Cumhuriyet'in Temeli Lozan

Yeni bir savaşı göze alamayacak olan İtilaf Devletleri TBMM'yi Lozan'a davet etmişti.

Cumhuriyet'in Temeli Lozan
Ali Rıza Yığ
Ali Rıza Yığ

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı'na Osmanlı Devleti hızlı bir giriş yapmıştı. İngiliz savaş gemisinden kaçan Breslau (Midilli) ve Goeben (Yavuz) gemileri İstanbul'a gelmişti. İstanbul'a gelen bu gemileri Osmanlı Devleti Almanya'dan satın aldığını söyleyerek isimlerini Yavuz ve Midilli olarak değiştirdi. Çok geçmeden bu iki gemi Rusya'nın Sivastopol ve Odessa limanlarını bombalamıştı. 1 Kasım 1914 tarihinde ise Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etmişti. Osmanlı Devleti böylelikle I. Dünya Savaşı'na girmiş oldu. Dört yıl boyunca farklı cephelerde savaşan Osmanlı, 1918 yılına gelindiğinde yenilmişti. Osmanlı'nın elinde bulundurduğu alanlara hakim olmak isteyen İtilaf Devletleri savaşın faturasını acımadan Sevr Antlaşması ile kesmeye çalışmıştı. Antlaşmaya göre Türkler; İç Anadolu'ya sıkıştırılacak, ordusu terhis edilecek, savaş sırasında kaybettiği topraklar üzerinde hak iddia edemeyecek, savaş suçlusu ve Ermeni tehciri konusu üzerinden yargılanacaktı. İşgal altında bulunan Osmanlı Devleti'nin başkenti İstanbul'da ise bir grup vatansever bu antlaşmayı yok sayıp yeni bir kurtuluş mücadelesinin fitilini ateşlemenin yollarını arıyorlardı.

Yeni Devletin Temelleri

19 Mayıs 1919 günü Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları Samsun'a çıkmışlardı. İstanbul’da kaldığı 6 ay boyunca Anadolu'ya geçmek için milli mücadelenin planını yapan Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bütün şartları zorlamış ve en nihayetinde Samsun üzerinden Anadolu’ya geçmeyi başarmışlardı. Samsun’a çıkar çıkmaz çalışmalara başlayan Mustafa Kemal, 28 Mayıs'ta Havza Genelgesi’ni yayınlamıştı ve bu genelgede İzmir'in işgalinin protesto edilmesi gerektiğini ve ulusal bilincinin canlandırılması gerektiğini anlatıyordu. Havza Genelgesi’nin ardından sırasıyla Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi, Sivas Kongresi ve en sonunda Ankara'da TBMM'nin açılmasıyla yeni kurulacak devletin temelleri atılmıştı.

1914 yılından 1922 yılına kadar emperyalizme karşı savaşan Türk milleti Büyük Taarruz'la birlikte silahlı çatışmayı sona erdirmiş, Türk milleti zafer kazanmıştı. Bu zaferi artık hukuksal boyuta taşımak gerekiyordu. 28 Ekim 1922'de TBMM, Lozan'da yapılacak görüşmelere davet edildi.

Görüşmeler Öncesi Durum

İtilaf Devletleri sadece TBMM'yi davet etmemişti. İkilik yaratmak için İstanbul hükümetini de davet etmişti. Bunu öğrenen Mustafa Kemal ve arkadaşları 1 Kasım 1922'de Saltanatı kaldırmıştı. Görüşmeler esnasında hiçbir sorunla karşılaşmak istemiyorlardı. Görüşmelere ilk olarak Rauf Orbay katılmak istemişti. Fakat 1918 yılındaki Mondros Ateşkes Antlaşmasını Osmanlı Devleti adına imzaladığından dolayı onun gitmesine olumlu bakılmıyordu. Öte yandan son yıllarda Osmanlı diplomatlarının Avrupalı devletler karşısında çekingen tavırları Mustafa Kemal Atatürk'ün kafasında soru işaretleri yaratmıştı. Ona göre Lozan'da görüşmeye katılacak heyet, Türkiye’nin iktisadi ve mali bağımsızlığını gerçekleştirecek güçlü ve taviz vermeyecek kişiler olmalıydı. Bu doğrultuda Mudanya'da yaptığı çıkışlar ve başarılar sayesinde İsmet Paşa'nın gitmesi daha uygundu. Mustafa Kemal dönemin Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey'e gizli bir telgraf çekerek durumu anlatıp istifa etmesi gerektiğini yazıyordu ve onun yerine İsmet Paşa'nın Dışişleri Bakanı sıfatıyla görüşmelere katılması gerektiğini söylüyordu. Telgrafı aldıktan sonra Yusuf Kemal Bey sağlık sorunlarını göstererek istifa etmişti. Daha sonra yerine İsmet Paşa gelmişti. Çok geçmeden TBMM'de heyet seçimi ve uygulanacak siyaset belirlenmişti. Heyete İsmet Paşa (baş delege), Rıza Nur (ikinci delege) ve Hasan Saka (delege) seçilmişti. Görüşmelerde Misakı Milli'den taviz verilmeyecekti ve özellikle kapitülasyonlar, Ermeni yurdu ve boğazlar meselesinin kesinlikle Türk milletinin lehine gerçekleşmesi gerekiyordu. Bu konular Türk heyetinin kırmızısı çizgisi olmuştu.

Lozan Görüşmeleri

20 Kasım 1922 tarihinde Mont Benon Gazinosu’nda açılış toplantısı gerçekleşmişti. Toplantının ilk gününden itibaren görüşmeye gelen devletlerin Türk heyetine karşı tavırları görüşmelerin zor geçeceğini göstermişti. Açılış toplantısında bütün devletlere konuşma hakkı verilirken Türk devletine verilmemişti, bunun üzerine İsmet Paşa kürsüye çıkarak “Eşitlik şartlarına titiz bir şekilde dikkat ettik (…) eşitliğin şartlarını dikkatle takip ediyoruz.” diyerek Türk devletini güçsüz gösterme çabalarına karşı çıkıyordu. Görüşmeler sırasında Osmanlı borçları, Boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde uzun görüşmeler yapılmıştı. Ancak kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul'un boşaltılması ve Musul konusunda bir türlü anlaşma sağlanamıyordu. İtilaf Devletleri TBMM heyetini savaşı kaybeden Osmanlı Devleti'yle aynı görüyordu. İsmet Paşa ise defalarca kez Lozan'da muzaffer bir devleti temsil ettiğini dile getirmişti. İsmet Paşa sadece görüşmelerde zorluk çekmiyordu. Görüşme aralarında Mustafa Kemal ile görüştükleri sırada İngiliz istihbaratı şifreli ve gizli telgrafları çözerek Türk heyetinin elindeki kozları önceden görüyor ve ona göre strateji belirliyordu. Bütün bu olumsuzluklara rağmen İsmet Paşa'nın kısa, sert ve net cevapları bazen görüşmeleri çıkmaza sürüklese de bazı konularda Türk heyetinin lehine sonuçlanıyordu. İngiltere’nin ise özellikle eski tip Osmanlı politikacılarından alışmış olduğu taviz koparma ve Osmanlı'yı masada kaybettirme siyaseti İsmet Paşa karşısında tutmamıştı. İsmet Paşa yeni Türkiye'nin siyasetini “Eski Türkiye maziye karışmıştır!” sözleriyle gösterdi. Lord Curzon buna karşılık “Türkiye'nin imza edeceği en iyi muahede budur. Eğer imza etmezse, Türkiye düşünsün. Asya'nın görülmez derinliklerinde kaybolur!” diyordu. Bu sözlere İsmet Paşa “Memleketimi esarete mahkûm eden bir vesikayı imzaya koymam!” diyerek cevap verdi. Ve Mustafa Kemal ile görüştükten sonra görüşmelerden ayrılarak yurda dönüş yaptı.

Mustafa Kemal Paşa'nın ordularına hazırlık emri vermesinin ardından “Yeni bir savaş mı çıkacak?” düşüncesi İtilaf devletlerinin akılına gelmişti. Yeni bir savaşı göze alamayacak olan İtilaf Devletleri TBMM'yi tekrar Lozan'a davet etmişti. 4 Şubat'ta ara verilen görüşmeler 23 Nisan 1923'te yeniden başlamıştı. 23 Nisan 1923'te başlayan görüşmeler yine yoğun geçmekteydi. Kapitülasyonlar, azınlık hakları ve Osmanlı borçları konuşulmuştu. Daha geniş imza yetkisine sahip olan İsmet Paşa kıvrak zekası ile Lozan'da sorunların üstesinden gelmişti. Nihayetinde 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan görüşmeleri kesin Türk zaferiyle sonuçlanmıştı.

Yeni Türk Devletini, bağımsız ve egemen olarak bütün dünyaya tescilleyen Lozan Barış Antlaşması, modern Türkiye’nin kurulmasının önündeki en büyük engelleri de ortadan kaldırmıştır. Lozan Barış Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tapusudur.

Ali Rıza Yığ

TGB Denizli İl Yöneticisi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler