Türkçe bilenin işi rast gider

Türkiye emperyalizme karşı ordusuyla, iktisadıyla, milletiyle savaştığı gibi dili ile de savaşmaktadır.

Türkçe bilenin işi rast gider
Gözen Esmer
Gözen Esmer

Başlıkta yazan söz İranlılara ait bir atasözü. İranlılar Türkçenin zenginliklerini ve olanaklarını en basit haliyle Türkçe bilenin işi rast gider sözüyle açıklıyor. Bu sözün İranlılara ait olması da Türkçenin zenginliklerini ve olanaklarını yine en az onun kadar zenginlikleri ve olanakları olan köklü bir dilin ve kültürün sahipleri tarafından dile getirilmesi dilimizin zenginliğini anlamak ve ispatlamak açısından da önemli bir dayanaktır. 

Bu yazıdaki amacımız elbette Amerika kıtasını yeniden keşfetmek değil. Amacımız yalnızca kendi dilimize bakışımızı sağlamlaştırmak ve genişletmeye çalışmak. En başta şunu belirtmek lazım:

Türkçe kavmiyetçiliğe dayanarak açıklanabilecek ve anlaşılabilecek bir dil hiçbir zaman olmamıştır. Çünkü tarihte Türklerin hareketlerine baktığımız zaman ilk anlamamız gereken durumlardan biri Türklerin başka milletlerle, toplumlarla olan ilişkileridir. Türkler tarih boyunca başka toplumlarla, kavimlerle kaynaşarak ve onları kaynaştırarak varlıklarını sürdürmüş ve büyük devletleri hatta imparatorlukları meydana getirmiştir. Tarih boyu Türkler bulunduğu her yerde sürekli etkilemiş ve sürekli etkilenmiştir.

Doğal olarak bu durum dile de yansımıştır. Geçmişten günümüze yazımda kullanılan farklı farklı alfabeler, Türkçeye giren kelimeler ve başka dillerde akraba olan kelimeler veya Türkçeden başka dillere giren kelimeler bu etkilemenin ve etkilenmenin en görünür yansımasıdır.

TÜRKÇENİN İŞLEVİ VE GÖREVİNE BAKIŞ

Türkçenin bir iletişim aracı, kültür taşıyıcısı olmanın yanın da başka bir işlevi ve görevi daha vardır. Bu da yine Türklerin yaşayış şeklinden, büyük devletler meydana getirmesinden  ve geniş bir coğrafyaya yayılmasından dolayıdır. Bahsettiğimiz bu görev ise Türk’ün kim olduğunu belirlemektir. Aslında bu tanım Türk kelimesinin kendisinde de vardır. Orhun Yazıtlarında ilk olarak bahsedilen Türk kelimesi töreli yasalarca düzenlenmiş olan anlamını taşımaktadır. Zaten yazıtlarda da düzen sağlama, boyunduruk altına alma anlamında olan tüz itmek ve kop itmek eylemleriyle beraber kullanılmıştır. Buradan çıkacak sonuç Türk adının bir ırkın veya etnik yapının adı değil aksine Kaşgarlı Mahmut’un dediği üzere Türkçe konuşanın adı olduğu sonucudur. Türkçe birçok dilden farklı olarak kimin Türk olduğu sorusuna da cevap vermektedir. Yani iletişim aracı olmanın dışında bir kimliği de açıklamaktadır.

SAVAŞAN DİL: TÜRKÇE

Tüm bunlardan sonra Türkçenin zenginliği ve olanakları elbette her dil gibi gelişime açıktır. Ancak birçok dilden farkı köklü bir geleneğinin olması ve geniş söz varlığına sahip olmasıdır. Ek zenginliği de her ne kadar giderek azalsa da fakir değildir. Türkçede bir eylemi, duyguyu ve davranışı belirtmenin daha bulunmamış yolları dahi vardır. Türkçenin yeni güzelliklerini keşfetmek ve hazzı yaşamak da elbette dilcilere ve edebiyatçılara kalıyor. Tabi bir dil hassasiyetini toplumda yaratmak ve küreselleşmenin yozlaştırma saldırılarına karşı savaşmak da yine dilcilerin ve edebiyatçıların görevleri arasındadır.

Günümüze değinmeden önce bu yazıyı yazmamızın nedeni olan Dil Bayramından ve Dil Devriminden de bahsetmek gerekir. Türkçe elbette tarihsel süreç boyunca birçok değişime uğradı. Kurulan veya dahil olunan devletin yapısına uygun bir şekil alarak varlığını sürdürdü. Yani dil tarihsel sürece bağlı olarak evrim geçirdi ve halen geçirmektedir. Osmanlı Devletinin son döneminden başlayarak günümüze uzanan süreç şu ana dek Türkçenin son halini veren süreçtir.

Ömer Seyfettinlerin Yeni Lisan Hareketi, Cumhuriyet Devrimi’nin harf devrimi ve Türk Dili Kurultayı ve tüm hareketlerin ve çalışmaların oluşumu esnasında İngiliz Emperyalizmine karşı yapılan vatan savunması, saltanata ve halifeliğe karşı verilen aydınlanma mücadelesi elbette Türkçenin de büyük bir devrimi yaşamasını sağladı. Aslında bu devrimin Türkçede kökü de vardı kaynağı da. Türkçe sarayın ve onun çevresindeki bir takım münevverin elinden alınarak yeniden halka verildi. Tarama sözlükleri, derleme sözlükleri halkla beraber yapıldı. Atılacak sözcükler ve tamlamalar topluma danışılarak, radyolardan ve gazetelerden duyurularak yapıldı. Kavramlar sadeleşti, öğrenmek kolaylaştı ve sadeliğin güzelliği ile yeniden tanışıldı. Aslında bir bakıma Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanı Cumhuriyet Devrimi ile hayata geçmiş oldu. Dil devrimi sonuç olarak bugünkü Türk alfabesini ve söz varlığını daha düzenli bir hale kavuşturdu.

Gelgelelim 1950 Demokrat Parti iktidarı ile başlayan küçük Amerika süreci bu gelişimi her fırsatta tırpanlamaya çalıştı. 1950’de eski kelimeler yeniden dile dahil edilmeye çalışıldı. Hatta eski yazının yani Osmanlı Alfabesinin tekrardan kullanılmasına kadar bu süreç ilerletilmeye çalışıldı. İkinci tırpan ise Türkçenin yozlaştırılması ve içinin boşaltılması için 12 Eylül 1980 döneminde yapıldı. Bu da yine Küçük Amerika sürecinin devamı olan küreselleşmenin isteğiydi. Bir kimliği belirleyen dilin yozlaşması bir toplumun yozlaşmasında büyük mesafe almak demekti. Günümüze kadar uzanan ve günümüzde de devam eden bu süreç elbette küreselleşmenin milli devletleri boğmak için yaptığı saldırılardan ve açtığı cephelerden birisiydi.

Ordusuyla, iktisadıyla, milletiyle savaşan Türkiye dili ile de savaşmaktadır. Türkçe 20.yüzyılda İngiliz Emperyalizmine karşı savaştı ve şimdi yine 21.yüzyılda  bütün zenginliği ve olanaklarıyla ABD Emperyalizmine karşı savaşmaktadır.

Peki son olarak şu soruya cevap verelim. Neden Türkçe bilenin işi rast gider?

Aslında bu soru tarihimizin derinliklerindedir. Türkler demirleri eritip Ergenekon'dan da çıkmıştır, uzak Asya'dan atlarını dörtnala koşturarak Anadolu'ya da varmıştır. Ve ancak büyük devletler meydana getiren, imparatorluk kurma yetisine sahip milletlerde olan özgüvene ve erdemlere sahiptir. Belki Türkçe bilenin işi bundan dolayı rast gidecektir.

 

Dipnot:

Kaşgarlı Mahmut Divanü Lügati’t-Türk adlı eserinde Türk kelimesini Türki dilleri konuşan bütün kavimleri kast ederek kullanmıştır.

 

Kaynakça:

1. Doğu Perinçek,OG’dan OGUR’a Devletin Oluşması Sürecinin Türkçedeki İzleri, Kaynak Yayınları

2. Talat Tekin, Orhon Yazıtları, Türk Dil Kurumu Yayınları

3. Fuat Bozkurt ,Türk İmgesi Tuttum Aynayı Yüzüme, Kaynak Yayınları

4. Cemal Süreya ,Türkçe Bilenin İşi Rast Gider,YKY Yayınları

5. Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lügati’t-Türk, Türk Dili Kurumu Yayınları

 

Gözen Esmer

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi TGB Başkanı

TGB Ankara İl Yöneticisi

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler