DSÖ Türkiye Temsilcisi: Sadece Çin ve DSÖ değil tüm ülkeler değerlendirilecek

Salgının durumunu değerlendiren DSÖ Türkiye Temsilcisi, Dr. Irshad Ali Shaikh, ikinci dalgaya hazırlıklı olma uyarısında bulundu.

DSÖ Türkiye Temsilcisi: Sadece Çin ve DSÖ değil tüm ülkeler değerlendirilecek

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Temsilcisi Dr. Irshad Ali Shaikh Aydınlık Gazetesi'nin sorularını yanıtladı. Dr. Shaikh Kovid-19 salgınının gidişatını ve ikinci dalga ihtimalini değerlendirdi, uyarılarda bulundu.

73. Dünya Sağlık Asamblesi’nde çıkan sonuç bildirgesini de yorumlayan Dr. Shaikh, alınan kararın tüm uluslararası toplumun salgın karşısındaki sorumluluğunun değerlendirilebilmesi ve sonraki dönemlerde dersler çıkarılıp daha hazırlıklı olunabilmesi için yapılan bir çağrı olduğunu belirtti. Başta aşı olmak üzere sağlık imkanlarından herkesin eşit ve adil bir şekilde yararlanması gerektiğini vurgulayan DSÖ Sözcüsü, her bir insanı aşılayana kadar kimsenin güvende olmayacağını ifade etti.

Dünyada pandeminin gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz? İkinci bir dalga bekliyor musunuz? 
Kovid-19 salgını küresel bir şoktu, tüm uluslararası toplumu etkiledi. Dünyanın bir ucundan gelip diğer ucuna kadar yayıldı. Çok çok zorlu bir mücadele ve kuzeyden güneye, doğudan batıya kadar gelişmiş-gelişmekte olan bütün ülkelerin kapasitesini zorladı, meydan okudu. Ama diğer yandan dünyaya böyle bir kriz karşısında bir araya gelme fırsatı sundu.

İKİNCİ DALGAYA HAZIRLIKLI OLMALIYIZ
İkinci dalga bekliyoruz ama dikkatli olmak zorundayız. İkinci dalga 2 şekilde olabilir:

Birincisi, ilk dalga sırasında diyabet, hepatit, akıl sağlığı ile ilgili şikayeti olduğu halde Kovid-19 sebebiyle hastaneye gitmekten korkan insanlar vardı. Dolayısıyla tedavi ihtiyacı karşılanmamış ve ertelenmiş çok fazla insan var. Salgın azalsa bile önümüzdeki dönemde trajik ölümlerle karşı karşıya kalabiliriz. Dolayısıyla buna hazırlıklı olmalıyız.

İkinci olarak, sonbaharda 19-30 Eylül tarihlerinde ikinci bir dalga ile karşı karşıya kalabiliriz, ancak en kötüsü şu ki ikinci dalga Kovid-19 ile aynı semptomlara sahip olan grip mevsimi ile birlikte gelecektir. Dolayısıyla çok güçlü bir gözetim sistemine ihtiyacımız var. Ayrıca toplumu sadece Kovid-19 belirtileri ile ilgili değil, grip vb. türlerin belirtileri ile ilgili de mutlaka eğitmeliyiz.

KOLEKTİF YANIT GELİŞTİREBİLMEK İÇİN…
73. Dünya Sağlık Asamblesi’nin sonuç bildirgesi üzerinden medyada yayılan söylentiler var. DSÖ ve Çin’in salgından sorumlu tutulduğu, DSÖ’nün aldığı kararların soruşturulacağı yazıldı. Bu konuya bir açıklık getirebilir misiniz?
Bence bu uluslararası topluma bir araya gelme ve sadece Çin’in değil tüm uluslararası toplumun sorumluluğunu, virüse verdiği yanıtı, tepkiyi, işbirliğini, mücadeleleri değerlendirmeye tabii tutmak için yapılan bir çağrı. Çünkü hepimiz farkına vardık ki en gelişmiş ve modern sağlık sistemine sahip olsak bile örneğin ABD, İtalya gibi, sağlık sistemlerimiz zora girebilir ve küresel salgın ile ağır bir şekilde karşılaşabiliriz. Dolayısıyla Çin’de başlayan virüs bugün dünyaya yayıldı.

Toplantıda yapılan çağrı, tabii ki Dünya Sağlık Örgütü’nü de içeren tüm uluslararası toplumun sorumluluğunu ve salgına yanıtını değerlendirmek üzere bir çağrıydı. DSÖ Kovid-19 salgınına karşı kolektif bir şekilde yanıt geliştirebilmek ve bir sonraki salgına hazırlıklı olmak için bu çağrıyı destekledi.
 
DÜNYADAKİ HER İNSANA ULAŞMALI
Uluslararası medyada yer alan bir diğer tartışma da Kovid-19 aşısı üzerine. Bazı ülkelerin aşıyı tek eline alıp özelleştireceğine ve herkesin aşıya erişebilirliğinin sağlanamayacağına dair endişeler var. Ne dersiniz? 
Bu salgının bize öğrettiği önemli bir ders var: Eğer bir kişi bile güvende değilse, kimse güvende değildir. Eğer bir ülke aşıyı bulursa ve sadece kendi sınırları içinde kullanırsa bu sadece bir zaman kaybı olur, salgını önlemez. Eğer, salgını tamamen önlemek istiyorsak uluslararası toplum adil, eşit ve kapsamlı düşünmeli, hareket etmelidir. Gelişmiş-az gelişmiş, kuzey-güney, doğu-batı, dağ-deniz-kara hiç fark etmez nerede insanlar yaşıyorsa aşıya eşit, adil ve güvenli bir şekilde ulaşabilmesini sağlamalıyız. Her bir insanı aşılayana kadar hiç kimse güvende olmayacak.

TÜRKİYE KRİZİ ATLATTI
Türkiye’nin salgınla mücadelesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk yetkililerin bu konudaki açıklamaları çok net. Sağlık Bakanı, “Krizi şimdilik atlattık, bugün iyi durumdayız. Ancak kontrollü olmaya devam edeceğiz böylelikle ikinci dalgayı önleyebiliriz ya da iyi bir şekilde yönetebiliriz” dedi. Türkiye kesinlikle süreci iyi yürüttü ve krizi atlattı. Türkiye’nin salgınla mücadelesine bakıp dersler çıkarmak lazım.

KOVİD-19 DERSİ
Son olarak eklemek istediğiniz bir nokta, vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Herkes güvende olana kadar kimse güvende değildir. Bu, çıkaracağımız en önemli ders. Tüm dünyanın alması gereken bir ders. Bu dersi çıkarırsak bir dahaki sefere daha az anlaşmazlık, daha az çekişme, daha az yabancı düşmanlığı olur ve süreci daha iyi kontrol ederiz. Böylece Kovid-19 tarzı virüslerin yayılmasının önüne geçeriz.

'BAĞIMSIZ SORUŞTURMA' TARTIŞMASI
Hafta içi 194 ülkenin katılımı ile yapılan 73. Dünya Sağlık Asamblesi’nin sonuç bildirgesi tartışma konusu oldu. Toplantı sonunda açıklanan bildirgede koronavirüs salgınının yayılması, ülkelerin ve uluslararası kurumların verdiği yanıt, mücadele yöntemleri, işbirliği gibi konuların değerlendirilmesi için bağımsız bir inceleme başlatılması kararı alındı. Bu inceleme kararı Dünya Sağlık Örgütü’nün süreç yönetiminin değerlendirilmesini de içeriyor. Ancak ABD medyası sonuç bildirgesini sanki Çin’e ve DSÖ’ne karşı bir soruşturma kararı alınmış gibi lanse etti. Halbuki karar Çin ve DSÖ’nün de imzası ve hatta tam desteği ile alındı.

Sonuç bildirgesinde ABD Başkanı Trump’ın iddialarının ve suçlamalarının aksine hiçbir ülke ve kurum sorumlu tutulmadı. Salgının önlenmesi ve en çok da salgın sonrasına uluslararası toplumun dersler çıkarıp veri toplayabilmesi için bu inceleme kararının alındığı açıklandı. ABD ilk başta bildirgede Çin’i sorumlu tutan bir ifade geçmediği için karşı çıksa da sonra itiraz edemedi. Ancak yine de ABD yönetimi karardan memnun olmadığını belirtti. Toplantıda Avrupa ülkeleri liderleri, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler temsilcileri ABD’nin saldırgan tavrını eleştirirken, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu mücadeledeki önemini vurguladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da ayrıştırıcı tavırların zamanı olmadığını belirterek salgına karşı ortak hareket etme vurgusu yaptı.

ÇİN VE DSÖ KARARI DESTEKLEDİ
Çin Ankara Büyükelçiliği karar ile ilgili yapılan yanlış haberler üzerine şu açıklamayı yayımladı: “Karar, DSÖ’nün önde gelen rolünü kesin bir şekilde teyit etmekte, desteklemekte, üye ülkeleri ayrımcılık ve lekelemeyi önlemeye, yanlış bilgilendirme ve dezenformasyonla mücadele etmeye, teşhis, tedavi, ilaç ve aşılar ve virüsün zoonotik kaynağı ile ilgili araştırmalarda işbirliğini güçlendirmeye ve DSÖ’nün çalışmalarını uygun zamanda değerlendirmeye çağırmaktadır. Bütün bunlar Çin’in tutumu ile uyumludur ve uluslararası toplumun ezici çoğunluğunun ortak isteklerini karşılamaktadır. Bunun ışığında Çin, 140’tan fazla ülke ile birlikte, taslak kararın eş sponsoru oldu ve fikir birliğine katıldı.”

Kaynak Haber: Elif İlhamoğlu (Aydınlık Gazetesi)

Tarih:
Diğer Haberler