<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye Gençlik Birliği</title>
	<atom:link href="https://tgb.gen.tr/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://tgb.gen.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Apr 2026 13:53:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/02/cropped-Logo-32x32.webp</url>
	<title>Türkiye Gençlik Birliği</title>
	<link>https://tgb.gen.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bilimin Devrimlerle Özgürleştirilmesi</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/bilimin-devrimlerle-ozgurlestirilmesi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/bilimin-devrimlerle-ozgurlestirilmesi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nazen Karasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:10:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79683</guid>

					<description><![CDATA[&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;Bilim Nedir? &#160;&#160;&#160;Bilim, maddenin hareketinin ve toplumsal süreçlerin sistematik olarak açıklanmasıdır. İnsanların var oluşundan itibaren merakla beslenen, araştırma isteğiyle körüklenen ve tüm dünya insanlarının bilgisine sunulması gereken birikimli ve uygulamalı disiplinlerin bütünüdür. Bilimin ortaya çıkışı insanların ‘Nasıl?’ ve ‘Neden?’ sorularını sormasına dayanır. Bilimin en temel izleri olan bilimsel düşünce ve pratiğe; Eski Mısır, Mezopotamya ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim Nedir?</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim, maddenin hareketinin ve toplumsal süreçlerin sistematik olarak açıklanmasıdır. İnsanların var oluşundan itibaren merakla beslenen, araştırma isteğiyle körüklenen ve tüm dünya insanlarının bilgisine sunulması gereken birikimli ve uygulamalı disiplinlerin bütünüdür. Bilimin ortaya çıkışı insanların ‘Nasıl?’ ve ‘Neden?’ sorularını sormasına dayanır. Bilimin en temel izleri olan bilimsel düşünce ve pratiğe; Eski Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan gibi kadim uygarlıkların yanı sıra İslam dünyasında da rastlanır. Her ne kadar bilimsel düşünce ve pratiğin geçmişinin izini insanlığın düşünce sisteminin oluşmaya başladığı zamanlara kadar götürebiliyor olsak da bilimselliğin en büyük sıçramalarını daima devrimlerle güdümlü olarak yaptığını görürüz&nbsp;Devrimin uygulamaları ve önderleri aracılığıyla toplumda gerçekleştirdiği dönüşümler; toplumu bilim, sanat ve kültür alanlarında daima ileriye taşımıştır.</p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimin Özgür Olma Gerekliliği</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim, içinde en basit doğa olayından en zorlu matematik paradokslarına kadar merak taşıyan her bireyin üzerine konuşabileceği, yorumlayabileceği ve araştırabileceği bir disiplinler bütünü olmalıdır.&nbsp;İnsanlığın kaderini ve sorunlarını belirleyen en temel ortak duygu meraktır. Bu meraktan neşet eden bilim ise, insanlığın birikimli mirası olarak her nesle aktarılan devasa bir bütünlüğe dönüşmüştür.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimin en temelinde insanların merak duygusundan tetiklenmesi ve birikimli ilerleyişi bize bilimin en ücra köşelere kadar erişime açık bir olgu olması gerektiğini gösterir.&nbsp;Fakat emperyalizm, bilimin birikimli ilerleyişiyle devletlerin kendi mühendislik, sanayi ve enerji kaynaklarını bağımsızca yaratabilmesinden rahatsızlık duyar. Bu gelişimin önüne geçmek adına, bilimin topluma ulaşmasını ve bir kalkınma aracına dönüşmesini engelleyecek uygulamaları devreye sokar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Temel bilimler olan Matematik, Fizik, Kimya ve Biyolojiyle ilgilenen ve yeterince bilgiye erişebilen genç nesiller olduğu sürece devletler kendi bilim insanlarının buluşları ve teorileriyle bilimi kendi milli gücü halinde üretebilecek olurlar. Çünkü bu bilimler olmadan mühendislik, sanayi ve enerji alanı yalnızca mevcut teknolojiyi kopyalar; yenisini kuramaz. Bir ülke sadece tüketici değil üretici olmak istiyorsa, temel bilimler taşıyıcı kolon gibidir.&nbsp;Diğer bilim dallarının gelişmesinde sessiz bir işçi olan temel bilimler bu nedenle çok önemlidir.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Kendi bilimini üreten devletler, Emperyalist düzene bağımlı değildir. Çünkü kendi yetiştirdiği bilim insanları, geliştirdikleri yeni teknolojik yöntemlerle milli bir bilim yaratır. Bu yüzden Emperyalist düzen; bilgiyi bir lüks haline getirir.&nbsp;Akademik dergilerin astronomik ücretleri, araştırmanın halka değil sermayeye çalışmasına yol açar. Eğitim sistemindeki öğrenme merakının yerine ezber sistemini dayatır. Öğrenilmesi gereken konuları kavrayarak değil ezberleyerek alınacak bir diploma sistemi yaratır. Ezber çarkında geleceğini belirlemeye çalışan gençler, bilimi öğrenecek ve pratiğe dökecek teoriden yoksun kalırlar. Ancak bilim; kendi doğasında, insanların zihninde özgürce var olması gereken bir disiplindir. Rahatça keşfedilmesi, yorumlanması ve bunu yaparken kısıtlamalara tabi tutulmaması gerekir. Bunun bilincinde olan ve devletlerin ilerlemek için kendisine muhtaç olmasını arzulayan emperyalist sistem, aynı zamanda bilimin bu doğasını yok etmek için toplumların önüne siyasi ve ekonomik sorunlar çıkarır. Devletlerin bilimle uğraşması için ihtiyaç duydukları kaynakların erişimini engeller.</p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilim Nasıl Özgürleşir?&nbsp;</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Bilimin özgürleşmesini sağlamak için öncelikle insanların ‘Neden?’ sorusunu sormasına izin verilmelidir çünkü sorgulama olmadan bilginin önü açılamaz. Sorgulama eğilimine insanların rahatça yönelebilmesi için bulundukları koşullarda özgür ve bağımsız bir devlet gereklidir. Herkesin tek tipleştirildiği emperyalist planlar üzerinden şekillenen bir sistemde insanlar sorgulama yetisinden mahrum kalırlar. Bilim insanlarının sorduğu ‘Neden?’ sorusunun cevabına ulaşmaları için ellerinde yeterince kaynak ve pratik yapacak bir ortam gereklidir. Bunu sağlamak içinse kendi kendini kalkındırabilen bir devlet olmak şarttır. Devletler bağımsızlığını koruyup kendi kendini kalkındıramadığı sürece bilim insanına bilgisini ve deneylerini test edebilecek bir ortam sağlanamaz.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Devlet tarafından bilgiyi sorgulamasına izin verilen ve elinde yeterince imkân olan bir bilim insanın sonunda bilim yapabildiğini görürüz. Burada en zor olan kısım ise bilim yapıldıktan sonra başlar. Çünkü bilim, herkesin rahatlıkla erişimine açılmadığı noktada belirli bir topluluk içinde sıkışıp kalır, bir devinim ve özgürlük elde edemez. Bu yüzden bilimin toplumun her kesiminde bir karşılığının olması gerekir.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilginin herkese açılması demek, aslında bilimi yalnızca bir akademi uğraşı olmaktan çıkarıp toplumun dokusuna işlemek demektir. Bu, bir ülkenin zihin haritasını yeniden çizmek gibi güçlü bir dönüşüm yaratır. Açık erişimin asıl devrimci tarafı, toplumsal yaratıcılığı tetiklemesidir çünkü yaratıcılığın tetiklenmesi herkesin aynı bilgiye erişebileceği bir ortam yaratır. Toplumdaki bireylerin ‘Bu neden böyle?’ , ‘Bunu nasıl değiştirebilirim?’ ve en önemlisi ‘Ya böyle değilse?’ sorularını sormasını ve bilimin sadece üniversitede değil; hayatın her alanında doğmasını sağlar.&nbsp;</p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimsel Bağımsızlık</strong></p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>Bilim kendi tarihi boyunca hiçbir zaman yalnız başına ve siyasi hareketlerden ayrı olarak var olmamıştır. Bilim her zaman dönemin şartlarına göre kimi zaman körelmiş kimi zaman da en büyük birikimlerini oluşturmuştur. Bunu tarih biliminden yararlanarak değerlendirmek daha doğru olacaktır. Dünyada bilimin devrimlerle beraber ilerlediğini görürüz. Çünkü bilim hiçbir zaman yalnızca sadece bilgiyi üretme işi olmamıştır; bilim en önemli toplumsal dönüşüm aracı olmuştur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Toplumun her kesiminden insanlar, kendi dönemlerinde var olan düzenin sınırlarını zorladı ve bilgiyi özgürleştirerek yeni bir toplumsal düzenin kapısını açtı. Bu toplumsal düzende bilimin özgürleştiğini bu yüzden her meslekten insanın bilime katkıda bulunduğunu görüyoruz.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<em>a) Türklerde Bilimin Özgürleşmesi</em></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;İbn Sina sadece bir hekim değildi; siyasal otoritelerin her şeyi kontrol ettiği bir çağda, doğayı gözlemlemenin dogmadan üstün olduğunu savundu.&nbsp;<em>El-Kanun fi’t-Tıbb</em>&nbsp;yüzlerce yıl boyunca Avrupa tıbbının temel kitabı oldu. Bu, Asya’dan yükselen özgürlükçü yapıyla bilginin Batı’nın feodal yapısını delip geçmesiydi. Bilimsel akıl, otoritenin değil doğanın yasalarının geçerli olduğunu gösterdikçe devrimci bir etki yarattı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Anadolu’da ise İbn Rüşd ile bilimsel devrimin başka bir yüzü ortaya çıkar. O, aklın dini otoriteden bağımsız olması gerektiğini savunduğunda aslında Orta Çağ’ın en sert dogmalarına meydan okuyordu. Bu meydan okuma, bilimsel yöntemin kurtuluşu oldu; Avrupa’daki aydınlanma kıvılcımlarının çoğu İbn Rüşd’ün eserlerinden geçti.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;2. Mahmut döneminde açılan&nbsp;Harbiye ve Tıbbiye’den yetişen ve bilimle ilgilenen öğrenciler, ileride Türk devriminde büyük rol oynayacaklardır. Örnek vermek gerekirse; Dr. Beşir Fuad, devrimin zihinsel iklimini kuran insanlardan biriydi. Tıbbiye kökenli olan Fuad, batıdan çıkan Biyolojik Materyalizm ve Pozitivizm gibi konuları Osmanlı’nın aydın dünyasına taşıdı. Metafiziğe, kaderciliğe karşı olan Fuad, biyolojik bir organizma olan insanı materyalizmi kullanarak yorumladı. Bıraktığı bu etki Osmanlı aydınının ‘akıl, deney, madde’ eksenine kaymasına sebep oldu, Jön Türklerden Kemalist kadrolara uzanan çizginin felsefi zeminini besledi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;19. Yüzyılın ikinci yarısında batıda ortaya çıkan Pozitivizm, bilginin kaynağı olarak gözlem, deney ve aklı kullandı. Bu Jön Türk kadrolarına tarih ve maddeye karşı bir materyalist bakış açısı kazandırdı. Toplumların da yasalarla işlediğini savunan materyalizm, aydınlarımızın devleti kurtarmak için bilgiye ihtiyaçları olduğunu gösterdi.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;İttihat ve Terakki kadrolarının halkın ihtiyacının bağımsız bir meclis olduğunu öngererek 1. Meşrutiyet Devriminin gerçekleşmesinin altında yatan sebep tarihsel materyalist bakış açısıdır. Osmanlı Devleti imparatorluk anlayışıyla&nbsp;ayakta kalamazdı. İmparatorluk anlayışı yönetimi, devletin çöküşünü sağlamlaştırıyordu. Vergi veren, asker olan, üretim yapan halkın ve yükselen bürokratik-aydın sınıfın temsil edeceği bir siyasal mekanizma lazım gerekiyordu. Bu yüzden de bağımsız bir meclise ihtiyaç vardı. Bu meclisi oluşturabilecek en büyük güç İttihat ve Terakki’ydi.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tarihsel Materyalizm, Türk Devrim Tarihinde en önemli ilerleyişlerin içinde varlığını sürdürmüştür. İttihatçı kadrolar bu bakış açısını kazanarak, Türk bağımsızlığının sömürgeci emperyalizmle çelişkilerini tahlil ettiler. Bu da Osmanlı imparatorluğunun neden çöktüğünü açıklamakta ve devrimi tarihsel bir zorunluluk olarak görmekte etkili oldu. İttihatçılar, yükselmekte olan aydın sınıfından üretim yapan köylüye kadar toplumun temsil edilmesi gerektiğini ve bu yüzden de padişahtan ayrı bir meclis fikrinin zorunlu olduğunu savundular. Bu meclisin içinde bulunan insanların temsil edeceği topluluğa göre belirlenmesi gerektiğini tahlil ettiler.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tarihsel Materyalizm bakış açısının temele alarak Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk, harbiye yıllarındaki not defterine yazmış olduğu bir yazıda maddeyi incelemek için ‘Evvela Sosyalist Olmalı, Maddeyi Tanımalı.’ sözünü söylemiştir. Maddeyi materyalist bakış açısıyla ele alan Mustafa Kemal, Sivas ve Erzurum Kongrelerinde bu bakış açısını göstermiştir. ‘Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.’ diyen Atatürk; Türk ulusunun herhangi bir dış güçle değil, halkın kendi öz&nbsp;gücüyle kurtarılacağını ifade eder</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Cumhuriyet Devrimiyle de beraber,&nbsp;Osmanlı’nın son döneminde dar alanlara sıkışmış, medrese–mektep ikiliğinde parçalanmış bilgi dünyası; Cumhuriyet’le birlikte üniversite, enstitü ve teknik okullar aracılığıyla yeniden örgütlendi. Temel bilimler, faydasız soyutluklar olmaktan çıktı ve ulusal kalkınmanın zorunlu altyapısı olarak ele alındı. Artık bilim, bir zümrenin tekelinde değil, kamusal bir güç halindeydi.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Özgürleştirme politikası, bilimi yalnızca aktarılan teori değil, üretilen bir pratik kıldı. Devrim Arabaları bu zihniyetin sembolüdür: Mesele birkaç ayda otomobil yapmak değil, “biz yapabiliriz” fikrini kurumsal akla yerleştirmekti. Aynı şekilde Nuri Killigil’in yerli silah üretimi girişimleri, dışa bağımlılığın teknik kader olmadığına dair güçlü bir karşı iddiaydı. Bu atılımlar, bireysel deha hikâyelerinden çok, Cumhuriyet’in bilimsel aklının ürünleriydi.</p>



<p><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;b) Yükselen Asya’da Bilimin Özgürleşmesi</em></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Modern dönemde Asya’nın devrimci bilim atılımı Sovyetler üzerinden çok belirginleşmişti. Lomonosov’dan Yuri Gagarin’e uzanan çizgi, sosyalist planlamanın bilimi nasıl seferber ettiğini gösterir. Bilgi, elitlerin oyuncağı değil toplumun üretim gücü oldu. Sovyet bilimi, emperyalist dünyanın teknoloji tekellerini doğrudan tehdit etti; uzaya insan gönderilmesi bunun en çarpıcı sembolüydü. Bilim, merkezi planlamayla birleştiğinde toplumsal bir sıçrama yarattı.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aynı dönemde Çin’de bilimsel ilerleme, kültür devriminin getirdiği eğitim seferberlikleriyle birleşti. Bilim yalnız laboratuvarlara değil, köylere, fabrikalara yayıldı. Bu da bilginin kitleselleşmesinin nasıl devrimci sonuçlar doğurabileceğini gösteren bir başka Asya deneyimi oldu.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Tüm bunların sonucunda gördüğümüz tablo oldukça açıktır. Günümüzde artık bilimin toplumlarda yol açacağı devrimleri engellemek için kendi yarattığı ve adına bilim denilen safsataların egemen olduğu bir Kapitalist Emperyalist sistem görürüz. Kendisinin sonunu getirecek bu atılımı yapan ABD’nin karşısında ise Mao Zedong’un önderlik ettiği büyük Çin devriminden itibaren yaptığı kesintisiz devrimlerde, gelişimini bilimsel temeller üzerine kurmuş bir Çin vardır. Çin’in şu anda dünya ekonomisinde birinci sırada olmasına şaşmamak gerekir.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Emperyalizm ne kadar güçlü prangalarla insanları tutsak etse de aklı sahiplenemeyeceğini görmüştür ve bu durum, siyasal düzeni sarsmıştır. Bu yüzden bu dönemde bilim ilerledikçe devletler de bilimsel düşüncenin gücünü fark etmiştir. Çünkü bağımsızlığın temelinin akılda, aklın ise gelişmesi ve yorumlamasını açısından bilime aç olduğunu görmüşlerdir. Bilim, emperyalist düzene karşı bir tehdit; bağımsızlık düzeninde ise bir ilerleme motorudur. Devrimler tam da bu yüzden bilimin yolunu açan keskin bir bıçak gibi görünür.</p>



<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimle Savaşmak ve Bilime Karşı Savaşmak</strong></p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Günümüzde de oldukça net görürüz ki bilim ancak yükselen Avrasya’da gelişerek yükselecektir. Çünkü yıllar boyunca bilimin ilerleyişi ve bağımsızlık devrimleri diyalektiğin genel ilkesi olan karşılıklı etkiden beslenerek birlikte ilerlemiştir.&nbsp;Avrasya coğrafyasının tarihinde bilimin karşılıklı etkileşim içinde doğmuş olduğunu görürüz.&nbsp;Avrasya’da bilim, sadece araştırma değildir; aynı zamanda bağımsızlık mücadelesidir. Bilimi halka indirmeyi amaçlar çünkü bilim halka indiğinde, üretim bağımsızlaşır; bağımsızlık arttığında da bilim daha cesur olur.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bağımsızlığının elinde olmadığı, Kapitalist emperyalist düzene saplanıp kalmış bir ülkede bilimin ilerlemesi için devrim yapmak şarttır. Çünkü bilimin özgür olması için devrimci bir hükümet ve devlete ihtiyaç vardır. Avrasya toplumlarının tarihi zaten bunu bağırarak anlatıyor. Avrasya devrimlerinde bilimi, aklı, toplumu, emeği tutsak etmek ve sömürmek isteyen kapitalist- emperyalist sisteme karşı galip gelinmiştir. Bunun sebebi ise Avrasya cephesinde bilim, emperyalizme karşı mücadelede önemli bir araç olarak kullanılır.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;Bilimsel doğruluktan bağımsız bir devrim düşünülemez. Kapitalist- emperyalist sistem, bilimin devrimlerin oluşumunu sağlayacağını bildiği için kendi sistemi ve sömürgesinin çökmesinden korkar ve bilimle savaşır. Bunu da kendi uydurduğu bilimden uzak, safsatalar aracılığıyla yapar.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Sonuç Olarak;</strong></p>



<p>   Bilim, ilerleme ve toplumsal dönüşümün en köklü kaynağını taşıyan Avrasya’dan yeniden yükselecektir. Tarih boyunca büyük devrimlerin ardındaki itici güç, aklın ve bilimin örgütlü birikimi olmuştur. Her devrim kendi deneyimini tamamladığında, bilimin önündeki bir eşik daha aşılmış; insanlığın ufku genişlemiştir.    Bugün kapitalist- emperyalist düzen, bilimin ışığından korkan bir karanlığı korumaya çalışıyor. Avrasya ise bilimi toplumsal kalkınmanın merkezine yerleştiren yaklaşımıyla bu karanlığa meydan okuyor. Bilimle çatışan değil, bilimi tarihsel yürüyüşünün rehberi yapan Avrasya güçleri; hem emperyalizmin dayattığı sömürü zincirlerini çökertecek hem de insanlığın önünü açacak yeni bir aydınlanma çağı yaratacaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/bilimin-devrimlerle-ozgurlestirilmesi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NATO TÜRKİYE’DEN DEFOL!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-turkiyeden-defol</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-turkiyeden-defol#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 14:57:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79679</guid>

					<description><![CDATA[Değerli Arkadaşım, 4 Nisan, Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun kuruluşunun yıl dönümü. Bu tarih; dünya halklarının hafızasına kazınmış katliamların, darbelerin ve suikastların muhasebe günüdür. NATO; emperyalizmin milli devletleri parçalamak, halkları boyunduruk altına almak için kullandığı en büyük savaş aygıtıdır. Demokrasi adı altında Vietnam’dan Afganistan’a, Yugoslavya’dan Irak’a kadar gittiği her yere ölüm ve yıkım götüren [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p></p>



<p>Değerli Arkadaşım,</p>



<p>4 Nisan, Dünyanın en büyük terör örgütü NATO’nun kuruluşunun yıl dönümü. Bu tarih; dünya halklarının hafızasına kazınmış katliamların, darbelerin ve suikastların muhasebe günüdür. NATO; emperyalizmin milli devletleri parçalamak, halkları boyunduruk altına almak için kullandığı en büyük savaş aygıtıdır.</p>



<p>Demokrasi adı altında Vietnam’dan Afganistan’a, Yugoslavya’dan Irak’a kadar gittiği her yere ölüm ve yıkım götüren NATO; bugün de İran, Lübnan, Filistin ve Küba’da kaosun ve savaşın ana kaynağı olmaya devam etmektedir.</p>



<p>NATO’nun kanlı sicili, zulüm ve vahşetle doludur. 12 Mart, 12 Eylül ve son olarak 15 Temmuz, NATO merkezlerinden yönetilmiştir. Devletin içine sızan, faili meçhul cinayetlerle aydınlarımızı bizden koparan NATO; Kanlı Pazar’ın, Madımak’ın ve Başbağlar’ın tertipçisidir. Uğur Mumcu’yu bir suikastle şehit eden, Eşref Bitlis Paşamızın uçağını düşüren el; NATO’nun elidir.</p>



<p>Sınırlarımızda Mehmetçiğimize kurşun sıkan PKK/YPG’den, devletimizin kılcal damarlarına sızan FETÖ’ye kadar tüm şer odakları, NATO’nun bölgeyi parçalama planlarının birer aparatıdır.</p>



<p>BAĞRIMIZDAKİ HANÇERİ SÖKÜP ATALIM</p>



<p>NATO; Doğu Akdeniz’den ülkemize namlu doğrultan, dostlarımızla aramıza nifak sokan, Edirne’de sınırında ülkemizi işgal tatbikatları yapan bağrımızdaki hançerin adıdır. Şimdi bu hançeri söküp atmanın vaktidir.</p>



<p>Türkiye’nin güvenliği NATO içinde kalarak değil, NATO’dan ve onun zincirlerinden kurtularak sağlanabilir.</p>



<p>Önümüzde iki yol var: Ya bu çürümüş, kanla beslenen Atlantik sistemine boyun eğeceğiz ya da eli kanlı NATO’ya karşı bayrak göstereceğiz!</p>



<p>Bizler; mandacılığa karşı ayağa kalkan Tıbbiyeli Hikmet’iz, 68&#8217;in baharında “NATO&#8217;ya Hayır” bayrağını üniversitelerden göndere çekenleriz, ABD 6. Filosu’nu Dolmabahçe&#8217;de denize dökenleriz, topraklarımızı kirleten ABD askerlerinin başına vatanımızın 7 ayrı köşesinde çuval geçiren Türk gençliğiyiz. NATO’nun zincirlerini parçalayacak olan güç, işte damarlarımızdaki bu asil kanda saklıdır.</p>



<p>Dünyanın en büyük terör örgütü olan NATO&#8217;ya karşı sen de mücadeleye atıl, TGB’YE KATIL</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/nato-turkiyeden-defol/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşasın Bağımsız İran, Yaşasın Üreten ve Direnen Kadınlar!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/yasasin-bagimsiz-iran-yasasin-ureten-ve-direnen-kadinlar</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/yasasin-bagimsiz-iran-yasasin-ureten-ve-direnen-kadinlar#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hazal Günser]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 13:24:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79658</guid>

					<description><![CDATA[Bugün Batı Asya, bir kez daha emperyalizmin kanlı senaryolarının sahnelendiği bir coğrafya haline gelmiş durumda. İsrail’in saldırganlığı ve ABD’nin bölgedeki hegemonya arayışı, İran halkının egemenliğini doğrudan tehdit ediyor. Ancak bu savaş sadece füzelerle değil, aynı zamanda kirli bir propaganda mekanizmasıyla da yürütülüyor. Kendini &#8220;özgürlük elçisi&#8221; gibi sunan emperyalistler ise iç cepheyi bölmek adına güzel bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"></h3>



<p>Bugün Batı Asya, bir kez daha emperyalizmin kanlı senaryolarının sahnelendiği bir coğrafya haline gelmiş durumda. İsrail’in saldırganlığı ve ABD’nin bölgedeki hegemonya arayışı, İran halkının egemenliğini doğrudan tehdit ediyor. Ancak bu savaş sadece füzelerle değil, aynı zamanda kirli bir propaganda mekanizmasıyla da yürütülüyor. Kendini &#8220;özgürlük elçisi&#8221; gibi sunan emperyalistler ise iç cepheyi bölmek adına güzel bir yalana sığınıyor. “Bak İran’daki kadınlar bu müdahaleden ne kadar mutlu ve özgürleşiyor.” deniyor. Ancak biz bunun bir yalan olduğunu biliyoruz.</p>



<p><br>Emperyalizmin tarihi bize defalarca göstermiştir ki dış müdahaleler hiçbir halkı özgürleştirmemiştir. Aksine, her insani müdahale söylemi ardında daha derin bir yıkım daha büyük bir bağımlılık ve daha ağır bir toplumsal enkaz bırakmış. Afganistan’dan Irak’a, Libya’dan Suriye’ye kadar uzanan bu zincir “özgürlük” adı altında yürütülen askeri operasyonların aslında enerji kaynaklarını, ticaret yollarını ve sömürge haline getirme mücadelesi olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu yüzden bugün İran’a yönelik askeri ve siyasi baskıyı anlamak için de aynı tarihsel perspektife bakmak gerekir. Kadın hakları söyleminin emperyalist propaganda aygıtı içinde araçsallaştırılması ise bu sürecin en çarpıcı yönlerinden biridir. Bugün yapılması gereken şey, emperyalist propaganda makinesinin yarattığı sahte ikilemleri reddetmektir.</p>



<p><br>İran halkının bugünkü direnişi, kökleri derinlere uzanan güçlü bir anti-emperyalist gelenek üzerine inşa edildi. Bu gelenek yalnızca son birkaç on yılın ürünü değildir; 20. yüzyılın başlarından itibaren İran toplumunda gelişen bağımsızlık arayışının ve dış müdahalelere karşı verilen mücadelelerin bir devamıdır. İran halkının bu devrimci yanını görmemek İran’ın dinamiklerine tarihsel olarak ve günümüzde taşıdığı devasa sorumluluğu küçümsemektir. İran halkı şu anda da o tarihsel mirasla ABD emperyalizmine karşı direnişin ön cephesindedir. Bölgedeki üslere yaptığı saldırılarla emperyalizme hançer saplamakta yenilmez sanılan ABD’nin gücünü derinden sarsmaktadır.</p>



<p><br><strong>168 Kız Çocuğunun Kanı</strong></p>



<p><br>Emperyalizmin sözde &#8220;kadın hakları&#8221; hassasiyetinin ne kadar sahte olduğunu anlamak için çok uzağa bakmaya gerek yok. Bugün yaşanan çatışmalarda, İsrail menşeli füzelerin bir eğitim kurumunu hedef alması sonucu 168 kız çocuğunun katledilmesi, tarihin en acı sahnelerinden biri olarak kayda geçmiştir. Bu çocuklar, emperyalistlerin modernleşme ve özgürleşme vaat ettikleri o kitlenin ta kendisidir.<br>Bir yanda 168 fidanın cansız bedenleri toprağa verilirken, diğer yanda Batı merkezli sosyal medya hesaplarının &#8220;İsrail&#8217;in müdahalesi kadınları özgürleştirecek&#8221; şeklinde paylaşımlar yapması, kelimenin tam anlamıyla bir çelişkidir. Bu katliam, emperyalizmin demokrasi füzelerinin adres sormadığını, aksine geleceği, yani çocukları ve kadınları hedef aldığını bir kez daha kanıtlamıştır. Katledilen her bir kız çocuğu, emperyalizmin feminizm ve liberalizm yalanların tabutuna çakılan birer çividir. Bizler soruyoruz: Toprağın altındaki 168 kız çocuğu nasıl özgürleşecektir? Onların ellerinden alınan en temel hak olan yaşam hakkı hangi özgürlük söylemiyle telafi edilebilir? Bu trajedi bile başlı başına, emperyalizmin bölgeye sadece ölüm ve yıkım getirdiğinin en somut kanıtıdır. Bizler, 168 kız çocuğunun katledilmesini unutmayacak, onların dökülen kanını emperyalizmin kirli propagandasını yerle bir etmek için akıllarımızla bir meşale haline getireceğiz.</p>



<p><strong><br>İranlı Kadınların Milli Mücadele ile Özgürleşme Hikayesi</strong></p>



<p><br>İranlı kadınlar, hiçbir zaman Batı’nın kurguladığı o kurtarılmaya muhtaç, sesi kısılmış, edilgen ve zayıf portrenin içine hapsolmamışlardı. Emperyalist merkezlerin sosyal medya aracılığıyla dünyaya pazarladığı &#8220;ezilen doğulu kadın” imajı, aslında bölgeye yapılacak askeri müdahaleleri meşrulaştırmak için kurgulanmış oryantalist bir masaldan ibaret. Oysa gerçek tarih, İranlı kadınların kendi kaderlerini ellerine almak için verdikleri muazzam bir direnişle doludur. Onlar, emperyalist bir modernleşme dayatmasına direnerek kendi özgürlük yollarını inşa etmişlerdi.</p>



<p><br>İranlı kadının siyasi sahneye çıkışı dün başlamamıştır. 1906 Anayasa Devrimi sırasında, kadınlar gizli cemiyetler kurarak sömürgeci imtiyazlara karşı barikatlarda yer almış, yabancı mallarına karşı boykot örgütlemişlerdir. 1950’lerde Musaddık döneminde petrolün millileştirilmesi kavgası verilirken, kadınlar sadece destekçi değil, sokakları hareketlendiren temel güçlerden biriydi. 1979 Devrimi’ne giden süreçte ise, milyonlarca kadın Şah diktatörlüğünün emperyalizmle kurduğu kirli ittifaka karşı canlarını siper ederek yürümüştür. Bu kadınlar, özgürlüğü Batı’nın moda dergilerinde değil, anti-emperyalist bir halk hareketinin içinde aradılar.<br>Bugün İran’a uygulanan ve aslında bir halkı topluca cezalandırmayı amaçlayan ağır ambargolar altında dahi, İranlı kadınlar mucizeler yaratmaktadır. Batı medyası bu kadınların giyimiyle uğraşırken; onlar İran üniversitelerindeki öğrencilerin %60’ından fazlasını oluşturmakta, nükleer fizikten biyoteknolojiye, nano-teknolojiden ağır sanayiye kadar ülkenin ayakta kalmasını sağlayan stratejik alanlarda beyin gücü olarak yer almaktadırlar. Bu, yukarıdan aşağıya bahşedilmiş bir hak değil, ambargo ve savaş koşullarında ülkesini terk etmeyerek, üreterek ve direnerek tırnaklarla kazınmış bir kazanımdır.</p>



<p><br>Kadınların gerçek özgürleşme hikayesi, milli mücadele ile iç içedir ve bu bir zorunluluktur. Vatan savunması sadece cephede değil, cephe gerisinde hayatın her alanında verilir. Savaşın en kızgın anlarında hastanelerde gece gündüz demeden şifa dağıtan doktor ve hemşireler, ambargolara rağmen sanayi çarklarının durmasına izin vermeyen kadın mühendisler ve üretim bandında emeğini vatanın bağımsızlığına katan işçi kadınlar; kendi özgürlüklerini toplumsal bir kurtuluşun parçası olarak görmekteler.</p>



<p><br>Bir kadının en büyük ve en sarsılmaz özgürlüğü; yabancı bir gücün, işgalci bir ordunun veya küresel bir sermaye grubunun boyunduruğu altına girmeyen, kendi ayakları üzerinde duran bağımsız bir vatanın onurlu, başı dik bir yurttaşı olmaktır. Çünkü biliyoruz ki, vatanı işgal edilmiş bir kadının seçme hakkı sadece işgalcinin ona sunduğu kölelik biçimleri arasında. İranlı kadınların direnişi, bu yüzden sadece kendi hakları için değil tüm Batı Asya ülkelerinin emperyalizme teslim olmayan iradesi içindir. Bugünün gerçekliğindeki füzelere karşı ülkesinin bağımsızlığı için savaşan İranlı kadın da Kurtuluş Savaşında cepheye cephane taşıyan Nene Hatun da aynı mirasın temsilcisidir. Bugün “baş börksüz, Fars Türksüz” olmayacağı gibi Türk kadınının mücadelesi olmadan İranlı kadınların mücadelesi olmaz. İki milletin kadını da aynı kaderin ortakçılarıdır. Onların özgürlüğü, birilerinin onlara lütfedeceği bir hediye değil, bağımsızlık mücadelesinin en asil meyvesidir.</p>



<p><br><strong>Kadının özgürleşmesi dışarıdan olmaz. Emeğin Özgürleşmesi, Kadının Özgürleşmesidir</strong></p>



<p><br>Altını çizmemiz gereken en temel gerçek şudur: Kadın özgürleşmesi meselesi, liberal feminizmin dar kalıplarına sığdırılamayacak kadar hayati ve sınıfsal bir meseledir. Batı merkezli liberal yaklaşım, kadın özgürlüğünü sadece kılık-kıyafet serbestliğine, bireysel yaşam tarzı tercihlerine veya tüketim toplumunun sunduğu yüzeysel özgürlüklere indirger. Oysa bir kadının gerçek anlamda özgürleşmesi, onun toplumsal üretim ilişkileri içerisindeki konumuyla doğrudan bağlantılıdır. Maddi ve sınıfsal temeli olmayan bir özgürlük söylemi, koskoca bir yalandan ibarettir.</p>



<p><br>Bir kadının özgürlüğü, her şeyden önce ekonomik bağımsızlığıyla başlar. Ancak bu bağımsızlık, kapitalist sömürü çarkları arasında bir ücretli köle olmak değil; toplumsal artı-değerin üretilmesinde, yönetilmesinde ve bölüşülmesinde söz sahibi olmak demektir. İranlı kadınların kurtuluşu: fabrikada işçi, tarlada üretici, laboratuvarda bilim insanı olarak kamusal alanda var oldukları bağımsız bir ekonomide mümkün.<br>Eğer bir ülkede üretim araçları halkın kontrolündeyse ve kadın bu üretim sürecinin merkezindeyse, o kadın toplumsal gericiliğe karşı en güçlü silahı kuşanmış demektir: Bağımsız bir vatanın ağır sanayisinde, yüksek teknolojisinde ve tarımında ter döken kadın, toplumu dönüştürme gücünü bizzat kendi ellerinden alır. Bu yüzden, emperyalistlerin yıktığı her fabrika, bombaladığı her altyapı tesisi, aslında kadının toplumsallaşma imkanlarını yok ederek onu eve ve karanlığa mahkûm etmeyi hedefler. Özgürleşme, bombaların yıkıntıları arasından değil; kadın mühendislerin planladığı şehirlerden, kadın doktorların yönettiği hastanelerden ve kadın işçilerin örgütlendiği sendikalardan yükselecek.</p>



<p><br><strong>Tekelinizdeki Sosyal Medya Provokasyonları İşe Yaramayacak!</strong></p>



<p><br>Bugün emperyalizm sadece toprakları değil zihinleri de işgal etmeye çalışıyor. 2026 yılının teknolojik imkanlarıyla birleşen psikolojik harp yöntemleri, sosyal medyayı devasa bir manipülasyon merkezine dönüştürdü. İsrail ve ABD menşeli provokatif hesaplar, her gün binlerce içerikle &#8220;İsrail bombalarının İranlı kadınlara bahar getireceği&#8221; yalanını pompalıyor. Bu, sadece bir propaganda değil bir halkın acısıyla, hafızasıyla ve onuruyla alay etmektir.</p>



<p><br>Bu provokasyonların en acımasız boyutu, katledilen 168 kız çocuğunun kanı üzerinden yürütülen algı yönetimidir. Sosyal medya trolleri, bir yandan bu çocukları öldüren füzelerin sahiplerini selamlarken, diğer yandan aynı çocukların özgürleşemeden öldüğüne dair timsah gözyaşları döküyor. Bu dijital işgalcilerin insanların akıllarını kendilerince bulandırmaya çalışıyor. Ancak bu hesapların unuttuğu bir şey var: Hiçbir halk, kendi çocuklarını katledenleri kurtarıcı olarak görmez.</p>



<p><br>Dijital dünyada yaratılan sahte gerçeklikler, İran sokaklarındaki, fabrikalarındaki ve okullarındaki somut gerçekliğe çarptığında un ufak olmaya mahkumdur. Sosyal medya operasyonları halkın vatan sevgisini, bağımsızlık sevgisini ve anti-emperyalist bilincini hesaba katmıyor. Bot hesaplar istediği kadar tweet atsın, algoritmalar istedikleri kadar manipülasyon yapsın; 168 kız çocuğunun cenazesindeki o derin sessizlik ve öfke her türlü dijital gürültüden daha gerçek.</p>



<p><br>İranlı kadınların kurtuluşu, emperyalist bir işgalin küllerinden değil; kendi öz güçleriyle, üretimle ve bağımsız bir vatanın onurlu geleceğiyle yükselecektir. Bombalar sadece yıkacak özgürlüğü ise sadece emek ve direnç inşa edecek.</p>



<p><strong><br>&#8220;Yaşasın Bağımsız İran, Yaşasın Üreten ve Direnen Kadınlar!&#8221;</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/yasasin-bagimsiz-iran-yasasin-ureten-ve-direnen-kadinlar/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İRAN VURUYOR, ABD ÇÖKÜYOR!</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/iran-vuruyor-abd-cokuyor</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/iran-vuruyor-abd-cokuyor#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Mar 2026 16:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79649</guid>

					<description><![CDATA[ABD – İsrail’in &#8220;geçilmez&#8221; denilen o savunma sistemlerinin aslında koca bir balon olduğunu, İran tüm dünyaya gösteriyor. İran&#8217;ın füzeleri sadece hedefleri değil, yıllardır kurulan o &#8220;yenilmezlik&#8221; masalını da yerle bir etti. ABD ve İsrail&#8217;in askeri zorbalıkla herkesi dize getirdiği o devir, artık geri dönmemek üzere kapandı. 1. ABD’nin Ekonomik İntiharı ABD’nin bölgedeki en büyük kozu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h3 class="wp-block-heading"><strong>ABD – İsrail’in &#8220;geçilmez&#8221; denilen o savunma sistemlerinin aslında koca bir balon olduğunu, İran tüm dünyaya gösteriyor. İran&#8217;ın füzeleri sadece hedefleri değil, yıllardır kurulan o &#8220;yenilmezlik&#8221; masalını da yerle bir etti. ABD ve İsrail&#8217;in askeri zorbalıkla herkesi dize getirdiği o devir, artık geri dönmemek üzere kapand</strong>ı.</h3>



<h3 class="wp-block-heading">1. ABD’nin Ekonomik İntiharı</h3>



<p>ABD’nin bölgedeki en büyük kozu olan Patriot ve THAAD gibi milyar dolarlık hava savunma sistemleri, İran’ın asimetrik taktikleri karşısında stratejik bir felç yaşamaktadır. Sadece 35 bin dolarlık maliyeti olan ucuz droneları düşürmek için 1,4 milyon dolarlık füzelerin fırlatılması, savunma ekonomisini sürdürülemez bir noktaya taşımıştır. Bu durum, ABD’nin müttefiklerine vaat ettiği &#8220;güvenlik şemsiyesinin&#8221; aslında delik olduğunu gösterdi.</p>



<p>ABD&#8217;nin İran ile girdiği bu askeri hesaplaşmanın faturası baş döndürücü bir hızla kabarıyor. Sadece ilk 24 saatlik saldırının maliyeti 779 milyon doları bulurken, ilk haftada harcanan toplam miktar 10 milyar doları aşmış durumda; bu bütçenin 4 milyar doları ise sadece İran füzelerini durdurmak için kullanılan pahalı savunma sistemlerine gitti. Düşen jetler, günlük işletme gideri 11 milyon doları bulan uçak gemileri ve bir saatlik uçuş maliyeti 150-200.000 dolar bandında olan B-2 Spirit uçaklarının masrafı da eklenince, ABD ekonomisi eşi benzeri görülmemiş bir mali yükle karşı karşıya kaldı. ABD savaşa devam edebilmek için günlük asgari bir milyar dolar para harcıyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">2. Üsler Vuruluyor, Coniler Tabuta Giriyor</h3>



<p>Katar’dan Bahreyn’e, Kuveyt’ten Suudi Arabistan’a kadar bölgeyi bir ağ gibi saran ABD askeri varlığı, bugün artık bir güç gösterisi değil, açık birer hedef haline geldi:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>El-Udeid (Katar):</strong>&nbsp;CENTCOM’un ileri karargâhı olan ve 10 bin askere ev sahipliği yapan bu devasa tesis, İran kaynaklarına göre ağır bir darbe aldı ve 200’den fazla kayıp verdi.</li>



<li><strong>Beşinci Filo (Bahreyn) ve Prens Sultan Üssü (Suudi Arabistan):</strong>&nbsp;Bu noktaların harabeye dönmesi, ABD’nin bölgedeki operasyonel kabiliyetini temelinden sarsmış durumda.</li>
</ul>



<p>Trump yönetimi; tabut görüntülerini ve kesin ölü sayılarını gizleyerek kamuoyu baskısını yönetmeye çalışsa da sahadaki gerçeklik, ABD askerlerinin artık açık hedef olduğunu tescilledi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">3. İran Halkı Ayakta</h3>



<p>ABD ve İsrail yıllardır İran’ın içinde Mossad ajanları ve Şahlık rejimini destekleyen gruplar ile iç karışıklık yaratmaya çalışıyordu. Savaşın başladığı andan itibaren meşru hükümeti destekleyen İran halkı caddeleri ve meydanları doldurdu; yer yer isabet eden füzelere rağmen meydanlardan geri kalmıyorlar. Türkiye ve başka ülkelerde yaşayan İranlılar, savaşın ilk gününden itibaren ülkelerine geri dönmeye başladı. Yapılan röportajlarda genç, yaşlı, kadın veya erkek fark etmeksizin toplumun her kesimi; ABD ve İsrail’e karşı hükümetin yanında olduklarını ve mücadelenin sonuna kadar sürmesi gerektiğini vurguluyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">4. İsrail Tarumar Oldu</h3>



<p>İsrail’in Demir Kubbe&#8217;si ve ABD’den aldığı savunma sistemleri, savaşın ilk günlerinde kevgire döndü. İsrailliler artık sığınaklarından çıkamıyor; çıkanlar ise ülkeyi terk edip Güney Kıbrıs, ABD ve başka ülkelere sığınıyor. Bazı noktalarda enkazların sığınak giriş çıkışlarını kapattığı ve içerideki İsraillilerin çıkamadığı durumlar oluyor. Binyamin Netanyahu’nun ise 28 Şubat’tan bu yana nerede olduğu bilinmiyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">5. Hürmüz Boğazı ve Lojistik Felç</h3>



<p>İran’ın Hürmüz Boğazı’nu kapatması, dünya enerji arzının %20’sini İran’ın insafına bırakmıştır. Bu durum, ABD’nin lojistik hatlarını koparmış ve ticaret güzergâhlarını işlevsiz kılmıştır. Cebel Ali Limanı gibi devasa lojistik merkezlerin hedef alınması, ABD Donanması’nın ikmal yeteneğini bitirme noktasına getirdi.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Sonuç: Sistem Artık Çalışmıyor</h3>



<p>Bir yanda 4 trilyon dolar harcayarak yıkan ve bu süreçte kendi savunma stoklarını tüketen bir ABD; diğer yanda ise düşük maliyetli teknolojilerle rakibini ekonomik bir kara deliğe çeken İran ve bu boşluğu sessizce inşa ederek dolduran Çin bulunmaktadır. ABD’nin kamu borcunun 39 trilyon dolara dayanması ve kendi kamuoyunda savaşa verilen desteğin %30’ların altına inmesi, bu savaşın mali ve insani bedelinin Washington tarafından taşınamayacağını gösteriyor.</p>



<p>Özetle; askeri sistemleri tarumar olan, müttefikleri tarafından terk edilen ve her geçen gün daha fazla askerini kaybeden &#8220;Epstein ittifakı&#8221; için İran karşısında bir &#8220;zafer&#8221; ihtimali, artık yerini stratejik bir geri çekilme ve hegemonya kaybına bırakmıştır. Bu noktadan sonra İran’ın attığı tokadın etkisi farklı coğrafyalarda da hissedilecektir.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/iran-vuruyor-abd-cokuyor/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Nihilist penguen’ bize ne anlatıyor?</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/nihilist-penguen-bize-ne-anlatiyor</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/nihilist-penguen-bize-ne-anlatiyor#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kayahan Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 07:18:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79591</guid>

					<description><![CDATA[“Nihilist penguen”in ölüm yürüyüşü sosyal medyada “toplumsallığın zulmüne” karşı “birey olmanın ölümü göze alan asaleti”ne dönüştürülüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sosyal medyada bir süredir milyonlarca kez paylaşılan bir görüntü var. Su kaynağına doğru ilerleyen penguen sürüsünden ayrılan ve kendisi için hayatın olmadığı dağlara doğru tek başına yürüyen penguenin görüntüsü. Görüntü, 2007 yılında Werner Herzog tarafından çekilen “Encounters at the End of the World” isimli Antarktika’daki yaşamı anlatan belgeselden alınma.<br><br>Penguenin yürüyüşü her yerde paylaşıldı; belediyeler, ünlü markalar, siyasi partiler penguen üzerinden espriler yaptı, videolar hazırladı&#8230; Bu penguene bazı isimler de takıldı: ‘yalnız penguen’, ‘nihilist penguen’ vb. Bizce penguenin tavrına en uygun isim ‘nihilist penguen’. Çünkü türdeşlerinden uzağa, kendisi için hayat olmayan bir noktaya, bir nevi yok oluşa doğru anlamsız bir yürüyüş yapıyor. Evrende ve yaşamda herhangi bir anlamlı öz aramanın anlamsız bir çaba olduğunu savunan nihilizmin tavrıyla paralel bir tavrı var desek, penguen dostumuza haksızlık etmiş olmayız.<br></p>



<h3 class="wp-block-heading">P<strong>ENGUEN NEREYE YÜRÜYOR?</strong></h3>



<p>“Nihilist penguen”in paytak paytak tatlı yürüyüşüyle ya da belgeseli çekenlerin ilgisini çeken tavrıyla bir problemimiz yok elbette. Asıl ilgi çekici olan “nihilist penguen”in ölüm yürüyüşünün sosyal medyada “toplumsallığın zulmüne” karşı “birey olmanın ölümü göze alan asaleti”ne dönüştürülmesi.<br><br>Sıkça yapılan bazı yorumlar şöyle: “İşte kendini ait hissedemediği bir yerden yok olmayı göze alarak asilce yürüyen penguen”, “Biz de keşke senin gibi olabilsek”, “Toplumun baskısının onu öğütmesine izin vermeyip onlardan ayrılıyor, hangimiz bu kadar cesur olabiliyoruz” vs vs. Penguenin normalin dışındaki davranışı birdenbire sosyal medyanın bireyci rüzgarında “toplumun öğütücülüğüne karşı” bir simge haline gelebiliyor.<br><br>İşte birey olmakla bireycilik arasındaki kalın çizgiyi gösteren bir olay daha. Bireyci ideoloji sürüden ayrılan penguenin yok olmaya ve ölüme yürümesini kutsallaştırabiliyor. Onlar için mutlak şer ve zorbalık kaynağı olan “toplumu” dağıtan ve bireyi un ufak eden her şey mübah. Peki birey olmak böyle bir şey mi? Sağlıklı ve mutlu bir birey olmanın yolu sağlıklı bir kolektifin içinde, yabancılaşmadan arınmış bir toplumsal ilişki ağına sahip olmaktan geçmiyor mu? Tarih ve doğa bize, ait oldukları toplumun ortak kaderi için türlü fedakârlıklar yapan “bireylerin” hikayesini anlatır.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>TURNA KATARININ TAVRI VE PENGUEN KOLONİSİNİN YÖNÜ</strong></h3>



<p><strong><br></strong>Madem hayvanlardan başladık onlardan devam edelim<br><br>Turna katarlarının örneğini sık sık veririz birbirimize. Turna katarı uçarken bir öncü turna katarın en önüne geçer ve rüzgârı göğüsler. Onun rüzgârı göğüslemesi sayesinde arkadakiler daha rahat ilerler. Bu zor bir görevdir, nefes tüketir. Ve bu öncü turna nefesi tükenene kadar görevini sürdürür. Onun nefesi bitip düştüğünde arkadan yeni bir nöbetçi nöbeti devralır ve katar yoluna böyle devam eder. Turnalar toplulukları için fedakârlık yaparak yolun güvenli geçmesini sağlarlar.<br><br>Cemal Süreya’nın dizelerindeki “donmasın diye suya nöbetleşe kanat vuran yaban ördekleri”, yine kolektifin ortak amacı için görev üstlenmenin doğadaki bir ifadesidir. Su kaynağına doğru topluca ilerleyen penguen kolonisi de benzerdir; o zorlu kutup şartlarında avlanmak, hayatta kalmak için kolektif hareket etmek bir tercih değil zorunluluktur. Doğa, türlerin hayatta kalmak için dayanışmasının örnekleriyle doludur.</p>



<h3 class="wp-block-heading"><strong>NAZIM’IN ‘İLK HÜCUMDA DÜŞEN NEFERİ’ FARKLI MI?</strong></h3>



<p><strong><br></strong>“Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,</p>



<p>diyelim ki, cephedeyiz.</p>



<p>Daha orda ilk hücumda, daha o gün</p>



<p>yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.</p>



<p>Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,</p>



<p>fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz</p>



<p>belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.”<br><br>Nazım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” başlıklı şiirinde anlattığı bu “ilk hücumda düşen neferin” hikayesi biz insanların dünyasında “dövüşülmeye değer bir şeyler için” yani aynı ülküleri, aynı ekmeği, aynı toprağı, aynı kültürü, aynı dili, aynı mirası paylaştığımız insanlar için, milletimiz için, padişahın/kralın mülkü değil; o milletin üzerinde ekip biçerek emeğiyle yücelttiği “vatan için”, mensubu olduğumuz toplumun hürriyeti, geleceği ve refahı için kendini feda etmenin turna katarından farklı olmayan bir örneği değil mi?<br><br>Ya aynı şiirdeki “kocaman gözlükleri ve beyaz önlüğüyle bir laboratuvarda, yüzünü bile görmediği insanlar için ölebilen” bilim insanı? Hem de “en gerçek, en güzel şeyin yaşamak olduğunu bildiği halde”.<br><br>Peki bu tavır sadece şiirlerde ve dizelerde mi vardı? O şiirlerin içinden çıktığı bir gerçek “Kuvayı Milliye Destanı” yok muydu?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/nihilist-penguen-bize-ne-anlatiyor/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LGBT İDEOLOJİSİNE KARŞI OLMAK “FAŞİSTLİK” Mİ?</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/lgbt-ideolojisine-karsi-olmak-fasistlik-mi</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/lgbt-ideolojisine-karsi-olmak-fasistlik-mi#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[İlyas Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Jan 2026 09:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/?p=79588</guid>

					<description><![CDATA[Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de LGBT ideolojisi özelinde öyle bir iklim yaratıldı ki; bilimsel bir gerçeği dile getirmek, aile kurumunu savunmak ya da çocukların geleceği hakkında endişe duymak adeta bir &#8220;suç&#8221; haline getirildi. TRT’nin uluslararası platformu Tabii’de yayınlanan &#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221; belgeseli, bu konuda kurulan ideolojik hegemonyaya karşı, toplumların geniş kesimlerinin haklı kaygılarını ve bilimsel verileri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son yıllarda dünyada ve Türkiye’de LGBT ideolojisi özelinde öyle bir iklim yaratıldı ki; bilimsel bir gerçeği dile getirmek, aile kurumunu savunmak ya da çocukların geleceği hakkında endişe duymak adeta bir &#8220;suç&#8221; haline getirildi. TRT’nin uluslararası platformu Tabii’de yayınlanan &#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221; belgeseli, bu konuda kurulan ideolojik hegemonyaya karşı, toplumların geniş kesimlerinin haklı kaygılarını ve bilimsel verileri merkeze alan güçlü bir itiraz olarak karşımıza çıkıyor.<br>Peki, nedir bu &#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221;? LGBT meselesi, iddia edildiği gibi sadece bireylerin hür iradelerindeki tercihleri mi, yoksa toplumun sinir uçlarını hedef alan küresel bir siyasi program mı?</p>



<p>Bugün kendisini &#8220;ilerici&#8221; veya &#8220;özgürlükçü&#8221; olarak tanımlayan pek çok kişi, bu ideolojiye karşı durmayı &#8220;gericilik&#8221; veya &#8220;faşistlik&#8221; olarak kodluyor. Ancak burada şu soruyu tartışmaya açmak lazım: Bir ideoloji; bilimi reddediyor, aileyi bir &#8220;baskı aracı&#8221; olarak görüyor ve kendi dogmalarına karşı çıkan herkesi linç ediyorsa, asıl faşizm nerede başlamaktadır?</p>



<p>Bizim meselemiz, tek tek bireylerin yaşam tarzı veya şahsi tercihleri değildir. Bizim meselemiz; insan doğasına, çocukların saf dünyasına ve ulus devletin temel taşı olan aileye karşı açılmış olan o çok renkli olduğu kadar birçok hedefi de olan ideolojik dayatmadır. Bu yazıda, belgeselin de izini sürerek, gökkuşağı bayrağının ardındaki küresel sermayeyi, bilimin nasıl emperyalizmin hizmetinde siyasallaştığını ve bu kuşatmanın neden bir &#8220;özgürlük&#8221; değil, emperyalist bir &#8220;dayatma&#8221; olduğunu tek tek inceleyeceğiz.</p>



<p><strong>“Eleştireni ‘İptal Et’, Aykırı Sesi Sustur!&#8221;</strong></p>



<p>LGBT ideolojisi, her ne kadar &#8220;hoşgörü&#8221; ve &#8220;kapsayıcılık&#8221; sloganlarıyla yola çıksa da belgeselin ilk bölümünde çarpıcı örneklerle gördüğümüz üzere, kendisinden farklı düşünenlere karşı tarihin en modern ve sistematik baskı mekanizmalarından birini işletiyor. Bugün Batı dünyasında, hatta artık ülkemizde de bir akademisyenin, bir yazarın ya da bir hekimin &#8220;insan iki cinsiyetli bir canlıdır&#8221; demesi, kariyerinin sona ermesi için yeterli bir sebep sayılabiliyor. Ancak bu baskı rejimi, ideolojinin gücünden değil, aksine bilimsel zemindeki zayıflığından kaynaklanmaktadır.</p>



<p>Buna günümüz literatüründe &#8220;İptal Kültürü&#8221; (Cancel Culture) deniyor. Ancak bu, basit bir sosyal medya dışlaması değildir. Bu, aydınlanmanın ve bilimin temel taşı olan &#8220;şüphe duyma&#8221; ve &#8220;tartışma&#8221; hakkına vurulmuş bir prangadır. Belgeselde tanıklık ettiğimiz, üniversitelerden atılan veya toplumsal linçe uğrayan uzmanların ortak bir özelliği var: Hiçbiri bir nefret söyleminde bulunmuyor; sadece bilimsel verileri ve fıtratı savunuyorlar.</p>



<p>Burada gözden kaçırılmaması gereken bir hakikat vardır: Batı üniversitelerindeki &#8220;İptal Kültürü&#8221; bir sonuç değil, bir kuşatma girişimidir. LGBT ideolojisi hakim bir mutlak güç değil; aksine birçok ülkede devletler ve toplumlar bu yıkıcı akıma karşı şimdiden harekete geçmiş vaziyettedir. Rusya’dan Macaristan’a, Orta Asya’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir coğrafyada devletler, toplumunun geleceğini korumak adına hukuki ve siyasi önlemleri artırmaktadır.</p>



<p>LGBT’yi “özgürlük” olarak görenlere şunu sormalıyız: Farklı bir fikir beyan ettiğinde sizi &#8220;yok etmeye&#8221; çalışan bir yapı mı özgürlükçüdür, yoksa toplumu korumak adına bilimsel gerçekleri haykıranlar mı? LGBT ideolojisi bir inanç sistemi gibi dokunulmazlık talep ederek eleştiri getireni anında &#8220;faşist&#8221;, “gerici” veya &#8220;homofobik&#8221; ilan edip tartışma dışı bırakmak istese de bu dayatma duvara çarpmıştır. Emperyalizm, bu &#8220;düşünce terörü&#8221; aracılığıyla toplumun direnç odaklarını, özellikle de aydınlarını ve üniversitelerini esir almayı hedeflese de dünyada yükselen milli direnç odakları bu kuşatmayı yarmaktadır. Mesele, bu ideolojinin hakimiyeti değil, ona karşı alınacak önlemlerin kararlılıkla artırılması ve milli devletin koruma kalkanının güçlendirilmesidir.</p>



<p><strong>Fıtrata Savaş Açmak</strong></p>



<p>LGBT ideolojisinin en temel dayanağı, cinsiyetin biyolojik bir gerçeklik değil, bireyin kendi içinde hissettiği bir &#8220;toplumsal kurgu&#8221; olduğu iddiasıdır. Ancak belgeselin ikinci bölümünde bilim insanlarının da vurguladığı üzere, doğa kendi kanunlarını ideolojik sloganlara göre belirlemez. İnsan türü, her hücresinde taşıdığı XX (kadın) ve XY (erkek) kromozomlarıyla iki cinsiyetli bir canlıdır.</p>



<p>LGBT ideolojisine dair kafasında soru işareti olanlar için bu konuyu netleştirelim: Cinsiyet, sabah uyandığımızda hissettiğimiz bir duygu veya sonradan seçtiğimiz bir &#8220;kimlik&#8221; değildir. Doğumdan önce belirlenmiş; kemik yapımızdan beyin fonksiyonlarımıza, hormon sistemimizden metabolizmamıza kadar tüm varlığımızı şekillendiren maddi bir temeldir. Bugün bu gerçeği dile getirmek, &#8220;bilim karşıtlığı&#8221; gibi sunulsa da asıl bilim dışılık, milyarlarca yıllık evrimsel ve biyolojik süreci reddetmektir.</p>



<p>Peki, neden biyolojik gerçekliğe bu denli şiddetli bir savaş açılıyor? Çünkü insanı biyolojik köklerinden koparmak, onu her türlü manipülasyona açık, köksüz bir &#8220;tüketici nesne&#8221; haline getirmenin ilk adımıdır. Eğer cinsiyet bile akışkan ve belirsiz bir hale getirilirse, toplumun en küçük birimi olan ve biyolojik sürekliliği sağlayan aile kurumu da meşruiyetini yitirir. Burada mesele bireylerin kendilerini nasıl tanımladığından öte, bilimin emperyalist bir ajanda uğruna tahrif edilmesidir.<br>Maddi gerçeğin olmadığı yerde özgürlük değil, sadece kurgulanmış bir kaos vardır. Biyolojik cinsiyeti inkar etmek, sadece doğaya değil, toplumsal yapının tutarlılığına da indirilmiş bir darbedir.</p>



<p><strong>İnsanı Kendisine ve Toplumuna Yabancılaştıran “Özgürlük”</strong></p>



<p>LGBT ideolojisinin hedef tahtasında sadece aile kurumu veya toplumsal yapının kılcalları bulunmuyor; saldırı doğrudan insanın özüne ve varlığına yöneliktir. Bu projenin esas gayesi, bireyi toplumdan ve kendinden soyutlayarak onu derin bir yabancılaşma sarmalına itmektir.</p>



<p>Bu ideolojik dayatma, bireyi önce biyolojik gerçekliğine yabancılaştırmakta, onu kendi bedeniyle kavgalı hale getirmektedir. Kendi fiziksel varlığıyla barışık olmayan, aynadaki aksine &#8220;yanlış beden&#8221; gözüyle bakan birey; doğal bir sonuç olarak önce kendine, sonra çevresindeki insanlara ve en nihayetinde yaşadığı topluma yabancılaşmaktadır. İnsanı doğasından koparan bu süreç, sadece bir kimlik karmaşası değil, beraberinde ağır psikolojik faturalar getiren bir yıkım silsilesidir.</p>



<p>Cinsiyetine yabancılaştırılan bireyin yaşadığı bu derin iç kavga; bunalımları, şiddet eğilimini, madde ve alkol bağımlılığını tetikleyen en önemli unsurlardan biridir. &#8220;Kendini bulma&#8221; vaadiyle çıkılan bu yolun sonunda, birey toplumun dayanışma bağlarından koparılarak yapayalnız bırakılmaktadır. Çünkü köksüzleşen, kendine ve değerlerine yabancılaşan insan; küresel sistemin ve tüketim çarklarının en savunmasız, en kolay yönetilebilir malzemesidir. Dolayısıyla karşımızdaki tablo bir &#8220;özgürleşme&#8221; hikayesi değil, bireyin kendi varoluşuna karşı kışkırtıldığı sinsi bir soyutlanma operasyonudur.</p>



<p><strong>Gökkuşağı Altındaki Kasa</strong></p>



<p>Pek çok kişi LGBT meselesini bir &#8220;insan hakları&#8221; mücadelesi sanırken, madalyonun diğer yüzünde milyarlarca dolarlık küresel bir endüstri dönüyor. Belgeselde de çarpıcı bir şekilde işlendiği üzere, cinsiyet uyum süreci dediğimiz şey; sadece cerrahi müdahalelerden ibaret değil, bireyi ömrü boyunca ilaç tekellerine (Big Pharma) bağımlı kılan bir sistemdir.</p>



<p>Ergenlik engelleyicilerle başlayan, hormon haplarıyla devam eden ve ağır ameliyatlarla süren bu yolculukta; &#8220;özgürlüğüne kavuştuğu&#8221; söylenen birey, aslında küresel ilaç şirketleri için &#8220;ömür boyu müşteri&#8221; haline getirilmektedir. Bir insanın kendi biyolojik doğasına müdahale ettirmesi, tıbbi olarak geri dönüşü çok zor ve maliyeti çok yüksek bir bağımlılık döngüsünü başlatır.</p>



<p>Mesele sadece ilaç sektörüyle de sınırlı değil. Bugün dünyanın en büyük yatırım fonlarının (BlackRock, Vanguard vb.) şirketlere yatırım yaparken &#8220;ESG&#8221; (Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim) puanlaması adı altında LGBT ajandasını dayatması bir tesadüf müdür? Küresel sermaye, neden &#8220;gökkuşağı&#8221; renklerine aşık olmuştur?</p>



<p>Cevap nettir: Emperyalizm, ulus devletlerin direncini kırmak ve toplumun temeline darbe vurmak için kimlik siyasetini kullanırken, aynı zamanda bu süreci yeni bir pazar alanına dönüştürmektedir. Aileden koparılan, kimliği akışkan hale getirilen ve sürekli olarak &#8220;kendini bulmak&#8221; için tüketime yönlendirilen birey, sistem için en ideal piyasa nesnesidir. Dolayısıyla karşımızdaki yapı sadece kültürel değil, aynı zamanda son derece kâr odaklı, sınıfsal bir dayatmadır.</p>



<p><strong>Emperyalizm Sadece Tank, Top, Tüfekle Saldırmıyor</strong></p>



<p>LGBT ideolojisi, günümüzde milli devletlerin kapısını &#8220;demokrasi&#8221;, &#8220;insan hakları&#8221; ve &#8220;özgürlük&#8221; gibi parlatılmış kavramlarla çalıyor. Ancak bu kavramların ambalajı açıldığında, altından ulus devletin hukuki egemenliğini tasfiye etmeye yönelik sinsi bir operasyon çıkıyor. Belgeselin &#8220;Hukuk ve Siyaset&#8221; bölümünde de işaret edildiği üzere; Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi üst yapılar üzerinden dayatılan metinler, birer hukuk reformu değil, milli devletin anayasal zırhında açıklar yaratma girişimidir.</p>



<p>Bunun en somut ve taze örneği, yıllarca tartışılan İstanbul Sözleşmesi ve onun türevi olan muğlak hukuki kavramlardır. &#8220;Toplumsal cinsiyet&#8221; gibi bilimsel temeli olmayan safsatalarla bir ülkenin aile hukuku ve toplumsal değerleri, küresel merkezlerin denetimine açılmak istenmiştir. Bu durum, bir hak arayışından ziyade, bir ülkenin iç işleyişine, anayasasına ve aile yapısına yapılan doğrudan bir müdahaledir.</p>



<p>Peki, neden Türkiye gibi ülkeler, kendi toplumsal değerleri ve anayasal düzenleri olmasına rağmen uluslararası sözleşmelerdeki &#8220;toplumsal cinsiyet&#8221; gibi safsatalarla köşeye sıkıştırılmak isteniyor? Cevap, emperyalizmin önündeki en büyük engel olan milli devletleri yıkmak için kullandığı &#8220;yumuşak güç&#8221; (soft power) stratejisinde gizlidir.</p>



<p>ABD emperyalizmi bir yandan Doğu Akdeniz’den, Ege’den namlularıyla milli devleti hedef alırken bir yandan da milletin hukuk sistemini ve kültürel kodlarını &#8220;evrensel normlar&#8221; bahanesiyle dönüştürerek içeriden zayıflatmayı hedefler. Bu ideolojik kuşatma, hukuk sistemini bir &#8220;baskı aracı&#8221; olarak kullanıyor. &#8220;Nefret söylemi&#8221; kavramının sınırları o kadar genişletiliyor ki; biyolojik gerçekleri savunmak veya aile kurumunu korumak için yasal düzenleme istemek bile &#8220;suç&#8221; kategorisine sokulmaya çalışılıyor. LGBT lobileri eliyle yürütülen bu faaliyetler, milli devletin aile üzerindeki koruma kalkanını kaldırmayı ve toplumu bir arada tutan bağları koparıp, insanları tek başına, savunmasız ve örgütsüz bırakmayı hedefliyor.</p>



<p><strong>Sahte Özgürlükten Acı Gerçeğe</strong></p>



<p>LGBT ideolojisinin pırıltılı reklamlarında asla göremeyeceğiniz, belgeselin ise en çarpıcı kısmını oluşturan bir gerçek var: Detransition, yani cinsiyet uyum sürecinden pişman olup özüne dönmek isteyenler. Bu insanlar, &#8220;kendin ol&#8221; sloganlarıyla hormon haplarına ve ameliyat masalarına itilen, ancak yolun sonunda telafisi mümkün olmayan bedensel ve ruhsal hasarlarla baş başa kalan gençlerdir.</p>



<p>Bu süreç iddia edildiği gibi tamamen &#8220;bilimsel&#8221; ve &#8220;özgürleştirici&#8221; ise, neden pişman olan gençlerin sesleri sistem tarafından sistematik olarak bastırılıyor? Belgeselde konuşan mağdurların ortak feryadı aynı: &#8220;Bana sadece seçenekler sunuldu ama riskler anlatılmadı; ergenlik bunalımlarım bir kimlik meselesi gibi sunuldu.&#8221;</p>



<p>Mesele, bir insanın hayatıyla kumar oynamaktır. Geri dönüşü olmayan ameliyatlar, ömür boyu süren ağrılar ve kısırlık&#8230; &#8220;Özgürlük&#8221; adına bir insanın üreme yeteneğini elinden almak, onu tıbbi bir bağımlılığa mahkûm etmek hangi vicdana sığar? Hangi özgürlük masalı bunu açıklar? Bu pişmanlık hikayeleri, LGBT ideolojisinin bir &#8220;insan hakları&#8221; hareketi değil, insan doğasını tahrip eden yıkıcı bir deney olduğunu kanıtlıyor.<br>Burada hedefimiz bireyleri yargılamak değil, bu yıkım çarkına girmelerini önlemektir. Küresel sistemin sunduğu &#8220;sahte kimlikler&#8221; bir çözüm değil, birer tuzaktır.</p>



<p><strong>Senin ve Toplumun Geleceği için LGBT İdeolojisine Karşı Örgütlen</strong></p>



<p>&#8220;Gökkuşağı Faşizmi&#8221; belgeselinin bizlere gösterdiği en net gerçek şudur: Karşımızda masum bir tercih veya bir kültürel değişim değil; merkezinde emperyalist sistemin, ilaç tekellerinin ve uluslararası lobilerin bulunduğu küresel bir taarruz vardır. Bu taarruzun hedefi, insanı biyolojik hakikatinden koparmak, aileyi dağıtmak ve toplumu savunmasız bırakarak köksüzleştirmektir.</p>



<p>Peki, bu devasa kuşatmaya karşı bireysel kaygılarla veya sadece izleyerek karşı durulabilir mi? Hayır! Emperyalizm örgütlü bir güçse, ona karşı ancak daha güçlü ve disiplinli bir örgütlenmeyle yanıt verilebilir.</p>



<p>Gerçek özgürlük; küresel sistemin sunduğu sahte, bunalımlı ve köksüz kimliklerde değil; üretimde, bilimde, milli kültürde ve vatan savunmasındadır. Arkadaşım; seni tüketim nesnesi haline getirmek, zihnini bulandırmak ve ailene, doğana, vatanına yabancılaştırmak isteyen bu akımlara karşı tek başına değilsin. Bu ideolojik dayatmayı püskürtmek, bilimsel hakikati savunmak ve geleceğini kurtarmak için Türkiye Gençlik Birliği’nde örgütlen!</p>



<p>İlyas Yılmaz<br>TGB Genel Başkan Yardımcısı</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/lgbt-ideolojisine-karsi-olmak-fasistlik-mi/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emperyalizmin Sakıncalı Piyadesi: Uğur Mumcu</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aslı Sezen Sezgin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 14:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725</guid>

					<description><![CDATA[U&#287;ur Mumcu bir memur &#231;ocu&#287;u olarak 1942 y&#305;l&#305;nda K&#305;r&#351;ehir&#8217;de d&#252;nyaya geldi. &#199;ocuklu&#287;undan beri her zaman ba&#351;ar&#305;l&#305;, disiplinli sorgulayan bir &#246;&#287;renciydi. Daha lise y&#305;llar&#305;nda Bah&#231;elievler Deneme Lisesi&#8217;nde okurken arkada&#351;&#305; Do&#287;u Perin&#231;ek&#8217;in &#231;&#305;kard&#305;&#287;&#305; Kar&#305;nca Karar&#305;nca duvar gazetesinde yaz&#305; faaliyetlerine ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; bile. U&#287;ur Mumcu&#8217;nun o zamanlardan T&#252;rk ayd&#305;nlar&#305;n&#305;n aras&#305;nda parmakla g&#246;sterilecek bir &#246;rne&#287;i olaca&#287;&#305; belliydi. Bir Cumhuriyet Ayd&#305;n&#305; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>U&#287;ur Mumcu bir memur &ccedil;ocu&#287;u olarak 1942 y&#305;l&#305;nda K&#305;r&#351;ehir&rsquo;de d&uuml;nyaya geldi. &Ccedil;ocuklu&#287;undan beri her zaman ba&#351;ar&#305;l&#305;, disiplinli sorgulayan bir &ouml;&#287;renciydi. Daha lise y&#305;llar&#305;nda Bah&ccedil;elievler Deneme Lisesi&rsquo;nde okurken arkada&#351;&#305; Do&#287;u Perin&ccedil;ek&rsquo;in &ccedil;&#305;kard&#305;&#287;&#305; Kar&#305;nca Karar&#305;nca duvar gazetesinde yaz&#305; faaliyetlerine ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; bile. U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun o zamanlardan T&uuml;rk ayd&#305;nlar&#305;n&#305;n aras&#305;nda parmakla g&ouml;sterilecek bir &ouml;rne&#287;i olaca&#287;&#305; belliydi.</p>
<p><strong>Bir Cumhuriyet Ayd&#305;n&#305;</p>
<p></strong>Mumcu, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde g&ouml;rmekte zorluk &ccedil;ekti&#287;imiz bir ayd&#305;n &ouml;rne&#287;iydi, ayaklar&#305; bu topraklara basan biriydi. Hayat&#305; T&uuml;rk devriminin birikimlerini, Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;, bilimi ve vatanseverli&#287;i savunmakla ge&ccedil;ti. T&uuml;rk milletinin menfaatine olmayan her t&uuml;rl&uuml; &#351;eyin tam kar&#351;&#305;s&#305;nda konumland&#305;. Amerikanc&#305; b&uuml;t&uuml;n m&uuml;dahalelerin fark&#305;ndayd&#305;. En b&uuml;y&uuml;k hedefi ise cesur gazetecili&#287;i ile T&uuml;rk milletini ayd&#305;nl&#305;&#287;a &ccedil;&#305;karmakt&#305;. Vatan&#305; ve milleti i&ccedil;in &ccedil;al&#305;&#351;maktan hi&ccedil;bir zaman geri durmad&#305; ve tam ba&#287;&#305;ms&#305;z, demokratik T&uuml;rkiye m&uuml;cadelesinin en &ouml;n saflar&#305;nda yer ald&#305;.</p>
<p>U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;, teslimiyetin de&#287;il Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;n ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;d&#305;r. O; susmay&#305; erdem sayanlara kar&#351;&#305; konu&#351;may&#305;, geride durmay&#305; ak&#305;lc&#305;l&#305;k sananlara kar&#351;&#305; ileri at&#305;lmay&#305;, emperyalizme hizmet edenlere kar&#351;&#305; halk&#305;na hizmet etmeyi se&ccedil;ti. Cumhuriyet&rsquo;e bir hat&#305;ra olarak bakanlara, Alt&#305; Ok&rsquo;u duvarda bir tablo olarak g&ouml;renlere ve sahte Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;lere kar&#351;&#305; ya&#351;ayan bir m&uuml;cadele verdi. Bug&uuml;n, yazd&#305;klar&#305;na yeniden bakt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda anl&#305;yoruz ki U&#287;ur Mumcu i&ccedil;in her &#351;eyin &ouml;n&uuml;nde gelen tek mesele, vatan&#305;n b&ouml;l&uuml;nmez b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p><strong>M&uuml;cadelede &#304;&ccedil;inde Gazetecilik</p>
<p></strong>U&#287;ur Mumcu bir T&uuml;rk devrimcisinin yol haritas&#305;n&#305; &ccedil;izmek i&ccedil;in &ldquo;Her &#351;eye Atat&uuml;rk g&uuml;c&uuml;yle ve onuncu y&#305;l umuduyla ba&#351;layaca&#287;&#305;z, ba&#351;lamal&#305;y&#305;z&rdquo; demi&#351;ti Cumhuriyet gazetesindeki yaz&#305;s&#305;nda. Gazetecili&#287;inin temelinde ise halk&#305;n&#305;n &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri i&ccedil;in sava&#351;an bir bilin&ccedil; vard&#305;. Tarikat, Gladyo ve ter&ouml;r ile m&uuml;cadelesini de bu eksende ba&#351;latt&#305;. T&uuml;rkiye&rsquo;yi ABD hegemonyas&#305;na esir etmek isteyen yap&#305;lanmalar&#305;n planlar&#305;n&#305; tek tek de&#351;ifre etmi&#351;ti U&#287;ur Mumcu. 15 Temmuz Amerikanc&#305; darbe giri&#351;imini adeta &ouml;nceden g&ouml;rm&uuml;&#351; ve halk&#305;n&#305; &ldquo;Tarikatlara ve cemaatlere al&#305;nan gen&ccedil; &ccedil;ocuklar, 30 y&#305;l sonra General olacaklar ve Cumhuriyete kar&#351;&#305; ayaklanacaklar.&rdquo; diyerek uyarm&#305;&#351;t&#305;. ABD&rsquo;nin, NATO &uuml;zerinden T&uuml;rkiye&rsquo;nin somut &ccedil;&#305;karlar&#305;na ayk&#305;r&#305; bir g&uuml;venlik stratejisi dayatt&#305;&#287;&#305;n&#305; s&uuml;rekli dile getirdi. Buna kar&#351;&#305;n FET&Ouml;&#8217;n&uuml;n yay&#305;n organ&#305; Zaman gazetesi ise U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef alm&#305;&#351;t&#305;. Gazetenin man&#351;etini dev puntolarla &#8220;U&#287;ur Mumcu Ajan m&#305;?&#8221; yaz&#305;s&#305; s&uuml;sl&uuml;yordu. Ara&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; onlarca dosya; &ldquo;faili me&ccedil;hul&rdquo; cinayetler, mafya ili&#351;kileri, ter&ouml;r ve tarikat yap&#305;lanmalar&#305;&hellip; Hepsi mafya-gladyo-tarikat &uuml;&ccedil;geninin U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef tahtas&#305;na koymas&#305; i&ccedil;in bir sebepti. &#304;&#351;te bu sebeple emperyalizmin &ldquo;sak&#305;ncal&#305; piyadesi&rdquo; haline gelmi&#351;tir. ABD tertibinin ard&#305;ndan Mamak Cezaevinde ge&ccedil;irdi&#287;i g&uuml;nleri anlatt&#305;&#287;&#305; kitab&#305;na da bu ismi uygun g&ouml;rm&uuml;&#351;t&uuml; Mumcu.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;nin b&ouml;l&uuml;nmesi i&ccedil;in yap&#305;lan planlar, vatan&#305; i&ccedil;ten &ccedil;&uuml;r&uuml;ten yap&#305;lanmalara kar&#351;&#305; T&uuml;rk milletini birle&#351;tirmek i&ccedil;in m&uuml;cadele verdi. Bu y&uuml;zden de faili me&ccedil;hul denilen bir NATO cinayetiyle &#351;ehit edildi U&#287;ur Mumcu. T&uuml;rkiye&rsquo;nin NATO i&ccedil;in konumunun Asya devletlerine kar&#351;&#305; bir bek&ccedil;i ve ABD &ccedil;&#305;karlar&#305; i&ccedil;in Bat&#305; Asya&rsquo;da bir ma&#351;a olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; biliyordu.</p>
<p>Ter&ouml;r&uuml;n &uuml;lkede kol gezdi&#287;i, tarikatlar&#305;n itina ile devlet i&ccedil;erisine yerle&#351;tirdi&#287;i d&ouml;nemlerde, &ouml;rnek bir devrimcilik sergileyen U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun yaz&#305;lar&#305; bu sayede T&uuml;rk devrimcilerinin yoluna hala &#305;&#351;&#305;k tutmaktad&#305;r.</p>
<p><strong>K&acirc;hin De&#287;il Devrimci Ayd&#305;n</p>
<p></strong>B&uuml;t&uuml;n cesaretinin yan&#305; s&#305;ra U&#287;ur Mumcu i&#351;ini hakk&#305;yla yapan bir gazeteciydi, cemaat-ordu-devlet aras&#305;ndaki ili&#351;kileri a&ccedil;&#305;klarken, NATO planlar&#305;n&#305; ve PKK-CIA ili&#351;kilerini if&#351;a ederken her zaman bilime, belgeye ve ger&ccedil;eklere dayand&#305;. 15 Temmuz ger&ccedil;e&#287;ine dair y&#305;llar &ouml;ncesinden uyar&#305;lar yapmas&#305; U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun k&acirc;hin oldu&#287;una de&#287;il T&uuml;rk milletinin &ouml;nc&uuml;s&uuml;, devrimcisi oldu&#287;una kan&#305;tt&#305;r.</p>
<p>&ldquo;Derdi millet ile harab oldu ten<br />Neyleyeyim ikbali istikbali ben&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal&rsquo;in yak&#305;n dostu ve silah arkada&#351;&#305; &Ouml;mer Naci&rsquo;nin bu dizeleri U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun neden devrimci oldu&#287;una yerinde bir a&ccedil;&#305;klama getirir. Devrimcilik ve millet derdi, onu mal, m&uuml;lk ve makam ile kirlenmi&#351; bir gelecekten uzak tutmu&#351;, sat&#305;n al&#305;namayan bir ayd&#305;n ortaya &ccedil;&#305;kartm&#305;&#351;t&#305;r. Toprak e&#287;er u&#287;runda &ouml;lecekler varsa sat&#305;n al&#305;namayacak bir hale b&uuml;r&uuml;n&uuml;r ve vatan olur. U&#287;ur Mumcu topra&#287;&#305; vatan yapan devrimcilerden biri oldu.</p>
<p>24 Ocak 1993 y&#305;l&#305;nda Ankara Karl&#305; Sokak&rsquo;ta bir bomba sesi duyuldu, patlayan U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun arabas&#305;yd&#305;. O andan itibaren bize, T&uuml;rk gen&ccedil;li&#287;ine emperyalizme ve t&uuml;m ayg&#305;tlar&#305;na kar&#351;&#305; m&uuml;cadeleyi miras b&#305;rakt&#305;.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>U&#287;ur Mumcu bir memur &ccedil;ocu&#287;u olarak 1942 y&#305;l&#305;nda K&#305;r&#351;ehir&rsquo;de d&uuml;nyaya geldi. &Ccedil;ocuklu&#287;undan beri her zaman ba&#351;ar&#305;l&#305;, disiplinli sorgulayan bir &ouml;&#287;renciydi. Daha lise y&#305;llar&#305;nda Bah&ccedil;elievler Deneme Lisesi&rsquo;nde okurken arkada&#351;&#305; Do&#287;u Perin&ccedil;ek&rsquo;in &ccedil;&#305;kard&#305;&#287;&#305; Kar&#305;nca Karar&#305;nca duvar gazetesinde yaz&#305; faaliyetlerine ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305; bile. U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun o zamanlardan T&uuml;rk ayd&#305;nlar&#305;n&#305;n aras&#305;nda parmakla g&ouml;sterilecek bir &ouml;rne&#287;i olaca&#287;&#305; belliydi.</p>
<p><strong>Bir Cumhuriyet Ayd&#305;n&#305;</p>
<p></strong>Mumcu, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde g&ouml;rmekte zorluk &ccedil;ekti&#287;imiz bir ayd&#305;n &ouml;rne&#287;iydi, ayaklar&#305; bu topraklara basan biriydi. Hayat&#305; T&uuml;rk devriminin birikimlerini, Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;, bilimi ve vatanseverli&#287;i savunmakla ge&ccedil;ti. T&uuml;rk milletinin menfaatine olmayan her t&uuml;rl&uuml; &#351;eyin tam kar&#351;&#305;s&#305;nda konumland&#305;. Amerikanc&#305; b&uuml;t&uuml;n m&uuml;dahalelerin fark&#305;ndayd&#305;. En b&uuml;y&uuml;k hedefi ise cesur gazetecili&#287;i ile T&uuml;rk milletini ayd&#305;nl&#305;&#287;a &ccedil;&#305;karmakt&#305;. Vatan&#305; ve milleti i&ccedil;in &ccedil;al&#305;&#351;maktan hi&ccedil;bir zaman geri durmad&#305; ve tam ba&#287;&#305;ms&#305;z, demokratik T&uuml;rkiye m&uuml;cadelesinin en &ouml;n saflar&#305;nda yer ald&#305;.</p>
<p>U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;, teslimiyetin de&#287;il Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;n ayd&#305;nl&#305;&#287;&#305;d&#305;r. O; susmay&#305; erdem sayanlara kar&#351;&#305; konu&#351;may&#305;, geride durmay&#305; ak&#305;lc&#305;l&#305;k sananlara kar&#351;&#305; ileri at&#305;lmay&#305;, emperyalizme hizmet edenlere kar&#351;&#305; halk&#305;na hizmet etmeyi se&ccedil;ti. Cumhuriyet&rsquo;e bir hat&#305;ra olarak bakanlara, Alt&#305; Ok&rsquo;u duvarda bir tablo olarak g&ouml;renlere ve sahte Atat&uuml;rk&ccedil;&uuml;lere kar&#351;&#305; ya&#351;ayan bir m&uuml;cadele verdi. Bug&uuml;n, yazd&#305;klar&#305;na yeniden bakt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda anl&#305;yoruz ki U&#287;ur Mumcu i&ccedil;in her &#351;eyin &ouml;n&uuml;nde gelen tek mesele, vatan&#305;n b&ouml;l&uuml;nmez b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p><strong>M&uuml;cadelede &#304;&ccedil;inde Gazetecilik</p>
<p></strong>U&#287;ur Mumcu bir T&uuml;rk devrimcisinin yol haritas&#305;n&#305; &ccedil;izmek i&ccedil;in &ldquo;Her &#351;eye Atat&uuml;rk g&uuml;c&uuml;yle ve onuncu y&#305;l umuduyla ba&#351;layaca&#287;&#305;z, ba&#351;lamal&#305;y&#305;z&rdquo; demi&#351;ti Cumhuriyet gazetesindeki yaz&#305;s&#305;nda. Gazetecili&#287;inin temelinde ise halk&#305;n&#305;n &ouml;zg&uuml;rl&uuml;kleri i&ccedil;in sava&#351;an bir bilin&ccedil; vard&#305;. Tarikat, Gladyo ve ter&ouml;r ile m&uuml;cadelesini de bu eksende ba&#351;latt&#305;. T&uuml;rkiye&rsquo;yi ABD hegemonyas&#305;na esir etmek isteyen yap&#305;lanmalar&#305;n planlar&#305;n&#305; tek tek de&#351;ifre etmi&#351;ti U&#287;ur Mumcu. 15 Temmuz Amerikanc&#305; darbe giri&#351;imini adeta &ouml;nceden g&ouml;rm&uuml;&#351; ve halk&#305;n&#305; &ldquo;Tarikatlara ve cemaatlere al&#305;nan gen&ccedil; &ccedil;ocuklar, 30 y&#305;l sonra General olacaklar ve Cumhuriyete kar&#351;&#305; ayaklanacaklar.&rdquo; diyerek uyarm&#305;&#351;t&#305;. ABD&rsquo;nin, NATO &uuml;zerinden T&uuml;rkiye&rsquo;nin somut &ccedil;&#305;karlar&#305;na ayk&#305;r&#305; bir g&uuml;venlik stratejisi dayatt&#305;&#287;&#305;n&#305; s&uuml;rekli dile getirdi. Buna kar&#351;&#305;n FET&Ouml;&#8217;n&uuml;n yay&#305;n organ&#305; Zaman gazetesi ise U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef alm&#305;&#351;t&#305;. Gazetenin man&#351;etini dev puntolarla &#8220;U&#287;ur Mumcu Ajan m&#305;?&#8221; yaz&#305;s&#305; s&uuml;sl&uuml;yordu. Ara&#351;t&#305;rd&#305;&#287;&#305; onlarca dosya; &ldquo;faili me&ccedil;hul&rdquo; cinayetler, mafya ili&#351;kileri, ter&ouml;r ve tarikat yap&#305;lanmalar&#305;&hellip; Hepsi mafya-gladyo-tarikat &uuml;&ccedil;geninin U&#287;ur Mumcu&rsquo;yu hedef tahtas&#305;na koymas&#305; i&ccedil;in bir sebepti. &#304;&#351;te bu sebeple emperyalizmin &ldquo;sak&#305;ncal&#305; piyadesi&rdquo; haline gelmi&#351;tir. ABD tertibinin ard&#305;ndan Mamak Cezaevinde ge&ccedil;irdi&#287;i g&uuml;nleri anlatt&#305;&#287;&#305; kitab&#305;na da bu ismi uygun g&ouml;rm&uuml;&#351;t&uuml; Mumcu.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;nin b&ouml;l&uuml;nmesi i&ccedil;in yap&#305;lan planlar, vatan&#305; i&ccedil;ten &ccedil;&uuml;r&uuml;ten yap&#305;lanmalara kar&#351;&#305; T&uuml;rk milletini birle&#351;tirmek i&ccedil;in m&uuml;cadele verdi. Bu y&uuml;zden de faili me&ccedil;hul denilen bir NATO cinayetiyle &#351;ehit edildi U&#287;ur Mumcu. T&uuml;rkiye&rsquo;nin NATO i&ccedil;in konumunun Asya devletlerine kar&#351;&#305; bir bek&ccedil;i ve ABD &ccedil;&#305;karlar&#305; i&ccedil;in Bat&#305; Asya&rsquo;da bir ma&#351;a olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; biliyordu.</p>
<p>Ter&ouml;r&uuml;n &uuml;lkede kol gezdi&#287;i, tarikatlar&#305;n itina ile devlet i&ccedil;erisine yerle&#351;tirdi&#287;i d&ouml;nemlerde, &ouml;rnek bir devrimcilik sergileyen U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun yaz&#305;lar&#305; bu sayede T&uuml;rk devrimcilerinin yoluna hala &#305;&#351;&#305;k tutmaktad&#305;r.</p>
<p><strong>K&acirc;hin De&#287;il Devrimci Ayd&#305;n</p>
<p></strong>B&uuml;t&uuml;n cesaretinin yan&#305; s&#305;ra U&#287;ur Mumcu i&#351;ini hakk&#305;yla yapan bir gazeteciydi, cemaat-ordu-devlet aras&#305;ndaki ili&#351;kileri a&ccedil;&#305;klarken, NATO planlar&#305;n&#305; ve PKK-CIA ili&#351;kilerini if&#351;a ederken her zaman bilime, belgeye ve ger&ccedil;eklere dayand&#305;. 15 Temmuz ger&ccedil;e&#287;ine dair y&#305;llar &ouml;ncesinden uyar&#305;lar yapmas&#305; U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun k&acirc;hin oldu&#287;una de&#287;il T&uuml;rk milletinin &ouml;nc&uuml;s&uuml;, devrimcisi oldu&#287;una kan&#305;tt&#305;r.</p>
<p>&ldquo;Derdi millet ile harab oldu ten<br />Neyleyeyim ikbali istikbali ben&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal&rsquo;in yak&#305;n dostu ve silah arkada&#351;&#305; &Ouml;mer Naci&rsquo;nin bu dizeleri U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun neden devrimci oldu&#287;una yerinde bir a&ccedil;&#305;klama getirir. Devrimcilik ve millet derdi, onu mal, m&uuml;lk ve makam ile kirlenmi&#351; bir gelecekten uzak tutmu&#351;, sat&#305;n al&#305;namayan bir ayd&#305;n ortaya &ccedil;&#305;kartm&#305;&#351;t&#305;r. Toprak e&#287;er u&#287;runda &ouml;lecekler varsa sat&#305;n al&#305;namayacak bir hale b&uuml;r&uuml;n&uuml;r ve vatan olur. U&#287;ur Mumcu topra&#287;&#305; vatan yapan devrimcilerden biri oldu.</p>
<p>24 Ocak 1993 y&#305;l&#305;nda Ankara Karl&#305; Sokak&rsquo;ta bir bomba sesi duyuldu, patlayan U&#287;ur Mumcu&rsquo;nun arabas&#305;yd&#305;. O andan itibaren bize, T&uuml;rk gen&ccedil;li&#287;ine emperyalizme ve t&uuml;m ayg&#305;tlar&#305;na kar&#351;&#305; m&uuml;cadeleyi miras b&#305;rakt&#305;.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/emperyalizmin-sakincali-piyadesi-ugur-mumcu-32725/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Milliyetçilik’ maskesi takan NATO’culara Suriye dersleri</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kayahan Çetin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2026 02:55:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724</guid>

