Baharı Getiren Bayram: Nevruz

Baharın ve üretimin müjdecisi, toprağın hayat bulduğu Nevruz, üreten Türkiye'nin ve Asya milletlerinin bayramıdır.

Baharı Getiren Bayram: Nevruz
Necdet Fatih Onur
Necdet Fatih Onur

Baharın gelişiyle canlanan doğa, yeniden doğan bir hayat ve bu yeni hayatın başlangıcı Nevruz. Doğa Türkler için çok önemlidir. Geçim kaynakları hayvancılık olan Türkler göçebe olarak yaşamlarını sürdürürlerdi. Asya bozkırlarında bahar Türkler için yeni bir hayattı. Ve Türkler baharın gelişini bayram olarak kabul ettiler. Asırlardır Türkler tarafından kutlanan bir bayramdır Nevruz. İslamiyet öncesinde Türkler bu bayrama “Yeni Gün”, “Bahar Bayramı”, ”Ergenekon Bayramı” gibi isimler verdiler. Türkler, İslamiyet ile tanıştıktan sonra Fars kültüründen etkilenmeye başladı. Ve Farsça bir kelime olan “Nevruz” kelimesini baharın gelişiyle kutladıkları bayramın adı haline getirdiler.

NEVRUZ’UN ÖNEMİ

Nevruz, hayvancılık ve tarıma dayalı toplumlarda üreme ve üretme işlevlidir. Takvim bilgisine dayalı kutlama tarihi vardır. Nevruz, doğayla barışık olma ve onlardan yararlanma dileğine dayanır. Yaratılış ve türeyişe, yeniden doğuş ve doğanın canlandırma inancına ait inanma ve pratikleri vardır. Nevruz ateşinden atlama, günahlardan arınmadır. Ateş kutsanır, doğanın uyanması ateşle kutlanır. Ateş; evreni canlandıran güneşin dünyadaki uzantısıdır. Nevruz ateşi, ritüelin başlamasında önemlidir. Ateş kültü pek çok uygarlıkta aydınlık, kötülükten arınma, temizleyicilik ve bereket-bolluk sembolüdür. Aynı zamanda yakılan büyük ateş, toprağın ısınıp uyanması simgesidir. Bahar bayramıdır.

Dünyanın birçok yerinde baharın gelişi büyük bir coşkuyla kutlanır. Adriyatik Denizi’nden Çin Seddi’ne kadar uzanan coğrafyada Nevruz’a büyük bir önem verilmektedir. Türk Dünyası doğaya verdiği değeri baharın her gelişinde göstermiş ve milli bayram haline getirmiştir. Türkler bu geleneği Asya bozkırlarından alıp dünyanın farklı yerlerine, farklı coğrafyalara taşımıştır. Ve bu bayram hala dünyanın çeşitli yerlerinde kutlanmaktadır. Doğanın yeniden hayat bulması, doğayı ev olarak kabul eden toplumların bayramı olmuştur. Nevruz doğa ile insan uyumunun bayramıdır. Türkler göçebe olarak yaşam süren bir milletti. Asırlar boyunca doğayla her zaman iç içe olan Türkler doğaya gereken değeri her zaman vermişlerdir. Çoğunlukla hayvancılıkla uğraştıklarından hayvanlarını otlatmak için doğayla iç içe olmak zorundaydılar. Ve Türklerin doğayla iç içe yaşamaları doğadaki değişimlerden etkilenmelerine neden olmuştur. Bu nedenle baharın gelişi Türkler için yeni bir yıl anlamı taşıyordu.

Nevruz günümüz dünyasında çeşitli yörelerde çeşitli halklar tarafından kutlanmaya devam etmektedir. Afganistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna-Hersek,  Irak, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Kosova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Makedonya, Özbekistan, Pakistan gibi ülkelerde kutlanmaya devam eden Nevruz Türkiye’de coşkuyla kutlanmaktadır.

ANADOLU'DA NEVRUZ

Nevruz kutlama geleneğinin var olduğu coğrafyalardan birisi de Anadolu’dur. Yüzyıllar boyu Anadolu’nun muhtelif yörelerinde birbirinden kısmen farklı tarzlarda ama daha ziyade müştereklik gösteren pratiklerle kutlanmıştır. Asırlar boyu uygulanan geleneğin XX. yüzyılın ilk çeyreğinde de bütün canlılığıyla yaşatıldığını bilmekteyiz. Sözgelişi; devrin gazetelerinden 21 Mart 1919’da Konya’da Ergenekon Bayramı’nın kutlandığı öğrenmekteyiz. Mustafa Kemal Atatürk, 21 Mart 1922’de Keçiören’de Ergenekon Bayramı ismiyle düzenlenen bir törene katılmıştır.

Nevruz’un bir şenlik, bir bayram havası içinde kutlanmasıyla ilgili olarak Anadolu’da yaşamakta olan geleneğin şekli hakkında pek fazla bilgimiz yoktur. Anadolu’da, Nevruz Geleneği, yöresel, geleneksel ve dinî motiflerle şekillenerek çeşitli adlar altında kutlanmaktadır. Bu çeşitlenmede zamanın yönetimlerinin yersiz ve gereksiz müdahalelerinin ve ihmallerinin payı az değildir. Şu var ki, Nevruz, “Mart Dokuzu”, “Sultan Nevruz”, “Sultan Navrız”, “Nevruz Sultan”, “Yürük Bayramı”, “Mesir Bayramı”, “Mart Bozumu”, “Yumurta Bayramı” adlarıyla yapılan bayram ve kutlamalar, Nevruz geleneğinin varyantlarından başka şey değildir. Eskisi kadar yaygın olmamakla birlikte Nevruz inancı hâlâ yaşamaktadır.

Dünyanın farklı yerlerinde yapılan Nevruz kutlamalarında zamanla çeşitli gelenekler oluşmuştur. Ve bu gelenekler günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Farklı ülkelerde Nevruz kutlanırken geleneklerde değişiklikler gözlenebiliyor. Coğrafyaya bağlı olarak değişiklik gösteren Nevruz kutlamaları her yıl 21 Mart’ta kültürlerin ahengini gözler önüne seriyor. Doğanın canlanıp bahara kavuşmasıyla meydana gelen renk cümbüşüne insanların neşesinin karışması insanlarda yeni yıla girerken umut kaynağı oluyor.

TÜRK DÜNYASINDA NEVRUZ GELENEKLERİ

Azerbaycan’da da Nevruz bayramında mezarlıklar ziyaret edilir. Kuran-ı Kerim okunur. İki bayram arasında vefat etmiş olanların yakınlarına başsağlığı dilenir. Cenaze evinde Nevruz şenliği düzenlenmez. Ayrıca Kars’ta yaşatılan kabir üstü ve yıl tahvili törenlerine benzer gelenekler Azerbaycan’da da görülür. Nevruz akşamı erken yatılmaz. Ölen kişinin adı söylenerek “Falancanın adına kazan açtım” denilerek bir kazana pişirilmek üzere et, pirinç gibi şeyler konur.

Gagavuzlar, Mart ayının başlarında mezarlıkları ziyaret ederler. Otları temizler, tamirat yapar, yeni fidanlar dikerek, mezarları süslerler. Bu işler bittikten sonra mezarın yanı başına bir şişe koyarak mum veya kandiller yakarlar.

Nevruz günü güneşin doğuşuyla birlikte Kazak erkekleri ellerinde kürek ve kazma, genç kızlar ise süt ve sütten yapılmış yiyecekler olduğu halde kıra çıkarlar. Yiyip içip eğlenir ve bu arada su kaynaklarını temizlerler. Kazaklar, Nevruz günü çeşitli oyunlar da oynarlar. Bunlardan Kol Tujak (Kol Tuzak), genç kız ve erkekler tarafından oynanır. Almak-Salmak adlı oyun ise biraz daha yaşlı kişilerce oynanır. Oyuncular teraziye oturtulur. Bayanların tarafı yense, halk bunu yeni yıl için iyiye, erkek tarafı yense, kötüye yorumlar. Nevruz günü Kazaklar Kökpar (Gök Börü oyunu), Kız Kuvuv (Kızın erkeği kovalaması oyunu), Böyge (At yarışı), Canbı almak, Gümüş almak, Avdarıspak (At üzerindeki güreş) gibi oyunlar da oynarlar. Kazaklar ayrıca Nevruz günü fidan dikerler. Şiirler söyler, destanlar anlatırlar. Milli kıyafetler içinde Nevruz kutlamalarına katılırlar. Milli danslar icra ederler.

Yüzyıllardır tabiatla iç içe yaşayan Kırgız Türkleri için de Nevruz günü tabiattaki uyanış, büyük bir sevinç kaynağıdır. Bugün Kırgızlar, köklü geçmişlerinden süzülerek günümüze kadar gelebilmiş millî oyunlarını sergileme imkânı bulurlar. Genellikle at üzerinde ve hatta at ile bütünleşmişçesine gerçekleştirilen geleneksel oyunlar izleyenleri adeta büyüler. Kök Börü / Oğlak Tartış (Oğlak Kapmaca), Kız Kuumay (Kız Kovalama), Er Eniş (Eri yıkmak, yenmek), Er Sayış (Kargı ile yapılan karşılaşma), Manas adlarını taşıyan bu oyunlar tabii ki sadece Kırgızlara has olmayıp Türk dünyasının pek çok yerinde de oynanmaktadır.

Türk Dünyasındaki Nevruz kutlamalarındaki geleneklerde gördüğümüz çeşitlilik Türk kültürünün zenginliğini göstermektedir. Nevruz kardeşliğin günüdür. Nevruz geleneğini sürdüren halkların kültürel mirasıdır. Asırlardır süregelen bu mirası korumak bizlerin görevidir. Bize Nevruz’u miras bırakan atalarımız Nevruz’la beraber doğayı da miras bırakmışlardır. Doğanın her yıl tekrardan üretmeye başladığı günü bayram kabul eden atalarımız bizlere üretmeyi miras bırakmıştır.

CANLANAN VE ÜRETEN DOĞANIN BAŞLANGICI TÜRKLERİN BAYRAMIDIR

Doğanın yeniden canlandığı, karların erimeye başladığı, kış uykusuna yatan hayvanların canlanmaya başladığı, tabiatın rengarenk örtüyle kaplandığı baharın başlangıcı Türklerin bayramıydı. Doğanın yeniden üretmeye başlaması Türklerin şenliklerle kutladıkları bir bayram haline geldi. Baharın gelişi hep coşkuyla kutlandı, Türkler tarafından. Demirci bir millet olan Türkler, Nevruz’u kutlarken bir parça demiri ateşe atıp kızdırırlar. Önce Kağan demiri örse koyar, çekiçle döver. Daha sonra beyler devam ederdi. Türkler üreten bir milletti. Baharın canlanmasıyla hayvanlarını besleyecekleri verimli otlaklar bulabiliyorlardı. Bu nedenle doğaya saygı duyarlardı.

Milletler kendileri için önemli olan zamanı yılbaşı olarak kabul ederlerdi. Türkler de bu nedenle baharın başlangıcını yılbaşı olarak kabul ettiler. İslamiyet’i kabul etmeden önce Türklerin kullandığı 12 Hayvanlı Türk Takvimi’nde yılbaşı 21 Mart’tır. Türk mitolojisinde gece ile gündüzün kavuşmak için birbirlerini kovaladıkları inancı vardı. 21 Mart gece ile gündüzün eşitlendiği gün olduğu için Türk takviminde yılbaşı olarak kabul edildi. Ömer Hayyam başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanıp Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah’a sunulan Celali Takvimi de yılbaşı olarak 21 Mart’ı kabul etmektedir.

Baharın müjdecisi, üretimin müjdecisi, toprağın hayat bulduğu Nevruz, günümüzde de bizler için önemini korumakta. Ergenekon Destanı’nda demir dağı eritip kurtuluşa eren Türkler gibi günümüzde de üreten Türk Milleti kurtuluşa erecektir. Doğanın ve üretimin canlandığı Nevruz, üreten Türkiye’nin bayramıdır. Baharın müjdecisi Nevruz’a gereken değeri veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Milletimizin ve bütün dünyanın Nevruz’u kutlu olsun.

 

Necdet Fatih Onur

TGB Denizli İl Yöneticisi

 

KAYNAKÇA:

1. http://turkoloji.cu.edu.tr/HALKBILIM/erman_artun_turk_halk_kulturunde_nevruz.pdf

2. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/31953

3. http://dogankaya.com/fotograf/kirgizlarda_nevruz.pdf

4. http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/1119436857_Alaattin%20UCA.pdf

5. http://www.turkiyatjournal.com/Makaleler/1019305433_10.%20T%c3%9cRK%20TOPLUMUNDA%20NEVRUZ-I.pdf

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler