<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye Gençlik Birliği</title>
	<atom:link href="https://tgb.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tgb.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 25 May 2026 09:43:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/02/cropped-Logo-32x32.webp</url>
	<title>Türkiye Gençlik Birliği</title>
	<link>https://tgb.gen.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Dünya Gençliği İstanbul&#8217;dan İlan Etti: KAHRAMANLIK ÇAĞINA GİRDİK</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/dunya-gencligi-istanbuldan-ilan-etti-kahramanlik-cagina-girdik</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/dunya-gencligi-istanbuldan-ilan-etti-kahramanlik-cagina-girdik#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2026 09:43:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79761</guid>

					<description><![CDATA[Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni’nde Türk gençliği ve 25 ülkeden gençler buluştu. Konuşmaların yanı sıra paneller, dans gösterileri ve konserlerle coşkunun büyüdüğü şölenin sonunda gençler kol kola yürüyüş düzenledi. ABD emperyalizmine meydan okuyan yeni dünyanın gençleri NATO’nun mezar taşını taşıdı İSTANBUL &#8211; Bağımsızlık ateşimizi yakmamızdan bir asır sonra, yeni bir dünyanın şafağının söktüğü günlerde 25 ülkeden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni’nde Türk gençliği ve 25 ülkeden gençler buluştu. Konuşmaların yanı sıra paneller, dans gösterileri ve konserlerle coşkunun büyüdüğü şölenin sonunda gençler kol kola yürüyüş düzenledi. ABD emperyalizmine meydan okuyan yeni dünyanın gençleri NATO’nun mezar taşını taşıdı</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İSTANBUL &#8211; Bağımsızlık ateşimizi yakmamızdan bir asır sonra, yeni bir dünyanın şafağının söktüğü günlerde 25 ülkeden antiemperyalist gençler İstanbul’da buluştu. 19 Mayıs’ın 107. yıldönümünde gençler, ABD emperyalizminin ve suç örgütü NATO’nun çöküşünü Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni’yle kutladı, mücadeleyi birlikte büyütme kararlılığını ilan etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve Dünya Anti-Emperyalist Gençlik Birliği WAYU’nun düzenlediği, Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Buluşması dün yapıldı. Konuşmalar, paneller, gösteriler ve konserlerle geçen şölen Beşiktaş’taki kitlesel yürüyüşle sona erdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Süleyman Seba Kültür Merkezi’nde düzenlenen şölen saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açış konuşmasını yapan TGB Genel Başkanı Kayahan Çetin, “Yeni bir dünyanın şafağının söktüğü günlerde düzenlenen tarihi önemdeki Uluslararası Gençlik Şöleni’ne hepiniz tekrar hoş geldiniz!” diye salonu selamladı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘BİZ GELECEĞİN YÖNETİCİLERİYİZ’</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="419" height="630" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image.jpg" alt="" class="wp-image-79762" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image.jpg 419w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 419px) 100vw, 419px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Ön cephe ülkelerinin emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı mücadelesiyle yeni dünyanın kurulduğunu belirten Çetin şunları söyledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Sadece bu hegemonya düzeninin bitişini değil aynı zamanda geleceğin toplumunu ve dünyasını görenleriz. Çünkü biz geleceğin yöneticileriyiz. Dünyanın önündeki onyılların yöneticileriyiz. Devletlerimizin ve uluslarımızın geleceği olduğumuz kadar insanlığın ortak kader toplumunun da paydaşlarıyız.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘ONURLU BARIŞLAR DEVRİMLERLE KAZANILDI’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Barış, üretim, hakça paylaşım istiyoruz. Ama barışı kazanmanın yolunun saldırganı durdurmak olduğunu biliyoruz. Ortak güvenliğimiz için mücadele etmeden barışın birilerinin bağışlamasıyla kazanılamayacağını biliyoruz. Tüm onurlu barışların devrimlerle kazanıldığını hatırlıyoruz.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘BU MİRASA SIRTIMIZI DAYIYORUZ’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Çetin, salonda asılı olan Robespierre’den Garibaldi’ye, Bolivar’dan Lumumba’ya, Tito’dan Mao’ya, Hamaney’den Arafat’a, Lenin’den Atatürk’e milli kurtuluş savaşlarının, ulusal devrimlerin liderlerinin fotoğraflarını gösterdi, şöyle devam etti:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Aynı içinde bulunduğumuz günler gibi yeni bir çağın kapılarını açan Türk, Rus, İran ve Çin Devrimleri. Afrika, Asya ve Latin Amerika’da bağımsızlık savaşları. Avrupa’da hegemonyacılığa karşı yükselen direnç. Bu mirasa sırtımızı dayayarak güven duyuyoruz. Gelecek bizimdir. Gelecek ortak mücadelemizindir. Emperyalistler kağıttan kaplandır. Yurdu için, milli onuru için canını feda eden liderleri olan milletler hiçbir savaşı kaybetmez. Şehit Hasan Nasrallah’a, Yahya Sinvar’a, İsmail Haniye’ye, Seyyid Ali Hamaney’e selam olsun!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>MAYIS GENÇLİĞİN AYI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="349" height="436" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image.png" alt="" class="wp-image-79763" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image.png 349w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-240x300.png 240w" sizes="(max-width: 349px) 100vw, 349px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin de şölene katılarak bir konuşma yaptı. Büyükelçi, Mayıs ayının gençliğe ve umuda ait bir ay olduğunu belirterek başladığı konuşmasında şunları söyledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“4 Mayıs’ta, Çin gençliğinin bayramını hep birlikte andık. Çinli gençler, ‘vatanseverlik, ilerleme, demokrasi ve bilim’ ruhuyla kadim bir milletin uyanış yolunu başlatmışlardı. Bugün ise, ulusal egemenlik ve bağımsızlığı bir inanç haline getiren ve geleceği gençliğe emanet eden büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ü anarak, Türkiye’nin Gençlik ve Spor Bayramı’nı coşkuyla karşılıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İLİŞKİLERİMİZİN 55. YILI</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bugün burada, 20’yi aşkın ülkeden dostlarımızla bir arada bulunmaktan, bu iki anlamlı bayramı ve aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümünü kutlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“55 yıl önce, Çin ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin resmen kurulmasıyla, Asya’nın en doğusundaki kadim medeniyet ile Asya ve Avrupa&#8217;yı birbirine bağlayan parıldayan inci, tarihi bir el sıkışma gerçekleştirmiştir. Geçtiğimiz 55 yıl boyunca Çin-Türkiye ilişkileri karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı yarar temelinde istikrarlı bir şekilde ilerlemiştir. Özellikle son yıllarda, Çin Devlet Başkanı Sayın Xi Jinping ve Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın stratejik liderliğinde, Çin-Türkiye stratejik iş birliği ilişkileri kapsamlı bir şekilde gelişmiş ve meyvelerini vermiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu 55 yıl, dostluğun 55 yılı, işbirliğinin 55 yılı ve hepsinden önemlisi, ‘İnsanlığın Ortak Gelecek Topluluğu’ vizyonunun Avrasya kıtasının iki ucundaki en canlı ve somut tezahürü olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘DÜNYAMIZ DEĞİŞİM SÜRECİNDEN GEÇİYOR’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bugün dünyamız, yüzyıldır görülmemiş büyük bir değişim sürecinden geçmekte, jeopolitik çatışmalar art arda patlak vermekte ve ‘Medeniyetler Çatışması’ teorisinin gölgesi zaman zaman yeniden belirmektedir. Ülkeler ve insanlar arasındaki yüksek duvarlar ve engeller henüz tamamen ortadan kalkmış değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İşte tam da böyle bir dönemde Çin, Küresel Medeniyet Girişimi’ni ortaya koymuştur. Tüm dünyaya kararlılıkla ilan ediyoruz ki: Medeniyetlerin yükselişi ve insanlığın ilerlemesi, hiçbir zaman karşı tarafı dışlayarak değil, aksine birbirine değer verip takdir ederek gerçekleşir. Memnuniyetle görüyoruz ki, bu yılın Nisan ayında Türkiye Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi resmen kurulmuştur. Bu, tarihi bir dönüm noktasıdır. Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan ve ‘dünyanın kavşak noktası’ olan Türkiye, Küresel Medeniyet Girişimi’nin Avrasya kıtasındaki en önemli yankı odası haline gelmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘MEDENİYETLER ÇATIŞMASINA EN GÜÇLÜ YANIT’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Genç dostlarımıza şunu söylemek istiyorum: Ankara’da medeniyetlerin buluşmasına tanıklık etmek, İstanbul’da inançların hoşgörüsünü hissetmek ve kadim Anadolu topraklarında tarihin yankısını aramak, ‘Medeniyetler Çatışması’ teorisine karşı sahada verilmiş en doğrudan, en somut ve en güçlü cevaptır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İklim değişikliğinden kamu sağlığına, enerji güvenliğinden gelir adaletsizliğine kadar bugün dünyamızın karşı karşıya olduğu hiçbir sınama, tek bir medeniyet tarafından tek başına çözülemez. ‘Her medeniyetin kendi güzelliğini yaşaması’ yalnızca bir başlangıçtır. Asıl çıkış yolu, medeniyetlerin uyum içinde birbirini tamamlaması ve ortak güzellikte buluşmasıdır. Bugün siz değerli katılımcılar, buraya sadece rengârenk medeniyetleri taşımakla kalmadınız, aynı zamanda insanlığın ortak sınamalarına karşı çeşitli bilgelikler ve çok boyutlu çözümler de getirdiniz. İşte Küresel Medeniyet Girişimi’nin en güçlü ve en somut kanıtı da budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘GENÇLER BARIŞ VE KALKINMANIN MUHAFIZLARI’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Genç dostlarımız, barış ve kalkınmanın muhafızları olmalıdır. Günümüz dünyasında bölünmenin bir çıkış yolu, çatışmanın ise bir kazananı yoktur. Duvarlar örmenin bir geleceği, bağları koparmanın bir yarını yoktur. Küresel meydan okuma karşısında tüm gençler el ele, yürek yüreğe vermeli; çok taraflılığı desteklemek için ortak akıl oluşturmalı, dünya barışı ve dayanışması için gençliğin sesini yükseltmeli, küresel kalkınma ve ilerleme için gençlik enerjisini ortaya koymalı ve İnsanlığın Ortak Kader Topluluğu’nun inşası için gençliğin sorumluluk bilincini tüm dünyaya göstermelidir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘Zaman kahramanlık zamanı’</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="366" height="387" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-1.png" alt="" class="wp-image-79764" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-1.png 366w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-1-284x300.png 284w" sizes="(max-width: 366px) 100vw, 366px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, dünya gençlerine seslendi, “Kahramanlık zamanı!” dedi. Perinçek’in konuşması şöyle:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada, İstanbul’da Yeni Medeniyetin, Yeni Dünyanın kurucu gençleri olarak toplandık. İnsanlığa özel çıkarcılığı, bencilliği, tahakkümü, hegemonyacılığı ve zulmü dayatan bir sistemin sonuna geldik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün bir hesaplaşma dönemine girmiş bulunuyoruz. Karşımızda bir sistem var. O sistem, devletlerin bağımsız yaşama, milletlerin özgür yaşama ve emekçi halkların sömürüden kurtulma mücadelesini silahla boğmak istiyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Evet, zaman, hesaplaşma zamanıdır: Yakınımızda ve uzağımızda silahlar konuşuyor, bıçaklar bileniyor, füzeler rampalara konuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuzeyimizde Rusya, Doğumuzda İran, Güneyimizde Filistin, Yemen ve Lübnan savaşıyor. Batımızda ise, çıkmazlarda yaşanan kriz var, kargaşalık var. Aynı zamanda “Büyük Müttefikin” güdümünden çıkmaya yönelen ülkeler ve halklar var.&nbsp; Zamanı iyi tanımlamak durumundayız: Zaman, çürüyeni toprağa gömme ve yeni medeniyeti kurma zamanıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Değerli gençler</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yeni Medeniyetin programını tarihsel süreç belirlemiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Yeni Medeniyetin güçleri, Emperyalist Hegemonyacılığa daha bugünden son veriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Yeni Medeniyet, Millî Devletlerin bağımsızlığına ve egemenliğine dayanacaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Yeni Medeniyet, Neoliberal özel çıkarcılığın katlettiği Hümanizme yeniden hayat verecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Yeni Medeniyet, çalışmayı ve üretmeyi ateşleyen mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerini getirecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Yeni Medeniyet, Kamucu, paylaşmacı, halkçı, özgürlükçü, aydınlanmacı ve demokratik değerleri besleyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8211; Yeni Medeniyet, Dünyada barışın önünü açan gelişmelere yol verecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sizlere bakıyorum, burada çoğunlukla ön cephe ülkelerinin gençleri var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ve her an ön cepheye katılacak ülkelerin gençleri de burada.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya, İran, Türkiye ve Arap ülkeleri olarak, bütün İnsanlığın Ortak Geleceğini belirleyen ön mevzileri paylaşıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ön mevzide Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki dayanışma özel bir öneme sahiptir. İmparatorluk mirasından gelen halkları bir arada yaşatma birikimiyle ve son üç yüzyıldaki devrim tecrübeleriyle Ülkelerimiz, yeni Medeniyetin yükselişine büyük katkılarda bulunacaktır. Bu yıl 55. Yılını idrak ettiğimiz diplomatik ilişki tarihimizin açtığı büyük kapıdan büyük geleceğe ilerliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Savaşın büyümesini önlemek, düşmanı dünya savaşına giden çılgınlıklardan caydırmak, ellerimizdedir. Bu görevle direniş mevzilerindeyiz, nöbet tutuyoruz ve parmaklarımız tetikte.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu koşullarda ön cephe ülkeleri olarak, yedi kıtanın devletlerini ve halklarını ön cephede sorumluluk üstlenmeye ve kararlı dayanışmaya çağırıyoruz.&nbsp; Bugün ön cephedeki direnişimiz savaşı önleyemezse, insanlık düşmanlarının fitillediği savaş devrimlere yol açacaktır. Her iki seçeneğin de ufkunda Yeni Medeniyet bulunuyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya tarihinde benmerkezci kalmayan bir olgu varsa, o da medeniyettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Medeniyetler, insanlık tarihi boyunca denizlerden denizlere, kıtalardan kıtalara taşındı ve bugünlere geldi. Medeniyet kuran kavimler, medeniyet gülünü elden ele verdiler ve geleceğe taşıdılar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün yine Yeni Medeniyeti kuracağımız ve paylaşacağımız bir çağa merhaba demek üzereyiz. Siz İnsanlığın Vatansever ve Devrimci Gençleri, sizler bağımsızlık, özgürlük, aydınlanma ve üretmek isteyen milletlerimizin ön cephesindeki tarihî bir görevin eşiğindesiniz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görev, fedakârlıktır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görev, kahramanlıktır!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görev, yürek yüreğe ve omuz omuza vermektir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görev, zafere ilerlemektir!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanlığın karşısına dikilenler ise, Hitler’in çizmesini giymiş bulunuyor ve Hitler’in kaderini paylaşıyorlar. Bilinçlerinizde yeni bir çağın ufkunu açacak aydınlık var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kollarınızda, Yeni Medeniyetin kapısını açacak güç var!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kılıcınız keskin olsun, bahtınız açık olsun!</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>SAVAŞIN ÖN CEPHESİNDEN SESLENDİLER!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şölen’e katılan gençler kürsüde konuştu, bazıları video mesaj gönderdi. Savaş cephesindeki İran, Filistin, Lübnan, Yemen’den gençler salona seslendi. Gençlik görev almaya hazır olduğunu ilan etti, ‘Geleceği, kardeşliği ve bağımsızlığı kuracak irade burada!’ mesajı verdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünya Antiemperyalist Gençlik Şöleni’nde katılımcı ülkelerden antiemperyalist örgütlerin gençleri kürsüde mücadelelerini anlattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İran Direniş Örgütleri Koalisyonu Uluslararası İlişkiler Başkanı Aliakbar Taheri şunları söyledi:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="452" height="591" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-2.jpg" alt="" class="wp-image-79765" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-2.jpg 452w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-2-229x300.jpg 229w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">“Bugün İran sadece kendi halkı için savaşmıyor. Bugün İran, insanlığın korunması ve dünyada hakkın cephesinin savunulması için savaşıyor. Niçin? Kudüs davasının yavaş yavaş silinmesini, Filistin halkına yönelik terörü ve yok edilmeyi önlemek için. Suçlularla ilişkilerin ‘normalleşmesini’ engellemek için. Güney Lübnan’ın çocuklarının gözyaşları için. Yemen’de yıllardır süren abluka ve suçlar için. Venezuela’da olduğu gibi bir ulusun onurunun ve bağımsızlığının kırılmasını önlemek için. Irak ve Afganistan gibi ülkelerin yeniden işgalini önlemek için. Küba’nın ablukasını önlemek için. Sudan başta olmak üzere dünya çapında işlenen suçları önlemek için.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>BAĞIMSIZ ULUSLARIN YENİ SİLAHI: JEOPOLİTİK VARLIK</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İran’ın Hürmüz’deki hamlesinin atom bombasından güçlü bir silah olduğunu belirten Taheri, şöyle devam etti: “Bugün Hürmüz Boğazı, dünyanın mazlum uluslarının ‘yenilmez süper güçlere’ boyun eğmeyi reddetme iradesinin simgesidir. Bir düşman bizim can damarımızı kesmek için kılıcını çekerse, biz de onun şah damarına sarılırız. Bakalım 7 bin yıllık bir ulusun iradesi mi önce kırılır, yoksa o yozlaşmış, narsist, çocuk istismarcısı, kaprisli adamın mı! Bugün dünyanın bağımsız ulusları atom bombasından çok daha güçlü bir silah keşfetti: jeopolitik varlıklarını kullanarak güçlünün canını alma iradesi. Boğazlar emperyalizmin mezarı olmuştur. İngiliz sömürgeciliğine karşı verilen Boğazlar Muharebesi’nden bugün Hürmüz Boğazı’na kadar! Ve boğazların yeni düzeni; orman kanununa karşı, milli bağımsızlığa dayanan yeni bir dünya düzenidir!”</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aliakbar Taheri, Vatan Partisi ve Genel Başkanı Doğu Perinçek ile TGB’ye İran’ın yanında oldukları için teşekkür etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘EMPERYALİZM VE SİYONİZME KARŞI GENÇLİK CEPHESİ DOĞUYOR’</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="234" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-2.png" alt="" class="wp-image-79766" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-2.png 480w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-2-300x146.png 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Hizbullah Gençlik ve Öğrenci Birimi Başkanı Dr. Ali Hajj Hassan, video mesaj gönderdi. “Bugün bu zirvedeki buluşmamız yalnızca bir dayanışma toplantısı değildir.” diyen Hassan, şöyle sürdürdü:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Aksine, Amerikan emperyalizmine ve siyonizme karşı duracak gerçek ve küresel bir gençlik cephesinin doğuşu olabilir. Amerika’nın yenilmesi mümkündür ve güç dengeleri değişmektedir. Onlara boyun eğmek artık hiçbir şekilde kabul edilemez ve meşru görülemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Lübnan’da siyonist düşman ordusuna karşı direnişimiz devam etmektedir. Çok net bir şekilde söyleyebilirim ki; Lübnan’daki İslami Direniş, sahaya böylesine güçlü bir dönüş yaparak herkesi şaşkına çevirmiş ve Siyonist orduyu hezimete uğratmıştır. Sizlerden isteğim şudur: Birinci olarak; tarihi sorumluluklarınızı üstlenmeli ve bu kader savaşında ortaklarımız olmalısınız. Katillere ve suçlulara baskı yapmalı, onlardan hesap sormalısınız. Evet kardeşlerim, Amerika’nın yenilmesinin mümkün olduğu gerçeğini kitlelere anlatma sorumluluğunu alın. Bunun kanıtı artık herkes için ortadadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İkinci olarak; hep birlikte işbirliği yapalım ve bu zirveden, dünyanın en büyük cephesi olacak ‘Küresel Anti-Emperyalist ve Anti-Siyonist Gençlik Cephesi’ni kurarak çıkalım. Bu cephe, Filistin’i ve direnişi savunma cephesinin ta kendisidir. Bu, en kısa sürede gerçekleştirilmesi gereken büyük bir hedeftir ve bu zirve de bunun için en doğru yerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘GÜVENLİ, BARIŞÇIL, ERDEMLİ BİR DÜNYA İÇİN’</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bugün bana en önemli hedefin ne olduğunu soracak olursanız; Filistin’e, İran’a ve Direniş Ekseni’ne destek olmak, ülkelerimizdeki elçilikleri ve casusluk yuvalarını temizlemektir. Çünkü Amerika’nın yenilgisi mümkündür ve inşallah yakında onlara karşı kazanacağımız zaferi sizlerle birlikte kutlayacağız yoldaşlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“İstanbul’daki bu zirve, sahadaki zaferimizi küresel bir siyasi ve gençlik zaferine dönüştürmek için tarihi bir fırsattır. Gelin bu zirvenin temel eksenini; Direniş Ekseni’ni desteklemek, Filistin’e sahip çıkmak, Amerikan hegemonyasını kırmak, Büyük İsrail projesini parçalamak ve Filistin ile Kudüs özgürleşene kadar durmayacak birleşik bir küresel cephe inşa etmek olarak belirleyelim. Amerikan hegemonyasının ve Siyonist suçların olmadığı bir dünya; çok daha güvenli, barışçıl, ahlaklı ve erdemli bir dünyadır.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İNSANİ VE AHLAKLI BİR MÜCADELE</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="488" height="318" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3.jpg" alt="" class="wp-image-79767" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3.jpg 488w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3-300x195.jpg 300w" sizes="(max-width: 488px) 100vw, 488px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Yemen Öğrenci Forumu adına video mesaj gönderen Abdullah Mohammed de bugün verdikleri savaşın sadece Müslümanlar veya Araplar için olmadığını vurgulayarak “Bu; hakikat, adalet, özgürlük ve merhamet değerleri ile işgal, şiddet ve baskı üzerine kurulan Siyonist proje arasındaki insani ve ahlaki bir mücadeledir.” dedi. Mohammed şunları söyledi: “Allah’ın Yemen’de bizlere bahşettiği en büyük lütuflardan biri, bilinçli ve ilkeli bir liderliğe sahip olmamızdır. Lider Seyyid Abdülmelik el-Husi, birçok liderin ve geniş kitlelerin sessizliği ve normalleşmeyi seçtiği bir dönemde, düşmanın tehlikesini erkenden ve son derece kararlı bir şekilde fark etmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a></a>“Yemen gençliği de bu çatışmada üzerine düşen rolü oynamıştır. Birileri cephede savaşırken; bizler Filistin’in sesini dünyaya duyurmak için gösteriler, seminerler, çevrimiçi toplantılar, boykot kampanyaları ve medyadaki dezenformasyonla mücadele yoluyla bir farkındalık cephesi açtık. Bu; bir farkındalık, onur ve insanlık savaşıdır. Hakikatin ve mazlumların yanında yer almak, tüm özgür insanların en temel görevidir.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>BATI ASYA’DA ÖN CEPHEDE</strong><strong></strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">Vatan Partisi Öncü Gençlik Başkanı Can Aybars Bilgicier de gençliğin insanlığın geleceğini omuzlayacağını vurgulayarak şöyle konuştu:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bugün Çin’iyle, Rusya’sıyla, İran’ıyla, Türkiye’siyle yükselen bir Avrasya gerçeği vardır. Batı Asya’da direnen devletler emperyalizme karşı ön cephede savaşmaktadır. Ve biz Türk milleti, tıpkı Sakarya’da, tıpkı Dumlupınar’da olduğu gibi bugün de ön cephedeyiz. Sadece kendimiz için değil, bütün mazlum milletler adına mücadele ediyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Bu mücadele bir icat değil, biz de mucidi değiliz. Tarihin akışını görüyoruz ve sorumluluklara atılıyoruz. İran Devrimi, Rus Devrimi ve Türk Devrimi ile dünya Asya çağına girmiştir. Çanakkale’de emperyalizme karşı verilen mücadele, yalnızca bir ulusal direniş değil, dünya devrimlerinin önünü açan bir kırılma olmuştur. Bugün de direnen milletlerin kaderi ortak. Kaybedenler birlikte kaybedecek, kazananlar birlikte kazanacak.”</p>



<h2 class="wp-block-heading"><a></a><strong>‘YENİ BİR TARİHSEL DALGA’</strong><strong></strong></h2>



<p class="wp-block-paragraph">“Bugün dünya gençliği yeniden sahneye çıkmıştır. ABD’den Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar gençlik, emperyalizme karşı ayağa kalkmaktadır. Filistin için sokaklara çıkan gençler, NATO karşıtı eylemler, bağımsızlık talebinin yükselişi… Bunların hepsi yeni bir tarihsel dalganın işaretidir. “Burada, bu salonda gördüğümüz manzara şudur: İnsanlığa umut olacak bir gençlik görev almaya hazırdır. Geleceği, kardeşliği ve bağımsızlığı kuracak irade burada toplanmıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Yükümüz ağır! Ama bu yük, tarihsel bir onurdur. Çünkü bizler yalnızca kendi ülkelerimizin değil, insanlığın geleceğini omuzluyoruz. Bugün burada kurduğumuz kardeşlik, yalnızca bir dayanışma değil; bir kader birliğidir. Bu kader birliği, emperyalizme karşı ortak mücadele hattıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Ve biliyoruz ki: Bu mücadeleyi eninde sonunda biz kazanacağız.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="399" height="601" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3-1.jpg" alt="" class="wp-image-79768" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3-1.jpg 399w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3-1-199x300.jpg 199w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>‘GAZZE İŞGALCİLERİN MEZARIDIR’</strong> Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin gençlik kolu olan Filistin GenNahr El Baredenel Sekreteri Abdulal Gazi, kürsüye çıktığında salonu Filistin, Lübnan, İran, Yemen, Irak, Venezuela ve Küba’daki şehitlerimiz için saygı duruşuna davet etti. Filistin’de gençliğin verdiği mücadeleyi anlatan Gazi, şunları söyledi:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Filistin meselesi, küresel anti-emperyalist mücadeleden sömürüye, militarizme ve sömürgeci tahakküme direnen hareketlerden ayrı düşünülemez. Filistin davası artık yalnızca bir halkın davası değil; özgürlüğe, eşitliğe ve insan haklarına inanan milyonlar için bir vicdan meselesidir. Bugün sorumluluğumuz, sadece olup biteni izlemekten ya da sembolik dayanışma göstermekten çok daha fazlasıdır. Bu sorumluluk, adalet ve insan onuru için sesimizi yükseltmeye devam etmemizi, kurtuluş ve kendi kaderini tayin hakkı için mücadele eden tüm dünya halklarıyla dayanışmamızı güçlendirmemizi gerektirir. Gazze, işgalcilerin mezarıdır.” </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="230" height="346" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3.png" alt="" class="wp-image-79769" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3.png 230w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-3-199x300.png 199w" sizes="(max-width: 230px) 100vw, 230px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Gazi, konuşmasında 1973’te Filistin direnişine destek olmak için Nahr El Bared kampına giden ve şehit olan TKİİP’li (şimdiki Vatan Partisi) yedi genci de andı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emperyalizmin suçları sergilendi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Şölenin düzenlendiği salonun dışında ABD ve NATO’nun Türkiye ve bölgemizdeki vahşetlerini anlatan bir sergi de yer aldı. Çeşitli ülkelerden gelen gençler sergiyi gezdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dans gösterisi ilgiyle izlendi</strong> Şölende Mir Sanat Topluluğu da sahne aldı. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden dansların sergilendiği gösteri farklı kültürlerden gençlerin ilgisini çekti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Salona dünya milletlerinin bayrakları ile dünya devrimcilerinin fotoğrafları asıldı. Duvarlarda “Nehirden denize Özgür Filistin”, “19 Mayıs Ruhuyla Atatürk’ün yolunda tam bağımsızlık rotasındayız”, “Mustafa Kemaller 20 yaşında Atatürk gençliği 20. yılında” yazan pankartlar yer aldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="549" height="366" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-4.jpg" alt="" class="wp-image-79770" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-4.jpg 549w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-4-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 549px) 100vw, 549px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="398" height="225" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-4.png" alt="" class="wp-image-79771" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-4.png 398w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-4-300x170.png 300w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="398" height="225" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-5.png" alt="" class="wp-image-79772" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-5.png 398w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-5-300x170.png 300w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="398" height="265" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-6.jpg" alt="" class="wp-image-79773" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-6.jpg 398w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-6-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="398" height="265" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-6-1.jpg" alt="" class="wp-image-79774" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-6-1.jpg 398w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/image-6-1-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/dunya-gencligi-istanbuldan-ilan-etti-kahramanlik-cagina-girdik/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO Zirvesi’ne yanıtı 19 Mayıs’ta vereceğiz</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-zirvesine-yaniti-19-mayista-verecegiz</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-zirvesine-yaniti-19-mayista-verecegiz#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 08:30:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79746</guid>

					<description><![CDATA[Dünya gençliği ile birlikte temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine vereceği yanıta hazırlanıyoruz. Antiemperyalist gençlik, emperyalist ve siyonist saldırganlığa karşı 19 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek olan Uluslararası Gençlik Yürüyüşü’nde tek vücut olacağız. Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve Dünya Antiemperyalist Gençlik Birliği (WAYU) olarak düzenleyeceğimiz 25 farklı ülkeden çok sayıda genç, 19 Mayıs’ta Beşiktaş Süleyman Seba Kültür [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Dünya gençliği ile birlikte temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine vereceği yanıta hazırlanıyoruz. Antiemperyalist gençlik, emperyalist ve siyonist saldırganlığa karşı 19 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek olan Uluslararası Gençlik Yürüyüşü’nde tek vücut olacağız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Gençlik Birliği (<a href="https://www.aydinlik.com.tr/haberleri/tgb" target="_blank" rel="noopener">TGB</a>) ve Dünya Antiemperyalist Gençlik Birliği (WAYU) olarak düzenleyeceğimiz 25 farklı ülkeden çok sayıda genç, 19 Mayıs’ta Beşiktaş Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Buluşması”nda bir araya gelecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><a href="https://www.aydinlik.com.tr/haberleri/abd" target="_blank" rel="noopener">ABD</a>&nbsp;ve&nbsp;<a href="https://www.aydinlik.com.tr/haberleri/israil" target="_blank" rel="noopener">İsrail</a>&nbsp;saldırganlığına karşı gençliğin sesini dünyaya duyuracak olan buluşma, şölenin ardından yapılacak olan “Uluslararası Gençlik Yürüyüşü” ile tamamlanacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazze’den Küba’ya, <a href="https://www.aydinlik.com.tr/haberleri/iran" target="_blank" rel="noopener">İran</a>’dan <a href="https://www.aydinlik.com.tr/haberleri/cin" target="_blank" rel="noopener">Çin</a>’e kadar geniş bir coğrafyadan gelen temsilciler, bağımsızlık sloganlarını İstanbul’dan yükseltecek. Şölen 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne karşı dünya gençliğinin ortak cephesi olma niteliğini taşıyacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">19 Mayıs’a iki gün kala çalışmalarımızda sona gelindi. Liderlerimiz, “19 Mayıs ruhuyla görev başındayız” diyerek tempolu çalışmalarını anlattı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="581" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/2.jpg" alt="" class="wp-image-79748" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/2.jpg 774w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/2-300x225.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/2-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">BAŞKENT 19 MAYIS’A HAZIR</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Yürüyüşe Ankara’dan yoğun katılım bekleniyor. Ankara İl Sekreterimiz Muhammet Hüseyin Yanmaz, saha çalışmaları ve 19 Mayıs’ta düzenleyecekleri tarihi yürüyüşü şöyle aktardı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“19 Mayıs’ta İstanbul’da düzenleyeceğimiz Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Buluşması ve hemen ardından yapacağımız büyük yürüyüş için Başkentimizin her köşesinde sokak sokak, kampüs kampüs yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Üniversitelerde, liselerde ve meydanlarda büyük bir heyecanla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Meydanlarda masa ve bildiri çalışmaları yaparken, üniversitelerde tek tek insanların yanına giderek onları hem şölenimize hem de İstanbul’daki o büyük yürüyüşe davet ediyoruz. Şölenimizi ve ardından Beşiktaş sokaklarını inleteceğimiz Uluslararası Gençlik Yürüyüşü’müzü yüzlerce liseli ve üniversiteli arkadaşımızla beraber konserlerimizle, danslarımızla en güzel şekilde kutlamak ve dünya gençliğiyle omuz omuza yürümek için gideceğiz.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="581" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/3.jpg" alt="" class="wp-image-79749" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/3.jpg 774w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/3-300x225.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/3-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">“Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mirası, Türk gençliği için en kıymetli hazinedir. Atatürk’ten aldığımız vazifeyle 25 farklı ülkeden gelecek genç arkadaşlarımızla beraber ABD emperyalizmiyle, İsrail siyonizmiyle ve ülkemize gelmeye hazırlanan savaş aygıtı NATO ile mücadeleyi, bağımsızlık mirasını meydanlarda ve sokaklarda güçlendireceğiz. Bu zirve ve Beşiktaş sahilinde atacağımız adımlar, dünya gençliğinin emperyalizme karşı koyduğu ortak iradenin en somut göstergesi olacaktır.”</p>



<h2 class="wp-block-heading">‘SIRA ARKADAŞLARIMIZ GÜN SAYIYOR’</h2>



<p class="wp-block-paragraph">TGB Eskişehir Üyesi Deniz Karabulut da üniversite merkezli çalışmalarından şöyle bahsetti:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce öğrencinin katılacağı şölenimiz için yoğun bir çalışma yürütmekteyiz. Ders aralarımızda, boş günlerimizde, hafta sonlarında gece gündüz demeden tüm fırsatları değerlendirerek tüm üniversitelerimizde görevli arkadaşlarımızla organize bir şekilde stant, bildiri ve afişleme çalışmaları yürütüyoruz. Toplu etkinlikler, piknikler, atölyeler ve benzeri faaliyetlerle ile de geniş kitlelere açılıyor ve arkadaşlarımızı Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Zirvemize davet ediyoruz. Sıra arkadaşlarımız bu tarihi buluşmaya gün sayıyor.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="641" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/4.jpg" alt="" class="wp-image-79750" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/4.jpg 774w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/4-300x248.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/4-768x636.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">GENÇLİK GÖREV İSTİYOR</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Muğla İl Başkanımız Dila Naz Gür, şehirdeki çalışmaları ve Türk gençliğinin duruşunu şu sözlerle aktardı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“Muğla’nın dört bir yanında, kampüslerde, sokaklarda, meydanlarda; ABD emperyalizmine karşı zaten var olan iradeyi örgütlüyoruz. Gençlik içinde her geçen gün yükselen antiemperyalizmin yansımalarını, yürüttüğümüz masa ve bildiri çalışmalarına gösterilen yoğun ilgide görüyoruz. Türk gençliğinin ABD-İsrail tehditlerine boyun eğmeyeceğini somut şekilde görüyoruz. Muğla, 19 Mayıs ruhuyla kuşanmış durumda. Dünya gençliği, Muğla’dan İstanbul’a, Karakas’tan Gazze’ye; 1919 iradesiyle; emperyalizme karşı birleşecek. Konuştuğumuz her arkadaş bu bilinç ve heyecanla şölenimize katılmak istiyor, hatta birçok arkadaşımız sadece şölenimizin katılımcısı değil, örgütleyicisi olmak için can atıyor.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="581" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/5.jpg" alt="" class="wp-image-79751" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/5.jpg 774w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/5-300x225.jpg 300w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/5-768x576.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">ŞÖLENİN SİYASİ HEDEFİ</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İzmir’de de kampüsler ve gençliğin uğrak noktaları afişlerle, bildirilerle donatıldı. İzmir İl Başkan Yardımcımız Nazen Karasoy, 19 Mayıs şöleninin siyasi hedefini şu ifadelerle aktardı:</p>



<p class="wp-block-paragraph">“19 Mayıs’a hazırlanırken yürüttüğümüz çalışmalarda, 1919’da başlayan ateşin hala yandığını İzmirli gençlerin gözlerine görüyoruz. ABD emperyalizmine ve İsrail siyonizmine karşı direnen halkların gençleri dört bir ağızdan haykırarak, iki ay sonra Ankara’da toplanacak olan NATO’ya şimdiden nasıl karşılanacağını göstereceğiz.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/6-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-79752" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/6-576x1024.jpg 576w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/6-169x300.jpg 169w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/6-768x1365.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/6.jpg 774w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>



<h2 class="wp-block-heading">BAYRAĞINI AL BEŞİKTAŞ’A GEL</h2>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin dört bir yanından ve 25 farklı ülkeden gelen gençlik temsilcilerinin katılımıyla 19 Mayıs saat 11.00’de Beşiktaş Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’nde başlayacak “Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Buluşması” ve ardından düzenlenecek “Uluslararası Gençlik Yürüyüşü”ne tüm Türk milleti davetli.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/7-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-79753" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/7-768x1024.jpg 768w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/7-225x300.jpg 225w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/7.jpg 774w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Katılımın ücretsiz olduğu bu tarihi etkinlik için Ankara, İzmir başta olmak üzere birçok merkezden otobüsler kaldırılacak. Buluşmaya katılan gençlere günün anısına özel “Katılım Belgesi” verilecek.</p>



<h2 class="wp-block-heading">‘İSTANBUL’U ÖRGÜTLÜYORUZ’</h2>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul İl Sekreterimiz Muhammet Gürbüz, etkinliğin merkezi olan İstanbul’daki son çalışmalarla ilgili şunları söyledi:</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="774" height="803" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/8.jpg" alt="" class="wp-image-79754" srcset="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/8.jpg 774w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/8-289x300.jpg 289w, https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/05/8-768x797.jpg 768w" sizes="(max-width: 774px) 100vw, 774px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">“19 Mayıs Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni’mizi Nâzım Hikmet’in ‘Gençlik denen bir millet var’ dizeleriyle duyurmuştuk. İşte bu dizelerden gelen coşku, heyecan ve dünya gençliğini İstanbul’da birleştirip sokaklara taşırma ufkuyla çalışmalarımız devam ediyor. ABD emperyalizmi, İsrail siyonizmi ve temmuz ayında Ankara’da zirve yapacak olan NATO’nun saldırganlığına karşı dünya gençliğiyle İstanbul’da aşılmaz bir duvar örecek, bu tam bağımsızlık iradesini yürüyüşümüzle Beşiktaş sokaklarında ilan edeceğiz. Dünya gençliğini 19 Mayıs’ta Atatürk’ün emperyalizme karşı mücadele mirasında buluşturuyor, bu büyük mirası yürüyüşümüzle taçlandırıyoruz. Tüm Türk milletini 19 Mayıs Salı günü Süleyman Seba Kültür ve Sanat Merkezi’ne ve ardından gerçekleştireceğimiz tarihi yürüyüşe bekliyoruz.”</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-zirvesine-yaniti-19-mayista-verecegiz/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batı’dan İthal Nefret, Örgütlü Şiddet: Gençlik Hedefte!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/batidan-ithal-nefret-orgutlu-siddet-gencligimiz-hedefte</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/batidan-ithal-nefret-orgutlu-siddet-gencligimiz-hedefte#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 15:57:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79700</guid>

					<description><![CDATA[14-15 Nisan 2026 tarihlerinde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarımıza yönelen saldırılar, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu yeni ve sinsi bir tehdidin en acı dışavurumu olmuştur. Bu olaylar, sadece bireysel birer cinnet hali değil; dijital dünyanın karanlık odalarında filizlenen, Batı merkezli ideolojik bir çürümenin ve toplumsal çözülmenin sonucudur. Türkiye Gençlik Birliği olarak, bu süreci kökten kavrayan bir siyasi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">14-15 Nisan 2026 tarihlerinde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarımıza yönelen saldırılar, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu yeni ve sinsi bir tehdidin en acı dışavurumu olmuştur. Bu olaylar, sadece bireysel birer cinnet hali değil; dijital dünyanın karanlık odalarında filizlenen, Batı merkezli ideolojik bir çürümenin ve toplumsal çözülmenin sonucudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye Gençlik Birliği olarak, bu süreci kökten kavrayan bir siyasi analizi ve çözüm yollarını milletimizin dikkatine sunuyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Yeni Fail Profili: &#8220;Sessiz&#8221; Odalardaki Büyük Tehlike</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçmişin sokak çetelerine veya kabadayılık kültürüne özenen saldırgan profilinin aksine; bugün karşımızda Semih Çelik vakasında ve son okul saldırılarında gördüğümüz bambaşka bir tipoloji var: İçine kapanık, toplumdan izole, sessiz ve asosyal gençler.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çocuklar, fiziki dünyada &#8220;görünmez&#8221; hale geldikçe, dijital dünyanın dehlizlerinde kendilerine sahte ve yıkıcı birer kimlik inşa ediyorlar. Bu kimlik; güçsüzlük duygusunu nefretle, yalnızlığı ise şiddetle ikame etmeye çalışan bir <strong>nihilizm</strong> batağıdır. Artık tehlike sadece sokakta değil, evlerimizin içindeki ekranların arkasında, sessizce büyümektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Batı İthalli Kültürel Terör: İncellik, Satanizm ve Nihilizm</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu cinayetlerin ve saldırıların arka planında, sadece &#8220;psikolojik sorunlar&#8221; değil, Batı’nın çürüyen liberal kültürünün Türkiye’ye ihraç ettiği sistematik bir <strong>kültürel terör</strong> yatmaktadır. Bu platformlarda örgütlenen yapılar, milli bünyemizi içten içe kemiren birer zehir işlevi görmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İncellik (Incel): Yalnızlıktan Örgütlü Nefrete</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İncellik (Involuntary Celibacy &#8211; Zorunlu Bekarlık), basit bir &#8220;sevgilisizlik&#8221; veya &#8220;sosyal beceriksizlik&#8221; durumu değildir. Batı merkezli forumlarda filizlenen bu akım, bugün dijital dünyada örgütlü bir kadın düşmanlığına ve toplumsal nefret ideolojisine dönüşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İncel topluluklarının temelini oluşturan bu sözde felsefe, gençlere &#8220;genetik olarak kaybeden&#8221; olduklarını, toplumun onları asla kabul etmeyeceğini ve değişimin imkansız olduğunu vaaz eder. Bu umutsuzluk, genci nihilist bir boşluğa sürüklerken, içindeki acıyı topluma karşı yıkıcı bir öfkeye kanalize eder.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu karanlık odalarda kadınlar, erkeğin tüm başarısızlıklarının kaynağı olarak kodlanır. Ayşenur Halil ve İkbal Uzuner gibi evlatlarımızı aramızdan alan o canice dürtüler, Discord sunucularında yapılan bu &#8220;insandışılaştırma&#8221; (dehumanization) seanslarında beslenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İncel grupları, geçmişte okul baskınları yapmış veya kadın cinayetleri işlemiş katilleri (örneğin Elliot Rodger gibi isimleri) birer &#8220;aziz&#8221; veya &#8220;kahraman&#8221; ilan ederler. Bu, gençlere sessiz hayatlarından kurtulup &#8220;ebedi bir şöhret&#8221; kazanmanın yolunun kanlı eylemlerden geçtiği mesajını verir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Satanizm ve Nihilizm: Ahlaki Barikatların Yıkımı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çocukların profillerinde incelliğe eşlik eden en büyük zehir, Batı’nın sömürgeci kültürünün bir parçası olan Ahlaki Nihilizm ve Satanist sembolizmdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Satanizm bu gruplarda bir inanç sisteminden ziyade, Türk toplumunun ailevi, milli ve manevi tüm değerlerini aşağılayan bir &#8220;isyan bayrağı&#8221; olarak kullanılır. Gencin ailesiyle, vatanıyla ve insanlıkla olan son bağları bu yolla koparılır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hayatın hiçbir anlamı olmadığını, her şeyin bir &#8220;kaos&#8221;tan ibaret olduğunu düşünen genç, kendi canını da başkasının canını da değersiz görür. Bu &#8220;hiçlik&#8221; duygusu, dış kaynaklı operasyonlar için en elverişli asker devşirme zeminidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emperyalizmin Yeni Operasyon Sahası: Dijital Dehlizler</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu akımların tamamı uluslarötesi bir nitelik taşımaktadır ve Türkiye’nin toplumsal dokusunu bozmaya yönelik &#8220;yumuşak güç&#8221; operasyonlarına son derece müsaittir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Discord ve Telegram gibi denetimsiz alanlar, gençlerin zaaflarını (yalnızlık, dışlanmışlık, ailevi sorunlar) profilleyen yapılar için açık bir madendir. Gençlerin &#8220;anonimlik&#8221; zırhı altında radikalleştirilmesi, toplumda kaos yaratmak isteyen odakların en ucuz ve en etkili yöntemidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalizm, artık sadece topla tüfekle değil; gençlerimizi kendi toplumuna yabancılaştırarak, onları birer &#8220;yalnız kurt&#8221; haline getirerek saldırmaktadır. Bu, milli devlet yapısını ve toplumsal dayanışmayı temelinden sarsmayı hedefleyen stratejik bir saldırıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Asıl Mesele: Toplumdan Koparılan Gençlik</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Meseleyi sadece bir &#8220;ekran bağımlılığı&#8221; veya &#8220;internet denetimi&#8221; sorunu olarak görmek, buzdağının sadece görünen kısmıyla ilgilenmektir. Kahramanmaraş’taki okul saldırısından Semih Çelik vakasına kadar uzanan bu kanlı zincirin asıl halkası, gençliğimizin toplumsal yaşamdan kopartılarak sistemli bir yalnızlığa mahkûm edilmesidir. Hiçbir genç durup dururken dijital karanlık odalara düşmez; çocuk önce dünyayla bağını koparır, sonra o karanlık dehlizlerin birer öznesi haline gelir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Toplumda Varoluşun “İmkânsızlaşması” ve Görünmezlik Duygusu</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Saldırgan çocukların ortak özelliği, fiziki dünyada hiçbir &#8220;özne&#8221; vasfı taşıyamamalarıdır. Okulda, mahallede veya ailede bir kimlik inşa edemeyen, &#8220;görülmeyen&#8221; ve &#8220;duyulmayan&#8221; genç, yaşadığı bu dışlanmışlığı bir öfke birikimine dönüştürür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Toplumda bir &#8220;hiç&#8221; olduğunu hisseden çocuk, dijital dünyada şiddeti bir kimlik, bir intikam ve en acısı bir &#8220;var olma&#8221; biçimi olarak benimser. Sokakta kuramadığı gücü, Discord odalarında planladığı dehşet üzerinden kurmaya çalışır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Parçalanan Aile ve Zayıflayan Kamusal Aidiyet</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Emperyalist sistemin dayattığı neoliberal kültür, bireyi toplumdan kopararak yalnızlaştırmayı hedefler. Aile içi iletişimin koptuğu, komşuluk ve mahalle kültürünün can çekiştiği bir ortamda genç, sığınacak bir liman arar. Eğer biz o gence vatanına, milletine ve arkadaşlarına dair bir aidiyet duygusu veremezsek; o boşluğu transnasyonel nefret kültleri dolduracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Okullarımız sadece sınav odaklı birer &#8220;başarı fabrikasına&#8221; dönüştükçe; öğrencinin ruhsal dünyası, yalnızlığı ve akran zorbalığı karşısındaki çaresizliği göz ardı edilmektedir. Olumsuz okul deneyimi, çocuğu sınıfından koparıp ekran başındaki nihilist gruplara iten en büyük tetikleyicidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Dijital Bataklığın Beslendiği Zemin</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasal analizimizin en kritik noktası şudur: Dijital mecralar bu krizi üretmiyor olabilir ama onu hızlandırıyor ve örgütlü hale getiriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı karanlık içeriği binlerce kişi izliyor ancak sadece toplumsal bağları tamamen kopmuş, değersizlik hissi zirveye vurmuş olanlar bu eylemleri gerçekleştiriyor. Demek ki sorun sadece &#8220;özendirme&#8221; değil, o özendirmeye cevap verecek kadar çürümüş toplumsal zemindir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu platformlar, gençlerin yalnızlığını &#8220;örgütlü bir nefrete&#8221; tahvil etmektedir. Sessiz, kendi halinde görünen bir çocuğun, odasında bir &#8220;yalnız kurt&#8221; olarak radikalleşmesi, toplumsal dokumuzun ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu kanıtlamaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gençliği Topluma Geri Kazanmak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Platform kapatmak bir güvenlik tedbiridir ve kuşkusuz gereklidir; ancak toplumsal bağları kopuk bir gencin başka bir mecrada yeniden aynı canavara dönüşmesini engelleyemez.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gençlerin &#8220;kamusal varoluş kanallarını&#8221; yeniden inşa etmektir. Gençliğe sadece bir &#8220;kullanıcı&#8221; veya &#8220;müşteri&#8221; olmadığını; bu toplumun, bu vatanın bir parçası, bir üreticisi ve koruyucusu olduğunu hissettirmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Çocuğu odasından, genci ekran başındaki o karanlık &#8220;hiçlik&#8221; duygusundan çekip alacak olan şey; güçlü bir aile bağından, nitelikli bir arkadaşlık ortamından ve her şeyden önemlisi büyük bir milli idealden geçmektedir. Gençliğimizi bu yalnızlık kuyusundan, el birliğiyle, toplumcu bir anlayışla çıkaracağız!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşananlar bir uyarı fişeğidir. Gençliğimizi emperyalizmin dijital çürümüşlüğüne teslim etmeyeceğiz! Toplumsal bağlarımızı güçlendirerek, aileden okula, sokaktan devlete kadar her alanda seferberlik ruhuyla hareket edeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/batidan-ithal-nefret-orgutlu-siddet-gencligimiz-hedefte/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilimin Devrimlerle Özgürleştirilmesi</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/bilimin-devrimlerle-ozgurlestirilmesi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/bilimin-devrimlerle-ozgurlestirilmesi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nazen Karasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:10:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79683</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Bilim Nedir? &#160;&#160;&#160;Bilim, maddenin hareketinin ve toplumsal süreçlerin sistematik olarak açıklanmasıdır. İnsanların var oluşundan itibaren merakla beslenen, araştırma isteğiyle körüklenen ve tüm dünya insanlarının bilgisine sunulması gereken birikimli ve uygulamalı disiplinlerin bütünüdür. Bilimin ortaya çıkışı insanların ‘Nasıl?’ ve ‘Neden?’ sorularını sormasına dayanır. Bilimin en temel izleri olan bilimsel düşünce ve pratiğe; Eski Mısır, Mezopotamya ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim Nedir?</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim, maddenin hareketinin ve toplumsal süreçlerin sistematik olarak açıklanmasıdır. İnsanların var oluşundan itibaren merakla beslenen, araştırma isteğiyle körüklenen ve tüm dünya insanlarının bilgisine sunulması gereken birikimli ve uygulamalı disiplinlerin bütünüdür. Bilimin ortaya çıkışı insanların ‘Nasıl?’ ve ‘Neden?’ sorularını sormasına dayanır. Bilimin en temel izleri olan bilimsel düşünce ve pratiğe; Eski Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan gibi kadim uygarlıkların yanı sıra İslam dünyasında da rastlanır. Her ne kadar bilimsel düşünce ve pratiğin geçmişinin izini insanlığın düşünce sisteminin oluşmaya başladığı zamanlara kadar götürebiliyor olsak da bilimselliğin en büyük sıçramalarını daima devrimlerle güdümlü olarak yaptığını görürüz&nbsp;Devrimin uygulamaları ve önderleri aracılığıyla toplumda gerçekleştirdiği dönüşümler; toplumu bilim, sanat ve kültür alanlarında daima ileriye taşımıştır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimin Özgür Olma Gerekliliği</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim, içinde en basit doğa olayından en zorlu matematik paradokslarına kadar merak taşıyan her bireyin üzerine konuşabileceği, yorumlayabileceği ve araştırabileceği bir disiplinler bütünü olmalıdır.&nbsp;İnsanlığın kaderini ve sorunlarını belirleyen en temel ortak duygu meraktır. Bu meraktan neşet eden bilim ise, insanlığın birikimli mirası olarak her nesle aktarılan devasa bir bütünlüğe dönüşmüştür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimin en temelinde insanların merak duygusundan tetiklenmesi ve birikimli ilerleyişi bize bilimin en ücra köşelere kadar erişime açık bir olgu olması gerektiğini gösterir.&nbsp;Fakat emperyalizm, bilimin birikimli ilerleyişiyle devletlerin kendi mühendislik, sanayi ve enerji kaynaklarını bağımsızca yaratabilmesinden rahatsızlık duyar. Bu gelişimin önüne geçmek adına, bilimin topluma ulaşmasını ve bir kalkınma aracına dönüşmesini engelleyecek uygulamaları devreye sokar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Temel bilimler olan Matematik, Fizik, Kimya ve Biyolojiyle ilgilenen ve yeterince bilgiye erişebilen genç nesiller olduğu sürece devletler kendi bilim insanlarının buluşları ve teorileriyle bilimi kendi milli gücü halinde üretebilecek olurlar. Çünkü bu bilimler olmadan mühendislik, sanayi ve enerji alanı yalnızca mevcut teknolojiyi kopyalar; yenisini kuramaz. Bir ülke sadece tüketici değil üretici olmak istiyorsa, temel bilimler taşıyıcı kolon gibidir.&nbsp;Diğer bilim dallarının gelişmesinde sessiz bir işçi olan temel bilimler bu nedenle çok önemlidir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kendi bilimini üreten devletler, Emperyalist düzene bağımlı değildir. Çünkü kendi yetiştirdiği bilim insanları, geliştirdikleri yeni teknolojik yöntemlerle milli bir bilim yaratır. Bu yüzden Emperyalist düzen; bilgiyi bir lüks haline getirir.&nbsp;Akademik dergilerin astronomik ücretleri, araştırmanın halka değil sermayeye çalışmasına yol açar. Eğitim sistemindeki öğrenme merakının yerine ezber sistemini dayatır. Öğrenilmesi gereken konuları kavrayarak değil ezberleyerek alınacak bir diploma sistemi yaratır. Ezber çarkında geleceğini belirlemeye çalışan gençler, bilimi öğrenecek ve pratiğe dökecek teoriden yoksun kalırlar. Ancak bilim; kendi doğasında, insanların zihninde özgürce var olması gereken bir disiplindir. Rahatça keşfedilmesi, yorumlanması ve bunu yaparken kısıtlamalara tabi tutulmaması gerekir. Bunun bilincinde olan ve devletlerin ilerlemek için kendisine muhtaç olmasını arzulayan emperyalist sistem, aynı zamanda bilimin bu doğasını yok etmek için toplumların önüne siyasi ve ekonomik sorunlar çıkarır. Devletlerin bilimle uğraşması için ihtiyaç duydukları kaynakların erişimini engeller.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim Nasıl Özgürleşir?&nbsp;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Bilimin özgürleşmesini sağlamak için öncelikle insanların ‘Neden?’ sorusunu sormasına izin verilmelidir çünkü sorgulama olmadan bilginin önü açılamaz. Sorgulama eğilimine insanların rahatça yönelebilmesi için bulundukları koşullarda özgür ve bağımsız bir devlet gereklidir. Herkesin tek tipleştirildiği emperyalist planlar üzerinden şekillenen bir sistemde insanlar sorgulama yetisinden mahrum kalırlar. Bilim insanlarının sorduğu ‘Neden?’ sorusunun cevabına ulaşmaları için ellerinde yeterince kaynak ve pratik yapacak bir ortam gereklidir. Bunu sağlamak içinse kendi kendini kalkındırabilen bir devlet olmak şarttır. Devletler bağımsızlığını koruyup kendi kendini kalkındıramadığı sürece bilim insanına bilgisini ve deneylerini test edebilecek bir ortam sağlanamaz.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Devlet tarafından bilgiyi sorgulamasına izin verilen ve elinde yeterince imkân olan bir bilim insanın sonunda bilim yapabildiğini görürüz. Burada en zor olan kısım ise bilim yapıldıktan sonra başlar. Çünkü bilim, herkesin rahatlıkla erişimine açılmadığı noktada belirli bir topluluk içinde sıkışıp kalır, bir devinim ve özgürlük elde edemez. Bu yüzden bilimin toplumun her kesiminde bir karşılığının olması gerekir.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilginin herkese açılması demek, aslında bilimi yalnızca bir akademi uğraşı olmaktan çıkarıp toplumun dokusuna işlemek demektir. Bu, bir ülkenin zihin haritasını yeniden çizmek gibi güçlü bir dönüşüm yaratır. Açık erişimin asıl devrimci tarafı, toplumsal yaratıcılığı tetiklemesidir çünkü yaratıcılığın tetiklenmesi herkesin aynı bilgiye erişebileceği bir ortam yaratır. Toplumdaki bireylerin ‘Bu neden böyle?’ , ‘Bunu nasıl değiştirebilirim?’ ve en önemlisi ‘Ya böyle değilse?’ sorularını sormasını ve bilimin sadece üniversitede değil; hayatın her alanında doğmasını sağlar.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimsel Bağımsızlık</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Bilim kendi tarihi boyunca hiçbir zaman yalnız başına ve siyasi hareketlerden ayrı olarak var olmamıştır. Bilim her zaman dönemin şartlarına göre kimi zaman körelmiş kimi zaman da en büyük birikimlerini oluşturmuştur. Bunu tarih biliminden yararlanarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Dünyada bilimin devrimlerle beraber ilerlediğini görürüz. Çünkü bilim hiçbir zaman yalnızca sadece bilgiyi üretme işi olmamıştır; bilim en önemli toplumsal dönüşüm aracı olmuştur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Toplumun her kesiminden insanlar, kendi dönemlerinde var olan düzenin sınırlarını zorladı ve bilgiyi özgürleştirerek yeni bir toplumsal düzenin kapısını açtı. Bu toplumsal düzende bilimin özgürleştiğini bu yüzden her meslekten insanın bilime katkıda bulunduğunu görüyoruz.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>a) Türklerde Bilimin Özgürleşmesi</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İbn Sina sadece bir hekim değildi; siyasal otoritelerin her şeyi kontrol ettiği bir çağda, doğayı gözlemlemenin dogmadan üstün olduğunu savundu.&nbsp;<em>El-Kanun fi’t-Tıbb</em>&nbsp;yüzlerce yıl boyunca Avrupa tıbbının temel kitabı oldu. Bu, Asya’dan yükselen özgürlükçü yapıyla bilginin Batı’nın feodal yapısını delip geçmesiydi. Bilimsel akıl, otoritenin değil doğanın yasalarının geçerli olduğunu gösterdikçe devrimci bir etki yarattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Anadolu’da ise İbn Rüşd ile bilimsel devrimin başka bir yüzü ortaya çıkar. O, aklın dini otoriteden bağımsız olması gerektiğini savunduğunda aslında Orta Çağ’ın en sert dogmalarına meydan okuyordu. Bu meydan okuma, bilimsel yöntemin kurtuluşu oldu; Avrupa’daki aydınlanma kıvılcımlarının çoğu İbn Rüşd’ün eserlerinden geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;2. Mahmut döneminde açılan&nbsp;Harbiye ve Tıbbiye’den yetişen ve bilimle ilgilenen öğrenciler, ileride Türk devriminde büyük rol oynayacaklardır. Örnek vermek gerekirse; Dr. Beşir Fuad, devrimin zihinsel iklimini kuran insanlardan biriydi. Tıbbiye kökenli olan Fuad, batıdan çıkan Biyolojik Materyalizm ve Pozitivizm gibi konuları Osmanlı’nın aydın dünyasına taşıdı. Metafiziğe, kaderciliğe karşı olan Fuad, biyolojik bir organizma olan insanı materyalizmi kullanarak yorumladı. Bıraktığı bu etki Osmanlı aydınının ‘akıl, deney, madde’ eksenine kaymasına sebep oldu, Jön Türklerden Kemalist kadrolara uzanan çizginin felsefi zeminini besledi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;19. Yüzyılın ikinci yarısında batıda ortaya çıkan Pozitivizm, bilginin kaynağı olarak gözlem, deney ve aklı kullandı. Bu Jön Türk kadrolarına tarih ve maddeye karşı bir materyalist bakış açısı kazandırdı. Toplumların da yasalarla işlediğini savunan materyalizm, aydınlarımızın devleti kurtarmak için bilgiye ihtiyaçları olduğunu gösterdi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;İttihat ve Terakki kadrolarının halkın ihtiyacının bağımsız bir meclis olduğunu öngererek 1. Meşrutiyet Devriminin gerçekleşmesinin altında yatan sebep tarihsel materyalist bakış açısıdır. Osmanlı Devleti imparatorluk anlayışıyla&nbsp;ayakta kalamazdı. İmparatorluk anlayışı yönetimi, devletin çöküşünü sağlamlaştırıyordu. Vergi veren, asker olan, üretim yapan halkın ve yükselen bürokratik-aydın sınıfın temsil edeceği bir siyasal mekanizma lazım gerekiyordu. Bu yüzden de bağımsız bir meclise ihtiyaç vardı. Bu meclisi oluşturabilecek en büyük güç İttihat ve Terakki’ydi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tarihsel Materyalizm, Türk Devrim Tarihinde en önemli ilerleyişlerin içinde varlığını sürdürmüştür. İttihatçı kadrolar bu bakış açısını kazanarak, Türk bağımsızlığının sömürgeci emperyalizmle çelişkilerini tahlil ettiler. Bu da Osmanlı imparatorluğunun neden çöktüğünü açıklamakta ve devrimi tarihsel bir zorunluluk olarak görmekte etkili oldu. İttihatçılar, yükselmekte olan aydın sınıfından üretim yapan köylüye kadar toplumun temsil edilmesi gerektiğini ve bu yüzden de padişahtan ayrı bir meclis fikrinin zorunlu olduğunu savundular. Bu meclisin içinde bulunan insanların temsil edeceği topluluğa göre belirlenmesi gerektiğini tahlil ettiler.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tarihsel Materyalizm bakış açısının temele alarak Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk, harbiye yıllarındaki not defterine yazmış olduğu bir yazıda maddeyi incelemek için ‘Evvela Sosyalist Olmalı, Maddeyi Tanımalı.’ sözünü söylemiştir. Maddeyi materyalist bakış açısıyla ele alan Mustafa Kemal, Sivas ve Erzurum Kongrelerinde bu bakış açısını göstermiştir. ‘Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.’ diyen Atatürk; Türk ulusunun herhangi bir dış güçle değil, halkın kendi öz&nbsp;gücüyle kurtarılacağını ifade eder</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cumhuriyet Devrimiyle de beraber,&nbsp;Osmanlı’nın son döneminde dar alanlara sıkışmış, medrese–mektep ikiliğinde parçalanmış bilgi dünyası; Cumhuriyet’le birlikte üniversite, enstitü ve teknik okullar aracılığıyla yeniden örgütlendi. Temel bilimler, faydasız soyutluklar olmaktan çıktı ve ulusal kalkınmanın zorunlu altyapısı olarak ele alındı. Artık bilim, bir zümrenin tekelinde değil, kamusal bir güç halindeydi.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Özgürleştirme politikası, bilimi yalnızca aktarılan teori değil, üretilen bir pratik kıldı. Devrim Arabaları bu zihniyetin sembolüdür: Mesele birkaç ayda otomobil yapmak değil, “biz yapabiliriz” fikrini kurumsal akla yerleştirmekti. Aynı şekilde Nuri Killigil’in yerli silah üretimi girişimleri, dışa bağımlılığın teknik kader olmadığına dair güçlü bir karşı iddiaydı. Bu atılımlar, bireysel deha hikâyelerinden çok, Cumhuriyet’in bilimsel aklının ürünleriydi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;b) Yükselen Asya’da Bilimin Özgürleşmesi</em></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Modern dönemde Asya’nın devrimci bilim atılımı Sovyetler üzerinden çok belirginleşmişti. Lomonosov’dan Yuri Gagarin’e uzanan çizgi, sosyalist planlamanın bilimi nasıl seferber ettiğini gösterir. Bilgi, elitlerin oyuncağı değil toplumun üretim gücü oldu. Sovyet bilimi, emperyalist dünyanın teknoloji tekellerini doğrudan tehdit etti; uzaya insan gönderilmesi bunun en çarpıcı sembolüydü. Bilim, merkezi planlamayla birleştiğinde toplumsal bir sıçrama yarattı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aynı dönemde Çin’de bilimsel ilerleme, kültür devriminin getirdiği eğitim seferberlikleriyle birleşti. Bilim yalnız laboratuvarlara değil, köylere, fabrikalara yayıldı. Bu da bilginin kitleselleşmesinin nasıl devrimci sonuçlar doğurabileceğini gösteren bir başka Asya deneyimi oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tüm bunların sonucunda gördüğümüz tablo oldukça açıktır. Günümüzde artık bilimin toplumlarda yol açacağı devrimleri engellemek için kendi yarattığı ve adına bilim denilen safsataların egemen olduğu bir Kapitalist Emperyalist sistem görürüz. Kendisinin sonunu getirecek bu atılımı yapan ABD’nin karşısında ise Mao Zedong’un önderlik ettiği büyük Çin devriminden itibaren yaptığı kesintisiz devrimlerde, gelişimini bilimsel temeller üzerine kurmuş bir Çin vardır. Çin’in şu anda dünya ekonomisinde birinci sırada olmasına şaşmamak gerekir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Emperyalizm ne kadar güçlü prangalarla insanları tutsak etse de aklı sahiplenemeyeceğini görmüştür ve bu durum, siyasal düzeni sarsmıştır. Bu yüzden bu dönemde bilim ilerledikçe devletler de bilimsel düşüncenin gücünü fark etmiştir. Çünkü bağımsızlığın temelinin akılda, aklın ise gelişmesi ve yorumlamasını açısından bilime aç olduğunu görmüşlerdir. Bilim, emperyalist düzene karşı bir tehdit; bağımsızlık düzeninde ise bir ilerleme motorudur. Devrimler tam da bu yüzden bilimin yolunu açan keskin bir bıçak gibi görünür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimle Savaşmak ve Bilime Karşı Savaşmak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Günümüzde de oldukça net görürüz ki bilim ancak yükselen Avrasya’da gelişerek yükselecektir. Çünkü yıllar boyunca bilimin ilerleyişi ve bağımsızlık devrimleri diyalektiğin genel ilkesi olan karşılıklı etkiden beslenerek birlikte ilerlemiştir.&nbsp;Avrasya coğrafyasının tarihinde bilimin karşılıklı etkileşim içinde doğmuş olduğunu görürüz.&nbsp;Avrasya’da bilim, sadece araştırma değildir; aynı zamanda bağımsızlık mücadelesidir. Bilimi halka indirmeyi amaçlar çünkü bilim halka indiğinde, üretim bağımsızlaşır; bağımsızlık arttığında da bilim daha cesur olur.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bağımsızlığının elinde olmadığı, Kapitalist emperyalist düzene saplanıp kalmış bir ülkede bilimin ilerlemesi için devrim yapmak şarttır. Çünkü bilimin özgür olması için devrimci bir hükümet ve devlete ihtiyaç vardır. Avrasya toplumlarının tarihi zaten bunu bağırarak anlatıyor. Avrasya devrimlerinde bilimi, aklı, toplumu, emeği tutsak etmek ve sömürmek isteyen kapitalist- emperyalist sisteme karşı galip gelinmiştir. Bunun sebebi ise Avrasya cephesinde bilim, emperyalizme karşı mücadelede önemli bir araç olarak kullanılır.&nbsp;</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimsel doğruluktan bağımsız bir devrim düşünülemez. Kapitalist- emperyalist sistem, bilimin devrimlerin oluşumunu sağlayacağını bildiği için kendi sistemi ve sömürgesinin çökmesinden korkar ve bilimle savaşır. Bunu da kendi uydurduğu bilimden uzak, safsatalar aracılığıyla yapar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Sonuç Olarak;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">   Bilim, ilerleme ve toplumsal dönüşümün en köklü kaynağını taşıyan Avrasya’dan yeniden yükselecektir. Tarih boyunca büyük devrimlerin ardındaki itici güç, aklın ve bilimin örgütlü birikimi olmuştur. Her devrim kendi deneyimini tamamladığında, bilimin önündeki bir eşik daha aşılmış; insanlığın ufku genişlemiştir.    Bugün kapitalist- emperyalist düzen, bilimin ışığından korkan bir karanlığı korumaya çalışıyor. Avrasya ise bilimi toplumsal kalkınmanın merkezine yerleştiren yaklaşımıyla bu karanlığa meydan okuyor. Bilimle çatışan değil, bilimi tarihsel yürüyüşünün rehberi yapan Avrasya güçleri; hem emperyalizmin dayattığı sömürü zincirlerini çökertecek hem de insanlığın önünü açacak yeni bir aydınlanma çağı yaratacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/bilimin-devrimlerle-ozgurlestirilmesi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO TÜRKİYE’DEN DEFOL!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-turkiyeden-defol</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-turkiyeden-defol#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:57:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79679</guid>

					<description><![CDATA[Değerli Arkadaşım, 4 Nisan, Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun kuruluşunun yıl dönümü. Bu tarih; dünya halklarının hafızasına kazınmış katliamların, darbelerin ve suikastların muhasebe günüdür. NATO; emperyalizmin milli devletleri parçalamak, halkları boyunduruk altına almak için kullandığı en büyük savaş aygıtıdır. Demokrasi adı altında Vietnam’dan Afganistan’a, Yugoslavya’dan Irak’a kadar gittiği her yere ölüm ve yıkım götüren [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>



<p class="wp-block-paragraph">Değerli Arkadaşım,</p>



<p class="wp-block-paragraph">4 Nisan, Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun kuruluşunun yıl dönümü. Bu tarih; dünya halklarının hafızasına kazınmış katliamların, darbelerin ve suikastların muhasebe günüdür. NATO; emperyalizmin milli devletleri parçalamak, halkları boyunduruk altına almak için kullandığı en büyük savaş aygıtıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Demokrasi adı altında Vietnam’dan Afganistan’a, Yugoslavya’dan Irak’a kadar gittiği her yere ölüm ve yıkım götüren NATO; bugün de İran, Lübnan, Filistin ve Küba’da kaosun ve savaşın ana kaynağı olmaya devam etmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO’nun kanlı sicili, zulüm ve vahşetle doludur. 12 Mart, 12 Eylül ve son olarak 15 Temmuz, NATO merkezlerinden yönetilmiştir. Devletin içine sızan, faili meçhul cinayetlerle aydınlarımızı bizden koparan NATO; Kanlı Pazar’ın, Madımak’ın ve Başbağlar’ın tertipçisidir. Uğur Mumcu’yu bir suikastle şehit eden, Eşref Bitlis Paşamızın uçağını düşüren el; NATO’nun elidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sınırlarımızda Mehmetçiğimize kurşun sıkan PKK/YPG’den, devletimizin kılcal damarlarına sızan FETÖ’ye kadar tüm şer odakları, NATO’nun bölgeyi parçalama planlarının birer aparatıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">BAĞRIMIZDAKİ HANÇERİ SÖKÜP ATALIM</p>



<p class="wp-block-paragraph">NATO; Doğu Akdeniz’den ülkemize namlu doğrultan, dostlarımızla aramıza nifak sokan, Edirne’de sınırında ülkemizi işgal tatbikatları yapan bağrımızdaki hançerin adıdır. Şimdi bu hançeri söküp atmanın vaktidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin güvenliği NATO içinde kalarak değil, NATO’dan ve onun zincirlerinden kurtularak sağlanabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Önümüzde iki yol var: Ya bu çürümüş, kanla beslenen Atlantik sistemine boyun eğeceğiz ya da eli kanlı NATO’ya karşı bayrak göstereceğiz!</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler; mandacılığa karşı ayağa kalkan Tıbbiyeli Hikmet’iz, 68&#8217;in baharında “NATO&#8217;ya Hayır” bayrağını üniversitelerden göndere çekenleriz, ABD 6. Filosu’nu Dolmabahçe&#8217;de denize dökenleriz, topraklarımızı kirleten ABD askerlerinin başına vatanımızın 7 ayrı köşesinde çuval geçiren Türk gençliğiyiz. NATO’nun zincirlerini parçalayacak olan güç, işte damarlarımızdaki bu asil kanda saklıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın en büyük terör örgütü olan NATO&#8217;ya karşı sen de mücadeleye atıl, TGB’YE KATIL</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-turkiyeden-defol/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşasın Bağımsız İran, Yaşasın Üreten ve Direnen Kadınlar!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/yasasin-bagimsiz-iran-yasasin-ureten-ve-direnen-kadinlar</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/yasasin-bagimsiz-iran-yasasin-ureten-ve-direnen-kadinlar#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hazal Günser]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 13:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79658</guid>

					<description><![CDATA[Bugün Batı Asya, bir kez daha emperyalizmin kanlı senaryolarının sahnelendiği bir coğrafya haline gelmiş durumda. İsrail’in saldırganlığı ve ABD’nin bölgedeki hegemonya arayışı, İran halkının egemenliğini doğrudan tehdit ediyor. Ancak bu savaş sadece füzelerle değil, aynı zamanda kirli bir propaganda mekanizmasıyla da yürütülüyor. Kendini &#8220;özgürlük elçisi&#8221; gibi sunan emperyalistler ise iç cepheyi bölmek adına güzel bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"></h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Batı Asya, bir kez daha emperyalizmin kanlı senaryolarının sahnelendiği bir coğrafya haline gelmiş durumda. İsrail’in saldırganlığı ve ABD’nin bölgedeki hegemonya arayışı, İran halkının egemenliğini doğrudan tehdit ediyor. Ancak bu savaş sadece füzelerle değil, aynı zamanda kirli bir propaganda mekanizmasıyla da yürütülüyor. Kendini &#8220;özgürlük elçisi&#8221; gibi sunan emperyalistler ise iç cepheyi bölmek adına güzel bir yalana sığınıyor. “Bak İran’daki kadınlar bu müdahaleden ne kadar mutlu ve özgürleşiyor.” deniyor. Ancak biz bunun bir yalan olduğunu biliyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Emperyalizmin tarihi bize defalarca göstermiştir ki dış müdahaleler hiçbir halkı özgürleştirmemiştir. Aksine, her insani müdahale söylemi ardında daha derin bir yıkım daha büyük bir bağımlılık ve daha ağır bir toplumsal enkaz bırakmış. Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye kadar uzanan bu zincir “özgürlük” adı altında yürütülen askeri operasyonların aslında enerji kaynaklarını, ticaret yollarını ve sömürge haline getirme mücadelesi olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu yüzden bugün İran’a yönelik askeri ve siyasi baskıyı anlamak için de aynı tarihsel perspektife bakmak gerekir. Kadın hakları söyleminin emperyalist propaganda aygıtı içinde araçsallaştırılması ise bu sürecin en çarpıcı yönlerinden biridir. Bugün yapılması gereken şey, emperyalist propaganda makinesinin yarattığı sahte ikilemleri reddetmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>İran halkının bugünkü direnişi, kökleri derinlere uzanan güçlü bir anti-emperyalist gelenek üzerine inşa edildi. Bu gelenek yalnızca son birkaç on yılın ürünü değildir; 20. yüzyılın başlarından itibaren İran toplumunda gelişen bağımsızlık arayışının ve dış müdahalelere karşı verilen mücadelelerin bir devamıdır. İran halkının bu devrimci yanını görmemek İran’ın dinamiklerine tarihsel olarak ve günümüzde taşıdığı devasa sorumluluğu küçümsemektir. İran halkı şu anda da o tarihsel mirasla ABD emperyalizmine karşı direnişin ön cephesindedir. Bölgedeki üslere yaptığı saldırılarla emperyalizme hançer saplamakta yenilmez sanılan ABD’nin gücünü derinden sarsmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>168 Kız Çocuğunun Kanı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Emperyalizmin sözde &#8220;kadın hakları&#8221; hassasiyetinin ne kadar sahte olduğunu anlamak için çok uzağa bakmaya gerek yok. Bugün yaşanan çatışmalarda, İsrail menşeli füzelerin bir eğitim kurumunu hedef alması sonucu 168 kız çocuğunun katledilmesi, tarihin en acı sahnelerinden biri olarak kayda geçmiştir. Bu çocuklar, emperyalistlerin modernleşme ve özgürleşme vaat ettikleri o kitlenin ta kendisidir.<br>Bir yanda 168 fidanın cansız bedenleri toprağa verilirken, diğer yanda Batı merkezli sosyal medya hesaplarının &#8220;İsrail&#8217;in müdahalesi kadınları özgürleştirecek&#8221; şeklinde paylaşımlar yapması, kelimenin tam anlamıyla bir çelişkidir. Bu katliam, emperyalizmin demokrasi füzelerinin adres sormadığını, aksine geleceği, yani çocukları ve kadınları hedef aldığını bir kez daha kanıtlamıştır. Katledilen her bir kız çocuğu, emperyalizmin feminizm ve liberalizm yalanların tabutuna çakılan birer çividir. Bizler soruyoruz: Toprağın altındaki 168 kız çocuğu nasıl özgürleşecektir? Onların ellerinden alınan en temel hak olan yaşam hakkı hangi özgürlük söylemiyle telafi edilebilir? Bu trajedi bile başlı başına, emperyalizmin bölgeye sadece ölüm ve yıkım getirdiğinin en somut kanıtıdır. Bizler, 168 kız çocuğunun katledilmesini unutmayacak, onların dökülen kanını emperyalizmin kirli propagandasını yerle bir etmek için akıllarımızla bir meşale haline getireceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><br>İranlı Kadınların Milli Mücadele ile Özgürleşme Hikayesi</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>İranlı kadınlar, hiçbir zaman Batı’nın kurguladığı o kurtarılmaya muhtaç, sesi kısılmış, edilgen ve zayıf portrenin içine hapsolmamışlardı. Emperyalist merkezlerin sosyal medya aracılığıyla dünyaya pazarladığı &#8220;ezilen doğulu kadın” imajı, aslında bölgeye yapılacak askeri müdahaleleri meşrulaştırmak için kurgulanmış oryantalist bir masaldan ibaret. Oysa gerçek tarih, İranlı kadınların kendi kaderlerini ellerine almak için verdikleri muazzam bir direnişle doludur. Onlar, emperyalist bir modernleşme dayatmasına direnerek kendi özgürlük yollarını inşa etmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>İranlı kadının siyasi sahneye çıkışı dün başlamamıştır. 1906 Anayasa Devrimi sırasında, kadınlar gizli cemiyetler kurarak sömürgeci imtiyazlara karşı barikatlarda yer almış, yabancı mallarına karşı boykot örgütlemişlerdir. 1950’lerde Musaddık döneminde petrolün millileştirilmesi kavgası verilirken, kadınlar sadece destekçi değil, sokakları hareketlendiren temel güçlerden biriydi. 1979 Devrimi’ne giden süreçte ise, milyonlarca kadın Şah diktatörlüğünün emperyalizmle kurduğu kirli ittifaka karşı canlarını siper ederek yürümüştür. Bu kadınlar, özgürlüğü Batı’nın moda dergilerinde değil, anti-emperyalist bir halk hareketinin içinde aradılar.<br>Bugün İran’a uygulanan ve aslında bir halkı topluca cezalandırmayı amaçlayan ağır ambargolar altında dahi, İranlı kadınlar mucizeler yaratmaktadır. Batı medyası bu kadınların giyimiyle uğraşırken; onlar İran üniversitelerindeki öğrencilerin %60’ından fazlasını oluşturmakta, nükleer fizikten biyoteknolojiye, nano-teknolojiden ağır sanayiye kadar ülkenin ayakta kalmasını sağlayan stratejik alanlarda beyin gücü olarak yer almaktadırlar. Bu, yukarıdan aşağıya bahşedilmiş bir hak değil, ambargo ve savaş koşullarında ülkesini terk etmeyerek, üreterek ve direnerek tırnaklarla kazınmış bir kazanımdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Kadınların gerçek özgürleşme hikayesi, milli mücadele ile iç içedir ve bu bir zorunluluktur. Vatan savunması sadece cephede değil, cephe gerisinde hayatın her alanında verilir. Savaşın en kızgın anlarında hastanelerde gece gündüz demeden şifa dağıtan doktor ve hemşireler, ambargolara rağmen sanayi çarklarının durmasına izin vermeyen kadın mühendisler ve üretim bandında emeğini vatanın bağımsızlığına katan işçi kadınlar; kendi özgürlüklerini toplumsal bir kurtuluşun parçası olarak görmekteler.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bir kadının en büyük ve en sarsılmaz özgürlüğü; yabancı bir gücün, işgalci bir ordunun veya küresel bir sermaye grubunun boyunduruğu altına girmeyen, kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir vatanın onurlu, başı dik bir yurttaşı olmaktır. Çünkü biliyoruz ki, vatanı işgal edilmiş bir kadının seçme hakkı sadece işgalcinin ona sunduğu kölelik biçimleri arasında. İranlı kadınların direnişi, bu yüzden sadece kendi hakları için değil tüm Batı Asya ülkelerinin emperyalizme teslim olmayan iradesi içindir. Bugünün gerçekliğindeki füzelere karşı ülkesinin bağımsızlığı için savaşan İranlı kadın da Kurtuluş Savaşında cepheye cephane taşıyan Nene Hatun da aynı mirasın temsilcisidir. Bugün “baş börksüz, Fars Türksüz” olmayacağı gibi Türk kadınının mücadelesi olmadan İranlı kadınların mücadelesi olmaz. İki milletin kadını da aynı kaderin ortakçılarıdır. Onların özgürlüğü, birilerinin onlara lütfedeceği bir hediye değil, bağımsızlık mücadelesinin en asil meyvesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>Kadının özgürleşmesi dışarıdan olmaz. Emeğin Özgürleşmesi, Kadının Özgürleşmesidir</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Altını çizmemiz gereken en temel gerçek şudur: Kadın özgürleşmesi meselesi, liberal feminizmin dar kalıplarına sığdırılamayacak kadar hayati ve sınıfsal bir meseledir. Batı merkezli liberal yaklaşım, kadın özgürlüğünü sadece kılık-kıyafet serbestliğine, bireysel yaşam tarzı tercihlerine veya tüketim toplumunun sunduğu yüzeysel özgürlüklere indirger. Oysa bir kadının gerçek anlamda özgürleşmesi, onun toplumsal üretim ilişkileri içerisindeki konumuyla doğrudan bağlantılıdır. Maddi ve sınıfsal temeli olmayan bir özgürlük söylemi, koskoca bir yalandan ibarettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bir kadının özgürlüğü, her şeyden önce ekonomik bağımsızlığıyla başlar. Ancak bu bağımsızlık, kapitalist sömürü çarkları arasında bir ücretli köle olmak değil; toplumsal artı-değerin üretilmesinde, yönetilmesinde ve bölüşülmesinde söz sahibi olmak demektir. İranlı kadınların kurtuluşu: fabrikada işçi, tarlada üretici, laboratuvarda bilim insanı olarak kamusal alanda var oldukları bağımsız bir ekonomide mümkün.<br>Eğer bir ülkede üretim araçları halkın kontrolündeyse ve kadın bu üretim sürecinin merkezindeyse, o kadın toplumsal gericiliğe karşı en güçlü silahı kuşanmış demektir: Bağımsız bir vatanın ağır sanayisinde, yüksek teknolojisinde ve tarımında ter döken kadın, toplumu dönüştürme gücünü bizzat kendi ellerinden alır. Bu yüzden, emperyalistlerin yıktığı her fabrika, bombaladığı her altyapı tesisi, aslında kadının toplumsallaşma imkanlarını yok ederek onu eve ve karanlığa mahkûm etmeyi hedefler. Özgürleşme, bombaların yıkıntıları arasından değil; kadın mühendislerin planladığı şehirlerden, kadın doktorların yönettiği hastanelerden ve kadın işçilerin örgütlendiği sendikalardan yükselecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br><strong>Tekelinizdeki Sosyal Medya Provokasyonları İşe Yaramayacak!</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bugün emperyalizm sadece toprakları değil zihinleri de işgal etmeye çalışıyor. 2026 yılının teknolojik imkanlarıyla birleşen psikolojik harp yöntemleri, sosyal medyayı devasa bir manipülasyon merkezine dönüştürdü. İsrail ve ABD menşeli provokatif hesaplar, her gün binlerce içerikle &#8220;İsrail bombalarının İranlı kadınlara bahar getireceği&#8221; yalanını pompalıyor. Bu, sadece bir propaganda değil bir halkın acısıyla, hafızasıyla ve onuruyla alay etmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Bu provokasyonların en acımasız boyutu, katledilen 168 kız çocuğunun kanı üzerinden yürütülen algı yönetimidir. Sosyal medya trolleri, bir yandan bu çocukları öldüren füzelerin sahiplerini selamlarken, diğer yandan aynı çocukların özgürleşemeden öldüğüne dair timsah gözyaşları döküyor. Bu dijital işgalcilerin insanların akıllarını kendilerince bulandırmaya çalışıyor. Ancak bu hesapların unuttuğu bir şey var: Hiçbir halk, kendi çocuklarını katledenleri kurtarıcı olarak görmez.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>Dijital dünyada yaratılan sahte gerçeklikler, İran sokaklarındaki, fabrikalarındaki ve okullarındaki somut gerçekliğe çarptığında un ufak olmaya mahkumdur. Sosyal medya operasyonları halkın vatan sevgisini, bağımsızlık sevgisini ve anti-emperyalist bilincini hesaba katmıyor. Bot hesaplar istediği kadar tweet atsın, algoritmalar istedikleri kadar manipülasyon yapsın; 168 kız çocuğunun cenazesindeki o derin sessizlik ve öfke her türlü dijital gürültüden daha gerçek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><br>İranlı kadınların kurtuluşu, emperyalist bir işgalin küllerinden değil; kendi öz güçleriyle, üretimle ve bağımsız bir vatanın onurlu geleceğiyle yükselecektir. Bombalar sadece yıkacak özgürlüğü ise sadece emek ve direnç inşa edecek.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><br>&#8220;Yaşasın Bağımsız İran, Yaşasın Üreten ve Direnen Kadınlar!&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/yasasin-bagimsiz-iran-yasasin-ureten-ve-direnen-kadinlar/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İRAN VURUYOR, ABD ÇÖKÜYOR!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/iran-vuruyor-abd-cokuyor</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/iran-vuruyor-abd-cokuyor#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 16:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79649</guid>

					<description><![CDATA[ABD – İsrail’in &#8220;geçilmez&#8221; denilen o savunma sistemlerinin aslında koca bir balon olduğunu, İran tüm dünyaya gösteriyor. İran&#8217;ın füzeleri sadece hedefleri değil, yıllardır kurulan o &#8220;yenilmezlik&#8221; masalını da yerle bir etti. ABD ve İsrail&#8217;in askeri zorbalıkla herkesi dize getirdiği o devir, artık geri dönmemek üzere kapandı. 1. ABD’nin Ekonomik İntiharı ABD’nin bölgedeki en büyük kozu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"><strong>ABD – İsrail’in &#8220;geçilmez&#8221; denilen o savunma sistemlerinin aslında koca bir balon olduğunu, İran tüm dünyaya gösteriyor. İran&#8217;ın füzeleri sadece hedefleri değil, yıllardır kurulan o &#8220;yenilmezlik&#8221; masalını da yerle bir etti. ABD ve İsrail&#8217;in askeri zorbalıkla herkesi dize getirdiği o devir, artık geri dönmemek üzere kapand</strong>ı.</h3>



<h3 class="wp-block-heading">1. ABD’nin Ekonomik İntiharı</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin bölgedeki en büyük kozu olan Patriot ve THAAD gibi milyar dolarlık hava savunma sistemleri, İran’ın asimetrik taktikleri karşısında stratejik bir felç yaşamaktadır. Sadece 35 bin dolarlık maliyeti olan ucuz droneları düşürmek için 1,4 milyon dolarlık füzelerin fırlatılması, savunma ekonomisini sürdürülemez bir noktaya taşımıştır. Bu durum, ABD’nin müttefiklerine vaat ettiği &#8220;güvenlik şemsiyesinin&#8221; aslında delik olduğunu gösterdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD&#8217;nin İran ile girdiği bu askeri hesaplaşmanın faturası baş döndürücü bir hızla kabarıyor. Sadece ilk 24 saatlik saldırının maliyeti 779 milyon doları bulurken, ilk haftada harcanan toplam miktar 10 milyar doları aşmış durumda; bu bütçenin 4 milyar doları ise sadece İran füzelerini durdurmak için kullanılan pahalı savunma sistemlerine gitti. Düşen jetler, günlük işletme gideri 11 milyon doları bulan uçak gemileri ve bir saatlik uçuş maliyeti 150-200.000 dolar bandında olan B-2 Spirit uçaklarının masrafı da eklenince, ABD ekonomisi eşi benzeri görülmemiş bir mali yükle karşı karşıya kaldı. ABD savaşa devam edebilmek için günlük asgari bir milyar dolar para harcıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">2. Üsler Vuruluyor, Coniler Tabuta Giriyor</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Katar’dan Bahreyn’e, Kuveyt’ten Suudi Arabistan’a kadar bölgeyi bir ağ gibi saran ABD askeri varlığı, bugün artık bir güç gösterisi değil, açık birer hedef haline geldi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>El-Udeid (Katar):</strong>&nbsp;CENTCOM’un ileri karargâhı olan ve 10 bin askere ev sahipliği yapan bu devasa tesis, İran kaynaklarına göre ağır bir darbe aldı ve 200’den fazla kayıp verdi.</li>



<li><strong>Beşinci Filo (Bahreyn) ve Prens Sultan Üssü (Suudi Arabistan):</strong>&nbsp;Bu noktaların harabeye dönmesi, ABD’nin bölgedeki operasyonel kabiliyetini temelinden sarsmış durumda.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Trump yönetimi; tabut görüntülerini ve kesin ölü sayılarını gizleyerek kamuoyu baskısını yönetmeye çalışsa da sahadaki gerçeklik, ABD askerlerinin artık açık hedef olduğunu tescilledi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">3. İran Halkı Ayakta</h3>



<p class="wp-block-paragraph">ABD ve İsrail yıllardır İran’ın içinde Mossad ajanları ve Şahlık rejimini destekleyen gruplar ile iç karışıklık yaratmaya çalışıyordu. Savaşın başladığı andan itibaren meşru hükümeti destekleyen İran halkı caddeleri ve meydanları doldurdu; yer yer isabet eden füzelere rağmen meydanlardan geri kalmıyorlar. Türkiye ve başka ülkelerde yaşayan İranlılar, savaşın ilk gününden itibaren ülkelerine geri dönmeye başladı. Yapılan röportajlarda genç, yaşlı, kadın veya erkek fark etmeksizin toplumun her kesimi; ABD ve İsrail’e karşı hükümetin yanında olduklarını ve mücadelenin sonuna kadar sürmesi gerektiğini vurguluyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">4. İsrail Tarumar Oldu</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail’in Demir Kubbe&#8217;si ve ABD’den aldığı savunma sistemleri, savaşın ilk günlerinde kevgire döndü. İsrailliler artık sığınaklarından çıkamıyor; çıkanlar ise ülkeyi terk edip Güney Kıbrıs, ABD ve başka ülkelere sığınıyor. Bazı noktalarda enkazların sığınak giriş çıkışlarını kapattığı ve içerideki İsraillilerin çıkamadığı durumlar oluyor. Binyamin Netanyahu’nun ise 28 Şubat’tan bu yana nerede olduğu bilinmiyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">5. Hürmüz Boğazı ve Lojistik Felç</h3>



<p class="wp-block-paragraph">İran’ın Hürmüz Boğazı’nu kapatması, dünya enerji arzının %20’sini İran’ın insafına bırakmıştır. Bu durum, ABD’nin lojistik hatlarını koparmış ve ticaret güzergâhlarını işlevsiz kılmıştır. Cebel Ali Limanı gibi devasa lojistik merkezlerin hedef alınması, ABD Donanması’nın ikmal yeteneğini bitirme noktasına getirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sonuç: Sistem Artık Çalışmıyor</h3>



<p class="wp-block-paragraph">Bir yanda 4 trilyon dolar harcayarak yıkan ve bu süreçte kendi savunma stoklarını tüketen bir ABD; diğer yanda ise düşük maliyetli teknolojilerle rakibini ekonomik bir kara deliğe çeken İran ve bu boşluğu sessizce inşa ederek dolduran Çin bulunmaktadır. ABD’nin kamu borcunun 39 trilyon dolara dayanması ve kendi kamuoyunda savaşa verilen desteğin %30’ların altına inmesi, bu savaşın mali ve insani bedelinin Washington tarafından taşınamayacağını gösteriyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Özetle; askeri sistemleri tarumar olan, müttefikleri tarafından terk edilen ve her geçen gün daha fazla askerini kaybeden &#8220;Epstein ittifakı&#8221; için İran karşısında bir &#8220;zafer&#8221; ihtimali, artık yerini stratejik bir geri çekilme ve hegemonya kaybına bırakmıştır. Bu noktadan sonra İran’ın attığı tokadın etkisi farklı coğrafyalarda da hissedilecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/iran-vuruyor-abd-cokuyor/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Nihilist penguen’ bize ne anlatıyor?</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/nihilist-penguen-bize-ne-anlatiyor</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/nihilist-penguen-bize-ne-anlatiyor#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kayahan Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 07:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79591</guid>

					<description><![CDATA[“Nihilist penguen”in ölüm yürüyüşü sosyal medyada “toplumsallığın zulmüne” karşı “birey olmanın ölümü göze alan asaleti”ne dönüştürülüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Sosyal medyada bir süredir milyonlarca kez paylaşılan bir görüntü var. Su kaynağına doğru ilerleyen penguen sürüsünden ayrılan ve kendisi için hayatın olmadığı dağlara doğru tek başına yürüyen penguenin görüntüsü. Görüntü, 2007 yılında Werner Herzog tarafından çekilen “Encounters at the End of the World” isimli Antarktika’daki yaşamı anlatan belgeselden alınma.<br><br>Penguenin yürüyüşü her yerde paylaşıldı; belediyeler, ünlü markalar, siyasi partiler penguen üzerinden espriler yaptı, videolar hazırladı&#8230; Bu penguene bazı isimler de takıldı: ‘yalnız penguen’, ‘nihilist penguen’ vb. Bizce penguenin tavrına en uygun isim ‘nihilist penguen’. Çünkü türdeşlerinden uzağa, kendisi için hayat olmayan bir noktaya, bir nevi yok oluşa doğru anlamsız bir yürüyüş yapıyor. Evrende ve yaşamda herhangi bir anlamlı öz aramanın anlamsız bir çaba olduğunu savunan nihilizmin tavrıyla paralel bir tavrı var desek, penguen dostumuza haksızlık etmiş olmayız.<br></p>



<h3 class="wp-block-heading">P<strong>ENGUEN NEREYE YÜRÜYOR?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph">“Nihilist penguen”in paytak paytak tatlı yürüyüşüyle ya da belgeseli çekenlerin ilgisini çeken tavrıyla bir problemimiz yok elbette. Asıl ilgi çekici olan “nihilist penguen”in ölüm yürüyüşünün sosyal medyada “toplumsallığın zulmüne” karşı “birey olmanın ölümü göze alan asaleti”ne dönüştürülmesi.<br><br>Sıkça yapılan bazı yorumlar şöyle: “İşte kendini ait hissedemediği bir yerden yok olmayı göze alarak asilce yürüyen penguen”, “Biz de keşke senin gibi olabilsek”, “Toplumun baskısının onu öğütmesine izin vermeyip onlardan ayrılıyor, hangimiz bu kadar cesur olabiliyoruz” vs vs. Penguenin normalin dışındaki davranışı birdenbire sosyal medyanın bireyci rüzgarında “toplumun öğütücülüğüne karşı” bir simge haline gelebiliyor.<br><br>İşte birey olmakla bireycilik arasındaki kalın çizgiyi gösteren bir olay daha. Bireyci ideoloji sürüden ayrılan penguenin yok olmaya ve ölüme yürümesini kutsallaştırabiliyor. Onlar için mutlak şer ve zorbalık kaynağı olan “toplumu” dağıtan ve bireyi un ufak eden her şey mübah. Peki birey olmak böyle bir şey mi? Sağlıklı ve mutlu bir birey olmanın yolu sağlıklı bir kolektifin içinde, yabancılaşmadan arınmış bir toplumsal ilişki ağına sahip olmaktan geçmiyor mu? Tarih ve doğa bize, ait oldukları toplumun ortak kaderi için türlü fedakârlıklar yapan “bireylerin” hikayesini anlatır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>TURNA KATARININ TAVRI VE PENGUEN KOLONİSİNİN YÖNÜ</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><br></strong>Madem hayvanlardan başladık onlardan devam edelim<br><br>Turna katarlarının örneğini sık sık veririz birbirimize. Turna katarı uçarken bir öncü turna katarın en önüne geçer ve rüzgârı göğüsler. Onun rüzgârı göğüslemesi sayesinde arkadakiler daha rahat ilerler. Bu zor bir görevdir, nefes tüketir. Ve bu öncü turna nefesi tükenene kadar görevini sürdürür. Onun nefesi bitip düştüğünde arkadan yeni bir nöbetçi nöbeti devralır ve katar yoluna böyle devam eder. Turnalar toplulukları için fedakârlık yaparak yolun güvenli geçmesini sağlarlar.<br><br>Cemal Süreya’nın dizelerindeki “donmasın diye suya nöbetleşe kanat vuran yaban ördekleri”, yine kolektifin ortak amacı için görev üstlenmenin doğadaki bir ifadesidir. Su kaynağına doğru topluca ilerleyen penguen kolonisi de benzerdir; o zorlu kutup şartlarında avlanmak, hayatta kalmak için kolektif hareket etmek bir tercih değil zorunluluktur. Doğa, türlerin hayatta kalmak için dayanışmasının örnekleriyle doludur.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>NAZIM’IN ‘İLK HÜCUMDA DÜŞEN NEFERİ’ FARKLI MI?</strong></h3>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><br></strong>“Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,</p>



<p class="wp-block-paragraph">diyelim ki, cephedeyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha orda ilk hücumda, daha o gün</p>



<p class="wp-block-paragraph">yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,</p>



<p class="wp-block-paragraph">fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz</p>



<p class="wp-block-paragraph">belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.”<br><br>Nazım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” başlıklı şiirinde anlattığı bu “ilk hücumda düşen neferin” hikayesi biz insanların dünyasında “dövüşülmeye değer bir şeyler için” yani aynı ülküleri, aynı ekmeği, aynı toprağı, aynı kültürü, aynı dili, aynı mirası paylaştığımız insanlar için, milletimiz için, padişahın/kralın mülkü değil; o milletin üzerinde ekip biçerek emeğiyle yücelttiği “vatan için”, mensubu olduğumuz toplumun hürriyeti, geleceği ve refahı için kendini feda etmenin turna katarından farklı olmayan bir örneği değil mi?<br><br>Ya aynı şiirdeki “kocaman gözlükleri ve beyaz önlüğüyle bir laboratuvarda, yüzünü bile görmediği insanlar için ölebilen” bilim insanı? Hem de “en gerçek, en güzel şeyin yaşamak olduğunu bildiği halde”.<br><br>Peki bu tavır sadece şiirlerde ve dizelerde mi vardı? O şiirlerin içinden çıktığı bir gerçek “Kuvayı Milliye Destanı” yok muydu?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/nihilist-penguen-bize-ne-anlatiyor/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LGBT İDEOLOJİSİNE KARŞI OLMAK “FAŞİSTLİK” Mİ?</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/lgbt-ideolojisine-karsi-olmak-fasistlik-mi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/lgbt-ideolojisine-karsi-olmak-fasistlik-mi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlyas Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 09:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79588</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de LGBT ideolojisi özelinde öyle bir iklim yaratıldı ki; bilimsel bir gerçeği dile getirmek, aile kurumunu savunmak ya da çocukların geleceği hakkında endişe duymak adeta bir &#8220;suç&#8221; haline getirildi. TRT’nin uluslararası platformu Tabii’de yayınlanan &#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221; belgeseli, bu konuda kurulan ideolojik hegemonyaya karşı, toplumların geniş kesimlerinin haklı kaygılarını ve bilimsel verileri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de LGBT ideolojisi özelinde öyle bir iklim yaratıldı ki; bilimsel bir gerçeği dile getirmek, aile kurumunu savunmak ya da çocukların geleceği hakkında endişe duymak adeta bir &#8220;suç&#8221; haline getirildi. TRT’nin uluslararası platformu Tabii’de yayınlanan &#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221; belgeseli, bu konuda kurulan ideolojik hegemonyaya karşı, toplumların geniş kesimlerinin haklı kaygılarını ve bilimsel verileri merkeze alan güçlü bir itiraz olarak karşımıza çıkıyor.<br>Peki, nedir bu &#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221;? LGBT meselesi, iddia edildiği gibi sadece bireylerin hür iradelerindeki tercihleri mi, yoksa toplumun sinir uçlarını hedef alan küresel bir siyasi program mı?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün kendisini &#8220;ilerici&#8221; veya &#8220;özgürlükçü&#8221; olarak tanımlayan pek çok kişi, bu ideolojiye karşı durmayı &#8220;gericilik&#8221; veya &#8220;faşistlik&#8221; olarak kodluyor. Ancak burada şu soruyu tartışmaya açmak lazım: Bir ideoloji; bilimi reddediyor, aileyi bir &#8220;baskı aracı&#8221; olarak görüyor ve kendi dogmalarına karşı çıkan herkesi linç ediyorsa, asıl faşizm nerede başlamaktadır?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizim meselemiz, tek tek bireylerin yaşam tarzı veya şahsi tercihleri değildir. Bizim meselemiz; insan doğasına, çocukların saf dünyasına ve ulus devletin temel taşı olan aileye karşı açılmış olan o çok renkli olduğu kadar birçok hedefi de olan ideolojik dayatmadır. Bu yazıda, belgeselin de izini sürerek, gökkuşağı bayrağının ardındaki küresel sermayeyi, bilimin nasıl emperyalizmin hizmetinde siyasallaştığını ve bu kuşatmanın neden bir &#8220;özgürlük&#8221; değil, emperyalist bir &#8220;dayatma&#8221; olduğunu tek tek inceleyeceğiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>“Eleştireni ‘İptal Et’, Aykırı Sesi Sustur!&#8221;</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT ideolojisi, her ne kadar &#8220;hoşgörü&#8221; ve &#8220;kapsayıcılık&#8221; sloganlarıyla yola çıksa da belgeselin ilk bölümünde çarpıcı örneklerle gördüğümüz üzere, kendisinden farklı düşünenlere karşı tarihin en modern ve sistematik baskı mekanizmalarından birini işletiyor. Bugün Batı dünyasında, hatta artık ülkemizde de bir akademisyenin, bir yazarın ya da bir hekimin &#8220;insan iki cinsiyetli bir canlıdır&#8221; demesi, kariyerinin sona ermesi için yeterli bir sebep sayılabiliyor. Ancak bu baskı rejimi, ideolojinin gücünden değil, aksine bilimsel zemindeki zayıflığından kaynaklanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Buna günümüz literatüründe &#8220;İptal Kültürü&#8221; (Cancel Culture) deniyor. Ancak bu, basit bir sosyal medya dışlaması değildir. Bu, aydınlanmanın ve bilimin temel taşı olan &#8220;şüphe duyma&#8221; ve &#8220;tartışma&#8221; hakkına vurulmuş bir prangadır. Belgeselde tanıklık ettiğimiz, üniversitelerden atılan veya toplumsal linçe uğrayan uzmanların ortak bir özelliği var: Hiçbiri bir nefret söyleminde bulunmuyor; sadece bilimsel verileri ve fıtratı savunuyorlar.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada gözden kaçırılmaması gereken bir hakikat vardır: Batı üniversitelerindeki &#8220;İptal Kültürü&#8221; bir sonuç değil, bir kuşatma girişimidir. LGBT ideolojisi hakim bir mutlak güç değil; aksine birçok ülkede devletler ve toplumlar bu yıkıcı akıma karşı şimdiden harekete geçmiş vaziyettedir. Rusya’dan Macaristan’a, Orta Asya’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada devletler, toplumunun geleceğini korumak adına hukuki ve siyasi önlemleri artırmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT’yi “özgürlük” olarak görenlere şunu sormalıyız: Farklı bir fikir beyan ettiğinde sizi &#8220;yok etmeye&#8221; çalışan bir yapı mı özgürlükçüdür, yoksa toplumu korumak adına bilimsel gerçekleri haykıranlar mı? LGBT ideolojisi bir inanç sistemi gibi dokunulmazlık talep ederek eleştiri getireni anında &#8220;faşist&#8221;, “gerici” veya &#8220;homofobik&#8221; ilan edip tartışma dışı bırakmak istese de bu dayatma duvara çarpmıştır. Emperyalizm, bu &#8220;düşünce terörü&#8221; aracılığıyla toplumun direnç odaklarını, özellikle de aydınlarını ve üniversitelerini esir almayı hedeflese de dünyada yükselen milli direnç odakları bu kuşatmayı yarmaktadır. Mesele, bu ideolojinin hakimiyeti değil, ona karşı alınacak önlemlerin kararlılıkla artırılması ve milli devletin koruma kalkanının güçlendirilmesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Fıtrata Savaş Açmak</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT ideolojisinin en temel dayanağı, cinsiyetin biyolojik bir gerçeklik değil, bireyin kendi içinde hissettiği bir &#8220;toplumsal kurgu&#8221; olduğu iddiasıdır. Ancak belgeselin ikinci bölümünde bilim insanlarının da vurguladığı üzere, doğa kendi kanunlarını ideolojik sloganlara göre belirlemez. İnsan türü, her hücresinde taşıdığı XX (kadın) ve XY (erkek) kromozomlarıyla iki cinsiyetli bir canlıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT ideolojisine dair kafasında soru işareti olanlar için bu konuyu netleştirelim: Cinsiyet, sabah uyandığımızda hissettiğimiz bir duygu veya sonradan seçtiğimiz bir &#8220;kimlik&#8221; değildir. Doğumdan önce belirlenmiş; kemik yapımızdan beyin fonksiyonlarımıza, hormon sistemimizden metabolizmamıza kadar tüm varlığımızı şekillendiren maddi bir temeldir. Bugün bu gerçeği dile getirmek, &#8220;bilim karşıtlığı&#8221; gibi sunulsa da asıl bilim dışılık, milyarlarca yıllık evrimsel ve biyolojik süreci reddetmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki, neden biyolojik gerçekliğe bu denli şiddetli bir savaş açılıyor? Çünkü insanı biyolojik köklerinden koparmak, onu her türlü manipülasyona açık, köksüz bir &#8220;tüketici nesne&#8221; haline getirmenin ilk adımıdır. Eğer cinsiyet bile akışkan ve belirsiz bir hale getirilirse, toplumun en küçük birimi olan ve biyolojik sürekliliği sağlayan aile kurumu da meşruiyetini yitirir. Burada mesele bireylerin kendilerini nasıl tanımladığından öte, bilimin emperyalist bir ajanda uğruna tahrif edilmesidir.<br>Maddi gerçeğin olmadığı yerde özgürlük değil, sadece kurgulanmış bir kaos vardır. Biyolojik cinsiyeti inkar etmek, sadece doğaya değil, toplumsal yapının tutarlılığına da indirilmiş bir darbedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>İnsanı Kendisine ve Toplumuna Yabancılaştıran “Özgürlük”</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT ideolojisinin hedef tahtasında sadece aile kurumu veya toplumsal yapının kılcalları bulunmuyor; saldırı doğrudan insanın özüne ve varlığına yöneliktir. Bu projenin esas gayesi, bireyi toplumdan ve kendinden soyutlayarak onu derin bir yabancılaşma sarmalına itmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu ideolojik dayatma, bireyi önce biyolojik gerçekliğine yabancılaştırmakta, onu kendi bedeniyle kavgalı hale getirmektedir. Kendi fiziksel varlığıyla barışık olmayan, aynadaki aksine &#8220;yanlış beden&#8221; gözüyle bakan birey; doğal bir sonuç olarak önce kendine, sonra çevresindeki insanlara ve en nihayetinde yaşadığı topluma yabancılaşmaktadır. İnsanı doğasından koparan bu süreç, sadece bir kimlik karmaşası değil, beraberinde ağır psikolojik faturalar getiren bir yıkım silsilesidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cinsiyetine yabancılaştırılan bireyin yaşadığı bu derin iç kavga; bunalımları, şiddet eğilimini, madde ve alkol bağımlılığını tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. &#8220;Kendini bulma&#8221; vaadiyle çıkılan bu yolun sonunda, birey toplumun dayanışma bağlarından koparılarak yapayalnız bırakılmaktadır. Çünkü köksüzleşen, kendine ve değerlerine yabancılaşan insan; küresel sistemin ve tüketim çarklarının en savunmasız, en kolay yönetilebilir malzemesidir. Dolayısıyla karşımızdaki tablo bir &#8220;özgürleşme&#8221; hikayesi değil, bireyin kendi varoluşuna karşı kışkırtıldığı sinsi bir soyutlanma operasyonudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Gökkuşağı Altındaki Kasa</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Pek çok kişi LGBT meselesini bir &#8220;insan hakları&#8221; mücadelesi sanırken, madalyonun diğer yüzünde milyarlarca dolarlık küresel bir endüstri dönüyor. Belgeselde de çarpıcı bir şekilde işlendiği üzere, cinsiyet uyum süreci dediğimiz şey; sadece cerrahi müdahalelerden ibaret değil, bireyi ömrü boyunca ilaç tekellerine (Big Pharma) bağımlı kılan bir sistemdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ergenlik engelleyicilerle başlayan, hormon haplarıyla devam eden ve ağır ameliyatlarla süren bu yolculukta; &#8220;özgürlüğüne kavuştuğu&#8221; söylenen birey, aslında küresel ilaç şirketleri için &#8220;ömür boyu müşteri&#8221; haline getirilmektedir. Bir insanın kendi biyolojik doğasına müdahale ettirmesi, tıbbi olarak geri dönüşü çok zor ve maliyeti çok yüksek bir bağımlılık döngüsünü başlatır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesele sadece ilaç sektörüyle de sınırlı değil. Bugün dünyanın en büyük yatırım fonlarının (BlackRock, Vanguard vb.) şirketlere yatırım yaparken &#8220;ESG&#8221; (Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim) puanlaması adı altında LGBT ajandasını dayatması bir tesadüf müdür? Küresel sermaye, neden &#8220;gökkuşağı&#8221; renklerine aşık olmuştur?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cevap nettir: Emperyalizm, ulus devletlerin direncini kırmak ve toplumun temeline darbe vurmak için kimlik siyasetini kullanırken, aynı zamanda bu süreci yeni bir pazar alanına dönüştürmektedir. Aileden koparılan, kimliği akışkan hale getirilen ve sürekli olarak &#8220;kendini bulmak&#8221; için tüketime yönlendirilen birey, sistem için en ideal piyasa nesnesidir. Dolayısıyla karşımızdaki yapı sadece kültürel değil, aynı zamanda son derece kâr odaklı, sınıfsal bir dayatmadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Emperyalizm Sadece Tank, Top, Tüfekle Saldırmıyor</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT ideolojisi, günümüzde milli devletlerin kapısını &#8220;demokrasi&#8221;, &#8220;insan hakları&#8221; ve &#8220;özgürlük&#8221; gibi parlatılmış kavramlarla çalıyor. Ancak bu kavramların ambalajı açıldığında, altından ulus devletin hukuki egemenliğini tasfiye etmeye yönelik sinsi bir operasyon çıkıyor. Belgeselin &#8220;Hukuk ve Siyaset&#8221; bölümünde de işaret edildiği üzere; Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi üst yapılar üzerinden dayatılan metinler, birer hukuk reformu değil, milli devletin anayasal zırhında açıklar yaratma girişimidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunun en somut ve taze örneği, yıllarca tartışılan İstanbul Sözleşmesi ve onun türevi olan muğlak hukuki kavramlardır. &#8220;Toplumsal cinsiyet&#8221; gibi bilimsel temeli olmayan safsatalarla bir ülkenin aile hukuku ve toplumsal değerleri, küresel merkezlerin denetimine açılmak istenmiştir. Bu durum, bir hak arayışından ziyade, bir ülkenin iç işleyişine, anayasasına ve aile yapısına yapılan doğrudan bir müdahaledir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki, neden Türkiye gibi ülkeler, kendi toplumsal değerleri ve anayasal düzenleri olmasına rağmen uluslararası sözleşmelerdeki &#8220;toplumsal cinsiyet&#8221; gibi safsatalarla köşeye sıkıştırılmak isteniyor? Cevap, emperyalizmin önündeki en büyük engel olan milli devletleri yıkmak için kullandığı &#8220;yumuşak güç&#8221; (soft power) stratejisinde gizlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD emperyalizmi bir yandan Doğu Akdeniz’den, Ege’den namlularıyla milli devleti hedef alırken bir yandan da milletin hukuk sistemini ve kültürel kodlarını &#8220;evrensel normlar&#8221; bahanesiyle dönüştürerek içeriden zayıflatmayı hedefler. Bu ideolojik kuşatma, hukuk sistemini bir &#8220;baskı aracı&#8221; olarak kullanıyor. &#8220;Nefret söylemi&#8221; kavramının sınırları o kadar genişletiliyor ki; biyolojik gerçekleri savunmak veya aile kurumunu korumak için yasal düzenleme istemek bile &#8220;suç&#8221; kategorisine sokulmaya çalışılıyor. LGBT lobileri eliyle yürütülen bu faaliyetler, milli devletin aile üzerindeki koruma kalkanını kaldırmayı ve toplumu bir arada tutan bağları koparıp, insanları tek başına, savunmasız ve örgütsüz bırakmayı hedefliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Sahte Özgürlükten Acı Gerçeğe</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">LGBT ideolojisinin pırıltılı reklamlarında asla göremeyeceğiniz, belgeselin ise en çarpıcı kısmını oluşturan bir gerçek var: Detransition, yani cinsiyet uyum sürecinden pişman olup özüne dönmek isteyenler. Bu insanlar, &#8220;kendin ol&#8221; sloganlarıyla hormon haplarına ve ameliyat masalarına itilen, ancak yolun sonunda telafisi mümkün olmayan bedensel ve ruhsal hasarlarla baş başa kalan gençlerdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu süreç iddia edildiği gibi tamamen &#8220;bilimsel&#8221; ve &#8220;özgürleştirici&#8221; ise, neden pişman olan gençlerin sesleri sistem tarafından sistematik olarak bastırılıyor? Belgeselde konuşan mağdurların ortak feryadı aynı: &#8220;Bana sadece seçenekler sunuldu ama riskler anlatılmadı; ergenlik bunalımlarım bir kimlik meselesi gibi sunuldu.&#8221;</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mesele, bir insanın hayatıyla kumar oynamaktır. Geri dönüşü olmayan ameliyatlar, ömür boyu süren ağrılar ve kısırlık&#8230; &#8220;Özgürlük&#8221; adına bir insanın üreme yeteneğini elinden almak, onu tıbbi bir bağımlılığa mahkûm etmek hangi vicdana sığar? Hangi özgürlük masalı bunu açıklar? Bu pişmanlık hikayeleri, LGBT ideolojisinin bir &#8220;insan hakları&#8221; hareketi değil, insan doğasını tahrip eden yıkıcı bir deney olduğunu kanıtlıyor.<br>Burada hedefimiz bireyleri yargılamak değil, bu yıkım çarkına girmelerini önlemektir. Küresel sistemin sunduğu &#8220;sahte kimlikler&#8221; bir çözüm değil, birer tuzaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Senin ve Toplumun Geleceği için LGBT İdeolojisine Karşı Örgütlen</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">&#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221; belgeselinin bizlere gösterdiği en net gerçek şudur: Karşımızda masum bir tercih veya bir kültürel değişim değil; merkezinde emperyalist sistemin, ilaç tekellerinin ve uluslararası lobilerin bulunduğu küresel bir taarruz vardır. Bu taarruzun hedefi, insanı biyolojik hakikatinden koparmak, aileyi dağıtmak ve toplumu savunmasız bırakarak köksüzleştirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Peki, bu devasa kuşatmaya karşı bireysel kaygılarla veya sadece izleyerek karşı durulabilir mi? Hayır! Emperyalizm örgütlü bir güçse, ona karşı ancak daha güçlü ve disiplinli bir örgütlenmeyle yanıt verilebilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gerçek özgürlük; küresel sistemin sunduğu sahte, bunalımlı ve köksüz kimliklerde değil; üretimde, bilimde, milli kültürde ve vatan savunmasındadır. Arkadaşım; seni tüketim nesnesi haline getirmek, zihnini bulandırmak ve ailene, doğana, vatanına yabancılaştırmak isteyen bu akımlara karşı tek başına değilsin. Bu ideolojik dayatmayı püskürtmek, bilimsel hakikati savunmak ve geleceğini kurtarmak için Türkiye Gençlik Birliği’nde örgütlen!</p>



<p class="wp-block-paragraph">İlyas Yılmaz<br>TGB Genel Başkan Yardımcısı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/lgbt-ideolojisine-karsi-olmak-fasistlik-mi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emperyalizmin Sakıncalı Piyadesi: Uğur Mumcu</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Sezen Sezgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 14:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725</guid>

					<description><![CDATA[U&#287;ur Mumcu bir memur &#231;ocu&#287;u olarak 1942 y&#305;l&#305;nda K&#305;r&#351;ehir&#8217;de d&#252;nyaya geldi. &#199;ocuklu&#287;undan beri her zaman ba&#351;ar&#305;l&#305;, disiplinli sorgulayan bir &#246;&#287;renciydi. Daha lise y&#305;llar&#305;nda Bah&#231;elievler Deneme Lisesi&#8217;nde okurken arkada&#351;&#305; Do&#287;u Perin&#231;ek&#8217;in &#231;&#305;kard&#305;&#287;&#305; Kar&#305;nca Karar&#305;nca duvar gazetesinde yaz&#305; faaliyetlerine ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; bile. U&#287;ur Mumcu&#8217;nun o zamanlardan T&#252;rk ayd&#305;nlar&#305;n&#305;n aras&#305;nda parmakla g&#246;sterilecek bir &#246;rne&#287;i olaca&#287;&#305; belliydi. Bir Cumhuriyet Ayd&#305;n&#305; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>U&#287;ur Mumcu bir memur &ccedil;ocu&#287;u olarak 1942 y&#305;l&#305;nda K&#305;r&#351;ehir&rsquo;de d&uuml;nyaya geldi. &Ccedil;ocuklu&#287;undan beri her zaman ba&#351;ar&#305;l&#305;, disiplinli sorgulayan bir &ouml;&#287;renciydi. Daha lise y&#305;llar&#305;nda Bah&ccedil;elievler Deneme Lisesi&rsquo;nde okurken arkada&#351;&#305; Do&#287;u Perin&ccedil;ek&rsquo;in &ccedil;&#305;kard&#305;&#287;&#305; Kar&#305;nca Karar&#305;nca duvar gazetesinde yaz&#305; faaliyetlerine ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; bile. U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun o zamanlardan T&uuml;rk ayd&#305;nlar&#305;n&#305;n aras&#305;nda parmakla g&ouml;sterilecek bir &ouml;rne&#287;i olaca&#287;&#305; belliydi.</p>
<p><strong>Bir Cumhuriyet Ayd&#305;n&#305;</p>
<p></strong>Mumcu, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde g&ouml;rmekte zorluk &ccedil;ekti&#287;imiz bir ayd&#305;n &ouml;rne&#287;iydi, ayaklar&#305; bu topraklara basan biriydi. Hayat&#305; T&uuml;rk devriminin birikimlerini, Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;, bilimi ve vatanseverli&#287;i savunmakla ge&ccedil;ti. T&uuml;rk milletinin menfaatine olmayan her t&uuml;rl&uuml; &#351;eyin tam kar&#351;&#305;s&#305;nda konumland&#305;. Amerikanc&#305; b&uuml;t&uuml;n m&uuml;dahalelerin fark&#305;ndayd&#305;. En b&uuml;y&uuml;k hedefi ise cesur gazetecili&#287;i ile T&uuml;rk milletini ayd&#305;nl&#305;&#287;a &ccedil;&#305;karmakt&#305;. Vatan&#305; ve milleti i&ccedil;in &ccedil;al&#305;&#351;maktan hi&ccedil;bir zaman geri durmad&#305; ve tam ba&#287;&#305;ms&#305;z, demokratik T&uuml;rkiye m&uuml;cadelesinin en &ouml;n saflar&#305;nda yer ald&#305;.</p>
<p>U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;, teslimiyetin de&#287;il Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;n ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;d&#305;r. O; susmay&#305; erdem sayanlara kar&#351;&#305; konu&#351;may&#305;, geride durmay&#305; ak&#305;lc&#305;l&#305;k sananlara kar&#351;&#305; ileri at&#305;lmay&#305;, emperyalizme hizmet edenlere kar&#351;&#305; halk&#305;na hizmet etmeyi se&ccedil;ti. Cumhuriyet&rsquo;e bir hat&#305;ra olarak bakanlara, Alt&#305; Ok&rsquo;u duvarda bir tablo olarak g&ouml;renlere ve sahte Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;lere kar&#351;&#305; ya&#351;ayan bir m&uuml;cadele verdi. Bug&uuml;n, yazd&#305;klar&#305;na yeniden bakt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda anl&#305;yoruz ki U&#287;ur Mumcu i&ccedil;in her &#351;eyin &ouml;n&uuml;nde gelen tek mesele, vatan&#305;n b&ouml;l&uuml;nmez b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p><strong>M&uuml;cadelede &#304;&ccedil;inde Gazetecilik</p>
<p></strong>U&#287;ur Mumcu bir T&uuml;rk devrimcisinin yol haritas&#305;n&#305; &ccedil;izmek i&ccedil;in &ldquo;Her &#351;eye Atat&uuml;rk g&uuml;c&uuml;yle ve onuncu y&#305;l umuduyla ba&#351;layaca&#287;&#305;z, ba&#351;lamal&#305;y&#305;z&rdquo; demi&#351;ti Cumhuriyet gazetesindeki yaz&#305;s&#305;nda. Gazetecili&#287;inin temelinde ise halk&#305;n&#305;n &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri i&ccedil;in sava&#351;an bir bilin&ccedil; vard&#305;. Tarikat, Gladyo ve ter&ouml;r ile m&uuml;cadelesini de bu eksende ba&#351;latt&#305;. T&uuml;rkiye&rsquo;yi ABD hegemonyas&#305;na esir etmek isteyen yap&#305;lanmalar&#305;n planlar&#305;n&#305; tek tek de&#351;ifre etmi&#351;ti U&#287;ur Mumcu. 15 Temmuz Amerikanc&#305; darbe giri&#351;imini adeta &ouml;nceden g&ouml;rm&uuml;&#351; ve halk&#305;n&#305; &ldquo;Tarikatlara ve cemaatlere al&#305;nan gen&ccedil; &ccedil;ocuklar, 30 y&#305;l sonra General olacaklar ve Cumhuriyete kar&#351;&#305; ayaklanacaklar.&rdquo; diyerek uyarm&#305;&#351;t&#305;. ABD&rsquo;nin, NATO &uuml;zerinden T&uuml;rkiye&rsquo;nin somut &ccedil;&#305;karlar&#305;na ayk&#305;r&#305; bir g&uuml;venlik stratejisi dayatt&#305;&#287;&#305;n&#305; s&uuml;rekli dile getirdi. Buna kar&#351;&#305;n FET&Ouml;&#8217;n&uuml;n yay&#305;n organ&#305; Zaman gazetesi ise U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef alm&#305;&#351;t&#305;. Gazetenin man&#351;etini dev puntolarla &#8220;U&#287;ur Mumcu Ajan m&#305;?&#8221; yaz&#305;s&#305; s&uuml;sl&uuml;yordu. Ara&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; onlarca dosya; &ldquo;faili me&ccedil;hul&rdquo; cinayetler, mafya ili&#351;kileri, ter&ouml;r ve tarikat yap&#305;lanmalar&#305;&hellip; Hepsi mafya-gladyo-tarikat &uuml;&ccedil;geninin U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef tahtas&#305;na koymas&#305; i&ccedil;in bir sebepti. &#304;&#351;te bu sebeple emperyalizmin &ldquo;sak&#305;ncal&#305; piyadesi&rdquo; haline gelmi&#351;tir. ABD tertibinin ard&#305;ndan Mamak Cezaevinde ge&ccedil;irdi&#287;i g&uuml;nleri anlatt&#305;&#287;&#305; kitab&#305;na da bu ismi uygun g&ouml;rm&uuml;&#351;t&uuml; Mumcu.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;nin b&ouml;l&uuml;nmesi i&ccedil;in yap&#305;lan planlar, vatan&#305; i&ccedil;ten &ccedil;&uuml;r&uuml;ten yap&#305;lanmalara kar&#351;&#305; T&uuml;rk milletini birle&#351;tirmek i&ccedil;in m&uuml;cadele verdi. Bu y&uuml;zden de faili me&ccedil;hul denilen bir NATO cinayetiyle &#351;ehit edildi U&#287;ur Mumcu. T&uuml;rkiye&rsquo;nin NATO i&ccedil;in konumunun Asya devletlerine kar&#351;&#305; bir bek&ccedil;i ve ABD &ccedil;&#305;karlar&#305; i&ccedil;in Bat&#305; Asya&rsquo;da bir ma&#351;a olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; biliyordu.</p>
<p>Ter&ouml;r&uuml;n &uuml;lkede kol gezdi&#287;i, tarikatlar&#305;n itina ile devlet i&ccedil;erisine yerle&#351;tirdi&#287;i d&ouml;nemlerde, &ouml;rnek bir devrimcilik sergileyen U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun yaz&#305;lar&#305; bu sayede T&uuml;rk devrimcilerinin yoluna hala &#305;&#351;&#305;k tutmaktad&#305;r.</p>
<p><strong>K&acirc;hin De&#287;il Devrimci Ayd&#305;n</p>
<p></strong>B&uuml;t&uuml;n cesaretinin yan&#305; s&#305;ra U&#287;ur Mumcu i&#351;ini hakk&#305;yla yapan bir gazeteciydi, cemaat-ordu-devlet aras&#305;ndaki ili&#351;kileri a&ccedil;&#305;klarken, NATO planlar&#305;n&#305; ve PKK-CIA ili&#351;kilerini if&#351;a ederken her zaman bilime, belgeye ve ger&ccedil;eklere dayand&#305;. 15 Temmuz ger&ccedil;e&#287;ine dair y&#305;llar &ouml;ncesinden uyar&#305;lar yapmas&#305; U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun k&acirc;hin oldu&#287;una de&#287;il T&uuml;rk milletinin &ouml;nc&uuml;s&uuml;, devrimcisi oldu&#287;una kan&#305;tt&#305;r.</p>
<p>&ldquo;Derdi millet ile harab oldu ten<br />Neyleyeyim ikbali istikbali ben&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal&rsquo;in yak&#305;n dostu ve silah arkada&#351;&#305; &Ouml;mer Naci&rsquo;nin bu dizeleri U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun neden devrimci oldu&#287;una yerinde bir a&ccedil;&#305;klama getirir. Devrimcilik ve millet derdi, onu mal, m&uuml;lk ve makam ile kirlenmi&#351; bir gelecekten uzak tutmu&#351;, sat&#305;n al&#305;namayan bir ayd&#305;n ortaya &ccedil;&#305;kartm&#305;&#351;t&#305;r. Toprak e&#287;er u&#287;runda &ouml;lecekler varsa sat&#305;n al&#305;namayacak bir hale b&uuml;r&uuml;n&uuml;r ve vatan olur. U&#287;ur Mumcu topra&#287;&#305; vatan yapan devrimcilerden biri oldu.</p>
<p>24 Ocak 1993 y&#305;l&#305;nda Ankara Karl&#305; Sokak&rsquo;ta bir bomba sesi duyuldu, patlayan U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun arabas&#305;yd&#305;. O andan itibaren bize, T&uuml;rk gen&ccedil;li&#287;ine emperyalizme ve t&uuml;m ayg&#305;tlar&#305;na kar&#351;&#305; m&uuml;cadeleyi miras b&#305;rakt&#305;.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>U&#287;ur Mumcu bir memur &ccedil;ocu&#287;u olarak 1942 y&#305;l&#305;nda K&#305;r&#351;ehir&rsquo;de d&uuml;nyaya geldi. &Ccedil;ocuklu&#287;undan beri her zaman ba&#351;ar&#305;l&#305;, disiplinli sorgulayan bir &ouml;&#287;renciydi. Daha lise y&#305;llar&#305;nda Bah&ccedil;elievler Deneme Lisesi&rsquo;nde okurken arkada&#351;&#305; Do&#287;u Perin&ccedil;ek&rsquo;in &ccedil;&#305;kard&#305;&#287;&#305; Kar&#305;nca Karar&#305;nca duvar gazetesinde yaz&#305; faaliyetlerine ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; bile. U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun o zamanlardan T&uuml;rk ayd&#305;nlar&#305;n&#305;n aras&#305;nda parmakla g&ouml;sterilecek bir &ouml;rne&#287;i olaca&#287;&#305; belliydi.</p>
<p><strong>Bir Cumhuriyet Ayd&#305;n&#305;</p>
<p></strong>Mumcu, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde g&ouml;rmekte zorluk &ccedil;ekti&#287;imiz bir ayd&#305;n &ouml;rne&#287;iydi, ayaklar&#305; bu topraklara basan biriydi. Hayat&#305; T&uuml;rk devriminin birikimlerini, Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;, bilimi ve vatanseverli&#287;i savunmakla ge&ccedil;ti. T&uuml;rk milletinin menfaatine olmayan her t&uuml;rl&uuml; &#351;eyin tam kar&#351;&#305;s&#305;nda konumland&#305;. Amerikanc&#305; b&uuml;t&uuml;n m&uuml;dahalelerin fark&#305;ndayd&#305;. En b&uuml;y&uuml;k hedefi ise cesur gazetecili&#287;i ile T&uuml;rk milletini ayd&#305;nl&#305;&#287;a &ccedil;&#305;karmakt&#305;. Vatan&#305; ve milleti i&ccedil;in &ccedil;al&#305;&#351;maktan hi&ccedil;bir zaman geri durmad&#305; ve tam ba&#287;&#305;ms&#305;z, demokratik T&uuml;rkiye m&uuml;cadelesinin en &ouml;n saflar&#305;nda yer ald&#305;.</p>
<p>U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;, teslimiyetin de&#287;il Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;n ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;d&#305;r. O; susmay&#305; erdem sayanlara kar&#351;&#305; konu&#351;may&#305;, geride durmay&#305; ak&#305;lc&#305;l&#305;k sananlara kar&#351;&#305; ileri at&#305;lmay&#305;, emperyalizme hizmet edenlere kar&#351;&#305; halk&#305;na hizmet etmeyi se&ccedil;ti. Cumhuriyet&rsquo;e bir hat&#305;ra olarak bakanlara, Alt&#305; Ok&rsquo;u duvarda bir tablo olarak g&ouml;renlere ve sahte Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;lere kar&#351;&#305; ya&#351;ayan bir m&uuml;cadele verdi. Bug&uuml;n, yazd&#305;klar&#305;na yeniden bakt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda anl&#305;yoruz ki U&#287;ur Mumcu i&ccedil;in her &#351;eyin &ouml;n&uuml;nde gelen tek mesele, vatan&#305;n b&ouml;l&uuml;nmez b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p><strong>M&uuml;cadelede &#304;&ccedil;inde Gazetecilik</p>
<p></strong>U&#287;ur Mumcu bir T&uuml;rk devrimcisinin yol haritas&#305;n&#305; &ccedil;izmek i&ccedil;in &ldquo;Her &#351;eye Atat&uuml;rk g&uuml;c&uuml;yle ve onuncu y&#305;l umuduyla ba&#351;layaca&#287;&#305;z, ba&#351;lamal&#305;y&#305;z&rdquo; demi&#351;ti Cumhuriyet gazetesindeki yaz&#305;s&#305;nda. Gazetecili&#287;inin temelinde ise halk&#305;n&#305;n &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri i&ccedil;in sava&#351;an bir bilin&ccedil; vard&#305;. Tarikat, Gladyo ve ter&ouml;r ile m&uuml;cadelesini de bu eksende ba&#351;latt&#305;. T&uuml;rkiye&rsquo;yi ABD hegemonyas&#305;na esir etmek isteyen yap&#305;lanmalar&#305;n planlar&#305;n&#305; tek tek de&#351;ifre etmi&#351;ti U&#287;ur Mumcu. 15 Temmuz Amerikanc&#305; darbe giri&#351;imini adeta &ouml;nceden g&ouml;rm&uuml;&#351; ve halk&#305;n&#305; &ldquo;Tarikatlara ve cemaatlere al&#305;nan gen&ccedil; &ccedil;ocuklar, 30 y&#305;l sonra General olacaklar ve Cumhuriyete kar&#351;&#305; ayaklanacaklar.&rdquo; diyerek uyarm&#305;&#351;t&#305;. ABD&rsquo;nin, NATO &uuml;zerinden T&uuml;rkiye&rsquo;nin somut &ccedil;&#305;karlar&#305;na ayk&#305;r&#305; bir g&uuml;venlik stratejisi dayatt&#305;&#287;&#305;n&#305; s&uuml;rekli dile getirdi. Buna kar&#351;&#305;n FET&Ouml;&#8217;n&uuml;n yay&#305;n organ&#305; Zaman gazetesi ise U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef alm&#305;&#351;t&#305;. Gazetenin man&#351;etini dev puntolarla &#8220;U&#287;ur Mumcu Ajan m&#305;?&#8221; yaz&#305;s&#305; s&uuml;sl&uuml;yordu. Ara&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; onlarca dosya; &ldquo;faili me&ccedil;hul&rdquo; cinayetler, mafya ili&#351;kileri, ter&ouml;r ve tarikat yap&#305;lanmalar&#305;&hellip; Hepsi mafya-gladyo-tarikat &uuml;&ccedil;geninin U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef tahtas&#305;na koymas&#305; i&ccedil;in bir sebepti. &#304;&#351;te bu sebeple emperyalizmin &ldquo;sak&#305;ncal&#305; piyadesi&rdquo; haline gelmi&#351;tir. ABD tertibinin ard&#305;ndan Mamak Cezaevinde ge&ccedil;irdi&#287;i g&uuml;nleri anlatt&#305;&#287;&#305; kitab&#305;na da bu ismi uygun g&ouml;rm&uuml;&#351;t&uuml; Mumcu.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;nin b&ouml;l&uuml;nmesi i&ccedil;in yap&#305;lan planlar, vatan&#305; i&ccedil;ten &ccedil;&uuml;r&uuml;ten yap&#305;lanmalara kar&#351;&#305; T&uuml;rk milletini birle&#351;tirmek i&ccedil;in m&uuml;cadele verdi. Bu y&uuml;zden de faili me&ccedil;hul denilen bir NATO cinayetiyle &#351;ehit edildi U&#287;ur Mumcu. T&uuml;rkiye&rsquo;nin NATO i&ccedil;in konumunun Asya devletlerine kar&#351;&#305; bir bek&ccedil;i ve ABD &ccedil;&#305;karlar&#305; i&ccedil;in Bat&#305; Asya&rsquo;da bir ma&#351;a olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; biliyordu.</p>
<p>Ter&ouml;r&uuml;n &uuml;lkede kol gezdi&#287;i, tarikatlar&#305;n itina ile devlet i&ccedil;erisine yerle&#351;tirdi&#287;i d&ouml;nemlerde, &ouml;rnek bir devrimcilik sergileyen U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun yaz&#305;lar&#305; bu sayede T&uuml;rk devrimcilerinin yoluna hala &#305;&#351;&#305;k tutmaktad&#305;r.</p>
<p><strong>K&acirc;hin De&#287;il Devrimci Ayd&#305;n</p>
<p></strong>B&uuml;t&uuml;n cesaretinin yan&#305; s&#305;ra U&#287;ur Mumcu i&#351;ini hakk&#305;yla yapan bir gazeteciydi, cemaat-ordu-devlet aras&#305;ndaki ili&#351;kileri a&ccedil;&#305;klarken, NATO planlar&#305;n&#305; ve PKK-CIA ili&#351;kilerini if&#351;a ederken her zaman bilime, belgeye ve ger&ccedil;eklere dayand&#305;. 15 Temmuz ger&ccedil;e&#287;ine dair y&#305;llar &ouml;ncesinden uyar&#305;lar yapmas&#305; U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun k&acirc;hin oldu&#287;una de&#287;il T&uuml;rk milletinin &ouml;nc&uuml;s&uuml;, devrimcisi oldu&#287;una kan&#305;tt&#305;r.</p>
<p>&ldquo;Derdi millet ile harab oldu ten<br />Neyleyeyim ikbali istikbali ben&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal&rsquo;in yak&#305;n dostu ve silah arkada&#351;&#305; &Ouml;mer Naci&rsquo;nin bu dizeleri U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun neden devrimci oldu&#287;una yerinde bir a&ccedil;&#305;klama getirir. Devrimcilik ve millet derdi, onu mal, m&uuml;lk ve makam ile kirlenmi&#351; bir gelecekten uzak tutmu&#351;, sat&#305;n al&#305;namayan bir ayd&#305;n ortaya &ccedil;&#305;kartm&#305;&#351;t&#305;r. Toprak e&#287;er u&#287;runda &ouml;lecekler varsa sat&#305;n al&#305;namayacak bir hale b&uuml;r&uuml;n&uuml;r ve vatan olur. U&#287;ur Mumcu topra&#287;&#305; vatan yapan devrimcilerden biri oldu.</p>
<p>24 Ocak 1993 y&#305;l&#305;nda Ankara Karl&#305; Sokak&rsquo;ta bir bomba sesi duyuldu, patlayan U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun arabas&#305;yd&#305;. O andan itibaren bize, T&uuml;rk gen&ccedil;li&#287;ine emperyalizme ve t&uuml;m ayg&#305;tlar&#305;na kar&#351;&#305; m&uuml;cadeleyi miras b&#305;rakt&#305;.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Milliyetçilik’ maskesi takan NATO’culara Suriye dersleri</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kayahan Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 02:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724</guid>

					<description><![CDATA[Suriye&#8217;de tarihi geli&#351;meler ard&#305; ard&#305;na ya&#351;an&#305;yor. Suriye Cumhurba&#351;kan&#305; Ahmed &#350;ara&#8217;n&#305;n komutas&#305; alt&#305;ndaki Suriye Ordusu, PKK/YPG&#8217;nin Halep&#8217;te 10 Mart ve 1 Nisan mutabakatlar&#305;n&#305; &#231;i&#287;neyen k&#305;&#351;k&#305;rtmalar&#305;n&#305;n ard&#305;ndan &#8220;tek h&#252;k&#252;met, tek devlet, tek ordu&#8221; slogan&#305;yla askeri operasyona ba&#351;lad&#305; ve F&#305;rat&#8217;&#305;n do&#287;usuna ge&#231;ti. Suriye Ordusu&#8217;nun F&#305;rat&#8217;&#305;n do&#287;usuna ge&#231;i&#351;inin ard&#305;ndan Tabka, Deyrezor, Rakka gibi merkezler, Suriye&#8217;nin en &#246;nemli petrol sahalar&#305; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Suriye&rsquo;de tarihi geli&#351;meler ard&#305; ard&#305;na ya&#351;an&#305;yor. Suriye Cumhurba&#351;kan&#305; Ahmed &#350;ara&rsquo;n&#305;n komutas&#305; alt&#305;ndaki Suriye Ordusu, PKK/YPG&rsquo;nin Halep&rsquo;te 10 Mart ve 1 Nisan mutabakatlar&#305;n&#305; &ccedil;i&#287;neyen k&#305;&#351;k&#305;rtmalar&#305;n&#305;n ard&#305;ndan &ldquo;tek h&uuml;k&uuml;met, tek devlet, tek ordu&rdquo; slogan&#305;yla askeri operasyona ba&#351;lad&#305; ve F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;ti.</p>
<p>Suriye Ordusu&rsquo;nun F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;i&#351;inin ard&#305;ndan Tabka, Deyrezor, Rakka gibi merkezler, Suriye&rsquo;nin en &ouml;nemli petrol sahalar&#305; ve su kaynaklar&#305; art arda Suriye Devleti&rsquo;nin eline ge&ccedil;iyor. PKK/YPG tam bir bozgun halinde ka&ccedil;&#305;yor ve SDG yap&#305;s&#305; i&ccedil;indeki Arap a&#351;iretleri isyan ederek Suriye Ordusu&rsquo;nun taraf&#305;na ge&ccedil;iyor.</p>
<p>PKK/YPG, 10 Mart Mutabakat&#305;&rsquo;na uymay&#305;p ABD ve &#304;srail deste&#287;ine g&uuml;venerek, piyonlu&#287;unun vazge&ccedil;ilmezli&#287;ine dayanarak, Kandil&rsquo;in sabotajc&#305; &ccedil;izgisine girmenin bedelini &ouml;d&uuml;yor. &#350;imdi 18 Ocak tarihinde haz&#305;rlanan PKK/ YPG&rsquo;nin &ouml;zerklik iddialar&#305;n&#305; tarihe g&ouml;mecek yeni bir mutabakat i&ccedil;in Suriye Devleti kararl&#305; ve saat ba&#351;&#305; yeni geli&#351;meler ya&#351;an&#305;yor.</p>
<p>Biz konuya ba&#351;ka bir pencereden bakmaya &ccedil;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;z; PKK&rsquo;n&#305;n silah b&#305;rakmas&#305; ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;me s&uuml;reci ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana i&ccedil; cephede s&uuml;rekli ku&#351;ku yaratan, &ccedil;arp&#305;tma yapan, k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;l&#305;k pe&#351;inde ko&#351;an &ldquo;milliyet&ccedil;i&rdquo; maskeli unsurlar Suriye&rsquo;de PKK&rsquo;n&#305;n darmada&#287;&#305;n edilmesinin ard&#305;ndan ciddi bir bo&#351;lu&#287;a d&uuml;&#351;t&uuml;ler. Bu unsurlar kimlerdi, hangi kaynaktan besleniyorlard&#305; ve s&uuml;recin esas hedeflerini g&ouml;lgelemek i&ccedil;in neler yapt&#305;lar?</p>
</section>
<section class="item picture">
<figure class="zoomable">
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383240_721_%E2%80%98Milliyetcilik-maskesi-takan-NATOculara-Suriye-dersleri.jpg" alt=""><figcaption></figcaption></figure>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>GLADYO ARTIKLARI VE KANDIRDIKLARI</p>
<p></strong>Bu &ldquo;k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;lar&rdquo; esas iki gruptan olu&#351;uyor:</p>
<p>1)&nbsp;NATO&nbsp;Gladyosu&rsquo;nun ideolojik g&ouml;zl&uuml;&#287;&uuml;yle d&uuml;nyaya ve T&uuml;rkiye&rsquo;ye bakan, Bat&#305;c&#305;, Gladyo milliyet&ccedil;ileri (&#304;Y&#304; Parti, Zafer Partisi vb.).</p>
<p>2) Gladyo art&#305;klar&#305;n&#305;n etkiledi&#287;i, milliyet&ccedil;i, vatansever hassasiyetlere sahip ama alg&#305; operasyonunun kurban&#305; olan kesimler.</p>
<p>Gladyo/NATO milliyet&ccedil;ileri s&uuml;re&ccedil; ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana bug&uuml;n sahadaki sonu&ccedil;lar al&#305;nabilsin diye canlar&#305;n&#305; feda eden Mehmet&ccedil;i&#287;imizi, milli hassasiyetlerimizi, &#351;ehit ailelerini ucuz hesaplar&#305; i&ccedil;in kullanmaktan &ccedil;ekinmediler. Bunun bir a&ccedil;&#305;l&#305;m, b&ouml;l&uuml;nme, T&uuml;rk kimli&#287;inin yok edilmesi s&uuml;reci oldu&#287;u tekerlemesini s&ouml;yleyip durdular.</p>
<p>S&uuml;recin Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n a&#287;z&#305;ndan 27 &#350;ubat 2025 tarihinde &ldquo;ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml;n&uuml;n b&uuml;t&uuml;n unsurlar&#305;yla birlikte feshi ve silah b&#305;rakmas&#305;, silah b&#305;rakanlar&#305;n devlet ve toplumla b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesi&rdquo; hedefiyle ve &ldquo;ayr&#305; devlet, &ouml;zerklik, federasyon, k&uuml;lt&uuml;ralist &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerin iflas etti&#287;i&rdquo; tespitiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlatmaya &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;k, anlamad&#305;lar.</p>
<p>S&uuml;reci provoke etmek isteyenin, PKK unsurlar&#305;n&#305;n silah b&#305;rakmamalar&#305; i&ccedil;in bast&#305;ran&#305;n ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; i&ccedil;indeki baz&#305; kanatlar ve onlar&#305;n sahibi olan ABD/&#304;srail oldu&#287;unu ve s&uuml;reci baltalaman&#305;n bunlar&#305;n amac&#305;na hizmet etti&#287;ini a&ccedil;&#305;klad&#305;k, kulak asmad&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;l&#305; olmas&#305; ve PKK&rsquo;n&#305;n t&uuml;m unsurlar&#305;yla feshinin ve K&uuml;rt&rsquo;le T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;&#287;&#305; ve b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;&#287;&uuml; topra&#287;a g&ouml;merek T&uuml;rk Milleti&rsquo;nde b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesinin, T&uuml;rk Devrimi&rsquo;nin 200 y&#305;ll&#305;k milletle&#351;me hedefine ilerlemek anlam&#305;na geldi&#287;ini s&ouml;yledik, &ldquo;Apo TC&rsquo;ye kendine devlet kurduruyor!&rdquo; edebiyat&#305; yapt&#305;lar. (1)</p>
<p>&#350;ehitlerimizin bu s&uuml;recin hedefledi&#287;i sonu&ccedil;lar i&ccedil;in canlar&#305;n&#305; feda etti&#287;ini ve gazilerimizin PKK ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; ve ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;k silinsin diye m&uuml;cadele etti&#287;ini s&ouml;yledik, onlar &#351;ehitlerimizin aziz hat&#305;ras&#305;n&#305; maske olarak kulland&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin PKK&rsquo;y&#305; kuran Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n tek tarafl&#305; beyan&#305;yla ve &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;yla ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, ortada bir pazarl&#305;k, m&uuml;zakere vs. olmad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, PKK&rsquo;n&#305;n T&uuml;rk Ordusu taraf&#305;ndan yenilmesinin sonu&ccedil;lar&#305;n&#305; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305;n alt&#305;n&#305; &ccedil;izdik; her t&uuml;rl&uuml; alg&#305; operasyonuyla tersini g&ouml;stermeye &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;lar.</p>
<p>&Ouml;calan&rsquo;&#305;n silah b&#305;rakma &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;n&#305;n uygulanmad&#305;&#287;&#305; takdirde &ldquo;demir yumruk&rdquo; se&ccedil;ene&#287;inin haz&#305;r oldu&#287;unu ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;meye kastedenlere kar&#351;&#305; T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nun ve dostlar&#305;n&#305;n haz&#305;r oldu&#287;unu vurgulad&#305;k; onlar T&uuml;rkiye&rsquo;nin ve kom&#351;ular&#305;n&#305;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;msediler.</p>
<p>T&uuml;m bunlar&#305; s&uuml;reci anlayamad&#305;klar&#305; i&ccedil;in de&#287;il kaderlerini ABD ve NATO&rsquo;ya ba&#287;lad&#305;klar&#305;, ABD&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;deki h&uuml;k&uuml;met senaryolar&#305;nda g&ouml;rev &uuml;stlendikleri ve &#304;srail&rsquo;in istedi&#287;i k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;, &#305;rk&ccedil;&#305;, kom&#351;ular&#305;m&#305;za d&uuml;&#351;man s&ouml;zde milliyet&ccedil;ili&#287;e hapsolduklar&#305; i&ccedil;in yapt&#305;lar.</p>
</section>
<section class="item picture">
<figure class="zoomable">
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383241_496_%E2%80%98Milliyetcilik-maskesi-takan-NATOculara-Suriye-dersleri.jpg" alt=""><figcaption></figcaption></figure>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>&lsquo;YPG&rsquo;YE DEVLET KURDURACAKLAR&rsquo; DEY&#304;P DURANLARIN BOZGUNU</p>
<p></strong>Temelsiz iddialar&#305;na dayand&#305;rd&#305;klar&#305; yer de hep ayn&#305;yd&#305;: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye edip Suriye&rsquo;nin kuzeyinde YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar, plan bu!&rdquo;</p>
<p>Suriye&rsquo;nin kuzeyindeki YPG yap&#305;s&#305; s&uuml;recin en &ouml;nemli d&uuml;&#287;&uuml;mlerinden biriydi. Hem T&uuml;rk Devleti&rsquo;nin hem Suriye Devleti&rsquo;nin yetkililerinin Suriye&rsquo;nin kuzeyiyle ilgili hi&ccedil;bir &ouml;zerklik, federasyon se&ccedil;ene&#287;inin uygulanmayaca&#287;&#305; ve merkezi devletten ba&#287;&#305;ms&#305;z bir yap&#305;ya izin verilmeyece&#287;i y&ouml;n&uuml;nde onlarca a&ccedil;&#305;klamas&#305; ve karar&#305;n&#305; ortaya d&ouml;kseniz de nafile. ABD&rsquo;yi kadir-i mutlak gibi g&ouml;renlerin zihninde olay netti: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye eder gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;p YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar i&#351;te.&rdquo;</p>
<p>Bu tehdidi g&ouml;r&uuml;p s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;s&#305; i&ccedil;in siyasetler &uuml;retmek yerine bu s&ouml;yleme saplan&#305;p s&uuml;reci karalamay&#305; se&ccedil;tiler.</p>
<p>2014&rsquo;den beri s&uuml;regelen, FET&Ouml; kumpaslar&#305;n&#305; da&#287;&#305;tan, Silivri duvarlar&#305;n&#305; y&#305;kan, T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nu &ouml;zg&uuml;rle&#351;tiren, esas b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m s&uuml;re&ccedil;lerini bitiren, T&uuml;rk Milleti kavram&#305;n&#305; Anayasa&rsquo;dan &ccedil;&#305;karmak isteyen giri&#351;imleri bozguna u&#287;ratan, Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ABD-&#304;srail koridorunu Mehmet&ccedil;i&#287;in silah&#305;yla k&#305;l&#305;&ccedil; gibi kesen Vatan Sava&#351;&#305; s&uuml;reci, onlar i&ccedil;in &ouml;nemli de&#287;ildi. Ezberleri ve dar &ccedil;&#305;karlar&#305; vard&#305; sadece&#8230;</p>
<p>Zaten o m&uuml;cadelelerin de i&ccedil;inde yoklard&#305;. Hatta Gladyo milliyet&ccedil;ilerinin &#351;efi durumundaki &Uuml;mit &Ouml;zda&#287;, o d&ouml;nem Fetullah&ccedil;&#305; Emre Uslularla sarma&#351; dola&#351;t&#305; ve kendi dergisinde FET&Ouml;&rsquo;c&uuml;lere yazd&#305;r&#305;yordu. (2)</p>
<p>ABD ister ve olurdu onlar&#305;n d&uuml;nyas&#305;nda. Ne b&ouml;lge ne d&uuml;nya ger&ccedil;e&#287;ini anlayabildiler.</p>
<p>&ldquo;Siz PKK feshediliyor san&#305;n, bak&#305;n YPG devlet kuruyor!&rdquo; derken bir bakt&#305;lar ki Suriye Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;nin deste&#287;iyle ABD&rsquo;nin y&#305;llarca &ldquo;yasakl&#305; b&ouml;lge&rdquo; ilan etti&#287;i F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna girmi&#351;, YPG mevzilerini tarumar etmi&#351;, ilerliyor.</p>
<p>&#350;imdi hayallerinizdeki b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m nas&#305;l devam edecek, bir fikriniz var m&#305;? &ldquo;S&uuml;reci baltalayaca&#287;&#305;z!&rdquo; deyip durdu&#287;unuz &#351;eyin, asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n alt&#305;ndaki sahte &ldquo;K&uuml;rtlerin temsilcisi&rdquo; hal&#305;s&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;ini anlad&#305;n&#305;z m&#305;? Bu s&uuml;re&ccedil;ten esas rahats&#305;z olan&#305;n ABD ve &#304;srail oldu&#287;unu ve onlar&#305; piyonsuz b&#305;rakmak hedefiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; kavrad&#305;n&#305;z m&#305;? Anlasan&#305;z da fark etmez &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;n&uuml;ll&uuml; de&#287;il g&ouml;revlisiniz.</p>
<p><strong>&lsquo;ARAP D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I&rsquo; TERT&#304;B&#304;N&#304;N &#304;FLASI</p>
<p></strong>&#304;srail istihbarat &ouml;rg&uuml;t&uuml; Mossad&rsquo;la bir&ccedil;ok kez g&ouml;r&uuml;&#351;t&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; gururla s&ouml;yleyen &Uuml;mit &Ouml;zda&#287; (3) ve Zafer Partisi&rsquo;nin ba&#351;&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;i en &ouml;nemli kampanyalardan biri de &ldquo;Suriyeli d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;&rdquo; kampanyas&#305;yd&#305;. Suriye&rsquo;de sava&#351;&#305;n ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; 2011&rsquo;den bu yana T&uuml;rkiye&rsquo;ye kapasitesinin &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nde Suriyeli m&uuml;lteci g&ouml;&ccedil;&uuml; ya&#351;and&#305;&#287;&#305; ve bunun do&#287;urdu&#287;u sorunlar ortadayd&#305; ve bunun tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; Suriye&rsquo;nin T&uuml;rkiye-Suriye i&#351;birli&#287;iyle ter&ouml;rden temizlenmesi ve bu binlerce insan&#305;n vatanlar&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p>Ama &Ouml;zda&#287; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z deprem ko&#351;ullar&#305;nda bile Suriyeliler ve T&uuml;rkler aras&#305;nda k&#305;&#351;k&#305;rtma yapmay&#305;, Suriyelilere kar&#351;&#305; provokasyonlar&#305; tetiklemeyi, havay&#305; germeyi ve T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;n&#305; canl&#305; tutmay&#305; se&ccedil;ti. T&uuml;rkiye sokaklar&#305;n&#305; T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;yla ate&#351;e vermek de ABD derin devletinin &ldquo;G&ouml;lge CIA&rdquo; diye bilinen kurumu RAND Corporation&rsquo;&#305;n raporlar&#305;nda T&uuml;rkiye i&ccedil;in g&uuml;ndeme getirilen i&ccedil; sava&#351; senaryolar&#305;na i&#351;aret eden &ouml;nemli bir tertipti. (4)</p>
<p>Hatta bu d&uuml;&#351;manl&#305;k zamanla Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;ld&uuml; ve T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin kom&#351;ular&#305; i&ccedil;inde ciddi bir Arap devleti a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305; varken T&uuml;rkiye&rsquo;de ABD-&#304;srail-&#304;ngiltere-NATO&rsquo;ya s&ouml;yleyecek bir s&ouml;z&uuml; olmayan, &ldquo;Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na&rdquo; kilitlenmi&#351; bir sahte&nbsp;milliyet&ccedil;ilik&nbsp;in&#351;a edilmeye ba&#351;land&#305;.</p>
<p>Peki, &#351;imdi ne olmaktad&#305;r? O d&uuml;&#351;manla&#351;t&#305;r&#305;lan Araplar&#305;n devleti Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;ye d&ouml;n&uuml;k en ciddi tehditlerden biri olan PKK/YPG devlet&ccedil;i&#287;ini da&#287;&#305;t&#305;yor, Suriye&rsquo;de toprak b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; sa&#287;l&#305;yor. Bu olay&#305;n daha &#304;stiklal Sava&#351;&#305;&rsquo;m&#305;z&#305;n ba&#351;lar&#305;nda Suriyelilerin Frans&#305;zlara kar&#351;&#305; kurtulu&#351; sava&#351;&#305;n&#305; kendi sava&#351;&#305; olarak g&ouml;ren hatta hem T&uuml;rkiye hem Suriye ba&#287;&#305;ms&#305;z olduktan sonra iki &uuml;lke aras&#305;nda konfederasyon kurulabilece&#287;ini bir&ccedil;ok kez i&#351;aret eden ve bunun i&ccedil;in somut ad&#305;mlar atan Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ufku do&#287;rultusunda geli&#351;ti&#287;ini g&ouml;r&uuml;yoruz.</p>
<p>Bu s&ouml;zde &ldquo;milliyet&ccedil;ili&#287;in&rdquo;, ne Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n emperyalizme kar&#351;&#305; ortak m&uuml;cadele siyasetinden ne de bug&uuml;n&uuml;n ger&ccedil;eklerinden haberi var. &#350;imdi onlar&#305;n pay&#305;na utan&ccedil;, T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin pay&#305;na ise zafer d&uuml;&#351;&uuml;yor.</p>
<p><strong>&#304;Y&#304; PART&#304;&rsquo;N&#304;N T&Uuml;RK&#304;YE-RUSYA-&Ccedil;&#304;N-&#304;RAN D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I</p>
<p></strong>T&uuml;rkiye ve do&#287;al m&uuml;ttefiklerine d&uuml;&#351;manl&#305;k &Ouml;zda&#287; ile s&#305;n&#305;rl&#305; de&#287;il. Gladyo sicili kabar&#305;k M&uuml;savat Dervi&#351;o&#287;lu&rsquo;nun liderli&#287;indeki &#304;Y&#304; Parti&rsquo;nin Genel &#304;dare Kurulu &Uuml;yesi, Milliyet&ccedil;i Kongre Derne&#287;i&rsquo;nin kurucusu ve NATO&rsquo;nun gen&ccedil;lik &ouml;rg&uuml;tlenmesi YATA&rsquo;n&#305;n T&uuml;rkiye kolunun eski ba&#351;kan&#305; Bahad&#305;rhan Din&ccedil;arslan, bu NATO&rsquo;cu milliyet&ccedil;ili&#287;in gen&ccedil; &ouml;nderlerinden biri olarak &ouml;ne &ccedil;&#305;kart&#305;l&#305;yor. Bak&#305;n &#304;ran&rsquo;daki olaylar esnas&#305;nda Din&ccedil;arslan ne diyor:</p>
<p>&ldquo;Kendine T&uuml;rk Milliyet&ccedil;isi diyen bir grup insan &ccedil;&#305;k&#305;yor ortaya, K&#305;r&#305;m konusunda Rusya&#8217;n&#305;n &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, Do&#287;u T&uuml;rkistan konusunda &Ccedil;in&#8217;in &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, &#304;ran konusunda molla rejiminin &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor. B&ouml;yle T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k m&uuml; olur ya?&rdquo; (5)</p>
<p>&#350;imdi Din&ccedil;arslan&rsquo;&#305;n kurdu&#287;u cephele&#351;mede &#304;ran&rsquo;da &ldquo;molla rejiminin&rdquo; kar&#351;&#305;s&#305;nda ayaklanma &ccedil;&#305;kar&#305;p, sokaklar&#305; yak&#305;p y&#305;kanlar&#305;n taraf&#305;nda olmal&#305;y&#305;z. Ona g&ouml;re T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k b&ouml;yle yap&#305;l&#305;yor. Peki sokakta kim vard&#305;? Mossad koordinat&ouml;rl&uuml;&#287;&uuml;nde PJAK unsurlar&#305;. &#304;ran&rsquo;da sabotaj ve &#351;iddet eylemlerinin bir&ccedil;o&#287;unun PKK&rsquo;n&#305;n &#304;ran kolu PJAK taraf&#305;ndan yap&#305;ld&#305;&#287;&#305; biliniyor. Hatta T&uuml;rkiye&rsquo;nin payla&#351;t&#305;&#287;&#305; istihbaratla Suriye ve Irak&rsquo;tan &#304;ran&rsquo;a ge&ccedil;en PJAK unsurlar&#305;n&#305;n &#304;ran Devletince tespit edilip etkisiz hale getirildi&#287;i de biliniyor. Yani burada a&ccedil;&#305;k bir T&uuml;rkiye-&#304;ran i&#351;birli&#287;i var.</p>
<p>Cepheler &#351;&ouml;yle kurulmu&#351;: Bir tarafta T&uuml;rkiye, &#304;ran ve Suriye. Bir tarafta da bizim NATO kafa milliyet&ccedil;iler, PJAK&rsquo;l&#305; dostlar&#305;, ABD-&#304;srail ve YPG. T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ilerini b&ouml;yle bir ak&#305;l tutulmas&#305;na, b&ouml;yle bir cellad&#305;na a&#351;&#305;k Stockholm Sendromu&rsquo;na sokmaya &ccedil;al&#305;&#351;&#305;yorlar. T&uuml;rkiye&rsquo;de y&#305;llard&#305;r savundu&#287;umuz ve bug&uuml;n h&uuml;k&uuml;met ortaklar&#305; d&uuml;zeyinde g&uuml;ndeme getirilen ABD ve NATO&rsquo;nun s&#305;n&#305;r tan&#305;maz zorbal&#305;&#287;&#305;na ve haydutlu&#287;una kar&#351;&#305; T&uuml;rkiye-Rusya-&Ccedil;in-&#304;ran ittifak&#305; se&ccedil;ene&#287;ine kar&#351;&#305; onlar&#305;n bu herzeleri ortaya s&uuml;rmesi elbette bo&#351;una de&#287;il.</p>
<p><strong>ANLAYAMADIKLARI &#350;EY</p>
<p></strong>Bu NATO milliyet&ccedil;ilerinin s&#305;n&#305;fta kald&#305;&#287;&#305; nokta asl&#305;nda i&#351;in esas&#305;ndan ba&#351;l&#305;yor: Hala ABD&rsquo;nin muktedir oldu&#287;u, k&uuml;reselle&#351;meyi d&uuml;nyaya dayatabildi&#287;i, en NATO&rsquo;cu ve Atlantik&ccedil;i olan&#305;n iktidara yerle&#351;tirildi&#287;i d&ouml;nemlerde ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; san&#305;yorlar. Kafalar&#305;n&#305; NATO&rsquo;ya kapt&#305;rm&#305;&#351;lar ve T&uuml;rkiye&rsquo;yi b&ouml;yle okuyorlar. Fakat d&uuml;nya tam tersine ABD&rsquo;nin g&uuml;c&uuml;n&uuml;n dengelendi&#287;i &ccedil;ok kutuplu d&uuml;nyaya ve ba&#287;&#305;ms&#305;z milli devletler &ccedil;a&#287;&#305;na gidiyor. ABD bile stratejisini bu yeni duruma g&ouml;re g&uuml;ncelliyor, bknz; ABD&rsquo;nin 2025 Ulusal G&uuml;venlik Strateji Belgesi.</p>
<p>Asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n ya&#351;ad&#305;klar&#305; onlara &ouml;nemli bir ders. PKK zannetti ki arkama ABD ve &#304;srail&rsquo;i al&#305;p, bir elimle &#304;ran&rsquo;da &#351;ehirleri Mossad&rsquo;la kol kola yakar y&#305;kar&#305;m, bir elimle de Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ter&ouml;r devleti kurar&#305;m ve bunun bir bedeli olmaz. Ama sonunda T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k iradesine &ccedil;arp&#305;p darmaduman oldular, &#304;ran&rsquo;da da onlar&#305; sahaya s&uuml;renler y&uuml;z &uuml;st&uuml; b&#305;rakt&#305;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ABD ve &#304;srail&rsquo;in g&uuml;c&uuml;, t&uuml;m haydutluklar&#305;na ve ciddi tehditlerine ra&#287;men b&ouml;lge devletlerini par&ccedil;alamaya ve bir &#304;kinci &#304;srail kurmaya yetmeyecek.</p>
<p>D&uuml;nyay&#305; Washington&rsquo;dan ve Br&uuml;ksel&rsquo;den anlamaya &ccedil;al&#305;&#351;an NATO milliyet&ccedil;ileri, NATO&rsquo;nun kendi i&ccedil;inde da&#287;&#305;lmaya gitti&#287;ini de elbette g&ouml;remiyor. &#350;imdi Gr&ouml;nland cephesinde ABD di&#351;lerini bilerken, &ldquo;NATO m&uuml;ttefiki&rdquo; oldu&#287;u Avrupa kara kara canavar&#305; nas&#305;l durduraca&#287;&#305;n&#305; d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;yor. Sizin hikmetinden sual olunmaz NATO&rsquo;nuzun Fransa Cumhurba&#351;kan&#305;&rsquo;na g&ouml;re &ldquo;beyin &ouml;l&uuml;m&uuml;&rdquo; ger&ccedil;ekle&#351;ti bile. (6)</p>
<p>ABD&rsquo;nin e&#351;ine az rastlan&#305;r bir haydutlukla Venezuela Devlet Ba&#351;kan&#305; Nicolas Maduro&rsquo;yu ka&ccedil;&#305;rd&#305;ktan sonra Venezuela&rsquo;da y&ouml;netimi de&#287;i&#351;tirmeye g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yetmemesi de ABD&rsquo;nin burnunun dibinde ya&#351;anan &ccedil;arp&#305;c&#305; bir geli&#351;me.</p>
<p>Tabii sadece ABD ve NATO de&#287;il, onlara bel ba&#287;layarak iktidar hayalleri kuranlar da kaybetti ve kaybetmeye devam edecek. Suriye&rsquo;den size &ccedil;&#305;kacak en &ouml;nemli ders budur. 200 y&#305;ld&#305;r emperyalist sistemle &ccedil;arp&#305;&#351;an T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ili&#287;i ise &uuml;lkemizde ve b&ouml;lgemizde yeni zaferlere giderken k&#305;lavuzumuz ve program&#305;m&#305;z olmaya devam edecek ve sizin Atlantik&ccedil;i hezeyanlar&#305;n&#305;z onun kudretine g&ouml;lge d&uuml;&#351;&uuml;remeyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>KAYNAK&Ccedil;A:</strong></p>
<p>(1) Erdem Atay-Eray &Ccedil;elebi, T.C Bize Devlet Kursun- &#304;mral&#305; Tutanaklar&#305;yla &#304;hanetin Kodlar&#305;, Panku&#351; Yay&#305;nlar&#305;.&#305;</p>
<p>(2) https://21yyte.org/21-yuzyil-dergisi/21-yuzyil-dergisinin-mayis-sayisi-cikti/6977</p>
<p>(3) https://www.aydinlik.com.tr/haber/ozdag-ve-ogan-siyasi-destekleri-ve-tartismalariyla-gundemde-ikisi-de-abd-planinda-piyon-390842</p>
<p>(4) https://www.aydinlik.com.tr /haber/rand-corporation-raporu-4-turkiyenin-onundeki-dort-senaryo-211374</p>
<p>(5) https://youtu.be/hb54bglIwmI?si =z0yKnXIxMUGsiYEb</p>
<p>(6) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50342428</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Suriye&rsquo;de tarihi geli&#351;meler ard&#305; ard&#305;na ya&#351;an&#305;yor. Suriye Cumhurba&#351;kan&#305; Ahmed &#350;ara&rsquo;n&#305;n komutas&#305; alt&#305;ndaki Suriye Ordusu, PKK/YPG&rsquo;nin Halep&rsquo;te 10 Mart ve 1 Nisan mutabakatlar&#305;n&#305; &ccedil;i&#287;neyen k&#305;&#351;k&#305;rtmalar&#305;n&#305;n ard&#305;ndan &ldquo;tek h&uuml;k&uuml;met, tek devlet, tek ordu&rdquo; slogan&#305;yla askeri operasyona ba&#351;lad&#305; ve F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;ti.</p>
<p>Suriye Ordusu&rsquo;nun F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;i&#351;inin ard&#305;ndan Tabka, Deyrezor, Rakka gibi merkezler, Suriye&rsquo;nin en &ouml;nemli petrol sahalar&#305; ve su kaynaklar&#305; art arda Suriye Devleti&rsquo;nin eline ge&ccedil;iyor. PKK/YPG tam bir bozgun halinde ka&ccedil;&#305;yor ve SDG yap&#305;s&#305; i&ccedil;indeki Arap a&#351;iretleri isyan ederek Suriye Ordusu&rsquo;nun taraf&#305;na ge&ccedil;iyor.</p>
<p>PKK/YPG, 10 Mart Mutabakat&#305;&rsquo;na uymay&#305;p ABD ve &#304;srail deste&#287;ine g&uuml;venerek, piyonlu&#287;unun vazge&ccedil;ilmezli&#287;ine dayanarak, Kandil&rsquo;in sabotajc&#305; &ccedil;izgisine girmenin bedelini &ouml;d&uuml;yor. &#350;imdi 18 Ocak tarihinde haz&#305;rlanan PKK/ YPG&rsquo;nin &ouml;zerklik iddialar&#305;n&#305; tarihe g&ouml;mecek yeni bir mutabakat i&ccedil;in Suriye Devleti kararl&#305; ve saat ba&#351;&#305; yeni geli&#351;meler ya&#351;an&#305;yor.</p>
<p>Biz konuya ba&#351;ka bir pencereden bakmaya &ccedil;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;z; PKK&rsquo;n&#305;n silah b&#305;rakmas&#305; ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;me s&uuml;reci ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana i&ccedil; cephede s&uuml;rekli ku&#351;ku yaratan, &ccedil;arp&#305;tma yapan, k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;l&#305;k pe&#351;inde ko&#351;an &ldquo;milliyet&ccedil;i&rdquo; maskeli unsurlar Suriye&rsquo;de PKK&rsquo;n&#305;n darmada&#287;&#305;n edilmesinin ard&#305;ndan ciddi bir bo&#351;lu&#287;a d&uuml;&#351;t&uuml;ler. Bu unsurlar kimlerdi, hangi kaynaktan besleniyorlard&#305; ve s&uuml;recin esas hedeflerini g&ouml;lgelemek i&ccedil;in neler yapt&#305;lar?</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>GLADYO ARTIKLARI VE KANDIRDIKLARI</p>
<p></strong>Bu &ldquo;k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;lar&rdquo; esas iki gruptan olu&#351;uyor:</p>
<p>1)&nbsp;NATO&nbsp;Gladyosu&rsquo;nun ideolojik g&ouml;zl&uuml;&#287;&uuml;yle d&uuml;nyaya ve T&uuml;rkiye&rsquo;ye bakan, Bat&#305;c&#305;, Gladyo milliyet&ccedil;ileri (&#304;Y&#304; Parti, Zafer Partisi vb.).</p>
<p>2) Gladyo art&#305;klar&#305;n&#305;n etkiledi&#287;i, milliyet&ccedil;i, vatansever hassasiyetlere sahip ama alg&#305; operasyonunun kurban&#305; olan kesimler.</p>
<p>Gladyo/NATO milliyet&ccedil;ileri s&uuml;re&ccedil; ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana bug&uuml;n sahadaki sonu&ccedil;lar al&#305;nabilsin diye canlar&#305;n&#305; feda eden Mehmet&ccedil;i&#287;imizi, milli hassasiyetlerimizi, &#351;ehit ailelerini ucuz hesaplar&#305; i&ccedil;in kullanmaktan &ccedil;ekinmediler. Bunun bir a&ccedil;&#305;l&#305;m, b&ouml;l&uuml;nme, T&uuml;rk kimli&#287;inin yok edilmesi s&uuml;reci oldu&#287;u tekerlemesini s&ouml;yleyip durdular.</p>
<p>S&uuml;recin Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n a&#287;z&#305;ndan 27 &#350;ubat 2025 tarihinde &ldquo;ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml;n&uuml;n b&uuml;t&uuml;n unsurlar&#305;yla birlikte feshi ve silah b&#305;rakmas&#305;, silah b&#305;rakanlar&#305;n devlet ve toplumla b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesi&rdquo; hedefiyle ve &ldquo;ayr&#305; devlet, &ouml;zerklik, federasyon, k&uuml;lt&uuml;ralist &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerin iflas etti&#287;i&rdquo; tespitiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlatmaya &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;k, anlamad&#305;lar.</p>
<p>S&uuml;reci provoke etmek isteyenin, PKK unsurlar&#305;n&#305;n silah b&#305;rakmamalar&#305; i&ccedil;in bast&#305;ran&#305;n ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; i&ccedil;indeki baz&#305; kanatlar ve onlar&#305;n sahibi olan ABD/&#304;srail oldu&#287;unu ve s&uuml;reci baltalaman&#305;n bunlar&#305;n amac&#305;na hizmet etti&#287;ini a&ccedil;&#305;klad&#305;k, kulak asmad&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;l&#305; olmas&#305; ve PKK&rsquo;n&#305;n t&uuml;m unsurlar&#305;yla feshinin ve K&uuml;rt&rsquo;le T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;&#287;&#305; ve b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;&#287;&uuml; topra&#287;a g&ouml;merek T&uuml;rk Milleti&rsquo;nde b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesinin, T&uuml;rk Devrimi&rsquo;nin 200 y&#305;ll&#305;k milletle&#351;me hedefine ilerlemek anlam&#305;na geldi&#287;ini s&ouml;yledik, &ldquo;Apo TC&rsquo;ye kendine devlet kurduruyor!&rdquo; edebiyat&#305; yapt&#305;lar. (1)</p>
<p>&#350;ehitlerimizin bu s&uuml;recin hedefledi&#287;i sonu&ccedil;lar i&ccedil;in canlar&#305;n&#305; feda etti&#287;ini ve gazilerimizin PKK ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; ve ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;k silinsin diye m&uuml;cadele etti&#287;ini s&ouml;yledik, onlar &#351;ehitlerimizin aziz hat&#305;ras&#305;n&#305; maske olarak kulland&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin PKK&rsquo;y&#305; kuran Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n tek tarafl&#305; beyan&#305;yla ve &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;yla ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, ortada bir pazarl&#305;k, m&uuml;zakere vs. olmad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, PKK&rsquo;n&#305;n T&uuml;rk Ordusu taraf&#305;ndan yenilmesinin sonu&ccedil;lar&#305;n&#305; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305;n alt&#305;n&#305; &ccedil;izdik; her t&uuml;rl&uuml; alg&#305; operasyonuyla tersini g&ouml;stermeye &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;lar.</p>
<p>&Ouml;calan&rsquo;&#305;n silah b&#305;rakma &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;n&#305;n uygulanmad&#305;&#287;&#305; takdirde &ldquo;demir yumruk&rdquo; se&ccedil;ene&#287;inin haz&#305;r oldu&#287;unu ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;meye kastedenlere kar&#351;&#305; T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nun ve dostlar&#305;n&#305;n haz&#305;r oldu&#287;unu vurgulad&#305;k; onlar T&uuml;rkiye&rsquo;nin ve kom&#351;ular&#305;n&#305;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;msediler.</p>
<p>T&uuml;m bunlar&#305; s&uuml;reci anlayamad&#305;klar&#305; i&ccedil;in de&#287;il kaderlerini ABD ve NATO&rsquo;ya ba&#287;lad&#305;klar&#305;, ABD&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;deki h&uuml;k&uuml;met senaryolar&#305;nda g&ouml;rev &uuml;stlendikleri ve &#304;srail&rsquo;in istedi&#287;i k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;, &#305;rk&ccedil;&#305;, kom&#351;ular&#305;m&#305;za d&uuml;&#351;man s&ouml;zde milliyet&ccedil;ili&#287;e hapsolduklar&#305; i&ccedil;in yapt&#305;lar.</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>&lsquo;YPG&rsquo;YE DEVLET KURDURACAKLAR&rsquo; DEY&#304;P DURANLARIN BOZGUNU</p>
<p></strong>Temelsiz iddialar&#305;na dayand&#305;rd&#305;klar&#305; yer de hep ayn&#305;yd&#305;: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye edip Suriye&rsquo;nin kuzeyinde YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar, plan bu!&rdquo;</p>
<p>Suriye&rsquo;nin kuzeyindeki YPG yap&#305;s&#305; s&uuml;recin en &ouml;nemli d&uuml;&#287;&uuml;mlerinden biriydi. Hem T&uuml;rk Devleti&rsquo;nin hem Suriye Devleti&rsquo;nin yetkililerinin Suriye&rsquo;nin kuzeyiyle ilgili hi&ccedil;bir &ouml;zerklik, federasyon se&ccedil;ene&#287;inin uygulanmayaca&#287;&#305; ve merkezi devletten ba&#287;&#305;ms&#305;z bir yap&#305;ya izin verilmeyece&#287;i y&ouml;n&uuml;nde onlarca a&ccedil;&#305;klamas&#305; ve karar&#305;n&#305; ortaya d&ouml;kseniz de nafile. ABD&rsquo;yi kadir-i mutlak gibi g&ouml;renlerin zihninde olay netti: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye eder gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;p YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar i&#351;te.&rdquo;</p>
<p>Bu tehdidi g&ouml;r&uuml;p s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;s&#305; i&ccedil;in siyasetler &uuml;retmek yerine bu s&ouml;yleme saplan&#305;p s&uuml;reci karalamay&#305; se&ccedil;tiler.</p>
<p>2014&rsquo;den beri s&uuml;regelen, FET&Ouml; kumpaslar&#305;n&#305; da&#287;&#305;tan, Silivri duvarlar&#305;n&#305; y&#305;kan, T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nu &ouml;zg&uuml;rle&#351;tiren, esas b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m s&uuml;re&ccedil;lerini bitiren, T&uuml;rk Milleti kavram&#305;n&#305; Anayasa&rsquo;dan &ccedil;&#305;karmak isteyen giri&#351;imleri bozguna u&#287;ratan, Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ABD-&#304;srail koridorunu Mehmet&ccedil;i&#287;in silah&#305;yla k&#305;l&#305;&ccedil; gibi kesen Vatan Sava&#351;&#305; s&uuml;reci, onlar i&ccedil;in &ouml;nemli de&#287;ildi. Ezberleri ve dar &ccedil;&#305;karlar&#305; vard&#305; sadece&#8230;</p>
<p>Zaten o m&uuml;cadelelerin de i&ccedil;inde yoklard&#305;. Hatta Gladyo milliyet&ccedil;ilerinin &#351;efi durumundaki &Uuml;mit &Ouml;zda&#287;, o d&ouml;nem Fetullah&ccedil;&#305; Emre Uslularla sarma&#351; dola&#351;t&#305; ve kendi dergisinde FET&Ouml;&rsquo;c&uuml;lere yazd&#305;r&#305;yordu. (2)</p>
<p>ABD ister ve olurdu onlar&#305;n d&uuml;nyas&#305;nda. Ne b&ouml;lge ne d&uuml;nya ger&ccedil;e&#287;ini anlayabildiler.</p>
<p>&ldquo;Siz PKK feshediliyor san&#305;n, bak&#305;n YPG devlet kuruyor!&rdquo; derken bir bakt&#305;lar ki Suriye Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;nin deste&#287;iyle ABD&rsquo;nin y&#305;llarca &ldquo;yasakl&#305; b&ouml;lge&rdquo; ilan etti&#287;i F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna girmi&#351;, YPG mevzilerini tarumar etmi&#351;, ilerliyor.</p>
<p>&#350;imdi hayallerinizdeki b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m nas&#305;l devam edecek, bir fikriniz var m&#305;? &ldquo;S&uuml;reci baltalayaca&#287;&#305;z!&rdquo; deyip durdu&#287;unuz &#351;eyin, asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n alt&#305;ndaki sahte &ldquo;K&uuml;rtlerin temsilcisi&rdquo; hal&#305;s&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;ini anlad&#305;n&#305;z m&#305;? Bu s&uuml;re&ccedil;ten esas rahats&#305;z olan&#305;n ABD ve &#304;srail oldu&#287;unu ve onlar&#305; piyonsuz b&#305;rakmak hedefiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; kavrad&#305;n&#305;z m&#305;? Anlasan&#305;z da fark etmez &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;n&uuml;ll&uuml; de&#287;il g&ouml;revlisiniz.</p>
<p><strong>&lsquo;ARAP D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I&rsquo; TERT&#304;B&#304;N&#304;N &#304;FLASI</p>
<p></strong>&#304;srail istihbarat &ouml;rg&uuml;t&uuml; Mossad&rsquo;la bir&ccedil;ok kez g&ouml;r&uuml;&#351;t&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; gururla s&ouml;yleyen &Uuml;mit &Ouml;zda&#287; (3) ve Zafer Partisi&rsquo;nin ba&#351;&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;i en &ouml;nemli kampanyalardan biri de &ldquo;Suriyeli d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;&rdquo; kampanyas&#305;yd&#305;. Suriye&rsquo;de sava&#351;&#305;n ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; 2011&rsquo;den bu yana T&uuml;rkiye&rsquo;ye kapasitesinin &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nde Suriyeli m&uuml;lteci g&ouml;&ccedil;&uuml; ya&#351;and&#305;&#287;&#305; ve bunun do&#287;urdu&#287;u sorunlar ortadayd&#305; ve bunun tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; Suriye&rsquo;nin T&uuml;rkiye-Suriye i&#351;birli&#287;iyle ter&ouml;rden temizlenmesi ve bu binlerce insan&#305;n vatanlar&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p>Ama &Ouml;zda&#287; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z deprem ko&#351;ullar&#305;nda bile Suriyeliler ve T&uuml;rkler aras&#305;nda k&#305;&#351;k&#305;rtma yapmay&#305;, Suriyelilere kar&#351;&#305; provokasyonlar&#305; tetiklemeyi, havay&#305; germeyi ve T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;n&#305; canl&#305; tutmay&#305; se&ccedil;ti. T&uuml;rkiye sokaklar&#305;n&#305; T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;yla ate&#351;e vermek de ABD derin devletinin &ldquo;G&ouml;lge CIA&rdquo; diye bilinen kurumu RAND Corporation&rsquo;&#305;n raporlar&#305;nda T&uuml;rkiye i&ccedil;in g&uuml;ndeme getirilen i&ccedil; sava&#351; senaryolar&#305;na i&#351;aret eden &ouml;nemli bir tertipti. (4)</p>
<p>Hatta bu d&uuml;&#351;manl&#305;k zamanla Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;ld&uuml; ve T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin kom&#351;ular&#305; i&ccedil;inde ciddi bir Arap devleti a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305; varken T&uuml;rkiye&rsquo;de ABD-&#304;srail-&#304;ngiltere-NATO&rsquo;ya s&ouml;yleyecek bir s&ouml;z&uuml; olmayan, &ldquo;Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na&rdquo; kilitlenmi&#351; bir sahte&nbsp;milliyet&ccedil;ilik&nbsp;in&#351;a edilmeye ba&#351;land&#305;.</p>
<p>Peki, &#351;imdi ne olmaktad&#305;r? O d&uuml;&#351;manla&#351;t&#305;r&#305;lan Araplar&#305;n devleti Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;ye d&ouml;n&uuml;k en ciddi tehditlerden biri olan PKK/YPG devlet&ccedil;i&#287;ini da&#287;&#305;t&#305;yor, Suriye&rsquo;de toprak b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; sa&#287;l&#305;yor. Bu olay&#305;n daha &#304;stiklal Sava&#351;&#305;&rsquo;m&#305;z&#305;n ba&#351;lar&#305;nda Suriyelilerin Frans&#305;zlara kar&#351;&#305; kurtulu&#351; sava&#351;&#305;n&#305; kendi sava&#351;&#305; olarak g&ouml;ren hatta hem T&uuml;rkiye hem Suriye ba&#287;&#305;ms&#305;z olduktan sonra iki &uuml;lke aras&#305;nda konfederasyon kurulabilece&#287;ini bir&ccedil;ok kez i&#351;aret eden ve bunun i&ccedil;in somut ad&#305;mlar atan Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ufku do&#287;rultusunda geli&#351;ti&#287;ini g&ouml;r&uuml;yoruz.</p>
<p>Bu s&ouml;zde &ldquo;milliyet&ccedil;ili&#287;in&rdquo;, ne Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n emperyalizme kar&#351;&#305; ortak m&uuml;cadele siyasetinden ne de bug&uuml;n&uuml;n ger&ccedil;eklerinden haberi var. &#350;imdi onlar&#305;n pay&#305;na utan&ccedil;, T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin pay&#305;na ise zafer d&uuml;&#351;&uuml;yor.</p>
<p><strong>&#304;Y&#304; PART&#304;&rsquo;N&#304;N T&Uuml;RK&#304;YE-RUSYA-&Ccedil;&#304;N-&#304;RAN D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I</p>
<p></strong>T&uuml;rkiye ve do&#287;al m&uuml;ttefiklerine d&uuml;&#351;manl&#305;k &Ouml;zda&#287; ile s&#305;n&#305;rl&#305; de&#287;il. Gladyo sicili kabar&#305;k M&uuml;savat Dervi&#351;o&#287;lu&rsquo;nun liderli&#287;indeki &#304;Y&#304; Parti&rsquo;nin Genel &#304;dare Kurulu &Uuml;yesi, Milliyet&ccedil;i Kongre Derne&#287;i&rsquo;nin kurucusu ve NATO&rsquo;nun gen&ccedil;lik &ouml;rg&uuml;tlenmesi YATA&rsquo;n&#305;n T&uuml;rkiye kolunun eski ba&#351;kan&#305; Bahad&#305;rhan Din&ccedil;arslan, bu NATO&rsquo;cu milliyet&ccedil;ili&#287;in gen&ccedil; &ouml;nderlerinden biri olarak &ouml;ne &ccedil;&#305;kart&#305;l&#305;yor. Bak&#305;n &#304;ran&rsquo;daki olaylar esnas&#305;nda Din&ccedil;arslan ne diyor:</p>
<p>&ldquo;Kendine T&uuml;rk Milliyet&ccedil;isi diyen bir grup insan &ccedil;&#305;k&#305;yor ortaya, K&#305;r&#305;m konusunda Rusya&#8217;n&#305;n &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, Do&#287;u T&uuml;rkistan konusunda &Ccedil;in&#8217;in &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, &#304;ran konusunda molla rejiminin &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor. B&ouml;yle T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k m&uuml; olur ya?&rdquo; (5)</p>
<p>&#350;imdi Din&ccedil;arslan&rsquo;&#305;n kurdu&#287;u cephele&#351;mede &#304;ran&rsquo;da &ldquo;molla rejiminin&rdquo; kar&#351;&#305;s&#305;nda ayaklanma &ccedil;&#305;kar&#305;p, sokaklar&#305; yak&#305;p y&#305;kanlar&#305;n taraf&#305;nda olmal&#305;y&#305;z. Ona g&ouml;re T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k b&ouml;yle yap&#305;l&#305;yor. Peki sokakta kim vard&#305;? Mossad koordinat&ouml;rl&uuml;&#287;&uuml;nde PJAK unsurlar&#305;. &#304;ran&rsquo;da sabotaj ve &#351;iddet eylemlerinin bir&ccedil;o&#287;unun PKK&rsquo;n&#305;n &#304;ran kolu PJAK taraf&#305;ndan yap&#305;ld&#305;&#287;&#305; biliniyor. Hatta T&uuml;rkiye&rsquo;nin payla&#351;t&#305;&#287;&#305; istihbaratla Suriye ve Irak&rsquo;tan &#304;ran&rsquo;a ge&ccedil;en PJAK unsurlar&#305;n&#305;n &#304;ran Devletince tespit edilip etkisiz hale getirildi&#287;i de biliniyor. Yani burada a&ccedil;&#305;k bir T&uuml;rkiye-&#304;ran i&#351;birli&#287;i var.</p>
<p>Cepheler &#351;&ouml;yle kurulmu&#351;: Bir tarafta T&uuml;rkiye, &#304;ran ve Suriye. Bir tarafta da bizim NATO kafa milliyet&ccedil;iler, PJAK&rsquo;l&#305; dostlar&#305;, ABD-&#304;srail ve YPG. T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ilerini b&ouml;yle bir ak&#305;l tutulmas&#305;na, b&ouml;yle bir cellad&#305;na a&#351;&#305;k Stockholm Sendromu&rsquo;na sokmaya &ccedil;al&#305;&#351;&#305;yorlar. T&uuml;rkiye&rsquo;de y&#305;llard&#305;r savundu&#287;umuz ve bug&uuml;n h&uuml;k&uuml;met ortaklar&#305; d&uuml;zeyinde g&uuml;ndeme getirilen ABD ve NATO&rsquo;nun s&#305;n&#305;r tan&#305;maz zorbal&#305;&#287;&#305;na ve haydutlu&#287;una kar&#351;&#305; T&uuml;rkiye-Rusya-&Ccedil;in-&#304;ran ittifak&#305; se&ccedil;ene&#287;ine kar&#351;&#305; onlar&#305;n bu herzeleri ortaya s&uuml;rmesi elbette bo&#351;una de&#287;il.</p>
<p><strong>ANLAYAMADIKLARI &#350;EY</p>
<p></strong>Bu NATO milliyet&ccedil;ilerinin s&#305;n&#305;fta kald&#305;&#287;&#305; nokta asl&#305;nda i&#351;in esas&#305;ndan ba&#351;l&#305;yor: Hala ABD&rsquo;nin muktedir oldu&#287;u, k&uuml;reselle&#351;meyi d&uuml;nyaya dayatabildi&#287;i, en NATO&rsquo;cu ve Atlantik&ccedil;i olan&#305;n iktidara yerle&#351;tirildi&#287;i d&ouml;nemlerde ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; san&#305;yorlar. Kafalar&#305;n&#305; NATO&rsquo;ya kapt&#305;rm&#305;&#351;lar ve T&uuml;rkiye&rsquo;yi b&ouml;yle okuyorlar. Fakat d&uuml;nya tam tersine ABD&rsquo;nin g&uuml;c&uuml;n&uuml;n dengelendi&#287;i &ccedil;ok kutuplu d&uuml;nyaya ve ba&#287;&#305;ms&#305;z milli devletler &ccedil;a&#287;&#305;na gidiyor. ABD bile stratejisini bu yeni duruma g&ouml;re g&uuml;ncelliyor, bknz; ABD&rsquo;nin 2025 Ulusal G&uuml;venlik Strateji Belgesi.</p>
<p>Asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n ya&#351;ad&#305;klar&#305; onlara &ouml;nemli bir ders. PKK zannetti ki arkama ABD ve &#304;srail&rsquo;i al&#305;p, bir elimle &#304;ran&rsquo;da &#351;ehirleri Mossad&rsquo;la kol kola yakar y&#305;kar&#305;m, bir elimle de Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ter&ouml;r devleti kurar&#305;m ve bunun bir bedeli olmaz. Ama sonunda T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k iradesine &ccedil;arp&#305;p darmaduman oldular, &#304;ran&rsquo;da da onlar&#305; sahaya s&uuml;renler y&uuml;z &uuml;st&uuml; b&#305;rakt&#305;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ABD ve &#304;srail&rsquo;in g&uuml;c&uuml;, t&uuml;m haydutluklar&#305;na ve ciddi tehditlerine ra&#287;men b&ouml;lge devletlerini par&ccedil;alamaya ve bir &#304;kinci &#304;srail kurmaya yetmeyecek.</p>
<p>D&uuml;nyay&#305; Washington&rsquo;dan ve Br&uuml;ksel&rsquo;den anlamaya &ccedil;al&#305;&#351;an NATO milliyet&ccedil;ileri, NATO&rsquo;nun kendi i&ccedil;inde da&#287;&#305;lmaya gitti&#287;ini de elbette g&ouml;remiyor. &#350;imdi Gr&ouml;nland cephesinde ABD di&#351;lerini bilerken, &ldquo;NATO m&uuml;ttefiki&rdquo; oldu&#287;u Avrupa kara kara canavar&#305; nas&#305;l durduraca&#287;&#305;n&#305; d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;yor. Sizin hikmetinden sual olunmaz NATO&rsquo;nuzun Fransa Cumhurba&#351;kan&#305;&rsquo;na g&ouml;re &ldquo;beyin &ouml;l&uuml;m&uuml;&rdquo; ger&ccedil;ekle&#351;ti bile. (6)</p>
<p>ABD&rsquo;nin e&#351;ine az rastlan&#305;r bir haydutlukla Venezuela Devlet Ba&#351;kan&#305; Nicolas Maduro&rsquo;yu ka&ccedil;&#305;rd&#305;ktan sonra Venezuela&rsquo;da y&ouml;netimi de&#287;i&#351;tirmeye g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yetmemesi de ABD&rsquo;nin burnunun dibinde ya&#351;anan &ccedil;arp&#305;c&#305; bir geli&#351;me.</p>
<p>Tabii sadece ABD ve NATO de&#287;il, onlara bel ba&#287;layarak iktidar hayalleri kuranlar da kaybetti ve kaybetmeye devam edecek. Suriye&rsquo;den size &ccedil;&#305;kacak en &ouml;nemli ders budur. 200 y&#305;ld&#305;r emperyalist sistemle &ccedil;arp&#305;&#351;an T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ili&#287;i ise &uuml;lkemizde ve b&ouml;lgemizde yeni zaferlere giderken k&#305;lavuzumuz ve program&#305;m&#305;z olmaya devam edecek ve sizin Atlantik&ccedil;i hezeyanlar&#305;n&#305;z onun kudretine g&ouml;lge d&uuml;&#351;&uuml;remeyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>KAYNAK&Ccedil;A:</strong></p>
<p>(1) Erdem Atay-Eray &Ccedil;elebi, T.C Bize Devlet Kursun- &#304;mral&#305; Tutanaklar&#305;yla &#304;hanetin Kodlar&#305;, Panku&#351; Yay&#305;nlar&#305;.&#305;</p>
<p>(2) https://21yyte.org/21-yuzyil-dergisi/21-yuzyil-dergisinin-mayis-sayisi-cikti/6977</p>
<p>(3) https://www.aydinlik.com.tr/haber/ozdag-ve-ogan-siyasi-destekleri-ve-tartismalariyla-gundemde-ikisi-de-abd-planinda-piyon-390842</p>
<p>(4) https://www.aydinlik.com.tr /haber/rand-corporation-raporu-4-turkiyenin-onundeki-dort-senaryo-211374</p>
<p>(5) https://youtu.be/hb54bglIwmI?si =z0yKnXIxMUGsiYEb</p>
<p>(6) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50342428</p>
</section>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGB İzmir Yeni Döneme Yeni Görevlendirmelerle Girdi</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723</guid>

					<description><![CDATA[Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy seçildi. Yeni görev arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Fotoğraflar 1/4 2/4 3/4 4/4 &#60; &#62; Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy seçildi.</p>
<p>Yeni görev arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz.</p>
</section>
<section class="item photogallery">
<h2>Fotoğraflar</h2>
<div class="photo-area">
<div class="photos">
<figure class="active">
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_225_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">1/4</div>
</figure>
<figure>
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_750_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">2/4</div>
</figure>
<figure>
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_984_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">3/4</div>
</figure>
<figure>
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_706_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">4/4</div>
</figure>
</div>
<p><button class="left">&lt;</button><br />
<button class="right">&gt;</button>
</div>
</section>
</div>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy seçildi.</p>
<p>Yeni görev arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz.</p>
</section>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
