Dünya Gençliği İstanbul’dan İlan Etti: KAHRAMANLIK ÇAĞINA GİRDİK

Dünya Gençliği İstanbul’dan İlan Etti: KAHRAMANLIK ÇAĞINA GİRDİK

Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni’nde Türk gençliği ve 25 ülkeden gençler buluştu. Konuşmaların yanı sıra paneller, dans gösterileri ve konserlerle coşkunun büyüdüğü şölenin sonunda gençler kol kola yürüyüş düzenledi. ABD emperyalizmine meydan okuyan yeni dünyanın gençleri NATO’nun mezar taşını taşıdı

İSTANBUL – Bağımsızlık ateşimizi yakmamızdan bir asır sonra, yeni bir dünyanın şafağının söktüğü günlerde 25 ülkeden antiemperyalist gençler İstanbul’da buluştu. 19 Mayıs’ın 107. yıldönümünde gençler, ABD emperyalizminin ve suç örgütü NATO’nun çöküşünü Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Şöleni’yle kutladı, mücadeleyi birlikte büyütme kararlılığını ilan etti.

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve Dünya Anti-Emperyalist Gençlik Birliği WAYU’nun düzenlediği, Uluslararası Antiemperyalist Gençlik Buluşması dün yapıldı. Konuşmalar, paneller, gösteriler ve konserlerle geçen şölen Beşiktaş’taki kitlesel yürüyüşle sona erdi.

Süleyman Seba Kültür Merkezi’nde düzenlenen şölen saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açış konuşmasını yapan TGB Genel Başkanı Kayahan Çetin, “Yeni bir dünyanın şafağının söktüğü günlerde düzenlenen tarihi önemdeki Uluslararası Gençlik Şöleni’ne hepiniz tekrar hoş geldiniz!” diye salonu selamladı.

‘BİZ GELECEĞİN YÖNETİCİLERİYİZ’

Ön cephe ülkelerinin emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı mücadelesiyle yeni dünyanın kurulduğunu belirten Çetin şunları söyledi:

“Sadece bu hegemonya düzeninin bitişini değil aynı zamanda geleceğin toplumunu ve dünyasını görenleriz. Çünkü biz geleceğin yöneticileriyiz. Dünyanın önündeki onyılların yöneticileriyiz. Devletlerimizin ve uluslarımızın geleceği olduğumuz kadar insanlığın ortak kader toplumunun da paydaşlarıyız.”

‘ONURLU BARIŞLAR DEVRİMLERLE KAZANILDI’

“Barış, üretim, hakça paylaşım istiyoruz. Ama barışı kazanmanın yolunun saldırganı durdurmak olduğunu biliyoruz. Ortak güvenliğimiz için mücadele etmeden barışın birilerinin bağışlamasıyla kazanılamayacağını biliyoruz. Tüm onurlu barışların devrimlerle kazanıldığını hatırlıyoruz.”

‘BU MİRASA SIRTIMIZI DAYIYORUZ’

Çetin, salonda asılı olan Robespierre’den Garibaldi’ye, Bolivar’dan Lumumba’ya, Tito’dan Mao’ya, Hamaney’den Arafat’a, Lenin’den Atatürk’e milli kurtuluş savaşlarının, ulusal devrimlerin liderlerinin fotoğraflarını gösterdi, şöyle devam etti:

“Aynı içinde bulunduğumuz günler gibi yeni bir çağın kapılarını açan Türk, Rus, İran ve Çin Devrimleri. Afrika, Asya ve Latin Amerika’da bağımsızlık savaşları. Avrupa’da hegemonyacılığa karşı yükselen direnç. Bu mirasa sırtımızı dayayarak güven duyuyoruz. Gelecek bizimdir. Gelecek ortak mücadelemizindir. Emperyalistler kağıttan kaplandır. Yurdu için, milli onuru için canını feda eden liderleri olan milletler hiçbir savaşı kaybetmez. Şehit Hasan Nasrallah’a, Yahya Sinvar’a, İsmail Haniye’ye, Seyyid Ali Hamaney’e selam olsun!”

MAYIS GENÇLİĞİN AYI

Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin de şölene katılarak bir konuşma yaptı. Büyükelçi, Mayıs ayının gençliğe ve umuda ait bir ay olduğunu belirterek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“4 Mayıs’ta, Çin gençliğinin bayramını hep birlikte andık. Çinli gençler, ‘vatanseverlik, ilerleme, demokrasi ve bilim’ ruhuyla kadim bir milletin uyanış yolunu başlatmışlardı. Bugün ise, ulusal egemenlik ve bağımsızlığı bir inanç haline getiren ve geleceği gençliğe emanet eden büyük lider Mustafa Kemal Atatürk’ü anarak, Türkiye’nin Gençlik ve Spor Bayramı’nı coşkuyla karşılıyoruz.

İLİŞKİLERİMİZİN 55. YILI

“Bugün burada, 20’yi aşkın ülkeden dostlarımızla bir arada bulunmaktan, bu iki anlamlı bayramı ve aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümünü kutlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.

“55 yıl önce, Çin ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin resmen kurulmasıyla, Asya’nın en doğusundaki kadim medeniyet ile Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan parıldayan inci, tarihi bir el sıkışma gerçekleştirmiştir. Geçtiğimiz 55 yıl boyunca Çin-Türkiye ilişkileri karşılıklı saygı, eşitlik ve karşılıklı yarar temelinde istikrarlı bir şekilde ilerlemiştir. Özellikle son yıllarda, Çin Devlet Başkanı Sayın Xi Jinping ve Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın stratejik liderliğinde, Çin-Türkiye stratejik iş birliği ilişkileri kapsamlı bir şekilde gelişmiş ve meyvelerini vermiştir.

“Bu 55 yıl, dostluğun 55 yılı, işbirliğinin 55 yılı ve hepsinden önemlisi, ‘İnsanlığın Ortak Gelecek Topluluğu’ vizyonunun Avrasya kıtasının iki ucundaki en canlı ve somut tezahürü olmuştur.

‘DÜNYAMIZ DEĞİŞİM SÜRECİNDEN GEÇİYOR’

“Bugün dünyamız, yüzyıldır görülmemiş büyük bir değişim sürecinden geçmekte, jeopolitik çatışmalar art arda patlak vermekte ve ‘Medeniyetler Çatışması’ teorisinin gölgesi zaman zaman yeniden belirmektedir. Ülkeler ve insanlar arasındaki yüksek duvarlar ve engeller henüz tamamen ortadan kalkmış değildir.

“İşte tam da böyle bir dönemde Çin, Küresel Medeniyet Girişimi’ni ortaya koymuştur. Tüm dünyaya kararlılıkla ilan ediyoruz ki: Medeniyetlerin yükselişi ve insanlığın ilerlemesi, hiçbir zaman karşı tarafı dışlayarak değil, aksine birbirine değer verip takdir ederek gerçekleşir. Memnuniyetle görüyoruz ki, bu yılın Nisan ayında Türkiye Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi resmen kurulmuştur. Bu, tarihi bir dönüm noktasıdır. Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan ve ‘dünyanın kavşak noktası’ olan Türkiye, Küresel Medeniyet Girişimi’nin Avrasya kıtasındaki en önemli yankı odası haline gelmiştir.

‘MEDENİYETLER ÇATIŞMASINA EN GÜÇLÜ YANIT’

“Genç dostlarımıza şunu söylemek istiyorum: Ankara’da medeniyetlerin buluşmasına tanıklık etmek, İstanbul’da inançların hoşgörüsünü hissetmek ve kadim Anadolu topraklarında tarihin yankısını aramak, ‘Medeniyetler Çatışması’ teorisine karşı sahada verilmiş en doğrudan, en somut ve en güçlü cevaptır.

“İklim değişikliğinden kamu sağlığına, enerji güvenliğinden gelir adaletsizliğine kadar bugün dünyamızın karşı karşıya olduğu hiçbir sınama, tek bir medeniyet tarafından tek başına çözülemez. ‘Her medeniyetin kendi güzelliğini yaşaması’ yalnızca bir başlangıçtır. Asıl çıkış yolu, medeniyetlerin uyum içinde birbirini tamamlaması ve ortak güzellikte buluşmasıdır. Bugün siz değerli katılımcılar, buraya sadece rengârenk medeniyetleri taşımakla kalmadınız, aynı zamanda insanlığın ortak sınamalarına karşı çeşitli bilgelikler ve çok boyutlu çözümler de getirdiniz. İşte Küresel Medeniyet Girişimi’nin en güçlü ve en somut kanıtı da budur.

‘GENÇLER BARIŞ VE KALKINMANIN MUHAFIZLARI’

“Genç dostlarımız, barış ve kalkınmanın muhafızları olmalıdır. Günümüz dünyasında bölünmenin bir çıkış yolu, çatışmanın ise bir kazananı yoktur. Duvarlar örmenin bir geleceği, bağları koparmanın bir yarını yoktur. Küresel meydan okuma karşısında tüm gençler el ele, yürek yüreğe vermeli; çok taraflılığı desteklemek için ortak akıl oluşturmalı, dünya barışı ve dayanışması için gençliğin sesini yükseltmeli, küresel kalkınma ve ilerleme için gençlik enerjisini ortaya koymalı ve İnsanlığın Ortak Kader Topluluğu’nun inşası için gençliğin sorumluluk bilincini tüm dünyaya göstermelidir!”

‘Zaman kahramanlık zamanı’

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, dünya gençlerine seslendi, “Kahramanlık zamanı!” dedi. Perinçek’in konuşması şöyle:

Burada, İstanbul’da Yeni Medeniyetin, Yeni Dünyanın kurucu gençleri olarak toplandık. İnsanlığa özel çıkarcılığı, bencilliği, tahakkümü, hegemonyacılığı ve zulmü dayatan bir sistemin sonuna geldik.

Bugün bir hesaplaşma dönemine girmiş bulunuyoruz. Karşımızda bir sistem var. O sistem, devletlerin bağımsız yaşama, milletlerin özgür yaşama ve emekçi halkların sömürüden kurtulma mücadelesini silahla boğmak istiyor.

Evet, zaman, hesaplaşma zamanıdır: Yakınımızda ve uzağımızda silahlar konuşuyor, bıçaklar bileniyor, füzeler rampalara konuyor.

Kuzeyimizde Rusya, Doğumuzda İran, Güneyimizde Filistin, Yemen ve Lübnan savaşıyor. Batımızda ise, çıkmazlarda yaşanan kriz var, kargaşalık var. Aynı zamanda “Büyük Müttefikin” güdümünden çıkmaya yönelen ülkeler ve halklar var.  Zamanı iyi tanımlamak durumundayız: Zaman, çürüyeni toprağa gömme ve yeni medeniyeti kurma zamanıdır.

Değerli gençler

Yeni Medeniyetin programını tarihsel süreç belirlemiştir.

– Yeni Medeniyetin güçleri, Emperyalist Hegemonyacılığa daha bugünden son veriyor.

– Yeni Medeniyet, Millî Devletlerin bağımsızlığına ve egemenliğine dayanacaktır.

– Yeni Medeniyet, Neoliberal özel çıkarcılığın katlettiği Hümanizme yeniden hayat verecektir.

– Yeni Medeniyet, çalışmayı ve üretmeyi ateşleyen mülkiyet ve bölüşüm ilişkilerini getirecektir.

– Yeni Medeniyet, Kamucu, paylaşmacı, halkçı, özgürlükçü, aydınlanmacı ve demokratik değerleri besleyecektir.

– Yeni Medeniyet, Dünyada barışın önünü açan gelişmelere yol verecektir.

Sizlere bakıyorum, burada çoğunlukla ön cephe ülkelerinin gençleri var.

Ve her an ön cepheye katılacak ülkelerin gençleri de burada.

Rusya, İran, Türkiye ve Arap ülkeleri olarak, bütün İnsanlığın Ortak Geleceğini belirleyen ön mevzileri paylaşıyoruz.

Bu ön mevzide Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki dayanışma özel bir öneme sahiptir. İmparatorluk mirasından gelen halkları bir arada yaşatma birikimiyle ve son üç yüzyıldaki devrim tecrübeleriyle Ülkelerimiz, yeni Medeniyetin yükselişine büyük katkılarda bulunacaktır. Bu yıl 55. Yılını idrak ettiğimiz diplomatik ilişki tarihimizin açtığı büyük kapıdan büyük geleceğe ilerliyoruz.

Savaşın büyümesini önlemek, düşmanı dünya savaşına giden çılgınlıklardan caydırmak, ellerimizdedir. Bu görevle direniş mevzilerindeyiz, nöbet tutuyoruz ve parmaklarımız tetikte.

Bu koşullarda ön cephe ülkeleri olarak, yedi kıtanın devletlerini ve halklarını ön cephede sorumluluk üstlenmeye ve kararlı dayanışmaya çağırıyoruz.  Bugün ön cephedeki direnişimiz savaşı önleyemezse, insanlık düşmanlarının fitillediği savaş devrimlere yol açacaktır. Her iki seçeneğin de ufkunda Yeni Medeniyet bulunuyor.

Dünya tarihinde benmerkezci kalmayan bir olgu varsa, o da medeniyettir.

Medeniyetler, insanlık tarihi boyunca denizlerden denizlere, kıtalardan kıtalara taşındı ve bugünlere geldi. Medeniyet kuran kavimler, medeniyet gülünü elden ele verdiler ve geleceğe taşıdılar.

Bugün yine Yeni Medeniyeti kuracağımız ve paylaşacağımız bir çağa merhaba demek üzereyiz. Siz İnsanlığın Vatansever ve Devrimci Gençleri, sizler bağımsızlık, özgürlük, aydınlanma ve üretmek isteyen milletlerimizin ön cephesindeki tarihî bir görevin eşiğindesiniz!

Görev, fedakârlıktır!

Görev, kahramanlıktır!

Görev, yürek yüreğe ve omuz omuza vermektir!

Görev, zafere ilerlemektir!

İnsanlığın karşısına dikilenler ise, Hitler’in çizmesini giymiş bulunuyor ve Hitler’in kaderini paylaşıyorlar. Bilinçlerinizde yeni bir çağın ufkunu açacak aydınlık var!

Kollarınızda, Yeni Medeniyetin kapısını açacak güç var!

Kılıcınız keskin olsun, bahtınız açık olsun!

SAVAŞIN ÖN CEPHESİNDEN SESLENDİLER!

Şölen’e katılan gençler kürsüde konuştu, bazıları video mesaj gönderdi. Savaş cephesindeki İran, Filistin, Lübnan, Yemen’den gençler salona seslendi. Gençlik görev almaya hazır olduğunu ilan etti, ‘Geleceği, kardeşliği ve bağımsızlığı kuracak irade burada!’ mesajı verdi.

Dünya Antiemperyalist Gençlik Şöleni’nde katılımcı ülkelerden antiemperyalist örgütlerin gençleri kürsüde mücadelelerini anlattı.

İran Direniş Örgütleri Koalisyonu Uluslararası İlişkiler Başkanı Aliakbar Taheri şunları söyledi:

“Bugün İran sadece kendi halkı için savaşmıyor. Bugün İran, insanlığın korunması ve dünyada hakkın cephesinin savunulması için savaşıyor. Niçin? Kudüs davasının yavaş yavaş silinmesini, Filistin halkına yönelik terörü ve yok edilmeyi önlemek için. Suçlularla ilişkilerin ‘normalleşmesini’ engellemek için. Güney Lübnan’ın çocuklarının gözyaşları için. Yemen’de yıllardır süren abluka ve suçlar için. Venezuela’da olduğu gibi bir ulusun onurunun ve bağımsızlığının kırılmasını önlemek için. Irak ve Afganistan gibi ülkelerin yeniden işgalini önlemek için. Küba’nın ablukasını önlemek için. Sudan başta olmak üzere dünya çapında işlenen suçları önlemek için.

BAĞIMSIZ ULUSLARIN YENİ SİLAHI: JEOPOLİTİK VARLIK

İran’ın Hürmüz’deki hamlesinin atom bombasından güçlü bir silah olduğunu belirten Taheri, şöyle devam etti: “Bugün Hürmüz Boğazı, dünyanın mazlum uluslarının ‘yenilmez süper güçlere’ boyun eğmeyi reddetme iradesinin simgesidir. Bir düşman bizim can damarımızı kesmek için kılıcını çekerse, biz de onun şah damarına sarılırız. Bakalım 7 bin yıllık bir ulusun iradesi mi önce kırılır, yoksa o yozlaşmış, narsist, çocuk istismarcısı, kaprisli adamın mı! Bugün dünyanın bağımsız ulusları atom bombasından çok daha güçlü bir silah keşfetti: jeopolitik varlıklarını kullanarak güçlünün canını alma iradesi. Boğazlar emperyalizmin mezarı olmuştur. İngiliz sömürgeciliğine karşı verilen Boğazlar Muharebesi’nden bugün Hürmüz Boğazı’na kadar! Ve boğazların yeni düzeni; orman kanununa karşı, milli bağımsızlığa dayanan yeni bir dünya düzenidir!”

Aliakbar Taheri, Vatan Partisi ve Genel Başkanı Doğu Perinçek ile TGB’ye İran’ın yanında oldukları için teşekkür etti.

‘EMPERYALİZM VE SİYONİZME KARŞI GENÇLİK CEPHESİ DOĞUYOR’

Hizbullah Gençlik ve Öğrenci Birimi Başkanı Dr. Ali Hajj Hassan, video mesaj gönderdi. “Bugün bu zirvedeki buluşmamız yalnızca bir dayanışma toplantısı değildir.” diyen Hassan, şöyle sürdürdü:

“Aksine, Amerikan emperyalizmine ve siyonizme karşı duracak gerçek ve küresel bir gençlik cephesinin doğuşu olabilir. Amerika’nın yenilmesi mümkündür ve güç dengeleri değişmektedir. Onlara boyun eğmek artık hiçbir şekilde kabul edilemez ve meşru görülemez.

“Lübnan’da siyonist düşman ordusuna karşı direnişimiz devam etmektedir. Çok net bir şekilde söyleyebilirim ki; Lübnan’daki İslami Direniş, sahaya böylesine güçlü bir dönüş yaparak herkesi şaşkına çevirmiş ve Siyonist orduyu hezimete uğratmıştır. Sizlerden isteğim şudur: Birinci olarak; tarihi sorumluluklarınızı üstlenmeli ve bu kader savaşında ortaklarımız olmalısınız. Katillere ve suçlulara baskı yapmalı, onlardan hesap sormalısınız. Evet kardeşlerim, Amerika’nın yenilmesinin mümkün olduğu gerçeğini kitlelere anlatma sorumluluğunu alın. Bunun kanıtı artık herkes için ortadadır.

“İkinci olarak; hep birlikte işbirliği yapalım ve bu zirveden, dünyanın en büyük cephesi olacak ‘Küresel Anti-Emperyalist ve Anti-Siyonist Gençlik Cephesi’ni kurarak çıkalım. Bu cephe, Filistin’i ve direnişi savunma cephesinin ta kendisidir. Bu, en kısa sürede gerçekleştirilmesi gereken büyük bir hedeftir ve bu zirve de bunun için en doğru yerdir.

‘GÜVENLİ, BARIŞÇIL, ERDEMLİ BİR DÜNYA İÇİN’

“Bugün bana en önemli hedefin ne olduğunu soracak olursanız; Filistin’e, İran’a ve Direniş Ekseni’ne destek olmak, ülkelerimizdeki elçilikleri ve casusluk yuvalarını temizlemektir. Çünkü Amerika’nın yenilgisi mümkündür ve inşallah yakında onlara karşı kazanacağımız zaferi sizlerle birlikte kutlayacağız yoldaşlar.

“İstanbul’daki bu zirve, sahadaki zaferimizi küresel bir siyasi ve gençlik zaferine dönüştürmek için tarihi bir fırsattır. Gelin bu zirvenin temel eksenini; Direniş Ekseni’ni desteklemek, Filistin’e sahip çıkmak, Amerikan hegemonyasını kırmak, Büyük İsrail projesini parçalamak ve Filistin ile Kudüs özgürleşene kadar durmayacak birleşik bir küresel cephe inşa etmek olarak belirleyelim. Amerikan hegemonyasının ve Siyonist suçların olmadığı bir dünya; çok daha güvenli, barışçıl, ahlaklı ve erdemli bir dünyadır.”

İNSANİ VE AHLAKLI BİR MÜCADELE

Yemen Öğrenci Forumu adına video mesaj gönderen Abdullah Mohammed de bugün verdikleri savaşın sadece Müslümanlar veya Araplar için olmadığını vurgulayarak “Bu; hakikat, adalet, özgürlük ve merhamet değerleri ile işgal, şiddet ve baskı üzerine kurulan Siyonist proje arasındaki insani ve ahlaki bir mücadeledir.” dedi. Mohammed şunları söyledi: “Allah’ın Yemen’de bizlere bahşettiği en büyük lütuflardan biri, bilinçli ve ilkeli bir liderliğe sahip olmamızdır. Lider Seyyid Abdülmelik el-Husi, birçok liderin ve geniş kitlelerin sessizliği ve normalleşmeyi seçtiği bir dönemde, düşmanın tehlikesini erkenden ve son derece kararlı bir şekilde fark etmiştir.

“Yemen gençliği de bu çatışmada üzerine düşen rolü oynamıştır. Birileri cephede savaşırken; bizler Filistin’in sesini dünyaya duyurmak için gösteriler, seminerler, çevrimiçi toplantılar, boykot kampanyaları ve medyadaki dezenformasyonla mücadele yoluyla bir farkındalık cephesi açtık. Bu; bir farkındalık, onur ve insanlık savaşıdır. Hakikatin ve mazlumların yanında yer almak, tüm özgür insanların en temel görevidir.”

BATI ASYA’DA ÖN CEPHEDE

Vatan Partisi Öncü Gençlik Başkanı Can Aybars Bilgicier de gençliğin insanlığın geleceğini omuzlayacağını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bugün Çin’iyle, Rusya’sıyla, İran’ıyla, Türkiye’siyle yükselen bir Avrasya gerçeği vardır. Batı Asya’da direnen devletler emperyalizme karşı ön cephede savaşmaktadır. Ve biz Türk milleti, tıpkı Sakarya’da, tıpkı Dumlupınar’da olduğu gibi bugün de ön cephedeyiz. Sadece kendimiz için değil, bütün mazlum milletler adına mücadele ediyoruz.

“Bu mücadele bir icat değil, biz de mucidi değiliz. Tarihin akışını görüyoruz ve sorumluluklara atılıyoruz. İran Devrimi, Rus Devrimi ve Türk Devrimi ile dünya Asya çağına girmiştir. Çanakkale’de emperyalizme karşı verilen mücadele, yalnızca bir ulusal direniş değil, dünya devrimlerinin önünü açan bir kırılma olmuştur. Bugün de direnen milletlerin kaderi ortak. Kaybedenler birlikte kaybedecek, kazananlar birlikte kazanacak.”

‘YENİ BİR TARİHSEL DALGA’

“Bugün dünya gençliği yeniden sahneye çıkmıştır. ABD’den Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar gençlik, emperyalizme karşı ayağa kalkmaktadır. Filistin için sokaklara çıkan gençler, NATO karşıtı eylemler, bağımsızlık talebinin yükselişi… Bunların hepsi yeni bir tarihsel dalganın işaretidir. “Burada, bu salonda gördüğümüz manzara şudur: İnsanlığa umut olacak bir gençlik görev almaya hazırdır. Geleceği, kardeşliği ve bağımsızlığı kuracak irade burada toplanmıştır.

“Yükümüz ağır! Ama bu yük, tarihsel bir onurdur. Çünkü bizler yalnızca kendi ülkelerimizin değil, insanlığın geleceğini omuzluyoruz. Bugün burada kurduğumuz kardeşlik, yalnızca bir dayanışma değil; bir kader birliğidir. Bu kader birliği, emperyalizme karşı ortak mücadele hattıdır.

“Ve biliyoruz ki: Bu mücadeleyi eninde sonunda biz kazanacağız.”

‘GAZZE İŞGALCİLERİN MEZARIDIR’ Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin gençlik kolu olan Filistin GenNahr El Baredenel Sekreteri Abdulal Gazi, kürsüye çıktığında salonu Filistin, Lübnan, İran, Yemen, Irak, Venezuela ve Küba’daki şehitlerimiz için saygı duruşuna davet etti. Filistin’de gençliğin verdiği mücadeleyi anlatan Gazi, şunları söyledi:

“Filistin meselesi, küresel anti-emperyalist mücadeleden sömürüye, militarizme ve sömürgeci tahakküme direnen hareketlerden ayrı düşünülemez. Filistin davası artık yalnızca bir halkın davası değil; özgürlüğe, eşitliğe ve insan haklarına inanan milyonlar için bir vicdan meselesidir. Bugün sorumluluğumuz, sadece olup biteni izlemekten ya da sembolik dayanışma göstermekten çok daha fazlasıdır. Bu sorumluluk, adalet ve insan onuru için sesimizi yükseltmeye devam etmemizi, kurtuluş ve kendi kaderini tayin hakkı için mücadele eden tüm dünya halklarıyla dayanışmamızı güçlendirmemizi gerektirir. Gazze, işgalcilerin mezarıdır.”

Gazi, konuşmasında 1973’te Filistin direnişine destek olmak için Nahr El Bared kampına giden ve şehit olan TKİİP’li (şimdiki Vatan Partisi) yedi genci de andı.

Emperyalizmin suçları sergilendi

Şölenin düzenlendiği salonun dışında ABD ve NATO’nun Türkiye ve bölgemizdeki vahşetlerini anlatan bir sergi de yer aldı. Çeşitli ülkelerden gelen gençler sergiyi gezdi.

Dans gösterisi ilgiyle izlendi Şölende Mir Sanat Topluluğu da sahne aldı. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden dansların sergilendiği gösteri farklı kültürlerden gençlerin ilgisini çekti.

Salona dünya milletlerinin bayrakları ile dünya devrimcilerinin fotoğrafları asıldı. Duvarlarda “Nehirden denize Özgür Filistin”, “19 Mayıs Ruhuyla Atatürk’ün yolunda tam bağımsızlık rotasındayız”, “Mustafa Kemaller 20 yaşında Atatürk gençliği 20. yılında” yazan pankartlar yer aldı.

Paylaş: