Çerkez Ethem ve Kardeşlerinin Yeşil Ordu Faaliyetleri

Bu cemiyetin, zararlı bir şekil ve mahiyet aldığına kani oldum. Hemen lağvı cihetini düşündüm.

Çerkez Ethem ve Kardeşlerinin Yeşil Ordu Faaliyetleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin Harici Meseleler Hakkında İlk Verdiği Karar: Moskova'ya Bir Heyet Gönderilmesi

Efendiler, teşekkül eden Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin, harici meseleler hakkında ilk verdiği karar, Moskova'ya bir heyet gönderilmesi olmuştur. Heyet, Hariciye Vekili Bekir Sami Bey'in riyasetinde idi. İktisat Vekili Yusuf Kemal Bey üye bulunuyordu. 11 Mayıs 1920'de Ankara'dan hareket eden heyetin esas vazifesi, Rusya ile irtibat tesis etmekti. Rusya'nın hükümetimizle yapacağı antlaşmanın bazı esasları 24 Ağustos 1920'de parafe (paraphe) edilmiş olmakla beraber, vaziyetin icabı olarak uzlaşma mümkün olamayan bazı noktalardan dolayı gecikmiştir. Moskova Antlaşması namıyla yad olunan devletlerarası vesikanın imzası, ancak 16 Mart 1921 'de mümkün olabilmiştir.
Muhterem efendiler, memleket dahilinde yer yer ortaya çıkan dahili isyanları takip etmekte gecikmeyen ilk genel Yunan taarruzu, gözümüzü tekrar batıya çevirtecektir.

Yeşilordu

Muhterem efendiler, bazı belirsiz meselelerin kolaylıkla izahına yardımcı olacağım zannettiğim için yüksek heyetinize bir "Yeşilordu"dan bahsedeceğim:
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ve hükümetinin kuruluşundan sonra Ankara'da "Yeşilordu" namı altında bir cemiyet teşekkül etti. Bu cemiyetin ilk kuruculan pek yakın ve malum arkadaşlardı. Teşkil maksadını izah için, dahili isyanlan ve bu isyanlara karşı gönderilen nizamiye kuvvetlerinin ve milli müfrezelerin gösterdikleri bazı vaziyet ve manzaralan hatırlamak icap eder. Asilerin, nizamiye efradına Halife'nin fetvasından, Padişah'ın askerliği affettiğinden, Ankara'daki hükümetin gayri meşruluğundan bahsederek onlan kolaylıkla aldattıklan mükerreren görüldü. Hakikaten, birçok yerlerde bazı nizamiye efradı, asilerle çarpışmaksızın, bilakis silahlanm bırakarak köylerine, memleketlerine savuşuyorlardı. Milli müfrezelerin inkılap maksadım daha kolaylıkla anladıkları ve asilerin aldatmalarına kapılmadıkları anlaşılmıştı. Bu sebeple Osmanlı ordusunun bakayası denilebilecek olan o tarihlerdeki yorgun ve bezgin ve yeni inkılap mefkuresine göre yetiştirilmemiş kıtalar ile inkılabı başannak hususundaki müşkülat, hissedilir bir derecede idi. Orduyu yeni zihniyete göre şuurlu bir hale getinnenin, o günlerin şartlan içinde pek müşkül olacağı zehabı vardı. Dolayısıyla talep olunan vasıflara sahip, şuurlu kimselerden güzide ve inkılap için güvenilir teşkilat yapmak fikri bazı zevatta hakim olmaya başladı. Yekdiğerini izleyen ve kanlı ve tehlikeli vaziyetler arz eden dahili ihtilaller karşısında bu arz ettiğim fikir ve eğilim kuvvetlendi. Nihayet bazı zevat böyle bir teşkil vücuda getirmek üzere fiilen teşebbüs aldılar. Ben, bir taraftan ordumuzu canlandınna ve takviye vasıtalarına girişirken, teşekkül etmiş bulunan milli müfrezelerden de, her türlü sakıncalanna rağmen, her yerde ister istemez azami istifadeye çalışmakta idim. Fakat ciddi disiplin ve kayıtsız şartsız ve tereddütsüz itaat talep eden ciddi askeri vazifelerin, ancak muntazam ordu ile yerine getirilebileceği hakikatini unutmaya elbette mahal yoktu. Milli müfrezelerden istifade, zaman kazanmak maksadına dayalı olabilirdi . Şüphesiz istihdamıarı zaruri olan milli müfrezelerin güzide ve şuurlu kimselerden meydana getirilebilmesi arzu edilmekteydi.
Yeşilordu teşkilatının ilk müteşebbisleri arasında bulunan yakın arkadaşlar, sırf bana yardım maksadıyla ve beni ayrıca yormamak fikriyle kendileri teşebbüs alarak faaliyette bulunmayı münasip görmüşler, bana yalnız faydalı bir iş yapacaklarını söyleyerek, basit bir tarzda bu teşebbüslerinden bahsetmişlerdi. Ben, cidden çok meşgul olduğum için, arkadaşların bu teşebbüsleriyle uzunca bir zaman alakadar olamadım. Yeşilordu teşkilatı, bir bakıma gizli bir teşkilat mahiyetinde kurulmuş ve oldukça genişlemiş. Katibi Umumisi Hakkı Behiç Bey ve Ankara'daki heyeti idaresi, ciddi ve esaslı faaliyet sarf etmişler. Matbu nizamnameleri ve muvazzaf memurları her tarafa gönderilmiş . Yalnız, bir noktayı da işaret etmeliyim ki , Yeşilordu teşkilatıyla iştigal edenler, işin benim malumat ve rızam ve arzum dahilinde olduğunu söylediklerinden, her tarafta benim namıma teşkilatı genişletmeye ve takviyeye çal ışanlar çoğalmış. Tatbik edilmekte olan teşkilat, sadece milli müfrezeler vücuda getirmek gibi sınırlı bir sahadan çıkmış, çok genel bir gayeye yönelmiş.
Teşkilatın kurucuları arasına, mebus bulunan Çerkez Reşit Bey ve Ankara üzerinden Yozgat'a gidip gelirken olacak Çerkez Ethem ve biraderi Tevfik Beyler dahil olmuşlar. Bundan başka, Ethem ve Tevfik Bey müfrezelerinin tekmil efradı, Yeşilordu'nun adeta esasını teşkil eylemişler.


Çerkez Ethem Bey Ve Kardeşlerinin İlk Defa Dikkat Çekici Görülmeye Başlanan Bazı Tavır Ve Muameleleri

Efendiler, bu girişten sonra, Çerkez Ethem Bey ve kardeşlerinin, ilk defa dikkat çekici görülmeye başlanan bazı tavır ve muameleleri hakkında yüksek heyetinizi aydınlatmak isterim.
Çerkez Ethem Bey, milli bir müfreze ile evvela Anzavur takibinde ve ondan sonra Düzce isyanında muvaffakiyetli bazı hizmetler yapmış olduğu için Yozgat'a gitmek üzere Ankara'ya çağrıldığı zaman, hemen herkes tarafından iltifat ve takdirler gördü. Kendisini mübalağalı bir tarzda meth ve sitayiş edenler de şüphesiz bulunmuştur. Ethem Bey ve kardeşlerinin daha sonra gösterdikleri vaziyetten, gördükleri takdirkarane muameleden mağrur olduklan ve hatta bazı hayallere kapıldıkları anlaşılıyor. Ethem Bey ve kardeşlerinden Tevfik Bey, Yozgat isyanını bastırmakla Yozgat'ta meşgul olduğu sırada, kendine yakın uzak ne kadar askeri ve milli kumandanlanmız varsa bunlann rütbe ve mevkilerine ehemmiyet vermeksizin hepsine birer birer aşağılayıcı ve tecavüzkar muamelede bulunmakta hiçbir beis görmemeye başladı. Çoğunluğu Ethem Bey'in şahsını, mahiyet ve kıymetini tanımayan kumandanlar, memleketin ateş içinde bulunduğunu ve Ethem Bey'in mübalağalı bir tarzda işittikleri hizmetini düşünerek, mümkün olduğu kadar kendisiyle fazla çekişmekten kaçınmışlardı. Bundan cüret alan Ethem ve kardeşi Tevfik Beyler, Türk ordusunda değerli hiçbir subay ve kumandan bulunmadığı ve kendilerinin herkesin üstünde birer kahraman olduklan zannına kapılmışlar ve bu zanlarını açıktan açığa pervasızca herkese söylemekten çekinmemeye başlamışlardı. Doğrudan doğruya valilere ve herkese emirler veriyorlar ve emirlerinin icra edilmemesi halinde idam edileceği tehdidini de ilave ediyorlardı. Ethem Bey Ankara ve Ankara'daki hükümet üzerinde dahi nüfuz kurmak tecrübesinde bulunmuştur. Güya Yozgat isyanı, Yozgat'ın tabi bulunduğu Ankara Valisi'nin kötü idaresinden doğmuş; dolayısıyla diğer isyan müsebbipleri hakkında tatbik ettiği cezayı -ki o ceza, asarak idam idi- Ankara Valisi hakkında da bizzat vaka mahallinde tatbik etmeye karar vermişti. Yozgat'a gönderilmesini talep ettiği Ankara Valisi, milli teşebbüslerde fevkalade hizmet ve fedakarlık: göstermiş ve göstermekte bulunan Yahya Galip Bey idi. Yahya Galip Bey'in bilhassa bizce hizmeti takdir olunmuş ve varlığı pek lüzumlu ve faydalı bir zat olduğu malum idi. İşte böyle bir zatı, kendi eline, idam sehpasına vermeye bizi mecbur etmekle en büyük nüfuz ve tesiri kazanabileceğini düşünmüştü. Bittabi Yahya Galip Bey'i veremezdik ve vermedik. Ethem ve kardeşleri bu mesele üzerinde fazla ısrar gösteremediler. Fakat, Yozgat'ta, bilhassa mebuslara "Ankara'ya dönüşümde Büyük Millet Meclisi Reisi'ni Meclis önünde asacağım" yollu münasebetsiz sözleri işitilmiştir. Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey de bu münasebetsiz sözleri işitenlerdendir. Biz, bütün malumat ve istihbaratımıza rağmen, bu "kardeşleri" daima istifade edilebilir bir halde bulundurmak yolunu tercih ettik. Bu sebeple kendilerini idare ettik. Yozgat'tan sonra Ankara üzerinden Kütahya havalisine gönderdik. Bu meseleye tekrar dönmek üzere asıl bahis mevzumuz olan Yeşilordu'ya sözü getireceğim.
Arz etmiştim ki, her yerde Yeşilordu teşkilatını benim namıma yapıyorlardı. Şahsen tanıdığım zevattan biri, Erzurumlu Nazım Nazmi Bey'in memur bulunduğu Malatya'dan gönderdiği bir mektupta, Yeşilordu teşkilatının memnuniyetime sebep olabilecek tarzda genişletilmeye çalışıldığı bildiriliyordu. Bu haberin uyarmasıyla, bu gizli cemiyet hakkında incelemelerde bulundum.

Bu cemiyetin, zararlı bir şekil ve mahiyet aldığına kani oldum. Hemen lağvı cihetini düşündüm. Tanıdığım arkadaşlan aydınlattım. Görüşümü söyledim, icabını yaptılar. Fakat, Katibi Umumi olan Hakkı Behiç Bey, cemiyetin lağvı hakkındaki teklifimin kabul edilemeyeceğini ve tatbik olunamayacağıru söyledi. Ben, lağv ettiririm, dedim. Bunun da imkansız olduğunu ve çünkü vaziyetin tahminden daha büyük ve daha kuvvetli olduğunu ve bu cemiyeti tesis edenlerin nihayete kadar maksatlanndan aynlmayacaklanna dair yekdiğerlerine söz vermiş olduklannı, özel bir tavırla ifade etti. Vakalar gösterdi ki, biz bu gizli cemiyetin faaliyetini önlemeye çalıştığımız halde tamamen muvaffak olamadık. Cemiyet reisIerinin bir kısmı -ki, Reşit, Ethem, Tevfik biraderler başta bulunuyorlardı faaliyetlerine ve bu defa bittabi tamamen olumsuz ve aleyhtarane bir tarzda devam eylemişlerdir. Eskişehir'de çıkarttıklan Yeni Dünya gazetesi ile de fikir ve maksatlannı saldırgan bir surette yayımlattırıyorlardı.

Mustafa Kemal Atatürk
Nutuk, syf. 353/354/358/359/360, Kaynak Yayınları 1. Basım Eylül 2015

Tarih:
Diğer Haberler