
Son günlerde Filistin halkına yapılan zulümle yatıp kalkıyoruz. Emperyalist cephenin kurmaylarından İsrail, hiç bitmeyecek sandığı zulmüyle ‘mazlum’ Filistin halkına kan kusturuyor.
Türk milleti olarak zulme karşı olma konusunda çok hassasız. Tarihimizde emperyalizme karşı verdiğimiz bir savaş ve yaptığımız bir devrim var. Ancak milletimiz bugünlerde yaşanan katliamlardan büyük vicdan rahatsızlığı duysa da bunu durduracak iradeyi nasıl yaratacağını bilemez halde. Hele ki önüne koyulan sandıkların da Filistin’i vuran cephe tarafından koyulduğunu kavradıkça, düşünceleri ve umutları daha da çıkmaza giriyor.
Peki bunu nasıl aşacağız, görevimiz nedir?
Öncelikle mazlumu incelemekle başlayalım.
Mazlum kimdir?
Sözlük diyor ki;
Zulüm görmüş, haksızlığa uğramış, ‘sessiz ve uysal’ kişi.
İlk iki tanımın devamında üçüncüsü gelmek zorunda mıdır?
Yani mazlum, zulüm görüp, haksızlığa uğradıktan sonra sessiz ve uysal kişi mi olur?
Dünden bugüne, ‘mazlum’lara bakalım.
Üretim fazlasının oluştuğu günden bugüne yani sınıfların ortaya çıkmasından bu yana, hep bir zulmeden sınıf ve hep bir mazlum sınıf olmuştur. Tarihsel dizecek olursak:
Köleci toplumda; Sahip-Köle, Feodalizmde; Derebeyi-Serf(köylü), Kapitalizmde; Patron-İşçi gibi bir sıralama yapabiliriz.
Kapitalist sistemle birlikte zulmün boyutu insanın insana zulmetmesinden öteye gitti. Kapitalizmin en yüksek aşaması olan, ‘Emperyalizm’ dediğimiz sömürge sisteminde güçlü uluslar, güçsüz ulusları ezmeye, onlara zulmetmeye başladı ve bu zulüm günümüzde de tüm pisliğiyle devam etmekte.
Dünden bugüne ‘mazlum’ların yaptıklarına bakalım.
Tarihte mazlumlar hep zulüm gördüler, evet, ancak ses çıkarıp başkaldırdıklarında zulmedenleri hep yendiler. Sistemin sözlük yazarları mazluma ‘sessiz ve uysal’ deseler de tarihte mazlum kişiler birlik oldular mı, gayet gür sesli başkaldırılarla zulmedenlerin hakkından gelmişlerdir. Zulmetmekten bıkmayanlar, hiç bitmeyecek sananlar ‘sessiz ve uysal’ duruma getirdiklerini sandıkları halklar tafından atılan o yıkıcı tokatın tadına hep bakmışlardır. İnsanlık zulme karşı birlik olmayı başararak bugüne gelmiştir.
“Hiçbir dönemde ölmek mazlumun kaderi olmadı!” Aksine mazlumların kaderini yazıyoruz sanan efendilerin yenilmek olan kaderini mazlumlar kesti. Bugün de öyle olacaktır.
Emperyalizmin zulmünü birçok mazlum halk gibi kanla yaşayan Filistin Halkı’nın kurtulması, kendi kaderini yazması, ne kadar Filistinlilerin iradesine bağlıysa bir o kadar da diğer mazlum milletlerin aynı zamanda bu milletlerden olan Türk Milleti’nin ve onun öncü kolları olan bizlerin iradesine bağlıdır. Mazlumları vuran jetlere yakıt sağlayan, hem kendi halkına zulmeden hem de fiili olarak mazlum halkların zulmedilmesinde payı olan emperyalizmin yerli işbirlikçilerinin iktidarını yıkıp Türk Milleti’nin iktidarını kurma görevi önümüzdedir.
Halkımız vicdani rahatsızlıklarının klavyelere davranmakla ya da tek tek düzene kafa tutmakla bitmeyeceğini zulüm göre göre anlamıştır.
‘Zulmü yenecek irade’ bizim irademizdir. Ve irademizi büyütmek, bir önceki günden daha fazla olmak, mazlumlar dünyasına boynumuzun borcudur.
Zulüm, dün sıkı disipline sahip bir örgütlülükle yenildi, bugün de öyle yenilecektir.
Görevimizi tarihten biliyoruz, devrim saflarını sıklaştıralım.
Deniz Tokgöz
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi
tgb.gen.tr