Üniversitelerin prangası: YÖK

Üniversitelerin prangası: YÖK

YÖK, kardeşi RTÜK gibi, kendisi de, darbe döneminde insanların tasmalarını çekmek için var edilmiş, faşizan bir mantık üzerine kurulmuş, öğrencilere ayar üstüne ayar vermek görevini üstlenmiş, fakat zamanla, öğrenciler üzerinden yolunu bulmaya dönmüş, yandaş rektörlere verdikleri tanrısal haklar sayesinde, üniversiteleri, feodalizmin demir yumruğu ve sapkın zihniyetine emanet etmekte olan, acilen yok edilmesi gereken iki kurumdan birisi.Bugün toplumun büyük bir çoğunluğu ne YÖK’ün hangi koşullar altında ve hangi amaçla oluşturulduğunu anımsıyor, ne de YÖK kurulduktan sonra üzerinden buldozerle geçilen üniversitelerimizde yapılan tahribatı. Yine kurulduğunda ona alkış tutanların bugün neden YÖK’e en şiddetle karşı çıkanlar arasında yer aldıklarını da kimse irdelemiyor.YÖK, 1980 öncesi Türkiye’yi pençesine alan “terör döneminin” sonuçlarından biri olarak ortaya çıktı.12 Eylül darbecileri, üniversiteleri, ülkedeki terör dalgasının sorumlularından biri olarak ilan ettiler. Bu yaklaşımın temelinde, üniversitelerde bazı hocaların yuvalandığı ve bunların öğrencileri kışkırttığı inancı yatıyordu. Oysa hiçbir hoca öğrencilerini teröre yöneltecek bir eğitim yapmıyordu. Tam tersine bütün hocalar öğrencilerini terörden alıkoymaya çalışıyorlardı. Bu dönemde Türkiye’ye egemen olan güçler üniversitelerdeki özgürlükçü ve bilimsel öğretimden memnun değillerdi. Bu tür özgür ve demokratik ilkelere göre yapılan bir eğitim yerine, gerici çizgide bir eğitim istiyorlardı. Böylece Eğitim Enstitüleri ve Üniversiteler birbirleriyle savaşan grupların hedefleri ve mücadele alanları haline geldi.Karşıt gruplar üniversiteler üzerinde baskı kurarak eğitimi kendi amaçlarına göre denetlemeye çalıştılar.Siyasal iktidardan göreli olarak bağımsız nitelik taşıyan üniversiteler ,kendilerini denetlemek için çatışan grupların savaş alanı olarak terörün besleyicisi değil kurbanı oldular. Türkiye’nin en değerli beyin gücü olan gençlerimiz birbirlerini öldürmeye başladı. Bu arada pek çok üniversite hocası, üniversiteleri denetlemek isteyen terör güçleri tarafından, hem demokrat oldukları için susturulmak amacıyla hem de üniversite yönetimlerine gözdağı vermek için katledildi. 1980’de yönetime “terörü önlemek” için el koyan güçler “anti-komünist” bir yaklaşımla, gerici bir çizgide, sendikalar gibi pek çok başka demokratik kurum ve örgüt ile birlikte, üniversiteleri de terörden sorumlu tuttu. Bütün üniversiteleri tek bir yapı içinde bütünleştirerek ilkokul düzeyine indiren YÖK yasası, Milli Güvenlik Konseyi tarafından, 1982 Anayasasından önce kabul edildi ve Anayasa komisyonu başkanı Prof. Orhan Aldıkaçtı’nın bütün itirazlarına karşın, olduğu gibi Anayasa’nın içine monte edildi. Böylece bütün yanlışlarına karşın bugün bile bir sorun olma niteliğini sürdürme başarısını gösterdi.YÖK’ün kurulması tesadüf değildir. Dünyanın hiçbir yerinde üniversiteleri ve öğretim görevlilerini nizama sokma gibi bir saçmalık yoktur. Başlıca amacı hocalara girdikleri ders saati kadar para verilmesi kuralı ile bilimi bitirmekti. Hoca bilim yapmasın, araştırma yapmasın, yalnızca derse girip para alsın. Türkçeye tercümesi, Türkiye’de bilim yapılmasın.    Oktay Sinanoğlu’nun, “YÖK geldi, bilim bitti” ve “Artık Türkiye’de bilim YÖK” gibi haklı cümlelerinde yer alan bu kurumu bugünkü iktidar daha 2003’te kapatmak ya da yetkilerini daraltmak için yırtındı. Ele geçirdikten sonra referandumda yetkilerini arttırarak güçlendirdi. Kısaca ele geçirilene kadar kötü, ele geçirildikten sonra süper. Şimdi kuruluşundan beri üniversitelerin ayağına pranga takan, adı daima skandallarla anılan bu kurumu tanımlayalım.  90’lı yıllarda kuruluş yıl dönümlerinde öğrencilerine esaslı dayaklar yedirdi.Pamukkale Üniversitesinde öğrenciler öğrenciden yana anayasa kapsamında, YÖK’ü protesto etmek için skeç eylem yaptılar, ulusal basın görüntü almak istedi, özel güvenlik izin vermedi. Öğrenciler protesto edince, YÖK yönetimi “Üniversitemizi, polisleri ve güvenlik teşkilatını protesto etmek maksadıyla özel kurgulamalı gösteri yapmak!” gerekçesi ile 5 öğrenciye 1 ay uzaklaştırma ikisine de kınama cezası verildi.Üniversitelere sivil polis kontenjanı önerebilecek kadar sapık zihniyete sahip, bilimsel düşünüş ve demokrasi dışı bir kurum.Sınavlarda emek hırsızlığı yaparak yıllardır üniversite sınavlarının sorularını önceden cemaat ve iktidar yanlısı dershane öğrencilerine verdi ve bu skandalları devlet eliyle kapatıldı. ÖSYM başkanı Ali Demir ve bazı ÖSYM çalışanları hakkında savcılığın istediği soruşturma izin talebini oy çokluğu ile reddetti.ODTÜ’de yaşanan olaylar hakkında soruşturma başlattı.Bir Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi yönetimi eleştiren ve yolsuzlukla suçlayan “Yakarım KTÜ’yü de yakarım” diye bir köşe yazısı yazınca yargılattı, 11 ay 20 gün hapis cezası almasına neden oldu.(Bereket iyi halden ertelendi)Rektör seçimlerinde iktidar demokrasisini uyguladı. Giresun Üniversitesinde rektörlük için seçimler yapıldı. Her zaman olduğu gibi liste YÖK’e yollandı. YÖK düzenleme yapıp cumhurbaşkanına yolladı. Fakat değiştirerek. En çok oyu alan aday listeden atıldı ve yalnızca 1 oy olan rektör adayı listenin başına konuldu. İleri demokrasinin en güzel örneği.Suriyeli mültecilere, yani bugünkü iktidarın gelecekteki oy depolarına üniversite yolu açan yönetmeliği geçirdi. Aldığı kararla ABD’ye hizmet eden Suriyeli gericilere üniversitelerimizin kapıları artık ardına kadar açtı. Her yıl üniversiteye yerleşmek adına milyonlarca gencimiz sınavlara girmekte. Sınavı kazanamayan öğrenciler hayatlarına son verirken, milyonlarca gencimiz sınav stresi ile boğuşurken Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlıklarının emriyle karar alan YÖK Suriye’de eğitim görmekte iken ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim programlarında eğitimlerine ara vermek zorunda kalanlara Çukurova bölgesi ve çevresindeki 7 üniversiteden faydalanabilme olanağı verdi. Yine aldığı ucube kararla liseyi yurt dışında okuyan Türklerin istediği üniversiteye sınavsız gireceğini açıklayarak amacını su yüzüne çıkardı.“Üzerimde baskı var” açıklaması yaptığı için başkanına başbakanlık danışmanının “eşek herif” demişliği olan hükümetin oyuncağı olan bir kurum.Ve çok yakın dönemde “Alo Fatih” lakaplı Fatih Saraç’ın kardeşi Yekta Saraç’ın başkanlığına getirildiği bir kurum. Yeni bir “alo” hattı yakındır.33 yıl önce üniversitelerimizin başına kabus gibi çöken YÖK, artık kaldırılmalıdır. Üniversiteler kendini yönetebilir. YÖK’ü kaldıracağını söyleyen iktidar, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da yan çiziyor. Yeni YÖK yasası çözüm değil.  Biz, gerçek vatanseverler, kararlarıyla hainlikleri bir kez daha görünmüş bu iktidara, onların ağababaları ABD emperyalistlerine karşı ikinci kurtuluş savaşını vererek, bu çirkin çarkı kıracağız. Halk için dönen çarkı da yine bizler inşa edeceğiz. YÖK gibi kurumların ortadan kaldırılması ve üniversitelerin, gerçek birer akademiye, ülkeye aydın bireyler yetiştiren kurumlar haline gelmeleri, ancak ve ancak böyle gerçekleşebilir.Hepinize saygılarımı sunuyorum.

YÖK, kardeşi RTÜK gibi, kendisi de, darbe döneminde insanların tasmalarını çekmek için var edilmiş, faşizan bir mantık üzerine kurulmuş, öğrencilere ayar üstüne ayar vermek görevini üstlenmiş, fakat zamanla, öğrenciler üzerinden yolunu bulmaya dönmüş, yandaş rektörlere verdikleri tanrısal haklar sayesinde, üniversiteleri, feodalizmin demir yumruğu ve sapkın zihniyetine emanet etmekte olan, acilen yok edilmesi gereken iki kurumdan birisi.Bugün toplumun büyük bir çoğunluğu ne YÖK’ün hangi koşullar altında ve hangi amaçla oluşturulduğunu anımsıyor, ne de YÖK kurulduktan sonra üzerinden buldozerle geçilen üniversitelerimizde yapılan tahribatı. Yine kurulduğunda ona alkış tutanların bugün neden YÖK’e en şiddetle karşı çıkanlar arasında yer aldıklarını da kimse irdelemiyor.YÖK, 1980 öncesi Türkiye’yi pençesine alan “terör döneminin” sonuçlarından biri olarak ortaya çıktı.12 Eylül darbecileri, üniversiteleri, ülkedeki terör dalgasının sorumlularından biri olarak ilan ettiler. Bu yaklaşımın temelinde, üniversitelerde bazı hocaların yuvalandığı ve bunların öğrencileri kışkırttığı inancı yatıyordu. Oysa hiçbir hoca öğrencilerini teröre yöneltecek bir eğitim yapmıyordu. Tam tersine bütün hocalar öğrencilerini terörden alıkoymaya çalışıyorlardı. Bu dönemde Türkiye’ye egemen olan güçler üniversitelerdeki özgürlükçü ve bilimsel öğretimden memnun değillerdi. Bu tür özgür ve demokratik ilkelere göre yapılan bir eğitim yerine, gerici çizgide bir eğitim istiyorlardı. Böylece Eğitim Enstitüleri ve Üniversiteler birbirleriyle savaşan grupların hedefleri ve mücadele alanları haline geldi.Karşıt gruplar üniversiteler üzerinde baskı kurarak eğitimi kendi amaçlarına göre denetlemeye çalıştılar.Siyasal iktidardan göreli olarak bağımsız nitelik taşıyan üniversiteler ,kendilerini denetlemek için çatışan grupların savaş alanı olarak terörün besleyicisi değil kurbanı oldular. Türkiye’nin en değerli beyin gücü olan gençlerimiz birbirlerini öldürmeye başladı. Bu arada pek çok üniversite hocası, üniversiteleri denetlemek isteyen terör güçleri tarafından, hem demokrat oldukları için susturulmak amacıyla hem de üniversite yönetimlerine gözdağı vermek için katledildi. 1980’de yönetime “terörü önlemek” için el koyan güçler “anti-komünist” bir yaklaşımla, gerici bir çizgide, sendikalar gibi pek çok başka demokratik kurum ve örgüt ile birlikte, üniversiteleri de terörden sorumlu tuttu. Bütün üniversiteleri tek bir yapı içinde bütünleştirerek ilkokul düzeyine indiren YÖK yasası, Milli Güvenlik Konseyi tarafından, 1982 Anayasasından önce kabul edildi ve Anayasa komisyonu başkanı Prof. Orhan Aldıkaçtı’nın bütün itirazlarına karşın, olduğu gibi Anayasa’nın içine monte edildi. Böylece bütün yanlışlarına karşın bugün bile bir sorun olma niteliğini sürdürme başarısını gösterdi.YÖK’ün kurulması tesadüf değildir. Dünyanın hiçbir yerinde üniversiteleri ve öğretim görevlilerini nizama sokma gibi bir saçmalık yoktur. Başlıca amacı hocalara girdikleri ders saati kadar para verilmesi kuralı ile bilimi bitirmekti. Hoca bilim yapmasın, araştırma yapmasın, yalnızca derse girip para alsın. Türkçeye tercümesi, Türkiye’de bilim yapılmasın.    Oktay Sinanoğlu’nun, “YÖK geldi, bilim bitti” ve “Artık Türkiye’de bilim YÖK” gibi haklı cümlelerinde yer alan bu kurumu bugünkü iktidar daha 2003’te kapatmak ya da yetkilerini daraltmak için yırtındı. Ele geçirdikten sonra referandumda yetkilerini arttırarak güçlendirdi. Kısaca ele geçirilene kadar kötü, ele geçirildikten sonra süper. Şimdi kuruluşundan beri üniversitelerin ayağına pranga takan, adı daima skandallarla anılan bu kurumu tanımlayalım.  90’lı yıllarda kuruluş yıl dönümlerinde öğrencilerine esaslı dayaklar yedirdi.Pamukkale Üniversitesinde öğrenciler öğrenciden yana anayasa kapsamında, YÖK’ü protesto etmek için skeç eylem yaptılar, ulusal basın görüntü almak istedi, özel güvenlik izin vermedi. Öğrenciler protesto edince, YÖK yönetimi “Üniversitemizi, polisleri ve güvenlik teşkilatını protesto etmek maksadıyla özel kurgulamalı gösteri yapmak!” gerekçesi ile 5 öğrenciye 1 ay uzaklaştırma ikisine de kınama cezası verildi.Üniversitelere sivil polis kontenjanı önerebilecek kadar sapık zihniyete sahip, bilimsel düşünüş ve demokrasi dışı bir kurum.Sınavlarda emek hırsızlığı yaparak yıllardır üniversite sınavlarının sorularını önceden cemaat ve iktidar yanlısı dershane öğrencilerine verdi ve bu skandalları devlet eliyle kapatıldı. ÖSYM başkanı Ali Demir ve bazı ÖSYM çalışanları hakkında savcılığın istediği soruşturma izin talebini oy çokluğu ile reddetti.ODTÜ’de yaşanan olaylar hakkında soruşturma başlattı.Bir Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi yönetimi eleştiren ve yolsuzlukla suçlayan “Yakarım KTÜ’yü de yakarım” diye bir köşe yazısı yazınca yargılattı, 11 ay 20 gün hapis cezası almasına neden oldu.(Bereket iyi halden ertelendi)Rektör seçimlerinde iktidar demokrasisini uyguladı. Giresun Üniversitesinde rektörlük için seçimler yapıldı. Her zaman olduğu gibi liste YÖK’e yollandı. YÖK düzenleme yapıp cumhurbaşkanına yolladı. Fakat değiştirerek. En çok oyu alan aday listeden atıldı ve yalnızca 1 oy olan rektör adayı listenin başına konuldu. İleri demokrasinin en güzel örneği.Suriyeli mültecilere, yani bugünkü iktidarın gelecekteki oy depolarına üniversite yolu açan yönetmeliği geçirdi. Aldığı kararla ABD’ye hizmet eden Suriyeli gericilere üniversitelerimizin kapıları artık ardına kadar açtı. Her yıl üniversiteye yerleşmek adına milyonlarca gencimiz sınavlara girmekte. Sınavı kazanamayan öğrenciler hayatlarına son verirken, milyonlarca gencimiz sınav stresi ile boğuşurken Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlıklarının emriyle karar alan YÖK Suriye’de eğitim görmekte iken ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim programlarında eğitimlerine ara vermek zorunda kalanlara Çukurova bölgesi ve çevresindeki 7 üniversiteden faydalanabilme olanağı verdi. Yine aldığı ucube kararla liseyi yurt dışında okuyan Türklerin istediği üniversiteye sınavsız gireceğini açıklayarak amacını su yüzüne çıkardı.“Üzerimde baskı var” açıklaması yaptığı için başkanına başbakanlık danışmanının “eşek herif” demişliği olan hükümetin oyuncağı olan bir kurum.Ve çok yakın dönemde “Alo Fatih” lakaplı Fatih Saraç’ın kardeşi Yekta Saraç’ın başkanlığına getirildiği bir kurum. Yeni bir “alo” hattı yakındır.33 yıl önce üniversitelerimizin başına kabus gibi çöken YÖK, artık kaldırılmalıdır. Üniversiteler kendini yönetebilir. YÖK’ü kaldıracağını söyleyen iktidar, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da yan çiziyor. Yeni YÖK yasası çözüm değil.  Biz, gerçek vatanseverler, kararlarıyla hainlikleri bir kez daha görünmüş bu iktidara, onların ağababaları ABD emperyalistlerine karşı ikinci kurtuluş savaşını vererek, bu çirkin çarkı kıracağız. Halk için dönen çarkı da yine bizler inşa edeceğiz. YÖK gibi kurumların ortadan kaldırılması ve üniversitelerin, gerçek birer akademiye, ülkeye aydın bireyler yetiştiren kurumlar haline gelmeleri, ancak ve ancak böyle gerçekleşebilir.Hepinize saygılarımı sunuyorum.

Paylaş: