Cumhuriyetin Hamurunda Yoğrulmuş Türk Aydını: Özdemir Nutku

O hep umutla azimle çalışan, topluma umut aşılayandı.Türkiye’nin bağımsızlığını savundu.Türk Devrimi’nin, Atatürk devrimlerinin yanındaydı.

Cumhuriyetin Hamurunda Yoğrulmuş Türk Aydını: Özdemir Nutku
İshak Aykaç
İshak Aykaç

Türk tiyatrosunun en değerli isimlerinden biri olan Özdemir Nutku’nun ölüm haberini 8 Kasım günü üzüntüyle aldık. Ölümünden 3 gün önce yeni gözlüklerini heyecanla bekleyecek kadar çalışkan ve hayata bağlıydı. Gerek bilimsel çalışmaları ve sanata olan katkılarıyla ve çalışkanlığıyla hepimize örnek olmuştu. Özdemir Nutku, ölüm için “Çalışmamak tembellik halidir.” diyecek kadar hayatını üretmeye adamıştı. Yollar kesilmiş alanlar sarılmış/Tel örgüler çevirmiş yöreni/Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende/Benden geçti mi demek istiyorsun/Aç iki kolunu iki yanına/Korkuluk ol. Rıfat Ilgaz’ın bu dizeleri, Özdemir Nutku’nun çalışkanlığını kısaca anlatıyor. Ölümü tembellik hali olarak değerlendiren Nutku, insanlığa hizmet için korkuluk olmaya da hazırdı.

Özgün çalışmalarıyla Türk milletinin Shakespeare’i olmuştu. Toplumun sorunlarını sıkıntılarını içselleştirerek tam bağımsız Türkiye’yi kurmak istiyordu. Atatürk devrimlerinden beslenerek Cumhuriyetin hamurunda yoğrulmuş Türk aydınıydı.
ÇALIŞKANLIĞIYLA ZAMANA MEYDAN OKUDU
Zamana meydan okuyarak tiyatro alanında ilerlemelerin öncüsüydü. Dönemin diline hakim olarak, dildeki değişimleri göz önünde bulundurarak Shakespeare’in 25 tragedyası ve komedyasını dilimize çevirdi. Shakespeare sözlüğünü hazırlayıp kitaplaştırarak repertuarımıza ekledi. Aynı zamanda şair olan Özdemir Nutku büyük şair Bertolt Brecht’in eserlerini dilimize çevirdi.

Birçok uluslararası kongrede ülkemizi temsil eden ve aynı zamanda oyun sahneleme hocası ve tiyatro yönetmeni olan Nutku, bugüne kadar yüze yakın oyun sahneledi. Hayatının her anını üretmeye adayan Nutku, Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Tiyatro Bölümü’nü kurdu. Bugüne kadar 37’si tiyatro, 22’si çeviri, 4’ü şiir, 12’si oyun ve uyarlama, 2’si senaryo, 1’i çocuk olmak üzere, 78 kitap yazdı ve yayımladı. 1953 yılından beri çeşitli sanat ve edebiyat dergilerinde 1800'ün üstünde araştırma, inceleme, eleştiri ve deneme yazan Nutku, birçok dergide sürekli yazdığı incelemeleri, denemeleri ve eleştirileriyle tanındı.
Çeşitli uluslararası Tiyatro Şenliklerinde yönetmen olarak birincilik ve ikincilik ödülleri aldı. Meddahlık ve Meddah Hikâyeleri adlı inceleme kitabıyla, "Büyük Edebiyat Ödülü"nü kazandı. Güngör Dilmen'in Midas'ın Kulakları adlı oyununu sahnelemesindeki başarısından ötürü, Nutku'ya "Ulvi Uraz Yönetmenlik Ödülü" verildi. Türk tiyatrosuna katkısı ve Türk tiyatrosunu dışarıda tanıtmada gösterdiği çaba için "Tiyatroya Katkı Ödülü"ne layık görüldü. Viyana'daki "Tiyatro Zirvesi"nde Dünya Tiyatro Eğitimi Enstitüsü’nün kurucularından biri olarak, bu Enstitü'nün Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.
Kurduğu İzmir Şehir Tiyatroları’na Genel Sanat Yönetmeni olarak atandı. 1991 yılında "Dionisos Ödülü"nü aldı. 1993'te, Kültür Bakanlığı’nın "Tiyatro Araştırmaları Büyük Ödülü"yle onurlandırıldı.
MATARASINDA SUYU OLMAYANLARIN AYDINI
Özdemir Nutku, tiyatroyu ticaret olarak değil; tiyatronun düşünceleri topluma sanatsal yolla aşılama ve insanı değiştirme yöntemi olduğunu savundu. Çünkü ticari amaçla yapılan tiyatroyu kurgulayan ve yapan için önemli olan ne kadar gişe yaptığıdır. Bu yüzden oyuna sanatçı gözüyle değil fabrikatör gözüyle bakıldığında tiyatro kültüründen ve ahlakından kopuş ve yabancılaşma başlıyor. Verilmesi gereken mesajlar arka plana atılıyor. Tiyatro onun için amaç değil, her zaman araç olmuştur. Ekonomik sorunların aşılmasında sanatın ve tiyatronun önemine çokça dikkat çeken Nutku, “Sağlıklı oturmuş bir toplum yaratmak, ülke sorunlarını ve ihtiyaçlarını göstermek için tiyatro önemli bir araçtır.” diyordu. Tiyatro ile bencilliğin önüne geçmeyi, sorumluluk sahibi insanlar yaratmayı, ülke sorunlarını aktarmayı kendine görev bildi.
Tiyatro tarihine baktığımızda tiyatronun mesajı, duygusu, insanlara hep umut vermiştir. İnsanları hayata bağlayıp destek olmuştur. Toplumun büyük kesimine hitap etmiştir. Özdemir Nutku bunu şu cümlelerle açıklıyor, “Antik kültürde Tanrının evi ve okul, Rönesans’ta din ve mezhep kavgaları içinde bunalan insanların ayakta durabilmelerine yardımcı olan bir sanat, on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda da toplumların özgürlük, eşitlik, kardeşlik duygularını ayakta tutan bir araç, iki korkunç dünya savaşında ve sonrasında toplumları değiştiren ve geliştiren etkili bir ifade sanatı olarak izleriz tiyatroyu…”
Özdemir Nutku için, bir toplumun özgürlüğünü ve bağımsızlığını sürdürebilmesinde bütünlenmiş bir ifade gücünü edinmesi zorunludur. Bu da ancak sanatın halk çoğunluğunda yaşanır duruma gelmesiyle ortaya çıkar. Sanat, halkın malıdır. Sanat, büyük emekçi kitlelerinin içinde derinlere iyice kök salmalı, bu kitleler tarafından anlaşılmalı ve sevilmelidir. Bu kitlelerin düşüncesini ve istemini birleştirmelidir. Sanat, bu kitleleri üst aşamalara çıkarmalı ve bu kitleler arasından yetişecek sanatçılar tarafından beslenmeli ve geliştirilmelidir.
Özdemir Nutku, bu toprakların işçisini, çiftçisini, esnafını, çocuklarını sanatla buluşturmuştur. Nutku, İzmir’de bir “İşçi Tiyatrosu” kurmak istiyordu. 1991 yılında, Türkiye'nin ilk "Kamyon Tiyatrosu”nu yaptı ve gezici çocuk tiyatrosunu kurdu. Böylece tiyatroyu, tiyatroya hiç gitmemiş çocukların ayağına götürdü.
Biliyorum/matarada su/torbada ekmek/ve kemerde kurşun değil şiir/ama yine de/matarasında suyu/torbasında ekmeği/ve kemerinde kurşunu kalmamışları/ayakta tutabilir (Hasan Hüseyin Korkmazgil).
Hasan Hüseyin için şiir ne ise Özdemir Nutku için de tiyatro odur. Sanatı ve bilimi tüm insanlığın ürünü olarak değerlendiren Nutku, sanatın ticarileştirilmesine karşı tiyatro kültürünü korudu. İşçilerin, çocukların, konu komşunun tiyatroya ulaşması için çalıştı. Bu yüzden; matarasında suyu olmayanların aydınıdır Özdemir Nutku.
ÖNCE KENDİ VATANININ AYDINI OLDU
İlerici aydın, toplumu tarihsel akış yönünde geliştirmek ve değiştirmek için çalışır. İlerici aydın, kendi çıkarlarını değil toplumun çıkarlarını gözetir. Toplumun önündeki tabuları o yıkar, toplumun içinde yaşar, hayatın içindedir. Toplumun yaşadığı acıları, sıkıntıları, duygu değişimlerini en içten yaşayandır. İlerici aydın bilginin ucu bucağı olmayan denizine kendini bırakmış, sürekli kendini yenileyen, bilgi birikiminin üstüne sürekli yenilerini ekleyen, gelişime ve değişime açık olandır. İlerici aydın topluma tepeden bakmayan, anlaşılmamayı değil anlaşılmayı amaçlayandır.
Nutku, topluma tepeden bakmayan, o hep umutla azimle çalışan, topluma umut aşılayandı. Ölmeden üç gün önce yeni gözlüklerini umutla bekleyecek kadar çalışkandı. Sanatıyla toplumu aydınlatma çabası içerisindeydi. Toplumun yaşadığı sorunları, acıları, mutlulukları ve üzüntüleri en içten yaşadı. O kendi bilgi birikiminin üstüne sürekli koyan kendini tek bir alanda sınırlandırmayan, hep değişimin ve ilerlemenin içerisinde olandı. Özdemir Nutku, sadece sanat alanında değil toplumsal meseleler üzerine de birçok yazı ele aldı. Toplumsal sorunların çözülmesi için bilgi birikimini topluma aktarmaya çalıştı. Özdemir Nutku tiyatronun görevini şöyle nitelendirir; “Tiyatro, asla ölmediği için değil, sürekli yeniden doğduğu için ölümsüzdür. Gelecekte bizim küllerimiz üzerinde, efsanevi kuş Zümrüdüanka gibi, yeni bir dünya, daha mutlu bir dünya yaratmada, tiyatro da bu önemli görevini sürdürecektir.”
Özdemir Nutku tiyatronun, sanatın kendi ulusunun kültür birikiminden faydalanmadan, kendi ulusunun özelliklerini taşımadan yani önce bulunduğu konumu değiştirmeden evrenselleşmesinin oldukça zor olduğunu savundu. Onun için evrenselliğe giden yol, dinamik anlayıştaki ulusallıktan geçer; yoksa geçmişte olanları tek değermiş gibi alıp bunları bugünün değerleri önüne getirmeye çalışmak Sisifos*’un boş ve sonuçsuz uğraşına benzer. Başka bir deyişle sürekli değişimin içinde olan ve kültür birikimini, bulunduğu çağın gelişimine ve yorumuna uygun biçimde uygulayan bir ulusal tiyatro bütün insanlığın tiyatrosu olur.
Özdemir Nutku, hep Türkiye’nin bağımsızlığını savundu. Türk Devrimi’nin, Atatürk devrimlerinin yarattığı bir sanatçıydı. Atatürkçü, vatansever ve devrimci tutumuyla herkese örnek olmuştu. “Vatanın bağrına düşman dayasa da hançerini, bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini!” sözü Namık Kemal için ne çağrıştırıyorsa Nutku için de aynı şeyleri çağrıştırıyordu. Namık Kemallerin geleneğinden gelen, Türk devrimcisi, Türk aydını, Özdemir Nutku’yu saygıyla anıyoruz.
*Sisifos mitolojide tanrılar tarafından lanetlenip cezaya çarptırılmış ilk insanoğludur. Cezası da bir kayayı her sabah Olimpos Dağının eteklerinden iterek yukarıya çıkartmaktır ama her gece kaya tekrar dağın eteklerine düşmektedir ve bu şekilde Sisifos da bu kısır döngüyü her gün yaşamaktadır.

İshak Aykaç

TGB Eskişehir İl Başkanı

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler