Bir önceki yazımızda ABD’nin kanlı tarihinde önemli satırbaşlarını ve CIA, Kontrgerilla gibi yarattığı yıkım araçlarının doğuşunu işlemiştik. Bu yazımızda ABD’nin emperyalizmin ülkemize yerleşmesi ve ülkemizdeki kanlı tarihini işleyeceğiz. Emperyalizmin Türkiye’ye yerleşmesi: NATO2. Dünya Savaşı‘ndan çok az bir kayıpla çıkan ABD, yükselen bir emperyalist güç olmuştur. Sovyetler’e karşı bir kuvvet, cephe yaratmaya çalışan ABD’yle birlikte emperyalist cephe, 4 Nisan 1947 tarihinde NATO’yu (Kuzey Atlantik Paktı) kurdu. Zamanın ABD Başkanı Truman, Türkiye’nin Sovyet tehdidi altında bulunduğu gerekçesi ile ekonomik yardım yapılmasını önerdi. 12 Temmuz 1947’de Türkiye ve Amerikan heyetleri arasında ilk anlaşma imzalandı. 1948’de ilk kez 16 kişilik bir Türk subay grubu gayrinizami harp eğitimi için ABD’ye gönderildi. Türkiye NATO’ya ilk aşamada alınmadı. Türkiye için emperyalistlerin düşündüğü ve daha sonra Demokrat Parti iktidarı ile hayat bulacak olan öncül bir aşama vardı. O aşama Türk Ordusu’nu kontrol altına alacak bir SüperNATO örgütü kurmak ve bu örgütün kurulmasında rol oynayacak bir iktidara sahip olmaktı. Kale içten fethedilecekti. Bunu gerçekleştirmenin ilk adımı; CHP’den kopuşlarla kurulan Demokrat Parti’nin, kurulduktan sonra ilk seçimlerde olamasa da 14 Mayıs 1950’de gerçekleştirilen ikinci seçimlerde emperyalizmin, tarikatların, cemaatlerin, ağalık, şeyhlik gibi ortaçağ kalıntılarının desteğini arkasına alarak iktidara gelmesiydi. Cumhuriyet Devrimi’nin yıkılışı ve ABD derin devletinin ülkemizin beynine yerleşmesi Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinden sonra yaşanan kritik süreçlerle gerçekleşti. Bayar-Menderes Hükümeti’nin ilk icraatı ABD-Sovyetler Birliği kamplaşmasının yaşandığı Kore Savaşı’na ABD’nin yanında asker göndermek oldu. Hükümet bunu NATO’ya kabul edilmenin bir fırsatı olarak gördü. Nitekim 17 Ekim 1951’de bir mükâfat olarak Türkiye, Londra’da imzalanan protokolle NATO’ya katılmış oldu. Bu tarih itibari ile ABD ülkemizde kontrgerilla örgütlenmesini de başlattı.ABD’nin Türkiye’deki Derin Devleti’nin İlk Faaliyetleri6 Eylül 1955 tarihli Ekspres gazetesi normalde 20 bin tirajı olmasına rağmen o gün 290 bin bastı. Politik bir gazete olmayan Ekspres gazetesi o gün “Atamızın evi bomba ile hasara uğradı” başlığı ile satışa çıktı. Bu asılsız haber aşırı milliyetçi grupları Rumlara karşı kışkırtmak için yapılmıştı. 7 Eylül sabahına kadar sürecek olan olaylar, Ermeni ve Rum kökenli vatandaşlarımızın ev ve iş yerlerinin talan edilmesini, 10’un üzerinde ölü ve yüzlerce yaralıyı arkasında bırakan bir bilanço ortaya çıkardı. Bu olaylar emperyalizmin ülkemizdeki kontrgerilla faaliyetlerinin ilk adımı olarak tarihe “6-7 Eylül Olayları” adıyla geçti. Gençliğin Katili: ABD EmperyalizmiKarşıtlık yaratma politikalarının yanı sıra gençlik üzerinde de yıldırma politikaları başlamıştı. Bununla birlikte Demokrat Parti iktidarının gerici ve baskıcı yönetimi ve anayasal haklara müdahaleleri ile başlayan Beyazıt Meydanı’ndaki öğrenci eylemleri sırasında polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybeden Turan Emeksiz, devrimci öğrenci hareketlerinin ABD kontrgerillasına verdiği ilk can oldu. Bu süreç 555K gibi tarihe geçen gençlik buluşmalarını ve ardından gelen 27 Mayıs 1960 İhtilali’ni getirdi.1960 İhtilali’ne ayrı bir parantez açıyoruz. ABD’nin daha sonra 1971 ve 1980’de gerçekleştireceği askeri muhtıra ve darbelerden farklı olarak 27 Mayıs 1960 İhtilali, Atatürk Devrimi rotasında yapılmış ilerici bir hareket olarak tarihimizde duruyor. 27 Mayıs Devrimi, cumhuriyet kazanımları ve Türk Ordusu’nun dönüştürülüp emperyalizm rotasına sokulmasının önüne set çekti. Gerçek halk demokrasisinin ve 68 gençlik hareketini oluşturan koşulların sağlayıcısı oldu. Ancak ABD, ülkemizde kontrgerilla faaliyetlerine devam etti. Özellikle dönemin ilerici gençlik hareketleri hedef alındı. 68 Gençlik Hareketleri içerisinde, 6. Filo protestoları sırasında yurt camından aşağıya atılarak katledilen Vedat Demircioğlu, yine 68 önderlerinden faili meçhul bir kurşunla öldürülen ODTÜ öğrencisi Taylan Özgür o dönemde kontrgerillanın aldığı canlar oldu. Ardından 12 Mart 1971 Muhtırası’yla tekrar Amerikancı iktidarlar dönemi açılmış oldu. Yükselen gençlik hareketlerinin önüne set çekildi. 68 döneminin gençlik önderleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan idam edildi ve birçok ilerici genç hapislere atıldı. 12 Eylül’e Giden Süreç ve Cumhuriyet Devrimleri’nin Tasfiyesi70’lerden 12 Eylül 1980 darbesine giden süreçte sağ-sol çatışmaları derinleştirildi. Kontrgerilla eliyle tarihe ‘Kanlı 1 Mayıs’ olarak geçen 1 Mayıs 1977 Taksim katliamı gerçekleştirildi. Doğan Öz, Abdi İpekçi, Kemal Türkler gibi vatan ve emek mücadelesinden önemli isimler faili meçhul cinayetlerle kurban edildi. Nihayetinde CIA’nın Türkiye şefi Paul Henze’nin “Bizim çocuklar başardı.” diye özetlediği 12 Eylül 1980 darbesi yapıldı. Ülkeye Neo-liberal politikaların sokulmasının belgesi olan, özelleştirmeci, gümrükleri kaldıran ekonomik adımların atıldığı 24 Ocak kararlarının tamamlayıcısı oldu. Arkasında Erdal Eren gibi reşit olmadan asılan gençler, işkence sandalyelerinde ölen yurttaşlar bıraktı. 80’den günümüze kadar uzanan süreçte kimlik siyasetlerinin derinleştirildiği, PKK gibi taşeron terör örgütlerinin yaratıldığı ve birliğimize yönelik sahaya sürüldüğü bir dönem yaşadık. ABD’nin kara gücü olarak açıkladığı teröre binlerce Mehmetçiğimizi ve yurttaşımızı şehit verdik. Özellikle cemaatler üzerinden yürütülen gerici siyasetlerin etkisiyle eğitimde, toplumda ve devlet kurumlarında laiklikten uzaklaşılan ve cumhuriyet kazanımlarının tasfiye edildiği bir dönem yaşadık. Bunlarla beraber Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu gibi birçok aydınımız faili meçhul cinayetlerle katledildi. 4 Temmuz 2003 günü Süleymaniye’de 11 askerimizin başına çuval geçirilerek Türk Ordusu itibarsızlaştırılmaya çalışıldı. Yine cemaat yargısı eliyle Türk Ordusuna tarihindeki en büyük tasfiye operasyonları gerçekleştirildi. Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk gibi uydurma delillerle vatansever subaylara ve aydınlarımıza yönelik operasyonlarla yüzlerce kişi hapislere atıldı. Birçok subay ve aydınımız bu süreçlerde hayatını kaybetti. Bugün geldiğimiz noktada bölgede ABD’nin öncülüğündeki emperyalist cephenin yarattığı ve bölgemizdeki devletlerin bütünlüğünü yok etmeye yönelik olarak kan döken terör örgütleri aracılığıyla ülkemizde bombalar patlatılıyor.Emperyalizm ve onun Türkiye’deki kontrgerilla faaliyetleri bugüne kadar biz vatansever devrimci gençlere ve en geniş anlamda Türk Milleti’ne birlikten, bağımsızlıktan ve aydınlanmadan yana mücadelesinde hiç geri adım attıramamıştır. Yazı dizimizin ilk yazısında “Neden dünyanın en büyük teröristi diyoruz?” başlığını atmıştık. Ülkemizin ve diğer mazlum milletlerin en büyük belalısı olan ABD’ye en iyi bu tanım yakışıyor. Dünyanın en büyük teröristi ABD’nin Başkanı Obama 15 Kasım’da G-20 zirvesi için Antalya’ya geliyor. Tekrar ve ısrarla söylüyoruz; Geleceği varsa göreceği de var!ASYA BANU PEHLİVAN – TGB ANKARA İL SAYMANI – A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesitgb.gen.tr