					<description><![CDATA[Suriye&#8217;de tarihi geli&#351;meler ard&#305; ard&#305;na ya&#351;an&#305;yor. Suriye Cumhurba&#351;kan&#305; Ahmed &#350;ara&#8217;n&#305;n komutas&#305; alt&#305;ndaki Suriye Ordusu, PKK/YPG&#8217;nin Halep&#8217;te 10 Mart ve 1 Nisan mutabakatlar&#305;n&#305; &#231;i&#287;neyen k&#305;&#351;k&#305;rtmalar&#305;n&#305;n ard&#305;ndan &#8220;tek h&#252;k&#252;met, tek devlet, tek ordu&#8221; slogan&#305;yla askeri operasyona ba&#351;lad&#305; ve F&#305;rat&#8217;&#305;n do&#287;usuna ge&#231;ti. Suriye Ordusu&#8217;nun F&#305;rat&#8217;&#305;n do&#287;usuna ge&#231;i&#351;inin ard&#305;ndan Tabka, Deyrezor, Rakka gibi merkezler, Suriye&#8217;nin en &#246;nemli petrol sahalar&#305; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Suriye&rsquo;de tarihi geli&#351;meler ard&#305; ard&#305;na ya&#351;an&#305;yor. Suriye Cumhurba&#351;kan&#305; Ahmed &#350;ara&rsquo;n&#305;n komutas&#305; alt&#305;ndaki Suriye Ordusu, PKK/YPG&rsquo;nin Halep&rsquo;te 10 Mart ve 1 Nisan mutabakatlar&#305;n&#305; &ccedil;i&#287;neyen k&#305;&#351;k&#305;rtmalar&#305;n&#305;n ard&#305;ndan &ldquo;tek h&uuml;k&uuml;met, tek devlet, tek ordu&rdquo; slogan&#305;yla askeri operasyona ba&#351;lad&#305; ve F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;ti.</p>
<p>Suriye Ordusu&rsquo;nun F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;i&#351;inin ard&#305;ndan Tabka, Deyrezor, Rakka gibi merkezler, Suriye&rsquo;nin en &ouml;nemli petrol sahalar&#305; ve su kaynaklar&#305; art arda Suriye Devleti&rsquo;nin eline ge&ccedil;iyor. PKK/YPG tam bir bozgun halinde ka&ccedil;&#305;yor ve SDG yap&#305;s&#305; i&ccedil;indeki Arap a&#351;iretleri isyan ederek Suriye Ordusu&rsquo;nun taraf&#305;na ge&ccedil;iyor.</p>
<p>PKK/YPG, 10 Mart Mutabakat&#305;&rsquo;na uymay&#305;p ABD ve &#304;srail deste&#287;ine g&uuml;venerek, piyonlu&#287;unun vazge&ccedil;ilmezli&#287;ine dayanarak, Kandil&rsquo;in sabotajc&#305; &ccedil;izgisine girmenin bedelini &ouml;d&uuml;yor. &#350;imdi 18 Ocak tarihinde haz&#305;rlanan PKK/ YPG&rsquo;nin &ouml;zerklik iddialar&#305;n&#305; tarihe g&ouml;mecek yeni bir mutabakat i&ccedil;in Suriye Devleti kararl&#305; ve saat ba&#351;&#305; yeni geli&#351;meler ya&#351;an&#305;yor.</p>
<p>Biz konuya ba&#351;ka bir pencereden bakmaya &ccedil;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;z; PKK&rsquo;n&#305;n silah b&#305;rakmas&#305; ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;me s&uuml;reci ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana i&ccedil; cephede s&uuml;rekli ku&#351;ku yaratan, &ccedil;arp&#305;tma yapan, k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;l&#305;k pe&#351;inde ko&#351;an &ldquo;milliyet&ccedil;i&rdquo; maskeli unsurlar Suriye&rsquo;de PKK&rsquo;n&#305;n darmada&#287;&#305;n edilmesinin ard&#305;ndan ciddi bir bo&#351;lu&#287;a d&uuml;&#351;t&uuml;ler. Bu unsurlar kimlerdi, hangi kaynaktan besleniyorlard&#305; ve s&uuml;recin esas hedeflerini g&ouml;lgelemek i&ccedil;in neler yapt&#305;lar?</p>
</section>
<section class="item picture">
<figure class="zoomable">
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383240_721_%E2%80%98Milliyetcilik-maskesi-takan-NATOculara-Suriye-dersleri.jpg" alt=""><figcaption></figcaption></figure>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>GLADYO ARTIKLARI VE KANDIRDIKLARI</p>
<p></strong>Bu &ldquo;k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;lar&rdquo; esas iki gruptan olu&#351;uyor:</p>
<p>1)&nbsp;NATO&nbsp;Gladyosu&rsquo;nun ideolojik g&ouml;zl&uuml;&#287;&uuml;yle d&uuml;nyaya ve T&uuml;rkiye&rsquo;ye bakan, Bat&#305;c&#305;, Gladyo milliyet&ccedil;ileri (&#304;Y&#304; Parti, Zafer Partisi vb.).</p>
<p>2) Gladyo art&#305;klar&#305;n&#305;n etkiledi&#287;i, milliyet&ccedil;i, vatansever hassasiyetlere sahip ama alg&#305; operasyonunun kurban&#305; olan kesimler.</p>
<p>Gladyo/NATO milliyet&ccedil;ileri s&uuml;re&ccedil; ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana bug&uuml;n sahadaki sonu&ccedil;lar al&#305;nabilsin diye canlar&#305;n&#305; feda eden Mehmet&ccedil;i&#287;imizi, milli hassasiyetlerimizi, &#351;ehit ailelerini ucuz hesaplar&#305; i&ccedil;in kullanmaktan &ccedil;ekinmediler. Bunun bir a&ccedil;&#305;l&#305;m, b&ouml;l&uuml;nme, T&uuml;rk kimli&#287;inin yok edilmesi s&uuml;reci oldu&#287;u tekerlemesini s&ouml;yleyip durdular.</p>
<p>S&uuml;recin Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n a&#287;z&#305;ndan 27 &#350;ubat 2025 tarihinde &ldquo;ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml;n&uuml;n b&uuml;t&uuml;n unsurlar&#305;yla birlikte feshi ve silah b&#305;rakmas&#305;, silah b&#305;rakanlar&#305;n devlet ve toplumla b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesi&rdquo; hedefiyle ve &ldquo;ayr&#305; devlet, &ouml;zerklik, federasyon, k&uuml;lt&uuml;ralist &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerin iflas etti&#287;i&rdquo; tespitiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlatmaya &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;k, anlamad&#305;lar.</p>
<p>S&uuml;reci provoke etmek isteyenin, PKK unsurlar&#305;n&#305;n silah b&#305;rakmamalar&#305; i&ccedil;in bast&#305;ran&#305;n ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; i&ccedil;indeki baz&#305; kanatlar ve onlar&#305;n sahibi olan ABD/&#304;srail oldu&#287;unu ve s&uuml;reci baltalaman&#305;n bunlar&#305;n amac&#305;na hizmet etti&#287;ini a&ccedil;&#305;klad&#305;k, kulak asmad&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;l&#305; olmas&#305; ve PKK&rsquo;n&#305;n t&uuml;m unsurlar&#305;yla feshinin ve K&uuml;rt&rsquo;le T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;&#287;&#305; ve b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;&#287;&uuml; topra&#287;a g&ouml;merek T&uuml;rk Milleti&rsquo;nde b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesinin, T&uuml;rk Devrimi&rsquo;nin 200 y&#305;ll&#305;k milletle&#351;me hedefine ilerlemek anlam&#305;na geldi&#287;ini s&ouml;yledik, &ldquo;Apo TC&rsquo;ye kendine devlet kurduruyor!&rdquo; edebiyat&#305; yapt&#305;lar. (1)</p>
<p>&#350;ehitlerimizin bu s&uuml;recin hedefledi&#287;i sonu&ccedil;lar i&ccedil;in canlar&#305;n&#305; feda etti&#287;ini ve gazilerimizin PKK ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; ve ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;k silinsin diye m&uuml;cadele etti&#287;ini s&ouml;yledik, onlar &#351;ehitlerimizin aziz hat&#305;ras&#305;n&#305; maske olarak kulland&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin PKK&rsquo;y&#305; kuran Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n tek tarafl&#305; beyan&#305;yla ve &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;yla ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, ortada bir pazarl&#305;k, m&uuml;zakere vs. olmad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, PKK&rsquo;n&#305;n T&uuml;rk Ordusu taraf&#305;ndan yenilmesinin sonu&ccedil;lar&#305;n&#305; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305;n alt&#305;n&#305; &ccedil;izdik; her t&uuml;rl&uuml; alg&#305; operasyonuyla tersini g&ouml;stermeye &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;lar.</p>
<p>&Ouml;calan&rsquo;&#305;n silah b&#305;rakma &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;n&#305;n uygulanmad&#305;&#287;&#305; takdirde &ldquo;demir yumruk&rdquo; se&ccedil;ene&#287;inin haz&#305;r oldu&#287;unu ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;meye kastedenlere kar&#351;&#305; T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nun ve dostlar&#305;n&#305;n haz&#305;r oldu&#287;unu vurgulad&#305;k; onlar T&uuml;rkiye&rsquo;nin ve kom&#351;ular&#305;n&#305;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;msediler.</p>
<p>T&uuml;m bunlar&#305; s&uuml;reci anlayamad&#305;klar&#305; i&ccedil;in de&#287;il kaderlerini ABD ve NATO&rsquo;ya ba&#287;lad&#305;klar&#305;, ABD&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;deki h&uuml;k&uuml;met senaryolar&#305;nda g&ouml;rev &uuml;stlendikleri ve &#304;srail&rsquo;in istedi&#287;i k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;, &#305;rk&ccedil;&#305;, kom&#351;ular&#305;m&#305;za d&uuml;&#351;man s&ouml;zde milliyet&ccedil;ili&#287;e hapsolduklar&#305; i&ccedil;in yapt&#305;lar.</p>
</section>
<section class="item picture">
<figure class="zoomable">
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383241_496_%E2%80%98Milliyetcilik-maskesi-takan-NATOculara-Suriye-dersleri.jpg" alt=""><figcaption></figcaption></figure>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>&lsquo;YPG&rsquo;YE DEVLET KURDURACAKLAR&rsquo; DEY&#304;P DURANLARIN BOZGUNU</p>
<p></strong>Temelsiz iddialar&#305;na dayand&#305;rd&#305;klar&#305; yer de hep ayn&#305;yd&#305;: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye edip Suriye&rsquo;nin kuzeyinde YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar, plan bu!&rdquo;</p>
<p>Suriye&rsquo;nin kuzeyindeki YPG yap&#305;s&#305; s&uuml;recin en &ouml;nemli d&uuml;&#287;&uuml;mlerinden biriydi. Hem T&uuml;rk Devleti&rsquo;nin hem Suriye Devleti&rsquo;nin yetkililerinin Suriye&rsquo;nin kuzeyiyle ilgili hi&ccedil;bir &ouml;zerklik, federasyon se&ccedil;ene&#287;inin uygulanmayaca&#287;&#305; ve merkezi devletten ba&#287;&#305;ms&#305;z bir yap&#305;ya izin verilmeyece&#287;i y&ouml;n&uuml;nde onlarca a&ccedil;&#305;klamas&#305; ve karar&#305;n&#305; ortaya d&ouml;kseniz de nafile. ABD&rsquo;yi kadir-i mutlak gibi g&ouml;renlerin zihninde olay netti: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye eder gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;p YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar i&#351;te.&rdquo;</p>
<p>Bu tehdidi g&ouml;r&uuml;p s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;s&#305; i&ccedil;in siyasetler &uuml;retmek yerine bu s&ouml;yleme saplan&#305;p s&uuml;reci karalamay&#305; se&ccedil;tiler.</p>
<p>2014&rsquo;den beri s&uuml;regelen, FET&Ouml; kumpaslar&#305;n&#305; da&#287;&#305;tan, Silivri duvarlar&#305;n&#305; y&#305;kan, T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nu &ouml;zg&uuml;rle&#351;tiren, esas b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m s&uuml;re&ccedil;lerini bitiren, T&uuml;rk Milleti kavram&#305;n&#305; Anayasa&rsquo;dan &ccedil;&#305;karmak isteyen giri&#351;imleri bozguna u&#287;ratan, Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ABD-&#304;srail koridorunu Mehmet&ccedil;i&#287;in silah&#305;yla k&#305;l&#305;&ccedil; gibi kesen Vatan Sava&#351;&#305; s&uuml;reci, onlar i&ccedil;in &ouml;nemli de&#287;ildi. Ezberleri ve dar &ccedil;&#305;karlar&#305; vard&#305; sadece&#8230;</p>
<p>Zaten o m&uuml;cadelelerin de i&ccedil;inde yoklard&#305;. Hatta Gladyo milliyet&ccedil;ilerinin &#351;efi durumundaki &Uuml;mit &Ouml;zda&#287;, o d&ouml;nem Fetullah&ccedil;&#305; Emre Uslularla sarma&#351; dola&#351;t&#305; ve kendi dergisinde FET&Ouml;&rsquo;c&uuml;lere yazd&#305;r&#305;yordu. (2)</p>
<p>ABD ister ve olurdu onlar&#305;n d&uuml;nyas&#305;nda. Ne b&ouml;lge ne d&uuml;nya ger&ccedil;e&#287;ini anlayabildiler.</p>
<p>&ldquo;Siz PKK feshediliyor san&#305;n, bak&#305;n YPG devlet kuruyor!&rdquo; derken bir bakt&#305;lar ki Suriye Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;nin deste&#287;iyle ABD&rsquo;nin y&#305;llarca &ldquo;yasakl&#305; b&ouml;lge&rdquo; ilan etti&#287;i F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna girmi&#351;, YPG mevzilerini tarumar etmi&#351;, ilerliyor.</p>
<p>&#350;imdi hayallerinizdeki b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m nas&#305;l devam edecek, bir fikriniz var m&#305;? &ldquo;S&uuml;reci baltalayaca&#287;&#305;z!&rdquo; deyip durdu&#287;unuz &#351;eyin, asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n alt&#305;ndaki sahte &ldquo;K&uuml;rtlerin temsilcisi&rdquo; hal&#305;s&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;ini anlad&#305;n&#305;z m&#305;? Bu s&uuml;re&ccedil;ten esas rahats&#305;z olan&#305;n ABD ve &#304;srail oldu&#287;unu ve onlar&#305; piyonsuz b&#305;rakmak hedefiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; kavrad&#305;n&#305;z m&#305;? Anlasan&#305;z da fark etmez &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;n&uuml;ll&uuml; de&#287;il g&ouml;revlisiniz.</p>
<p><strong>&lsquo;ARAP D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I&rsquo; TERT&#304;B&#304;N&#304;N &#304;FLASI</p>
<p></strong>&#304;srail istihbarat &ouml;rg&uuml;t&uuml; Mossad&rsquo;la bir&ccedil;ok kez g&ouml;r&uuml;&#351;t&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; gururla s&ouml;yleyen &Uuml;mit &Ouml;zda&#287; (3) ve Zafer Partisi&rsquo;nin ba&#351;&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;i en &ouml;nemli kampanyalardan biri de &ldquo;Suriyeli d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;&rdquo; kampanyas&#305;yd&#305;. Suriye&rsquo;de sava&#351;&#305;n ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; 2011&rsquo;den bu yana T&uuml;rkiye&rsquo;ye kapasitesinin &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nde Suriyeli m&uuml;lteci g&ouml;&ccedil;&uuml; ya&#351;and&#305;&#287;&#305; ve bunun do&#287;urdu&#287;u sorunlar ortadayd&#305; ve bunun tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; Suriye&rsquo;nin T&uuml;rkiye-Suriye i&#351;birli&#287;iyle ter&ouml;rden temizlenmesi ve bu binlerce insan&#305;n vatanlar&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p>Ama &Ouml;zda&#287; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z deprem ko&#351;ullar&#305;nda bile Suriyeliler ve T&uuml;rkler aras&#305;nda k&#305;&#351;k&#305;rtma yapmay&#305;, Suriyelilere kar&#351;&#305; provokasyonlar&#305; tetiklemeyi, havay&#305; germeyi ve T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;n&#305; canl&#305; tutmay&#305; se&ccedil;ti. T&uuml;rkiye sokaklar&#305;n&#305; T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;yla ate&#351;e vermek de ABD derin devletinin &ldquo;G&ouml;lge CIA&rdquo; diye bilinen kurumu RAND Corporation&rsquo;&#305;n raporlar&#305;nda T&uuml;rkiye i&ccedil;in g&uuml;ndeme getirilen i&ccedil; sava&#351; senaryolar&#305;na i&#351;aret eden &ouml;nemli bir tertipti. (4)</p>
<p>Hatta bu d&uuml;&#351;manl&#305;k zamanla Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;ld&uuml; ve T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin kom&#351;ular&#305; i&ccedil;inde ciddi bir Arap devleti a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305; varken T&uuml;rkiye&rsquo;de ABD-&#304;srail-&#304;ngiltere-NATO&rsquo;ya s&ouml;yleyecek bir s&ouml;z&uuml; olmayan, &ldquo;Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na&rdquo; kilitlenmi&#351; bir sahte&nbsp;milliyet&ccedil;ilik&nbsp;in&#351;a edilmeye ba&#351;land&#305;.</p>
<p>Peki, &#351;imdi ne olmaktad&#305;r? O d&uuml;&#351;manla&#351;t&#305;r&#305;lan Araplar&#305;n devleti Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;ye d&ouml;n&uuml;k en ciddi tehditlerden biri olan PKK/YPG devlet&ccedil;i&#287;ini da&#287;&#305;t&#305;yor, Suriye&rsquo;de toprak b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; sa&#287;l&#305;yor. Bu olay&#305;n daha &#304;stiklal Sava&#351;&#305;&rsquo;m&#305;z&#305;n ba&#351;lar&#305;nda Suriyelilerin Frans&#305;zlara kar&#351;&#305; kurtulu&#351; sava&#351;&#305;n&#305; kendi sava&#351;&#305; olarak g&ouml;ren hatta hem T&uuml;rkiye hem Suriye ba&#287;&#305;ms&#305;z olduktan sonra iki &uuml;lke aras&#305;nda konfederasyon kurulabilece&#287;ini bir&ccedil;ok kez i&#351;aret eden ve bunun i&ccedil;in somut ad&#305;mlar atan Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ufku do&#287;rultusunda geli&#351;ti&#287;ini g&ouml;r&uuml;yoruz.</p>
<p>Bu s&ouml;zde &ldquo;milliyet&ccedil;ili&#287;in&rdquo;, ne Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n emperyalizme kar&#351;&#305; ortak m&uuml;cadele siyasetinden ne de bug&uuml;n&uuml;n ger&ccedil;eklerinden haberi var. &#350;imdi onlar&#305;n pay&#305;na utan&ccedil;, T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin pay&#305;na ise zafer d&uuml;&#351;&uuml;yor.</p>
<p><strong>&#304;Y&#304; PART&#304;&rsquo;N&#304;N T&Uuml;RK&#304;YE-RUSYA-&Ccedil;&#304;N-&#304;RAN D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I</p>
<p></strong>T&uuml;rkiye ve do&#287;al m&uuml;ttefiklerine d&uuml;&#351;manl&#305;k &Ouml;zda&#287; ile s&#305;n&#305;rl&#305; de&#287;il. Gladyo sicili kabar&#305;k M&uuml;savat Dervi&#351;o&#287;lu&rsquo;nun liderli&#287;indeki &#304;Y&#304; Parti&rsquo;nin Genel &#304;dare Kurulu &Uuml;yesi, Milliyet&ccedil;i Kongre Derne&#287;i&rsquo;nin kurucusu ve NATO&rsquo;nun gen&ccedil;lik &ouml;rg&uuml;tlenmesi YATA&rsquo;n&#305;n T&uuml;rkiye kolunun eski ba&#351;kan&#305; Bahad&#305;rhan Din&ccedil;arslan, bu NATO&rsquo;cu milliyet&ccedil;ili&#287;in gen&ccedil; &ouml;nderlerinden biri olarak &ouml;ne &ccedil;&#305;kart&#305;l&#305;yor. Bak&#305;n &#304;ran&rsquo;daki olaylar esnas&#305;nda Din&ccedil;arslan ne diyor:</p>
<p>&ldquo;Kendine T&uuml;rk Milliyet&ccedil;isi diyen bir grup insan &ccedil;&#305;k&#305;yor ortaya, K&#305;r&#305;m konusunda Rusya&#8217;n&#305;n &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, Do&#287;u T&uuml;rkistan konusunda &Ccedil;in&#8217;in &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, &#304;ran konusunda molla rejiminin &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor. B&ouml;yle T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k m&uuml; olur ya?&rdquo; (5)</p>
<p>&#350;imdi Din&ccedil;arslan&rsquo;&#305;n kurdu&#287;u cephele&#351;mede &#304;ran&rsquo;da &ldquo;molla rejiminin&rdquo; kar&#351;&#305;s&#305;nda ayaklanma &ccedil;&#305;kar&#305;p, sokaklar&#305; yak&#305;p y&#305;kanlar&#305;n taraf&#305;nda olmal&#305;y&#305;z. Ona g&ouml;re T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k b&ouml;yle yap&#305;l&#305;yor. Peki sokakta kim vard&#305;? Mossad koordinat&ouml;rl&uuml;&#287;&uuml;nde PJAK unsurlar&#305;. &#304;ran&rsquo;da sabotaj ve &#351;iddet eylemlerinin bir&ccedil;o&#287;unun PKK&rsquo;n&#305;n &#304;ran kolu PJAK taraf&#305;ndan yap&#305;ld&#305;&#287;&#305; biliniyor. Hatta T&uuml;rkiye&rsquo;nin payla&#351;t&#305;&#287;&#305; istihbaratla Suriye ve Irak&rsquo;tan &#304;ran&rsquo;a ge&ccedil;en PJAK unsurlar&#305;n&#305;n &#304;ran Devletince tespit edilip etkisiz hale getirildi&#287;i de biliniyor. Yani burada a&ccedil;&#305;k bir T&uuml;rkiye-&#304;ran i&#351;birli&#287;i var.</p>
<p>Cepheler &#351;&ouml;yle kurulmu&#351;: Bir tarafta T&uuml;rkiye, &#304;ran ve Suriye. Bir tarafta da bizim NATO kafa milliyet&ccedil;iler, PJAK&rsquo;l&#305; dostlar&#305;, ABD-&#304;srail ve YPG. T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ilerini b&ouml;yle bir ak&#305;l tutulmas&#305;na, b&ouml;yle bir cellad&#305;na a&#351;&#305;k Stockholm Sendromu&rsquo;na sokmaya &ccedil;al&#305;&#351;&#305;yorlar. T&uuml;rkiye&rsquo;de y&#305;llard&#305;r savundu&#287;umuz ve bug&uuml;n h&uuml;k&uuml;met ortaklar&#305; d&uuml;zeyinde g&uuml;ndeme getirilen ABD ve NATO&rsquo;nun s&#305;n&#305;r tan&#305;maz zorbal&#305;&#287;&#305;na ve haydutlu&#287;una kar&#351;&#305; T&uuml;rkiye-Rusya-&Ccedil;in-&#304;ran ittifak&#305; se&ccedil;ene&#287;ine kar&#351;&#305; onlar&#305;n bu herzeleri ortaya s&uuml;rmesi elbette bo&#351;una de&#287;il.</p>
<p><strong>ANLAYAMADIKLARI &#350;EY</p>
<p></strong>Bu NATO milliyet&ccedil;ilerinin s&#305;n&#305;fta kald&#305;&#287;&#305; nokta asl&#305;nda i&#351;in esas&#305;ndan ba&#351;l&#305;yor: Hala ABD&rsquo;nin muktedir oldu&#287;u, k&uuml;reselle&#351;meyi d&uuml;nyaya dayatabildi&#287;i, en NATO&rsquo;cu ve Atlantik&ccedil;i olan&#305;n iktidara yerle&#351;tirildi&#287;i d&ouml;nemlerde ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; san&#305;yorlar. Kafalar&#305;n&#305; NATO&rsquo;ya kapt&#305;rm&#305;&#351;lar ve T&uuml;rkiye&rsquo;yi b&ouml;yle okuyorlar. Fakat d&uuml;nya tam tersine ABD&rsquo;nin g&uuml;c&uuml;n&uuml;n dengelendi&#287;i &ccedil;ok kutuplu d&uuml;nyaya ve ba&#287;&#305;ms&#305;z milli devletler &ccedil;a&#287;&#305;na gidiyor. ABD bile stratejisini bu yeni duruma g&ouml;re g&uuml;ncelliyor, bknz; ABD&rsquo;nin 2025 Ulusal G&uuml;venlik Strateji Belgesi.</p>
<p>Asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n ya&#351;ad&#305;klar&#305; onlara &ouml;nemli bir ders. PKK zannetti ki arkama ABD ve &#304;srail&rsquo;i al&#305;p, bir elimle &#304;ran&rsquo;da &#351;ehirleri Mossad&rsquo;la kol kola yakar y&#305;kar&#305;m, bir elimle de Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ter&ouml;r devleti kurar&#305;m ve bunun bir bedeli olmaz. Ama sonunda T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k iradesine &ccedil;arp&#305;p darmaduman oldular, &#304;ran&rsquo;da da onlar&#305; sahaya s&uuml;renler y&uuml;z &uuml;st&uuml; b&#305;rakt&#305;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ABD ve &#304;srail&rsquo;in g&uuml;c&uuml;, t&uuml;m haydutluklar&#305;na ve ciddi tehditlerine ra&#287;men b&ouml;lge devletlerini par&ccedil;alamaya ve bir &#304;kinci &#304;srail kurmaya yetmeyecek.</p>
<p>D&uuml;nyay&#305; Washington&rsquo;dan ve Br&uuml;ksel&rsquo;den anlamaya &ccedil;al&#305;&#351;an NATO milliyet&ccedil;ileri, NATO&rsquo;nun kendi i&ccedil;inde da&#287;&#305;lmaya gitti&#287;ini de elbette g&ouml;remiyor. &#350;imdi Gr&ouml;nland cephesinde ABD di&#351;lerini bilerken, &ldquo;NATO m&uuml;ttefiki&rdquo; oldu&#287;u Avrupa kara kara canavar&#305; nas&#305;l durduraca&#287;&#305;n&#305; d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;yor. Sizin hikmetinden sual olunmaz NATO&rsquo;nuzun Fransa Cumhurba&#351;kan&#305;&rsquo;na g&ouml;re &ldquo;beyin &ouml;l&uuml;m&uuml;&rdquo; ger&ccedil;ekle&#351;ti bile. (6)</p>
<p>ABD&rsquo;nin e&#351;ine az rastlan&#305;r bir haydutlukla Venezuela Devlet Ba&#351;kan&#305; Nicolas Maduro&rsquo;yu ka&ccedil;&#305;rd&#305;ktan sonra Venezuela&rsquo;da y&ouml;netimi de&#287;i&#351;tirmeye g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yetmemesi de ABD&rsquo;nin burnunun dibinde ya&#351;anan &ccedil;arp&#305;c&#305; bir geli&#351;me.</p>
<p>Tabii sadece ABD ve NATO de&#287;il, onlara bel ba&#287;layarak iktidar hayalleri kuranlar da kaybetti ve kaybetmeye devam edecek. Suriye&rsquo;den size &ccedil;&#305;kacak en &ouml;nemli ders budur. 200 y&#305;ld&#305;r emperyalist sistemle &ccedil;arp&#305;&#351;an T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ili&#287;i ise &uuml;lkemizde ve b&ouml;lgemizde yeni zaferlere giderken k&#305;lavuzumuz ve program&#305;m&#305;z olmaya devam edecek ve sizin Atlantik&ccedil;i hezeyanlar&#305;n&#305;z onun kudretine g&ouml;lge d&uuml;&#351;&uuml;remeyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>KAYNAK&Ccedil;A:</strong></p>
<p>(1) Erdem Atay-Eray &Ccedil;elebi, T.C Bize Devlet Kursun- &#304;mral&#305; Tutanaklar&#305;yla &#304;hanetin Kodlar&#305;, Panku&#351; Yay&#305;nlar&#305;.&#305;</p>
<p>(2) https://21yyte.org/21-yuzyil-dergisi/21-yuzyil-dergisinin-mayis-sayisi-cikti/6977</p>
<p>(3) https://www.aydinlik.com.tr/haber/ozdag-ve-ogan-siyasi-destekleri-ve-tartismalariyla-gundemde-ikisi-de-abd-planinda-piyon-390842</p>
<p>(4) https://www.aydinlik.com.tr /haber/rand-corporation-raporu-4-turkiyenin-onundeki-dort-senaryo-211374</p>
<p>(5) https://youtu.be/hb54bglIwmI?si =z0yKnXIxMUGsiYEb</p>
<p>(6) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50342428</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Suriye&rsquo;de tarihi geli&#351;meler ard&#305; ard&#305;na ya&#351;an&#305;yor. Suriye Cumhurba&#351;kan&#305; Ahmed &#350;ara&rsquo;n&#305;n komutas&#305; alt&#305;ndaki Suriye Ordusu, PKK/YPG&rsquo;nin Halep&rsquo;te 10 Mart ve 1 Nisan mutabakatlar&#305;n&#305; &ccedil;i&#287;neyen k&#305;&#351;k&#305;rtmalar&#305;n&#305;n ard&#305;ndan &ldquo;tek h&uuml;k&uuml;met, tek devlet, tek ordu&rdquo; slogan&#305;yla askeri operasyona ba&#351;lad&#305; ve F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;ti.</p>
<p>Suriye Ordusu&rsquo;nun F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna ge&ccedil;i&#351;inin ard&#305;ndan Tabka, Deyrezor, Rakka gibi merkezler, Suriye&rsquo;nin en &ouml;nemli petrol sahalar&#305; ve su kaynaklar&#305; art arda Suriye Devleti&rsquo;nin eline ge&ccedil;iyor. PKK/YPG tam bir bozgun halinde ka&ccedil;&#305;yor ve SDG yap&#305;s&#305; i&ccedil;indeki Arap a&#351;iretleri isyan ederek Suriye Ordusu&rsquo;nun taraf&#305;na ge&ccedil;iyor.</p>
<p>PKK/YPG, 10 Mart Mutabakat&#305;&rsquo;na uymay&#305;p ABD ve &#304;srail deste&#287;ine g&uuml;venerek, piyonlu&#287;unun vazge&ccedil;ilmezli&#287;ine dayanarak, Kandil&rsquo;in sabotajc&#305; &ccedil;izgisine girmenin bedelini &ouml;d&uuml;yor. &#350;imdi 18 Ocak tarihinde haz&#305;rlanan PKK/ YPG&rsquo;nin &ouml;zerklik iddialar&#305;n&#305; tarihe g&ouml;mecek yeni bir mutabakat i&ccedil;in Suriye Devleti kararl&#305; ve saat ba&#351;&#305; yeni geli&#351;meler ya&#351;an&#305;yor.</p>
<p>Biz konuya ba&#351;ka bir pencereden bakmaya &ccedil;al&#305;&#351;aca&#287;&#305;z; PKK&rsquo;n&#305;n silah b&#305;rakmas&#305; ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;me s&uuml;reci ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana i&ccedil; cephede s&uuml;rekli ku&#351;ku yaratan, &ccedil;arp&#305;tma yapan, k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;l&#305;k pe&#351;inde ko&#351;an &ldquo;milliyet&ccedil;i&rdquo; maskeli unsurlar Suriye&rsquo;de PKK&rsquo;n&#305;n darmada&#287;&#305;n edilmesinin ard&#305;ndan ciddi bir bo&#351;lu&#287;a d&uuml;&#351;t&uuml;ler. Bu unsurlar kimlerdi, hangi kaynaktan besleniyorlard&#305; ve s&uuml;recin esas hedeflerini g&ouml;lgelemek i&ccedil;in neler yapt&#305;lar?</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>GLADYO ARTIKLARI VE KANDIRDIKLARI</p>
<p></strong>Bu &ldquo;k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;lar&rdquo; esas iki gruptan olu&#351;uyor:</p>
<p>1)&nbsp;NATO&nbsp;Gladyosu&rsquo;nun ideolojik g&ouml;zl&uuml;&#287;&uuml;yle d&uuml;nyaya ve T&uuml;rkiye&rsquo;ye bakan, Bat&#305;c&#305;, Gladyo milliyet&ccedil;ileri (&#304;Y&#304; Parti, Zafer Partisi vb.).</p>
<p>2) Gladyo art&#305;klar&#305;n&#305;n etkiledi&#287;i, milliyet&ccedil;i, vatansever hassasiyetlere sahip ama alg&#305; operasyonunun kurban&#305; olan kesimler.</p>
<p>Gladyo/NATO milliyet&ccedil;ileri s&uuml;re&ccedil; ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;ndan bu yana bug&uuml;n sahadaki sonu&ccedil;lar al&#305;nabilsin diye canlar&#305;n&#305; feda eden Mehmet&ccedil;i&#287;imizi, milli hassasiyetlerimizi, &#351;ehit ailelerini ucuz hesaplar&#305; i&ccedil;in kullanmaktan &ccedil;ekinmediler. Bunun bir a&ccedil;&#305;l&#305;m, b&ouml;l&uuml;nme, T&uuml;rk kimli&#287;inin yok edilmesi s&uuml;reci oldu&#287;u tekerlemesini s&ouml;yleyip durdular.</p>
<p>S&uuml;recin Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n a&#287;z&#305;ndan 27 &#350;ubat 2025 tarihinde &ldquo;ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml;n&uuml;n b&uuml;t&uuml;n unsurlar&#305;yla birlikte feshi ve silah b&#305;rakmas&#305;, silah b&#305;rakanlar&#305;n devlet ve toplumla b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesi&rdquo; hedefiyle ve &ldquo;ayr&#305; devlet, &ouml;zerklik, federasyon, k&uuml;lt&uuml;ralist &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerin iflas etti&#287;i&rdquo; tespitiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlatmaya &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;k, anlamad&#305;lar.</p>
<p>S&uuml;reci provoke etmek isteyenin, PKK unsurlar&#305;n&#305;n silah b&#305;rakmamalar&#305; i&ccedil;in bast&#305;ran&#305;n ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; i&ccedil;indeki baz&#305; kanatlar ve onlar&#305;n sahibi olan ABD/&#304;srail oldu&#287;unu ve s&uuml;reci baltalaman&#305;n bunlar&#305;n amac&#305;na hizmet etti&#287;ini a&ccedil;&#305;klad&#305;k, kulak asmad&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;l&#305; olmas&#305; ve PKK&rsquo;n&#305;n t&uuml;m unsurlar&#305;yla feshinin ve K&uuml;rt&rsquo;le T&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;&#287;&#305; ve b&ouml;l&uuml;c&uuml;l&uuml;&#287;&uuml; topra&#287;a g&ouml;merek T&uuml;rk Milleti&rsquo;nde b&uuml;t&uuml;nle&#351;mesinin, T&uuml;rk Devrimi&rsquo;nin 200 y&#305;ll&#305;k milletle&#351;me hedefine ilerlemek anlam&#305;na geldi&#287;ini s&ouml;yledik, &ldquo;Apo TC&rsquo;ye kendine devlet kurduruyor!&rdquo; edebiyat&#305; yapt&#305;lar. (1)</p>
<p>&#350;ehitlerimizin bu s&uuml;recin hedefledi&#287;i sonu&ccedil;lar i&ccedil;in canlar&#305;n&#305; feda etti&#287;ini ve gazilerimizin PKK ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; ve ayr&#305;l&#305;k&ccedil;&#305;l&#305;k silinsin diye m&uuml;cadele etti&#287;ini s&ouml;yledik, onlar &#351;ehitlerimizin aziz hat&#305;ras&#305;n&#305; maske olarak kulland&#305;lar.</p>
<p>Bu s&uuml;recin PKK&rsquo;y&#305; kuran Abdullah &Ouml;calan&rsquo;&#305;n tek tarafl&#305; beyan&#305;yla ve &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;yla ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, ortada bir pazarl&#305;k, m&uuml;zakere vs. olmad&#305;&#287;&#305;n&#305;n, PKK&rsquo;n&#305;n T&uuml;rk Ordusu taraf&#305;ndan yenilmesinin sonu&ccedil;lar&#305;n&#305; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305;n alt&#305;n&#305; &ccedil;izdik; her t&uuml;rl&uuml; alg&#305; operasyonuyla tersini g&ouml;stermeye &ccedil;al&#305;&#351;t&#305;lar.</p>
<p>&Ouml;calan&rsquo;&#305;n silah b&#305;rakma &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305;n&#305;n uygulanmad&#305;&#287;&#305; takdirde &ldquo;demir yumruk&rdquo; se&ccedil;ene&#287;inin haz&#305;r oldu&#287;unu ve b&uuml;t&uuml;nle&#351;meye kastedenlere kar&#351;&#305; T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nun ve dostlar&#305;n&#305;n haz&#305;r oldu&#287;unu vurgulad&#305;k; onlar T&uuml;rkiye&rsquo;nin ve kom&#351;ular&#305;n&#305;n g&uuml;c&uuml;n&uuml; k&uuml;&ccedil;&uuml;msediler.</p>
<p>T&uuml;m bunlar&#305; s&uuml;reci anlayamad&#305;klar&#305; i&ccedil;in de&#287;il kaderlerini ABD ve NATO&rsquo;ya ba&#287;lad&#305;klar&#305;, ABD&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;deki h&uuml;k&uuml;met senaryolar&#305;nda g&ouml;rev &uuml;stlendikleri ve &#304;srail&rsquo;in istedi&#287;i k&#305;&#351;k&#305;rt&#305;c&#305;, &#305;rk&ccedil;&#305;, kom&#351;ular&#305;m&#305;za d&uuml;&#351;man s&ouml;zde milliyet&ccedil;ili&#287;e hapsolduklar&#305; i&ccedil;in yapt&#305;lar.</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>&lsquo;YPG&rsquo;YE DEVLET KURDURACAKLAR&rsquo; DEY&#304;P DURANLARIN BOZGUNU</p>
<p></strong>Temelsiz iddialar&#305;na dayand&#305;rd&#305;klar&#305; yer de hep ayn&#305;yd&#305;: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye edip Suriye&rsquo;nin kuzeyinde YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar, plan bu!&rdquo;</p>
<p>Suriye&rsquo;nin kuzeyindeki YPG yap&#305;s&#305; s&uuml;recin en &ouml;nemli d&uuml;&#287;&uuml;mlerinden biriydi. Hem T&uuml;rk Devleti&rsquo;nin hem Suriye Devleti&rsquo;nin yetkililerinin Suriye&rsquo;nin kuzeyiyle ilgili hi&ccedil;bir &ouml;zerklik, federasyon se&ccedil;ene&#287;inin uygulanmayaca&#287;&#305; ve merkezi devletten ba&#287;&#305;ms&#305;z bir yap&#305;ya izin verilmeyece&#287;i y&ouml;n&uuml;nde onlarca a&ccedil;&#305;klamas&#305; ve karar&#305;n&#305; ortaya d&ouml;kseniz de nafile. ABD&rsquo;yi kadir-i mutlak gibi g&ouml;renlerin zihninde olay netti: &ldquo;PKK&rsquo;y&#305; tasfiye eder gibi g&ouml;z&uuml;k&uuml;p YPG&rsquo;ye devlet kurduracaklar i&#351;te.&rdquo;</p>
<p>Bu tehdidi g&ouml;r&uuml;p s&uuml;recin ba&#351;ar&#305;s&#305; i&ccedil;in siyasetler &uuml;retmek yerine bu s&ouml;yleme saplan&#305;p s&uuml;reci karalamay&#305; se&ccedil;tiler.</p>
<p>2014&rsquo;den beri s&uuml;regelen, FET&Ouml; kumpaslar&#305;n&#305; da&#287;&#305;tan, Silivri duvarlar&#305;n&#305; y&#305;kan, T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nu &ouml;zg&uuml;rle&#351;tiren, esas b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m s&uuml;re&ccedil;lerini bitiren, T&uuml;rk Milleti kavram&#305;n&#305; Anayasa&rsquo;dan &ccedil;&#305;karmak isteyen giri&#351;imleri bozguna u&#287;ratan, Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ABD-&#304;srail koridorunu Mehmet&ccedil;i&#287;in silah&#305;yla k&#305;l&#305;&ccedil; gibi kesen Vatan Sava&#351;&#305; s&uuml;reci, onlar i&ccedil;in &ouml;nemli de&#287;ildi. Ezberleri ve dar &ccedil;&#305;karlar&#305; vard&#305; sadece&#8230;</p>
<p>Zaten o m&uuml;cadelelerin de i&ccedil;inde yoklard&#305;. Hatta Gladyo milliyet&ccedil;ilerinin &#351;efi durumundaki &Uuml;mit &Ouml;zda&#287;, o d&ouml;nem Fetullah&ccedil;&#305; Emre Uslularla sarma&#351; dola&#351;t&#305; ve kendi dergisinde FET&Ouml;&rsquo;c&uuml;lere yazd&#305;r&#305;yordu. (2)</p>
<p>ABD ister ve olurdu onlar&#305;n d&uuml;nyas&#305;nda. Ne b&ouml;lge ne d&uuml;nya ger&ccedil;e&#287;ini anlayabildiler.</p>
<p>&ldquo;Siz PKK feshediliyor san&#305;n, bak&#305;n YPG devlet kuruyor!&rdquo; derken bir bakt&#305;lar ki Suriye Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;nin deste&#287;iyle ABD&rsquo;nin y&#305;llarca &ldquo;yasakl&#305; b&ouml;lge&rdquo; ilan etti&#287;i F&#305;rat&rsquo;&#305;n do&#287;usuna girmi&#351;, YPG mevzilerini tarumar etmi&#351;, ilerliyor.</p>
<p>&#350;imdi hayallerinizdeki b&ouml;l&uuml;c&uuml; a&ccedil;&#305;l&#305;m nas&#305;l devam edecek, bir fikriniz var m&#305;? &ldquo;S&uuml;reci baltalayaca&#287;&#305;z!&rdquo; deyip durdu&#287;unuz &#351;eyin, asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n alt&#305;ndaki sahte &ldquo;K&uuml;rtlerin temsilcisi&rdquo; hal&#305;s&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;ini anlad&#305;n&#305;z m&#305;? Bu s&uuml;re&ccedil;ten esas rahats&#305;z olan&#305;n ABD ve &#304;srail oldu&#287;unu ve onlar&#305; piyonsuz b&#305;rakmak hedefiyle ba&#351;lad&#305;&#287;&#305;n&#305; kavrad&#305;n&#305;z m&#305;? Anlasan&#305;z da fark etmez &ccedil;&uuml;nk&uuml; g&ouml;n&uuml;ll&uuml; de&#287;il g&ouml;revlisiniz.</p>
<p><strong>&lsquo;ARAP D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I&rsquo; TERT&#304;B&#304;N&#304;N &#304;FLASI</p>
<p></strong>&#304;srail istihbarat &ouml;rg&uuml;t&uuml; Mossad&rsquo;la bir&ccedil;ok kez g&ouml;r&uuml;&#351;t&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; gururla s&ouml;yleyen &Uuml;mit &Ouml;zda&#287; (3) ve Zafer Partisi&rsquo;nin ba&#351;&#305;n&#305; &ccedil;ekti&#287;i en &ouml;nemli kampanyalardan biri de &ldquo;Suriyeli d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;&rdquo; kampanyas&#305;yd&#305;. Suriye&rsquo;de sava&#351;&#305;n ba&#351;lad&#305;&#287;&#305; 2011&rsquo;den bu yana T&uuml;rkiye&rsquo;ye kapasitesinin &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nde Suriyeli m&uuml;lteci g&ouml;&ccedil;&uuml; ya&#351;and&#305;&#287;&#305; ve bunun do&#287;urdu&#287;u sorunlar ortadayd&#305; ve bunun tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; Suriye&rsquo;nin T&uuml;rkiye-Suriye i&#351;birli&#287;iyle ter&ouml;rden temizlenmesi ve bu binlerce insan&#305;n vatanlar&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;yd&uuml;.</p>
<p>Ama &Ouml;zda&#287; ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z deprem ko&#351;ullar&#305;nda bile Suriyeliler ve T&uuml;rkler aras&#305;nda k&#305;&#351;k&#305;rtma yapmay&#305;, Suriyelilere kar&#351;&#305; provokasyonlar&#305; tetiklemeyi, havay&#305; germeyi ve T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;n&#305; canl&#305; tutmay&#305; se&ccedil;ti. T&uuml;rkiye sokaklar&#305;n&#305; T&uuml;rk-Suriyeli &ccedil;at&#305;&#351;mas&#305;yla ate&#351;e vermek de ABD derin devletinin &ldquo;G&ouml;lge CIA&rdquo; diye bilinen kurumu RAND Corporation&rsquo;&#305;n raporlar&#305;nda T&uuml;rkiye i&ccedil;in g&uuml;ndeme getirilen i&ccedil; sava&#351; senaryolar&#305;na i&#351;aret eden &ouml;nemli bir tertipti. (4)</p>
<p>Hatta bu d&uuml;&#351;manl&#305;k zamanla Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;ld&uuml; ve T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin kom&#351;ular&#305; i&ccedil;inde ciddi bir Arap devleti a&#287;&#305;rl&#305;&#287;&#305; varken T&uuml;rkiye&rsquo;de ABD-&#304;srail-&#304;ngiltere-NATO&rsquo;ya s&ouml;yleyecek bir s&ouml;z&uuml; olmayan, &ldquo;Arap d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;na&rdquo; kilitlenmi&#351; bir sahte&nbsp;milliyet&ccedil;ilik&nbsp;in&#351;a edilmeye ba&#351;land&#305;.</p>
<p>Peki, &#351;imdi ne olmaktad&#305;r? O d&uuml;&#351;manla&#351;t&#305;r&#305;lan Araplar&#305;n devleti Suriye Arap Cumhuriyeti Ordusu, T&uuml;rkiye&rsquo;ye d&ouml;n&uuml;k en ciddi tehditlerden biri olan PKK/YPG devlet&ccedil;i&#287;ini da&#287;&#305;t&#305;yor, Suriye&rsquo;de toprak b&uuml;t&uuml;nl&uuml;&#287;&uuml;n&uuml; sa&#287;l&#305;yor. Bu olay&#305;n daha &#304;stiklal Sava&#351;&#305;&rsquo;m&#305;z&#305;n ba&#351;lar&#305;nda Suriyelilerin Frans&#305;zlara kar&#351;&#305; kurtulu&#351; sava&#351;&#305;n&#305; kendi sava&#351;&#305; olarak g&ouml;ren hatta hem T&uuml;rkiye hem Suriye ba&#287;&#305;ms&#305;z olduktan sonra iki &uuml;lke aras&#305;nda konfederasyon kurulabilece&#287;ini bir&ccedil;ok kez i&#351;aret eden ve bunun i&ccedil;in somut ad&#305;mlar atan Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n ufku do&#287;rultusunda geli&#351;ti&#287;ini g&ouml;r&uuml;yoruz.</p>
<p>Bu s&ouml;zde &ldquo;milliyet&ccedil;ili&#287;in&rdquo;, ne Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n emperyalizme kar&#351;&#305; ortak m&uuml;cadele siyasetinden ne de bug&uuml;n&uuml;n ger&ccedil;eklerinden haberi var. &#350;imdi onlar&#305;n pay&#305;na utan&ccedil;, T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin pay&#305;na ise zafer d&uuml;&#351;&uuml;yor.</p>
<p><strong>&#304;Y&#304; PART&#304;&rsquo;N&#304;N T&Uuml;RK&#304;YE-RUSYA-&Ccedil;&#304;N-&#304;RAN D&Uuml;&#350;MANLI&#286;I</p>
<p></strong>T&uuml;rkiye ve do&#287;al m&uuml;ttefiklerine d&uuml;&#351;manl&#305;k &Ouml;zda&#287; ile s&#305;n&#305;rl&#305; de&#287;il. Gladyo sicili kabar&#305;k M&uuml;savat Dervi&#351;o&#287;lu&rsquo;nun liderli&#287;indeki &#304;Y&#304; Parti&rsquo;nin Genel &#304;dare Kurulu &Uuml;yesi, Milliyet&ccedil;i Kongre Derne&#287;i&rsquo;nin kurucusu ve NATO&rsquo;nun gen&ccedil;lik &ouml;rg&uuml;tlenmesi YATA&rsquo;n&#305;n T&uuml;rkiye kolunun eski ba&#351;kan&#305; Bahad&#305;rhan Din&ccedil;arslan, bu NATO&rsquo;cu milliyet&ccedil;ili&#287;in gen&ccedil; &ouml;nderlerinden biri olarak &ouml;ne &ccedil;&#305;kart&#305;l&#305;yor. Bak&#305;n &#304;ran&rsquo;daki olaylar esnas&#305;nda Din&ccedil;arslan ne diyor:</p>
<p>&ldquo;Kendine T&uuml;rk Milliyet&ccedil;isi diyen bir grup insan &ccedil;&#305;k&#305;yor ortaya, K&#305;r&#305;m konusunda Rusya&#8217;n&#305;n &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, Do&#287;u T&uuml;rkistan konusunda &Ccedil;in&#8217;in &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor, &#304;ran konusunda molla rejiminin &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305; savunuyor. B&ouml;yle T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k m&uuml; olur ya?&rdquo; (5)</p>
<p>&#350;imdi Din&ccedil;arslan&rsquo;&#305;n kurdu&#287;u cephele&#351;mede &#304;ran&rsquo;da &ldquo;molla rejiminin&rdquo; kar&#351;&#305;s&#305;nda ayaklanma &ccedil;&#305;kar&#305;p, sokaklar&#305; yak&#305;p y&#305;kanlar&#305;n taraf&#305;nda olmal&#305;y&#305;z. Ona g&ouml;re T&uuml;rk&ccedil;&uuml;l&uuml;k b&ouml;yle yap&#305;l&#305;yor. Peki sokakta kim vard&#305;? Mossad koordinat&ouml;rl&uuml;&#287;&uuml;nde PJAK unsurlar&#305;. &#304;ran&rsquo;da sabotaj ve &#351;iddet eylemlerinin bir&ccedil;o&#287;unun PKK&rsquo;n&#305;n &#304;ran kolu PJAK taraf&#305;ndan yap&#305;ld&#305;&#287;&#305; biliniyor. Hatta T&uuml;rkiye&rsquo;nin payla&#351;t&#305;&#287;&#305; istihbaratla Suriye ve Irak&rsquo;tan &#304;ran&rsquo;a ge&ccedil;en PJAK unsurlar&#305;n&#305;n &#304;ran Devletince tespit edilip etkisiz hale getirildi&#287;i de biliniyor. Yani burada a&ccedil;&#305;k bir T&uuml;rkiye-&#304;ran i&#351;birli&#287;i var.</p>
<p>Cepheler &#351;&ouml;yle kurulmu&#351;: Bir tarafta T&uuml;rkiye, &#304;ran ve Suriye. Bir tarafta da bizim NATO kafa milliyet&ccedil;iler, PJAK&rsquo;l&#305; dostlar&#305;, ABD-&#304;srail ve YPG. T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ilerini b&ouml;yle bir ak&#305;l tutulmas&#305;na, b&ouml;yle bir cellad&#305;na a&#351;&#305;k Stockholm Sendromu&rsquo;na sokmaya &ccedil;al&#305;&#351;&#305;yorlar. T&uuml;rkiye&rsquo;de y&#305;llard&#305;r savundu&#287;umuz ve bug&uuml;n h&uuml;k&uuml;met ortaklar&#305; d&uuml;zeyinde g&uuml;ndeme getirilen ABD ve NATO&rsquo;nun s&#305;n&#305;r tan&#305;maz zorbal&#305;&#287;&#305;na ve haydutlu&#287;una kar&#351;&#305; T&uuml;rkiye-Rusya-&Ccedil;in-&#304;ran ittifak&#305; se&ccedil;ene&#287;ine kar&#351;&#305; onlar&#305;n bu herzeleri ortaya s&uuml;rmesi elbette bo&#351;una de&#287;il.</p>
<p><strong>ANLAYAMADIKLARI &#350;EY</p>
<p></strong>Bu NATO milliyet&ccedil;ilerinin s&#305;n&#305;fta kald&#305;&#287;&#305; nokta asl&#305;nda i&#351;in esas&#305;ndan ba&#351;l&#305;yor: Hala ABD&rsquo;nin muktedir oldu&#287;u, k&uuml;reselle&#351;meyi d&uuml;nyaya dayatabildi&#287;i, en NATO&rsquo;cu ve Atlantik&ccedil;i olan&#305;n iktidara yerle&#351;tirildi&#287;i d&ouml;nemlerde ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;m&#305;z&#305; san&#305;yorlar. Kafalar&#305;n&#305; NATO&rsquo;ya kapt&#305;rm&#305;&#351;lar ve T&uuml;rkiye&rsquo;yi b&ouml;yle okuyorlar. Fakat d&uuml;nya tam tersine ABD&rsquo;nin g&uuml;c&uuml;n&uuml;n dengelendi&#287;i &ccedil;ok kutuplu d&uuml;nyaya ve ba&#287;&#305;ms&#305;z milli devletler &ccedil;a&#287;&#305;na gidiyor. ABD bile stratejisini bu yeni duruma g&ouml;re g&uuml;ncelliyor, bknz; ABD&rsquo;nin 2025 Ulusal G&uuml;venlik Strateji Belgesi.</p>
<p>Asl&#305;nda YPG/PKK&rsquo;n&#305;n ya&#351;ad&#305;klar&#305; onlara &ouml;nemli bir ders. PKK zannetti ki arkama ABD ve &#304;srail&rsquo;i al&#305;p, bir elimle &#304;ran&rsquo;da &#351;ehirleri Mossad&rsquo;la kol kola yakar y&#305;kar&#305;m, bir elimle de Suriye&rsquo;nin kuzeyinde ter&ouml;r devleti kurar&#305;m ve bunun bir bedeli olmaz. Ama sonunda T&uuml;rkiye ve Suriye&rsquo;nin b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k iradesine &ccedil;arp&#305;p darmaduman oldular, &#304;ran&rsquo;da da onlar&#305; sahaya s&uuml;renler y&uuml;z &uuml;st&uuml; b&#305;rakt&#305;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ABD ve &#304;srail&rsquo;in g&uuml;c&uuml;, t&uuml;m haydutluklar&#305;na ve ciddi tehditlerine ra&#287;men b&ouml;lge devletlerini par&ccedil;alamaya ve bir &#304;kinci &#304;srail kurmaya yetmeyecek.</p>
<p>D&uuml;nyay&#305; Washington&rsquo;dan ve Br&uuml;ksel&rsquo;den anlamaya &ccedil;al&#305;&#351;an NATO milliyet&ccedil;ileri, NATO&rsquo;nun kendi i&ccedil;inde da&#287;&#305;lmaya gitti&#287;ini de elbette g&ouml;remiyor. &#350;imdi Gr&ouml;nland cephesinde ABD di&#351;lerini bilerken, &ldquo;NATO m&uuml;ttefiki&rdquo; oldu&#287;u Avrupa kara kara canavar&#305; nas&#305;l durduraca&#287;&#305;n&#305; d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;yor. Sizin hikmetinden sual olunmaz NATO&rsquo;nuzun Fransa Cumhurba&#351;kan&#305;&rsquo;na g&ouml;re &ldquo;beyin &ouml;l&uuml;m&uuml;&rdquo; ger&ccedil;ekle&#351;ti bile. (6)</p>
<p>ABD&rsquo;nin e&#351;ine az rastlan&#305;r bir haydutlukla Venezuela Devlet Ba&#351;kan&#305; Nicolas Maduro&rsquo;yu ka&ccedil;&#305;rd&#305;ktan sonra Venezuela&rsquo;da y&ouml;netimi de&#287;i&#351;tirmeye g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yetmemesi de ABD&rsquo;nin burnunun dibinde ya&#351;anan &ccedil;arp&#305;c&#305; bir geli&#351;me.</p>
<p>Tabii sadece ABD ve NATO de&#287;il, onlara bel ba&#287;layarak iktidar hayalleri kuranlar da kaybetti ve kaybetmeye devam edecek. Suriye&rsquo;den size &ccedil;&#305;kacak en &ouml;nemli ders budur. 200 y&#305;ld&#305;r emperyalist sistemle &ccedil;arp&#305;&#351;an T&uuml;rk Milliyet&ccedil;ili&#287;i ise &uuml;lkemizde ve b&ouml;lgemizde yeni zaferlere giderken k&#305;lavuzumuz ve program&#305;m&#305;z olmaya devam edecek ve sizin Atlantik&ccedil;i hezeyanlar&#305;n&#305;z onun kudretine g&ouml;lge d&uuml;&#351;&uuml;remeyecek.</p>
<p>&nbsp;</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p><strong>KAYNAK&Ccedil;A:</strong></p>
<p>(1) Erdem Atay-Eray &Ccedil;elebi, T.C Bize Devlet Kursun- &#304;mral&#305; Tutanaklar&#305;yla &#304;hanetin Kodlar&#305;, Panku&#351; Yay&#305;nlar&#305;.&#305;</p>
<p>(2) https://21yyte.org/21-yuzyil-dergisi/21-yuzyil-dergisinin-mayis-sayisi-cikti/6977</p>
<p>(3) https://www.aydinlik.com.tr/haber/ozdag-ve-ogan-siyasi-destekleri-ve-tartismalariyla-gundemde-ikisi-de-abd-planinda-piyon-390842</p>
<p>(4) https://www.aydinlik.com.tr /haber/rand-corporation-raporu-4-turkiyenin-onundeki-dort-senaryo-211374</p>
<p>(5) https://youtu.be/hb54bglIwmI?si =z0yKnXIxMUGsiYEb</p>
<p>(6) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50342428</p>
</section>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/milliyetcilik-maskesi-takan-nato-culara-suriye-dersleri-32724/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TGB İzmir Yeni Döneme Yeni Görevlendirmelerle Girdi</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2026 10:04:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723</guid>

					<description><![CDATA[Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy seçildi. Yeni görev arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz. Fotoğraflar 1/4 2/4 3/4 4/4 &#60; &#62; Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy seçildi.</p>
<p>Yeni görev arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz.</p>
</section>
<section class="item photogallery">
<h2>Fotoğraflar</h2>
<div class="photo-area">
<div class="photos">
<figure class="active">
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_225_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">1/4</div>
</figure>
<figure>
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_750_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">2/4</div>
</figure>
<figure>
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_984_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">3/4</div>
</figure>
<figure>
<img decoding="async" src="https://tgb.gen.tr/wp-content/uploads/2026/01/1769383231_706_TGB-Izmir-Yeni-Doneme-Yeni-Gorevlendirmelerle-Girdi.jpg" alt=""><figcaption></figcaption><div class="numbers">4/4</div>
</figure>
</div>
<p><button class="left">&lt;</button><br />
<button class="right">&gt;</button>
</div>
</section>
</div>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Genel Sekreterimiz Şaban Can Girgin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, TGB İzmir İl Sekreterliğine Yusuf Genç, TGB İzmir İl Saymanlığına ise Nazen Karasoy seçildi.</p>
<p>Yeni görev arkadaşlarımızı tebrik ediyoruz.</p>
</section>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/tgb-izmir-yeni-doneme-yeni-gorevlendirmelerle-girdi-32723/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beş kelime, bir toplum: Sistemin dayattığı özellikler</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/bes-kelime-bir-toplum-sistemin-dayattigi-ozellikler-32721</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/bes-kelime-bir-toplum-sistemin-dayattigi-ozellikler-32721#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Almışlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 10:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/bes-kelime-bir-toplum-sistemin-dayattigi-ozellikler-32721</guid>

					<description><![CDATA[Son y&#305;llarda T&#252;rk Dil Kurumu (TDK)&#8217;nun ba&#351;latt&#305;&#287;&#305; &#8220;Y&#305;l&#305;n Kelimesi&#8221; uygulamas&#305;, her yeni y&#305;la girerken halka a&#231;&#305;l&#305;yor; toplumun en &#231;ok &#246;nerdi&#287;i ve &#246;ne &#231;&#305;kan kelimeler belirlenerek y&#305;l&#305;n kelimesi anketine d&#226;hil ediliyor. Bu y&#305;l da toplanan &#246;neriler sonucunda en &#231;ok &#246;nerilen ve ankete dahil olmaya hak kazanan be&#351; kelime belli oldu. Bu y&#305;l ankete giren be&#351; kelime [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Son y&#305;llarda T&uuml;rk Dil Kurumu (TDK)&rsquo;nun ba&#351;latt&#305;&#287;&#305; &ldquo;Y&#305;l&#305;n Kelimesi&rdquo; uygulamas&#305;, her yeni y&#305;la girerken halka a&ccedil;&#305;l&#305;yor; toplumun en &ccedil;ok &ouml;nerdi&#287;i ve &ouml;ne &ccedil;&#305;kan kelimeler belirlenerek y&#305;l&#305;n kelimesi anketine d&acirc;hil ediliyor. Bu y&#305;l da toplanan &ouml;neriler sonucunda en &ccedil;ok &ouml;nerilen ve ankete dahil olmaya hak kazanan be&#351; kelime belli oldu. Bu y&#305;l ankete giren be&#351; kelime &#351;&ouml;yle: Dijital Vicdan, Vicdani K&ouml;rl&uuml;k, &Ccedil;orak, Eylemsiz Merhamet ve Tek Tiple&#351;me&hellip;</p>
<p>Oylama sonucu &ldquo;Dijital Vicdan&rdquo; y&#305;l&#305;n kelimesi se&ccedil;ildi.</p>
<p><strong>D&#304;L AYNASINDA D&#304;KKAT &Ccedil;EKEN TOPLUM MODEL&#304;</p>
<p></strong>T&uuml;rk Dil Kurumu taraf&#305;ndan her y&#305;l d&uuml;zenlenen &ldquo;Y&#305;l&#305;n Kelimesi&rdquo; anketi, yaln&#305;zca kelime pop&uuml;lerli&#287;i &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; de&#287;ildir. Bu anketler, toplumun hangi kavramlarla d&uuml;&#351;&uuml;nd&uuml;&#287;&uuml;n&uuml;, hangi duygularla ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305; ve hangi sorunlarla bo&#287;u&#351;tu&#287;unu g&ouml;steren &ouml;nemli bir toplumsal barometre i&#351;levi g&ouml;r&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dil, yaln&#305;zca ileti&#351;imin de&#287;il; bilincin, de&#287;erlerin ve tarihsel y&ouml;nelimin de aynas&#305;d&#305;r.</p>
<p>O a&ccedil;&#305;dan bunu ele almam&#305;z&#305;n sebebi, ankete giren be&#351; kelimenin kamuoyunun g&uuml;ndemine girmesinden dolay&#305; de&#287;il, kelimelerin sosyo-ekonomik zemininin olmas&#305; ve sistemin pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;r ara&ccedil;lar&#305;yla k&uuml;lt&uuml;rel hegemonya kurmak istemesidir. Vicdan&#305;n i&ccedil;inin bo&#351;alt&#305;ld&#305;&#287;&#305;, merhametin eylemsizle&#351;ti&#287;i, toplumsal yarat&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305;n &ccedil;orakla&#351;t&#305;&#287;&#305; ve bireylerin birbirine benzer h&acirc;le getirilmek istendi&#287;i bir d&uuml;zen. Tam da bu nedenle &ldquo;Y&#305;l&#305;n Kelimesi&rdquo; anketi yaln&#305;zca dilsel bir tart&#305;&#351;man&#305;n konusu de&#287;il; ideolojik bir zeminin, toplumsal y&ouml;nlendirme &ccedil;abas&#305;n&#305;n ve sosyo-ekonomik dinamiklerle &#351;ekillenen bir toplumsal durum olarak de&#287;erlendirilmelidir.</p>
<p><strong>PAYLA&#350;, RAHATLA, UNUT: D&#304;J&#304;TAL V&#304;CDAN</p>
<p></strong>&ldquo;Dijital Vicdan&rdquo; kavram&#305;, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&nbsp;insan&#305;n&#305;n vicdan&#305;n&#305; b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de ekranlara devretti&#287;ini anlat&#305;r. Art&#305;k vicdani duygular; sokakta, okulda, arkada&#351;l&#305;k ili&#351;kilerinde ya da ya&#351;am&#305;n do&#287;rudan i&ccedil;inde de&#287;il, &ccedil;o&#287;unlukla telefon ve bilgisayar ekranlar&#305;nda deneyimlenmektedir. Toplumsal ger&ccedil;eklik, yerini temsili g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lere; canl&#305; tan&#305;kl&#305;k ise kayd&#305;r&#305;larak ge&ccedil;ilen &ldquo;reels&rdquo; i&ccedil;eriklerine b&#305;rak&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. &#304;nsan art&#305;k izleyici konumundad&#305;r. Bu durum, vicdan&#305;n maddi ger&ccedil;eklikle ba&#287;&#305;n&#305; koparmaktad&#305;r. Bir &ldquo;be&#287;eni&rdquo;, bir &ldquo;payla&#351;&#305;m&rdquo;, bir etiket ya da birka&ccedil; c&uuml;mlelik yorum; ger&ccedil;ek sorumlulu&#287;un, bedel &ouml;demenin ve eylemin yerini almaktad&#305;r. B&ouml;ylece vicdan, toplumsal bir prati&#287;in de&#287;il; bireysel bir duygusal tepkinin alan&#305;na hapsedilmektedir. Ki&#351;i &uuml;z&uuml;lerek, &ouml;fkelenerek ya da payla&#351;arak g&ouml;revini yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; d&uuml;&#351;&uuml;nmekte; bu da ona ge&ccedil;ici bir rahatlama seans&#305; sunmaktad&#305;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ldquo;g&ouml;rd&uuml;m&rdquo;, &ldquo;&uuml;z&uuml;ld&uuml;m&rdquo; ve &ldquo;payla&#351;t&#305;m&rdquo; hissi, eylemin yerini al&#305;r o saatten sonra. Vicdan, bu noktada art&#305;k d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;c&uuml; bir g&uuml;&ccedil; olmaktan &ccedil;&#305;kar; bireyin kendi i&ccedil; d&uuml;nyas&#305;n&#305; rahatlatan psikolojik bir konfora indirgenir. Toplumsal sorumluluk, bireysel tatminle yer de&#287;i&#351;tirir. B&ouml;ylelikle insan, yaln&#305;zca eme&#287;ine de&#287;il; ahlaki ve vicdani reflekslerine de yabanc&#305;la&#351;t&#305;r&#305;lmak istenir. Vicdan, maddi &uuml;retim ili&#351;kilerinden ve kolektif m&uuml;cadeleden kopar&#305;ld&#305;k&ccedil;a; soyut, etkisiz ve zarars&#305;z h&acirc;le getirilir. Yani sistemin yaratt&#305;&#287;&#305; vicdan ortaya &ccedil;&#305;km&#305;&#351; olur.</p>
<p>Emperyalist k&uuml;lt&uuml;r end&uuml;strisi tam da bunu hedefler: Tepki veren ama &ouml;rg&uuml;tlenmeyen, &uuml;z&uuml;len ama de&#287;i&#351;tirmeyen, konu&#351;an ama harekete ge&ccedil;meyen kitleler. Dijital mecralar, bu anlamda yaln&#305;zca ileti&#351;im ara&ccedil;lar&#305; de&#287;il; bilinci denetleyen ideolojik ayg&#305;tlar olarak i&#351;lev g&ouml;r&uuml;r. Vicdan &ouml;rg&uuml;tl&uuml; m&uuml;cadelede de&#287;il; ekran ba&#351;&#305;nda t&uuml;ketilir. B&ouml;ylelikle vicdan, sistemi sarsan de&#287;il; sistemi yeniden &uuml;reten bir i&#351;lev g&ouml;rmeye ba&#351;lar.</p>
<p><strong>G&Ouml;RMEK &#304;STEMEMEK: V&#304;CDAN&#304; K&Ouml;RL&Uuml;K</p>
<p></strong>Dijital vicdan&#305;n do&#287;al ve ka&ccedil;&#305;n&#305;lmaz sonucu vicdani k&ouml;rl&uuml;kt&uuml;r. S&uuml;rekli maruz kal&#305;nan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler, haberler ilk anda bir sars&#305;nt&#305; yaratsa da zamanla duyars&#305;zla&#351;may&#305; beraberinde getirir. Tekrar edildik&ccedil;e ola&#287;anla&#351;&#305;r. Ola&#287;anla&#351;an her durum ise g&ouml;rmezden gelinmeye ba&#351;lar. &#304;nsan, art&#305;k yaln&#305;zca kendi konfor alan&#305;n&#305; do&#287;rudan tehdit eden sorunlara kar&#351;&#305; tepki verir; bunun d&#305;&#351;&#305;ndaki her &#351;ey &ldquo;uzak&rdquo;, &ldquo;ba&#351;kas&#305;n&#305;n meselesi&rdquo; ve en nihayetinde &ldquo;ola&#287;an&rdquo; h&acirc;le gelir.</p>
<p>Bu durum, basit bir umursamazl&#305;k ya da bireysel ahlaki zay&#305;fl&#305;k de&#287;ildir. Aksine, sistem taraf&#305;ndan bilin&ccedil;li olarak &uuml;retilmi&#351; ve &ouml;&#287;retilmi&#351; bir bilin&ccedil;tir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sistem, toplumsal ger&ccedil;ekli&#287;i par&ccedil;alayarak sunar; sorunlar&#305; b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kl&uuml; bir yap&#305;n&#305;n sonucu olarak de&#287;il, tekil ve ge&ccedil;ici olaylar gibi g&ouml;sterir. B&ouml;ylece birey, ya&#351;anan sorunlar&#305;n nedenlerini sorgulamaz; yaln&#305;zca sonu&ccedil;lar&#305;na k&#305;sa s&uuml;reli tepkiler verir. Bu da ona kar&#351;&#305; taraf olma ihtiyac&#305; hissetmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; taraf olmak bedel ister; bedel ise sistemin en &ccedil;ok ka&ccedil;&#305;n&#305;lmas&#305;n&#305; &ouml;&#287;retti&#287;i &#351;eydir insanlara. Vicdani k&ouml;rl&uuml;k tam da bu noktada i&#351;lev kazan&#305;r: G&ouml;rmek ama g&ouml;rmemi&#351; gibi yapmak, bilmek ama sorumluluk almamak. O a&ccedil;&#305;dan sistemin ideolojisi, bizlere yaln&#305;zca ne d&uuml;&#351;&uuml;nece&#287;imizi de&#287;il; neyi g&ouml;rmezden gelece&#287;imizi de bu &#351;ekilde &ouml;&#287;retmi&#351; olur.</p>
<p><strong>&Uuml;Z&Uuml;L AMA &Ouml;RG&Uuml;TLENME: EYLEMS&#304;Z MERHAMET</p>
<p></strong>&ldquo;Eylemsiz Merhamet&rdquo; bu be&#351; kelime i&ccedil;inde belki de en &ccedil;arp&#305;c&#305; olan&#305;d&#305;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu kavram, modern toplumun en temel &ccedil;eli&#351;kisini a&ccedil;&#305;k bi&ccedil;imde ortaya koyar. Merhamet vard&#305;r ancak da&#287;&#305;n&#305;k, y&ouml;ns&uuml;z ve etkisiz hale getirilmek istenmektedir.</p>
<p>Oysa merhamet, tarihsel olarak eylemle ve &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;kle anlam kazan&#305;r. T&uuml;rkiye&rsquo;nin yak&#305;n tarihi, merhametin bireysel bir duygu de&#287;il, kolektif bir sorumluluk olarak ya&#351;and&#305;&#287;&#305; &ouml;rneklerle doludur. Kurtulu&#351; Sava&#351;&#305; y&#305;llar&#305;nda merhamet, ac&#305;ya &uuml;z&uuml;lmekle s&#305;n&#305;rl&#305; kalmam&#305;&#351;; imece, fedak&acirc;rl&#305;k ve seferberlikle somutla&#351;m&#305;&#351;t&#305;r. Cephede sava&#351;anlar&#305;n aileleri sahiplenilmi&#351;, yoksulluk bireysel bir kader de&#287;il ortak bir m&uuml;cadele ko&#351;ulu olarak g&ouml;r&uuml;lm&uuml;&#351;t&uuml;r. Halk, kendi yoklu&#287;una ra&#287;men cepheye erzak ta&#351;&#305;m&#305;&#351;, giysi dikmi&#351;, yaral&#305;lar&#305; tedavi etmi&#351;; merhameti pasif bir duygu de&#287;il, vatan savunmas&#305;n&#305;n &ouml;rg&uuml;tl&uuml; ahl&acirc;k&#305; h&acirc;line getirmi&#351;tir. Ya da Cumhuriyetin kurulu&#351; y&#305;llar&#305;nda da merhamet, &ouml;rg&uuml;tl&uuml; bir toplumsal in&#351;a s&uuml;recinin par&ccedil;as&#305; olarak ele al&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. Yoksul k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n e&#287;itimi, sahipsiz &ccedil;ocuklar&#305;n korunmas&#305;, halk sa&#287;l&#305;&#287;&#305;n&#305;n yayg&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;lmas&#305; gibi alanlarda geli&#351;tirilen kolektif &ccedil;&ouml;z&uuml;mler; merhametin bireysel hay&#305;rseverlikten &ccedil;&#305;kar&#305;l&#305;p kamusal bir sorumluluk h&acirc;line getirildi&#287;ini g&ouml;stermi&#351;tir. Toplumun en geride b&#305;rak&#305;lan kesimleri, kaderine terk edilmemi&#351;; aksine kalk&#305;nman&#305;n &ouml;znesi h&acirc;line getirilmi&#351;tir.</p>
<p>Bu tarihsel birikim &#351;unu a&ccedil;&#305;k&ccedil;a ortaya koyar: T&uuml;rkiye&rsquo;de merhamet, geleneksel olarak eylemci ve kolektif bir karakter ta&#351;&#305;r. Bug&uuml;n &ldquo;eylemsiz merhamet&rdquo; olarak tan&#305;mlanan durum, bu tarihsel &ccedil;izginin bir devam&#305; de&#287;il; tersine ondan bir kopu&#351;tur. Bu kopu&#351; da kendili&#287;inden de&#287;il; &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;n tasfiye edildi&#287;i ve itibars&#305;zla&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305; sistemin dayatmas&#305;yla ortaya &ccedil;&#305;km&#305;&#351;t&#305;r.</p>
<p>Tam da bu nedenle emperyalist sistem, merhameti &ouml;rg&uuml;ts&uuml;z h&acirc;le getirmeyi stratejik bir hedef olarak benimser. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;rg&uuml;tl&uuml; merhamet, kolektif bilin&ccedil; sistemin kendisi i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k tehdittir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sorunlar&#305; tespit eder ve o sorunu yaratan sistemi hedef al&#305;r. Emperyalizm a&ccedil;&#305;s&#305;ndan tehlikeli olan da tam olarak budur. Bu y&uuml;zden sistem, merhameti bilin&ccedil;li bi&ccedil;imde bireyselle&#351;tirir. &ldquo;Herkes kendi vicdan&#305;ndan sorumludur&rdquo;, &ldquo;iyilik bireysel bir tercihtir&rdquo; gibi s&ouml;ylemlerle merhamet i&ccedil;eri&#287;inden ar&#305;nd&#305;r&#305;lm&#305;&#351; hale getirilir.</p>
<p><strong>&Uuml;R&Uuml;T&#304;MDEN KOPU&#350;: &Ccedil;ORAK</p>
<p></strong>&ldquo;&Ccedil;orak&rdquo; kelimesi yaln&#305;zca ekonomik ya da ekolojik bir durumu de&#287;il; ayn&#305; zamanda k&uuml;lt&uuml;rel, d&uuml;&#351;&uuml;nsel ve siyasal bir kurakl&#305;&#287;&#305; da ifade eder. En az&#305;ndan bu anketteki &ldquo;&ccedil;orak&rdquo; kelimesinin bunu ifade etti&#287;ini d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;yorum. O a&ccedil;&#305;dan de&#287;erlendirildi&#287;inde bug&uuml;n toplumda yeni fikirler, &ouml;zg&uuml;nl&uuml;k azalmakta, bunun yerini tekrar, taklit ve y&uuml;zeysellik almaktad&#305;r. D&uuml;&#351;&uuml;nce, derinle&#351;mek yerine daralmakta; k&uuml;lt&uuml;r, &uuml;retmek yerine dola&#351;&#305;ma sokulan haz&#305;r kal&#305;plarla yetinmektedir.</p>
<p>Bu &ccedil;orakla&#351;ma, bireysel yarat&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305;n azalmas&#305;ndan ibaret de&#287;ildir. As&#305;l sorun, toplumun &uuml;retimle kurdu&#287;u ba&#287;&#305;n kopmas&#305;d&#305;r. &Uuml;retmeyen bir toplum yaln&#305;zca maddi olarak de&#287;il, d&uuml;&#351;&uuml;nsel olarak da yoksulla&#351;&#305;r. Emek de&#287;ersizle&#351;tirildik&ccedil;e, emekle birlikte bilgi, sanat ve d&uuml;&#351;&uuml;nce de de&#287;ersizle&#351;ir. Yerini h&#305;zl&#305; t&uuml;ketilen i&ccedil;erikler, k&#305;sa vadeli ba&#351;ar&#305; &ouml;l&ccedil;&uuml;tleri ve y&uuml;zeysel &ldquo;g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;k/pop&uuml;larite&rdquo; al&#305;r.</p>
<p>Gen&ccedil;lik de bu sistemin &ccedil;orakla&#351;t&#305;rmak istedi&#287;i kitledendir. &Uuml;retmek yerine t&uuml;ketmeye; sorgulamak yerine uyum sa&#287;lamaya y&ouml;nlendirilir. Kendi yeteneklerini geli&#351;tiren, hata yaparak &ouml;&#287;renen, &uuml;reterek g&uuml;&ccedil;lenen bireyler yerine; sisteme sorunsuz entegre olan, rekabet eden ve s&#305;ralamalarda yer kapmaya &ccedil;al&#305;&#351;an bireyler te&#351;vik edilmektedir. B&ouml;ylece yarat&#305;c&#305;l&#305;k, risk ve deneysellik; yerini g&uuml;venli ama k&#305;s&#305;r bir uyuma b&#305;rakmaktad&#305;r.</p>
<p>E&#287;itim sistemi bu &ccedil;orakla&#351;man&#305;n en belirgin ta&#351;&#305;y&#305;c&#305;lar&#305;ndan biridir. &Ouml;&#287;renciyi yeteneklerine, ilgilerine ve toplumsal ihtiya&ccedil;lara g&ouml;re geli&#351;tirmek yerine; onu s&#305;navlara, performans &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerine ve rekabet&ccedil;i s&#305;ralamalara mahk&ucirc;m eden bir anlay&#305;&#351; h&acirc;kimdir. Bilgi, &uuml;retilecek ve d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;lecek bir ara&ccedil; olmaktan &ccedil;&#305;kar; ezberlenecek ve test edilecek bir nesneye indirgenir. Bu da d&uuml;&#351;&uuml;nceyi k&ouml;reltir, merak&#305; bast&#305;r&#305;r.</p>
<p>Sonu&ccedil;ta ortaya &ccedil;&#305;kan &#351;ey, yarat&#305;c&#305; bireylerden olu&#351;an canl&#305; bir toplum de&#287;il, tekrar eden kal&#305;plar i&ccedil;inde hareket eden bireyler toplulu&#287;udur. Bu toplumsal zemin, ne bilimsel ilerlemeye ne de ger&ccedil;ek bir toplumsal d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;me elveri&#351;lidir. &Ccedil;orakl&#305;k derinle&#351;tik&ccedil;e toplum, kendi potansiyelinden uzakla&#351;&#305;r; &uuml;retme yetene&#287;ini de&#287;il, uyum sa&#287;lama becerisini kutsar. B&ouml;ylelikle &uuml;retimden kopar&#305;lm&#305;&#351; bireyler, sistem a&ccedil;&#305;s&#305;ndan daha g&uuml;venli hale gelir.</p>
<p><strong>&Ouml;ZG&Uuml;RL&Uuml;K ADI ALTINDA AYNILIK: TEK T&#304;PLE&#350;ME</p>
<p></strong>&ldquo;Tek Tiple&#351;me&rdquo;, neoliberal sistemin en b&uuml;y&uuml;k hayatta kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305;m&#305;z yanlar&#305;ndan biri. Herkes &ldquo;&ouml;zg&uuml;r birey&rdquo; oldu&#287;unu d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;rken, ger&ccedil;ekte ayn&#305; bi&ccedil;imde giyinen, ayn&#305; &#351;eyleri t&uuml;keten, ayn&#305; kelimelerle konu&#351;an ve benzer tepkiler veren bir kitleye d&ouml;n&uuml;&#351;mektedir. Bireysellik iddias&#305; artm&#305;&#351;; fakat ger&ccedil;ek anlamda &ouml;zg&uuml;nl&uuml;k ve farkl&#305;l&#305;k giderek azalm&#305;&#351;t&#305;r. Bu durum, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;&#287;&uuml;n de&#287;il standartla&#351;man&#305;n g&ouml;stergesidir. Tek tiple&#351;me s&uuml;recini sistem &ouml;zendirme, y&ouml;nlendirme ve normalle&#351;tirme yoluyla i&#351;letir. K&uuml;lt&uuml;r end&uuml;strisi, pop&uuml;ler ak&#305;mlar ve dijital platformlar bireyi &ouml;zg&uuml;nle&#351;tirmek yerine belirli kal&#305;plar i&ccedil;ine sokar. Ne giyece&#287;imizden neye g&uuml;lece&#287;imize, hangi konuda ne kadar tepki verece&#287;imizden nas&#305;l d&uuml;&#351;&uuml;nece&#287;imize kadar geni&#351; bir farkl&#305;l&#305;k alan&#305; sunar. B&ouml;ylece birey, kendi tercihini yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; san&#305;rken asl&#305;nda &ouml;nceden belirlenmi&#351; se&ccedil;enekler aras&#305;nda hareket eder. Buna da sistem &ldquo;al farkl&#305;l&#305;k al &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&rsquo; der. Bu farkl&#305;l&#305;klar da bir vitrin s&uuml;s&uuml;ne d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;r.</p>
<p>O a&ccedil;&#305;dan bakt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda sistem sadece y&uuml;zeysel &ccedil;e&#351;itlili&#287;e izin verir. &#304;nsanlar sa&ccedil; stilinde, t&uuml;ketim tercihlerinde ya da dijital kimliklerinde &ldquo;farkl&#305;&rdquo; olabilir; ancak d&uuml;zeni sorgulayan, kolektif kimli&#287;i hat&#305;rlatan ya da tarihsel bir duru&#351; geli&#351;tiren farkl&#305;l&#305;klara tahamm&uuml;l g&ouml;sterilmez.</p>
<p><strong>&Ccedil;&Ouml;Z&Uuml;M: PROGRAMLI, &Ouml;RG&Uuml;TL&Uuml; VE &Uuml;RET&#304;C&#304; B&#304;R TOPLUM</p>
<p></strong>Ortaya &ccedil;&#305;kan bu tablo kader de&#287;ildir. Toplumsal &ccedil;&uuml;r&uuml;me ne insan do&#287;as&#305;n&#305;n ne de &ccedil;a&#287;&#305;n ka&ccedil;&#305;n&#305;lmaz bir sonucudur. Aksine, belirli ekonomik, siyasal ve k&uuml;lt&uuml;rel tercihlerle ve hegemonyayla yarat&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Dolay&#305;s&#305;yla bilin&ccedil;li ve programl&#305; bir toplumsal d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;mle a&#351;&#305;lmas&#305; m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Sorunun kayna&#287;&#305; sistemliyse, &ccedil;&ouml;z&uuml;m de rastlant&#305;sal de&#287;il; &ouml;rg&uuml;tl&uuml; ve b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kl&uuml; olmak zorundad&#305;r.</p>
<p>Bu d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;m&uuml;n bir aya&#287;&#305; e&#287;itimdir. E&#287;itim, ezberci bilgi aktar&#305;m&#305;n&#305;n &ouml;tesine ge&ccedil;meli; &uuml;retici, sorgulay&#305;c&#305; ve toplumsal sorumluluk bilinci kazand&#305;ran bir yap&#305;ya kavu&#351;turulmal&#305;d&#305;r. &Ouml;&#287;renciler yaln&#305;zca s&#305;navlara de&#287;il, hayata haz&#305;rlanmal&#305;, ya&#351;ad&#305;klar&#305; toplumun sorunlar&#305;n&#305; kavrayabilen, neden&ndash;sonu&ccedil; ili&#351;kisi kurabilen ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retebilen bireyler olarak yeti&#351;tirilmelidir. Bu &#351;ekilde bir e&#287;itim sistemi bireyi yaln&#305;zca meslek sahibi de&#287;il toplumun &ouml;znesi haline getirir.</p>
<p>&#304;kincisi kolektif ya&#351;am ve dayan&#305;&#351;ma k&uuml;lt&uuml;r&uuml; yeniden in&#351;a edilmelidir. Bireycili&#287;in kutsand&#305;&#287;&#305;, herkesin kendi kaderine terk edildi&#287;i bir toplumsal yap&#305; hi&ccedil;bir sorunu &ccedil;&ouml;z&uuml;me kavu&#351;turamaz. O y&uuml;zden dayan&#305;&#351;ma, bir erdem de&#287;il toplumsal bir zorunluluktur. &#304;nsanlar ancak yan yana geldiklerinde, ortak sorunlar etraf&#305;nda &ouml;rg&uuml;tlendiklerinde g&uuml;&ccedil;lenirler. Kolektif ya&#351;am, bireyi silen de&#287;il onu g&uuml;&ccedil;lendiren bir zemini de yaratm&#305;&#351; olur.</p>
<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ve en &ouml;nemlisi emperyalist k&uuml;lt&uuml;rel ku&#351;atmaya kar&#351;&#305; milli, halk&ccedil;&#305; ve kamucu bir k&uuml;lt&uuml;r politikas&#305; hayata ge&ccedil;irilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; k&uuml;lt&uuml;rel ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k, siyasal ve ekonomik ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;&#287;&#305;n ayr&#305;lmaz par&ccedil;alar&#305;ndan biri olarak kar&#351;&#305;m&#305;za &ccedil;&#305;kar. K&uuml;lt&uuml;r; piyasan&#305;n, algoritmalar&#305;n ve pop&uuml;lerli&#287;in insaf&#305;na b&#305;rak&#305;lmamal&#305;d&#305;r. Sanat, d&uuml;&#351;&uuml;nce ve bilim; toplumun ortak ihtiya&ccedil;lar&#305;na yan&#305;t veren, tarihsel haf&#305;zay&#305; canl&#305; tutan ve gelece&#287;i kurmaya d&ouml;n&uuml;k alanlar olarak ele al&#305;nmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>Hi&ccedil;birimiz bu sistemin yaratmak istedi&#287;i birey modeline mahk&ucirc;m de&#287;iliz. Bug&uuml;n ihtiya&ccedil; duyulan &#351;ey, do&#287;ru siyaset ve program &ccedil;er&ccedil;evesinde &ouml;rg&uuml;tl&uuml; bir ya&#351;amd&#305;r. Ancak bu yolla vicdan&#305; &ouml;rg&uuml;tleyebilir, merhameti m&uuml;cadeleyle bulu&#351;turabilir ve &uuml;retimi yeniden merkeze alabiliriz. Sonu&ccedil; olarak &ccedil;&ouml;z&uuml;m sosyo-ekonomik yap&#305;n&#305;n de&#287;i&#351;mesinde ve de&#287;i&#351;im i&ccedil;in toplumsal m&uuml;cadelededir. Bu ba&#287;lamda ele ald&#305;&#287;&#305;m&#305;z &ldquo;dijital vicdan&rdquo;, &ldquo;vicdani k&ouml;rl&uuml;k&rdquo;, &ldquo;&ccedil;orak&rdquo;, &ldquo;eylemsiz merhamet&rdquo; ve &ldquo;tek tiple&#351;me&rdquo; kader de&#287;ildir.</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>Son y&#305;llarda T&uuml;rk Dil Kurumu (TDK)&rsquo;nun ba&#351;latt&#305;&#287;&#305; &ldquo;Y&#305;l&#305;n Kelimesi&rdquo; uygulamas&#305;, her yeni y&#305;la girerken halka a&ccedil;&#305;l&#305;yor; toplumun en &ccedil;ok &ouml;nerdi&#287;i ve &ouml;ne &ccedil;&#305;kan kelimeler belirlenerek y&#305;l&#305;n kelimesi anketine d&acirc;hil ediliyor. Bu y&#305;l da toplanan &ouml;neriler sonucunda en &ccedil;ok &ouml;nerilen ve ankete dahil olmaya hak kazanan be&#351; kelime belli oldu. Bu y&#305;l ankete giren be&#351; kelime &#351;&ouml;yle: Dijital Vicdan, Vicdani K&ouml;rl&uuml;k, &Ccedil;orak, Eylemsiz Merhamet ve Tek Tiple&#351;me&hellip;</p>
<p>Oylama sonucu &ldquo;Dijital Vicdan&rdquo; y&#305;l&#305;n kelimesi se&ccedil;ildi.</p>
<p><strong>D&#304;L AYNASINDA D&#304;KKAT &Ccedil;EKEN TOPLUM MODEL&#304;</p>
<p></strong>T&uuml;rk Dil Kurumu taraf&#305;ndan her y&#305;l d&uuml;zenlenen &ldquo;Y&#305;l&#305;n Kelimesi&rdquo; anketi, yaln&#305;zca kelime pop&uuml;lerli&#287;i &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; de&#287;ildir. Bu anketler, toplumun hangi kavramlarla d&uuml;&#351;&uuml;nd&uuml;&#287;&uuml;n&uuml;, hangi duygularla ya&#351;ad&#305;&#287;&#305;n&#305; ve hangi sorunlarla bo&#287;u&#351;tu&#287;unu g&ouml;steren &ouml;nemli bir toplumsal barometre i&#351;levi g&ouml;r&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dil, yaln&#305;zca ileti&#351;imin de&#287;il; bilincin, de&#287;erlerin ve tarihsel y&ouml;nelimin de aynas&#305;d&#305;r.</p>
<p>O a&ccedil;&#305;dan bunu ele almam&#305;z&#305;n sebebi, ankete giren be&#351; kelimenin kamuoyunun g&uuml;ndemine girmesinden dolay&#305; de&#287;il, kelimelerin sosyo-ekonomik zemininin olmas&#305; ve sistemin pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;r ara&ccedil;lar&#305;yla k&uuml;lt&uuml;rel hegemonya kurmak istemesidir. Vicdan&#305;n i&ccedil;inin bo&#351;alt&#305;ld&#305;&#287;&#305;, merhametin eylemsizle&#351;ti&#287;i, toplumsal yarat&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305;n &ccedil;orakla&#351;t&#305;&#287;&#305; ve bireylerin birbirine benzer h&acirc;le getirilmek istendi&#287;i bir d&uuml;zen. Tam da bu nedenle &ldquo;Y&#305;l&#305;n Kelimesi&rdquo; anketi yaln&#305;zca dilsel bir tart&#305;&#351;man&#305;n konusu de&#287;il; ideolojik bir zeminin, toplumsal y&ouml;nlendirme &ccedil;abas&#305;n&#305;n ve sosyo-ekonomik dinamiklerle &#351;ekillenen bir toplumsal durum olarak de&#287;erlendirilmelidir.</p>
<p><strong>PAYLA&#350;, RAHATLA, UNUT: D&#304;J&#304;TAL V&#304;CDAN</p>
<p></strong>&ldquo;Dijital Vicdan&rdquo; kavram&#305;, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&nbsp;insan&#305;n&#305;n vicdan&#305;n&#305; b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de ekranlara devretti&#287;ini anlat&#305;r. Art&#305;k vicdani duygular; sokakta, okulda, arkada&#351;l&#305;k ili&#351;kilerinde ya da ya&#351;am&#305;n do&#287;rudan i&ccedil;inde de&#287;il, &ccedil;o&#287;unlukla telefon ve bilgisayar ekranlar&#305;nda deneyimlenmektedir. Toplumsal ger&ccedil;eklik, yerini temsili g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lere; canl&#305; tan&#305;kl&#305;k ise kayd&#305;r&#305;larak ge&ccedil;ilen &ldquo;reels&rdquo; i&ccedil;eriklerine b&#305;rak&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. &#304;nsan art&#305;k izleyici konumundad&#305;r. Bu durum, vicdan&#305;n maddi ger&ccedil;eklikle ba&#287;&#305;n&#305; koparmaktad&#305;r. Bir &ldquo;be&#287;eni&rdquo;, bir &ldquo;payla&#351;&#305;m&rdquo;, bir etiket ya da birka&ccedil; c&uuml;mlelik yorum; ger&ccedil;ek sorumlulu&#287;un, bedel &ouml;demenin ve eylemin yerini almaktad&#305;r. B&ouml;ylece vicdan, toplumsal bir prati&#287;in de&#287;il; bireysel bir duygusal tepkinin alan&#305;na hapsedilmektedir. Ki&#351;i &uuml;z&uuml;lerek, &ouml;fkelenerek ya da payla&#351;arak g&ouml;revini yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; d&uuml;&#351;&uuml;nmekte; bu da ona ge&ccedil;ici bir rahatlama seans&#305; sunmaktad&#305;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ldquo;g&ouml;rd&uuml;m&rdquo;, &ldquo;&uuml;z&uuml;ld&uuml;m&rdquo; ve &ldquo;payla&#351;t&#305;m&rdquo; hissi, eylemin yerini al&#305;r o saatten sonra. Vicdan, bu noktada art&#305;k d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;c&uuml; bir g&uuml;&ccedil; olmaktan &ccedil;&#305;kar; bireyin kendi i&ccedil; d&uuml;nyas&#305;n&#305; rahatlatan psikolojik bir konfora indirgenir. Toplumsal sorumluluk, bireysel tatminle yer de&#287;i&#351;tirir. B&ouml;ylelikle insan, yaln&#305;zca eme&#287;ine de&#287;il; ahlaki ve vicdani reflekslerine de yabanc&#305;la&#351;t&#305;r&#305;lmak istenir. Vicdan, maddi &uuml;retim ili&#351;kilerinden ve kolektif m&uuml;cadeleden kopar&#305;ld&#305;k&ccedil;a; soyut, etkisiz ve zarars&#305;z h&acirc;le getirilir. Yani sistemin yaratt&#305;&#287;&#305; vicdan ortaya &ccedil;&#305;km&#305;&#351; olur.</p>
<p>Emperyalist k&uuml;lt&uuml;r end&uuml;strisi tam da bunu hedefler: Tepki veren ama &ouml;rg&uuml;tlenmeyen, &uuml;z&uuml;len ama de&#287;i&#351;tirmeyen, konu&#351;an ama harekete ge&ccedil;meyen kitleler. Dijital mecralar, bu anlamda yaln&#305;zca ileti&#351;im ara&ccedil;lar&#305; de&#287;il; bilinci denetleyen ideolojik ayg&#305;tlar olarak i&#351;lev g&ouml;r&uuml;r. Vicdan &ouml;rg&uuml;tl&uuml; m&uuml;cadelede de&#287;il; ekran ba&#351;&#305;nda t&uuml;ketilir. B&ouml;ylelikle vicdan, sistemi sarsan de&#287;il; sistemi yeniden &uuml;reten bir i&#351;lev g&ouml;rmeye ba&#351;lar.</p>
<p><strong>G&Ouml;RMEK &#304;STEMEMEK: V&#304;CDAN&#304; K&Ouml;RL&Uuml;K</p>
<p></strong>Dijital vicdan&#305;n do&#287;al ve ka&ccedil;&#305;n&#305;lmaz sonucu vicdani k&ouml;rl&uuml;kt&uuml;r. S&uuml;rekli maruz kal&#305;nan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler, haberler ilk anda bir sars&#305;nt&#305; yaratsa da zamanla duyars&#305;zla&#351;may&#305; beraberinde getirir. Tekrar edildik&ccedil;e ola&#287;anla&#351;&#305;r. Ola&#287;anla&#351;an her durum ise g&ouml;rmezden gelinmeye ba&#351;lar. &#304;nsan, art&#305;k yaln&#305;zca kendi konfor alan&#305;n&#305; do&#287;rudan tehdit eden sorunlara kar&#351;&#305; tepki verir; bunun d&#305;&#351;&#305;ndaki her &#351;ey &ldquo;uzak&rdquo;, &ldquo;ba&#351;kas&#305;n&#305;n meselesi&rdquo; ve en nihayetinde &ldquo;ola&#287;an&rdquo; h&acirc;le gelir.</p>
<p>Bu durum, basit bir umursamazl&#305;k ya da bireysel ahlaki zay&#305;fl&#305;k de&#287;ildir. Aksine, sistem taraf&#305;ndan bilin&ccedil;li olarak &uuml;retilmi&#351; ve &ouml;&#287;retilmi&#351; bir bilin&ccedil;tir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sistem, toplumsal ger&ccedil;ekli&#287;i par&ccedil;alayarak sunar; sorunlar&#305; b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kl&uuml; bir yap&#305;n&#305;n sonucu olarak de&#287;il, tekil ve ge&ccedil;ici olaylar gibi g&ouml;sterir. B&ouml;ylece birey, ya&#351;anan sorunlar&#305;n nedenlerini sorgulamaz; yaln&#305;zca sonu&ccedil;lar&#305;na k&#305;sa s&uuml;reli tepkiler verir. Bu da ona kar&#351;&#305; taraf olma ihtiyac&#305; hissetmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; taraf olmak bedel ister; bedel ise sistemin en &ccedil;ok ka&ccedil;&#305;n&#305;lmas&#305;n&#305; &ouml;&#287;retti&#287;i &#351;eydir insanlara. Vicdani k&ouml;rl&uuml;k tam da bu noktada i&#351;lev kazan&#305;r: G&ouml;rmek ama g&ouml;rmemi&#351; gibi yapmak, bilmek ama sorumluluk almamak. O a&ccedil;&#305;dan sistemin ideolojisi, bizlere yaln&#305;zca ne d&uuml;&#351;&uuml;nece&#287;imizi de&#287;il; neyi g&ouml;rmezden gelece&#287;imizi de bu &#351;ekilde &ouml;&#287;retmi&#351; olur.</p>
<p><strong>&Uuml;Z&Uuml;L AMA &Ouml;RG&Uuml;TLENME: EYLEMS&#304;Z MERHAMET</p>
<p></strong>&ldquo;Eylemsiz Merhamet&rdquo; bu be&#351; kelime i&ccedil;inde belki de en &ccedil;arp&#305;c&#305; olan&#305;d&#305;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu kavram, modern toplumun en temel &ccedil;eli&#351;kisini a&ccedil;&#305;k bi&ccedil;imde ortaya koyar. Merhamet vard&#305;r ancak da&#287;&#305;n&#305;k, y&ouml;ns&uuml;z ve etkisiz hale getirilmek istenmektedir.</p>
<p>Oysa merhamet, tarihsel olarak eylemle ve &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;kle anlam kazan&#305;r. T&uuml;rkiye&rsquo;nin yak&#305;n tarihi, merhametin bireysel bir duygu de&#287;il, kolektif bir sorumluluk olarak ya&#351;and&#305;&#287;&#305; &ouml;rneklerle doludur. Kurtulu&#351; Sava&#351;&#305; y&#305;llar&#305;nda merhamet, ac&#305;ya &uuml;z&uuml;lmekle s&#305;n&#305;rl&#305; kalmam&#305;&#351;; imece, fedak&acirc;rl&#305;k ve seferberlikle somutla&#351;m&#305;&#351;t&#305;r. Cephede sava&#351;anlar&#305;n aileleri sahiplenilmi&#351;, yoksulluk bireysel bir kader de&#287;il ortak bir m&uuml;cadele ko&#351;ulu olarak g&ouml;r&uuml;lm&uuml;&#351;t&uuml;r. Halk, kendi yoklu&#287;una ra&#287;men cepheye erzak ta&#351;&#305;m&#305;&#351;, giysi dikmi&#351;, yaral&#305;lar&#305; tedavi etmi&#351;; merhameti pasif bir duygu de&#287;il, vatan savunmas&#305;n&#305;n &ouml;rg&uuml;tl&uuml; ahl&acirc;k&#305; h&acirc;line getirmi&#351;tir. Ya da Cumhuriyetin kurulu&#351; y&#305;llar&#305;nda da merhamet, &ouml;rg&uuml;tl&uuml; bir toplumsal in&#351;a s&uuml;recinin par&ccedil;as&#305; olarak ele al&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r. Yoksul k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n e&#287;itimi, sahipsiz &ccedil;ocuklar&#305;n korunmas&#305;, halk sa&#287;l&#305;&#287;&#305;n&#305;n yayg&#305;nla&#351;t&#305;r&#305;lmas&#305; gibi alanlarda geli&#351;tirilen kolektif &ccedil;&ouml;z&uuml;mler; merhametin bireysel hay&#305;rseverlikten &ccedil;&#305;kar&#305;l&#305;p kamusal bir sorumluluk h&acirc;line getirildi&#287;ini g&ouml;stermi&#351;tir. Toplumun en geride b&#305;rak&#305;lan kesimleri, kaderine terk edilmemi&#351;; aksine kalk&#305;nman&#305;n &ouml;znesi h&acirc;line getirilmi&#351;tir.</p>
<p>Bu tarihsel birikim &#351;unu a&ccedil;&#305;k&ccedil;a ortaya koyar: T&uuml;rkiye&rsquo;de merhamet, geleneksel olarak eylemci ve kolektif bir karakter ta&#351;&#305;r. Bug&uuml;n &ldquo;eylemsiz merhamet&rdquo; olarak tan&#305;mlanan durum, bu tarihsel &ccedil;izginin bir devam&#305; de&#287;il; tersine ondan bir kopu&#351;tur. Bu kopu&#351; da kendili&#287;inden de&#287;il; &ouml;rg&uuml;tl&uuml;l&uuml;&#287;&uuml;n tasfiye edildi&#287;i ve itibars&#305;zla&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;&#287;&#305; sistemin dayatmas&#305;yla ortaya &ccedil;&#305;km&#305;&#351;t&#305;r.</p>
<p>Tam da bu nedenle emperyalist sistem, merhameti &ouml;rg&uuml;ts&uuml;z h&acirc;le getirmeyi stratejik bir hedef olarak benimser. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;rg&uuml;tl&uuml; merhamet, kolektif bilin&ccedil; sistemin kendisi i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k tehdittir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sorunlar&#305; tespit eder ve o sorunu yaratan sistemi hedef al&#305;r. Emperyalizm a&ccedil;&#305;s&#305;ndan tehlikeli olan da tam olarak budur. Bu y&uuml;zden sistem, merhameti bilin&ccedil;li bi&ccedil;imde bireyselle&#351;tirir. &ldquo;Herkes kendi vicdan&#305;ndan sorumludur&rdquo;, &ldquo;iyilik bireysel bir tercihtir&rdquo; gibi s&ouml;ylemlerle merhamet i&ccedil;eri&#287;inden ar&#305;nd&#305;r&#305;lm&#305;&#351; hale getirilir.</p>
<p><strong>&Uuml;R&Uuml;T&#304;MDEN KOPU&#350;: &Ccedil;ORAK</p>
<p></strong>&ldquo;&Ccedil;orak&rdquo; kelimesi yaln&#305;zca ekonomik ya da ekolojik bir durumu de&#287;il; ayn&#305; zamanda k&uuml;lt&uuml;rel, d&uuml;&#351;&uuml;nsel ve siyasal bir kurakl&#305;&#287;&#305; da ifade eder. En az&#305;ndan bu anketteki &ldquo;&ccedil;orak&rdquo; kelimesinin bunu ifade etti&#287;ini d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;yorum. O a&ccedil;&#305;dan de&#287;erlendirildi&#287;inde bug&uuml;n toplumda yeni fikirler, &ouml;zg&uuml;nl&uuml;k azalmakta, bunun yerini tekrar, taklit ve y&uuml;zeysellik almaktad&#305;r. D&uuml;&#351;&uuml;nce, derinle&#351;mek yerine daralmakta; k&uuml;lt&uuml;r, &uuml;retmek yerine dola&#351;&#305;ma sokulan haz&#305;r kal&#305;plarla yetinmektedir.</p>
<p>Bu &ccedil;orakla&#351;ma, bireysel yarat&#305;c&#305;l&#305;&#287;&#305;n azalmas&#305;ndan ibaret de&#287;ildir. As&#305;l sorun, toplumun &uuml;retimle kurdu&#287;u ba&#287;&#305;n kopmas&#305;d&#305;r. &Uuml;retmeyen bir toplum yaln&#305;zca maddi olarak de&#287;il, d&uuml;&#351;&uuml;nsel olarak da yoksulla&#351;&#305;r. Emek de&#287;ersizle&#351;tirildik&ccedil;e, emekle birlikte bilgi, sanat ve d&uuml;&#351;&uuml;nce de de&#287;ersizle&#351;ir. Yerini h&#305;zl&#305; t&uuml;ketilen i&ccedil;erikler, k&#305;sa vadeli ba&#351;ar&#305; &ouml;l&ccedil;&uuml;tleri ve y&uuml;zeysel &ldquo;g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;k/pop&uuml;larite&rdquo; al&#305;r.</p>
<p>Gen&ccedil;lik de bu sistemin &ccedil;orakla&#351;t&#305;rmak istedi&#287;i kitledendir. &Uuml;retmek yerine t&uuml;ketmeye; sorgulamak yerine uyum sa&#287;lamaya y&ouml;nlendirilir. Kendi yeteneklerini geli&#351;tiren, hata yaparak &ouml;&#287;renen, &uuml;reterek g&uuml;&ccedil;lenen bireyler yerine; sisteme sorunsuz entegre olan, rekabet eden ve s&#305;ralamalarda yer kapmaya &ccedil;al&#305;&#351;an bireyler te&#351;vik edilmektedir. B&ouml;ylece yarat&#305;c&#305;l&#305;k, risk ve deneysellik; yerini g&uuml;venli ama k&#305;s&#305;r bir uyuma b&#305;rakmaktad&#305;r.</p>
<p>E&#287;itim sistemi bu &ccedil;orakla&#351;man&#305;n en belirgin ta&#351;&#305;y&#305;c&#305;lar&#305;ndan biridir. &Ouml;&#287;renciyi yeteneklerine, ilgilerine ve toplumsal ihtiya&ccedil;lara g&ouml;re geli&#351;tirmek yerine; onu s&#305;navlara, performans &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerine ve rekabet&ccedil;i s&#305;ralamalara mahk&ucirc;m eden bir anlay&#305;&#351; h&acirc;kimdir. Bilgi, &uuml;retilecek ve d&ouml;n&uuml;&#351;t&uuml;r&uuml;lecek bir ara&ccedil; olmaktan &ccedil;&#305;kar; ezberlenecek ve test edilecek bir nesneye indirgenir. Bu da d&uuml;&#351;&uuml;nceyi k&ouml;reltir, merak&#305; bast&#305;r&#305;r.</p>
<p>Sonu&ccedil;ta ortaya &ccedil;&#305;kan &#351;ey, yarat&#305;c&#305; bireylerden olu&#351;an canl&#305; bir toplum de&#287;il, tekrar eden kal&#305;plar i&ccedil;inde hareket eden bireyler toplulu&#287;udur. Bu toplumsal zemin, ne bilimsel ilerlemeye ne de ger&ccedil;ek bir toplumsal d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;me elveri&#351;lidir. &Ccedil;orakl&#305;k derinle&#351;tik&ccedil;e toplum, kendi potansiyelinden uzakla&#351;&#305;r; &uuml;retme yetene&#287;ini de&#287;il, uyum sa&#287;lama becerisini kutsar. B&ouml;ylelikle &uuml;retimden kopar&#305;lm&#305;&#351; bireyler, sistem a&ccedil;&#305;s&#305;ndan daha g&uuml;venli hale gelir.</p>
<p><strong>&Ouml;ZG&Uuml;RL&Uuml;K ADI ALTINDA AYNILIK: TEK T&#304;PLE&#350;ME</p>
<p></strong>&ldquo;Tek Tiple&#351;me&rdquo;, neoliberal sistemin en b&uuml;y&uuml;k hayatta kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;&#287;&#305;m&#305;z yanlar&#305;ndan biri. Herkes &ldquo;&ouml;zg&uuml;r birey&rdquo; oldu&#287;unu d&uuml;&#351;&uuml;n&uuml;rken, ger&ccedil;ekte ayn&#305; bi&ccedil;imde giyinen, ayn&#305; &#351;eyleri t&uuml;keten, ayn&#305; kelimelerle konu&#351;an ve benzer tepkiler veren bir kitleye d&ouml;n&uuml;&#351;mektedir. Bireysellik iddias&#305; artm&#305;&#351;; fakat ger&ccedil;ek anlamda &ouml;zg&uuml;nl&uuml;k ve farkl&#305;l&#305;k giderek azalm&#305;&#351;t&#305;r. Bu durum, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;&#287;&uuml;n de&#287;il standartla&#351;man&#305;n g&ouml;stergesidir. Tek tiple&#351;me s&uuml;recini sistem &ouml;zendirme, y&ouml;nlendirme ve normalle&#351;tirme yoluyla i&#351;letir. K&uuml;lt&uuml;r end&uuml;strisi, pop&uuml;ler ak&#305;mlar ve dijital platformlar bireyi &ouml;zg&uuml;nle&#351;tirmek yerine belirli kal&#305;plar i&ccedil;ine sokar. Ne giyece&#287;imizden neye g&uuml;lece&#287;imize, hangi konuda ne kadar tepki verece&#287;imizden nas&#305;l d&uuml;&#351;&uuml;nece&#287;imize kadar geni&#351; bir farkl&#305;l&#305;k alan&#305; sunar. B&ouml;ylece birey, kendi tercihini yapt&#305;&#287;&#305;n&#305; san&#305;rken asl&#305;nda &ouml;nceden belirlenmi&#351; se&ccedil;enekler aras&#305;nda hareket eder. Buna da sistem &ldquo;al farkl&#305;l&#305;k al &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&rsquo; der. Bu farkl&#305;l&#305;klar da bir vitrin s&uuml;s&uuml;ne d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;r.</p>
<p>O a&ccedil;&#305;dan bakt&#305;&#287;&#305;m&#305;zda sistem sadece y&uuml;zeysel &ccedil;e&#351;itlili&#287;e izin verir. &#304;nsanlar sa&ccedil; stilinde, t&uuml;ketim tercihlerinde ya da dijital kimliklerinde &ldquo;farkl&#305;&rdquo; olabilir; ancak d&uuml;zeni sorgulayan, kolektif kimli&#287;i hat&#305;rlatan ya da tarihsel bir duru&#351; geli&#351;tiren farkl&#305;l&#305;klara tahamm&uuml;l g&ouml;sterilmez.</p>
<p><strong>&Ccedil;&Ouml;Z&Uuml;M: PROGRAMLI, &Ouml;RG&Uuml;TL&Uuml; VE &Uuml;RET&#304;C&#304; B&#304;R TOPLUM</p>
<p></strong>Ortaya &ccedil;&#305;kan bu tablo kader de&#287;ildir. Toplumsal &ccedil;&uuml;r&uuml;me ne insan do&#287;as&#305;n&#305;n ne de &ccedil;a&#287;&#305;n ka&ccedil;&#305;n&#305;lmaz bir sonucudur. Aksine, belirli ekonomik, siyasal ve k&uuml;lt&uuml;rel tercihlerle ve hegemonyayla yarat&#305;lm&#305;&#351;t&#305;r. Dolay&#305;s&#305;yla bilin&ccedil;li ve programl&#305; bir toplumsal d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;mle a&#351;&#305;lmas&#305; m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Sorunun kayna&#287;&#305; sistemliyse, &ccedil;&ouml;z&uuml;m de rastlant&#305;sal de&#287;il; &ouml;rg&uuml;tl&uuml; ve b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kl&uuml; olmak zorundad&#305;r.</p>
<p>Bu d&ouml;n&uuml;&#351;&uuml;m&uuml;n bir aya&#287;&#305; e&#287;itimdir. E&#287;itim, ezberci bilgi aktar&#305;m&#305;n&#305;n &ouml;tesine ge&ccedil;meli; &uuml;retici, sorgulay&#305;c&#305; ve toplumsal sorumluluk bilinci kazand&#305;ran bir yap&#305;ya kavu&#351;turulmal&#305;d&#305;r. &Ouml;&#287;renciler yaln&#305;zca s&#305;navlara de&#287;il, hayata haz&#305;rlanmal&#305;, ya&#351;ad&#305;klar&#305; toplumun sorunlar&#305;n&#305; kavrayabilen, neden&ndash;sonu&ccedil; ili&#351;kisi kurabilen ve &ccedil;&ouml;z&uuml;m &uuml;retebilen bireyler olarak yeti&#351;tirilmelidir. Bu &#351;ekilde bir e&#287;itim sistemi bireyi yaln&#305;zca meslek sahibi de&#287;il toplumun &ouml;znesi haline getirir.</p>
<p>&#304;kincisi kolektif ya&#351;am ve dayan&#305;&#351;ma k&uuml;lt&uuml;r&uuml; yeniden in&#351;a edilmelidir. Bireycili&#287;in kutsand&#305;&#287;&#305;, herkesin kendi kaderine terk edildi&#287;i bir toplumsal yap&#305; hi&ccedil;bir sorunu &ccedil;&ouml;z&uuml;me kavu&#351;turamaz. O y&uuml;zden dayan&#305;&#351;ma, bir erdem de&#287;il toplumsal bir zorunluluktur. &#304;nsanlar ancak yan yana geldiklerinde, ortak sorunlar etraf&#305;nda &ouml;rg&uuml;tlendiklerinde g&uuml;&ccedil;lenirler. Kolektif ya&#351;am, bireyi silen de&#287;il onu g&uuml;&ccedil;lendiren bir zemini de yaratm&#305;&#351; olur.</p>
<p>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ve en &ouml;nemlisi emperyalist k&uuml;lt&uuml;rel ku&#351;atmaya kar&#351;&#305; milli, halk&ccedil;&#305; ve kamucu bir k&uuml;lt&uuml;r politikas&#305; hayata ge&ccedil;irilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; k&uuml;lt&uuml;rel ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k, siyasal ve ekonomik ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;&#287;&#305;n ayr&#305;lmaz par&ccedil;alar&#305;ndan biri olarak kar&#351;&#305;m&#305;za &ccedil;&#305;kar. K&uuml;lt&uuml;r; piyasan&#305;n, algoritmalar&#305;n ve pop&uuml;lerli&#287;in insaf&#305;na b&#305;rak&#305;lmamal&#305;d&#305;r. Sanat, d&uuml;&#351;&uuml;nce ve bilim; toplumun ortak ihtiya&ccedil;lar&#305;na yan&#305;t veren, tarihsel haf&#305;zay&#305; canl&#305; tutan ve gelece&#287;i kurmaya d&ouml;n&uuml;k alanlar olarak ele al&#305;nmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>Hi&ccedil;birimiz bu sistemin yaratmak istedi&#287;i birey modeline mahk&ucirc;m de&#287;iliz. Bug&uuml;n ihtiya&ccedil; duyulan &#351;ey, do&#287;ru siyaset ve program &ccedil;er&ccedil;evesinde &ouml;rg&uuml;tl&uuml; bir ya&#351;amd&#305;r. Ancak bu yolla vicdan&#305; &ouml;rg&uuml;tleyebilir, merhameti m&uuml;cadeleyle bulu&#351;turabilir ve &uuml;retimi yeniden merkeze alabiliriz. Sonu&ccedil; olarak &ccedil;&ouml;z&uuml;m sosyo-ekonomik yap&#305;n&#305;n de&#287;i&#351;mesinde ve de&#287;i&#351;im i&ccedil;in toplumsal m&uuml;cadelededir. Bu ba&#287;lamda ele ald&#305;&#287;&#305;m&#305;z &ldquo;dijital vicdan&rdquo;, &ldquo;vicdani k&ouml;rl&uuml;k&rdquo;, &ldquo;&ccedil;orak&rdquo;, &ldquo;eylemsiz merhamet&rdquo; ve &ldquo;tek tiple&#351;me&rdquo; kader de&#287;ildir.</p>
</section>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/bes-kelime-bir-toplum-sistemin-dayattigi-ozellikler-32721/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1500 GENCİN KATILIMIYLA TÜRK DEVRİMİ SEMPOZYUMU TAMAMLANDI</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/tgbden/1500-gencin-katilimiyla-turk-devrimi-sempozyumu-tamamlandi-32720</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/tgbden/1500-gencin-katilimiyla-turk-devrimi-sempozyumu-tamamlandi-32720#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Türkiye Gençlik Birliği]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 15:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[TGB'den]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/1500-gencin-katilimiyla-turk-devrimi-sempozyumu-tamamlandi-32720</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi, dün tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Türkiye Gençlik Birliği (TGB), İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin Atatürkçü Düşünce Kulüpleri, Bilim ve Ütopya ile Teori dergilerinin birlikte düzenlediği “Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılında Türk Devrimi Sempozyumu”, Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, Prof. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>İstanbul Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi, dün tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Türkiye Gençlik Birliği (TGB), İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin Atatürkçü Düşünce Kulüpleri, Bilim ve Ütopya ile Teori dergilerinin birlikte düzenlediği “Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılında Türk Devrimi Sempozyumu”, Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Sabahattin Özel, Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu ve Doç. Dr. Hilal Ortaç’ın konuşmacı olduğu sempozyumda, salon üniversite öğrencilerinin yoğun ilgisiyle doldu taştı.</p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başlayan sempozyumun açılış konuşmasını, Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkanı Kayahan Çetin yaptı.</p>
<p> ‘TARİH TEŞKİLATLA YAPILIR’</p>
<p>“Türk Devrimi’nin tarihsel pratiğini incelemek ve tahlil etmek, Atatürk’ü ve Kemalist Devrim’i anlamanın en iyi yoludur. Bugün burada bunu yapmak üzere toplandık. Ama sadece bir entelektüel, akademik faaliyet olarak değil, aynı zamanda Türk Devrimi’nin yapıcıları, öncüleri olmak için toplandık.” diyen Çeti</p>
<p>Kürsüde aydınlar, koltuklarda öğrenciler vardı&#8230; Ancak bu kez akademik bir faaliyetten çok daha fazlasıydn, özetle şunları vurguladı:</p>
<p>“Bilmek, yapmak içindir. Toplumların tarihsel serüvenini ve toplumsal mücadeleyi anlamak sadece bir düşün faaliyetinin konusu değildir, Atatürk’ün nezdinde bilim öncünün mücadelesinin yol göstericisidir. Yeni Osmanlılardan İttihat Terakki’ye ve onlardan Müdafaa-i Hukuk’a kadar, Türk Devrimi’nin önderlerinin bize en büyük mirası, bilmenin sadece kuru kuru bilmek olmadığını ve teşkilatlı bir şekilde tarih yapmak, devrim yapmak için bilgiyi rehber edinmeyi öğretmeleridir.</p>
<p>“Biz bu salondaki üniversite öğrencileri olarak önümüze şu görevi koymalıyız: Kemalist Devrim’in teorisyeni, büyük aydınımız Yusuf Akçura gibi birikimli, donanımlı olmayı da Sakarya Savaşı’nda milleti savaşın kazanılabileceğine ikna etmek için kendini ateş hattına süren Harbiyeli subaylar gibi fedai olmayı da önümüze görev olarak koyuyoruz.</p>
<p>“Kemalist Devrim’in Türkiye’nin ABD emperyalizminin denetimi altına sokulmasıyla yarım bırakılmış ve karşı devrimle karşılaşmış görevlerini gençlik olarak, üreticiler olarak, emekçiler olarak tamamlamak hedefiyle ve herkesin iş ve ekmek sahibi olduğu, Üretim Devrimi’ni başarmış Tam Bağımsız Türkiye’de yaşayacağımız günlere inançla sempozyumumuza başarılar diliyorum.”</p>
<p>‘KEMALİST DEVRİM TAMAMLANACAK!’</p>
<p>Açılış konuşmasının ardından kürsüye ilk gelen isim Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu oldu. “Kemalist Devrim&#8217;in Toplumsal Karakteri ve Geri Dönüş” başlıklı sunumunu yapan Hatipoğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>“Toplumsal değişimler lineer ilerlemez. Devrimler varsa karşı devrimler de vardır. Türkiye, 12 Eylül’de Kemalist Devrim’in kazanımlarının bir bölümünü yitirmiştir. Ancak dün Sivas Kongresi 33 kişiyle toplanmıştı, biz bugün burada bin kişinin üzerinde toplanıyoruz. Aradığımız bir mucize ya da bir kişi değil, bir programdır.  </p>
<p>“Türkiye’nin yenileşme hareketlerine baktığınızda, hep emperyalizme karşı  Türk Milleti’nin bağımsız ve egemen yaşama ihtiyacını, milletleşme ihtiyacını nasıl karşılayacağız sorusu sorulmuştur. Bu nesnel ihtiyaç bizim de karşımızda duran bir problemdir. Bağımsız yaşamak istiyorsak, egemen yaşamak istiyorsak, ihtiyacımız olan hareket tarzı, bizden öncekilerin açtığı yolu çok daha tutarlı takip etmekten geçiyor. Yani devrim sürecini tamamına erdirmekten geçiyor. Her şey zaman içinde olgunlaşır. Atatürk, Yeni Osmanlılardan çok daha olgun bir iş yapmıştı. Biz, Atatürk’ten çok daha olgun bir iş yapmak zorundayız. </p>
<p>“Atatürk’ten sonra Türk Devrimi, bütün muhafazakarlaşma, kireçlenme eğilimlerine rağmen kendisini 1950’li, 60’lı, 70’li yıllarda belli ölçülerde korumuştu. 12 Eylül Darbesi’nden sonra ise Türkiye’nin iktisadi açıdan üretimden kopmaya başladığını görüyoruz. 1994 bir kırılma. 1994 yılından itibaren Türkiye’nin milli burjuvazisi bile, toplam gelirlerinin yüzde 50’den fazlasını ranttan elde ediyordu. Yani borçlanmaktan, devlete borç vermekten, devlet tahvili almaktan, dolar-borsa spekülasyonlarından kazanıyorlardı. Sermaye sınıfının üretimden kopması ne anlama gelir? Büyük bir ahlaki çöküş anlamına gelir. Üretimden kopan bir ülke, duyguların üretiminden de kopar. Arkadaşlık, dayanışma, aşk&#8230; hepsinden kopar. Çocuklar mafya olmaya özenir, çetelere girer. Uyuşturucyla, fuhuşla şöhret olmanın cazibesine kapılmaya başlar. Bu işin şakası yoktur. </p>
<p>“Atatürk 10. Yıl Nutku’nda ‘Türk Milleti zekidir, Türk Milleti çalıkandır!’ dediğinde siyaset bilimi anlamında bir kaynak dağıtımı yapıyordu. Siyaset; ekonomik kaynakları, insan kaynklarını, değerleri dağıtır. Ülkenin lideri, ‘Türk Milleti zekidir!’ diyorsa bu bir modelleme yapmak anlamına gelir. Yani zeki olanlarınız, çalışkan olanlarınız öne çıksın, onlarla gurur duyacağız anlamına gelir. Siz bunun yerine ‘Benim memurum işini biliri koyarsanız!’ çöküş başlar. Dolayısıyla siyaset kaynak dağıtır derken, Türk toplumunun bugün içinde bulunduğu ahlaki çöküşü, üretimden kopmuş olmakla da ilişkilendirmiş oluyoruz. </p>
<p>“Üretimi savunmak sadece 12 Eylül’den sonra uğradığımız bu karşı devrime bir yanıt vermek değil, aynı zamanda onun sosyal programını, kültürel programını ahlaki programını da beraberinde sunmak demektir. Üretimin arkasından ne gelecek? Üreten insanla birlikte gerçek ve samimi sosyal ilişkiler, komşuluk, dayanışma, arkadaşlık, mertlik, dürüstlük yani özlediğimiz toplum gelecek. O yüzden üretim sadece üretim değildir. O yüzden Türk Devrimi’ni savunmak sadece Atatürk’ü sevmek, saymakla ilgili değildir. Türk Devrimi’ni savunmak; biz nasıl bir ülkede yaşayacağız, nasıl çocuklar büyüteceğiz, nasıl bir geleceğimiz olacak sorusuna verdiğimiz somut cevaptır. Bugün burada toplanmamız da bu sorulara verdiğimiz somut cevaptır. Kemalist Devrim tamamlanacak. Ahlaki çürümeye bizler dur diyeceğiz. Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkacağız!” </p>
<p>KURTULUŞ SAVAŞI’NIN STRATEJİSİ</p>
<p>İkinci konuşma sırası Prof. Dr. Sabahattin Özel’deydi. Özel, “Nutuk&#8217;ta İki Çizgi Mücadeleleri ve Kurtuluş Savaşının Stratejisi” başlıklı konuşmasında şunları kaydetti:</p>
<p>“Nutuk’ta ne söylenmişse belgeleriyle gösterilmiştir. Nutuk bir ilkeler manzumesidir. Tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik; diyebiliriz ki bunlar Türk Devrimi’nin ilk ilkeleridir. Atatürk, Nutuk’un başlangıç bölümünde ‘Tek bir karar vardır!’ diyerek kurtuluşun topyekûn olabileceğini yansıtan, milli egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmanın kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştır. </p>
<p>“Tam bağımsız derken kastettiği kapitülasyonsuz bir Türkiye’dir. Kapitülasyonların iyi bir şey olmadığını az çok öğrenmişizdir ama ne kadar kötü olduğu konusunda eksik fikrimiz olabilir. Mesela bir yabancı, bir Amerikalı Osmanlı toprağında suç işlerse, onun yargılaması konsoloslukta yapılırdı. Yani Osmanlı Devleti’nin yabancılar üzerinde yargı yetkisi yoktu. Hele ihtilaf ticari ise, diyelim ki konsolosluk mahkemesi adil davranıp Osmanlı tüccarını haklı dahi bulsa, Amerikalı muhatabın Amerikan mahkemelerinde itiraz hakkı olduğu için, alacaklı da Amerikalara kadar gidip bu işi takip edemeyeceğinden, alacağından vazgeçerdi. Türkiye’nin gümrük vergilerini değiştirme, ticaret yapan yabancılara vergi koyma hakkı yoktu. Osmanlı Devleti dilediği yerde demiryolu yapamazdı. Yeni bir savaş gemisi almaya kalksa, o kadar paranız varsa şu savaş tazminatı borcunuzu ödeyin serzenişlerine muhatap olurdu. Yabancı postaneler yoluyla silah kaçakçılığı yapıldığı halde, devletin bunları denetleme yetkisi yoktu. Bunlar devletin de toplumun da prangalarıydı. Bu prangalarla tam bağımsız ve insanca yaşamak olanaklı değildi.</p>
<p>“Milli egemenlik ise meşruiyetin, yasallığın ana kaynağıydı. Milli egemenliği sağlamadan tam bağımsızlığa erişmek olanaklı değildir. Bu iki ilke milliyetçilik ilkesini de anlatır. Atatürk, milli siyaseti Nutuk’ta şöyle tanımlamıştır: Ulusal sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı korumak, ülkenin ve ulusun mutluluğu ve refahı için çalışmak, milleti boş hayaller, boş emeller peşinde oyalamamak, zarara uğratmamak, uygar dünyadan uygarca insani bir davranış beklemek… </p>
<p>“Yine Türk Devrimi’nin ilk ilkelerinden birisi de halkçılıktır. Atatürk, Meclis’te sunduğu öneri ve programlarda daima halkçılık deyimini kullanmış ve 1920 Eylül’ünde Meclis’e sunduğu Halkçılık Programı, yeni Türkiye’nin ilk anayasası olarak kabul edilen 20 Ocak 1921 tarihli anayasa da Halkçılık Programı’ndan çıkmıştır. Atatürk, Meclis’in açılmasıyla kurulan hükûmeti de Halk Hükûmeti olarak adlandırmıştır. Halkçılık bize Narodnizm adı altında Çarlık Rusyası’ndan Türkiye’ye göç eden Türk bilim insanları tarafından getirilmiştir. Halkçılık demek halka dayanmak, halka danışmak ve halkla beraber yürümektir. </p>
<p>“Türk düşün hayatında cumhuriyetçilik diye bir fikir akımı ise olmamıştır. O nedenle Atatürk bile ancak güvendiği arkadaşlarına cumhuriyet fikrini bir sır olarak vermiştir. Zaten yakın arkadaşlarıyla ihtilafa düşmesi de bundandır.”</p>
<p>TÜRKÇEYİ KAYBEDERSEK BEŞ PARA ETMEYİZ!</p>
<p>Sempozyumun en dikkat çekici konuşmalarından birini gerçekleştiren ünlü tarihçi, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye’nin stratejik geleceği ve kültürel bağımsızlığın temel taşı olan dil meselesine dair hayati uyarılarda bulundu.</p>
<p>&#8220;Stratejik Ortaklık Kaçınılmaz&#8221; </p>
<p>Türkiye’nin jeopolitik konumuna ve tarihsel bağlarına dikkat çeken Ortaylı, bölgesel iş birliklerinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Ortaylı, &#8220;Bizim kendi çizgimizdeki devletlerle en sonunda stratejik olarak bir araya gelmemiz kaçınılmaz. Bu çok açık, bunun başka çaresi yok,&#8221; diyerek Türkiye’nin özellikle Türk dünyası ve benzer tarihi mirasa sahip devletlerle kuracağı ortaklığın önemini net bir şekilde ortaya koydu.</p>
<p>&#8220;RTÜK Görevini Yapmıyor&#8221; </p>
<p>Konuşmasının büyük bir bölümünü Türkçenin korunmasına ayıran İlber Ortaylı, dilin sadece bir iletişim aracı değil, ulusal bir kimlik kalesi olduğunu belirtti. Günümüzdeki dil yozlaşmasına sert eleştiriler getiren Ortaylı, denetleyici kurumları göreve çağırdı:</p>
<p>&#8220;Türkçenin fiziksel ve kültürel korunması hayati bir meseledir. Bugün sokakta, televizyonlarda Türkçeyi bozanlara, o &#8216;tiki&#8217; aksanıyla konuşanlara karşı RTÜK üzerine düşen görevi yapmıyor. Oysa Türkçenin doğru kullanımı konusunda yapılacak bir denetim, toplumdan büyük destek görür. Bu bir siyaset meselesi değildir; sağcı-solcu fark etmeksizin Türkçeye hepimiz sahip çıkmalıyız.&#8221;</p>
<p>&#8220;Türkçe Bir Bronz Telaffuz Dilidir&#8221; </p>
<p>Türkçenin fonetik zenginliğine de değinen Ortaylı, dilimizin dünyadaki en gelişmiş ses yapılarından birine sahip olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>&#8220;Türkçe, sekiz sesli harfiyle insana &#8216;bronz bir telaffuz&#8217; yeteneği verir. Bu dili doğru konuşan biri, dünyadaki diğer lisanları da hatasız konuşma potansiyeline sahip olur. Ancak bu zenginliği ancak edebiyatla, şiirle koruyabiliriz. Oktay Sinanoğlu’nun da dediği gibi; dilini kaybeden bir millet, kültürel olarak beş para etmez hale gelir. Türkiye ağır bir gemidir, kolay kolay batmaz; ancak dilimizi unutursak asıl felaket o zaman başlar.&#8221;</p>
<p>İlber Ortaylı, konuşmasını gençlere Türk edebiyatını ve klasik metinleri daha fazla okuma çağrısında bulunarak noktaladı.</p>
<p>TÜRKİYE’DE DEVLETÇİLİK</p>
<p>Prof. Dr. Korkut Boratav da sempozyuma bir video göndererek “Türkiye&#8217;de Devletçilik” başlıklı sunumunu yaptı. Boratav, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Devletçilik kavramı, Türkiye&#8217;ye 1929 Buhranı sonrasında girmiştir. Büyük Buhran, Türkiye’yi büyük bir açmazla karşılaştırdı. Devrimlerin sağlam bir ekonomik tabana basmasını tehlikeye sürükledi. Bu tehlikeyi, ilk beş yıllık sanayi planının giriş bölümünde açıklıyorlar. Bu metin büyük ve olağan dışı bir teşhistir. 50 yıl sonrasının olasılığını şimdiden önlenmemiz lazım demişler. </p>
<p>“Kemalist kadrolar, biraz el yordamıyla şunu anladılar; Türkiye kendi ayakları üzerinde durmak zorundadır. Bunun için iki araç keşfettiler. Birincisi korumacılık. Yani Batı’dan gelen sanayi ürünlerinin Türkiye&#8217;deki sanayiyi yok etmemesi için korumacılık. Gümrük tarifleriyle veyahut ilave önlemlerle, kotalarla ithalatı sınırlamak. Böylece genç sanayi oluşabilsin, gelişebilsin. Ama bu adım yürümedi. Dolayısıyla ikinci adım atıldı: Devletçilik. Yani sanayiyi devlet eliyle kurmak. Limanların millileştirilmesi, altyapı yatırımları, demiryollarının doğuya taşınması… Yani yatırımcılığı öğrenen bir devlet. İşte Sümerbank ve Etibank gibi kurumlarla devletçilik, bu olağanüstü sentezin mekanizması oldu. Planlamayla birleşti.</p>
<p>“Türkiye’nin birinci sanayi planı, Batı’daki ilk uygulamadır. Yani Japonya&#8217;yı saymazsak, Batı toplumları içinde Birinci Cihan Savaşı&#8217;ndaki planlamaya benzeyen yöntemler Osmanlı&#8217;da da keşfedilmeye başlanmıştı. Fakat bunun gerçek bir planlamaya dönüşmesi, devletçiliğin katılımı ile mümkün olmuştur.”</p>
<p> </p>
<p> TÜRKİYE DEVRİME GİDİYOR!</p>
<p>Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, “Türk Devrimi Yeni Bir Kavşakta” başlıklı konuşmasında şunları söyledi:</p>
<p>“Değerli arkadaşlar, Türkiye devrime gidiyor! Bir devrimin eşiğinde bu toplantıyı yapıyoruz. Türkiye, Atlantik Sistemi’nden kopuyor, ayrılıyor ve Asya’daki öncü konumlarına ilerliyor. Bu bir coğrafi tanı değildir. Ekonomik, sosyal, siyasal bir tanımdır ve devrimle ilgilidir. </p>
<p>“Bu süreç 2014’te Silivri duvarlarını yıkmamızla başladı. Silivri duvarları, Türkiye’nin Asya’ya yönelişinin önüne çekilen, toprak bütünlüğünü korumasının önüne çekilen duvarlardı. O duvarların içine Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanlarını, genelkurmay başkanlarını, Vatan Partisi’nin önderlerini, Türkiye’nin önemli aydınlarını tıkmışlardı. İşte o duvarları yıkmamız yeni bir süreci başlattı. </p>
<p>‘Sistem değişiyor’</p>
<p>Türkiye artık sistemin değşitiği bir eşiğe geldi. Atlantik’in dayattığı sistem neydi? Birincisi; borca batacaksın diyordu! Bu süreçte Türkiye çarşılarına filler girdi. İhracat odaklı ekonomi adı altında ithalata battık ve kendi maliyetlerimizi yükselttik. Zonguldak’ın dağının altındaki kömürü çıkaramaz olduk; kendi ovamızı ekemez biçemez duruma geldik. Sanayimiz kırımla karşılaştı. Küçük-orta sanayi kentlerimizde üretim araçları depolara kapatıldı. Millletçe borçlu hale geldik. İkinci dayatma ise Türkiye’nin bölünmesiydi. Milli devletimizin 19. yüzyıldan itibaren inşa ettiği kurumların ağır darbeler yediği bir süreç yaşadık. Ancak şimdi Türkiye, bu sürece isyan etme noktasına gelmiştir! </p>
<p>“Bu süreçte Tayyip Erdoğan Türkiye’yi yönetmiyor, Türkiye Tayyip Erdoğan’ı yönetiyor. Önümüzde bir Üretim Devrimi var. Türkiye, ihracat odaklı diye ilan edilen programdan kurtulacak, üretim odaklı bir ekonomi programına girecek. Ekonomi kararlarını alırken; üretimi büyütür mü, üreticiyi şahlandırır mı, işçiyi özgürleştirir mi, çarşılara şenlik getirir mi diye soracağız.</p>
<p>‘Bütünleşen Türkiye’yi kuracağız.’</p>
<p>“İkincisi Bütünleşen Türkiye’yi kuracağız. Bu, Türk Devrimi’nin programıdır. Anadolu ve Trakya, bütün çeşitli kavimlerin, etnik kökenlerin kaynaştığı bir coğrafya. Burada bir millet oluşturuyoruz. O millet şimdi son büyük atılımına girmiş bulunuyor. O yüzden bu sürece ‘Terörsüz Türkiye’ değil ‘Bütünleşen Türkiye’ diyoruz. PKK kendisini feshedecek, silah bırakacak. Ama esas mesele nedir; biz burada bir Türk Milleti oluşturuyoryuz. Atatürk onu Medeni Bilgiler kitabına da yazmıştı. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’. Türkiye Cumhuriyeti’nin devrimle kurduk,  padişahlığı yıkarak kurduk. Kim kurdu; Türk halkı değil Türkiye halkı kurdu. Peki bunların kaynaşmasının adı ne, kimliğine , ismi ne: Türk Milleti. Biz şimdi millet olmanın da nihai başarısına doğru ilerliyoruz. 1876 Birinci Meşrutiyet, 1908 Hürriyet İhtilali, 1920 Kemalist Devrim&#8230; Bunun tamalanacağı bir tarihsel süreç içindeyiz. </p>
<p>‘ABD/AB çöküyor!’</p>
<p>“Bugün MHP Genel Başkanı; Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı diyor. Bu ittifak, bir dış politika seçeneği değildir, bir devrim habercisidir. Çünkü bu ülkeler, Atlantik Sistemi’nin karşısındaki direncin odak noktaları. Bunlar artık insanlığa önderlik eden ülkelerdir. Türkiye açısından yalnız kendini savunmak amacıyla değil, devrimini tamamlamak bakımından da hayatidir. Bugün karşımızda ABD, İsrail, Yunanistan ittifakı var&#8230; ABD’nin nükleer silahları var. Doğu Akdeniz’den, Suriye’nin kuzeyinden ABD/İsrail merkezli tehditler ülkemize yöneliyor. Bizim bir dengeye, caydırıcı müttefike ihtiyacımız var. O müttefikin adı Rusya’dır, İran’dır, Çin’dir. Bu ittifak dünya savaşını önlemek bakımından da hayatidir. Çünkü Doğu Akdeniz’de bir dengesizlik var. Denge olmayan yerde savaş olur. Dengesizlik düşmanı iştahlandırır. Türk Devrimi’nin en temel meselesi budur.</p>
<p>“Amerika çöküyor. Bunu Avrupa’nın liderleri söylüyor. ‘Pax-Americana bitti!’ diyor. Trump da bunu ifade ediyor. Avrupa da çöküyor. Bugün AB’ye gireceğiz diyenler, nereye giriyorsun, çürüyen, çöken Avrupa’ya giriyorsun. Almanya’da otomobil fabrikaları kapanıyor, kimya ve makine sanayisi çöküyor. Fransa da öyle. Bu ülkeler patriotlarla küreselciler arasında bölünüyor. Bu iklimde, Namık Kemallerin, Mithat Paşaların, Talat Paşaların, Enver Paşaların, Atatürklerin önümüze koyduğu devrimci programı kesin zafere ulaştırmanın eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Yolunuz açık olsun! Kılıcınız keskin olsun! Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den, Ege’den, Suriye’nin kuzeyinden kuşatıldığı koşullarda kılıçlarımızı bileyeceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türk Polisi’nin, Türk Milleti’nin, Türk Gençliği’nin keskin olsun!”</p>
<p> </p>
</section>
</div>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>İstanbul Beşiktaş Mustafa Kemal Kültür Merkezi, dün tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Türkiye Gençlik Birliği (TGB), İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinin Atatürkçü Düşünce Kulüpleri, Bilim ve Ütopya ile Teori dergilerinin birlikte düzenlediği “Cumhuriyet’in Yeni Yüzyılında Türk Devrimi Sempozyumu”, Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Sabahattin Özel, Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu ve Doç. Dr. Hilal Ortaç’ın konuşmacı olduğu sempozyumda, salon üniversite öğrencilerinin yoğun ilgisiyle doldu taştı.</p>
<p>Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile başlayan sempozyumun açılış konuşmasını, Türkiye Gençlik Birliği Genel Başkanı Kayahan Çetin yaptı.</p>
<p> ‘TARİH TEŞKİLATLA YAPILIR’</p>
<p>“Türk Devrimi’nin tarihsel pratiğini incelemek ve tahlil etmek, Atatürk’ü ve Kemalist Devrim’i anlamanın en iyi yoludur. Bugün burada bunu yapmak üzere toplandık. Ama sadece bir entelektüel, akademik faaliyet olarak değil, aynı zamanda Türk Devrimi’nin yapıcıları, öncüleri olmak için toplandık.” diyen Çeti</p>
<p>Kürsüde aydınlar, koltuklarda öğrenciler vardı&#8230; Ancak bu kez akademik bir faaliyetten çok daha fazlasıydn, özetle şunları vurguladı:</p>
<p>“Bilmek, yapmak içindir. Toplumların tarihsel serüvenini ve toplumsal mücadeleyi anlamak sadece bir düşün faaliyetinin konusu değildir, Atatürk’ün nezdinde bilim öncünün mücadelesinin yol göstericisidir. Yeni Osmanlılardan İttihat Terakki’ye ve onlardan Müdafaa-i Hukuk’a kadar, Türk Devrimi’nin önderlerinin bize en büyük mirası, bilmenin sadece kuru kuru bilmek olmadığını ve teşkilatlı bir şekilde tarih yapmak, devrim yapmak için bilgiyi rehber edinmeyi öğretmeleridir.</p>
<p>“Biz bu salondaki üniversite öğrencileri olarak önümüze şu görevi koymalıyız: Kemalist Devrim’in teorisyeni, büyük aydınımız Yusuf Akçura gibi birikimli, donanımlı olmayı da Sakarya Savaşı’nda milleti savaşın kazanılabileceğine ikna etmek için kendini ateş hattına süren Harbiyeli subaylar gibi fedai olmayı da önümüze görev olarak koyuyoruz.</p>
<p>“Kemalist Devrim’in Türkiye’nin ABD emperyalizminin denetimi altına sokulmasıyla yarım bırakılmış ve karşı devrimle karşılaşmış görevlerini gençlik olarak, üreticiler olarak, emekçiler olarak tamamlamak hedefiyle ve herkesin iş ve ekmek sahibi olduğu, Üretim Devrimi’ni başarmış Tam Bağımsız Türkiye’de yaşayacağımız günlere inançla sempozyumumuza başarılar diliyorum.”</p>
<p>‘KEMALİST DEVRİM TAMAMLANACAK!’</p>
<p>Açılış konuşmasının ardından kürsüye ilk gelen isim Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu oldu. “Kemalist Devrim&#8217;in Toplumsal Karakteri ve Geri Dönüş” başlıklı sunumunu yapan Hatipoğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>“Toplumsal değişimler lineer ilerlemez. Devrimler varsa karşı devrimler de vardır. Türkiye, 12 Eylül’de Kemalist Devrim’in kazanımlarının bir bölümünü yitirmiştir. Ancak dün Sivas Kongresi 33 kişiyle toplanmıştı, biz bugün burada bin kişinin üzerinde toplanıyoruz. Aradığımız bir mucize ya da bir kişi değil, bir programdır.  </p>
<p>“Türkiye’nin yenileşme hareketlerine baktığınızda, hep emperyalizme karşı  Türk Milleti’nin bağımsız ve egemen yaşama ihtiyacını, milletleşme ihtiyacını nasıl karşılayacağız sorusu sorulmuştur. Bu nesnel ihtiyaç bizim de karşımızda duran bir problemdir. Bağımsız yaşamak istiyorsak, egemen yaşamak istiyorsak, ihtiyacımız olan hareket tarzı, bizden öncekilerin açtığı yolu çok daha tutarlı takip etmekten geçiyor. Yani devrim sürecini tamamına erdirmekten geçiyor. Her şey zaman içinde olgunlaşır. Atatürk, Yeni Osmanlılardan çok daha olgun bir iş yapmıştı. Biz, Atatürk’ten çok daha olgun bir iş yapmak zorundayız. </p>
<p>“Atatürk’ten sonra Türk Devrimi, bütün muhafazakarlaşma, kireçlenme eğilimlerine rağmen kendisini 1950’li, 60’lı, 70’li yıllarda belli ölçülerde korumuştu. 12 Eylül Darbesi’nden sonra ise Türkiye’nin iktisadi açıdan üretimden kopmaya başladığını görüyoruz. 1994 bir kırılma. 1994 yılından itibaren Türkiye’nin milli burjuvazisi bile, toplam gelirlerinin yüzde 50’den fazlasını ranttan elde ediyordu. Yani borçlanmaktan, devlete borç vermekten, devlet tahvili almaktan, dolar-borsa spekülasyonlarından kazanıyorlardı. Sermaye sınıfının üretimden kopması ne anlama gelir? Büyük bir ahlaki çöküş anlamına gelir. Üretimden kopan bir ülke, duyguların üretiminden de kopar. Arkadaşlık, dayanışma, aşk&#8230; hepsinden kopar. Çocuklar mafya olmaya özenir, çetelere girer. Uyuşturucyla, fuhuşla şöhret olmanın cazibesine kapılmaya başlar. Bu işin şakası yoktur. </p>
<p>“Atatürk 10. Yıl Nutku’nda ‘Türk Milleti zekidir, Türk Milleti çalıkandır!’ dediğinde siyaset bilimi anlamında bir kaynak dağıtımı yapıyordu. Siyaset; ekonomik kaynakları, insan kaynklarını, değerleri dağıtır. Ülkenin lideri, ‘Türk Milleti zekidir!’ diyorsa bu bir modelleme yapmak anlamına gelir. Yani zeki olanlarınız, çalışkan olanlarınız öne çıksın, onlarla gurur duyacağız anlamına gelir. Siz bunun yerine ‘Benim memurum işini biliri koyarsanız!’ çöküş başlar. Dolayısıyla siyaset kaynak dağıtır derken, Türk toplumunun bugün içinde bulunduğu ahlaki çöküşü, üretimden kopmuş olmakla da ilişkilendirmiş oluyoruz. </p>
<p>“Üretimi savunmak sadece 12 Eylül’den sonra uğradığımız bu karşı devrime bir yanıt vermek değil, aynı zamanda onun sosyal programını, kültürel programını ahlaki programını da beraberinde sunmak demektir. Üretimin arkasından ne gelecek? Üreten insanla birlikte gerçek ve samimi sosyal ilişkiler, komşuluk, dayanışma, arkadaşlık, mertlik, dürüstlük yani özlediğimiz toplum gelecek. O yüzden üretim sadece üretim değildir. O yüzden Türk Devrimi’ni savunmak sadece Atatürk’ü sevmek, saymakla ilgili değildir. Türk Devrimi’ni savunmak; biz nasıl bir ülkede yaşayacağız, nasıl çocuklar büyüteceğiz, nasıl bir geleceğimiz olacak sorusuna verdiğimiz somut cevaptır. Bugün burada toplanmamız da bu sorulara verdiğimiz somut cevaptır. Kemalist Devrim tamamlanacak. Ahlaki çürümeye bizler dur diyeceğiz. Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkacağız!” </p>
<p>KURTULUŞ SAVAŞI’NIN STRATEJİSİ</p>
<p>İkinci konuşma sırası Prof. Dr. Sabahattin Özel’deydi. Özel, “Nutuk&#8217;ta İki Çizgi Mücadeleleri ve Kurtuluş Savaşının Stratejisi” başlıklı konuşmasında şunları kaydetti:</p>
<p>“Nutuk’ta ne söylenmişse belgeleriyle gösterilmiştir. Nutuk bir ilkeler manzumesidir. Tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik; diyebiliriz ki bunlar Türk Devrimi’nin ilk ilkeleridir. Atatürk, Nutuk’un başlangıç bölümünde ‘Tek bir karar vardır!’ diyerek kurtuluşun topyekûn olabileceğini yansıtan, milli egemenliğe dayanan, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmanın kaçınılmaz olduğunu vurgulamıştır. </p>
<p>“Tam bağımsız derken kastettiği kapitülasyonsuz bir Türkiye’dir. Kapitülasyonların iyi bir şey olmadığını az çok öğrenmişizdir ama ne kadar kötü olduğu konusunda eksik fikrimiz olabilir. Mesela bir yabancı, bir Amerikalı Osmanlı toprağında suç işlerse, onun yargılaması konsoloslukta yapılırdı. Yani Osmanlı Devleti’nin yabancılar üzerinde yargı yetkisi yoktu. Hele ihtilaf ticari ise, diyelim ki konsolosluk mahkemesi adil davranıp Osmanlı tüccarını haklı dahi bulsa, Amerikalı muhatabın Amerikan mahkemelerinde itiraz hakkı olduğu için, alacaklı da Amerikalara kadar gidip bu işi takip edemeyeceğinden, alacağından vazgeçerdi. Türkiye’nin gümrük vergilerini değiştirme, ticaret yapan yabancılara vergi koyma hakkı yoktu. Osmanlı Devleti dilediği yerde demiryolu yapamazdı. Yeni bir savaş gemisi almaya kalksa, o kadar paranız varsa şu savaş tazminatı borcunuzu ödeyin serzenişlerine muhatap olurdu. Yabancı postaneler yoluyla silah kaçakçılığı yapıldığı halde, devletin bunları denetleme yetkisi yoktu. Bunlar devletin de toplumun da prangalarıydı. Bu prangalarla tam bağımsız ve insanca yaşamak olanaklı değildi.</p>
<p>“Milli egemenlik ise meşruiyetin, yasallığın ana kaynağıydı. Milli egemenliği sağlamadan tam bağımsızlığa erişmek olanaklı değildir. Bu iki ilke milliyetçilik ilkesini de anlatır. Atatürk, milli siyaseti Nutuk’ta şöyle tanımlamıştır: Ulusal sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi gücümüze dayanarak varlığımızı korumak, ülkenin ve ulusun mutluluğu ve refahı için çalışmak, milleti boş hayaller, boş emeller peşinde oyalamamak, zarara uğratmamak, uygar dünyadan uygarca insani bir davranış beklemek… </p>
<p>“Yine Türk Devrimi’nin ilk ilkelerinden birisi de halkçılıktır. Atatürk, Meclis’te sunduğu öneri ve programlarda daima halkçılık deyimini kullanmış ve 1920 Eylül’ünde Meclis’e sunduğu Halkçılık Programı, yeni Türkiye’nin ilk anayasası olarak kabul edilen 20 Ocak 1921 tarihli anayasa da Halkçılık Programı’ndan çıkmıştır. Atatürk, Meclis’in açılmasıyla kurulan hükûmeti de Halk Hükûmeti olarak adlandırmıştır. Halkçılık bize Narodnizm adı altında Çarlık Rusyası’ndan Türkiye’ye göç eden Türk bilim insanları tarafından getirilmiştir. Halkçılık demek halka dayanmak, halka danışmak ve halkla beraber yürümektir. </p>
<p>“Türk düşün hayatında cumhuriyetçilik diye bir fikir akımı ise olmamıştır. O nedenle Atatürk bile ancak güvendiği arkadaşlarına cumhuriyet fikrini bir sır olarak vermiştir. Zaten yakın arkadaşlarıyla ihtilafa düşmesi de bundandır.”</p>
<p>TÜRKÇEYİ KAYBEDERSEK BEŞ PARA ETMEYİZ!</p>
<p>Sempozyumun en dikkat çekici konuşmalarından birini gerçekleştiren ünlü tarihçi, Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye’nin stratejik geleceği ve kültürel bağımsızlığın temel taşı olan dil meselesine dair hayati uyarılarda bulundu.</p>
<p>&#8220;Stratejik Ortaklık Kaçınılmaz&#8221; </p>
<p>Türkiye’nin jeopolitik konumuna ve tarihsel bağlarına dikkat çeken Ortaylı, bölgesel iş birliklerinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Ortaylı, &#8220;Bizim kendi çizgimizdeki devletlerle en sonunda stratejik olarak bir araya gelmemiz kaçınılmaz. Bu çok açık, bunun başka çaresi yok,&#8221; diyerek Türkiye’nin özellikle Türk dünyası ve benzer tarihi mirasa sahip devletlerle kuracağı ortaklığın önemini net bir şekilde ortaya koydu.</p>
<p>&#8220;RTÜK Görevini Yapmıyor&#8221; </p>
<p>Konuşmasının büyük bir bölümünü Türkçenin korunmasına ayıran İlber Ortaylı, dilin sadece bir iletişim aracı değil, ulusal bir kimlik kalesi olduğunu belirtti. Günümüzdeki dil yozlaşmasına sert eleştiriler getiren Ortaylı, denetleyici kurumları göreve çağırdı:</p>
<p>&#8220;Türkçenin fiziksel ve kültürel korunması hayati bir meseledir. Bugün sokakta, televizyonlarda Türkçeyi bozanlara, o &#8216;tiki&#8217; aksanıyla konuşanlara karşı RTÜK üzerine düşen görevi yapmıyor. Oysa Türkçenin doğru kullanımı konusunda yapılacak bir denetim, toplumdan büyük destek görür. Bu bir siyaset meselesi değildir; sağcı-solcu fark etmeksizin Türkçeye hepimiz sahip çıkmalıyız.&#8221;</p>
<p>&#8220;Türkçe Bir Bronz Telaffuz Dilidir&#8221; </p>
<p>Türkçenin fonetik zenginliğine de değinen Ortaylı, dilimizin dünyadaki en gelişmiş ses yapılarından birine sahip olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>&#8220;Türkçe, sekiz sesli harfiyle insana &#8216;bronz bir telaffuz&#8217; yeteneği verir. Bu dili doğru konuşan biri, dünyadaki diğer lisanları da hatasız konuşma potansiyeline sahip olur. Ancak bu zenginliği ancak edebiyatla, şiirle koruyabiliriz. Oktay Sinanoğlu’nun da dediği gibi; dilini kaybeden bir millet, kültürel olarak beş para etmez hale gelir. Türkiye ağır bir gemidir, kolay kolay batmaz; ancak dilimizi unutursak asıl felaket o zaman başlar.&#8221;</p>
<p>İlber Ortaylı, konuşmasını gençlere Türk edebiyatını ve klasik metinleri daha fazla okuma çağrısında bulunarak noktaladı.</p>
<p>TÜRKİYE’DE DEVLETÇİLİK</p>
<p>Prof. Dr. Korkut Boratav da sempozyuma bir video göndererek “Türkiye&#8217;de Devletçilik” başlıklı sunumunu yaptı. Boratav, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Devletçilik kavramı, Türkiye&#8217;ye 1929 Buhranı sonrasında girmiştir. Büyük Buhran, Türkiye’yi büyük bir açmazla karşılaştırdı. Devrimlerin sağlam bir ekonomik tabana basmasını tehlikeye sürükledi. Bu tehlikeyi, ilk beş yıllık sanayi planının giriş bölümünde açıklıyorlar. Bu metin büyük ve olağan dışı bir teşhistir. 50 yıl sonrasının olasılığını şimdiden önlenmemiz lazım demişler. </p>
<p>“Kemalist kadrolar, biraz el yordamıyla şunu anladılar; Türkiye kendi ayakları üzerinde durmak zorundadır. Bunun için iki araç keşfettiler. Birincisi korumacılık. Yani Batı’dan gelen sanayi ürünlerinin Türkiye&#8217;deki sanayiyi yok etmemesi için korumacılık. Gümrük tarifleriyle veyahut ilave önlemlerle, kotalarla ithalatı sınırlamak. Böylece genç sanayi oluşabilsin, gelişebilsin. Ama bu adım yürümedi. Dolayısıyla ikinci adım atıldı: Devletçilik. Yani sanayiyi devlet eliyle kurmak. Limanların millileştirilmesi, altyapı yatırımları, demiryollarının doğuya taşınması… Yani yatırımcılığı öğrenen bir devlet. İşte Sümerbank ve Etibank gibi kurumlarla devletçilik, bu olağanüstü sentezin mekanizması oldu. Planlamayla birleşti.</p>
<p>“Türkiye’nin birinci sanayi planı, Batı’daki ilk uygulamadır. Yani Japonya&#8217;yı saymazsak, Batı toplumları içinde Birinci Cihan Savaşı&#8217;ndaki planlamaya benzeyen yöntemler Osmanlı&#8217;da da keşfedilmeye başlanmıştı. Fakat bunun gerçek bir planlamaya dönüşmesi, devletçiliğin katılımı ile mümkün olmuştur.”</p>
<p> </p>
<p> TÜRKİYE DEVRİME GİDİYOR!</p>
<p>Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, “Türk Devrimi Yeni Bir Kavşakta” başlıklı konuşmasında şunları söyledi:</p>
<p>“Değerli arkadaşlar, Türkiye devrime gidiyor! Bir devrimin eşiğinde bu toplantıyı yapıyoruz. Türkiye, Atlantik Sistemi’nden kopuyor, ayrılıyor ve Asya’daki öncü konumlarına ilerliyor. Bu bir coğrafi tanı değildir. Ekonomik, sosyal, siyasal bir tanımdır ve devrimle ilgilidir. </p>
<p>“Bu süreç 2014’te Silivri duvarlarını yıkmamızla başladı. Silivri duvarları, Türkiye’nin Asya’ya yönelişinin önüne çekilen, toprak bütünlüğünü korumasının önüne çekilen duvarlardı. O duvarların içine Türk Silahlı Kuvvetlerinin komutanlarını, genelkurmay başkanlarını, Vatan Partisi’nin önderlerini, Türkiye’nin önemli aydınlarını tıkmışlardı. İşte o duvarları yıkmamız yeni bir süreci başlattı. </p>
<p>‘Sistem değişiyor’</p>
<p>Türkiye artık sistemin değşitiği bir eşiğe geldi. Atlantik’in dayattığı sistem neydi? Birincisi; borca batacaksın diyordu! Bu süreçte Türkiye çarşılarına filler girdi. İhracat odaklı ekonomi adı altında ithalata battık ve kendi maliyetlerimizi yükselttik. Zonguldak’ın dağının altındaki kömürü çıkaramaz olduk; kendi ovamızı ekemez biçemez duruma geldik. Sanayimiz kırımla karşılaştı. Küçük-orta sanayi kentlerimizde üretim araçları depolara kapatıldı. Millletçe borçlu hale geldik. İkinci dayatma ise Türkiye’nin bölünmesiydi. Milli devletimizin 19. yüzyıldan itibaren inşa ettiği kurumların ağır darbeler yediği bir süreç yaşadık. Ancak şimdi Türkiye, bu sürece isyan etme noktasına gelmiştir! </p>
<p>“Bu süreçte Tayyip Erdoğan Türkiye’yi yönetmiyor, Türkiye Tayyip Erdoğan’ı yönetiyor. Önümüzde bir Üretim Devrimi var. Türkiye, ihracat odaklı diye ilan edilen programdan kurtulacak, üretim odaklı bir ekonomi programına girecek. Ekonomi kararlarını alırken; üretimi büyütür mü, üreticiyi şahlandırır mı, işçiyi özgürleştirir mi, çarşılara şenlik getirir mi diye soracağız.</p>
<p>‘Bütünleşen Türkiye’yi kuracağız.’</p>
<p>“İkincisi Bütünleşen Türkiye’yi kuracağız. Bu, Türk Devrimi’nin programıdır. Anadolu ve Trakya, bütün çeşitli kavimlerin, etnik kökenlerin kaynaştığı bir coğrafya. Burada bir millet oluşturuyoruz. O millet şimdi son büyük atılımına girmiş bulunuyor. O yüzden bu sürece ‘Terörsüz Türkiye’ değil ‘Bütünleşen Türkiye’ diyoruz. PKK kendisini feshedecek, silah bırakacak. Ama esas mesele nedir; biz burada bir Türk Milleti oluşturuyoryuz. Atatürk onu Medeni Bilgiler kitabına da yazmıştı. ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir’. Türkiye Cumhuriyeti’nin devrimle kurduk,  padişahlığı yıkarak kurduk. Kim kurdu; Türk halkı değil Türkiye halkı kurdu. Peki bunların kaynaşmasının adı ne, kimliğine , ismi ne: Türk Milleti. Biz şimdi millet olmanın da nihai başarısına doğru ilerliyoruz. 1876 Birinci Meşrutiyet, 1908 Hürriyet İhtilali, 1920 Kemalist Devrim&#8230; Bunun tamalanacağı bir tarihsel süreç içindeyiz. </p>
<p>‘ABD/AB çöküyor!’</p>
<p>“Bugün MHP Genel Başkanı; Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı diyor. Bu ittifak, bir dış politika seçeneği değildir, bir devrim habercisidir. Çünkü bu ülkeler, Atlantik Sistemi’nin karşısındaki direncin odak noktaları. Bunlar artık insanlığa önderlik eden ülkelerdir. Türkiye açısından yalnız kendini savunmak amacıyla değil, devrimini tamamlamak bakımından da hayatidir. Bugün karşımızda ABD, İsrail, Yunanistan ittifakı var&#8230; ABD’nin nükleer silahları var. Doğu Akdeniz’den, Suriye’nin kuzeyinden ABD/İsrail merkezli tehditler ülkemize yöneliyor. Bizim bir dengeye, caydırıcı müttefike ihtiyacımız var. O müttefikin adı Rusya’dır, İran’dır, Çin’dir. Bu ittifak dünya savaşını önlemek bakımından da hayatidir. Çünkü Doğu Akdeniz’de bir dengesizlik var. Denge olmayan yerde savaş olur. Dengesizlik düşmanı iştahlandırır. Türk Devrimi’nin en temel meselesi budur.</p>
<p>“Amerika çöküyor. Bunu Avrupa’nın liderleri söylüyor. ‘Pax-Americana bitti!’ diyor. Trump da bunu ifade ediyor. Avrupa da çöküyor. Bugün AB’ye gireceğiz diyenler, nereye giriyorsun, çürüyen, çöken Avrupa’ya giriyorsun. Almanya’da otomobil fabrikaları kapanıyor, kimya ve makine sanayisi çöküyor. Fransa da öyle. Bu ülkeler patriotlarla küreselciler arasında bölünüyor. Bu iklimde, Namık Kemallerin, Mithat Paşaların, Talat Paşaların, Enver Paşaların, Atatürklerin önümüze koyduğu devrimci programı kesin zafere ulaştırmanın eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Yolunuz açık olsun! Kılıcınız keskin olsun! Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den, Ege’den, Suriye’nin kuzeyinden kuşatıldığı koşullarda kılıçlarımızı bileyeceğiz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türk Polisi’nin, Türk Milleti’nin, Türk Gençliği’nin keskin olsun!”</p>
<p> </p>
</section>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/tgbden/1500-gencin-katilimiyla-turk-devrimi-sempozyumu-tamamlandi-32720/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmamoğlu’nun Peşine Takılanlar İçin Son Durak: Pişmanlık</title>
		<link>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/imamoglu-nun-pesine-takilanlar-icin-son-durak-pismanlik-32717</link>
					<comments>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/imamoglu-nun-pesine-takilanlar-icin-son-durak-pismanlik-32717#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mirza Çelik]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 13:07:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://tgb.gen.tr/tgbden/imamoglu-nun-pesine-takilanlar-icin-son-durak-pismanlik-32717</guid>

					<description><![CDATA[19 Mart 2025 tarihinde, Ekrem &#304;mamo&#287;lu&#8217;nun g&#246;zalt&#305;na al&#305;nmas&#305;yla beraber T&#252;rkiye&#8217;de bir hareketlenme ba&#351;lad&#305;. O g&#252;n&#252;n belki de en &#246;nemli sorusu &#351;uydu: &#304;mamo&#287;lu&#8217;nun pe&#351;inde devrimcilik mi olur? Peki bu sorunun &#246;nemini anlamayanlar veyahut da yanl&#305;&#351; cevaplayanlar T&#252;rkiye&#8217;nin hangi saf&#305;na d&#252;&#351;t&#252;ler?&#160; Son Pi&#351;manl&#305;k Neye Yarar? Cumhuriyet Halk Partisi, Amerikanc&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; zirveye ta&#351;&#305;mak ad&#305;na her g&#252;n yeni bir siyasetiyle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="easy-reading">
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>19 Mart 2025 tarihinde, Ekrem &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun g&ouml;zalt&#305;na al&#305;nmas&#305;yla beraber T&uuml;rkiye&rsquo;de bir hareketlenme ba&#351;lad&#305;. O g&uuml;n&uuml;n belki de en &ouml;nemli sorusu &#351;uydu: &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun pe&#351;inde devrimcilik mi olur? Peki bu sorunun &ouml;nemini anlamayanlar veyahut da yanl&#305;&#351; cevaplayanlar T&uuml;rkiye&rsquo;nin hangi saf&#305;na d&uuml;&#351;t&uuml;ler?&nbsp;</p>
<p><strong>Son Pi&#351;manl&#305;k Neye Yarar?</p>
<p></strong>Cumhuriyet Halk Partisi, Amerikanc&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; zirveye ta&#351;&#305;mak ad&#305;na her g&uuml;n yeni bir siyasetiyle kar&#351;&#305;m&#305;za &ccedil;&#305;k&#305;yor. Son 1 ayda ger&ccedil;ekle&#351;en baz&#305; olaylara &#351;&ouml;yle bir g&ouml;z atarsak bu tablo iyice kesinle&#351;ecektir. </p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet Halk Partisi yeni bir program olu&#351;turdu ve &ccedil;&ouml;ken Avrupa&#8217;yla b&uuml;t&uuml;nle&#351;me program&#305;n&#305; kamuoyuna ilan etti. En &uuml;z&uuml;c&uuml; k&#305;sm&#305; ise, program&#305;n kabul edildi&#287;i genel kurultayda tek bir itiraz&#305;n dahi olmamas&#305;yd&#305;. Bu programla birlikte CHP kendisini Atlantik zincirleri i&ccedil;erisine tamamen kitlemi&#351;tir ve bu karar&#305; oybirli&#287;iyle alm&#305;&#351;t&#305;r.</p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet Halk Partisi Meclis &Uuml;yesi &Ouml;mer Kaya T&uuml;rkmen, Fabrika ayarlar&#305;na d&ouml;nmeliyiz dedi. Fakat, Atat&uuml;rk maskesi takan CHP, burada fabrika ayarlar&#305; derken Atat&uuml;rk&rsquo;e de&#287;il AB&rsquo;yle uyum s&uuml;re&ccedil;lerine, AB&rsquo;nin kap&#305;s&#305;nda bekletildi&#287;imiz d&ouml;neme vurgu yap&#305;yor. Yine ayn&#305; r&ouml;portaj&#305;nda, KKTC meselesinde, iki devletli &ccedil;&ouml;z&uuml;me fazla kilitlendi&#287;ini, onun yerine federasyon &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ouml;ne &ccedil;&#305;kmas&#305; gerekti&#287;ini dile getiriyor.</p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; CHP Genel Ba&#351;kan&#305; &Ouml;zg&uuml;r &Ouml;zel, televizyonda YPG&rsquo;nin Suriye Ordusuna kat&#305;lmas&#305;n&#305; mant&#305;ks&#305;z olarak tarif ediyor ve Suriye&rsquo;de etnik unsurlar&#305;n tan&#305;nd&#305;&#287;&#305; yeni bir anayasa i&#351;aret ediyor. </p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;zg&uuml;r &Ouml;zel, Br&uuml;ksel&rsquo;e gidiyor ve Bat&#305;&rsquo;dan iktidar dileniyor. Avrupa&rsquo;ya Erdo&#287;an&rsquo;&#305; de&#287;il bizi destekleyin mesaj&#305; veriyor.</p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; CHP kuyru&#287;undakilerin duvara toslad&#305;&#287;&#305; sansasyonlardan en dikkat &ccedil;ekeni de Ekrem &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun Foreign Affairs&rsquo;te yay&#305;nlanan makalesi. Sanki di&#287;erleri ve daha fazlas&#305; yeterli de&#287;ilmi&#351;&ccedil;esine, baz&#305; isimler i&ccedil;in dizini d&ouml;vme seans&#305; tam da burada ba&#351;lad&#305;. Bu da tam &#351;&ouml;yle bir diz d&ouml;vme de&#287;il, yeter art&#305;k!, diyen yok. Ancak ke&#351;ke b&ouml;yle olmasayd&#305; diyen var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; t&ouml;vbe ha&#351;a, &#304;mamo&#287;lu&rsquo;na kar&#351;&#305; olmay&#305; g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &#351;irk gibi nitelendiren zihniyetler var.&nbsp;</p>
<p><strong>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun Makalesi neden bu kadar tehlikeli?</p>
<p></strong>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesinde tehlikeli olmayan ne var ki?</p>
<p>AK Parti iktidar&#305;, Finlandiya ve &#304;sve&ccedil;&rsquo;in NATO &uuml;yeli&#287;ini geciktiriyor. Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: Ak Parti Finlandiya ve &#304;sve&ccedil;&rsquo;in NATO &uuml;yesi olmas&#305;na sebep olarak NATO&rsquo;yu do&#287;uya do&#287;ru geni&#351;letiyor. T&uuml;rkiye&rsquo;nin g&uuml;venlik stratejisini sars&#305;yor. Bu b&ouml;yle olmaz.</p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Siz T&uuml;rkiye&rsquo;yi bize y&ouml;nettirin, biz NATO&rsquo;nun do&#287;uya geni&#351;letmesini yar&#305;m saat dahi geciktirmeyiz.</p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, AB se&ccedil;ene&#287;ini hen&uuml;z akl&#305;ndan tamamen &ccedil;&#305;karabilmi&#351; durumda de&#287;il, &uuml;retim ekonomisine ge&ccedil;erek T&uuml;rkiye&rsquo;nin zenginle&#351;mesi i&ccedil;in gerekli ad&#305;mlar&#305; atm&#305;yor.</p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: Avrupa art&#305;k &ccedil;&ouml;kmektedir, T&uuml;rkiye i&ccedil;in Avrupa&rsquo;da &ccedil;&ouml;z&uuml;m de&#287;il sadece Avrupa gemisiyle beraber batmak vard&#305;r. T&uuml;rkiye y&uuml;kselen Asya&rsquo;daki lider konumuna yerle&#351;melidir ve &uuml;retim ekonomisine y&ouml;nelerek T&uuml;rkiye&rsquo;yi ger&ccedil;ekten ba&#287;&#305;ms&#305;z ve &ccedil;ar&#351;&#305;lar&#305;nda, pazarlar&#305;nda &#351;enlik olan bir &uuml;lkeye &ccedil;evirmelidir. &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Siz T&uuml;rkiye&rsquo;yi bize y&ouml;nettirin, biz AB&rsquo;ye ku&#351;kuyla bakmay&#305;z. Do&#287;rudan, t&#305;pk&#305; ge&ccedil;mi&#351;te oldu&#287;u gibi, biz T&uuml;rkiye&rsquo;yi AB&rsquo;nin kap&#305;s&#305;na ba&#287;lar&#305;z, onlar bize bir &#351;art sunarlar, biz de sorgusuz sualsiz onlar&#305; memnun etmeye &ccedil;al&#305;&#351;&#305;r&#305;z, bunun i&ccedil;in onlardan g&ouml;rev bekleriz. T&uuml;rkiye&rsquo;yi &uuml;retim ekonomisine y&ouml;nlendirmek yerine g&uuml;ncellenmi&#351; G&uuml;mr&uuml;k Birli&#287;i ile T&uuml;rkiye&rsquo;yi Bat&#305;&rsquo;n&#305;n avucunun i&ccedil;ine bakan bir hale sokar&#305;z. </p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, KKTC&rsquo;yi t&uuml;m d&uuml;nyaya tan&#305;tmak ad&#305;na gerekli ad&#305;mlar&#305; atm&#305;yor. KKTC&rsquo;nin varl&#305;&#287;&#305;n&#305; b&ouml;lgede tehdit eden ABD ve &#304;srail&rsquo;e kar&#351;&#305; do&#287;ru bir g&uuml;venlik stratejisi in&#351;a etmiyor. </p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: ABD&rsquo;nin Do&#287;u Akdeniz&rsquo;de yapt&#305;&#287;&#305; silah y&#305;&#287;&#305;na&#287;&#305;na kar&#351;&#305; harekete ge&ccedil;ilmelidir. B&ouml;lgesel &#304;&#351;birli&#287;i yarat&#305;lmal&#305;d&#305;r. KKTC&rsquo;nin d&uuml;nyaya tan&#305;t&#305;lmas&#305; ad&#305;na Asya &uuml;lkeleriyle iyi ili&#351;kiler geli&#351;tirilmeli ve kom&#351;u &uuml;lkelere KKTC&rsquo;yi tan&#305;ma &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305; yap&#305;lmal&#305;d&#305;r. KKTC derhal T&uuml;rk Devletleri Te&#351;kilat&#305;&rsquo;na &uuml;ye olmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: K&#305;br&#305;s&rsquo;ta, KKTC&rsquo;yi yok etmek isteyen Trump&rsquo;la beraber yeni bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yarat&#305;lmal&#305;d&#305;r. &#304;ki Devletli &ccedil;&ouml;z&uuml;m siyasetine &ccedil;ok tak&#305;lmadan federasyon se&ccedil;ene&#287;i de&#287;erlendirmeye a&ccedil;&#305;lmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, y&uuml;kselen Asya uygarl&#305;&#287;&#305; ile olumlu ili&#351;kiler geli&#351;tirmekte yava&#351; kal&#305;yor ve denge politikas&#305;yla m&uuml;ttefik &uuml;lkelerle ili&#351;kisine zarar veriyor. Amerikan emperyalizmine kar&#351;&#305; direnen Rusya&rsquo;ya kar&#351;&#305;, Ukrayna&rsquo;ya &#304;HA veriyor. TRT&rsquo;den &Ccedil;in&rsquo;e kar&#351;&#305; yap&#305;lan kara propagandaya ortak oluyor, &#304;ran&rsquo;la ili&#351;ki geli&#351;tirmek konusunda ad&#305;m atam&#305;yor. </p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: T&uuml;rkiye, y&uuml;kselen Asya&rsquo;da lider olma potansiyelindedir. Denge siyasetiyle bu potansiyel eritilmemeli ve NATO&rsquo;dan &ccedil;&#305;kmak, Atlantik sisteminin zincirlerini k&#305;rmak ad&#305;na cesaret g&ouml;sterilmelidir. Ak Parti, ABD&rsquo;den korkarak b&ouml;lgede g&uuml;venli&#287;imizi tehdit eden ABD ve &#304;srail&rsquo;in daha fazla inisiyatif ve kuvvet kazanmas&#305;na yol a&ccedil;maktad&#305;r. Bu yanl&#305;&#351;lardan derhal d&ouml;n&uuml;lmelidir. </p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Biz ABD&rsquo;den korkan olmay&#305;z, d&uuml;ped&uuml;z onunla karde&#351; ve dost oluruz. Onun b&ouml;lgedeki b&uuml;t&uuml;n planlar&#305; i&ccedil;in ma&#351;a oluruz. T&uuml;rkiye&rsquo;yi ABD&rsquo;nin &ouml;ng&ouml;r&uuml;lebilir orta&#287;&#305; yapar&#305;z. T&uuml;rkiye i&ccedil;in can suyu olan Asya&rsquo;ya kar&#351;&#305; da ciddi mesafeler koyar&#305;z. Batmakta olan ABD&rsquo;nin batmamas&#305; i&ccedil;in elimizden geleni yapar&#305;z.</p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, Atlantik sistemi i&ccedil;erisinde &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayan, enflasyonu emek&ccedil;inin s&#305;rt&#305;na bindiren Mehmet &#350;im&#351;ek&rsquo;i Hazine ve Maliye Bakan&#305; yapmaktad&#305;r. &Ouml;n&uuml;nde b&uuml;y&uuml;k f&#305;rsatlar bulunan T&uuml;rkiye&rsquo;yi s&#305;cak para ekonomisinden koparamamaktad&#305;r. Ekonomide hala Amerika&rsquo;y&#305; kurtar&#305;c&#305; olarak g&ouml;rmektedir.</p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ouml;n&uuml;nde tarihi f&#305;rsatlar vard&#305;r. &Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir gen&ccedil; n&uuml;fus, T&uuml;rkiye&rsquo;yle ekonomik alanda i&#351;birli&#287;i geli&#351;tirmek ve kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; &ccedil;&#305;kar ili&#351;kisi yaratmak isteyen kom&#351;ular&#305;m&#305;z vard&#305;r fakat H&uuml;k&uuml;met, ABD&rsquo;yle olan ba&#287;&#305;n&#305; k&ouml;kten koparmaya cesaret edemedi&#287;i i&ccedil;in Asya&rsquo;dan y&uuml;kselen ve kazan kazan ili&#351;kisine dayanan ekonomik y&uuml;kseli&#351;te tam olarak yerini alamamaktad&#305;r. T&uuml;rkiye, payla&#351;arak ve &uuml;reterek y&uuml;kselen d&uuml;nyada yerini almal&#305; ve buradaki ekonomik y&uuml;kseli&#351;te ortak olmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Asya&rsquo;yla ekonomik anlamda c&#305;l&#305;z manada i&#351;birlikleri geli&#351;tirmek yerine tam tersine ABD&rsquo;nin b&ouml;lgedeki &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305;n zedelenmemesi ve y&uuml;kselen yeni d&uuml;nyaya kar&#351;&#305; ABD&rsquo;nin g&uuml;&ccedil; kaybetmemesi ad&#305;na T&uuml;rkiye, Asya &uuml;lkeleriyle baz&#305; mecburiyetler d&#305;&#351;&#305;nda hi&ccedil;bir ili&#351;ki geli&#351;tirmemelidir. Transatlanlatik ittifak&#305;yla g&uuml;venli&#287;ini ve zenginli&#287;i Bat&#305;&rsquo;da aramal&#305;d&#305;r. G&uuml;ncellenmi&#351; G&uuml;mr&uuml;k Birli&#287;i ile beraber, T&uuml;rk &uuml;reticisi kambur ilan edilmeli ve Bat&#305;l&#305; sermayeye T&uuml;rkiye pazar&#305;, T&uuml;rkiye&rsquo;nin kaynaklar&#305; ve T&uuml;rk i&#351;&ccedil;isini eme&#287;i pe&#351;ke&#351; &ccedil;ekilmelidir.</p>
<p>Yani s&ouml;z&uuml;n &ouml;z&uuml; CHP Y&ouml;netimi, T&uuml;rkiye&rsquo;deki iktidara gelme iddias&#305;n&#305; Amerikanc&#305;l&#305;kla birle&#351;tiriyor. Ak Parti&rsquo;nin ABD&rsquo;den korkan, Trump dostlu&#287;uyla yalpalayan yakla&#351;&#305;m&#305;na kar&#351;&#305; ABD&rsquo;ye tamamen teslimiyet program&#305;n&#305; &ouml;ne &ccedil;&#305;kar&#305;yor.</p>
<p>Cumhuriyet Gazetesi Yazar&#305; M. Ali G&uuml;ller de bu makale i&ccedil;in &#351;u ifadeleri kullan&#305;yor: &#8220;&#304;nan&#305;l&#305;r gibi de&#287;il. &#350;u listeyi kimin &ouml;n&uuml;ne koysan&#305;z, ABD&rsquo;nin Ankara b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isinin T&uuml;rkiye&rsquo;den talepleri sanar!&#8221; (Cumhuriyet, 13 Aral&#305;k 2025)</p>
<p><strong>T&uuml;rkiye&rsquo;nin Bug&uuml;nk&uuml; Krizinin Bilan&ccedil;osu ve CHP Kuyruk&ccedil;ulu&#287;unun Hazin Sonu</p>
<p></strong>Yukar&#305;da yapm&#305;&#351; oldu&#287;umuz de&#287;erlendirmelerden &#351;u sonuca varmak en do&#287;rusu olacakt&#305;r.</p>
<p>H&uuml;k&uuml;metin ABD&rsquo;den korkarak hareket etme refleksi, denge siyaseti iflas etmi&#351;tir. Ak Parti, ABD&rsquo;den korkarak att&#305;&#287;&#305; her ad&#305;mda T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ouml;n&uuml;ndeki f&#305;rsatlar&#305; tepmeye devam etmektedir. Ak Parti&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;yi tek ba&#351;&#305;na y&ouml;netme &#351;ans&#305; kalmam&#305;&#351;t&#305;r. 2014 y&#305;l&#305;nda Silivri duvarlar&#305;n&#305;n y&#305;k&#305;lmas&#305;yla beraber, T&uuml;rkiye&rsquo;de sistemin sonuna gelmi&#351; bulunmaktay&#305;z. Mevcut sistem partileri i&ccedil;erisinde T&uuml;rkiye ad&#305;na hi&ccedil;bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m kalmam&#305;&#351;t&#305;r. T&uuml;rkiye art&#305;k yeni bir a&#351;amadad&#305;r. T&uuml;rkiye, sorunlar&#305;n sadece devrimle &ccedil;&ouml;zebilece&#287;i bir a&#351;amadad&#305;r.</p>
<p>Ana Muhalefet Partisi CHP&rsquo;nin krizi ise &ccedil;ok daha vahim bir hal alm&#305;&#351;t&#305;r. H&uuml;k&uuml;metin ABD&rsquo;den korkmas&#305;na kar&#351;&#305;n ABD&rsquo;ye tam teslimiyet program&#305;n&#305; uygulamaktad&#305;r. T&uuml;m uluslararas&#305; temaslar&#305;nda da Bat&#305;&rsquo;dan iktidar dilenmektedir. CHP, eninde sonunda T&uuml;rkiye&rsquo;de art&#305;k ABD&rsquo;nin iktidar belirleme kuvveti ve &#351;ans&#305;n&#305;n olmad&#305;&#287;&#305; ger&ccedil;ekli&#287;ine toslayacakt&#305;r. CHP, kuyru&#287;una tak&#305;lanlar da ABD planlar&#305;n&#305;n d&uuml;men suyuna girdikleri ger&ccedil;ekli&#287;ine toslayacakt&#305;r. </p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, 15 Temmuz darbe giri&#351;iminden sonra ABD&rsquo;nin 1952 y&#305;l&#305;ndan 2016&rsquo;ya kadar T&uuml;rkiye i&ccedil;erisinde &ouml;rg&uuml;tledi&#287;i gladyo yap&#305;s&#305; temizlendi. ABD&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;yi konsolide edecek silahl&#305; bir kuvveti i&ccedil; cephede kalmad&#305;. TSK&rsquo;dan ABD&rsquo;ye ba&#287;l&#305; 24 bin subay, T&uuml;rk Polis Te&#351;kilat&#305;&rsquo;ndan 30 bin polis, 14 bin savc&#305; ve yarg&#305;&ccedil; temizlenmi&#351;tir. Kamu kurumlar&#305;ndan toplam 140 bin FET&Ouml;/Gladyo mensubu temizlenmi&#351;tir. Bu, T&uuml;rk Devleti&rsquo;nin NATO&rsquo;ya kar&#351;&#305; kazand&#305;&#287;&#305; en b&uuml;y&uuml;k zaferdir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin ABD/NATO zincirlerini k&#305;rmas&#305; ad&#305;na &ouml;nemli bir d&ouml;n&uuml;m noktas&#305;d&#305;r. &#304;&#351;te bu tarihsel ko&#351;ullarda, CHP&rsquo;nin tam teslimiyet i&ccedil;erisinde ABD&rsquo;ye yamanma stratejisi onlara iktidar&#305; de&#287;il ancak ve ancak Amerikan emperyalizmiyle ayn&#305; ma&#287;lubiyete getirecektir.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;yi iki kutba s&#305;k&#305;&#351;t&#305;ran sistem de b&ouml;ylece bitmi&#351;tir. Art&#305;k sadece Ak Parti ve CHP&rsquo;nin varl&#305;k g&ouml;sterdi&#287;i se&ccedil;imler d&ouml;nemi son bulmu&#351;tur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; AK Parti iflas eden denge siyasetiyle birlikte tek ba&#351;&#305;na T&uuml;rkiye&rsquo;yi y&ouml;netme &#351;ans&#305;n&#305;, CHP de ABD&rsquo;ye teslimiyet program&#305; ve siyasetiyle iktidar olma &#351;ans&#305;n&#305; kaybetmi&#351;tir. </p>
<p>Burada, &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun pe&#351;ine tak&#305;lanlar i&ccedil;in en hazini de &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun b&uuml;t&uuml;n bu teslimiyet&ccedil;ili&#287;ine ra&#287;men &#304;mamo&#287;lu&rsquo;ndan kopacak cesarete sahip olamamalar&#305;d&#305;r. B&uuml;t&uuml;n bu sorunlar&#305;n fark&#305;na varan M. Ali G&uuml;ller, yaz&#305;s&#305;nda hala &#304;mamo&#287;lu i&ccedil;in &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu aramakta; HKP Genel Ba&#351;kan&#305; Nurullah Ankut ise &#351;u vahim s&ouml;zleri sarfetmekte: &ldquo;Biz, &#304;mamo&#287;lu&#8217;nun tam da bu oldu&#287;unu y&#305;llar &ouml;ncesinden biliyorduk. Buna ra&#287;men Tayyipgiller kar&#351;&#305;s&#305;nda onu hep destekledik, oy verdik. Bundan sonra da devam edece&#287;iz Tayyipgiller&#8217;e kar&#351;&#305; desteklemeye.&rdquo;</p>
<p>&#304;&#351;te buradaki can al&#305;c&#305; &ccedil;eli&#351;me: Tayyip Erdo&#287;an d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;yla birlikte muhakeme kabiliyetinin tamamen yok olmas&#305;. Recep Tayyip Erdo&#287;an&rsquo;a kar&#351;&#305;, &ldquo;biz senden daha Amerikanc&#305;y&#305;z&rdquo; diyeni desteklemenin devrimcilik ve milliyet&ccedil;ilikle nas&#305;l bir ba&#287;&#305; vard&#305;r? Ak Parti&rsquo;ye kar&#351;&#305;, CHP&rsquo;nin kuyru&#287;una tak&#305;lma siyaseti sadece ve sadece bu temel &ccedil;eli&#351;ki i&ccedil;erisinde pi&#351;manl&#305;k hissini s&uuml;rekli ve s&uuml;rekli ya&#351;ama girdab&#305;na s&#305;k&#305;&#351;maktan ibarettir.</p>
<p><strong>Devrimci &Ccedil;&ouml;z&uuml;m ve Tav&#305;r</p>
<p></strong>H&uuml;k&uuml;met zaaf i&ccedil;erisindedir ve milli devleti de zaafa s&uuml;r&uuml;klemektedir. Suriye&rsquo;de ABD&rsquo;ye direnen Esad&rsquo;&#305;n devrilmesinde rol alm&#305;&#351;t&#305;r. Zengezur koridoruna Trump&rsquo;&#305;n ve Amerikan askerlerinin yerle&#351;mesine sebep olmu&#351;tur. Filistin&rsquo;de ve Do&#287;u Akdeniz&rsquo;de Trump dostlu&#287;uyla beraber ABD&rsquo;yle uyum i&ccedil;erisinde &ccedil;&ouml;z&uuml;mlere y&ouml;nelmi&#351;tir. ABD&rsquo;yle LNG anla&#351;mas&#305; yaparak m&uuml;ttefiki Rusya&rsquo;yla aras&#305;na duvar &ouml;rm&uuml;&#351;t&uuml;r. Ve sayabilece&#287;imiz daha fazlas&#305;n&#305; yapm&#305;&#351;t&#305;r. </p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de devleti zaafa u&#287;ratanlar var ancak T&uuml;rk milleti ve T&uuml;rk devleti onlardan daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. Burada &ccedil;&ouml;z&uuml;m, devleti zaafa s&uuml;r&uuml;kleyenlere kar&#351;&#305; ABD&rsquo;ye tam teslimiyet&ccedil;i &ccedil;izgide olanlar&#305; iktidara ta&#351;&#305;mak de&#287;ildir. Bu, T&uuml;rkiye i&ccedil;in geri d&ouml;n&uuml;lemez hatalar&#305;n &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;mak anlam&#305;na gelmektedir.</p>
<p>&Ccedil;&ouml;z&uuml;m, milli devletin zaafa s&uuml;r&uuml;klenmesine kar&#351;&#305;n milli devletin g&uuml;&ccedil;lendirilmesi ad&#305;na hareket etmektir. 2014&rsquo;de Silivri duvarlar&#305;n&#305;n y&#305;k&#305;lmas&#305;yla ba&#351;layan devrimci dalgaya g&uuml;&ccedil; vermektir. T&uuml;rkiye&rsquo;yi, 2014&rsquo;den &ouml;ncesine d&ouml;nd&uuml;recek tehlikelerin pe&#351;inde s&uuml;r&uuml;klenmek ve yalpalanmak de&#287;il. T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ouml;n&uuml;nde zorlu bir s&uuml;re&ccedil; vard&#305;r fakat Milli Devletin T&uuml;rk milleti gibi bir sahibi, TSK ve T&uuml;rk Polisi gibi silahl&#305; bir g&uuml;c&uuml; vard&#305;r.&nbsp;</p>
</section>
<section class="item text easy-reading">
<p id="">
<p>19 Mart 2025 tarihinde, Ekrem &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun g&ouml;zalt&#305;na al&#305;nmas&#305;yla beraber T&uuml;rkiye&rsquo;de bir hareketlenme ba&#351;lad&#305;. O g&uuml;n&uuml;n belki de en &ouml;nemli sorusu &#351;uydu: &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun pe&#351;inde devrimcilik mi olur? Peki bu sorunun &ouml;nemini anlamayanlar veyahut da yanl&#305;&#351; cevaplayanlar T&uuml;rkiye&rsquo;nin hangi saf&#305;na d&uuml;&#351;t&uuml;ler?&nbsp;</p>
<p><strong>Son Pi&#351;manl&#305;k Neye Yarar?</p>
<p></strong>Cumhuriyet Halk Partisi, Amerikanc&#305;l&#305;&#287;&#305;n&#305; zirveye ta&#351;&#305;mak ad&#305;na her g&uuml;n yeni bir siyasetiyle kar&#351;&#305;m&#305;za &ccedil;&#305;k&#305;yor. Son 1 ayda ger&ccedil;ekle&#351;en baz&#305; olaylara &#351;&ouml;yle bir g&ouml;z atarsak bu tablo iyice kesinle&#351;ecektir. </p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet Halk Partisi yeni bir program olu&#351;turdu ve &ccedil;&ouml;ken Avrupa&#8217;yla b&uuml;t&uuml;nle&#351;me program&#305;n&#305; kamuoyuna ilan etti. En &uuml;z&uuml;c&uuml; k&#305;sm&#305; ise, program&#305;n kabul edildi&#287;i genel kurultayda tek bir itiraz&#305;n dahi olmamas&#305;yd&#305;. Bu programla birlikte CHP kendisini Atlantik zincirleri i&ccedil;erisine tamamen kitlemi&#351;tir ve bu karar&#305; oybirli&#287;iyle alm&#305;&#351;t&#305;r.</p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cumhuriyet Halk Partisi Meclis &Uuml;yesi &Ouml;mer Kaya T&uuml;rkmen, Fabrika ayarlar&#305;na d&ouml;nmeliyiz dedi. Fakat, Atat&uuml;rk maskesi takan CHP, burada fabrika ayarlar&#305; derken Atat&uuml;rk&rsquo;e de&#287;il AB&rsquo;yle uyum s&uuml;re&ccedil;lerine, AB&rsquo;nin kap&#305;s&#305;nda bekletildi&#287;imiz d&ouml;neme vurgu yap&#305;yor. Yine ayn&#305; r&ouml;portaj&#305;nda, KKTC meselesinde, iki devletli &ccedil;&ouml;z&uuml;me fazla kilitlendi&#287;ini, onun yerine federasyon &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml;n &ouml;ne &ccedil;&#305;kmas&#305; gerekti&#287;ini dile getiriyor.</p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; CHP Genel Ba&#351;kan&#305; &Ouml;zg&uuml;r &Ouml;zel, televizyonda YPG&rsquo;nin Suriye Ordusuna kat&#305;lmas&#305;n&#305; mant&#305;ks&#305;z olarak tarif ediyor ve Suriye&rsquo;de etnik unsurlar&#305;n tan&#305;nd&#305;&#287;&#305; yeni bir anayasa i&#351;aret ediyor. </p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;zg&uuml;r &Ouml;zel, Br&uuml;ksel&rsquo;e gidiyor ve Bat&#305;&rsquo;dan iktidar dileniyor. Avrupa&rsquo;ya Erdo&#287;an&rsquo;&#305; de&#287;il bizi destekleyin mesaj&#305; veriyor.</p>
<p>&#9679;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; CHP kuyru&#287;undakilerin duvara toslad&#305;&#287;&#305; sansasyonlardan en dikkat &ccedil;ekeni de Ekrem &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun Foreign Affairs&rsquo;te yay&#305;nlanan makalesi. Sanki di&#287;erleri ve daha fazlas&#305; yeterli de&#287;ilmi&#351;&ccedil;esine, baz&#305; isimler i&ccedil;in dizini d&ouml;vme seans&#305; tam da burada ba&#351;lad&#305;. Bu da tam &#351;&ouml;yle bir diz d&ouml;vme de&#287;il, yeter art&#305;k!, diyen yok. Ancak ke&#351;ke b&ouml;yle olmasayd&#305; diyen var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; t&ouml;vbe ha&#351;a, &#304;mamo&#287;lu&rsquo;na kar&#351;&#305; olmay&#305; g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &#351;irk gibi nitelendiren zihniyetler var.&nbsp;</p>
<p><strong>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun Makalesi neden bu kadar tehlikeli?</p>
<p></strong>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesinde tehlikeli olmayan ne var ki?</p>
<p>AK Parti iktidar&#305;, Finlandiya ve &#304;sve&ccedil;&rsquo;in NATO &uuml;yeli&#287;ini geciktiriyor. Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: Ak Parti Finlandiya ve &#304;sve&ccedil;&rsquo;in NATO &uuml;yesi olmas&#305;na sebep olarak NATO&rsquo;yu do&#287;uya do&#287;ru geni&#351;letiyor. T&uuml;rkiye&rsquo;nin g&uuml;venlik stratejisini sars&#305;yor. Bu b&ouml;yle olmaz.</p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Siz T&uuml;rkiye&rsquo;yi bize y&ouml;nettirin, biz NATO&rsquo;nun do&#287;uya geni&#351;letmesini yar&#305;m saat dahi geciktirmeyiz.</p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, AB se&ccedil;ene&#287;ini hen&uuml;z akl&#305;ndan tamamen &ccedil;&#305;karabilmi&#351; durumda de&#287;il, &uuml;retim ekonomisine ge&ccedil;erek T&uuml;rkiye&rsquo;nin zenginle&#351;mesi i&ccedil;in gerekli ad&#305;mlar&#305; atm&#305;yor.</p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: Avrupa art&#305;k &ccedil;&ouml;kmektedir, T&uuml;rkiye i&ccedil;in Avrupa&rsquo;da &ccedil;&ouml;z&uuml;m de&#287;il sadece Avrupa gemisiyle beraber batmak vard&#305;r. T&uuml;rkiye y&uuml;kselen Asya&rsquo;daki lider konumuna yerle&#351;melidir ve &uuml;retim ekonomisine y&ouml;nelerek T&uuml;rkiye&rsquo;yi ger&ccedil;ekten ba&#287;&#305;ms&#305;z ve &ccedil;ar&#351;&#305;lar&#305;nda, pazarlar&#305;nda &#351;enlik olan bir &uuml;lkeye &ccedil;evirmelidir. &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Siz T&uuml;rkiye&rsquo;yi bize y&ouml;nettirin, biz AB&rsquo;ye ku&#351;kuyla bakmay&#305;z. Do&#287;rudan, t&#305;pk&#305; ge&ccedil;mi&#351;te oldu&#287;u gibi, biz T&uuml;rkiye&rsquo;yi AB&rsquo;nin kap&#305;s&#305;na ba&#287;lar&#305;z, onlar bize bir &#351;art sunarlar, biz de sorgusuz sualsiz onlar&#305; memnun etmeye &ccedil;al&#305;&#351;&#305;r&#305;z, bunun i&ccedil;in onlardan g&ouml;rev bekleriz. T&uuml;rkiye&rsquo;yi &uuml;retim ekonomisine y&ouml;nlendirmek yerine g&uuml;ncellenmi&#351; G&uuml;mr&uuml;k Birli&#287;i ile T&uuml;rkiye&rsquo;yi Bat&#305;&rsquo;n&#305;n avucunun i&ccedil;ine bakan bir hale sokar&#305;z. </p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, KKTC&rsquo;yi t&uuml;m d&uuml;nyaya tan&#305;tmak ad&#305;na gerekli ad&#305;mlar&#305; atm&#305;yor. KKTC&rsquo;nin varl&#305;&#287;&#305;n&#305; b&ouml;lgede tehdit eden ABD ve &#304;srail&rsquo;e kar&#351;&#305; do&#287;ru bir g&uuml;venlik stratejisi in&#351;a etmiyor. </p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: ABD&rsquo;nin Do&#287;u Akdeniz&rsquo;de yapt&#305;&#287;&#305; silah y&#305;&#287;&#305;na&#287;&#305;na kar&#351;&#305; harekete ge&ccedil;ilmelidir. B&ouml;lgesel &#304;&#351;birli&#287;i yarat&#305;lmal&#305;d&#305;r. KKTC&rsquo;nin d&uuml;nyaya tan&#305;t&#305;lmas&#305; ad&#305;na Asya &uuml;lkeleriyle iyi ili&#351;kiler geli&#351;tirilmeli ve kom&#351;u &uuml;lkelere KKTC&rsquo;yi tan&#305;ma &ccedil;a&#287;r&#305;s&#305; yap&#305;lmal&#305;d&#305;r. KKTC derhal T&uuml;rk Devletleri Te&#351;kilat&#305;&rsquo;na &uuml;ye olmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: K&#305;br&#305;s&rsquo;ta, KKTC&rsquo;yi yok etmek isteyen Trump&rsquo;la beraber yeni bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yarat&#305;lmal&#305;d&#305;r. &#304;ki Devletli &ccedil;&ouml;z&uuml;m siyasetine &ccedil;ok tak&#305;lmadan federasyon se&ccedil;ene&#287;i de&#287;erlendirmeye a&ccedil;&#305;lmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, y&uuml;kselen Asya uygarl&#305;&#287;&#305; ile olumlu ili&#351;kiler geli&#351;tirmekte yava&#351; kal&#305;yor ve denge politikas&#305;yla m&uuml;ttefik &uuml;lkelerle ili&#351;kisine zarar veriyor. Amerikan emperyalizmine kar&#351;&#305; direnen Rusya&rsquo;ya kar&#351;&#305;, Ukrayna&rsquo;ya &#304;HA veriyor. TRT&rsquo;den &Ccedil;in&rsquo;e kar&#351;&#305; yap&#305;lan kara propagandaya ortak oluyor, &#304;ran&rsquo;la ili&#351;ki geli&#351;tirmek konusunda ad&#305;m atam&#305;yor. </p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: T&uuml;rkiye, y&uuml;kselen Asya&rsquo;da lider olma potansiyelindedir. Denge siyasetiyle bu potansiyel eritilmemeli ve NATO&rsquo;dan &ccedil;&#305;kmak, Atlantik sisteminin zincirlerini k&#305;rmak ad&#305;na cesaret g&ouml;sterilmelidir. Ak Parti, ABD&rsquo;den korkarak b&ouml;lgede g&uuml;venli&#287;imizi tehdit eden ABD ve &#304;srail&rsquo;in daha fazla inisiyatif ve kuvvet kazanmas&#305;na yol a&ccedil;maktad&#305;r. Bu yanl&#305;&#351;lardan derhal d&ouml;n&uuml;lmelidir. </p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Biz ABD&rsquo;den korkan olmay&#305;z, d&uuml;ped&uuml;z onunla karde&#351; ve dost oluruz. Onun b&ouml;lgedeki b&uuml;t&uuml;n planlar&#305; i&ccedil;in ma&#351;a oluruz. T&uuml;rkiye&rsquo;yi ABD&rsquo;nin &ouml;ng&ouml;r&uuml;lebilir orta&#287;&#305; yapar&#305;z. T&uuml;rkiye i&ccedil;in can suyu olan Asya&rsquo;ya kar&#351;&#305; da ciddi mesafeler koyar&#305;z. Batmakta olan ABD&rsquo;nin batmamas&#305; i&ccedil;in elimizden geleni yapar&#305;z.</p>
<p>Ak Parti iktidar&#305;, Atlantik sistemi i&ccedil;erisinde &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayan, enflasyonu emek&ccedil;inin s&#305;rt&#305;na bindiren Mehmet &#350;im&#351;ek&rsquo;i Hazine ve Maliye Bakan&#305; yapmaktad&#305;r. &Ouml;n&uuml;nde b&uuml;y&uuml;k f&#305;rsatlar bulunan T&uuml;rkiye&rsquo;yi s&#305;cak para ekonomisinden koparamamaktad&#305;r. Ekonomide hala Amerika&rsquo;y&#305; kurtar&#305;c&#305; olarak g&ouml;rmektedir.</p>
<p>Burada tak&#305;n&#305;lmas&#305; gereken devrimci tav&#305;r: T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ouml;n&uuml;nde tarihi f&#305;rsatlar vard&#305;r. &Ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir gen&ccedil; n&uuml;fus, T&uuml;rkiye&rsquo;yle ekonomik alanda i&#351;birli&#287;i geli&#351;tirmek ve kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; &ccedil;&#305;kar ili&#351;kisi yaratmak isteyen kom&#351;ular&#305;m&#305;z vard&#305;r fakat H&uuml;k&uuml;met, ABD&rsquo;yle olan ba&#287;&#305;n&#305; k&ouml;kten koparmaya cesaret edemedi&#287;i i&ccedil;in Asya&rsquo;dan y&uuml;kselen ve kazan kazan ili&#351;kisine dayanan ekonomik y&uuml;kseli&#351;te tam olarak yerini alamamaktad&#305;r. T&uuml;rkiye, payla&#351;arak ve &uuml;reterek y&uuml;kselen d&uuml;nyada yerini almal&#305; ve buradaki ekonomik y&uuml;kseli&#351;te ortak olmal&#305;d&#305;r.</p>
<p>&#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun makalesindeki tav&#305;r: Asya&rsquo;yla ekonomik anlamda c&#305;l&#305;z manada i&#351;birlikleri geli&#351;tirmek yerine tam tersine ABD&rsquo;nin b&ouml;lgedeki &ccedil;&#305;karlar&#305;n&#305;n zedelenmemesi ve y&uuml;kselen yeni d&uuml;nyaya kar&#351;&#305; ABD&rsquo;nin g&uuml;&ccedil; kaybetmemesi ad&#305;na T&uuml;rkiye, Asya &uuml;lkeleriyle baz&#305; mecburiyetler d&#305;&#351;&#305;nda hi&ccedil;bir ili&#351;ki geli&#351;tirmemelidir. Transatlanlatik ittifak&#305;yla g&uuml;venli&#287;ini ve zenginli&#287;i Bat&#305;&rsquo;da aramal&#305;d&#305;r. G&uuml;ncellenmi&#351; G&uuml;mr&uuml;k Birli&#287;i ile beraber, T&uuml;rk &uuml;reticisi kambur ilan edilmeli ve Bat&#305;l&#305; sermayeye T&uuml;rkiye pazar&#305;, T&uuml;rkiye&rsquo;nin kaynaklar&#305; ve T&uuml;rk i&#351;&ccedil;isini eme&#287;i pe&#351;ke&#351; &ccedil;ekilmelidir.</p>
<p>Yani s&ouml;z&uuml;n &ouml;z&uuml; CHP Y&ouml;netimi, T&uuml;rkiye&rsquo;deki iktidara gelme iddias&#305;n&#305; Amerikanc&#305;l&#305;kla birle&#351;tiriyor. Ak Parti&rsquo;nin ABD&rsquo;den korkan, Trump dostlu&#287;uyla yalpalayan yakla&#351;&#305;m&#305;na kar&#351;&#305; ABD&rsquo;ye tamamen teslimiyet program&#305;n&#305; &ouml;ne &ccedil;&#305;kar&#305;yor.</p>
<p>Cumhuriyet Gazetesi Yazar&#305; M. Ali G&uuml;ller de bu makale i&ccedil;in &#351;u ifadeleri kullan&#305;yor: &#8220;&#304;nan&#305;l&#305;r gibi de&#287;il. &#350;u listeyi kimin &ouml;n&uuml;ne koysan&#305;z, ABD&rsquo;nin Ankara b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isinin T&uuml;rkiye&rsquo;den talepleri sanar!&#8221; (Cumhuriyet, 13 Aral&#305;k 2025)</p>
<p><strong>T&uuml;rkiye&rsquo;nin Bug&uuml;nk&uuml; Krizinin Bilan&ccedil;osu ve CHP Kuyruk&ccedil;ulu&#287;unun Hazin Sonu</p>
<p></strong>Yukar&#305;da yapm&#305;&#351; oldu&#287;umuz de&#287;erlendirmelerden &#351;u sonuca varmak en do&#287;rusu olacakt&#305;r.</p>
<p>H&uuml;k&uuml;metin ABD&rsquo;den korkarak hareket etme refleksi, denge siyaseti iflas etmi&#351;tir. Ak Parti, ABD&rsquo;den korkarak att&#305;&#287;&#305; her ad&#305;mda T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ouml;n&uuml;ndeki f&#305;rsatlar&#305; tepmeye devam etmektedir. Ak Parti&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;yi tek ba&#351;&#305;na y&ouml;netme &#351;ans&#305; kalmam&#305;&#351;t&#305;r. 2014 y&#305;l&#305;nda Silivri duvarlar&#305;n&#305;n y&#305;k&#305;lmas&#305;yla beraber, T&uuml;rkiye&rsquo;de sistemin sonuna gelmi&#351; bulunmaktay&#305;z. Mevcut sistem partileri i&ccedil;erisinde T&uuml;rkiye ad&#305;na hi&ccedil;bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m kalmam&#305;&#351;t&#305;r. T&uuml;rkiye art&#305;k yeni bir a&#351;amadad&#305;r. T&uuml;rkiye, sorunlar&#305;n sadece devrimle &ccedil;&ouml;zebilece&#287;i bir a&#351;amadad&#305;r.</p>
<p>Ana Muhalefet Partisi CHP&rsquo;nin krizi ise &ccedil;ok daha vahim bir hal alm&#305;&#351;t&#305;r. H&uuml;k&uuml;metin ABD&rsquo;den korkmas&#305;na kar&#351;&#305;n ABD&rsquo;ye tam teslimiyet program&#305;n&#305; uygulamaktad&#305;r. T&uuml;m uluslararas&#305; temaslar&#305;nda da Bat&#305;&rsquo;dan iktidar dilenmektedir. CHP, eninde sonunda T&uuml;rkiye&rsquo;de art&#305;k ABD&rsquo;nin iktidar belirleme kuvveti ve &#351;ans&#305;n&#305;n olmad&#305;&#287;&#305; ger&ccedil;ekli&#287;ine toslayacakt&#305;r. CHP, kuyru&#287;una tak&#305;lanlar da ABD planlar&#305;n&#305;n d&uuml;men suyuna girdikleri ger&ccedil;ekli&#287;ine toslayacakt&#305;r. </p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, 15 Temmuz darbe giri&#351;iminden sonra ABD&rsquo;nin 1952 y&#305;l&#305;ndan 2016&rsquo;ya kadar T&uuml;rkiye i&ccedil;erisinde &ouml;rg&uuml;tledi&#287;i gladyo yap&#305;s&#305; temizlendi. ABD&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;yi konsolide edecek silahl&#305; bir kuvveti i&ccedil; cephede kalmad&#305;. TSK&rsquo;dan ABD&rsquo;ye ba&#287;l&#305; 24 bin subay, T&uuml;rk Polis Te&#351;kilat&#305;&rsquo;ndan 30 bin polis, 14 bin savc&#305; ve yarg&#305;&ccedil; temizlenmi&#351;tir. Kamu kurumlar&#305;ndan toplam 140 bin FET&Ouml;/Gladyo mensubu temizlenmi&#351;tir. Bu, T&uuml;rk Devleti&rsquo;nin NATO&rsquo;ya kar&#351;&#305; kazand&#305;&#287;&#305; en b&uuml;y&uuml;k zaferdir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin ABD/NATO zincirlerini k&#305;rmas&#305; ad&#305;na &ouml;nemli bir d&ouml;n&uuml;m noktas&#305;d&#305;r. &#304;&#351;te bu tarihsel ko&#351;ullarda, CHP&rsquo;nin tam teslimiyet i&ccedil;erisinde ABD&rsquo;ye yamanma stratejisi onlara iktidar&#305; de&#287;il ancak ve ancak Amerikan emperyalizmiyle ayn&#305; ma&#287;lubiyete getirecektir.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;yi iki kutba s&#305;k&#305;&#351;t&#305;ran sistem de b&ouml;ylece bitmi&#351;tir. Art&#305;k sadece Ak Parti ve CHP&rsquo;nin varl&#305;k g&ouml;sterdi&#287;i se&ccedil;imler d&ouml;nemi son bulmu&#351;tur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; AK Parti iflas eden denge siyasetiyle birlikte tek ba&#351;&#305;na T&uuml;rkiye&rsquo;yi y&ouml;netme &#351;ans&#305;n&#305;, CHP de ABD&rsquo;ye teslimiyet program&#305; ve siyasetiyle iktidar olma &#351;ans&#305;n&#305; kaybetmi&#351;tir. </p>
<p>Burada, &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun pe&#351;ine tak&#305;lanlar i&ccedil;in en hazini de &#304;mamo&#287;lu&rsquo;nun b&uuml;t&uuml;n bu teslimiyet&ccedil;ili&#287;ine ra&#287;men &#304;mamo&#287;lu&rsquo;ndan kopacak cesarete sahip olamamalar&#305;d&#305;r. B&uuml;t&uuml;n bu sorunlar&#305;n fark&#305;na varan M. Ali G&uuml;ller, yaz&#305;s&#305;nda hala &#304;mamo&#287;lu i&ccedil;in &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu aramakta; HKP Genel Ba&#351;kan&#305; Nurullah Ankut ise &#351;u vahim s&ouml;zleri sarfetmekte: &ldquo;Biz, &#304;mamo&#287;lu&#8217;nun tam da bu oldu&#287;unu y&#305;llar &ouml;ncesinden biliyorduk. Buna ra&#287;men Tayyipgiller kar&#351;&#305;s&#305;nda onu hep destekledik, oy verdik. Bundan sonra da devam edece&#287;iz Tayyipgiller&#8217;e kar&#351;&#305; desteklemeye.&rdquo;</p>
<p>&#304;&#351;te buradaki can al&#305;c&#305; &ccedil;eli&#351;me: Tayyip Erdo&#287;an d&uuml;&#351;manl&#305;&#287;&#305;yla birlikte muhakeme kabiliyetinin tamamen yok olmas&#305;. Recep Tayyip Erdo&#287;an&rsquo;a kar&#351;&#305;, &ldquo;biz senden daha Amerikanc&#305;y&#305;z&rdquo; diyeni desteklemenin devrimcilik ve milliyet&ccedil;ilikle nas&#305;l bir ba&#287;&#305; vard&#305;r? Ak Parti&rsquo;ye kar&#351;&#305;, CHP&rsquo;nin kuyru&#287;una tak&#305;lma siyaseti sadece ve sadece bu temel &ccedil;eli&#351;ki i&ccedil;erisinde pi&#351;manl&#305;k hissini s&uuml;rekli ve s&uuml;rekli ya&#351;ama girdab&#305;na s&#305;k&#305;&#351;maktan ibarettir.</p>
<p><strong>Devrimci &Ccedil;&ouml;z&uuml;m ve Tav&#305;r</p>
<p></strong>H&uuml;k&uuml;met zaaf i&ccedil;erisindedir ve milli devleti de zaafa s&uuml;r&uuml;klemektedir. Suriye&rsquo;de ABD&rsquo;ye direnen Esad&rsquo;&#305;n devrilmesinde rol alm&#305;&#351;t&#305;r. Zengezur koridoruna Trump&rsquo;&#305;n ve Amerikan askerlerinin yerle&#351;mesine sebep olmu&#351;tur. Filistin&rsquo;de ve Do&#287;u Akdeniz&rsquo;de Trump dostlu&#287;uyla beraber ABD&rsquo;yle uyum i&ccedil;erisinde &ccedil;&ouml;z&uuml;mlere y&ouml;nelmi&#351;tir. ABD&rsquo;yle LNG anla&#351;mas&#305; yaparak m&uuml;ttefiki Rusya&rsquo;yla aras&#305;na duvar &ouml;rm&uuml;&#351;t&uuml;r. Ve sayabilece&#287;imiz daha fazlas&#305;n&#305; yapm&#305;&#351;t&#305;r. </p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de devleti zaafa u&#287;ratanlar var ancak T&uuml;rk milleti ve T&uuml;rk devleti onlardan daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. Burada &ccedil;&ouml;z&uuml;m, devleti zaafa s&uuml;r&uuml;kleyenlere kar&#351;&#305; ABD&rsquo;ye tam teslimiyet&ccedil;i &ccedil;izgide olanlar&#305; iktidara ta&#351;&#305;mak de&#287;ildir. Bu, T&uuml;rkiye i&ccedil;in geri d&ouml;n&uuml;lemez hatalar&#305;n &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;mak anlam&#305;na gelmektedir.</p>
<p>&Ccedil;&ouml;z&uuml;m, milli devletin zaafa s&uuml;r&uuml;klenmesine kar&#351;&#305;n milli devletin g&uuml;&ccedil;lendirilmesi ad&#305;na hareket etmektir. 2014&rsquo;de Silivri duvarlar&#305;n&#305;n y&#305;k&#305;lmas&#305;yla ba&#351;layan devrimci dalgaya g&uuml;&ccedil; vermektir. T&uuml;rkiye&rsquo;yi, 2014&rsquo;den &ouml;ncesine d&ouml;nd&uuml;recek tehlikelerin pe&#351;inde s&uuml;r&uuml;klenmek ve yalpalanmak de&#287;il. T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ouml;n&uuml;nde zorlu bir s&uuml;re&ccedil; vard&#305;r fakat Milli Devletin T&uuml;rk milleti gibi bir sahibi, TSK ve T&uuml;rk Polisi gibi silahl&#305; bir g&uuml;c&uuml; vard&#305;r.&nbsp;</p>
</section>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://tgb.gen.tr/serbest-kursu/imamoglu-nun-pesine-takilanlar-icin-son-durak-pismanlik-32717/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
