Karadeniz’in cennet yaylalarını birbirine bağlama bahanesiyle başlatılan 2 bin 600 kilometre uzunluğundaki Yeşil Yol projesi geçtiğimiz günlerde Rize halkının kararlı direnişiyle durduruldu. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı vermesiyle iş makineleri Samistal Yaylası’ndan ayrıldı. Dün ise yüklenici firmanın elinde projeyi uygulama kararı olmamasına rağmen yaylada ağaç kesimleri yaptığı anlaşıldı. Samistal ve Kavrun yaylalarında ilk yarıyı halk kazandı. Daha doğrusu Karadeniz kazandı, Dünya kazandı. Yeşil Yol direnişinin kahramanı Havva Ana’nın sözleri yaylalarda yankılana dursun, biz lafı açılmışken tanıdığımız bir başka kahramandan daha söz edeceğiz. Ormanlara, yaylalara, denizlere sahip çıkma denince akla gelen ilk isimlerden, Savaş Emek’ten…
Bu topraklar bereketli topraklar. Kara Fatmaları var, kırmızılı kadınları var, Havva Anaları var. Savaş Babaları da var. Savaş Emek yaşasaydı ve koşulları elverseydi; muhtemelen Havva Ana’nın yanında olacaktı. Oradan da Artvin Cerattepe’ye geçerek “Artvin’in üstü altından daha değerlidir!” diyecekti. Bütün duyduklarımız bunu doğruluyor… 1948 yılında Terzi Emin’in (Komünist Emin) oğlu olarak dünyaya gelmişti. İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nde örgütlü devrimcilikle tanışarak Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partili olmuştu. Ekoloji ile ilk tanışıklığı, orman fakültesinde gördüğü orman ekolojisi dersiyle başlamıştı. O derste anlatılanları, o yıllarda okumuş olduğu Engels’in “Diyalektik Üzerine” adlı kitabında anlatılanlarla çok benzer bulur ve ilerleyen yıllarda ekolojik mücadeleyi hayatının merkezine oturtur. Aliağa’da kurulmak istenen termik santrala karşı İzmir’den Aliağa’ya 30 Km’lik insan zincirinin, Ankara'da düzenlenen nükleer karşıtı kurultayın, Akkuyu Nükleer Santralı projesine karşı hareketin örgütleyiciliğini ve önderliğini yapar. Yüksek lisans tezlerine konu olan olan Ağaçkakan Dergisi’yle ekolojik mücadeleyi sadece pratik olarak değil; aynı zamanda ideolojik olarak da yürütür. Öncesinde de Halkın Ormanı Dergisi’ni çıkartmıştır. Çevresine, “Ben çevreci değil, ekolojistim. Çevreciler Sabancı üretsin, sömürsün ama çevreyi kirletmesin derdindedir” diyerek tavrını net koyar. 1991’den sonra Türkiye’de ve dünyada bir şeylerin değiştiğini vurgulayarak, büyük yerli ve uluslararası sermaye çevreleri tarafından ekolojik hareketlerin fonlanıp esir alınmaya ve yolundan saptırılmaya çalışıldığını belirtir. Emperyalizmin küreselleşme saldırısının farkındadır. Doğayı ve Dünya’yı savunmak için önce yurdu savunmak gerektiğinin de. Üç Ekoloji Dergisi’nin 5. sayısına verdiği röportajda, “Bir ekolojik devrim yapmak istiyoruz, önce bizim, emperyalistlerin hakimiyetinde olmayan bir toprak parçasına ihtiyacımız var. Bu hayallerimizi gerçekleştirmek için, ekolojik yaşama geçmek için öyle bir toprak parçasına ihtiyacımız var. Böyle bir toprak parçamız yoksa bunları yapamayız”der ve uzun uzun emperyalizmin Türkiye’ye yönelik saldırılarını anlatır*. Hep örgütlüdür ve hep örgütçüdür. Hep Aydınlıkçıdır. Halen Türkiye’nin en nitelikli bilim dergisi olarak yayınını sürdüren, vazgeçilmezlerimizden Bilim ve Ütopya Dergisi’nin kurucularındandır.
20 Ocak 2014’te hayata gözlerini yuman, TGB’liler istekte bulundu mu seferberlik ilan eden Savaş Baba’yı, Yusuf Savaş Emek’i Samistal ve Kavrun Direnişlerinin zafer coşkusuyla anıyoruz ve selamlıyoruz. Yeşiller içinde uyuyor biliyoruz. Ona söz, Türkiye bağımsız olacak, Dünya da özgür. Devrimci sözü. Havva Ana gündemdeyken Savaş Baba’yı hatırlatmamak olmazdı. Topraklar ne kadar bereketli olursa olsun anasız babasız devrim olmuyor.
Son söz, onun anısına Nalan Mahsereci tarafından hazırlanan Savaş Emek Kitabı’nda**. TGB’lilerin yaz çantasından çıkan kitaplar eksik bırakılmış. Her TGB’linin kütüphanesinde olmalı, Savaş Emek anısına.
tgb.gen.tr
* http://yesilgazete.org/blog/2014/01/21/savas-emek-anlatiyor/
**Gel Ey Seher/ Savaş Emek Kitabı- Bilim ve Gelecek Kitaplığı, 2015