Metaverse Aydınlanma Çağı mı, Aymazlık Çağı mı?

Emperyalizm açıkça beden ve bilinç arasındaki bağı kopararak gerçek dünyalara karşı insanlığı etkisizleştirmeyi ve uyuşturmayı amaçlıyor

Metaverse Aydınlanma Çağı mı, Aymazlık Çağı mı?
Taha Küçükuygun
Taha Küçükuygun
YAZAR

Metafizik belki kavramsal olarak değil ama varoluşu itibariyle en az insanlığın fiziki olana müdahalesi kadar eskiye dayanıyor. Önceleri ormandaki hayvanlara gizemli ruhlar atayan insanoğlu zamanla kendi suretinden intihal ettiği tanrıları yarattı. Bu tanrılar bir noktada insanlığın ulaşmak istediği hedefleri temsil ediyordu. Kimisi gökyüzünü kontrol ediyordu, kimisi okyanusları. Teknoloji insanlığın bu hayallerini gerçekleştirme arzusundan büyük oranda beslendi ve serpildi. Fakat bu sırada da tanrılar gittikçe kuvvetlendi ve tekleşti. En sonundaysa insanlık görünemeyen ve bilinemeyen tekil sonsuzluk ve ölümsüzlüğe ulaşma arzusuna erişti. Ölümsüzlüğün ve metafizik hayallerin elbette biyolojik bir kökeni bulunmakta. Biyolojimizin temelinde olan hayatta kalma ya da yaşamayı idame ettirme dürtüsü ve bu dürtüyle kesişerek iyice kuvvetlenen bilinmeyene duyulan merak ölümsüzlük arzusunun temelini atıyor. Dolayısıyla insanın doğasındaki bu esaslı sebep ölümsüzlüğü insanlık için arzulanan bir özellik yapıyor. Kısa bir süredir gündemden hiç düşmeyen Metaverse işte tam bu sırada hayallerin çölünde vahaya benzetiliyor. Bu bilinmez sanal evreni modern aydınlanma çağının başlangıcı ve ölümsüzlük evreninin emaresi olarak yorumlayanlar hiç de azımsanamayacak kadar çok.

Metaverse’ün bu kimselerin iddia ettiği gibi bir yer olup olmadığını anlamak için önce Aydınlanma ve teknolojik ilerleme kavramlarını tartışmak faydalı olacaktır. Aydınlanma genel kanının aksine bir bilginin sadece öğrenilip sınanması değildir. Aydınlanma sınıf bilincine de ihtiyaç duyar. 17. ve 18. Yüzyılların devrimcileri Soylu-Burjuva çelişkisi içinde bilginin hareket ettirici kuvvetini keşfetti ve bu sayede İngiliz, Alman, Amerikan devrimlerinin yolunu döşedi. Başka bir deyişle, Aydınlanma çağının önderleri aynı zamanda sınıfsal mücadelelerin parçasıydılar. Buluşları ve çalışmaları sınıfsal çatışmanın içinde gelişmekte ve ondan etkilenmekteydi. Bu sebeple kilisenin ve soylu sınıfının kısıtlamalarına karşı kendi özgürlüklerini savunuyorlar ve devrimlerin ateşleyici kuvvetini ancak orada bulabiliyorlardı. Sanayi ve Fransız devrimlerinden bir yüzyıl sonra yaşanan Asya devrimleri de yine aydınlanmanın nasıl olacağına dair benzer bir çıkarım yapmamızı sağlamakta. Sonuç olarak aydınlanma, sınıf çatışması sırasında ilerici olanın içinde gelişen bilginin sınanmasıyla ortaya çıkıyordu.

Aydınlanma aynı zamanda teknolojik ilerleme ile de çokça karıştırılmakta. Aydınlanma ancak teknolojinin ilerici sınıfın lehine kullanılırsa var olabilir. Oysa salt teknolojik ilerleme gerici olanın da yaratımı olabilir. Başka bir deyişle, biri nasıl ve kimin adına kullanıldığıyla ilgilenirken diğeri kime yaradığından bağımsız arı bir gelişme demektir. İşte bu yüzden emperyalizmin kontrolünde gelişen teknoloji emperyalist tekellerin kontrolünde kaldığı sürece aydınlanma için değil, uyuşukluk ve tembelliğin hegemonyasını yaymak için kullanılmıştır ve kullanılacaktır. Örneğin, 1980 sonrası cinsel devrim adı altında kimlik siyasetini Dünyaya “renkli” televizyonlarıyla yayan emperyalizm, ya da bilgi bombardımanı kisvesiyle “sosyal ağına” taktığı gençliği sözde Z kuşağı yalanıyla vatansızlığa ve yabancılaşmaya sevk eden emperyalizm teknolojik ilerlemenin merkezinde değilse nerededir?

 

Wall Street’in Kurtları Böyle Evren Yaratmayı Nereden Öğrendi?

Şimdi sormak gerekiyor, Metaverse yeni aydınlanma çağını isteyenlerin buluşu mu yoksa aymazlık çağını isteyenlerin buluşu mu? Finans merkezlerinin ve paradan para kazanan, üretimden kopmuş vurguncuların yaratımı olan Metaverse sadece ortaya çıkışı şekliyle değil, içeriği itibariyle de emperyalizmin kontrolünde olan bir platform. Yine de halihazırda var olan birkaç sanal gerçeklik teknolojisinin bir araya getirilmesiyle yaratılan Metaverse şu anda bu sanal evrenlerin basit kaynaşmasından fazlası değil, fakat fazlası olması isteniyor. Günümüzde bir evren gerçek olmak için neye ihtiyaç duyarsa Metaverse de o yaratılacak deniyor. Örneğin bir evrenin parası olur. Telaşa gerek yok! Metaverse için binlerce altcoin çeşidi var. Evrenin bağı bahçesi, özel mülkü olur. O da var, pek çok insan boğazdan kelepir köprü kapatmak için çoktan sıraya girdi. Hatta Biden tayfasından DEVA Partisi bu yeni gerçeklikle ancak rüya aleminde iktidar toplantılarına bile başladı. Peki her şey tamam mı? Maalesef değil, çok temel bir şey daha var. İnsanın vatanı olur. İşte Metaverse’ün bam teli burada. Metaverse her anlamda merkezileşmeye düşman bir teknoloji. Sanal dünya insan bilincini et ve kemiğinden sırıyor. Cinsiyetimizi, yaşımızı, hatta ne tür bir canlı olacağımızı bile kendimiz seçiyoruz. Sistem insanlığımızı kaybetmemiz için bize para ödetiyor. Fakat para da gerçek değil, dolayısıyla takip de edilemiyor. Aynı zamanda devletin, yani düzenin, olmadığı bu evrende güvenilirliği çok meçhul olan emlak şirketlerinin kapış kapış sattığı arazilerden alıyoruz. Böylelikle gerçek dünyada kamu malı olana, sanal dünyada sözde sahip olabiliyoruz.

Emperyalizmin dayattığı her türlü kültürel saldırının, yabancılaşmanın tamamını eksiksiz kapsayan bu kurtlar sofrasını kurmayı Facebook nereden öğrendi? Elbette onun bir parçası olarak bu sistemi yaratabilirdi. Wall Street’in kurtları Metaverse ile ikinci bir hayat vadederken aslında kendi birinci hayatını finanse etmenin peşinde. Emperyalist Batı Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Afrika’da ve Orta Amerika’da kaybediyor ve sömürdüğü topraklardan sürülüyor. Dolayısıyla artık armut piş ağzıma düş olmuyor. Emperyalizm kuvvetini yitirdiği için daha da hırçınlaşıyor. Hırçınlığını sadece Mavi Vatan’da üzerimize çevirdiği namlularla değil, Twitter, Facebook ve İnstagram’da yarattığı kötümser hava ve yine sosyal ağlar üzerinden yaptığı tembelleştiren ve sığlaştıran sistematik bilgi bombardımanlarında da kendini gösteriyor. Metaverse ise bu saldırıların en uç noktası.


Metaverse’ün Ölümsüzlüğü

Görüyoruz ki emperyalizm kontrolünde bir aydınlanma, devrim, gerçekleşemez. O halde Metaverse’ün bugün kullanıcılarına sunmadığı ama ufkunda aşikâr olan ölümsüzlük de eğer bir aydınlanma olacaksa emperyalizmin kontrolünde olan metaverse ile olmayacaktır. Öncelikle “kimin ölümsüzlüğü?” sorusu ortaya çıkacaktır. Sistem tek dişi kaldığı için otuz iki diş güldüğü yalanını yutturabileceği bir evren yaratırken hangi üretim bolluğu içinde insanlık ölümsüzleşecektir? Aynı zamanda emperyalizm açıkça beden ve bilinç arasındaki bağı kopararak gerçek dünyalara karşı insanlığı etkisizleştirmeyi ve uyuşturmayı amaçlıyorken tamamıyla bunu pazarlayan bir sistemin içinde devrim beklemek abeste iştigalden başka bir şey değildir. Bugünün çelişkilerinden kopuk bir ölümsüzlük arayışına girenlerin kollarına devrimci milletler değil, emperyalistler girmiş demektir.

Ölümsüzlük insanlık için bir aşama olabilir ancak bugünün çelişkisi emperyalizme karşı ezilen milletlerin vatan savunmasıdır. Başka bir deyişle, bugünün çelişkisini çözmeden Metaverse’ün sunabileceği ölümsüzlüğü olumlu bir anlamla tartışmak tarihsel ilerlemenin önceki aşamalarını görmezden gelmek anlamına gelecektir. Ölümsüzlüğün evrenine gidilecekse ancak ezilen milletlerin aydınlanması ile gidilebilir. Başka bir deyişle sınıfsal çatışmanın son bulması ve her insanın eşit olduğu bir dünya Metaverse’ün vadettiği ölümsüzlüğün gerçekleşebileceği bir dünya ancak bu şekilde olabilir.

 


Taha Küçükuygun
TGB Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi

Tarih:
Diğer Haberler