Talat Paşa Komitesi'nden Biden'a 'Soykırım' Uyarısı

Talat Paşa Komitesi, ABD Başkanı Joe Biden'a açık bir mektup yazarak 1915 olaylarını 'soykırım' olarak tanımaması konusunda uyardı.

Talat Paşa Komitesi'nden Biden'a 'Soykırım' Uyarısı

ABD'de 1915 olaylarının 'soykırım' olarak nitelendirilmesine yönelik hazırlıklar olduğu şeklinde çıkan haberlerin ardından, Talat Paşa Komitesi bir açıklama yaparak ABD Başkanı Joe Biden'ı uyardı. 'Biden'a açık mektup' başlığıyla hazırlanan metni, Talat Paşa Komitesi Başkanı ve eski TBMM Başkanvekili Hasan Korkmazcan duyurdu. Korkmazcan düzenlediği basın toplantısında, Biden'a hitaben "Sayın Başkan, sizi ABD Anayasası, BM Sözleşmesi ile bölgesel çabalara saygı göstermeye ve 1915 olaylarını Ermeni Soykırımı olarak nitelendirme düşüncenizi bir kenara bırakmaya davet ediyoruz" dedi.

Talat Paşa Komitesi'nin Biden'a açık mektubu şöyle:

"Sayın Joseph Robinette Biden Jr.,

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı,

Basın haberlerinden yönetiminizce 1915 olaylarının soykırım olarak nitelendirilmesinin değerlendirildiğini öğrendik.

Bu hususun uluslararası hukukun ihlali ve yönetim yetkisinin aşımı niteliğinde olduğunu bildirmek isteriz, zira soykırım bir suç olup tarihi değerlendirmenin konusu değildir.

Ülkeniz ABD, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırlmasına ilişkin BM Sözleşmesi’nin taraflarından biridir. Sözleşmenin VI’ncı maddesi, bir ülkede soykırım gerçekleşip gerçekleşmediğine yalnızca o ülkenin mahkemesi veya bir uluslararası ceza mahkemesince hükmedilebileceğini düzenlemektedir.

Avrupa’nın en yüksek hukuki otoritesi AİHM, 1915 olayları bakımından uluslararası hukukun temel kuralını teyit etmiştir. AİHM’nin 2 farklı dairesi bu konuda 2013 ve 2015 yıllarında Perinçek-İsviçre davasında karar vermişlerdir. Dava konusu olayda Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek sözde Ermeni Soykırımı'nı aleni olarak inkar etmiş, İsviçre mahkemeleri aleyhinde karar verince konuyu AİHM’e taşımıştır. AİHM daireleri de İsviçre aleyhine karar vermiştir.

Her 2 daire de aynı gerekçeye dayanmıştır: AİHM, soykırımın sadece yetkili mahkemelerce hükmedilebilecek bir suç olduğuna, hiçbir meclis, hükümet veya akademik kurumun bir soykırım yapıldığına karar veremeyeceğine ve 1915 olaylarının Holokost’tan esas olarak farklı olduğuna hükmetmiştir. AİHM, parlamentolar gibi siyasi organların soykırıma karar vermelerinin meşruiyetini reddetmiş ve böylece bu konudaki parlamento kararlarının aksi yönünde yapılan açıklamaların meşru ve ifade özgürlüğü kapsamında korunduklarına hükmetmiştir. AİHM ayrıca BM Sözleşmesi imzalanmadan önce meydana gelen olayların Sözleşme kapsamında değerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.

Kısaca AİHM, kararları tarihi gerçeklere dayanmayan Ermeni Soykırımı iddialarının hukuki bir temeli de bulunmadığını hükme bağlamıştır.

AİHM kararı tüm Avrupa Konseyi üyeleri için bağlayıcıdır ve buna uygun olarak Avrupa siyasi kurumları karara uymuşlardır. Örneğin Fransız Parlamentosu 2012’de bir yasa ile Ermeni Soykırımı'nın yaşandığı kararına karşı çıkmayı suç haline getirmiştir. Fakat Fransa Anayasa Mahkemesi bu yasayı iptal etmiştir. Danimarka Parlamentosu’na da sözde Ermeni Soykırımı'nı kınama teklifi sunulmuş fakat parlamentonun çoğunluğu ve hükümet bu konuda karar vermeye yetkilerinin olmadığı gerekçesiyle teklifi reddetmiştir. Benzer şekilde Alman Parlamentosu’na sunulan teklif de, Alman hükümetinin parlamentonun bu konuda karar verecek bir mahkeme olmadığını deklare etmesiyle yasaya dönüşmemiştir.

Bugün AİHM’in Perinçek-İsviçre kararı pek çok Avrupa ülkesinin üniversitelerinde idarenin yetkilerinin sınırları, kuvvetler ayrılığı ve ifade özgürlüğü konularına ilişkin bir örnek olarak öğretilmektedir.

Ayrıca, eğer yönetiminiz bir soykırım olup olmadığına karar vermeyi değerlendiriyorsa Sayın Başkan, bu sizin de üzerine yemin ettiğiniz ABD Anayasasını da ihlal edecektir. Anayasa değişikliklerinin I-III maddeleri yönetim yetkinizi açıkça sınırlamakta ve yargısal herhangi bir hüküm vermenizi yasaklamaktadır.

Özetle, Beyaz Saray uluslararası suçlar hakkında hüküm vermeye yetkili bir mahkeme değildir. ABD Anayasası ve BM Sözleşmesi’ni ihlal etmesinin yanı sıra, 1915 olayları hakkında karar verilmesinin planlanmasının çok ağır bölgesel siyasal etkileri de olacaktır.

ABD’nin de dahil olduğu uluslararası toplumun kınadığı Dağlık Karabağ bölgesinin uzun süreli işgali sona ermiştir. Bugün, Azerbaycan’ın bölge üzerindeki meşru otoritesi kurulmuş ve uluslararası kamuoyunca tanınmıştır. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ateşkesi müteakip bölgede kalan sorunları çözecek ve iki ülke arasında kalıcı barış tesis edecek yeni bir diplomatik süreç başlamıştır.

Türkiye ve iki ülkenin diğer komşuları ateşkesi ve diplomatik müzakereleri desteklemektedir. Türk hükümeti diplomasi, barış ve istikrara bir fırsat vermek için Ermeni hükümetine de çağrı yapmıştır. Türkiye ayrıca 1915 olaylarını araştırmak için Ermeni hükümetine ortak bir komisyon kurulması teklifinde de bulunmuş ve arşivlerini açmıştır. Bu teklif halen geçerlidir. Bu komisyon olayların, sebeplerinin, boyutlarının ve sonuçlarının tarihi bir değerlendirmesi üzerine çalışabilir ancak “soykırım” terimi uluslararası hukukta bir suçtur ve buna tarihçiler hükmedemez.

Yönetiminizin Ermeni Soykırımı hakkında karar verme düşüncesi bu bakımdan ayrıca barış ve istikrar için gösterilen bölgesel diplomatik ve akademik çabaları da tehlikeye atmaktadır.

Güney Kafkasya’daki son durum Ermenistan’ın ulusal çıkarının komşularıyla barış içinde olmasına bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu husus Türk Parlamenterler Birliği adına Nisan 2005 yılında yazdığım mektuba verilen gerçekçi cevap ile ABD Yönetimi tarafından da tanınmıştır. ABD Yönetimi adına ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Vekili Laura E. Kennedy tarafından verilen bu cevapta, TBMM’nin dünya arşivleri üzerinde yeniden çalışılması atılımının desteklendiği, ABD’nin Kafkasya’daki barış ve istikrarın sağlanması yönündeki ortak amacımızı geçekleştirmenin en iyi yolunun Türkiye ve Ermenistan arasında barış amacıyla dürüst ve verimli bir diyalog sağlanması olduğuna inanıldığı, iki devlet arasındaki temasların daha verimli bir diyalog oluşturulmasına öncülük etmesinin umulduğu ve ilgili hükümetler ile sivil toplum aktörlerinin akademik, sivil toplum ve diplomatik düzeydeki tartışmalarının desteklendiği hususları bildirilmiş; ABD’nin Türkiye ile ilişkilerini güçlendirme ve ortak amaçları doğrultusunda birlikte hareket etme düşüncesinde olduğu vurgulanmıştır.

Yakın zamanda yaşanan gelişmelerin tüm bölgede barış ve istikrarın elde edilmesi için çağımızda ele geçen en açık fırsatı sunmakta olduğu göz önüne alındığında, Birleşik Devletlerin bu çabalara destek vermesi beklenmektedir. Bunu başarmanın en emin yolu da, yukarıda açıklanan Bush Yönetimi politikalarının gerisine düşmemektir.

Bu gerçekler dikkate alınmadan verilecek kararlar ve/veya yapılacak değerlendirmeler yönetiminizi tarihin, barış için uluslararası çabaların ve uluslararası hukukun yanlış tarafına düşme riski ile karşı karşıya bırakacaktır.

Bu yüzden, Sayın Başkan, sizi ABD Anayasası, BM Sözleşmesi ile bölgesel çabalara saygı göstermeye ve 1915 olaylarını Ermeni Soykırımı olarak nitelendirme düşüncenizi bir kenara bırakmaya davet ediyoruz.

Saygılarımla."

 

tgb.gen.tr

Tarih:
Diğer Haberler