ABD Nereden Tutsa Elinden Kalıyor

Macaristan seçimleri örnek alınmalıdır. Çünkü Türkiye de Amerika’nın rollerini kabul etmeyecek ve bütün sorunlarını çözecek seçeneği yaratacaktır.

ABD Nereden Tutsa Elinden Kalıyor
Samet Kunt
Samet Kunt
GENEL SEKRETER YARDıMCıSı

Zaman ABD’nin aleyhine işliyor. ABD buz dağına çarpan Titanic gemisi misali su alıyor, artık geminin batacağından herkes hemfikir. Asıl merak konusu geminin kaç saatte batacağı. Titanic 2 saat 40 dakikada batmıştı, ABD gemisinin ise kaç yılda batacağı merak konusu.

ABD aynı Titanic’in üst sınıflarının yaptığı gibi geminin kazan dairesinde çalışanları feda ederek bu batıştan kurtulamaz. Şüphesiz ABD emperyalizmi, işbirlikçileri ve müttefikleri ile aynı kaderi paylaşacaktır.

Batıştan kastımız ABD’nin işbirlikçileriyle birlikte yok olması değil. ABD emperyalizminin yarattığı hegemonyanın, bütün kurumları ve işbirlikçileriyle birlikte batması. Tek kutuplu bir dünya yerine çok merkezli bir dünyanın kurulması.

4 Ülke 4 Hezimet

ABD gerileyen hegemonyasını Atlantik efsanesini geri döndürme umuduyla durdurmaya çalışıyor. Biden, Trump’tan farklı olarak tek kutuplu dünyanın geride kaldığını kabul etmeyerek iktidara geldi. Biden, dünyanın her yerinde milli devletlere karşı harekete geçerek, eskiden olduğu gibi silahla, parayla ya da yalan propagandalarla ABD’nin hakimiyetini tesis edecekti.

Ancak Biden’ın politikası ölü doğdu. ABD gerileyen hegemonyasını, saldırgan politikalarla durdurmaya çalıştıkça daha da güç kaybediyor ve gerileme sürecini hızlandırıyor. Kısacası ABD çırpındıkça batıyor.

Sadece son 10 günde ABD iki ülkede darbe üstüne darbe yedi. Sırbistan ve Macaristan’da ABD ve NATO karşıtı güçler seçim kazandı. Çok değil 1 yıl geriye gittiğimizde ise Kazakistan’daki Amerikancı darbenin bastırılmasını, ABD’nin Afganistan’dan kaçmasını ve Ukrayna’daki hezimetlerini de bu örneklere ekleyebiliriz.

Macaristan Seçimleri

3 Nisan Pazar günü Macaristan’da seçim oldu. Seçim muhalefetin Başbakan adayı Marki-Zay’in de ifade ettiği gibi, Atlantik-Avrasya çelişmesi temelinde gerçekleşti.(Marki-Zay seçimler için “Durum çok açık. Ya Orban ve Putin, ya da Batı ve Avrupa.” diye bir tivit atmıştı)

Macaristan eski bir Doğu Avrupa ülkesi olarak, yıllarca Rusya ile birlikte hareket etti. Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte, bütün eski Varşova Paktı üyeleri gibi sırasıyla Atlantik İttifakı’na dahil oldu. Macaristan, Rusya’yı çevreleme stratejisi kapsamında NATO’ya ve AB’ye alındı. Hatta Başbakan Orban dahi 2010’lu yıllara kadar, liberal-NATO’cu siyasetler izledi. Bugün ise durum bambaşka, Macaristan Avrupa’nın doğusunda Sırbistan ile birlikte, NATO-ABD’den bağımsız hareket ediyor. Orban, ABD/NATO’ya göre en büyük suçu işlemişti, o suç ABD’den bağımsız hareket etmekti.

Orban’ın "Suçları"

- Viktor Orban AB’nin Rusya’ya karşı uyguladığı düşmanca politikalara alet olmadı. Ukrayna’ya ülkesi üzerinden silah götürülmesine izin vermedi. Muhalefetin savaş kışkırtıcılığına karşı, Macaristan’ın barış içinde yaşamasını, özgürlüğünü, bağımsızlığını savundu. “Macaristan'ın bağımsızlığını ve özgürlüğünü savunduğumuz, barış ve güvenliğini sağlayacağımız için bu zaferi kazandık’’Orban bu açıklamayı seçimden sonra yapmıştı.

- Rusya ve Çin ile iyi ilişkiler geliştirdi. Özellikle enerji ihtiyacı Macaristan’ın Rusya’ya yakınlaşmasının en temel sebeplerinden biri oldu. Macaristan Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye oldu. Orban, Macaristan’ın Türkiye, Orta Asya ülkeleri, Rusya ve Çin ile ekonomik-siyasi ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini ifade etti.2021’de Türkiye ile ‘’stratejik ortaklık’’ kapsamında anlaşmalar yaptı. PKK ile mücadelesinde Türkiye’ye destek verdi.2019 yılında Çin’in Kuşak Yok projesine dahil oldu.

- Küreselleşmenin milli devlet düşmanlığına karşı, milli devleti savundu. Macaristan devlet radyosu Kossuth’taki haftalık konuşmasında Orban, Avrupa’da bazı güçlerin ulus devletler yerine Avrupa ülkelerini içinde barındıran bir imparatorluk kurmak istediğini ve Macaristan’ın bunu kabul etmediğini söyledi. Milli kültürü öne çıkardı, Macaristan’ın Hun köklerinden dolayı gurur duyduklarını ifade etti.

- Atlantik’in aileyi hedef alan, insanı kendi cinsiyetine yabancılaştıran ve bunu bir ideoloji olarak dayatan LGBTİ dayatmasına izin vermedi. Çocuk koruma yasasını çıkartarak, LGBTİ’nin çocuklara ulaşmasını engelleyecek tedbirler aldı. AB bu uygulamalarından dolayı Macaristan için yasal işlem başlattı.

- Soros destekli NGO kuruluşlarını engelledi. Her fırsatta Amerikancı darbelerin finansörü olan Soros vakıflarını hedef aldı ve onlarla mücadele etti.

Macaristan ve Biden Tayfası

ABD/AB ise Orban’a karşı harekete geçti. Bir taraftan medya gücüyle aleyhinde birçok propaganda yaptı, siyasi baskı oluşturdu, çeşitli muhalif kuruluşlara her türlü maddi-manevi desteği verdi. Atlantik yayın organlarında Orban, Şi Jinping, Putin, Erdoğan, Lukaşenko ve Maduro ile birlikte hedef gösterildi.

Türkiye’deki 6’lı ittifaka benzer bir şekilde 6 partiden oluşan Macaristan için Birlik ittifakı oluşturuldu. ABD/AB bu ittifaka her türlü desteği verdi. Amerikancı ittifakın tek ortak noktası Amerikancı ve Orban karşıtı olmalarıydı. Programları ise bağımsız bir Macaristan’a karşıydı. Muhalefetin adayı Marki-Zay seçilmesi halinde aşağıdaki vaatleri yerine getirmeyi taahhüt ediyordu.

1-) Ülkenin para birimi Macar Forinti, en acil şekilde Euro ile değiştirilecek.
2-) Avrupa Cumhuriyet Savcıları Ofisi’ne katılınacak.
3-) Rus finans ve teknolojisine sahip Tuna Nehri üzerindeki Paks’ta Fidesz onaylı nükleer enerji genişlemesi iptal edilecek.

Marki-Zay Orban’ın yaptığı milli kültürü esas alan anayasayı değiştireceğini ve LGBTİ evliliklerine yasal izin verileceğini de söylüyordu. Görüldüğü gibi Macaristan’ın Amerikancıları ile Türkiye’deki Amerikancılar arasında pek bir fark yok.

Milli para düşmanlığı, yargıyı Avrupa’ya bağlamak, Rusya karşıtlığı, güçlü bir savunma sanayi inşa edilmesinden duyulan rahatsızlık, aile düşmanlığı ve LGBTİ sevdası. Muhalefet aynı Türkiye’de olduğu gibi Amerika’nın hayalindeki bir ülkeyi yaratmayı halkına vaat ediyordu.

Ancak işler Amerika’nın istediği gibi olmadı. Muhalefet her türlü desteğe rağmen büyük bir hezimete uğradı ve bir önceki seçimlerde toplamda %60’a yakın oy alan bu partiler, toplamda oylarını %40’lara kadar düşürdüler.

Bağımsız Macaristan Özlemi

Seçimler muhalefet ve batı için tam bir hayal kırıklığı oluşturdu. Muhalefet, seçim yenilgisini ise Orban’ın popülist politikalarına, devlet desteğine ve güçlü bir medyaya bağladılar. Aslında bunlar bahaneden ibaretti, Macaristan’ın iç dinamikleri Amerikan programını kabul etmedi, bağımsız bir Macaristan’ı tercih etti.

Muhalefetin Orban karşıtlığı dışında pek bir ortak noktası yoktu. Halkı kazanacak bir programdan yoksundular. Sürekli olarak birbiriyle çelişen bir görüntü verdiler. Macaristan’ın bağımsız yaşama, enerji güvenliği, güçlü gümrük duvarları, üretim ekonomisi, milli kültür gibi ihtiyaçlarının tam karşısında yer aldılar.

Her toplum kendi önündeki sorununu çözer. Macaristan değişen dünya dengelerinde bir tercih yapma eşiğine geldi. Ya ABD/AB’nin kontrolünde bağımsızlığını, milli parasını, milli kültürünü yitiren ve yoksullaşan bir ülke olacaktı ya da tam tersi. Macaristan bağımsız özgür ve müreffeh olmayı tercih etti.

Amerikancı muhalefetin vaat ettiği program halka hitap etmediği gibi, artık ABD’nin eskisi gibi ülkelerde iktidar tayin etme gücü de yoktu. Yazının başında Amerika’nın art arda aldığı yenilgileri bu sebeple saydık.

Macaristan ve Türkiye

Macaristan seçimlerinin Türkiye ile benzerlikleri aşikar. Yukarıda yazdıklarımızın başlığını Türkiye’de seçimler diye yazsak herhalde kimse Macaristan’ı tarif ettiğimizi anlamazdı. Çünkü Türkiye de Macaristan gibi aynı sorunlar ile boğuşuyor.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’de iktidarı, Amerika’nın tehdidine karşı tavır ve üretim ekonomisini inşa etmekteki kararlılık belirleyecek. Biden tayfasının, Türkiye’nin bağımsız, müreffeh, çağdaş bir gelecek inşa etme özlemlerinden uzak olduğu aşikar. Çünkü Biden’dan destek alanlar bağımsız bir Türkiye kuramazlar.

Bununla birlikte hükümetimizin Türkiye’nin karşılaştığı sorunlara ilişkin, ikircikli, gitgelli politikalar üretmesi Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermiyor. Bu açıdan Macaristan örneği büyük dersler içeriyor. Viktor Orban, Rusya ve Ukrayna arasında bir denge politikası izlemedi çıkarları gereği Rusya’dan yana tavır aldı, enerji güvenliğini sağlama aldı, Soros-AB-ABD’yi işaret ederek tehdidi doğru saptadı.

“Bu zaferi, Brüksel diplomatlarıyla, Soros imparatorluğunun bütün para ve enstitüleriyle, uluslararası medyayla ve Ukrayna devlet başkanıyla savaşarak kazandık.” Bu açıklamayı seçimden sonra, Viktor Orban yaptı. Aslında bu açıklama Macaristan’da kazanılan zaferin sırrını veriyor.

Türkiye’nin HDP’yi kapatması, Amerika’dan fonlanan kurumların etki alanını kısıtlaması, enerji güvenliğini Rusya-İran ile birlikte güvence altına alması, Rusya ile işbirliği halinde ABD’nin Karadeniz’e yerleşmesini engellemesi, Türk lirasını dolara karşı koruması, KKTC’yi Asya ülkeleri ile işbirliği halinde dünyaya tanıtması, Suriye ile birlikte PKK/YPG’yi tamamen temizlemesi ve üretim ekonomisinde ısrar etmesi geleceğimizi sağlama alacak etkili uygulamalar olacaktır.

Görüldüğü gibi bu cesur adımları, gelgitlerle, kararsızlıklarla atamayız. Bu açıdan Macaristan seçimleri örnek alınmalıdır. Çünkü Türkiye elbette ki Amerika’nın biçtiği rolleri kabul etmeyecek ve Türkiye’nin bütün sorunlarını çözecek bir seçenek yaratacaktır.

Tarih:
Diğer Haberler