal yozlaşma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Türk gençliği, bugün tarihin en kapsamlı, en sinsi ve çok cepheli ideolojik taarruzlarından biriyle karşı karşıyadır. Bir yanda &#8220;özgürlük ve bireysel haklar&#8221; maskesiyle sunulan, kaynağını doğrudan Batılı emperyalist merkezlerden alan LGBT dayatması ve kültürel yozlaşma; diğer yanda ise &#8220;muhafazakârlık ve yerlilik&#8221; kılıfına bürünmüş, ancak Avrupa Birliği (AB) fonlarıyla beslenen tarikat ve cemaat eksenli feodal yozlaşma bulunmaktadır. İlk bakışta birbirine zıt gibi görünen bu iki kutup, mesele Türkiye’nin milli direnç hatlarını kırmak ve Cumhuriyet kültürünü yok etmek olduğunda aynı fon havuzunda buluşmakta, aynı amaca hizmet etmektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Üniversiteler: Kuşatmanın Hedefindeki Kale</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Bu iki cepheli taarruzun en yoğun yaşandığı yerler şüphesiz üniversitelerimizdir. Tarihi amfilerden kampüslere kadar gençliğin zihni, sistemli bir kıskaç altına alınmak istenmektedir. Feodal yozlaşmanın temsilcisi olan tarikatlar, devletin yurt ve barınma olanaklarındaki boşlukları kullanarak gençleri karanlık evlerine ve körü körüne bir itaat kültürüne çekmeye çalışırken; fonlu kültürel yozlaşma projeleri ise &#8220;kulüp ve sosyalleşme&#8221; adı altında, cinsiyetsizleştirilmiş, milli bağlarından koparılmış bir &#8220;dünya vatandaşlığı&#8221; göz boyamasını pazarlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysaki üniversitelerimizde Cumhuriyet&#8217;in bağımsızlıkçı aydınlanmasını taşıyan o büyük devrimci miras, bu iki gericiliğe de geçit vermeyecek köklü bir hafızaya sahiptir. Bugün öğrenci gençliğin görevi, aklı ipotek altına alan tarikat yurtlarına da, emperyalizmin kültürel mühendislik laboratuvarlarına dönüşen sözde sivil toplum projelerine de aynı kararlılıkla direnmektir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Omuz Omuza Mücadeleden Küresel Dayatmaya</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Batı destekli kültürel yozlaşma projesinin Türkiye&#8217;deki tarihsel gelişimini incelemek, meselenin salt bir &#8220;yönelim&#8221; meselesi olmadığını gösterir. Tarihsel süreçte kadını üretimden, toplumsal hayattan ve vatan savunmasından koparmayı hedefleyen çağdışı anlayışlar, bugün karşımıza yeni ve makyajlı bir formla çıkmaktadır. Oysaki Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Cumhuriyet devrimi, kadını ve erkeği üretimde, eğitimde ve toplumsal hayatta el ele, omuz omuza yükseltmeyi hedeflemiştir. Atatürk&#8217;ün, &#8220;Bir toplum, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir cismin yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça öteki kısmı göklere yükselebilsin?&#8221; sözüyle formüle ettiği bu devrimci anlayış, erkeği dışlayan, düşmanlaştıran ve meseleyi sentetik cinsiyet çatışmalarına hapseden yeni alt kültür dayatmalarına karşı en net cevaptır. Cumhuriyetin özü, kadın ve erkeğin omuz omuza yürüttüğü ortak üretim ve bağımsızlık mücadelesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu toplumsal çürümenin ve kimlik siyasetinin miladı, Türkiye&#8217;nin neoliberal rüzgarlara tamamen açıldığı 24 Ocak kararları ve 12 Eylül 1980 darbesine dayanır. Yaratılan ağır ekonomik bunalım, gençliği ve emekçiyi üretimden kopararak derin bir umutsuzluğa sürüklemiştir. Devletin küçültüldüğü, serbest piyasa acımasızlığının yüceltildiği bu dönemde; renkli televizyon ekranları, magazinleşen gazeteler ve ithal yayınlar aracılığıyla pompalanan köşe dönmecilik ve aşırı bireyselleşme, toplumsal dokuyu zehirlemiştir. 1980&#8217;lerin o ağır siyasetsizleştirme ortamında, Türk gençliğinin zihninden &#8220;sınıf mücadelesi&#8221;, &#8220;anti-emperyalizm&#8221; ve &#8220;tam bağımsızlık&#8221; kavramları silinmek istenmiş, yerine ekranlar aracılığıyla bencil, tüketim odaklı ve parçalayıcı &#8220;kimlik siyaseti&#8221; ithal edilmiştir. Büyük aydınımız Attilâ İlhan&#8217;ın, &#8220;Kültür emperyalizmi, topla tüfekle yapılan işgalden çok daha sinsi ve tehlikelidir&#8221; diyerek işaret ettiği o sessiz işgal, 2000&#8217;li yıllara gelindiğinde akademik kılıflarla üniversitelerimize sokulmuş; ulus devletin direncini sağlayan tüm yapıtaşlarını çürütmeyi hedefleyen saldırgan bir dayatmaya evrilmiştir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kültürel Yozlaşma ve &#8220;Ailem Güvende&#8221; İradesinin Kanunlaşma İhtiyacı</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Tarihsel köklerinden koparılıp yapay bir yapıya büründürülen bu projenin boyutu, derneklerin kasalarına giren milyonlarca liralık fonlarla sabittir. İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA), sadece LGBT propagandası yürüten Kaos GL derneğine 2013-2024 yılları arasında tam 198 milyon TL fon aktarmış; 2024-2028 dönemi için ise 112 milyon TL daha bütçe ayırmıştır [1].</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumda bu çürümeye karşı yükselen haklı bir itiraz vardır. Bu noktada &#8220;Ailem Güvende&#8221; başlığıyla yürütülen çalışmalar ve gösterilen toplumsal refleks, niyet ve tespit olarak son derece doğru ve yerindedir. Ancak, emperyalist kuşatmayı yarmak için bu iradenin meydanlarda veya ahlaki düzlemde kalması yeterli değildir. Bu küresel taarruzun püskürtülebilmesi için toplumsal taleplerin acilen kanunlaştırılması ve devletin yasama gücüyle somut hukuki adımlara dönüştürülmesi şarttır. Dışarıdan fonlanan derneklerin yıkıcı faaliyetlerini kısıtlayacak yasal düzenlemeler hayata geçirilmeden ve bu hukuki zırh, devrimci Cumhuriyet kültürüyle desteklenmeden saldırı kökten çözülemez.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Feodal Yozlaşma: Tarikatların AB Milyonlarıyla Kurduğu Karanlık Ağ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Kuşatmanın diğer cephesinde ise kürsülerde sahte bir Batı karşıtlığı yapan ancak arka kapıda Avrupa Birliği&#8217;nin hibe programlarından milyonlarca avro destek alan tarikat ve cemaatler durmaktadır. Bazı vakıfların bu hibelerden pay almasının ötesinde asıl büyük ve yakıcı tehlike doğrudan tarikatların karanlık ağlarına aktarılan paralardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2024 yılı itibarıyla açılan AB fon paketlerinden, geçmişi karanlık Ensar Vakfı&#8217;na 54 bin avro, Nakşibendi tarikatına yakın Safa Vakfı&#8217;na 63 bin avro ve İlim Yayma Cemiyeti&#8217;ne 36 bin avro fon aktarılması meselenin vahametini göstermektedir [4]. Devletin eğitimdeki boşluklarını fırsat bilerek gençleri ağlarına düşüren tarikatlar, aldıkları bu yabancı fonlarla ortaçağ karanlığını, aklı yok sayan biat kültürünü ve şeyhlere kulluğu dayatmaktadır. Özgür ve bağımsız düşünceyi boğarak gençliği adeta müritleştiren bu yapılar, feodal yozlaşmanın en tehlikeli merkezleridir. Tıpkı kültürel yozlaşmayı pompalayan merkezler gibi, tarikatlar da laik ve bilimsel eğitim sistemini dinamitlemekte aynı oranda suçludur.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Yapay Kültüre Karşı Kökleri Toprakta Bir Sanat ve Direniş</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Ortadaki bu matematiksel tablo, iki merkezin de aynı küresel düzene hizmet ettiğini kanıtlıyor. Bizim kültürel barikatımız, Batı&#8217;nın çürümüş dayatmaları değil; Anadolu&#8217;nun bilgeliğini evrensel bir isyanla harmanlayan Barış Manço&#8217;nun derinliğinde, Cem Karaca&#8217;nın tam bağımsızlıkçı, halkçı gür sesinde yatmaktadır. Emperyalizm, o gür sesi kısmak ve yerine fonlu, köksüz bir melodi koymak istemektedir.</p>



<h2 class="wp-block-heading">Sonuç: Cumhuriyetin Kalkanını Kuşanmak</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türk gençliği; ne foncu Batı&#8217;nın çürümüş kültürel dayatmalarına, ne vahşi kapitalizmin yozlaştırıcı bireyciliğine, ne de AB hibeleriyle semiren tarikatların feodal karanlığına mecburdur. Türkiye Gençlik Birliği&#8217;nin ve vatansever Türk gençliğinin omuzlarındaki tarihi sorumluluk, bu sahte ikilikleri reddetmekle kalmayıp, Türkiye&#8217;nin bağımsızlıkçı seçeneğini eylemli olarak inşa etmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizmin bizi hapsetmeye çalıştığı bu kuşatmayı yarmak, salt bir savunma hattı kurmakla değil, Atatürk&#8217;ün devrimci mirasını bugünün şartlarında yeniden kuşanmakla mümkündür. Dışarıdan gelen milyonlarca liralık fonlarla beslenen sözde sivil toplumculara ve gençliğin geleceğini çalan tarikat ağlarına verilecek en kesin cevap; aklını ve vicdanını hiçbir merkeze veya şeyhe kiraya vermeyen, kadın-erkek omuz omuza üreten, bilimin rehberliğinde yürüyen sarsılmaz bir Cumhuriyet cephesi yaratmaktır. Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün tam bağımsızlık bayrağı; kampüslerde, meydanlarda, üretim tezgahlarında ve yaşamın her alanında Cumhuriyetin kalkanı olarak en yüksekte dalgalanacaktır!</p>



<h2 class="wp-block-heading">Kaynakça</h2>



<p class="wp-block-paragraph">[1] İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA), Türkiye Hibe ve Proje Kayıtları (2013-2024).</p>



<p class="wp-block-paragraph">[2] Chrest Foundation, Uluslararası Medya ve STK Hibe Raporları (2021).</p>



<p class="wp-block-paragraph">[3] Türkiye Ulusal Ajansı, 2021-2024 Erasmus+ ve Avrupa Dayanışma Programı Hibe Sonuçları Listesi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">[4] Avrupa Birliği Sivil Toplum Destek Programları, 2024 Yılı Gençlik Hibe Faydalanıcıları Raporu.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-iki-cepheli-kusatmasina-karsi-cumhuriyet-kalkani/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGB ESKİŞEHİR&#8217;İN YENİ İL BAŞKANI EMEL NUR YILDIRIM SEÇİLDİ!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-eskisehirin-yeni-il-baskani-emel-nur-yildirim-secildi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-eskisehirin-yeni-il-baskani-emel-nur-yildirim-secildi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Sep 2026 16:04:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79982</guid>

					<description><![CDATA[Genel Başkanımız Mirza Çelik&#8217;in katılımıyla yapılan TGB Eskişehir İl Yönetim Kurulu toplantısında siyasi gelişmeler ve örgütsel düzenlemeler gündemleri ele alındı. Yeni dönemde TGB Eskişehir İl Başkanlığına oy birliğiyle Emel Nur Yıldırım seçildi. Toplantıda aynı zamanda İl Sekreterliğine Bekir Emre Uysal, İl Yönetim Kurulu üyeliklerine Talha Yunus Taşpınar, Sude Nur Kılıç, Nuray Erkan ve Deniz Karabulut [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel Başkanımız Mirza Çelik&#8217;in katılımıyla yapılan TGB Eskişehir İl Yönetim Kurulu toplantısında siyasi gelişmeler ve örgütsel düzenlemeler gündemleri ele alındı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni dönemde TGB Eskişehir İl Başkanlığına oy birliğiyle Emel Nur Yıldırım seçildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplantıda aynı zamanda İl Sekreterliğine Bekir Emre Uysal, İl Yönetim Kurulu üyeliklerine Talha Yunus Taşpınar, Sude Nur Kılıç, Nuray Erkan ve Deniz Karabulut seçildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1600" height="1067" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98589-edited.jpg" alt="" class="wp-image-79991" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98589-edited.jpg 1600w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98589-edited-300x200.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98589-edited-1024x683.jpg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98589-edited-768x512.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98589-edited-1536x1024.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">İl Başkanlığına seçilen Emel Nur Yıldırım gençliğe dayatılan neoliberal politikalara ve sisteme karşı üniversitelerde mücadeleyi büyüteceğine vurgu yaparak şunları aktardı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Bizler; üniversite sıralarında eğitim gören, yarının aydınları olmak için çalışan gençleriz. Dünün aydınları Cumhuriyet&#8217;in kuruluşuna önderlik edenlerdi; bizler de o aydınların mirasçılarıyız!</p>



<p class="wp-block-paragraph">TGB üyeleri için üniversitelerimiz sadece eğitim gördüğümüz yerler değildir. Üniversitelerde Türk gençliğine dayatılan neoliberal sistemle mücadelemizi yükselteceğiz. Yeni devraldığımız görevlerle Türk gençliğini sağ sol ayırt etmeden Türk bayrağı altında birleştirmek için var gücümüzle çalışacağız.&#8221;</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="942" height="1022" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98597.jpg" alt="" class="wp-image-79989" style="aspect-ratio:0.9217253546482321;width:664px;height:auto" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98597.jpg 942w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98597-277x300.jpg 277w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98597-768x833.jpg 768w" sizes="(max-width: 942px) 100vw, 942px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Emel Nur Yıldırım Kimdir?</p>



<p class="wp-block-paragraph">2005 yılında Çanakkale&#8217;de doğdu. İlk ve ortaöğretimini Çanakkale&#8217;de tamamladı. Şu anda Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi 4. sınıf öğrencisi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">2023 yılında TGB&#8217;ye üye oldu, sırasıyla TGB Anadolu Üniversitesi Birim Sekreterliği, TGB Eskişehir AFK Başkanlığı, İl Saymanlığı ve İl Sekreterliği görevlerini yürüttü. 20 Eylül 2026 tarihinde yapılan Türkiye Gençlik Birliği Eskişehir İl Yönetim Kurulu toplantısında İl Başkanı olarak seçildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98590-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-79985" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98590-1024x768.jpg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98590-300x225.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98590-768x576.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98590-1536x1152.jpg 1536w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/98590.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-eskisehirin-yeni-il-baskani-emel-nur-yildirim-secildi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emperyalizmin fare kapanlarını temizleyeceğiz!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 17:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79968</guid>

					<description><![CDATA[TGB’nin yeni genel başkanı Mirza Çelik, yeni dönemde birincil amaçlarının gençleri Atatürk ve Türk bayrağı altında birleştirmek olduğunu vurguladı. Çelik, tarikatlar, cemaatler, LGBT, uyuşturucu ve kumar ağlarıyla mücadeleyi yükselteceklerini, onları üniversitelerden temizleyeceklerini söyledi Ankara’da düzenlenen Türkiye Gençlik Birliği (TGB) 7. Olağanüstü Genel Kongresi’nde yeni genel başkan Mirza Çelik oldu. Türkiye genelinden gelen üniversite ve lise [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>TGB’nin yeni genel başkanı Mirza Çelik, yeni dönemde birincil amaçlarının gençleri Atatürk ve Türk bayrağı altında birleştirmek olduğunu vurguladı. Çelik, tarikatlar, cemaatler, LGBT, uyuşturucu ve kumar ağlarıyla mücadeleyi yükselteceklerini, onları üniversitelerden temizleyeceklerini söyledi</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/tgb-genel-baskani-mirza-celik-emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz-py0g-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-79969" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/tgb-genel-baskani-mirza-celik-emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz-py0g-1024x576.jpg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/tgb-genel-baskani-mirza-celik-emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz-py0g-300x169.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/tgb-genel-baskani-mirza-celik-emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz-py0g-768x432.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/tgb-genel-baskani-mirza-celik-emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz-py0g.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’da düzenlenen <a href="https://www.aydinlik.com.tr/haberleri/turkiye-genclik-birligi" target="_blank" rel="noopener">Türkiye Gençlik Birliği</a> (<a href="https://www.aydinlik.com.tr/haberleri/tgb" target="_blank" rel="noopener">TGB</a>) 7. Olağanüstü Genel Kongresi’nde yeni genel başkan Mirza Çelik oldu. Türkiye genelinden gelen üniversite ve lise öğrencilerinin oylarıyla seçilen Mirza Çelik, TGB’nin yeni döneme ilişkin hedeflerini Aydınlık’a anlattı.<br><br>Çelik, “emperyalizmin fare kapanları” olarak tanımladığı, tarikat-cemaat yapılanmaları, suç çeteleri, LGBT örgütlenmeleri ile yurtların kamulaştırılması ve barınma sorunu konusunda çözüm önerilerini ve hedeflerini paylaştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çelik, sorularımıza şu yanıtları verdi:<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘TÜRKİYE’Yİ KIRMIZI BEYAZA BOYAYACAĞIZ’</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="488" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/07-tgb-1-u8qp.jpg" alt="" class="wp-image-79970" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/07-tgb-1-u8qp.jpg 774w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/07-tgb-1-u8qp-300x189.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/07-tgb-1-u8qp-768x484.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&#8211; TGB, pek çok mezun verdi. Geçen hafta yaptığı kongreyle yeni yönetimini ve hedeflerini belirledi. TGB önümüzdeki dönemde üniversitelerde hangi mücadeleyi yürüyecek?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">TGB’nin önümüzdeki dönem için hedefi tüm Türkiye’yi kırmızı beyaza boyamaktır. Türkiye zor süreçlerden geçti. Bundan 10-15 yıl öncesine dönersek maalesef bizim kampüslerimizde bölücülük, gericilik almış başını gidiyordu. TGB şu an ana siyasette ve biz, Türk gençliğini Atatürk ve Türk bayrağı altında birleştirme iradesindeyiz. Biz, yine üniversitelerde bilimi, sanatı, vatanseverliği en yükseğe çekebilmek için Türk gençliğini birleştirmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Buna karşı Türk gencine en büyük tehdit emperyalizmden geliyor. Emperyalizm, Türk gençliği için bazı fare kapanları ortaya koydu. Tarikatlar, cemaatler, çeşitli suç çeteleri, mafyavari yapılanmalar, uyuşturucu ve kumar ağları, LGBT dernekleri, emperyalizmin Türk gençliğine kurduğu fare kapanlarıdır. Bu fare kapanlarına yakalanmadan hepsini beraber temizleyecek; üniversitelerde vatanseverliği, cumhuriyetçiliği, bilimi ve sanatı tekrar en yukarıya çıkartacağız.<br></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘TÜRK GENCİNDEN MÜRİT ÇIKMAZ’</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/DRvY86MX0AEOsQ5-1024x768.jpeg" alt="" class="wp-image-79971" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/DRvY86MX0AEOsQ5-1024x768.jpeg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/DRvY86MX0AEOsQ5-300x225.jpeg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/DRvY86MX0AEOsQ5-768x576.jpeg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/DRvY86MX0AEOsQ5-1536x1152.jpeg 1536w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/DRvY86MX0AEOsQ5.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gençliğin Süleymancılar, Kuytulcular gibi cemaatlere bakışı nasıl? Cemaat yurtlarındaki öğrenciler ne olacak? TGB’nin bu alanda bir çalışması var mı?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Cumhuriyeti Devleti şeyhler, dervişler, müritler ve cemaat mensuplarının memleketi olamaz. İstedikleri kadar uğraşsınlar Türk gencinden mürit çıkmaz. Türk genci Cumhuriyet vatandaşıdır ve Süleymancılar, Kuytucular gibi kökü dışarıda olan emperyalizme doğrudan bağlı bu tarikatların ne olduğunun farkındadır. Bu tarikatların üzerlerine yürüyecek en büyük kuvvet, Cumhuriyet’in yetiştirdiği gençliktir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yaşadığımız çeşitli barınma sorunları, Türk Devleti’nin kendi imkanlarını Türk gençliğine yeteri kadar sunmamasından kaynaklanıyor. Karnını doyurmak, kalacağı yeri bulmak gibi kaygıları olan gençler maalesef tarikatların, cemaatlerin ellerine düşüyor. Bu da uzun vadede Türk gencini tarikatların insan kaynağına dönüştürebiliyor. Türk genci suç örgütlerinin insan kaynağına dönüşmemeli. Türk gençliği, tarikatlara, cemaatlere karşı bilinçli ama Türk Devleti’nin daha fazla kendi gencini bu yapıların eline bırakmaması lazım.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘LGBT DERNEKLERİNİN KÖKÜ DIŞARIDA’</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="734" height="1024" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GpxU2NqWEAAcTPC-734x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-79972" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GpxU2NqWEAAcTPC-734x1024.jpeg 734w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GpxU2NqWEAAcTPC-215x300.jpeg 215w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GpxU2NqWEAAcTPC-768x1072.jpeg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GpxU2NqWEAAcTPC-1101x1536.jpeg 1101w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GpxU2NqWEAAcTPC-1467x2048.jpeg 1467w" sizes="(max-width: 734px) 100vw, 734px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>LGBT derneklerine operasyon yapıldı. Ciddi fon aldıkları görülüyor. Üniversitelere bu örgütler nasıl uzanıyor? Ne tür faaliyetler yapıyorlar? Bu fonlar gençlik üzerinde nasıl kullanılıyor? Öğrencilerin bakışı, tavrı nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT aslında bir toplum yaratma idealinin sonucudur. Kendi cinsiyetine, ailesine ve milletine yabancılaşmış bir gençlik yaratılmak isteniyor. Bu ideolojik hegemonyanın Türkiye’de geldiği durum, ‘LGBT’ye karşıysan gerici, faşist veya yobazsın!’ halini almıştı. Ancak TGB yılmadan gittiği her yerde LGBT’nin bir emperyalizm ideolojisi ve bize karşı bir saldırı olduğunu belirtti. Türk Milleti artık LGBT derneklerinin Almanya, Fransa, Hollanda ve Amerika’ya bağlı olduğunu ve yurt dışından aldıkları görevleri Türkiye’de uyguladıklarını gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TGB’nin vermiş olduğu mücadele sonucunda gençlik içerisindeki liberal tutumlar da yıkıldı ve LGBT’nin ne kadar bozguncu bir ideoloji olduğu geniş kesimler tarafından kavranmış oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Okullar açıldı, üniversiteler de yavaş yavaş açılıyor. Üniversite gençliği, akademik ve bilimsel eğitime odaklanmak yerine pek çok sorunla karşı karşıya. Gelecek kaygısı, maddi sorunlar, mutsuzluk, yalnızlık, depresyon&#8230; TGB bu konuyla ilgili nasıl çalışmalar yapacak?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Devleti’nin en büyük avantajı genç nüfusudur. Bugün üniversitelerde okuyan gençler ‘Biz yarın mühendis, doktor, yönetici olduğumuzda bu devlete hizmet edeceğiz.’ diyorlar. Bu nedenle devlet yetkililerine hep söylüyoruz: Türk gençliğinin önünü açarsanız Türkiye’nin yarınlarında çok büyük güzellikler doğacaktır; ancak gençliğin önünü tıkamaya devam ederseniz o güzelliklere ulaşmak bir o kadar zorlaşır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘TARİKAT YURTLARI KAMULAŞTIRILSIN’<br></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="480" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/images-15.41.02-1.jpeg" alt="" class="wp-image-79974" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/images-15.41.02-1.jpeg 640w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/images-15.41.02-1-300x225.jpeg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet yurdu çıkan arkadaşlarımız, ‘Devletimiz bizimle alay ediyor.’ diye düşünüyor çünkü okulu bir uçta yurdu diğer uçta. O öğrenciler her gün okuluna gitmek için iki-üç saat yolculuk yapmak zorunda kalıyor. Böyle bir durumda günün en verimli saatleri yolda geçiyor. Bu genç arkadaşlarımızın eğitim hayatında başarılı olması çok zor. Bu arkadaşlarımız başarılı olmuyorsa, Türkiye’nin yarınlarındaki başarılı olacak insanlar sadece ailesinden büyük paralar alabilen, kiraya çıkabilenler mi olacak? Bu imkansızlıklar içerisinde Türk gençliği tıkanmış olur. Türk gençleri tıkanırsa Türk Milleti’nin yarınları tıkanmış olur. TGB olarak diyoruz ki; operasyon yapılan tarikatların yurtları kamulaştırılmalıdır ve doğru bir planla üniversite öğrencilerinin hizmetine sunulmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘TÜRK GENCİNİ ÖRGÜTLEYECEĞİZ’</strong><br></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/IMG_4717-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-79975" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/IMG_4717-1024x683.jpg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/IMG_4717-300x200.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/IMG_4717-768x512.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/IMG_4717-1536x1024.jpg 1536w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/IMG_4717-2048x1366.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TGB’nin yeni yönetiminde hangi arkadaşlar olacak? Onlardan da bahsedebilir misiniz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">TGB Genel Sekreterliği görevini Şaban Can Girgin arkadaşımız devam edecek. Girgin’in görevi bütün Türkiye’yi kırmızı-beyaza boyamak, bütün illerdeki Türk gencini örgütlemek ve Türk Devrimi için gençliği seferber etmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel Saymanlık görevini Hilal Aydın arkadaşımız yürütecek. O da Atatürk’ün Tekâlif-i Millîye anlayışında olduğu gibi sırtını milletimize yaslayarak TGB’nin önündeki büyük zaferlerin mali ayağını örgütleyecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">TGB’nin bir de “Akıl Fikir Kulübü” var. Bizim için propaganda; en yaratıcı ve üretken olduğumuz alandır. Üretkenliği, yaratıcılığı, Türk Devrimi ve dünya siyasetine dair derin okuma ve tahlilleriyle İlyas Yılmaz arkadaşımız, bu kulübün başında yer almaya devam edecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya bir devrime gidiyor ve Türkiye bu süreçte dengeleri sarsacak ülke. Türkiye’nin çok kutuplu dünyada kendi kutbunu seçmesi halinde Amerikan emperyalizmi mağlubiyete uğrayacak ve Türk Devleti Asya’daki lider konumuna yükselecek. Bizim meselemiz sadece Türk gençliğini değil, bütün ezilen ve gelişen dünyadaki gençliği örgütleyebilmektir.<br><br>Bu amaç doğrultusunda kurduğumuz Dünya Anti-Emperyalist Gençlik Örgütü isminde bir örgütümüz var. Uluslararası görüşmelerde edindiği tecrübe ve siyasi birikimle Yakup Büray Yılmaz arkadaşımız Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı oldu. Kendisi ilerleyen süreçte TGB’yi tüm dünyada temsil edecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TGB Türkiye’nin her yerinde vatansever gençliğin en örgütlü teşkilatı. Önümüzdeki dönemde atılacak yeni adımlar, il, ilçe, üniversite vb. örgütsel hedefleriniz neler?</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GKHN8541-1-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-79976" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GKHN8541-1-1024x683.jpg 1024w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GKHN8541-1-300x200.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GKHN8541-1-768x512.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GKHN8541-1-1536x1024.jpg 1536w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/GKHN8541-1-2048x1366.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin önünde büyük zaferler varsa TGB’nin önünde de büyük zaferler vardır. Artık görevlerimize daha fazla sarılmalıyız çünkü o büyük zafere her zamankinden daha yakınız. Artık Türkiye’nin tüm illerinde TGB bayrağının en yukarılarda dalgalanacağı günlere yaklaşıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devrim günlerinde ölçüt, seferber edilen kuvvettir. Türkiye’de devrim olacaksa gençlik, o devrimin lokomotifi olmalıdır. Türk Devrimi’nin gençlik ayağı hiç olmadığı kadar örgütlü olacak. Bundan yola çıkarak TGB’nin önümüzdeki dönem hedefi, gençliği Türk bayrağı altında birleştirmek ve o gençlerin yarattığı güçle tüm Türkiye’yi kırmızı beyaza boyamaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>KIRMIZI BEYAZ’IN YENİ SAYISI YOLDA</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="705" height="1024" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-kirmizi-beyaz-dergisi-sddu-705x1024.jpg" alt="" class="wp-image-79977" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-kirmizi-beyaz-dergisi-sddu-705x1024.jpg 705w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-kirmizi-beyaz-dergisi-sddu-207x300.jpg 207w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-kirmizi-beyaz-dergisi-sddu-768x1115.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-kirmizi-beyaz-dergisi-sddu.jpg 774w" sizes="(max-width: 705px) 100vw, 705px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>TGB, Kırmızı Beyaz isimli bir dergi çıkarıyor. O da Türkiye’nin en uzun soluklu gençlik dergisi. Yeni sayıya ilişkin biraz bilgi alabilir miyiz?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Devleti ‘Sokaklar Güvende’ adında bir operasyon yaptı ve 1613 gözaltının yanı sıra çok sayıda el bombasına ve silaha el konuldu. Çeteler, uyuşturucu ve kumar ağlarıyla genç kardeşlerimizi kendi ağlarına düşüyor. Bu da emperyalizm Türkiye gençliğini kendi deney faresine çevirdiği anlamına gelmektedir. Bu çeteler Tiktok gibi Instagram gibi uygulamalarda kendi propaganda ve reklam çalışmasını yapıyor, genç kardeşlerimizin gözünü boyayarak kendi içlerine çekiyorlar. Bu tehlikeye karşı yapılan operasyonlar ne kadar doğru olsa da kökten bir çözüme ihtiyacımız var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizmin bu tehditlerine karşı Türk gencini bilgilendirecek bir sayı hazırlıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çeteler, mafyalar, LGBT dernekleri, cemaatler gibi bir sürü unsur Türk gençliğini, devrimcileşme rotasından çıkartıp kendi çürümüş köhne anlayışlarının içine hapsetmeye çalışıyor. Bunların hepsini ifşa edeceğimiz ve Türk Milleti için gerçekleri gün yüzüne çıkaracağımız bir sayı hazırlıyoruz.</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong>‘TARİKAT SORUNU LİSELERDE DE VAR’</strong><br><br><strong>TGB’nin bir de liseli teşkilatı var, Türkiye Liseliler Birliği. TLB’nin yeni dönem çalışmaları ve hedefleri arasında neler?</strong><br><br>TLB’nin Türkiye’deki bütün liselere girmek gibi bir görevi var. Bir yandan tarikat sorunu var diyoruz ama diğer yandan ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) gibi programlarla tarikatları okulların içine sokan bir yapıyla karşı karşıya kalıyoruz. Biz tarikatlara karşıyız. Devletimiz bu suç örgütlerine karşı operasyon yapıyor ama bambaşka bir tarikatı alıp okulların içine sokabiliyor.<br><br>Lise içerisinde bazı öğretmenler denetimsizlikten istifade edip LGBT’den bahsedebiliyor ve tarikat örgütlenmeleri yapılabiliyor. Liseli arkadaşlarımız derslerinden çıktığında Tiktok’tan veya Instagram’dan suç çetelerinin reklamlarına maruz kalabiliyor. Bu nedenle bizim en önemli faaliyet yerlerimizden biri liseler. Oralara gidip, “Gelin, Atatürk’ün Cumhuriyeti için, Atatürk Devrimi’ni tamamlamak için mücadeleye atılalım.” çağrısını onların kulaklarına fısıldamazsak birçok genç kardeşimizi sistemin yani emperyalizmin eline bırakabiliriz. Bundan dolayı kendimizi sorumluluk altında hissediyoruz.<br></td></tr></tbody></table></figure>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td>‘<strong>29 EKİM’DE GENÇLİĞİ BİRLEŞTİRECEĞİZ’</strong><br><br><strong>TGB için 29 Ekim, her yıl çok özel geçti. Bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na hangi slogan ve fikirle gitmeyi düşünüyorsunuz?</strong><br><br>TGB, Türkiye’nin rakipsiz gençlik örgütüdür. TGB, milli bayramlarda meydanları inletmiştir. 29 Ekim’de yine bütün gençlik kesimlerini bir araya getirme; vatan ve hürriyet sloganıyla birleşme irademizi ortaya koyduğumuz büyük bir yürüyüşyapma hedefimiz var.</td></tr></tbody></table></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MİRZA ÇELİK KİMDİR?</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="947" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-manset-mirza-celik-ffp3.jpg" alt="" class="wp-image-79978" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-manset-mirza-celik-ffp3.jpg 774w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-manset-mirza-celik-ffp3-245x300.jpg 245w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/06-manset-mirza-celik-ffp3-768x940.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Biraz da sizi tanıyalım…</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İsmim Mirza Çelik. Vatanına, devletine, milletine bağlı bir Türk evladıyım. Vatanını çok seven ve beni bu bilinçle yetiştiren bir anne-babanın oğluyum. 15 Temmuz’da tankları ilk köprüde gördüğünde hemen evinden dışarı fırlayan bir babanın elinde büyüdüm. 2021 yılında üniversite için Ankara’ya geldiğimde TGB teşkilatıyla tanıştım. Burada, Atatürkçü olmanın sorumluluk gerektirdiğini öğrendim. Üniversite hayatımda bu sorumluluğa atıldım ve TGB içerisinde edinmiş olduğum çeşitli tecrübelerle bugün TGB Genel Başkanlığı görevini üstlenmiş oldum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/emperyalizmin-fare-kapanlarini-temizleyecegiz/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGB KONYA&#8217;NIN YENİ İL BAŞKANI BATUHAN ONUK SEÇİLDİ!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-konyanin-yeni-il-baskani-batuhan-onuk-secildi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-konyanin-yeni-il-baskani-batuhan-onuk-secildi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 17:09:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79964</guid>

					<description><![CDATA[Önceki dönem TGB Konya İl Başkanı Zeynep Koyuncu&#8217;nun Akıl Fikir Kulübü üyeliğine seçilmesinin ardından, TGB Konya, yeni il başkanını belirledi. Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin&#8217;in katılımıyla yapılan toplantıda, TGB Konya İl Başkanlığı görevine oy birliğiyle Batuhan Onuk seçildi. İl Başkanı seçilen Batuhan Onuk, sorumluluk alma ve mücadeleyi büyütme vurgusu yaparak şu sözleri söyledi: &#8220;Yeni dönemde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Önceki dönem TGB Konya İl Başkanı Zeynep Koyuncu&#8217;nun Akıl Fikir Kulübü üyeliğine seçilmesinin ardından, TGB Konya, yeni il başkanını belirledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin&#8217;in katılımıyla yapılan toplantıda, TGB Konya İl Başkanlığı görevine oy birliğiyle Batuhan Onuk seçildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İl Başkanı seçilen Batuhan Onuk, sorumluluk alma ve mücadeleyi büyütme vurgusu yaparak şu sözleri söyledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Yeni dönemde üstlendiğim TGB Konya İl Başkanlığı görevini layıkıyla yerine getirmek, bu bayrağı daha ileri taşımak ve Konya’daki mücadelemizi büyütmek için kararlılıkla çalışacağım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gençliği ayrıştıranlara karşı; vatan ve tam bağımsızlık paydasında Türk gençliğini bir araya getireceğiz. Sorunlarına çözüm üreten, sözünü söyleyen ve ülkemizin geleceğinde sorumluluk alan bir gençlik için mücadele edeceğiz. Konya’da bütün gücümüzle çalışacağız.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Batuhan Onuk Kimdir?</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="769" height="1024" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-16-at-23.34.58-1-769x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-79966" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-16-at-23.34.58-1-769x1024.jpeg 769w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-16-at-23.34.58-1-225x300.jpeg 225w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-16-at-23.34.58-1-768x1023.jpeg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-16-at-23.34.58-1-1153x1536.jpeg 1153w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/09/WhatsApp-Image-2026-09-16-at-23.34.58-1.jpeg 1201w" sizes="(max-width: 769px) 100vw, 769px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">2006 yılında İstanbul’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamladı. Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dilbilimi Bölümünde eğitimini sürdürmektedir.<br>2025 yılında TGB’ye üye olan oldu. Necmettin Erbakan Üniversitesi TGB Birim Başkanlığı ve Dilbilim Topluluğu Başkanlığı görevlerini yürüttü. 16 Eylül 2026 tarihinde yapılan Türkiye Gençlik Birliği Konya İl Yönetim Kurulu toplantısında TGB Konya İl Başkanı seçildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-konyanin-yeni-il-baskani-batuhan-onuk-secildi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
