Mücadelenin Cesur Kalemi: Uğur Mumcu

Amerikan emperyalizmine karşı mücadelede hepimiz Uğur Mumcuyuz, hepimiz Gaffar Okkanız.

Mücadelenin Cesur Kalemi: Uğur Mumcu

YAZAR

"Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
verdik topluma."

Mücadelesini, “Sesleniş” isimli şiirinin ikinci kıtasında böyle özetlemişti araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu. Haklıydı da istese girmezdi o hücrelere, takılmazdı bileklerine çelik kelepçeler, hatta yoksulluktan bihaber yazlığında gazetesini bile okuyor olabilirdi. Hepsine sahip olması için büyük bir çabaya da ihtiyacı yoktu üstelik. Kalemini biraz korkak tutsa; biraz göz yumsa bölücülüğe, teröre, uyuşturucu kaçakçılarına, emperyalizmin oyuncaklarına bütün bu dedikleri yalnızca dizelerinde kalmayabilirdi ama yapmadı.

Daha öğrencilik yıllarında kendini gösteren yazma sevdası, vatan sevdasıyla birleşti ve kalemi cesaretin, vatanseverliğin, mücadelenin tarihini yazdı. Lise birinci sınıfta, okul arkadaşı ve Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in çıkarttığı okulunun duvar gazetesi Karınca Kararınca’da yazı hayatına başlayan Mumcu, üniversite yıllarında yazdığı ve Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan, “Türk Sosyalizmi” başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülünü aldı. 1963 yılında dört arkadaşıyla birlikte fakültelerinde Fikir ve Sanat Ocağı’nın kurulmasına öncülük etti.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra bir süre avukatlık yapan Mumcu, daha sonra Yön Dergisi’nde yazın hayatına devam etti. Yön Dergisi’nde yazdığı,  "Biz Anayasayı Savunuyoruz. Ya Siz?" ve   "İnsanlar Sadece Konuştuklarından Değil Sustuklarından da Sorumludurlar" makalelerinde basın özgürlüğünü, çağdaş demokrasiyi ve gericilikle mücadeleyi savundu. Dil öğrenmek için gittiği İngiltere’de de yazmaya devam eden Mumcu, bu süreçte de Akşam Gazetesi ve Kim Dergisi’nde incelemeleri/makaleleriyle yerini aldı. 

12 Mart Darbesi’nden sonra ülke aydınlarına uygulanan baskılar sonucu 17 Mayıs’ta tutuklanan Uğur Mumcu bir ay sonra serbest bırakıldı. Ancak ne onun görüşlerinde ve mücadelesinde bir değişiklik vardı ne de aydınlara yönelen bu baskıcı tutumda. Kısa bir süre sonra orduya hakaret iddiasıyla tekrar tutuklandı ve yaklaşık bir yıl tutuklu kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra askere giden Uğur Mumcu piyade okulunda, “kötü hal ve düşünce sahibi” suçlamasıyla Patnos’a gönderildi. Bu da onu yazmaktan alıkoyamamış olacak ki neredeyse adıyla bütünleşen “Sakıncalı Piyade” eserini kaleme aldı. Kitabında dönemin aydın sol kesimine yapılan baskıları, atılan iftiraları ve haksızlıkları mizahi bir dille anlatmıştır. Yazılarında döneminin sorunlarını sadece eleştirmekle kalmayıp bu sorunların kaynağını da araştıran Uğur Mumcu; 1 Mayıs Katliamından sonra terör eylemlerini daha detaylı irdelemeye başladı. Araştırmalarında silahlı eylemlerin çözüm olmadığına dikkat çekerek, gerçek gücün hakla birlikte örgütlü mücadele olduğunu anlatan yazılar kaleme aldı.  

Ömrünün son yıllarında PKK- Hizbullah ve Kontrgerilla yapılanmalarını inceleyerek bu konularda çok sayıda makale yazdı. Yine bu konu üzerinde yürüttüğü çalışmalarda PKK ve Kürt Sorununu birbirinden ayırdığı için emperyalizmin hedefi oldu. 24 Ocak 1993’te, Kürt Dosyası adlı kitabı yazdığı günlerde aracına yerleştirilen C-4 tipi bombanın patlamasıyla katledildi.

Uğur Mumcu cinayeti de dönemindeki diğer aydın cinayetleri gibi “faili meçhul” olarak kayıtlara geçti. Ne Uğur Mumcu ne de diğer devrim şehitlerimizin cinayetleri faili meçhuldür. Failleri, Amerikan emperyalizminin yıllarca içimize sızdırdığı gladyo ve emperyalizmden beslenen bölücü terör örgütleridir.

Bizler Türkiye’nin İkinci İstiklal Savaşı’nı verdiği bugünlerde Uğur Mumcu’nun mirasına daha sıkı sarılıyoruz. Uğur Mumcu, bugün Mehmetçiğimizin ve halkımızın emperyalizme karşı verdiği mücadelede yaşamaktadır. Bugün Ordumuz ve milletimiz Uğur Mumcu’nun ve devrim şehitlerimizin katilleriyle hesaplaşmaktadır. Amerikan emperyalizmine karşı mücadelede hepimiz Uğur Mumcuyuz, hepimiz Gaffar Okkanız.

Bizler, bu uğurda mücadele eden Türk Gençleri olarak, Uğur Mumcu’nun şu sözlerini üstüne basa basa tekrar ediyoruz!

1- Kendisine Atatürkçüyüm diyen insan emperyalizme ve kapitalizme karşı koyar.

2- Kendisine Atatürkçüyüm diyen insan uşak olmaz.

3- Kendisine Atatürkçüyüm diyen insan Kuvayı Milliye ruhuna sahip olur.

4- Kendisine Atatürkçüyüm diyen insan emperyalizme karşı halkı örgütler.

5- Kendisine Atatürkçüyüm diyen insan tam bağımsızlıktan söz eder ve başı dimdik olur.

 

Nazlı Bilgin

Türkiye Gençlik Birliği Antalya İl Yöneticisi

Tarih:
Diğer Haberler