Türk Milletinin Fikir Babası: Ziya Gökalp

Ziya Gökalp’in yaktığı milliyetçilik ateşi aynı şekilde yanıyor. Bugün Ziya Gökalplerin önümüze koyduğu görev Türk devrimini tamamlamaktır.

Türk Milletinin Fikir Babası: Ziya Gökalp
Mustafa Koz
Mustafa Koz

Ziya Gökalp 23 Mart 1876 da Çermik de dünyaya geldi. Eğitimine Diyarbakır da başladı.1886 da Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye (Askeri Ortaokul) girdi. Daha sonralarda mücadelesinin temelini oluşturan vatan ve hürriyet aşkının mayasını bu okulda ön Yüzbaşı İsmail Hakkı beyden aldı. 1891’de maddi yetersizliklerden dolayı Diyarbakır’da İdadi Mülkiye’nin (Sivil Lise) ikinci sınıfına kaydoldu. Burada padişahım çok yaşa yerine Milletim çok yaşa diyenlerden olduğu için soruşturma geçirdi. Bu soruşturmalar neticesinde vatan ve hürriyet sevdası daha da çelikleşti.

1896 da İstanbul’a gidip baytar mektebine kayıt oldu. Burada İbrahim Temo ve İshak Sukuti ile tanıştı ve Jön Türkler den etkilendi ve İttihat ve Terakki saflarına katıldı, bu saflarda yasaklı ve mualif yayınlar okumaktan dolayı yargılandı. Diyarbakır’a dönerek İttihat ve Terakkinin Diyarbakır şubesini açtı.

TÜRK DEVRİMİNİN FİKİR EMEKTARI

Türk devriminin ve cumhuriyetinin kurucu ideolojisi olan milliyetçiliğe katkıları ve çizdiği sınırlar çok değerlidir. Milliyetçilik anlayışı ilk başlarda bütün Türklerin birleşmesi çerçevesinde bir Milliyetçilik anlayışıdır. Daha sonraları özellikle de Meşrutiyetin ilanı ve Wilson ilkelerinin yayınlanmasından sonra ulus Milliyetçiliği çerçevesinde bir Milliyetçilik benimsemiştir. Bunun sebebi meşrutiyet sonrasında oluşan koşullardan kaynaklıdır. O dönemin koşulları gereği Türklerin tek bir çatı altında toplanması olanaksız ve gereksizdir. Çünkü yayılmacı devletlerin derdi Türklük ile değil sömürge avıdır, derdi vatan olan bir ideoloğun derdi de çok doğal olarak Milletinin ve ezilenlerin bağımsızlığıdır. Bu bağımsızlık anlayışı başka bir milletin bağımsızlığına ket vuran ve bu milleti sömüren çerçevede değil o milletle birlikte ve eşit şartlarla yaşayabilme iradesi gerektirdiğini savunmaktadır. Üstelik kendisi Diyarbakırlıdır ve Zaza alt kimliğine sahiptir. Bunun ne onun için ne de çevresi için hiçbir önemi yoktur zira birbirini sömürmeyen ve ortak paydalarla ve kaygılarla birleşebilen milliyetçilik anlayışında etnik bilinç değil Ulus bilinci olur. Kendisi bu mesele üzerine “Milliyet eğitime dayalıdır” demiştir. Yine yayılmacı devletlere karşı bağımsız ve başı dik bir devlet olabilmek için etnik kimlik gözetmeksizin bir millet bilinci ile hareket etmek gerekmektedir. Bunu sağlayacak şey ulus devleti yaşatmak ve halka ulus bilincini emperyalizme karşı aşılamakla olur. Ziya Gökalp de gerek çıkarttığı yayınlarla gerekse Türk ocaklarındaki söylevleri ile Türk Milletinin bilincini oluşturmakta büyük emektarlık yapmıştır.

MUSTAFA KEMAL’İN FİKİR BABASI

Mustafa Kemal, Ziya Gökalp için “Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, fikrimin babası Ziya Gökalp’tir” demiştir. Bu da şüphesiz Ziya Gökalp’in Türk devletinin kurucu ideolojisi olan Milliyetçiliğin sınırlarını çizmesi ve bu ideoloji ile Türklere ufuk açmasından kaynaklanmıştır. Açtığı ufuk Milliyetçiliği antiemperyalist bir birliğe yoğurmaya yöneliktir. Bu sınırlar etnik kimliğin çizdiği sosyal ve kültürel sınırlar değil, ortak kaygılarla oluşmuş siyasi birliğin verdiği sosyal, kültürel, sınıfsal bir bilinçtir. Yine bu bilinç sınıfsal olarak ezilenlerin yanında yer almayı hedefler. Yani Ziya Gökalp’in milliyetçiliği Milletini Emperyalizme karşı birleştirmeye yöneliktir. Mustafa Kemal bu bilinci şu sözlerle çok net açıklamaktadır ‘Mazlum milletler zalimleri bir gün mutlaka mahv-ı perişan edeceklerdir’. Yine Türk Devriminin ve Mustafa Kemal’in Milliyetçilik anlayışını Atatürk’ün şu cümlesi açıklıyor "Bugünkü Türk milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir yapmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar. Bugün içimizde bulunan Hristiyan, Musevi vatandaşlar, mukadderat ve talihlerini Türk milletine vicdani arzularıyla bağladıktan sonra kendilerine yan gözle, yabancı gözüyle bakılmak, medeni Türk milletinin asil ahlakından beklenebilir mi?".

Mustafa Kemal’de ve Türk Milletinde bu bilincin oluşması için gereken tohumu Ziya Gökalp atmıştır. Bu yüzden Ziya Gökalp sadece Mustafa Kemalin değil bütün bir Türk Milletinin fikir babasıdır.

HER YÖNDE MİLLİ

Ziya Gökalp sadece siyasi bir toplum yaratmak değil her yönü ile milli olan bir toplum yaratma ideali ile Milliyetçilik fikrini benimsemiştir. Bunu yine Milliyetçilik anlayışının emperyalizme karşı çizdiği tavizsiz çizgide görüyoruz. Milletimizin üzerindeki kültürel yozlaşmaya karşı katıksız bir biçimde milli kültürü savunmuştur. Kültürel olarak Türk toplumunun batıya ait olduğunu değil doğulu bir millet olduğunu savunur ve ömrünün son yıllarında batının diğer ulusları sömürerek kültürel olarak çürümekte olduğu tespitini yapmıştır. Bu çürümekte olan medeniyetin kültürünü benimsemenin ilericilik değil gericilik, kendi ulusunun kültürünü yaşatmak ve geliştirmenin devrimcilik olduğunu savunmuştur. Türk toplumuna sınıfsal olarak bakmamasının sebebi de milletimizin birbirini sömürmeyecek kadar temiz yürekli ve ak alınlı olduğunu savunmasıdır. Yine toplumda kadının geri plana itilmesine karşıdır. Kadının doğrudan toplumun içerisinde olmasını, ilime ve irfana katkı sunmasını savunmuştur. Bunu da Ziya Gökalp’in şu dizeleri ile çok net anlıyoruz:

“Kadın yükselmezse yükselmez vatan,

Samimi olmaz onsuz bir irfan.”

TEMELLER BU GÜNDE AYNI

Ziya Gökalp’in yaktığı milliyetçilik ateşi bugünde aynı şekilde yanıyor. Bu ateş etnik kökenin verdiği ateş değil doğrudan Türk milleti ile birlikte ezilen bütün ulusların ateşidir. Bu ateş diğer ulusların haklarını ihlal eden, onları sömürmeyi ve yok etmeyi hedefleyen bir ateş değil, diğer uluslar ile Ulus çıkarı düşünülerek dostça yaşama iradesinin ateşidir. Yine bu ateş emperyalizmin saldırdığı bir devlete saldırmanın gafleti değil ne şartta olursa olsun ezilen ulusun ve devletin yanında olmakla körüklenen bir ateştir. Bu ateş hiçbir şekilde sorumsuz bir ateş değil akılla ve bilimle hareket edip Milletini emperyalizme karşı bilinçlendirme ateşidir. Akılın ve bilimin yol göstericiliğini en ön plana almadan milliyetçi olunamaz. Milliyetçilik duyguları körükleyen bir ideoloji değil bilimin ülke için gösterdiği nesnelliklere göre önüne mücadele koymak ve bununla birlikte Türk Devrimini tamamlamaktır. Yani bugün içinde Ziya Gökalplerin önümüze koyduğu görev Türk devrimine katkı sunmak ve ülkemizin bağımsızlığını sağlamaktır. Günümüzde ordumuz milletimiz emperyalizme karşı burun buruna canıyla başıyla mücadele etmektedir. Bunu yaparken hem iktisadi hem siyasi bir bağımsızlık sağlaması şarttır. Bunu yapabilmesinin tek yolu da yine ulus bilinci ile ülkenin bütün milli ve antiemperyalist topluluklarını birleştirmekten geçmektedir. Mücadelenin esasları bu yüzden Türk devriminin oluştuğu şartlardan bağımsız değildir. Yüz yıl önce emperyalizme karşı Milliyetçilik kömürü ile yanan bağımsızlık ateşi bugün hala yanmaktadır. Milletimiz emperyalizme karşı her cephede et ile tırnak gibi birleşecektir. Birleşirken de esası her yönü ile tam bağımsız Türkiye rotasında olmalıdır. Bugün ezilenlerin düşmanı kan emici ABD’ye karşı müthiş bir antiemperyalist tavır sergilemektedir. Bu yüzden Ziya Gökalp’in antiemperyalist ve bağımsızlıkçı milliyetçilik anlayışı hala geçerlidir. Bu birleşme sadece Milletimizde değil dünya ölçeğinde oluşmaktadır. Bu günlerin Milliyetçi, devrimci, vatansever gençleri yani bugünün Ziya Gökalp’leri bu sorumsuzluğunda üstesinden Ziya Gökalp ve onun Milliyetçilik anlayışını benimseyerek yenecektir.

Mustafa Koz

TGB Konya İl Yöneticisi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler