İdlib Düğümü ve Fırat'ın Doğusu

Göç ve teröre kesin çözüm, Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’ın birlikteliği ve bölge ülkelerinin karşılıklı güveninin sağlamlaşmasıyla aşılacaktır.

İdlib Düğümü ve Fırat'ın Doğusu
Muhammet Yusuf Bulut
Muhammet Yusuf Bulut

Son günlerde koronavirüsün Türkiye’de görülmesinden sonra İdlib meselesi kapanmış gibi durmaktadır. Fakat bölgede 5 Mart’tan itibaren çok önemli değişiklikler, gelişmeler olmaktadır. 5 Mart’ta belirlenen mutabakatın nasıl uygulanacağı, nasıl anlaşılacağına yönelik görüşmeler devam etmektedir. Fakat öncelikle İdlib meselesi nasıl ilerledi, nasıl büyüdü ona biraz değineceğim.

İdlib’in yüzde doksanında HTŞ (Heyet Tahrir-i el Şam), geri kalan bölgelerinde Huraseddin Tugayları, Türkistan İslam Partisi, Ulusal Kurtuluş Cephesi, Suriye Milli Ordusu, IŞİD’ten kaçan bazı militanlar bulunmaktadır. Bölgedeki karışıklığa en başından bakarsak, 2016 yılında El Kaide’den El Nusra diye bir cephe ayrıldı. Daha sonra El Nusra ismini değiştirerek Şam’ın Fethi cephesi yani HTŞ ismini aldı. İdlib’te toplamda dört ana güç olan Ensareddin Cephesi, Ceyş El Sünne, Liva el Hak ve Nureddin Zenki Tugayları gruplarını birleştirerek Ocak 2017’de HTŞ’yi kurdular. Daha sonra aralarında fazla radikal olan Huraseddin HTŞ’den ayrıldı. Nureddin Zenki, Feylak el-Rahman ve Ahrar uş-Şam hareketleri HTŞ’den ayrılıp 28 Mayıs 2018’de Ulusal Kurtuluş Cephesi adı altında tekrardan birleştiler. Ulusal Kurtuluş Cephesi ile Suriye Milli Ordusu (SMO) 4 Ekim 2019’da Şanlıurfa’da yeni bir kuruluş olan Milli Ordu’yu kurdular. Daha sonra Milli Ordu, HTŞ ile masaya oturup içlerine Türkistan İslam Partisi’ni, Buhara Tugayları’nı, Ecnad el Kavkazı ve Huraseddin’i alarak “Fethul Mubin” adlı bir ortak operasyon merkezi kurdu.

Bu unsurların bir araya gelmesi boşuna değildir. M4 ve M5 karayolunun dışında kalan tarımsal alanlara ulaşamayacak, ticari ve bölgeye silahın gelebileceği hatların kesileceğinden buradaki bütün unsurlar bir araya gelmişlerdir. Bu birleşen gruplar bölgede ilerleyen Suriye ordusuna karşı harekat başlattılar ve 2 Şubat’ta karşımıza çıkan İdlib düğümü bu şekilde başlamıştır. Türkiye, bu bölgedeki teröristlerin ayrımını net bir şekilde belirlemiştir. Bu süreçten itibaren terör gruplarının aralarındaki lojistik desteklerin kesilmesini sağlamalıyız. Özellikle HTŞ, Cilvegözü ile Suriye arasındaki bölgelerde araçlardan aldıkları vergilerle, Bab el-Hava sınır kapısından aldıkları ücretlendirmelerle, bölgedeki insanlardan aldıkları vergilerle kaynaklarını diri tutmaktadırlar. Türkiye ilk olarak yapması gereken bu bölgedeki bütün terör örgütlerinin lojistik kaynaklarının, birbirleriyle irtibatlarının kesilmesidir. HTŞ ve bölgedeki diğer terör örgütlerinin Twitter’dan canlı yayınları, paylaşımları engellenmelidir. Ateşkesin devamlılığını engelleyen bu bölgedeki terör gruplarıdır. İdlib’in büyük çoğunluğu HTŞ’nin elinde olduğundan dolayı Suriyeli siviller bölgeye geri dönememektedir. Bu sebeplerden dolayı bölgeyi bu terör gruplarından temizlememiz gerekmektedir.

5 MART MOSKOVA MUTABAKATI ve YENİ STATÜ

5 Mart’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi'nde uygulanmak üzere ateşkeste anlaşmıştır. Moskova'da varılan anlaşma; tüm askeri faaliyetler durdurulacak, M4 kara yolunun kuzeyinde 6 kilometre ve güneyinde 6 kilometre derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecek, güvenli koridor belirlenecek ve Türk-Rus ortak devriyeleri M4 kara yolunun Trumba'dan (Serakib'in 2 kilometre batısı) Ain Al Havr'a kadar olan kesimi boyunca başlatılacak gibi maddeleri içermektedir. Soçi Mutabakatı’na ek olan bu protokolün en önemli noktası; Türkiye ve Rusya liderlerinin yeni statüyü kabul ettiklerini belirtmeleridir.

Suriye Aralık 2017’de İdlib’e ilk harekatını Halep’in batı kısmına yapmıştır. Ardından Suriye İdlib’e yüzünü döndüğünde Türkiye ve Rusya Soçi Mutabakatı yaparak uzun süre o bölgeyi dondurmuştur. Suriye hedefini değiştirip Doğu Guta’yı temizlemiştir. Ardından Hama’yı, Han Şeyhun’u, Maaret El Numan’ı ele geçirdi. Serakib’e geldiklerinde az önce de değindiğim gibi bölgedeki gerginlik bundan sonra başlamıştır. Çünkü Serakib M4 ve M5 karayolunun kesişim noktasıdır. M5’in kontrolünü sağlayan Suriye, HTŞ’nin elinde bulunan bütün tarımsal, ticari bölgeleri geri aldı. Suriye son 10-11 ay içerisinde İdlib’in yarısını muhaliflerden, teröristlerden temizlemiştir. M4 karayolunu ve M4 karayolunun güneyindeki Cebel ez Zaviye ve Gap düzlüklerinin Suriye Ordusunun kontrol altına alması Moskova Mutabakatı’yla birlikte kabul edilmiş oldu. Bu çerçevede baktığımızda, 5 Mart’ta Türkiye ve Rusya arasında imzalanan anlaşma yeni statünün kabul edildiğinin göstergesidir.

5 Mart’ta yapılan Moskova Mutabakatı’ndan Türkiye, Suriye ve Rusya memnundur. Bu mutabakata ABD, İsrail, HTŞ, bölgedeki muhalifler ve radikal İslamcı teröristler tamamen karşıdır ve bu durumdan kesinlikle rahatsızlardır. Hatta mutabakattan sonra HTŞ’li bazı gruplar tepkilerini göstermek adına Türk bayraklarını yaktılar. 19 Mart 2020 tarihinde İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde radikal bazı grupların Türk askerlerine karşı alçak saldırılarında iki askerimiz şehit düştü, bir askerimiz de yaralandı. Bölgedeki bütün cihatçı, radikal terör yapılanmaları bölge ülkelerine tehdittir ve acilen önlemler alınmalıdır. Moskova Mutabakatı geçici önlemler barındırdığından dolayı riskler devam etmektedir. Bölgedeki kesin çözüm; Türkiye ve Suriye’nin diyaloğu ve teröre karşı ortak mücadele etmesinde yatmaktadır. Suriye Devleti’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü bizim öncelikli hedefimiz olmak zorundadır.

BÖLGE ÜLKELERİNİN ASIL HEDEFİ FIRAT’IN DOĞUSU

12 Mart 2020 tarihinde Suriye’nin Moskova Büyükelçisi Riyad Haddad: “Suriye’ye bölünmeyi dayatan ülke Amerika’dır.” 2017 yılında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad: “ABD destekli Kürt savaşçılar vatan hainidir.” Eylül 2019 yılında Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Birleşmiş Milletler’e bir mektup götürmüştür. Bu mektupta YPG/PKK’nın “ayrılıkçı terör örgütü” olduğunu belirtmişlerdir ve YPG/PKK’ya karşı mücadele edeceklerini vurgulamışlardır. Bu düzlemde de bakarsak Suriye’nin önceliği Fırat’ın doğusudur. Çünkü Suriye’nin bütün kaynakları Fırat’ın doğusundadır. Ekilebilir alanların %60’ı o bölgede, petrol kaynaklarının üçte biri o bölgede, elektrik üretiminin yapıldığı su kaynakları ve barajlar o bölgede bulunmaktadır. Suriye Devleti'nin tekrardan kalkınabilmesi ve ekonomisini düzeltebilmesi için Fırat’ın doğusunun tamamını yeniden kontrol etmeye ihtiyacı var. O yüzden Suriye eninde sonunda Fırat’ın doğusuna hamlesini gerçekleştirecektir. Fakat İdlib’te bir düğüm var ve bu düğüm kışkırtmalara gebe olduğundan Suriye, İdlib’i çözmeden Fırat’ın doğusuna yüzünü tam olarak dönememektedir.

Türkiye’nin son harekatıyla Suriye Ordusu büyük kayıplar vermiştir ve toparlanabilmeleri için 2-3 ay gibi bir süreye ihtiyaçları olduğu söylenmektedir. Diğer taraftan Fırat’ın doğusunda ABD, yıllardır yığınak yaptığı YPG’yi bölgede etkili tutmaktadır ve bu bölgeyi kolay kolay terk etmeyecektir. ABD’nin bölgeden ayrılmamasının üç nedeni var: Birinci nokta İran’ın İsrail’e karşı tehdidi, ikinci nokta Irak’taki Haşdi Şabi’nin güçlenmesi ve giderek ABD’nin Irak’taki kuvveti açısından gözünü korkutması, üçüncü ve en önemli nokta Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol Projesi”ni Irak ve Suriye üzerinden geçirme planının ABD’yi rahatsız etmesidir.

İran Dışişleri Bakanı’nın hemen İdlib’in çözümünü isteyip Fırat’ın doğusuna ilerlemenin gerekliliğini söylemesi, Rusya’nın Fırat’ın doğusundaki ABD yapılanmalarından rahatsız olması Türkiye için büyük bir fırsattır. Türk Ordusu, BM sözleşmesinin 51. maddesine göre sınırımızın ötesinden kendi topraklarımıza saldırı olmasından dolayı YPG’ye ve IŞİD’e karşı üç harekat gerçekleştirdi. Fakat şimdi Fırat’ın doğusunun 50-60 kilometre ötesine harekat düzenlemek BM sözleşmesine aykırıdır. O yüzden bölgedeki komşularımız İran, Irak, Suriye ve Rusya ile ortak harekatla, işbirliğiyle ABD’nin “kara gücüm” dediği YPG’yi bölgeden söküp atabiliriz.

Göç ve PKK/YPG konularında kesin çözüm, Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’ın birlikteliği sağlanarak ve bölge ülkelerinin karşılıklı güveninin sağlamlaşmasıyla aşılacaktır. Amerikan emperyalizmine karşı bölge ülkelerinin birlikteliğini kuvvetlendirerek çözümü sağlamalıyız. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’deki PKK/YPG’yi bitirme çağrısı Suriye, Rusya ve İran’a tarihi bir çağrıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin bölge komşularıyla dostluk siyaseti çıkış kapımızdır.

Muhammet Yusuf BULUT
TGB Denizli İl Sekreteri
Pamukkale Üniversitesi Makine Mühendisliği

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler