Birlik, Barış, Kardeşlik

Birlik, Barış, Kardeşlik

Gaffar Okkan; halktan yana, halk için diyen emekçi bir ailenin çocuğu… Diyarbakır Emniyet Müdürü demek az olur. Diyarbakır’da vali, öğretmen, arkadaş, dost, doktor ve bir teknik direktör oldu. Geçmedi caddelerden ışıl ışıl. Diyarbakırlı gibi mum ışığında bitirdi kitaplarını. Kendi gibi gördüğü binlerce yoksulun yüreğini yüreğinde görerek düştü bu büyük kavgaya. Yoksulluğun bükemediği Diyarbakırlı için gördü gelecek ışığını. Yüreği onlarla attı. Yaşamının en güzel yıllarını bir çiçek gibi verdi Diyarbakırlı’ya.

Ölüm sinsi bir yılan gibi dolaşıyordu Diyarbakır sokaklarında. Sokaklar karanlığa teslim edilmişti. Anaların gözyaşları şakırdayan bir şelale gibi akıyordu çocukları için.

Vicdan susmuştu, insanlık susmuştu. Ta ki korkulan, kaçılan çocuklara öcü diye anlatılan o polis telsizinden “3310 merkez” anonsu tüm Diyarbakır sokaklarında yankılana kadar. Diyarbakırlı’nın tarifi ile “Gaffar Baba” efsanesi karanlığı boğmak için doğuyordu.

Diyarbakır’da adi suçlarda bir yıl içinde yüzde elli azalma olduğu görülüyordu emniyet raporlarında. Hırsızlık, kaçakçılık, kapkaç gibi gözden çıkarılan bölgelere özgü olan bu suçlarla mücadele ediyor, görevinin yurttaşın canını, malını, namusunu korumak olduğunu ifade ediyor ve bu uğurda da çabalıyordu. Kadın-erkek, yaşlı-genç toplumun her kesimi için daracık Diyarbakır sokakları tehlikeden arınmıştı. Emniyet binası önündeki cadde güvenlik gerekçesiyle trafiğe kapalıydı. ”Kimden korkuyoruz?” diyerek yolu trafiğe açtı.

Ve bölge halkının korkulu rüyası olan Hizbullah terör örgütünün üstüne gitti, halkın canını korumak için var olduğunu hiç unutmadı. Gladyo’nun elemanlarının, Kürtleri sokak ortasında ”Allah-u Ekber” diyerek öldürdüğü, hücre evlerinde aydın, gazeteci, üniversite öğrencilerinin infaz ettiği bu kanlı dönemde toplumsal barışı ve kardeşliği tesis edebilmek için Hizbullah’ı yok etmek zorunda olduklarını tüm emniyete benimsetmişti Gaffar Okkan. Bu duruş Hizbullah ve Hizbullah’ın efendilerini de şaşırtmış ve korkutmuştur.

Korkusuz adam, oyunun farkına varmıştı. Türkiye’nin nasıl ayrıştırılmaya çalışıldığını, bunun dış kaynaklı odaklarca üretildiği ve ne yazık ki devletin bazı kurumları tarafından uygulandığını net bir şekilde görebiliyordu. Hizbullah Terör Örgütü’ne yönelik geniş çaplı operasyonlara başladı. 

Emniyet Müdürü olduğu Diyarbakır’ın yeşil-kırmızılı takımı Diyarbakırspor’a sahip çıkmış, bazen bir kulüp başkanı gibi bazen de teknik direktör gibi davranıyordu. Diyarbakırspor’un tüm maçlarını statta izleyen Gaffar Baba, fırsat buldukça deplasmanlara da giderdi. Futbolcular gol sevincini onunla paylaşırdı, futbol sahalarında görülen olaylar onun döneminde pek yaşanmazdı. Hatta yeşil-kırmızılı taraftarlar Diyarbakırspor 2. Lig’de iken futbol yorumcuları tarafından en centilmen taraftar olarak işaret edilirdi. Bunun tek nedeni ”Gaffar Baba”ydı. Çünkü en ufak bir kıvılcımda müdahale eder, taraftar ”Gaffar Baba”sını alkışlar ve kıvılcımı büyütmezdi. Şehit düştüğünde ise ceketinin cebinde kanlı Diyarbakırspor bayrağı çıkıyordu…

Ali Yüksel-Dtcf öğrencisi ve temsilcisi.

Gaffar Okkan; halktan yana, halk için diyen emekçi bir ailenin çocuğu… Diyarbakır Emniyet Müdürü demek az olur. Diyarbakır’da vali, öğretmen, arkadaş, dost, doktor ve bir teknik direktör oldu. Geçmedi caddelerden ışıl ışıl. Diyarbakırlı gibi mum ışığında bitirdi kitaplarını. Kendi gibi gördüğü binlerce yoksulun yüreğini yüreğinde görerek düştü bu büyük kavgaya. Yoksulluğun bükemediği Diyarbakırlı için gördü gelecek ışığını. Yüreği onlarla attı. Yaşamının en güzel yıllarını bir çiçek gibi verdi Diyarbakırlı’ya.

Ölüm sinsi bir yılan gibi dolaşıyordu Diyarbakır sokaklarında. Sokaklar karanlığa teslim edilmişti. Anaların gözyaşları şakırdayan bir şelale gibi akıyordu çocukları için.

Vicdan susmuştu, insanlık susmuştu. Ta ki korkulan, kaçılan çocuklara öcü diye anlatılan o polis telsizinden “3310 merkez” anonsu tüm Diyarbakır sokaklarında yankılana kadar. Diyarbakırlı’nın tarifi ile “Gaffar Baba” efsanesi karanlığı boğmak için doğuyordu.

Diyarbakır’da adi suçlarda bir yıl içinde yüzde elli azalma olduğu görülüyordu emniyet raporlarında. Hırsızlık, kaçakçılık, kapkaç gibi gözden çıkarılan bölgelere özgü olan bu suçlarla mücadele ediyor, görevinin yurttaşın canını, malını, namusunu korumak olduğunu ifade ediyor ve bu uğurda da çabalıyordu. Kadın-erkek, yaşlı-genç toplumun her kesimi için daracık Diyarbakır sokakları tehlikeden arınmıştı. Emniyet binası önündeki cadde güvenlik gerekçesiyle trafiğe kapalıydı. ”Kimden korkuyoruz?” diyerek yolu trafiğe açtı.

Ve bölge halkının korkulu rüyası olan Hizbullah terör örgütünün üstüne gitti, halkın canını korumak için var olduğunu hiç unutmadı. Gladyo’nun elemanlarının, Kürtleri sokak ortasında ”Allah-u Ekber” diyerek öldürdüğü, hücre evlerinde aydın, gazeteci, üniversite öğrencilerinin infaz ettiği bu kanlı dönemde toplumsal barışı ve kardeşliği tesis edebilmek için Hizbullah’ı yok etmek zorunda olduklarını tüm emniyete benimsetmişti Gaffar Okkan. Bu duruş Hizbullah ve Hizbullah’ın efendilerini de şaşırtmış ve korkutmuştur.

Korkusuz adam, oyunun farkına varmıştı. Türkiye’nin nasıl ayrıştırılmaya çalışıldığını, bunun dış kaynaklı odaklarca üretildiği ve ne yazık ki devletin bazı kurumları tarafından uygulandığını net bir şekilde görebiliyordu. Hizbullah Terör Örgütü’ne yönelik geniş çaplı operasyonlara başladı. 

Emniyet Müdürü olduğu Diyarbakır’ın yeşil-kırmızılı takımı Diyarbakırspor’a sahip çıkmış, bazen bir kulüp başkanı gibi bazen de teknik direktör gibi davranıyordu. Diyarbakırspor’un tüm maçlarını statta izleyen Gaffar Baba, fırsat buldukça deplasmanlara da giderdi. Futbolcular gol sevincini onunla paylaşırdı, futbol sahalarında görülen olaylar onun döneminde pek yaşanmazdı. Hatta yeşil-kırmızılı taraftarlar Diyarbakırspor 2. Lig’de iken futbol yorumcuları tarafından en centilmen taraftar olarak işaret edilirdi. Bunun tek nedeni ”Gaffar Baba”ydı. Çünkü en ufak bir kıvılcımda müdahale eder, taraftar ”Gaffar Baba”sını alkışlar ve kıvılcımı büyütmezdi. Şehit düştüğünde ise ceketinin cebinde kanlı Diyarbakırspor bayrağı çıkıyordu…

Ali Yüksel-Dtcf öğrencisi ve temsilcisi.

Paylaş: